ASAYİŞ - 02 Nisan 2025 Çarşamba 16:03

Öldüresiye darp edilen tekel bayii işletmecisi yaşadığı dehşeti anlattı

A
A
A

Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde tekel bayiinde çıkan ve ortalığın adeta savaş alanına döndüğü olayda öldüresiye darp edilen işletmeci, yaşadığı dehşeti anlattı. Başında 42 dikiş bulunan Sacit Kesel, "Sadece yerde yatıp ölümü bekledim. Yaklaşık 10-15 dakika süren bu süreç bize bir ömür gibi geldi. Gözlerim artık kararmıştı, polis ekipleri geldi ama ilk etapta onlarda müdahaleye yetmedi. Polisin yanında benim kafama en az 10-15 tane daha şişe vuruldu. Artık canımızı veriyoruz diye düşündük" dedi.

Bayramın birinci günü gece saatlerinde Karaağaç Bulvarı üzerinde bulunan bir tekel bayiinde meydana gelen olayda iddiaya göre, bir grup kendi aralarında tartışmaya başladı. Tekel bayide çalışan ve sesleri duyarak dışarıya çıkan emekli polis memuru M.D., tartışmayı ayırmak için uyarıda bulundu. Bu esnada gençler kendi arasında ettiği kavgayı bırakıp tekel bayinin sahibi Sacit Kesel ve çalışanı M.D. ile tartışmaya başladı. Kısa sürede büyüyen olay esnasında ortalık adeta savaş alanına döndü. Öfkeli grup, iki kişiyi dükkanın içinde ve dışında öldüresiye darp etti. Güvenlik kameralarına da yansıyan olayda 19 şüpheli gözaltına alındı, 7’si tutuklandı. Olay esnasında aldığı darbeler neticesinde tekel bayi sahibi Kesel’e 42’ye yakın dikiş atıldı. Kaburgalarında kırık olduğu öğrenilen emekli polis M.D.’nin ise hastanedeki tedavisinin devam ettiği öğrenildi.

Öldüresiye darp edilen tekel bayii işletmecisi yaşadığı dehşeti anlattı

"Sadece yerde yatıp ölümü bekledim"

Dükkanının içinde öldüresiye darp edilen büfeci Sacit Kesel, hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edildi. Evinde tedavisine devam edilen Kesel, yaşadığı dehşeti anlattı. Kesel, "Dükkanın içerisindeyken dışarıdan ses duyduk, arkadaşım dışarıya çıktı ‘ne oluyor gençler, sakin olun’ derken onu ittirmeye başladılar ve ben de çıktım dışarıya beni içeriye soktular. Öncesinde dışarıda ona vurdular, yere düştü. İçeride ellerine ne geçtiyse bize fırlatmaya başladılar. Arkadaşım kanlar içerisinde geldi içeriye, yine saldırmaya devam ettiler. Ellerine aldıkları kolileri, kasaları ve şişeleri kafamıza fırlatmayı sürdürdüler. O esnada arkadaşım doğal olarak müdahale etmeye çalıştı ama durmak bilmiyorlardı. Onlarca kişi dükkanımıza saldırdı. Burada ikimizin yapabileceği hiçbir şey yoktu. Sadece yerde yatıp ölümü bekledim. Yaklaşık 10-15 dakika süren bu süreç bize bir ömür gibi geldi. Gözlerim artık kararmıştı, polis ekipleri geldi ama ilk etapta onlarda müdahaleye yetmedi. Polisin yanında benim kafama en az 10-15 tane daha şişe vuruldu. Artık canımızı veriyoruz diye düşündük" dedi.

