ASAYİŞ - 02 Nisan 2025 Çarşamba 16:03

Öldüresiye darp edilen tekel bayii işletmecisi yaşadığı dehşeti anlattı

A
A
A

Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde tekel bayiinde çıkan ve ortalığın adeta savaş alanına döndüğü olayda öldüresiye darp edilen işletmeci, yaşadığı dehşeti anlattı. Başında 42 dikiş bulunan Sacit Kesel, "Sadece yerde yatıp ölümü bekledim. Yaklaşık 10-15 dakika süren bu süreç bize bir ömür gibi geldi. Gözlerim artık kararmıştı, polis ekipleri geldi ama ilk etapta onlarda müdahaleye yetmedi. Polisin yanında benim kafama en az 10-15 tane daha şişe vuruldu. Artık canımızı veriyoruz diye düşündük" dedi.

Bayramın birinci günü gece saatlerinde Karaağaç Bulvarı üzerinde bulunan bir tekel bayiinde meydana gelen olayda iddiaya göre, bir grup kendi aralarında tartışmaya başladı. Tekel bayide çalışan ve sesleri duyarak dışarıya çıkan emekli polis memuru M.D., tartışmayı ayırmak için uyarıda bulundu. Bu esnada gençler kendi arasında ettiği kavgayı bırakıp tekel bayinin sahibi Sacit Kesel ve çalışanı M.D. ile tartışmaya başladı. Kısa sürede büyüyen olay esnasında ortalık adeta savaş alanına döndü. Öfkeli grup, iki kişiyi dükkanın içinde ve dışında öldüresiye darp etti. Güvenlik kameralarına da yansıyan olayda 19 şüpheli gözaltına alındı, 7’si tutuklandı. Olay esnasında aldığı darbeler neticesinde tekel bayi sahibi Kesel’e 42’ye yakın dikiş atıldı. Kaburgalarında kırık olduğu öğrenilen emekli polis M.D.’nin ise hastanedeki tedavisinin devam ettiği öğrenildi.

Öldüresiye darp edilen tekel bayii işletmecisi yaşadığı dehşeti anlattı

"Sadece yerde yatıp ölümü bekledim"

Dükkanının içinde öldüresiye darp edilen büfeci Sacit Kesel, hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edildi. Evinde tedavisine devam edilen Kesel, yaşadığı dehşeti anlattı. Kesel, "Dükkanın içerisindeyken dışarıdan ses duyduk, arkadaşım dışarıya çıktı ‘ne oluyor gençler, sakin olun’ derken onu ittirmeye başladılar ve ben de çıktım dışarıya beni içeriye soktular. Öncesinde dışarıda ona vurdular, yere düştü. İçeride ellerine ne geçtiyse bize fırlatmaya başladılar. Arkadaşım kanlar içerisinde geldi içeriye, yine saldırmaya devam ettiler. Ellerine aldıkları kolileri, kasaları ve şişeleri kafamıza fırlatmayı sürdürdüler. O esnada arkadaşım doğal olarak müdahale etmeye çalıştı ama durmak bilmiyorlardı. Onlarca kişi dükkanımıza saldırdı. Burada ikimizin yapabileceği hiçbir şey yoktu. Sadece yerde yatıp ölümü bekledim. Yaklaşık 10-15 dakika süren bu süreç bize bir ömür gibi geldi. Gözlerim artık kararmıştı, polis ekipleri geldi ama ilk etapta onlarda müdahaleye yetmedi. Polisin yanında benim kafama en az 10-15 tane daha şişe vuruldu. Artık canımızı veriyoruz diye düşündük" dedi.

