SAĞLIK
26 Mayıs 2026 Salı - 17:01 "Bir öğünle diyet bozulmaz, asıl sorun vazgeçmek" Kurban Bayramı öncesi uzmanlardan kritik beslenme uyarıları geldi. Özellikle uzun tatil dönemlerinde kontrolsüz beslenmenin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Diyetisyeni Dilara Demirkan, bayram sonrası tartıda görülen hızlı kilo artışlarının büyük bölümünün yağ değil ödem olduğunu belirtti. Demirkan, "Bir öğünle diyet bozulmaz. Bir öğün kaçtı diye bütün düzen bırakılırsa asıl sorun o zaman başlıyor" dedi. Kurban Bayramı yaklaşırken milyonlarca kişi "Bayramdan sonra diyete başlarım" düşüncesiyle sofralara hazırlanırken, konunun uzmanından dikkat çeken bir uyarı geldi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Diyetisyeni Dilara Demirkan’a göre bayramda en büyük tehlike fazla yemek değil, "Bugün zaten diyetim bozuldu" psikolojisi. Bir dilim baklavanın değil, kontrolü tamamen bırakmanın kilo artışına neden olduğunu söyleyen Demirkan, yeni kesilen etin hemen tüketilmesinden koyu çay alışkanlığına kadar yıllardır doğru bilinen birçok yanlışın sindirim sistemini zorladığını anlattı. Bayram sonrası tartıda görülen 2-3 kiloluk artışın büyük bölümünün ise yağ değil ödem olduğuna dikkat çeken Demirkan, "Bir öğünle diyet bozulmaz, asıl sorun vazgeçmek" dedi. "En büyük hata fazla yemek değil, öğün atlamak" Bayram döneminde yapılan en büyük yanlışlardan birinin öğün atlamak olduğunu söyleyen Demirkan, özellikle akşam yemeği için gün boyu aç kalmanın kontrolsüz beslenmeye neden olduğunu ifade ederek, "İnsanlar ‘Nasıl olsa akşam et yiyeceğim’ diyerek gün içinde öğün atlıyor. Bu kez akşam aşırı açlıkla birlikte tıkınırcasına beslenme ortaya çıkıyor. Özellikle Kurban Bayramı’nda eti daha çok öğle öğününde tüketmeyi öneriyoruz. Akşam ise sebze ağırlıklı daha hafif beslenmek sindirimi rahatlatıyor" dedi. "Kurban eti kesilir kesilmez tüketilmemeli" En büyük hatalardan birinin de yeni kesilen etin hemen pişirilmesi olduğunu belirten Demirkan, etin mutlaka dinlendirilmesi gerektiğini söyledi. Demirkan, "Yeni kesilen ette ‘ölüm sertliği’ dediğimiz bir durum oluşuyor. Et kesilir kesilmez tüketildiğinde hem sert oluyor hem de sindirim sistemi daha fazla zorlanıyor. Etin en az 12 saat dinlendirilmesi gerekiyor. Çok sıcak olmayan serin bir ortamda bekletilmeli. Özellikle et hâlâ sıcakken direkt buzdolabına koymak doğru değil" ifadelerini kullandı. "Bayram sonrası görülen 2-3 kilo çoğu zaman yağ değil" Bayram sonrasında tartıda görülen hızlı kilo artışlarının çoğu zaman ödem kaynaklı olduğunu vurgulayan Demirkan, bunun nedeninin artan karbonhidrat, şeker ve tuz tüketimi olduğunu söyleyerek, "Pilav, baklava, hamur işi ve ikramlarla birlikte karbonhidrat tüketimi artıyor. Glikojen depoları dolunca vücut daha fazla su tutuyor. Tuz tüketimi de artınca ödem oluşuyor. Kısa sürede alınan 2-3 kilonun tamamının yağ olması çok sık gördüğümüz bir durum değil" dedi. "Detoks değil denge önemli" Bayram sonrası yapılan sert detoks programlarını önermediğini belirten Demirkan, sürdürülebilir beslenmenin önemine dikkat çekerek, "Bizler yasak koymaktan çok dengeyi öğretmeye çalışıyoruz. Karbonhidratı, proteini ve yağı dengeli şekilde düzenlediğimizde vücut zaten normale dönüyor. Bir gün fazla yemekle her şey bozulmaz. Önemli olan ertesi gün yeniden dengeye dönebilmek" diye konuştu. "Hazmettirmiyor, tam tersine şişkinlik yapabiliyor" Çay ve kahvenin de dikkatli tüketilmesi