Öldüresiye darp edilen tekel bayii işletmecisi yaşadığı dehşeti anlattı

"Bu planlanmış bir saldırıdan başka hiçbir şey olamaz"

Saldırının daha önceden planlandığını düşündüğünü belirten Sacit Kesel, "Şu anda yüksek derecede ağrılarım var. Kafamda zımba olmayan hiçbir yer yok, hastaneden söylenilen 42 civarında dikiş olduğu. Olay esnasında dakikalar içerisinde 100’lerce kişiyi toplamak mümkün değil. İlk etapta 8-10 kişi var arkasından ise 100’lerce kişi geliyor bu planlanmış bir saldırıdan başka hiçbir şey olamaz. Öncesinden herhangi bir husumetimiz yok, bizim oradaki ticaretimizden rahatsız olan kişiler var demek. Biz ticaretimizi normal şartlarda, düzenine uygun bir şekilde sürdürüyoruz" diye konuştu.

Öldüresiye darp edilen tekel bayii işletmecisi yaşadığı dehşeti anlattı

"Adalet ile devam edeceğiz sürecimize ve kapatmayacağız dükkanımızı"

Dükkanını kapatmayacağını aktaran Kesel, "Arkadaşımın sağlık durumu benimkinden biraz farklı. Kaburgalarında kırık var ve akciğeri sönmüş durumda doğal olarak dışarıdan hava veriliyor kendisine yani hastanedeki süreci devam ediyor. Onun beylik tabancası ile havaya ateş açtığı kameralarda görülüyor, birini öldürmek için ateş açmıyor yani havaya ateş edeyim canımızı kurtaralım açısından ateş ediyor. Onlar bizi direk öldürmek için saldırıyor, 100’lerce şişe bir insanın kafasında kırmak bunu gösteriyor. Adalet ve hukuksal açıdan biz bu işin sonuna kadar devam edeceğiz. Biz ticaret insanıyız, adalet arayacağız. Adalet ile devam edeceğiz sürecimize ve kapatmayacağız dükkanımızı" şeklinde konuştu.

"Kadın işletmeci olarak o gün orada ben de bulunabilirdim"

Adli sürecin takipçisi olacaklarını aktaran Hilal Kesel, "Eşimle birlikte dönüşümlü olarak işletiyoruz dükkanı. Bir dükkana ben geçiyorum diğer dükkana o geçiyor dönüşümlü olarak. Kadın işletmeci olarak o gün orada ben de bulunabilirdim. Hatta bazen oraya çocuklarımla birlikte gidiyorum. Bu olay esnasında ben de orada olabilirdim ve çocuklarım da yanımda olabilirdi. Umarım bizim yaşadığımız tarzda bir olay hiç kimsenin başına gelmez. Biz gerçekten çok ağır bir olay yaşadık. Umarım bizim bu yaşadığımız son olur ve bir daha böyle şeylere cesaret edemezler" ifadelerini kullandı.

Öldüresiye darp edilen tekel bayii işletmecisi yaşadığı dehşeti anlattı

"Eşimin oradan sağ çıkabileceğini düşünmedim"

Eşinin yanına giden Kesel, "Ben o akşam diğer işletmedeydim, bayramın birinci günüydü. Eşim aradı, ‘dükkana gelebilir misin, bir saldırıya uğradık’ dedi. Kamera kayıtlarından ben de görebiliyorum dükkanın içini o esnada arabaya nasıl bindim, kamera kayıtlarını izleyerek oraya 3-5 dakika içerisinde nasıl yetiştiğimi bilmiyorum. Ben oraya gittiğimde dükkanın üzerinde 150’e yakın polis, 300’e yakında diğer taraftan insan vardı. Karaağaç Bulvarı’nın ortası tamamen sopalı insanlarla doluydu. Ben bu vahim tabloyu görünce eşimin oradan sağ çıkabileceğini düşünmedim. O esnada beyefendinin birisi de sopayı kaldırıp bana tehdit savuruyordu, ‘buranın savcısı, polisi de biziz sen git eşini hastaneden topla’ diye" dedi.