Öldüresiye darp edilen tekel bayii işletmecisi yaşadığı dehşeti anlattı

"Bu planlanmış bir saldırıdan başka hiçbir şey olamaz"

Saldırının daha önceden planlandığını düşündüğünü belirten Sacit Kesel, "Şu anda yüksek derecede ağrılarım var. Kafamda zımba olmayan hiçbir yer yok, hastaneden söylenilen 42 civarında dikiş olduğu. Olay esnasında dakikalar içerisinde 100’lerce kişiyi toplamak mümkün değil. İlk etapta 8-10 kişi var arkasından ise 100’lerce kişi geliyor bu planlanmış bir saldırıdan başka hiçbir şey olamaz. Öncesinden herhangi bir husumetimiz yok, bizim oradaki ticaretimizden rahatsız olan kişiler var demek. Biz ticaretimizi normal şartlarda, düzenine uygun bir şekilde sürdürüyoruz" diye konuştu.

Öldüresiye darp edilen tekel bayii işletmecisi yaşadığı dehşeti anlattı

"Adalet ile devam edeceğiz sürecimize ve kapatmayacağız dükkanımızı"

Dükkanını kapatmayacağını aktaran Kesel, "Arkadaşımın sağlık durumu benimkinden biraz farklı. Kaburgalarında kırık var ve akciğeri sönmüş durumda doğal olarak dışarıdan hava veriliyor kendisine yani hastanedeki süreci devam ediyor. Onun beylik tabancası ile havaya ateş açtığı kameralarda görülüyor, birini öldürmek için ateş açmıyor yani havaya ateş edeyim canımızı kurtaralım açısından ateş ediyor. Onlar bizi direk öldürmek için saldırıyor, 100’lerce şişe bir insanın kafasında kırmak bunu gösteriyor. Adalet ve hukuksal açıdan biz bu işin sonuna kadar devam edeceğiz. Biz ticaret insanıyız, adalet arayacağız. Adalet ile devam edeceğiz sürecimize ve kapatmayacağız dükkanımızı" şeklinde konuştu.

"Kadın işletmeci olarak o gün orada ben de bulunabilirdim"

Adli sürecin takipçisi olacaklarını aktaran Hilal Kesel, "Eşimle birlikte dönüşümlü olarak işletiyoruz dükkanı. Bir dükkana ben geçiyorum diğer dükkana o geçiyor dönüşümlü olarak. Kadın işletmeci olarak o gün orada ben de bulunabilirdim. Hatta bazen oraya çocuklarımla birlikte gidiyorum. Bu olay esnasında ben de orada olabilirdim ve çocuklarım da yanımda olabilirdi. Umarım bizim yaşadığımız tarzda bir olay hiç kimsenin başına gelmez. Biz gerçekten çok ağır bir olay yaşadık. Umarım bizim bu yaşadığımız son olur ve bir daha böyle şeylere cesaret edemezler" ifadelerini kullandı.

Öldüresiye darp edilen tekel bayii işletmecisi yaşadığı dehşeti anlattı

"Eşimin oradan sağ çıkabileceğini düşünmedim"

Eşinin yanına giden Kesel, "Ben o akşam diğer işletmedeydim, bayramın birinci günüydü. Eşim aradı, ‘dükkana gelebilir misin, bir saldırıya uğradık’ dedi. Kamera kayıtlarından ben de görebiliyorum dükkanın içini o esnada arabaya nasıl bindim, kamera kayıtlarını izleyerek oraya 3-5 dakika içerisinde nasıl yetiştiğimi bilmiyorum. Ben oraya gittiğimde dükkanın üzerinde 150’e yakın polis, 300’e yakında diğer taraftan insan vardı. Karaağaç Bulvarı’nın ortası tamamen sopalı insanlarla doluydu. Ben bu vahim tabloyu görünce eşimin oradan sağ çıkabileceğini düşünmedim. O esnada beyefendinin birisi de sopayı kaldırıp bana tehdit savuruyordu, ‘buranın savcısı, polisi de biziz sen git eşini hastaneden topla’ diye" dedi.

