GENEL - 19 Mart 2021 Cuma 18:01

SAÜ’de ‘Tanrı Tasavvuru ve Ahlak’ konuşuldu

A
A
A
SAÜ’de ‘Tanrı Tasavvuru ve Ahlak’ konuşuldu

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) İlahiyat Fakültesinin düzenlediği ‘Tanrı Tasavvuru ve Ahlak’ konulu konferansın konuğu Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof.

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) İlahiyat Fakültesinin düzenlediği ‘Tanrı Tasavvuru ve Ahlak’ konulu konferansın konuğu Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Evkuran oldu.


Sakarya Üniversitesi (SAÜ) İlahiyat Fakültesinin düzenlediği ‘Tanrı Tasavvuru ve Ahlak’ konulu konferansın konuğu Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Evkuran oldu. SAU İlahiyat Fakültesinin internet kanalında canlı olarak yayınlanan konferansın moderatörlüğünü İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Hülya Terzioğlu yaptı. Konuşmasında tanrı ve ahlakın insanlık tarihinin vazgeçilmez ve birbirini hatırlatan iki kavramı olduğunu belirten Doç. Dr. Terzioğlu, Tanrı’dan bağımsız bir ahlak anlayışı üzerinden ateist güzellemesinin yapıldığını dile getirdi.



Güçlü, sağlam ve sürdürülebilir bir hakikat üretmesi gerekiyor


Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Evkuran, “Aslında dinden beklentimiz budur. Fakat beklentilerimizle gerçekleri birbirine karıştırdığımızda bu boşluk bizi savuruyor. Günümüzde ülkemizde, Ortadoğu’da, İslam dinin egemen olduğu coğrafyada yaşanan sosyal, kültürel ve toplumsal sorunlara baktığımızda ciddi bir ahlak krizi yaşadığımız söylenebilir. O nedenle günümüzde deist söylemin müesses dinlere dönük en güçlü eleştirilerinden birisi ahlak argümanıdır. Eğer dinsel inanç doğruysa ve bizi hakikate ulaştırıyorsa bu hakikat bir ahlak üretmesi gerekiyor. Güçlü, sağlam ve sürdürülebilir bir hakikat üretmesi gerekiyor. Ama biz sahaya baktığında bunu göremiyoruz. Buradan bir din eleştirisi var ve bu din eleştirisi önce dindarların sosyal, tarihsel ve politik pratiklerinden hareketle yükseliyor ve dinin en mahrem alanı dediğimiz Tanrı’ya ve Tanrı tasavvuruna varan bir itiraz süreci söz konusu” dedi.



Kur’an’la olan irtibat kesildi


Kur‘an’dan ahlaki hayatın ve bilincin temelini oluşturan bir sorumluluğun çıkacağını ve Kur‘an’ın bireysel sorumluluğu vurguladığını kaydeden Prof. Dr. Evkuran, “Buradan son derece canlı bir ahlaki bilincin çıkması beklenirdi. Fakat olmadı, araya bir şeyler girdi. Kur’an’la olan irtibat kesildi. Hakikatle olan irtibat kesildi. İkinci üçüncü elden hakikat tanımlarıyla biz idare etmeye çalışıyoruz. Mesela özellikle kadınların taşımakla yükümlü olduğu cinsiyetçi bir ahlak inşaat ettik. Aşırı teslimiyetçi, yeteneklerini kullanmayan bir insan tipi inşa ettik. Metafizik olmadan bunu temellendirmek mümkün değildir. Sürdürseniz bile toplumsal yaygınlık