"Ben oradaki ticaretime devam etmek istiyorum"

Yaşanan olaydan psikolojik olarak etkilendiklerini de ifade eden Hilal Kesel, "Böyle bir manzaraya şahit olup akıl sağlımızı koruyabilmemiz bile çok zor. Eşimin maruz kaldığı fiziki çok ciddi darbesi var ama arka planda bundan sonra ruhsal bir darbesi de var. Bu görüntüleri hafızamızdan nasıl silebileceğimizi süreç gösterecek, içimize tek su serpebilecek şey en ağır cezayı almaları. Adalete inanmak istiyorum; orada beni komşularımın, vatandaşın, devletimin, kolluk kuvvetinin koruyacağına inanmak istiyor ve korkun sinen insanlardan olmak istemiyorum. Bugün beni, yarın bir başkasını sindirirler, bu ülkede gençlerin umudunu yitirmemesi açısından ben oradaki ticaretime devam etmek istiyorum" diye konuştu.

Burak Can Tokyürek - Orkun Kaya

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Iğdır Iğdır’da 16 yaşındaki kız öğrenciye bıçaklı saldırı davasında karar: Sanığa 20 yıl hapis Iğdır’da okula giderken bıçaklı saldırıya uğrayan 16 yaşındaki kız öğrencinin davasında karar çıktı. Mahkeme, sanığı "canavarca hisle çocuğa ve kadına karşı kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan indirimsiz 20 yıl hapis cezasına çarptırdı. Olay, 10 Şubat’ta Cumhuriyet Mahallesi Cumhuriyet Caddesi’nde sabah saat 07.40 sıralarında meydana geldi. Okula gitmekte olan 16 yaşındaki D.B., 23 yaşındaki Y.B.’nin bıçaklı saldırısına uğradı. Aldığı bıçak darbeleriyle yaralanan çocuk, olay yerine çağrılan ambulansla Iğdır Dr. Nevruz Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Saldırıyı gerçekleştiren Y.B. ise olayın ardından polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında deliller kısa sürede toplanarak 17 Şubat 2026 tarihinde iddianame hazırlandı. İddianamenin mahkemece kabul edilmesinin ardından davanın ilk duruşması 26 Şubat’ta görüldü. Iğdır 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen yargılama sonucunda dosya 5 Mart’ta karara bağlandı. Mahkeme, sanık Y.B.’yi "canavarca hisle, çocuğa ve kadına karşı kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan herhangi bir indirim uygulamadan 20 yıl hapis cezasına çarptırdı. Böylece olayın ardından yürütülen soruşturma ve yargılama süreci toplam 23 gün içerisinde tamamlandı.
Isparta Bakan Işıkhan: "Türkiye 2026 yılında kadın istihdamını en fazla artıran ülke oldu" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "2007 yılında yüzde 21,2 olan kadın iş gücüne katılım oranını 2024 yılında yüzde 36,8’e taşıdık. Türkiye, kadın iş gücüne katılımını en fazla artıran ülke oldu. 2026 yılı Ocak ayı itibarıyla 10 milyon 409 bin kadınımız istihdam edilmektedir. Bu başarı tesadüf değildir" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, çeşitli ziyaret ve incelemelerde bulunmak üzere Isparta’ya geldi. Bakan Işıkhan’ın kentteki programı Isparta Valiliği ziyaretiyle başladı. Valilik makamına gelişinde Bakan Işıkhan’ı Isparta Valisi Abdullah Erin ve protokol üyeleri karşıladı. Valilik Şeref Defteri’ni imzalayan Bakan Işıkhan, daha sonra Isparta’da faaliyet gösteren iş insanlarıyla düzenlenen istişare toplantısına katıldı. Toplantıda kentteki ekonomik faaliyetler ve çalışma hayatına ilişkin konular ele alındı. Programı kapsamında kent merkezinde esnaf ziyaretinde de bulunan Bakan Işıkhan, vatandaşlarla sohbet ederek talep ve