EĞİTİM - 09 Ekim 2025 Perşembe 13:12

Sakarya’da gıda bilimi buluşması: Tüketici zihninde "organik" algısı münazara edildi

A
A
A
Sakarya’da gıda bilimi buluşması: Tüketici zihninde "organik" algısı münazara edildi

Sakarya Üniversitesinde düzenlenen 15. Türkiye Gıda Kongresi, gıda bilimi ve tüketici davranışları üzerine yapılan güncel araştırmalara ev sahipliği yapıyor.


Kongrede sunum yapan Bursa Uludağ Üniversitesi Pazarlama ve Reklamcılık Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Fatih Bilici, "Tüketici Zihninde Organik Süt: Geleneksel İmgeler, Estetik Stajyerler ve Güven Problemi" adlı projesinde tüketicilerin organik ürünlere yönelik algısını inceledi. Uzun yıllardır pazarlama alanında çalışan Bilici, bu çalışmada tüketicilerin organik ürünlere bakışını anlamak amacıyla 12 kişiyle derinlemesine görüşmeler yaptıklarını belirtti. Görüşmeler, tüketicilerin organik ürünleri nasıl tanımladıklarını ve neye güven duyduklarını ortaya koydu. Organik süt algısının hangi unsurlarla şekillendiği sorusuna Bilici, insanların ürünleri değerlendirirken genellikle görsel sadelikten ve doğallıktan etkilendiklerini söyleyerek cevap verdi. Katılımcıların pastel tonlarda, üzerinde dağ ya da inek görseli bulunan ve az yazılı ambalajları organik olarak algıladıklarını belirtti.