yani ulaşılabilirlik, bulaş imkanı vermeniz mümkün değildir” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli İzmit’in kalbi Ramazan Çadırı’nda atıyor Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 11 Ayın Sultanı Ramazan’ın birlik ve beraberlik ruhunu İzmit Kent Meydanı’nda yaşatmaya devam ediyor. Her gün binlerce vatandaşın orucunu birlikte açtığı Ramazan Çadırı, gün boyu süren etkinlikleri ve ücretsiz ikramlarıyla yoğun ilgi görüyor. İzmit Kent Meydanı’nda bulunan Ramazan Çadırı’nda programlar iftardan bir saat önce başlıyor. Çocuklara yönelik atölye çalışmaları, sahne etkinlikleri ve eğlenceli aktivitelerle meydan şenlik alanına dönüşüyor. Aileler çocuklarıyla birlikte etkinlik alanını doldururken, minikler hem öğreniyor hem eğleniyor. Mehteran gösterileri, ilahiler ve ezgiler eşliğinde Ramazan’ın manevi atmosferi daha da güçleniyor. Meydanı dolduran vatandaşlar, geleneksel tınılar eşliğinde iftar saatini bekliyor. Kur’an tilaveti ve birlik sofrası Program akışı içerisinde Mehteran ezgilerinin ardından Konservatuvar Türk Dini Musiki Bölümü öğrencilerinden Kur’an-ı Kerim tilavetiyle manevi iklim zirveye taşınıyor. Dualar eşliğinde oruçlar hep birlikte açılıyor. Bu kapsamda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin İzmit Kent Meydanı’nda kurduğu Ramazan Çadırı, her akşam binlerce vatandaşı aynı sofrada buluşturarak paylaşma ve dayanışma ruhunu pekiştiriyor. İftar sonrası ücretsiz ikramlar İftarın ardından çadır girişinde kurulan stantlarda vatandaşlara çeşitli ikramlar sunuluyor. Patlamış mısır, pamuk şeker, şerbet ve Osmanlı macunu özellikle çocuklardan yoğun ilgi görüyor. Ayrıca Greenbox teknolojisiyle kurulan alanda vatandaşlar hatıra fotoğrafı çektirerek Ramazan coşkusunu ölümsüzleştiriyor. Geleneksel Ramazan eğlenceleri sahnede Büyükşehir Belediyesi, Ramazan Çadırı’nda kültürel mirası yaşatmayı sürdürüyor. İftarın ardından sahne alan geleneksel Ramazan eğlenceleri, özellikle çocuklara unutulmaz anlar yaşatıyor. Geçtiğimiz akşam düzenlenen programda "İbiş ile Ramazan" gösterisi miniklerle buluştu. Kahkahalar eşliğinde gösteriyi izleyen çocuklar, ardından sahnelenen jonglör gösterisiyle heyecanlarını ikiye katladı. Ailelerin de ilgiyle takip ettiği etkinlikler vatandaşlardan tam not aldı. Sahne programları kapsamında düzenlenen yarışmalarda çocuklara çeşitli hediyeler verilirken, gerçekleştirilen etkinliklerle minikler Ramazan’ın birlik, paylaşma ve neşe dolu ruhunu yakından tanıma fırsatı buldu. Körfez’de Ramazan ezgileri Öte yandan kentin farklı noktalarında da Ramazan heyecanı yaşatılmaya devam ediyor. Bu kapsamda Körfez Tütünçiftlik Kültür Merkezi’nde de birbirinden güzel ezgiler seslendirildi. Körfez Belediyesi iş birliğinde düzenlenen gecede Ahmet Hakan Karagül, sevilen türkü ve ilahileri konuklar için söyledi.