gerektiğini belirten Demirkan, "Yemek yedikten sonra çayın hazmettirdiği düşünülüyor ama fazla çay şişkinlik ve hazımsızlık yapabiliyor. Kahvenin fazla tüketimi reflü ve mide yanmasına neden olabiliyor. Yemek sonrası su, sade soda ya da ayran gibi daha hafif içecekler tercih edilmeli" şeklinde konuştu. "Günde yaklaşık 10-12 bardak su için" Bayram boyunca su tüketiminin artırılması gerektiğini belirten Demirkan, günlük en az 2-2,5 litre su içilmesini önererek, "Çay, kahve, çorba ya da soda sıvı alımına katkı sağlar ama suyun yerini tutmaz. Özellikle içilen her bardak çay veya kahve için ekstra bir bardak su tüketmek gerekiyor. Günde yaklaşık 10-12 bardak suyun altına düşülmemeli" ifadelerini kullandı. Rafine şekersiz bayram tatlısı önerisi Bayramda tatlı tüketimini tamamen yasaklanmak yerine daha sağlıklı alternatiflerin tercih edilebileceğini anlatan Demirkan, "Hurmayı sıcak suda bekletip çekirdeğini çıkardıktan sonra içine yulaf kepeği, ceviz, badem veya fındık eklenebilir. Bir miktar tahin ya da fıstık ezmesiyle rondodan geçirip top haline getirilip, Hindistan cevizine bulanarak rafine şekersiz sağlıklı atıştırmalıklar hazırlanabilir" dedi. "Bir öğünle diyet bozulmaz" Toplumda en sık karşılaştıkları yanlış düşüncenin "Diyet bozuldu" psikolojisi olduğunu belirten Demirkan, sürdürülebilir beslenmenin önemine dikkat çekerek, "İnsanlar bir öğün fazla yiyince bütün günü bırakıyor. Oysa bir öğünle diyet bozulmaz. Eğer bir öğün kaçtıysa yapılması gereken şey bütün düzeni bozmak değil, bir sonraki öğünde tekrar dengeye dönmek. Önemli olan mükemmel beslenmek değil, sürdürülebilir şekilde devam edebilmek" diye konuştu.
26 Mayıs 2026 Salı - 15:59 Diyetisyenden Kurban Bayramı’nda sağlıklı sofralar için uyarı Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elanur Yılmaz Akay, "Sofraların vazgeçilmezi kırmızı et, ölçülü yenildiğinde sağlıklı bir besin kaynağıdır" dedi. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elanur Yılmaz Akay, bayram sofralarında et ve tatlı tüketiminde ölçülü olunması gerektiğini belirterek, bayram günlerinde sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekti. "Ağır etli yemeklerden kaçının" Beslenme ve Diyet Uzmanı Elanur Yılmaz Akay, "Kurban Bayramı sofralarının vazgeçilmezi kırmızı et, ölçülü tüketildiğinde sağlıklı bir besin kaynağıdır. Ancak aşırıya kaçmak kolesterol ve kalp-damar hastalıkları riskini artırır. Etin yanında sebze, salata ve tam tahıllı ürünlerle tabağı dengelemek hem sindirimi kolaylaştırır hem de bayram boyunca enerjiyi korur. Bayramda ağır yemekler kaçınılmaz olsa da, öğünleri hafifletmek mümkündür. Yoğurt, ayran, zeytinyağlı sebzeler ve lifli gıdalar sindirim sistemini rahatlatır. Özellikle akşam yemeklerinde daha hafif tercihler yapmak, mideyi yormadan bayram keyfini sürdürmeye yardımcı olur" diye konuştu. "Bol bol su için yürüyüş yapın" Bayram ziyaretlerinde de ikram edilen tatlıların fazla tüketilmesinin kan şekerini hızla yükselteceğini söyleyen Akay, "Bu özellikle diyabet hastaları için risk oluşturmaktadır. Tatlıların küçük porsiyonlarla tadına bakılmasını, mümkünse sütlü tatlıların tercih edilmelidir. Bayram boyunca bol su içmek, vücudu toksinlerden arındırır ve sindirimi destekler. Ayrıca kısa yürüyüşler yapmak hem kan dolaşımını hızlandırır hem de ağır yemeklerin etkisini azaltır. Su ve hareket, bayramın enerjisini yüksek tutmanın en basit ama en etkili yollarıdır" şeklinde konuştu.