Organik ürünlerin yalnızca sağlıkla ilişkilendirilmediğine de dikkat çeken Bilici, yapılan görüşmelerde nostalji duygusunun güçlü biçimde öne çıktığını söyledi. Katılımcıların organik ürün dendiğinde köyde büyüklerinin yaptığı süt, yoğurt ya da balı hatırladıklarını aktardı. Bu ürünlerin, tüketiciler için yalnızca bir gıda değil, geçmişe ve doğaya duyulan özlemin simgesi haline geldiğini ifade etti. Ambalaj üzerindeki sertifika işaretleri ve kodlar konusundaki soruya ise Bilici, birçok tüketicinin bu bilgileri gördüğünü ancak anlamlandıramadığını belirterek cevap verdi. Bunun, bilgi ve eğitim eksikliğinden kaynaklandığını vurguladı. İnsanların teknik terimleri çözümleyemedikleri için organikliğe dair yargılarını daha çok ambalajın görsel unsurlarına göre oluşturduklarını söyledi. Bilici, araştırmanın neticesinde organik ürünlerdeki güven probleminin yalnızca üretim süreçlerinden değil, markaların iletişim biçimlerinden de beslendiğini ifade etti. Tüketici güvenini güçlendirmek için sade, anlaşılır ve şeffaf bir iletişim dilinin önemine dikkat çekti.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa BTSO’nun UR-GE gücü Bursa’yı küresel pazarlara taşıyor Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürüttüğü Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (UR-GE) ve Hizmet Sektörü Rekabet Gücünün Artırılması (HİSER) projeleriyle Bursa iş dünyasının ihracat kapasitesini istikrarlı bir şekilde güçlendiriyor. BTSO’nun öncülüğünde hayata geçirilen projeler, firmaların küresel pazarlara daha planlı, sürdürülebilir ve rekabetçi bir yapıyla açılmasını sağlayan güçlü bir kümelenme modeli sunuyor. BTSO, Türkiye genelinde UR-GE projeleri yürüten 98 kurum arasında, bugüne kadar hayata geçirdiği 48 UR-GE projesiyle lider konumda bulunuyor. Bu projelerin 31’i başarıyla tamamlanırken, 17 UR-GE projesi aktif olarak devam ediyor. UR-GE ve HİSER projeleri kapsamında bugüne kadar yaklaşık bin 700 firma ortak hedefler doğrultusunda bir araya gelerek ihracat yetkinliklerini geliştirdi. Kümelenme yaklaşımıyla yürütülen çalışmalar sayesinde firmalar, uluslararası pazarlara bireysel çabaların ötesinde, birlikte hareket etmenin avantajlarını kullanarak açıldı. UR-GE projelerinde yer alan firmaların ihracat performanslarının Türkiye ortalamasının üzerinde seyretmesi, bu modelin sahadaki başarısını da ortaya koydu. Bursa iş dünyası küresel pazarlarda Projeler kapsamında firmalara yüzde 75’e varan devlet destekleriyle yurt dışı pazarlama faaliyetleri, alım heyeti organizasyonları, uluslararası fuar katılımları ile eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunuldu. Bugüne kadar gerçekleştirilen 114 yurt dışı pazarlama faaliyetiyle Bursa’nın üretim gücü dünyanın dört bir yanındaki stratejik pazarlara taşınırken, 35 farklı ülkeye yapılan ziyaretlerle Bursa sanayisi küresel ticaret ağlarına entegre edildi. UR-GE projeleri kapsamında bugüne kadar 83 alım heyeti organizasyonuyla binlerce yabancı alıcı Bursa’da firmalarla birebir iş görüşmelerinde buluşturuldu. UR-GE projeleri yalnızca saha faaliyetleriyle sınırlı kalmadı; ihracat yetkinliklerini artırmaya yönelik 155 teknik eğitim ve kurumsallaşma odaklı 70 stratejik danışmanlık çalışmasıyla firmaların dönüşüm süreci desteklendi. BTSO’dan en iyi uygulama örnekleri BTSO’nun UR-GE ve HİSER projelerinde ortaya koyduğu proje kalitesi, ulusal ve uluslararası düzeyde de takdir gördü. Tekstil, bebe-çocuk konfeksiyonu, otomotiv yan sanayi ve sağlık sektörlerinde yürütülen projeler Ticaret Bakanlığı tarafından "Türkiye’nin En İyi Uygulama Örnekleri" arasında gösterildi. Ayrıca JUNIOKIDS kümelenmesi, Avrupa Kümelenme Mükemmelliği Bronz Marka Sertifikası’nı alarak yönetim ve organizasyon kabiliyetini uluslararası alanda tescilledi. Sanayiden hizmet sektörüne kadar geniş bir yelpazede yürütülen UR-GE ve HİSER projeleri; makine ve otomasyondan tekstil ve konfeksiyona, otomotiv ve savunma sanayisinden gıda, sağlık, turizm, mobilya ve inşaat sektörlerine kadar birçok alanda Bursa iş dünyasının küresel rekabet gücünü artıran bir yapı oluşturdu. 2025 yılında da yoğun dış ticaret trafiği BTSO, 2025 yılında da bu birikimi sahaya yansıtan yoğun bir performans sergiledi. Yıl içerisinde 21 yurt dışı pazarlama faaliyeti ve 10 alım heyeti organizasyonu gerçekleştirildi. Japonya, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Cezayir ve Gana gibi stratejik pazarlarda düzenlenen programlar kapsamında Bursalı firmalar; Tokyo, Londra, Dubai, Riyad, Chicago, Los Angeles ve Akra gibi küresel ticaret merkezlerinde yeni iş bağlantıları kurma imkânı buldu. 