Mardin Espressolab, Mardinli kadın üreticilerle atık kahveyi üretime kazandırıyor Espressolab, Mardinli kadın üreticilerle birlikte yürüttüğü ve atık kahve posalarını üretime kazandırdığı projenin kısa filmini yayınlayarak kadın üretimine dikkat çekti. 2019’dan bu yana devam eden projede, kahve posaları kadın emeğiyle kahve sabununa dönüştürülüyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadın emeğinin üretime katkısını ve sürdürülebilir kalkınmadaki rolünü yeniden gündeme taşıyor. Kadınların üretim zincirinde daha güçlü konumlanmasının, üretim modellerinin dönüşümü açısından önemi büyük. Özellikle sürdürülebilir üretim ve yerel kalkınma başlıklarında kadınların aktif rol üstlenmesi, ekonomik değerin daha kapsayıcı bir yapıda oluşmasına katkı sağlıyor. Üretim süreçlerinde kadın emeğini ileri dönüşüm modeliyle buluşturan örneklerden biri ise Espressolab’in hayata geçirdiği proje oldu. Kahve zinciri Espressolab, RET Derneği tarafından kurulan sosyal girişim markası Leap Natural ile iş birliği yaparak Mardin’de kadın üreticileri destekleyen bir ileri dönüşüm modeli geliştirdi. 2019’dan bu yana devam eden proje kapsamında mağazalarda biriken kahve posaları, Mardinli kadınların emeğiyle doğal sabuna dönüştürülerek yeniden değerlendiriliyor. 30 kadının yer aldığı atölye, yerel kalkınmaya katkı sağlayan sürdürülebilir bir değere dönüştü. Proje, 8 Mart vesilesiyle kadın emeğinin önemine ve dayanışmanın gücüne bir kez daha dikkat çekti. "Her yıl yaklaşık 8 milyon ton kahve posası atığı oluşuyor" 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile kadın emeğinin üretimdeki değerini vurgulayan Espressolab CMO’su Ersin Kefeli, projeye ilişkin şunları söyledi: "Başta Mardin’de birlikte üretim yaptığımız kadınlar olmak üzere, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum. Mardinli üretici kadınlarla böyle bir projede birlikte yer almak bizim için son derece kıymetli. Bu çalışmayla kadın emeğini katma değerli üretimle buluşturmayı ve yerel üreticilere doğrudan katkı sunmayı hedefledik. Sektörümüzde her yıl yaklaşık 8 milyon ton kahve posası atığı oluşuyor. Kahve üretim ve tüketim süreçlerindeki diğer yan ürünlerle birlikte bu miktar 15 milyon tonun üzerine çıkabiliyor. Biz bu tabloya, kahveyi kadın emeğiyle yeniden hayat bulan bir değere dönüştürme sorumluluğu olarak yaklaştık. Hem sürdürülebilirliğe katkı sağlıyor hem de yerel üreticiye doğrudan destek veriyoruz. Bu yaklaşımın daha fazla üreticiye ve daha fazla kadına ulaşarak büyümesini hedefliyoruz." Kadın üreticilerin kahve sabunu tüm Espressolab mağazalarında Yedi yıldır devam eden projede kooperatif bünyesinde 110’u aşkın kadın kursiyer yer alıyor. Atölye’de ise 30 Mardinli kadın üretici çalışmalarını sürdürüyor. Mardin’de kadın emeğiyle şekillenen bu üretim modeli, hem ekonomik hem de sosyal açıdan somut bir karşılık da buldu. Kahve sabunları, 2019’dan bu yana markanın mağazalarında misafirlerle buluşuyor. Böylece Mardinli kadın üreticilerin emeğinin farklı şehirlerde ve farklı coğrafyalarda daha geniş bir kitleye ulaşması ve görünür hale gelmesi amaçlanıyor. Markanın ileri dönüşüm modeli, atığın yeniden değerlendirilmesi ile kadın emeğinin üretimde daha görünür hale gelmesini aynı zeminde buluşturuyor. Proje, şirketin sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda yaklaşımının dikkat çeken örnekleri arasında yer alıyor.