İlaçlı balon teknolojisi ile stentsiz çözüm mümkün
19 Nisan 2025 Cumartesi - 11:13 İlaçlı balon teknolojisi ile stentsiz çözüm mümkün Kalp damar hastalıkları tüm dünyada ve ülkemizde hala en sık görülen ölüm nedenlerinin başında geliyor. Ancak kardiyoloji alanındaki gelişmeler, özellikle stent ve balon teknolojisinde yaşanan yenilikler, hastalar için umut verici bir dönemin kapılarını aralıyor. İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Cihan Altın, ilaçlı balon teknolojisinin önemine dikkat çekti. Doç. Dr. Altın, geleneksel stent uygulamalarında yerleştirilen stentin damar içindeki metal yükü arttırdığı için zamanla olumsuz reaksiyonlara yol açabildiğine dikkat çekerek, "İlaçlı balon tedavisinde içeride bir metal yük bırakmıyorsunuz. Böylece damar normal yapısında kalıyor, vücutta yabancı bir cisim bulunmuyor. Bu, hastalar için büyük bir avantaj. Hastalarımızın çoğu stentlerinin takibi sırasında kaygılar taşıyor. Stentlerin tıkandığı zaman damarın açılmasında zorluklar yaşanabiliyor. İlaçlı balonda ise bu tür bir endişeye gerek kalmıyor" dedi. Doç. Dr. Altın, "Yeni geliştirilen ilaçlı balonlar özellikle uygun damar yapısına sahip hastalarda stent kullanılmadan damar açıklığı sağlanabiliyor. Seçilmiş lezyonlarda bu teknoloji stentle elde edilen başarıya stent kullanmadan da ulaşabiliyoruz" ifadelerini kullandı. Normal anjiyoyla açılamayacak kadar çok kireçli damarlar için yeni yöntemler Eskiden çok sert ve kireçli damarların açılamadığını belirten Doç. Dr. Altın, günümüzde bu gibi zor vakalarda dahi etkili çözümler olduğunu vurguladı. Altın, "Artık damara zarar vermeyen bir matkabı andıran özel sistemlerle veya hatta böbrek taşlarını kırmakta kullandığımız şok dalgaları ile bu çok kireçli damarların açılabilmesi mümkün olmaktadır. Bu da tedavi seçeneklerini ciddi anlamda genişletiyor" dedi.
Muğla’da hekimler bilgilendirildi
19 Nisan 2025 Cumartesi - 11:09 Muğla’da hekimler bilgilendirildi Sağlık Bakanlığı’nın öncelikli hedefleri arasında yer alan ’anne ve bebek sağlığını korumak’ çalışmaları kapsamında tıbben gerekli olmayan sezaryen oranlarının azaltılması, normal doğumun teşvik edilmesi ve ülke genelinde nüfus artış hızının sürdürülebilir bir seviyede tutulması amacıyla "Normal Doğum Eylem Planı" hazırlandı. Eylem planı kapsamında Muğla İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, il genelinde görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlarına yönelik bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Toplantıya İl Sağlık Müdürü Dr. Ali Burak Mülayim başkanlık etti. Toplantıda, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kemal Güngördük tarafından "Tıbbi Hatalı Uygulamalardan Korunma" konusunda kapsamlı bir sunum gerçekleştirildi. Prof. Dr. Güngördük, normal doğumun önemi, sezaryen gereklilikleri ve uygulama esasları hakkında katılımcılara detaylı bilgiler verdi. Toplantıda ayrıca, doğum hizmetlerinde kaliteyi artırmak, hekimlerin hukuki süreçler karşısında daha bilinçli hareket etmelerini sağlamak ve normal doğumu teşvik etmek amacıyla yürütülen çalışmalar ele alındı. Hekimlerin görüş ve önerileriyle katkı sunduğu toplantı, karşılıklı bilgi alışverişiyle sona erdi. Muğla İl Sağlık Müdürlüğü, anne ve bebek sağlığını iyileştirmeye yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.
Kalp Sağlığı haftasında bilinçlendirme çalışmaları başladı
19 Nisan 2025 Cumartesi - 11:03 Kalp Sağlığı haftasında bilinçlendirme çalışmaları başladı Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Kaynak, Nisan ayı Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla bir açıklama yaparak, kalp ve damar hastalıklarının Türkiye’de ve dünyada en sık görülen ölüm nedenleri arasında yer aldığını hatırlattı. Başhekim Dr. Kaynak, Kalp Sağlığı Haftası ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Kalp sağlığının sadece bireysel değil, toplumsal sağlığın da temelini oluşturduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Kaynak, ’’Bu hafta, halkımızı kalp sağlığı konusunda bilinçlendirmek ve yaşam tarzı değişiklikleriyle hastalıkların önüne geçilebileceğini vurgulamak için önemli bir fırsattır. Modern yaşamın getirdiği stres, düzensiz beslenme, hareketsizlik ve sigara kullanımı kalp hastalıklarının en büyük risk faktörlerindendir. Kalp hastalıklarının önlenmesinde sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, ideal kilo kontrolü ve sigaradan uzak durmak hayati öneme sahiptir. Özellikle genç yaşta kazanılan sağlıklı alışkanlıklar, ileri yaşlarda kalp sağlığının korunmasında büyük rol oynamaktadır’’ dedi. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak Kalp Sağlığı Haftası boyunca çeşitli bilgilendirme seminerleri, ücretsiz tansiyon ve kan şekeri ölçümleri ile toplum sağlığına katkı sunmayı amaçladıklarını ifade eden Başhekim Kaynak, tüm vatandaşları bu etkinliklere davet etti. Açıklamasının sonunda, "Kalbimize kulak verelim, sağlığımızı ihmal etmeyelim," diyen Dr. Kaynak, sağlıklı bir yaşam için farkındalığın artırılması gerektiğini vurguladı.