"Ben oradaki ticaretime devam etmek istiyorum"

Yaşanan olaydan psikolojik olarak etkilendiklerini de ifade eden Hilal Kesel, "Böyle bir manzaraya şahit olup akıl sağlımızı koruyabilmemiz bile çok zor. Eşimin maruz kaldığı fiziki çok ciddi darbesi var ama arka planda bundan sonra ruhsal bir darbesi de var. Bu görüntüleri hafızamızdan nasıl silebileceğimizi süreç gösterecek, içimize tek su serpebilecek şey en ağır cezayı almaları. Adalete inanmak istiyorum; orada beni komşularımın, vatandaşın, devletimin, kolluk kuvvetinin koruyacağına inanmak istiyor ve korkun sinen insanlardan olmak istemiyorum. Bugün beni, yarın bir başkasını sindirirler, bu ülkede gençlerin umudunu yitirmemesi açısından ben oradaki ticaretime devam etmek istiyorum" diye konuştu.

Burak Can Tokyürek - Orkun Kaya

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Yaşar Üniversitesi’ne EBSO’dan anlamlı ödül Yaşar Üniversitesi’nin üniversite-sanayi iş birliğine katkı sağlayan çalışmaları sanayiciler tarafından ödüllendirildi. Üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi, bölgesel AR-GE kapasitesinin geliştirilmesi ve iyi uygulama örneklerinin görünür kılınarak ekosistemin teşvik edilmesi amacıyla, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen "Üniversite-Sanayi İş Birliği Projeleri Ödülleri" sahiplerini buldu. Yaşar Üniversitesi, yenilikçi fikirlerle üniversite-sanayi iş birliğinin katma değere dönüşümüne olan desteklerinden dolayı "Üstün Hizmet Onur Ödülü"ne layık görüldü. Yaşar Üniversitesi ve May Agro Tohumculuk tarafından ortak olarak yürütülen "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" Üniversite- Sanayi İş Birliği kategorisinde ödül aldı. Ayrıca üniversite-sanayi iş birliğinin gelişerek güçlenmesine katkı sağladığı ve değer yarattığı için Yaşar Holding’e "Üstün Hizmet Ödülü" verildi. Teknoloji üssü EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar İzmir’in sanayisi ve üniversiteleri ile bir teknoloji üssü olabileceğini belirterek, "Üniversite-sanayi iş birliğinin tohumlarını 1986 yılında Ege Üniversitesi ile attık. Rotamız belli. Hedefimiz destekleyecek eğitim ve sonuç odaklı çalışma ile bu iş birliğini Türk sanayisini geliştirecek bir noktaya taşıdık. Birçok üniversite ile çalışmalar yürütüyoruz. Üniversitelerde bilgi var, sanayicide girişim var. Sanayiciler olarak üniversitelerdeki bu bilgiyi almaya hazırız. İzmir’de üniversiteler ve teknoloji merkezleri ile bu kentin bir teknoloji üssü haline gelmesi için hiçbir engel yok" dedi. "İş birliği genlerimizde var" Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, üniversitenin genlerinde sanayi ile iş birliği olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Kurucu vakfımızın arkasında birçok değerli sanayi kuruluşunu barındıran Yaşar Holding var. Üniversitemiz kurulurken bu iş birliği genlerinde vardı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın İzmir’de üniversite-sanayi iş birliği için görevlendirdiği akademisyenlerden biriyim. Bu amaçla hem organize sanayi bölgelerinde hem de kendi topluluğumuz içinde Ege Bölgesi’nin sanayi kuruluşları ile ortak çalışmalar yürütüyoruz. Çok güzel projelere imza atıldı. Ege Bölgesi Sanayi Odası’na çalışmalarımıza değer vererek ödüllendirdiği için teşekkür ederiz." "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" ile ‘Üniversite-Sanayi İş Birliği’ kategorisinde ödül alan May Agro Tohumculuk’un Ar-ge Müdürü Dr. İlker Özmen de, "Yaşar Üniversitesi ile drone ile verim tahminine dayalı bir proje geliştirdik. Pamuğun daha hasat edilmeden verimini tespit etmeyi amaçladık. Başarılı da olduk. Bu daha başlangıç pamuk hastalıkları gibi stres faktörleri ile ilgili çalışmalarımız devam edecek. Projemizin ödüle layık görülmesi bize motivasyon oldu" dedi. Yaşar Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Komesli ve May-Agro Tohumculuk San. ve Tic. A.