Kocaeli Pes etmeyen bir kadının zaferi Kocaeli’de 54 yaşındaki Melahat Kelleveziroğlu, yakalandığı meme kanseri sonrası hayata küsmek yerine Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin "Anne Şehir Sağlıklı Yaşam" projesiyle yeniden ayağa kalktı. Merkezde bulduğu huzuru ve sevgiyi kelimelere döken, mutluluğu her halinden okunan Kelleveziroğlu, "Burası benim ikinci hayatım oldu" diyerek tüm kadınlara umut aşıladı. Kocaeli’de yaşayan 54 yaşındaki 3 çocuk annesi ve 2 torun sahibi Melahat Kelleveziroğlu, 2023 yılında meme kanseri teşhisi almasıyla hayatının en zorlu sınavlarından birine başladı. Tedavi sürecinde fiziksel ve psikolojik olarak büyük sarsıntılar yaşayan, ameliyat ve kemoterapi sonrası sol kolunu kullanamaz hale gelen Kelleveziroğlu, eşi ve çocuklarının desteğiyle tutunduğu hayata Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesindeki "Anne Şehir Merkezi Begonya" ile yepyeni bir sayfa açtı. "Hastalığım beni psikolojik olarak çok etkiledi" 7 ay önce merkezle tanışan ve burada spor, fizyoterapi, psikolojik danışmanlık ve el sanatları eğitimi alan Kelleveziroğlu, yaşadığı değişim sürecini anlattı. Kelleveziroğlu, "2023 yılında bu hastalığa yakalandım. Tabii ister istemez psikolojik olarak çok etkilendim. Ameliyat oldum, kemoterapi ve ışın tedavisi gördüm. Buraya başvurmamın sebebi de sol kolumu kullanamayışımdı. Spora gelip kolumu kullanmak istedim. Bu bana çok iyi geldi. Bu rahatsızlık, 3 aydan 3 aya yaptırdığım rutin kontrollerde temiz çıkıyor. Tabii ki kemoterapinin vücudumda bırakmış olduğu enkazlar var, onlarla mücadele ediyorum. O rahatsızlıklar da inşallah geçecek" dedi. "İkinci hayatımı burada yaşıyor gibiyim" Merkeze bir arkadaşının tavsiyesiyle geldiğini belirten Kelleveziroğlu, samimi atmosferin kendisini iyileştirdiğini vurgulayarak şöyle devam etti: "Arayış içindeydim, rahatsızlığımdan dolayı bir şeyler yapmak istedim. Spora yazıldım, el sanatlarına yazıldım, psikolog ve fizyoterapistle görüştüm. Burası bana çok iyi geldi. İkinci hayatımı sanki burada yaşıyor gibi geldi bana. Evde kendimi dinlemek istemedim. İyi ki de gelmişim. Burada ’merhaba’ deyişleri bile o kadar içten ki... Çok samimiler. Buradaki dostluklar, arkadaşlıklar çok güzel. Buraya geleceğim zaman günleri sayıyorum, akşamdan hazırlığımı yapıyorum. Burada çok mutluyum. Arkadaşlarım da benden çok enerji aldıklarını söylüyorlar. ’Sen hasta değilsin, bizi sen iyileştiriyorsun’ diyorlar. Çevremde de öyleyim. Kadınlar evde kendilerini dinlemesinler; gelsinler, bir şeyler yapsınlar. Burası gerçekten insanları motive ediyor. Mesela ben sol kolumu kullanamıyorum. El sanatları kursundaki eğitmenime de ayrıca çok teşekkür ediyorum. Ayrı ayrı iğne iplik tutmam gerekiyor ama tutamıyorum. Eğitmenim, ’Melahat Hanım ben yaparım’ diyor ve o kadar çok mutlu oluyorum ki. Her bir eğitmenin ayrı ayrı yardımcı olmaları çok güzel. El becerilerimi artırıyorum. Ben ne kadar mutluysam çocuklarım, eşim, dostlarım da çok mutlu oluyorlar." "Eşim benim sağ kolum" Hastalıkla mücadele ederken en büyük destekçisinin eşi olduğunu ifade eden Kelleveziroğlu, duygusal anlar yaşayarak eşine olan minnetini de dile getirdi. Melahat Kelleveziroğlu, "Bu merkeze başlamadan önce iyi değildim. Evde sürekli duygusal olarak kötü