Profesör nisan ayının sağlık üzerine 3 tehlikesini açıkladı: Ani ısı değişikliği, barometrik basınç ve hasta bina sendromu
19 Nisan 2025 Cumartesi - 10:49 Profesör nisan ayının sağlık üzerine 3 tehlikesini açıkladı: Ani ısı değişikliği, barometrik basınç ve hasta bina sendromu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, "Nisan ayı günlük iklim, hava ve ısı değişikliklerinin en hızlı ve ani değiştiği günlerin yaşandığı bir aydır. Ani sıcaklık farkına maruz kalan kişilerde başta göğüs ve sırt ağrıları olmak üzere, soğuk algınlığı belirtileri oluyor. Grip ve zatürreye bağlı hastaneye yatış oranları çok yüksek. Her 3 hastadan neredeyse 1’i yatarak tedavi alması gerektiğini görüyoruz" dedi. Nisan ayında yaşanan soğuk hava ve ani sıcaklık değişikliklerinin hastaneye yatış oranlarını artırdığını ifade eden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, açıklamalarda bulundu. Türkiye’de Nisan ayının günlük iklim, hava ve ısı değişikliklerinin en hızlı ve ani değiştiği günlerin yaşandığı bir ay olduğunu ifade edene Özkaya, "İlkbahar ayı artık sadece Nisan ayından oluşmakta ve bugünlerde ani hava değişiklikleri ve mevsimlerin birbirine karışması insan vücudunda istenmeyen olumsuz etkilere sebep olmaktadır. 2002 yılında doktora başvuru sayısı 208 milyon iken, 2020 yılında 600 milyon ve 2023 yılında bu sayı nüfus artış oranının çok üstünde olarak 5 katına yani 973 milyon kişiye ulaşmıştır. Hastaneye ve doktora başvurudaki bu hızlı artışın nedeni son 20 yılda ani gelişen iklim ve ısı değişiklikleri olduğunu biliyoruz. Başta ilkbahar ve sonbahar gibi geçiş aylarının artık kısalıp, ani günlük değişimlerin yaşanması ve bu mevsimler arası hızlı geçişlerin fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklara neden olduğunu biliyoruz. Kapalı ortam hava sıcaklığıyla dış çevre sıcaklığı arasındaki farkların, insanlar üzerinde olumsuz etkileri var. Bu durum, öncelikle kıyafet seçimini etkiliyor. Ani sıcaklık farkına maruz kalan kişilerde başta göğüs ve sırt ağrıları olmak üzere, soğuk algınlığı belirtileri oluyor. Uzayan öksürük, halsizlik, eklem ağrıları ve yorgunluk, enerji düşüklüğü gibi belirtilere sebep oluyor. Grip ve zatürreye bağlı hastaneye yatış oranlarının çok yüksek. Her 3 hastadan neredeyse 1’i yatarak tedavi alması gerektiğini görüyoruz. Fiziksel şikayetlerin süresinin uzaması halinde anlık duygu durum bozukluğuna yol açabilir. Huzursuzluk, sinir, endişe, sosyal cinnet ve şiddet davranışlarının ortaya çıkmasına etken olabilir" diye konuştu. Barometrik basınç Barometrik basınç denilen fiziksel bir etkilenmenin son günlerde tüm dünyada tartışıldığını belirten Özkaya, "Barometrik basınç; hava değişimleri ve fırtınalar, sıcaklık dalgalanmaları, yağmur veya kar ve rüzgardaki değişiklikler gibi diğer değişikliklerle birlikte gelir. Bu atmosfer basıncıdır, atmosferin ağırlığıdır ve barometrik basınç değişiklikleri vücudumuzu birkaç şekilde etkiler. Bazı insanlar, migren gibi baş ağrıları, eklem ağrıları, kronik yorgunluk, kontrol dışına çıkan tansiyon ve kan şekeri değişimleri gibi etkilerinin olduğunu biliyoruz. Bazı insanlar vücutlarındaki atmosferik basınç değişikliklerini gerçekten hissedebilirler. Yüksek ve düşük barometrik basınç belirtileri kafanızda, kan basıncınızda ve kan şekeri ölçümlerinizde ve eklemlerinizde ortaya çıkabilir" şeklinde konuştu "Hasta bina sendromu yaşayanlar doktorlara başvuruyor" Merkezi sistem klimaları olduğu yerlerde bir hastalık tanımlandığını belirten Özkaya, "Hasta bina sendromu’ denilen sendrom