önerileri dinledi. Esnaf ziyaretinin ardından AK Parti Isparta İl Başkanlığı’nı ziyaret eden Işıkhan, burada parti temsilcileriyle bir araya geldi. Daha sonra Isparta Belediyesi’ni ziyaret eden Bakan Işıkhan’ın kentteki programı, şehir merkezinde bir otelde düzenlenen iftar programına katıldı. "Isparta’yı gerçekten eşsiz kılan bu şehrin kadınlarıdır" İftar programının ardından yaptığı konuşmada Işıkhan, Ramazan ayının manevi atmosferinde Isparta’da kadınlarla aynı sofrayı paylaşmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek, "Bu mübarek Ramazan gecesinde, gül şehri Isparta’da sizlerle aynı sofrayı paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Bu güzel buluşmayı mümkün kılan herkese şükranlarımı sunuyorum. Isparta; gülüyle, doğasıyla, tarihi ve kültürel dokusuyla bu ülkenin incisi bir şehirdir. Ama Isparta’yı gerçekten eşsiz kılan şey, bu şehrin kadınlarıdır. Gülü toprağa eken, kooperatiflerinde alın teri döken, işini büyütürken çocuğunu da büyüten Ispartalı kadınlar Türkiye’de kadın başarısının en somut yüzüdür" dedi. "8 Mart yalnızca bir gün değil, yılın tamamına yayılması gereken bir farkındalıktır" 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün önemine değinen Bakan Işıkhan, kadınların toplumsal hayattaki yerinin güçlenmesi gerektiğini belirterek, "Bu iftarın ayrı bir anlamı daha var. O da iki gün sonra kutlayacağımız 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’dür. Bu mübarek Ramazan gecesinde sizlerle bir arada olmak ve 8 Mart’ı bu sofrada karşılamak benim için ayrıca anlamlı. 8 Mart; bir gün öncesi ve bir gün sonrası olmayan, tüm yıla yayılması gereken bir farkındalığın simgesidir. Biz de çalışmalarımızı bu anlayışla sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. "Kadın istihdamında tarihi bir dönüşüm yaşandı" Kadınların iş gücüne katılım oranında önemli artışlar sağlandığını belirten Işıkhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde önemli adımlar atıldığını vurgulayarak, "2007 yılında yüzde 21,2 olan kadın iş gücüne katılım oranını 2024 yılında yüzde 36,8’e taşıdık. Aynı dönemde OECD ülkelerinin ortalaması yalnızca 3,3 puan arttı. Türkiye kadın iş gücüne katılımı en fazla artıran ülke oldu. Kadın istihdam oranını yüzde 19,3’ten yüzde 32,5’e yükselttik. 2026 yılı Ocak ayı itibarıyla 10 milyon 409 bin kadınımız istihdam edilmektedir. Bu başarı tesadüf değildir, kararlı siyasi iradenin ve azimli kadınlarımızın eseridir" diye konuştu. "Kadın istihdamını artırmak için güçlü destekler sağlıyoruz" Kadın istihdamını artırmak amacıyla hayata geçirilen projelere değinen Bakan Işıkhan, İş Pozitif Programı ve diğer desteklerin önemine dikkat çekerek, "2024 yılının Şubat ayında Sayın Cumhurbaşkanımızın kıymetli eşi Emine Erdoğan Hanımefendi’nin teşrifleriyle İş Pozitif Programı’nı hayata geçirdik. Bu program kapsamında bugüne kadar 1 milyon 989 bin 285 kadının işe yerleşmesini sağladık. Kadın İstihdamı İçin Pozitif Ayrımcılık Projesi kapsamında işverenlere aylık 32 bin 500 liraya kadar destek veriyoruz. Çocuğu olan kadın çalışanlara aylık 10 bin lira bakım desteği sağlıyoruz. Kadınların geleneksel olarak az yer aldığı mesleklerde istihdamını artırmak için önemli teşvikler sunuyoruz. Türkiye’nin kadını desteklendiğinde ve güçlendirildiğinde tüm topluma ışık