Ş. Ar-Ge Mühendisi Dr. Aslı Keçeli ile yapay zeka destekli yazılımı geliştiren Yaşar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Süleyman Ünlütürk, yazılım sayesinde pamukta verimlilik artarken, üretim maliyeti ve risklerin azaldığını söyledi. Prof. Dr. Ünlütürk, "Çalışma, İHA ve yapay zeka teknolojilerinin tarımsal üretimde nasıl kullanılabileceğini ve bu teknolojilerin pamuk verimi tahmininde geleneksel yöntemlere göre sağladığı avantajları ortaya koyuyor. Bu yenilikçi yaklaşım, ile daha hasat etmeden verim tahmini yapılabiliyor" dedi. Yaşar Holding’e büyük onur Üstün Hizmet Ödülü’nü, Yaşar Holding adına alan Pınar Et ve Çamlı Yem Başkan Yardımcısı Tunç Tuncer, Yaşar Topluluğu olarak çalışmalarında her zaman bilimi öncelik olarak gördüklerini belirterek, "Yaşar Holding sanayinin öncü kuruluşlarının bir araya gelmesinden oluşuyor. Kuruluş felsefesinde bilim var. Mottosu "Bilim, Birlik, Başarı". Bilim ile sanayi birleşince başarı doğal bir sonuç. Şirketlerimiz ve Yaşar Üniversitesi de bu temel felsefe ile Kurucumuz ve Onursal Başkanımız Selçuk Yaşar’ın vizyonuyla hayata geçti. Bugün aldığımız ödüller bu yaklaşımın değerli bir göstergesi." diye konuştu.
Sakarya 46 yıl sonra ortaya çıktı: Gölet çöktü, su yer altından başka noktadan çıktı Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde yaklaşık 46 yıl önce kapatıldığı öğrenilen bir mağara, meydana gelen çökme sonrası yeniden ortaya çıktı. Gölet suyunun aniden boşalması ve farklı bir noktadan yeniden yüzeye çıkması mahallede tedirginliğe sebep oldu. Güven Mahallesi Dınbazlar Sokak’ta bulunan doğal oluşum gölette meydana gelen olayda, mağaradan gelen suyun içme suyunu karıştığı gerekçesiyle yaklaşık 46 yıl önce Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından kapatılan mağaranın ağzında çökme meydana geldi. Çökmenin ardından göletteki su kısa sürede boşalırken, suyun yer altından ilerleyerek yaklaşık 1 kilometre uzaklıktaki Güven Mahallesi’nde bulunan bir su dere yatağından çıktığı gözlendi. Mahalle sakinleri, mağaranın köyün altından uzanan geniş bir yer altı hattına sahip olduğunu ve yıllar önce suyun içme kaynaklarına karışması sebebiyle Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından kapatıldığını ifade etti. Yaşanan çökme ile birlikte yer altındaki su hareketliliğinin yeniden ortaya çıkması, bölgede benzer çökmelerin yaşanabileceği endişesini de beraberinde getirdi. Olay sonrası Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) ekipleri bölgede geniş çaplı inceleme başlattı. Ekipler, hem gölet çevresinde hem de mahallede farklı noktalarda kontroller gerçekleştirerek suyun akış yönü, zemin yapısı ve muhtemel risklere ilişkin teknik değerlendirmelerde çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca göletin büyük bir bölümünden suyun çekilmesiyle birlikte acı bir tablo da ortaya çıktı. Suyun çekilmesiyle birlikte gölette yaşayan çok sayıda balık akıntıyla yer altına sürüklenirken, bazı balıklar ise çekilen suyun ardından çamurda mahsur kaldı. Çökmeyle yok olan gölet ve çökme alanı dron ile görüntülendi.