var. Bu özellikle neredeyse çalışan hemen herkesin hastalığı diyebileceğimiz bir hastalıktır. Hasta bina sendromundan özellikle ofis ortamında çalışanların birtakım şikayetleri oluyor. Özellikle dediğimiz gibi ofis ortamında, merkezi klimayla havalandıran havalandıran ortamlarda, bu özellikle küflerin yerleşmesine bağlı, ortama salınmasıyla kişiler baş ağrısı, göz, burun ve boğazda tahriş, geçmeyen bir öksürük, sürekli bir gıcık, öksürük, baş dönmesi, kaşıntı, kuru cilt, yorgunluk, halsizlik, konsantrasyon olamama, kişilik değişimlerine kadar değişen paranoya, depresyon gibi gibi kişilik değişimlerine sebep oluyor. Hastaların; ’hiç düzelmiyorum, hiç iyileşemiyorum, hiç eklem ağrılarım geçmiyor, hiç öksürüğüm iyileşmiyor’ dedikleri kronik grip ya da nezle benzeri sendromlarına neden oluyor. Bu sendrom grubuna ’hasta bina sendromu’ diyoruz ve neredeyse günümüzde ofis ortamında çalışanları büyük bir çoğunluğu bu şikayetlerle doktora başvuruyor. Bunun özellikle merkezi havalandırmadan kaynaklandığını söyleyebiliriz. Ofis ortamında da buna dikkat edilmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. Özkaya, vatandaşların bu ani sıcaklık ve iklim değişikliklerine uyum sağlamalarının önemli olduğunun altını çizerek, şunları söyledi: "Günlük giysilerinde çok kalın veya çok ince kıyafetler tercih etmek yerine katmanlı giyinebilirler. Çok sıcak ve çok soğuk içecekleri tüketmemeli, yağmur, rüzgar gibi ani hava olaylarına maruz kalmamaya özen göstermeliler. Vatandaşlarımız kendilerini huzursuz eden, stres ve öfke oluşturan veya enerjilerini azaltacak sosyal ortamlarda da fazla zaman geçirmemeli."
Samsun’da hastane personeline işaret dili eğitimi
19 Nisan 2025 Cumartesi - 10:42 Samsun’da hastane personeline işaret dili eğitimi Samsun Gazi Devlet Hastanesi personeli, işitme engelli vatandaşlara daha iyi hizmet verebilmek adına işaret dili eğitim aldı. İşitme engelli vatandaşlarla hastanede doğrudan iletişim kurabilmek adına düzenlenen eğitimlere güvenlik görevlisi, hemşire, doktor gibi çok çeşitli görevler ve birimlerden hastane personeli katıldı. Samsun İşitme Engelliler Okulu eğitmenlerinden Yeminli Türk İşaret Dili Tercümanı Murat Tekin tarafından 2 hafta süreyle verilen eğitimlerin bir başlangıç olduğu ve kapsamının genişletileceği belirtildi. Hastane personeli aldığı eğitimleri işitme engelli bir hastanın, hastane birimleriyle işaret diliyle iletişim kurmasını konu alan bir tiyatro ile de gösterdi. Hastane personeli işaret dili ile İstiklal Marşı okudu. Hastane Başhekimi Doç. Dr. Mahmut Ulubay, "İşaret dili bütün toplumlar için aslında önemli. Herkes için önemli ama sağlık için ayrı bir önemi olduğunu düşünüyorum. Bilerek, birinci elden bir şikayet dinlemek bir doktor için bir hemşire için bunun ne kadar önemli olduğunu ben bizzat yaşayarak biliyorum. Her yetmiş kişiden bir tanesinin işitme engelli olduğunu düşünürsek ve bunların bu toplumun içinde yaşadığını göz önüne alırsak işaret dilinin ne kadar önemli olduğunu bir kere daha anlıyoruz" dedi. Samsun İşitme Engelliler Okulu Müdürü Veysel Uğur, "Samsun İşitme Engeller Okulu olarak Samsun Gazi Devlet Hastanesi’nden gelen işaret dili eğitimi ile ilgili başvuruyu anında değerlendirmek istedik. Burada gönüllü sağlık çalışanlarına iki hafta sürecince çok verimli bir eğitim verildi. Onlara bu duyarlılıklarından, hassasiyetlerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Toplumda işitme engelli vatandaşlarımızın sayısı oldukça fazla. Onlara anında ve doğru müdahale etmek adına bu yoğun mesaileri