hissediyordum, saatler geçmiyordu. Geceleri çok zor oluyordu. Gündüz bir şekilde geçiriyordum ama yetmiyordu bana. Ben normalde enerjik bir insandım. Bu hastalık hayatımı kısıtladı ve kötü oldum. ’Bir şeyler yapmak istiyorum ve yapacağım’ dedim. Bazen duygusallaştığım zamanlar oluyor, hocalarıma ve arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum; bana sarılıyorlar, destek oluyorlar. Tedavi sürecime katkı oldu; moral çok önemli bu hastalıklarda. Burada moral buldum, evde aileme, çocuklarıma ve eşime de iyi geldim. Ben mutlu olduğumda onlar da mutlu oluyor. Bazen duygusallaşıyorum. Eşim gözümün içine bakıyor, ne olduğunu soruyor. Onun da kalp rahatsızlığı var ama benim yapamadıklarıma yardım ediyor. Ona da çok teşekkür ediyorum. Eşim ’sağ kolum’ diyebilirim. Çok destekçim, en zor zamanımda beni hiç yalnız bırakmadı." 8 Mart Mesajı: "Kadınlar mücevherdir, kıymetimizi bilelim" 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle tüm kadınlara seslenen Kelleveziroğlu, sosyalleşmenin önemine dikkat çekerek şu mesajı verdi: "Kadınlar kendilerini eve kapatmasınlar, sosyalleşsinler. Ben dışarıya kendimi attım, ’sosyalleştim’ diyebilirim ve bu bana çok iyi geldi. Kadınlar pırlantadır, mücevherdir. Kendi kıymetimizi bilmemiz lazım. Kendimize değer vermemiz lazım. Bu benim için çok önemli." Kelleveziroğlu, kendisini yeniden hayata bağlayan Anne Şehir Merkezini hayata geçiren Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın başta olmak üzere, Anne Şehir Merkezi Begonya’daki tüm eğitmenlere ve üye arkadaşlarına teşekkür etti. (HFV-
Düzce Düzce’de sağlık kampüsü projesinde yeni aşama Düzce’de eski fidanlık arazisinde yapılması planlanan 400 yataklı Eğitim ve Araştırma Hastanesi için zemin etüdü ve sondaj çalışmaları başladı. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün girişimleriyle Düzce’nin batısında kurulması planlanan tam teşekküllü sağlık kampüsü projesinde çalışmalar yeni bir aşamaya ulaştı. Aziziye Mahallesi’nde bulunan eski fidanlık arazisi üzerinde inşa edilmesi planlanan 400 yataklı Eğitim ve Araştırma Hastanesi için avan proje tamamlanırken, zemin etüdü ve sondaj çalışmaları başladı. Önümüzdeki aşamalarda mekanik ve elektrik projelerinin hazırlanması, ardından da hastanenin inşaatına başlanması planlanıyor. Konuyla ilgili sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Başkan Faruk Özlü, "Güzel Düzce’min güzel insanları. Siz her şeyin en güzelini hak ediyorsunuz. Bölgenin en güçlü sağlık tesisi olacak 400 yataklı Eğitim ve Araştırma Hastanesi projemizin zemin etüt ve sondaj çalışmaları başladı. Bu büyük yatırımı gerçekleştirmeyi bize nasip eden Allah’a şükür ediyorum. Düzceli hemşehrilerime ve şehrimize hayırlı, uğurlu olsun" ifadelerini kullandı. 1000 yatak kapasitesine ulaşacak İnşa edilecek yeni hastane ile birlikte Düzce Atatürk Devlet Hastanesi toplam 1000 yatak kapasitesine ulaşacak. Hastane statüsü ise Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne dönüşecek. 139 yoğun bakım yatağı, 15 ameliyathane ve aynı anda 100 hastaya hizmet verebilecek kapasitede bir acil servis ile hizmet verecek. Yeni hastanede kalp merkezi, onkoloji, inme merkezi ve hiperbarik oksijen tedavi ünitesi gibi ileri düzey sağlık hizmetlerinin de sunulması planlanıyor.