saçacaktır" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Bakan Işıkhan, salondaki kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Program daha sonra fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Karabük BBP Genel Başkanı Destici: "Trump ve Netenyahu gibi liderler dünya tarihinden silinmelidir" Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Donald Trump ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’yu sert sözlerle eleştirerek, "Trump ve Netanyahu gibi liderler dünya tarihinden silinmelidir" dedi. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, bir dizi ziyaretler için Karabük’e geldi. İlk olarak Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya’yı ziyaret eden Destici, çalışmalarında başarılar diledi. Destici, Büyük Birlik Partisi Karabük İl Başkanlığında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın zorluklarına dikkat çeken Destici, "Öyle bir coğrafyada bulunuyoruz ki İbn-i Haldun’un dediği gibi ‘Coğrafya kaderdir.’ Biz de kaderimizi yaşıyoruz. Cennet vatanımız, şehit kanlarıyla sulanmış mübarek bir vatandır. Bu vatana sahip olmanın ve onu korumanın bir bedeli vardır. Bu toprakların her karışında şehit kanı vardır. Gerektiğinde biz de kanımızı akıtarak bu toprakları koruyacağız" dedi. Bölgede yaşanan gelişmelere değinen Destici, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sürdüğünü, Suriye’deki karışıklığın tam olarak sona ermediğini ifade ederek, "Irak adeta üçe bölünmüş vaziyette. İsrail, 7 Ekim 2024’ten beri Gazze’de bir toplu soykırım gerçekleştiriyor ve yüz binden fazla insan hayatını kaybetti" diye konuştu. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına değinen Destici, "ABD Başkanı Donald Trump, ‘Biz saldırmasaydık onlar bize saldıracaktı’ diyor. İran bugüne kadar Amerika’ya böyle bir saldırı gerçekleştirdi mi? İran’ın on bin kilometre ötedeki Amerika’yı vuracak imkanı mı var? Bu tamamen yapılan saldırganlığa bir gerekçe üretmekten başka bir şey değildir" ifadelerini kullandı. Trump’ın İran’ın kısa sürede nükleer silah elde edebileceği yönündeki açıklamalarını da eleştiren Destici, "Daha önce ‘nükleer tesislerini vurduk, hepsini imha ettik’ diyorsunuz. Şimdi ise ‘bir hafta sonra nükleer silaha sahip olacaklardı’ diyorsunuz. Buna kimse inanmaz" dedi. "İran elbette ki ülkesini ve insanını koruyacaktır" Trump’ın ‘Ya teslim olacaksınız ya da öleceksiniz’ söylemini haydutluk olarak nitelendiren Destici, şunları söyledi: "Böyle bir şeyi ancak haydutlar yapar. Eskiden yol keserlerdi; düzenin, nizamın, kanunun, askerin, polisin olmadığı yerlerde silah doğrultur, ‘Ellerinizi kaldırın, ya teslim olun ya da ölürsünüz’ derlerdi. Aynısını yapıyorlar. Başka ne diyor? İran’da Hamaney’nin yerine kimin geleceğini de biz belirleyeceğiz, onun dışındakini kabul etmeyiz’ diyor. Bir taraftan İran’a müzakere için haber gönderiyor, bir taraftan da ‘Biz müzakereye kapalıyız, teklifimizi reddettiler’ diyor. Eder tabii. Senin nerene güvenecek?" Destici, İran’ın kendisini savunmasının doğal olduğunu belirterek, "İran elbette ki ülkesini ve insanını koruyacaktır. Bu anlamda verdiği karşılık da nefsi müdafaadır" diye konuştu. "Bizim İran’la geçmişten bugüne problemlerimiz olabilir" diyen Destici, "Farklı mezheplerden olabiliriz. Bunların şu anda hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Neticede bir zalim, bir haydut zorbalık yapmaktadır. Katliam yapmaktadır. 