arasında, bu eğitime zaman ayırdıkları için hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İnşallah devamı gelecek. Biz de elimizden geleni yapacağız" diye konuştu. Acil Tıp Uzmanı Dr. Berika Kavaz Kuru, "Biliyorsunuz bugün işaret dili eğitimimiz tamamlandı. Küçük bir tiyatral gösteri ile beraber de becerilerimizi iki haftada bile olsa farkındalığımızı sizlere yansıtmaya çalıştık. Hepimiz bir anda sağır ve dilsiz olabiliriz. Konuşulanları duyamayabiliriz veya biz konuşamayabiliriz. En çok da belki bunun farkındalığı içerisine girmiş olduk. Kendi ailelerimize, yakınlarımıza bunu aksettirmiş olduk. Sağlıkta bu eğitimleri alan kişilerin artmasını ümit ediyorum. Çünkü gelen insanları anlayabilmek, onların agresyonunu azaltabilmek, bunlar çok önemli deneyimler olacaktır" şeklinde konuştu.
Samsun’da hastane personeline işaret dili eğitimi
19 Nisan 2025 Cumartesi - 10:41 Samsun’da hastane personeline işaret dili eğitimi Samsun Gazi Devlet Hastanesi personelleri, işitme engelli vatandaşlara daha iyi hizmet verebilmek adına işaret dili eğitim aldı. İşitme engelli vatandaşlarla hastanede doğrudan iletişim kurabilmek adına düzenlenen eğitimlere güvenlik görevlisi, hemşire, doktor gibi çok çeşitli görevler ve birimlerden hastane personelleri katıldı. Samsun İşitme Engelliler Okulu eğitmenlerinden Yeminli Türk İşaret Dili Tercümanı Murat Tekin tarafından 2 hafta süreyle verilen eğitimlerin bir başlangıç olduğu ve kapsamının genişletileceği belirtildi. Hastane personeli aldığı eğitimleri işitme engelli bir hastanın, hastane birimleriyle işaret diliyle iletişim kurmasını konu alan bir tiyatro ile de gösterdi. Hastane personeli işaret dili ile İstiklal Marşı okudu. Hastane Başhekimi Doç. Dr. Mahmut Ulubay, "İşaret dili bütün toplumlar için aslında önemli. Herkes için önemli ama sağlık için ayrı bir önemi olduğunu düşünüyorum. Bilerek, birinci elden bir şikayet dinlemek bir doktor için bir hemşire için bunun ne kadar önemli olduğunu ben bizzat yaşayarak biliyorum. Her yetmiş kişiden bir tanesinin işitme engelli olduğunu düşünürsek ve bunların bu toplumun içinde yaşadığını göz önüne alırsak işaret dilinin ne kadar önemli olduğunu bir kere daha anlıyoruz" dedi. Samsun İşitme Engelliler Okulu Müdürü Veysel Uğur, "Samsun İşitme Engeller Okulu olarak Samsun Gazi Devlet Hastanesi’nden gelen işaret dili eğitimi ile ilgili başvuruyu anında değerlendirmek istedik. Burada gönüllü sağlık çalışanlarına iki hafta sürecince çok verimli bir eğitim verildi. Onlara bu duyarlılıklarından, hassasiyetlerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Toplumda işitme engelli vatandaşlarımızın sayısı oldukça fazla. Onlara anında ve doğru müdahale etmek adına bu yoğun mesaileri arasında, bu eğitime zaman ayırdıkları için hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İnşallah devamı gelecek. Biz de elimizden geleni yapacağız" diye konuştu. Acil Tıp Uzmanı Dr. Berika Kavaz Kuru, "Biliyorsunuz bugün işaret dili eğitimimiz tamamlandı. Küçük bir tiyatral gösteri ile beraber de becerilerimizi iki haftada bile olsa farkındalığımızı sizlere yansıtmaya çalıştık. Hepimiz bir anda sağır ve dilsiz olabiliriz. Konuşulanları duyamayabiliriz veya biz konuşamayabiliriz. En çok da belki bunun farkındalığı içerisine girmiş olduk. Kendi ailelerimize, yakınlarımıza bunu aksettirmiş olduk. Sağlıkta bu eğitimleri alan kişilerin artmasını ümit ediyorum. Çünkü gelen insanları anlayabilmek, onların agresyonunu azaltabilmek, bunlar çok önemli deneyimler olacaktır" şeklinde konuştu.