Çanakkale Geleceğin kadın kaptanları denizcilik sektörüne katkı için göreve hazırlanıyor Çanakkale Boğazı ve Adalar Hattında deniz ulaşımını sağlayan Gestaş Deniz Ulaşım A.Ş’de stajyer kaptanlık yapan kadınlar, denizcilik sektörüne katılacakları günü sabırsızlıkla bekliyor. Çanakkale Boğazı ve Adalar Hattında deniz ulaşımını sağlayan Gestaş Deniz Ulaşım A.Ş’de geleceğin kadın kaptanları yetişiyor. Gelibolu Armatör Yakup Aksoy Denizcilik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde okuyan son sınıf stajyer öğrenciler Nisa Gücük (17), Ceren Erdem (17), Irmak Yıldırım (18) ve Nisa Olgun (17) geleceğin kadın kaptanı olmak için Gestaş’ta feribotlarda farklı görevlerde staj yaparak deneyim kazanıyor. 4 Kadın stajyer 1 yıl boyunca güverte stajyeri olarak görev yapıyor. Araç istifi, gemini rutin bakımları, seyir halindeyken köprü üstü görevleri dümen tutma, gözcülük yapma görevlerinde de bulunuyorlar. Staj sonunda denizcilik sektörüne adım atmak isteyen kadın stajyerler sırasıyla güverteden vardiya zabiti, birinci zabit sonrasında gemi kaptanlığına kadar yükseliyor. ‘Beklentilerimiz Türk kadınlarının bayrağımızı ve gemilerimizi tüm dünyada gururla temsil etmeleridir’ Gemide dört tane kadın stajyerin mevcut olduğunu belirten Lapseki-Gelibolu hattında feribot seferi yapan Mesudiye Gemisi Kaptanı İsmail Kula, "Kadın stajyerlerimizin gemide olmasından son derece mutluluk duyuyoruz. Sayılarının her geçen gün artıyor olması da bize umut veriyor. Kadınların bu meslekte var olmaları, sektörün diğer sektörlerin bugüne kadar yararlanmış olduğu cinsiyet çeşitliliğine bağlı performans artışlarından denizcilik sektörünün de faydalanmasına sebep oldu. Kadınların çalışma ortamlarındaki düzenli ve temiz çalışma alışkanlıkları sektöre pozitif olarak yansımalarını görmekteyiz. Onlarla birlikte burada mesleğe iyi bir altyapı oluşturmak için çalışıyoruz. Türk deniz örf adetlerini onlara aşılayarak meslekte iyi bir noktaya gelmelerini hedefliyoruz. Bizim de onlardan beklentilerimiz Türk kadınlarının bayrağımızı ve gemilerimizi tüm dünyada gururla temsil etmeleridir. Başta denizci kadınlar olmak üzere tüm kadınların dünya kadınlar gününü kutlarım" dedi. ‘Uzak yol düşünüyorum’ Gelibolu Armatör Yakup Aksoy Denizcilik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisi Nisa Olgun, "Gezmeyi çok seviyorum. Denizi de çok sevdiğim için ikisini birleştirip, bu yüzden denizcilik mesleğini seçtim. Ailem ilk başta bunu onaylamadı. Daha sonrasında benim azmimi görünce herkes tamam dedi. Mesleğe devam etmek istiyorum. Uzak yol düşünüyorum. Staj süresince gemide arabaları istif yapıyoruz. Vardiya tutuyoruz. Denizcilik bana güzel bir hissiyat veriyor. Denizi sevdiğim için mutlu oluyorum" diye konuştu. ‘Denizcilik bana özgür olmayı, sorumluluk sahibi olmayı ve güçlü olma gibi bir hissiyat veriyor’ Gelibolu Armatör Yakup Aksoy Denizcilik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisi Irmak Yıldırım, "Denizleri ve gemileri küçüklüğümden beri çok merak etmişimdir. Çok farklı yerler gezmeyi de severim. Bu yüzden tercih ettim. Bu mesleği tercih ettiğim için olumsuz eleştiriye maruz kalmadım. Ailem ve çevrem her zaman destek oldular. Güverte düzeni, istifi gibi görevlerde bulunuyoruz aktif ekip çalışmalarında rol alıyoruz. Denizcilik bana özgür olmayı, sorumluluk sahibi olmayı ve güçlü olma gibi bir hissiyat veriyor. Fırsat eşitliği verildiğinde kadınların da her zaman büyük işler yapabileceğine inanıyorum kadınlar her istediklerini yapabilirler yeter ki kendilerine inansınlar" şeklinde konuştu. ‘Denizcilik mesleğine ben denizi çok sevdiğim için aynı zamanda dünyanın farklı yerlerine gidip oraları da görebilmek için aslında bu mesleği seçtim’ Denizcilik mesleğini denizi çok sevdiği için aynı zamanda dünyanın farklı yerlerine gidip oraları da görebilmek için seçtiğini ifade eden Gelibolu Armatör Yakup Aksoy Denizcilik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisi Ceren Erdem ise, "Herkes destekledi, özellikle de ailem arkamda durdular, bir sıkıntı yaşamadım. Genellikle dümen tutuyorum, geminin boyasını yapıyoruz, garajda araçlarla ilgileniyorum. İlerleyen dönemde planımda ilk üniversite var tabi olursa sonra bu meslek üzerinden devam ederim herhalde diye düşünüyorum" dedi.