7 ile 12 yaş arasında 168 çocuğun ne suçu vardı? Ne günahı vardı? Onun için bunlar dünya tarihinden silinmeli. Böyle liderler olmaz. Bunlar dünyayı savaşın içine sürükler. Bunlar sadece bizim coğrafyamızı değil, bütün dünyayı yakar ve yıkar. Umurlarında bile olmaz. Onun için bizim çağrımız hem İslam dünyasına hem diğer dünya devletlerine yöneliktir" ifadelerine yer verdi. "Devletimiz, hükümetimiz, askerimiz, polisimiz, Milli Savunma Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımız bu konuda hazırdır, hazırlıklıdır" İslam ülkelerine birlik çağrısında bulunan Destici, Avrupa ülkelerinin de ortak tavır alması gerektiğini vurgulayarak, "İspanya’nın ortaya koyduğu tavrı İtalya, Almanya, İngiltere ve Mısır da ortaya koyarsa ABD bu kadar rahat İsrail’in arkasında duramaz" değerlendirmesinde bulundu. Olası göç dalgalarına da değinen Destici, İran’daki gelişmelerin yeni bir göç hareketine yol açabileceğini belirterek, "Bizim için bu savaşın en büyük tehdidi aslında budur. Ama biliyorum ki devletimiz, hükümetimiz, askerimiz, polisimiz, Milli Savunma Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımız bu konuda hazırdır, hazırlıklıdır. İnşallah Suriye’de yaşanan türden bir göç dalgasının yaşanmasına da müsaade edilmeyecektir" dedi. Ülkedeki çeteleşmeye dikkat çeken Destici, "Bir de şimdi çeteler var. Bu çetelerin kullandığı on sekiz yaş altı, on yedi yaş altı, yasada ‘çocuk’ diye tanımlanan suçlular var. En son İstanbul Çekmeköy’de bir öğretmenimiz, bu çete mensubu sözde bir çocuk, sözde bir öğrenci tarafından bıçaklanarak hayattan koparıldı. Hayatını kaybeden öğretmenimiz Fatma Nur Çelik’in on yaşında bir çocuğu var. Şimdi Adalet Bakanımızın bugünkü açıklamaları adeta yüreğimize su serpti. Ne diyor? Çocuk suçlarıyla ilgili cezalar yetersiz. Adam öldürme gibi suçlarda gerekirse ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olmalı. Hatta biz ne diyoruz? Büyük Birlik Partisi olarak gelin anayasayı değiştirelim, idamı getirelim. Olmadı mı? O zaman sadece müebbet değil, tahliyesiz müebbet olsun. Ölene kadar orada kalsın. Birisinin canına kıymışsa idam edilsin. Anayasayı değiştirmiyor musunuz? O zaman tahliyesiz müebbet olsun. Çıkmasın oradan. Çünkü çıktığı zaman gidip birisini daha öldürüyor. Adam içeride daha da hırslanıyor. Bunun pek çok örneği var" şeklinde konuştu. Konuşmanın ardından Destici, Karabük Üniversitesinde iftar programına katılarak şehirden ayrıldı.
Çorum Astronot Alper Gezeravcı, üniversite öğrencileriyle buluştu Çorum Hitit Üniversitesi öğrencileriyle bir araya gelen Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, "Umudu, başarıyı ve hayalleri taşıyacağımız noktanın sırrı masalsı, yabancı diyarlarda değil. Kendi topraklarımızda aradığımız her şeyin imkanı var" dedi. Çorum Hitit Üniversitesi’nün 9’uncusunu düzenlediği Gençlik Sohbetleri kapsamında, Türkiye’nin uzaya çıkan ilk astronotu Alper Gezeravcı üniversite öğrencileriyle buluştu. Meslek Yüksekokulları Kampüsü Ethem Erkoç Konferans Salonunda gerçekleştirilen buluşmaya öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. Milli Uzay Programı vizyonuyla görev yapan Gezeravcı, etkinlikte tarihi misyonunun detaylarını paylaştı. Uzayda gerçekleştirdiği deneylerden ve yürüttüğü bilimsel