Organik olmayan her sebze ve meyve kanseri tetikliyor
19 Nisan 2025 Cumartesi - 10:05 Organik olmayan her sebze ve meyve kanseri tetikliyor Bursa’da kanserde erken teşhisin önemi ve tedavi yöntemleri ile sağlıklı beslenmenin ele alındığı söyleşide uyarılarda bulunan Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. İbrahim Yıldırım, "Bütün kokan gıdalar antitümörel aktiviteye sahiptir. Ancak tarımsal ilaçları içine soktuğunuz anda maalesef fayda yerine zarar görüyoruz" dedi. Bursa’da düzenlenen ‘Kendi Hikayeni Kansersiz Yaz’ adlı söyleşi büyük ilgi gördü. Genellikle kadınların ilgi gösterdiği Kanser Haftası etkinliğinde sağlıklı beslenmeden sosyolojik çevreye, spordan sağlık kontrollerine kadar birçok konu ele alındı. Söyleşide Medicana Bursa Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. İbrahim Yıldırım, Bursa Kanserle Savaş Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Nermin Özkurt, kanseri yenen Sevgi Uyumaztürk, salondaki vatandaşlarla deneyimlerini paylaştı. Her hastanın, her kişinin hasta olduktan sonra ve önce beslenmesinin farklı olduğunu belirten Radyasyon Onkolojisi Uzm. Dr. İbrahim Yıldırım, "Ancak genel olarak her şeyin birinci olarak organik olmasını öneriyoruz. Tarımsal ilaçlardan uzaklaştırılmış beslenmeyi öneriyoruz. Birtakım gıdalar vardır. Bu gıdalar antitümöreldir. Genelde aklınızda şöyle bulunsun; bütün kokan gıdalar antitümörel aktiviteye sahiptir. Başta sarımsak, pırasa, soğan, brokoli, brüksel lahanası, karnabahar, ıspanak, roka ve pancar gibi gıdalar antitümörel aktifiyiteye sahiptir. Ancak tarımsal ilaçları içine soktuğunuz anda maalesef fayda yerine zarar görüyoruz. Tarımsal ilaçların bir şekilde uzaklaştırılması, hatta mümkünse organik, ilaçlanmamış beslenme yapılması en önemli beslenmedir. Tabii ki sadece bir beslenmeyle kanser tedavisi olmaz. Sağlığın bir bütün olduğunu ve bedensel ve ruhsal sağlığın iyilik halinin önemli olduğunu unutmamak gerekiyor. İçme suyundan destek tedavilerine kadar her şey kanser tedavisinde önemlidir" dedi. Kanseri nasıl yendiğini anlatan Sevgi Uyumaztürk, "2021 Ekim ayı sonunda davetsiz misafirle karşılaştım. Neden ben diyorsunuz. Ama süreci iyi yönetebiliyorsanız, kısa çöpü çekmiş olsanız dahi bu süreci iyi bir diyetisyenle, iyi bir psikologla ve tedavinizi planlayacak hocalarla iyi bir iletişimle bu süreci güvenle yürütüyorsunuz. Bugün burada olmak benim için büyük bir keyif. 3,5 yıllık bir savaş değil de davetsiz misafirle ilgili yaşadığım olayları vatandaşlarla her fırsatta paylaşıyorum. Hiçbirimiz aslında güçlü değiliz. Şartlar karşısında aldığımız roller, aldığımız kararlar ve belirlediğimiz yol haritaları olmalı. Aslında herkesin bir Piri Reis yol haritası olmalı. Çünkü bu hastalık da, kanser de kişinin parmak izi gibi kendine özeldir. Buna göre yol haritanızı belirlemeniz lazım. Ama Piri Reis haritası herkesin kendine özgü olmalı. Bu sadece hastalıkta değil, yaşamın her alanında olmalıdır" dedi. Her iki göğsünde meme kanseri çıktığını ve tam tedavisinin bittiğini sanırken tiroit kanseriyle tanıştığını ifade eden Uyumaztürk, "Her kadın kontrollerini yaptırsın. Ben çok yoğun çalışan bir insandım. Gündüz evimde hiç oturmadığımı fark ettim. Ama 3,5 yıl evde kalıyorsunuz. Evinizdeki her ayrıntıyı öğreniyorsunuz. Biraz kendinize öz şefkat göstermeniz gerekiyor" diye konuştu. Kanserin bireysel bir hastalık olmadığını ifade eden Bursa Kanserle Savaş Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Nermin Özkurt ise, "Kanser kesinlikle sosyolojik hastalıktır. Bütün toplumu, aileyi etken bir hastalıktır. Ben gönüllülük bazında tamamen tesadüfen dernekle tanıştım. Dernekte bütün çalışan arkadaşlarımı gönüllü