çalışmalardan bahseden Gezeravcı, öğrencilere çeşitli tavsiyelerde bulundu. "Bu hikayenin bundan sonraki kısmına imza atacak olanlar da sizlersiniz" Deneyimlerini anlatan Alper Gezeravcı, "Özgüvenleri her daim ayak altına alınmaya çalışılan, potansiyelleri her daim küçümsenmeye çalışılan, geleceğinin teminatı sayılan çocukların hak ettikleri mutluluk ve gururu yaşamaları ve geleceğe yönelik yürüdükleri yolda ilham alacakları bir görev olarak icra ettik. Dolayısıyla görünürde sahnede bir tane figür olsa da bu işin merkezinde, özünde siz varsınız. Bu bir hikayenin başlangıç noktasıydı. Bir yere varış hikayesi değil. Bu hikayenin bundan sonraki kısmına imza atacak olanlar da sizlersiniz. Bizler buraya size içi boş motivasyonlar enjekte etmesine gelmedik. Tam aksine devletimizin iradesiyle ayağı yere basan elde edilmiş somut başarıları, gözden kaçmış olabilecek somut başarıları sizin bilginizi arz ederek geleceğe yönelik yürüdüğünüz bu yolda zihninize hayallerinize yerleştirdiğiniz o hedefleri bu memleketin topraklarında erişilebilir olduğunu sizlere anlatmaya geldik. Umudu, başarıyı ve hayalleri taşıyacağımız noktanın sırrı masalsı, yabancı diyarlarda değil. Kendi topraklarımızda aradığımız her şeyin imkanı var. Bu iradeli topraklarda var. Yeter ki içimizde olan potansiyeli ve öz güveni kimsenin yakalamasına müsaade etmeyelim" dedi. "Bu tarz buluşmaları 2021 yılından bu yana özellikle önem vererek devam ettiriyoruz" Öğrencilere ilham kaynağı ve rol model olabilecek kişileri misafir etmenin gururunu yaşadıklarını söyleyen Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk de, "Biz gençlere ilham verici buluşmaları 2021 yılından bu yana özellikle önem vererek devam ettiriyoruz. Gençlik Sohbetleri adı altında ele aldığımız bir konsept. Özellikle olarak gençlerimizin gelecekte rol model olarak alabilecekleri ilham kaynağı olabilecek, başarılarıyla sadece bireysel değil, ülkemizin göğsünü kabartmış şahsiyetleri burada misafir ederek kendileriyle buluşturuyoruz" diye konuştu. "Türkiye bu sorumluluğunu yerine getirebilen güçlü bir ülke konumunda" Konferansa katılan Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Coştu ise, "İnsanlığın sizlere ihtiyacı var. İnsanlığın iyi yetişmiş, birikimli, donanımlı ama aynı zamanda ahlaklı, erdemli, yüksek şahsiyetli müslüman Türk gençlerine ihtiyacı var. Bizim bu sorumluluğu hep beraber üstlenmemiz hayati önem taşıyor. İçinde bulunduğumuz zor coğrafyaya rağmen hamdolsun Türkiye bu sorumluluğu yerine getirebilen güçlü bir ülke konumunda. Çok yakından vakıf olduğunuza inandığım birçok başarıyı savunma sanayimiz, Türkiye sanayi ve Teknoloji ekosistemimiz ortaya koymayı başardı. Bugün Türkiye kendi savaş uçağını, kendi insansız hava araçlarını, kendi helikopterini, kendi hava savunma sistemini, kendi hiper sonik füzelerini, kendi uydularını üretmeyi başarabilen bir ülke konumunda. Tabii bu başarı sadece savunma sanayi ile sınırlı değil. Savunma sanayimiz bu başarılara öncülük etti ve yol açıcı oldu. Önemli bir kapasiteyi inşa etmemize vesile oldu. Ancak Türkiye diğer birçok sivil alanda da gerçekten dünyada adından söz ettirebilecek başarıları ortaya koymaya başladı" şeklinde konuştu. Konferansa Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın başta olmak üzere protokol üyüleri de katılım sağladı.