olarak çalışıyoruz. Hiçbir madde çıkarı olmadan, beklentisi olmadan tamamen kendi özelliklerimizi hasta ve hasta yakınlarımızın yararına çalışmalar yürütüyoruz. Kanser tabii ki günümüze gittikçe artan ve maalesef ki çok hızlı artan bir hastalıktır. Ben göreve başladığım 2018 yılında 8 kadından 1’i meme kanseriydi. Artık 6 kadından 1’e dönmeye başladı. İlerleyen yıllarda bu dörde düşecek veya belki de 2 kadından 1’i olacak. Çünkü çok hızlı gelişmektedir. Bazı kanser türlerinden belki korunamayız. Ama erken teşhisle çok kısa sürede tedaviyle sonlanabiliriz. Erken teşhis o kadar önemli ki, bunun için tek yapmamız gereken bakanlığımızın ve özel kurumlarımızın kanser tarama merkezlerine gitmemizdir. Test yaptığımızda yolculuğumuz 3 sürecekse 1 yılda bitebiliyor. Bugün meme kanseri yüzde 100 erken teşhiste tedaviyle, başarıyla sonuçlanıyor. Onun için de herkese ne olur taramalarını aksatmasın. Ben de olmaz demeyeyim. Yani yılda bir kez bir cerraha gitmek, yılda bir kez bir hekim kontrolünden geçmek, kadınların kendilerini çocuğu muayenesi yapması, bunlar sadece on dakikasını alacak süreler. Ancak hayatlarına çok saniyeler kazandıracaktır" dedi.
Ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşları hakkında yönetmelik Resmi Gazete’de
19 Nisan 2025 Cumartesi - 01:07 Ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşları hakkında yönetmelik Resmi Gazete’de Ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşları hakkında yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlandı. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşları hakkında yönetmelik’ Resmî Gazete’de yayımlandı. Yenilenen Yönetmelik ile tıp merkezleri, poliklinikler, muayenehaneler ve tüm özel sağlık kuruluşlarında sunulan sağlık hizmetleri konusunda kapsamlı düzenlemeler gerçekleştirildi. Tıp merkezlerine akreditasyon zorunluluğu getirildi Yeni yönetmeliğe göre, tıp merkezlerinin Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü’nden (TÜSKA) akreditasyon belgesi alması zorunlu hale geldi. Ayrıca, tıp merkezi bünyesinde doğum ünitesi açılabilmesi için yeni kriterler getirildi. Kayıt ve arşiv işlemlerinde ise elektronik sistem zorunlu olacak. Hasta güvenliğine yönelik yeni önlemler Hasta sağlığı ve güvenliğiyle doğrudan ilişkili tüm tıbbi tedavi uygulamalarının bilimsel standartlara uygunluğunu değerlendiren tıbbi endikasyon ve uygulama denetimleri getirildi. 24 saat hizmet verebilecek donanıma sahip tıp merkezlerinde acil ünitesi ve cerrahi müdahale birimi kurulabilmesine imkan tanındı ve hangi müdahalelerin tıp merkezlerinde yapılabileceğine dair standartlar güncellendi. Özel sağlık kuruluşu sahipliği için ilave kriterler Yönetmelikle birlikte, yeni özel sağlık kuruluşu açılışları ve kadro taleplerinin değerlendirilmesi artık yıllık planlama kapsamına alınacak. Ayrıca 1219 sayılı Kanun uyarınca hekimlik mesleğinden yasaklı kişilerin sağlık kuruluşu sahibi olması tamamen yasaklandı. Daha önce sahip olduğu sağlık kuruluşunun ruhsatı iptal edilen kişilere ise 5 yıl süreyle yeni sağlık kuruluşu açma yasağı getirildi. Polikliniklerin tıp merkezine dönüşümü teşvik edilecek Yönetmelik ile birlikte, iki veya daha fazla polikliniğin birleştirilerek tıp merkezine dönüşmesine izin verilecek. Birleşen poliklinik sayısı kadar ilave kadro verilmesine imkan tanınacak. Fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerine ilave kriterler Muayenehanelerde başvurulacak tıbbi uygulamaların çerçevesi çağdaş tıp kurallarına uygun olarak yeniden düzenlendi. Ayrıca fizik tedavi ve rehabilitasyon kurumları ile ünitelerinde sunulacak sağlık hizmetleri için bina ve fiziki şartları düzenleyen yeni kriterler getirildi.