2025 yılı faaliyetleri, firmaların pazar çeşitliliğini artırırken ihracat ağlarını da daha güçlü ve sürdürülebilir hale getirdi. Bursa yerli ve milli üretim kapasitesiyle gücünü artıracak BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel ölçekte yaşanan belirsizliklerin üretim ve ihracat kapasiteleri üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek, bu sürecin firmaları daha katma değerli üretime ve yeni pazarlara yönelttiğini söyledi. Dünya ticaretinde rekabetin her geçen gün daha da yoğunlaştığını ifade eden Burkay, bu ortamda güçlü bir ihracat performansının ancak doğru stratejiler ve ortak hareket kabiliyetiyle mümkün olduğunu vurguladı. UR-GE projelerinin bu dönüşüm sürecinde firmalar için önemli bir kaldıraç görevi üstlendiğini kaydeden Burkay, "Ticaret Bakanlığımızın destekleriyle bugüne kadar hayata geçirdiğimiz 48 UR-GE projesi, firmalarımızın küresel pazarlara açılmasını sağlarken, yerli ve milli üretim kabiliyetimizi uluslararası arenada daha görünür hale getiriyor. Kümelenme modeliyle oluşturduğumuz bu yapı, firmalarımızın bilgi, deneyim ve ihracat vizyonunu ortak bir zeminde buluşturuyor" dedi. "Yeni UR-GE projelerimizle sektörlerimize destek vermeyi sürdüreceğiz" BTSO olarak firmaları birlikte hareket eden güçlü bir yapı içinde desteklediklerini ifade eden Burkay, bu yaklaşımın küresel rekabette kalıcı başarı sağladığını belirterek, "UR-GE projeleriyle üyelerimizin üretim gücünü, katma değerli üretim anlayışını ve ihracat potansiyelini dünya pazarlarına taşıyoruz. Bu süreçte başta Ticaret Bakanlığımız olmak üzere katkı sunan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum" diye konuştu. Sektörlerin ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda yeni UR-GE projelerini hayata geçirmeye devam edeceklerini kaydeden Burkay, "Amacımız, Bursa iş dünyasının dünya pazarlarında çok daha güçlü, etkin ve sürdürülebilir bir konumda yer almasını sağlamak. BTSO olarak, üyelerimizin küresel ticarette rekabet gücünü artıracak her türlü çalışmayı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Ankara Uzmanından uyarı: "Egzersizde görülen nefes darlığı, kalp krizi habercisi olabilir" Genç yaşta kalp krizi vakalarında göreceli bir artış olduğuna dikkati çeken Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mert Aker "Egzersizle ortaya çıkan nefes darlığı, eforla artan sırt ya da çene ağrısı, açlık, uzun süre ayakta kalma veya stresle açıklanamayan bayılma ataklarıyla istirahat halindeyken görülen çarpıntı ve soğuk terleme, kalp krizi açısından uyarıcı olabilir. Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" dedi. Son yıllarda kalp krizi vakalarının yalnızca ileri yaş grubuyla sınırlı olmadığını belirten Medical Park Ankara Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mert Aker, yaşam tarzındaki bozulmanın gençleri de ciddi risk altına soktuğunu vurguladı. "Risk faktörleri genç yaşlara kaydı" Gençlerde kalp krizi görülme sıklığındaki artışın, her gencin yüksek risk altında olduğu anlamına gelmediğini belirten Uzm. Dr. Aker, "Buradaki artışın ardındaki esas sebep sigara, obezite, hareketsizlik ve sağlıksız beslenme gibi risk faktörlerinin erken yaşlarda başlamasıdır" diye konuştu. "Sigara ve e-sigara masum değil" Sigara ve e-sigara kullanımının genç yaşta kalp krizi riskini 2 ila 4 kat artırdığını ifade eden Uzm. Dr. Aker, "E-sigara damar yapısını bozar ve pıhtılaşma eğilimini arttırr. Kalp-damar sistemi açısından güvenli bir alternatif değildir" şeklinde konuştu. "Hareketsiz yaşam kalbi sessizce yoruyor" Uzun süre masa başında çalışmanın ciddi bir risk oluşturduğunu belirten Uzm. Dr. Aker, "Günde 8 saatten fazla oturmak iyi kolesterolü düşürür, insülin direncini artırır. Haftada birkaç gün spor yapmak, gün boyu hareketsizliği telafi etmeye yetmez" ifadelerini kullandı. "İşlenmiş gıdalar damar sertliğini hızlandırıyor" Ultra işlenmiş gıdaların gençlerde erken damar sertliğine yol açtığını söyleyen Uzm. Dr. Aker, "Trans yağ, aşırı tuz ve yüksek fruktoz içeren beslenme tarzı metabolik sendrom, karaciğer yağlanması ve sessiz plak oluşumunu hızlandırır. Kronik stres ve yetersiz uyku da kalp krizi riskini ciddi şekilde artırabilir. Günde 6 saatin altında uyku, kalp krizi riskini yüzde 20-40 oranında yükseltebilir. ‘Yoğun ama sağlıklıyım’ algısı gerçeği yansıtmamaktadır" açıklamasında bulundu. "Belirtiler gençlerde farklı seyredebilir" Kalp krizinin her zaman göğüs ağrısıyla ortaya çıkmadığına değinen Uzm. Dr. Aker, özellikle gençlerde farklı belirtilerin de dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: "Egzersizle ortaya çıkan nefes darlığı, eforla artan sırt ya da çene ağrısı, açlık, uzun süre ayakta kalma veya stresle açıklanamayan bayılma atakları ile istirahat halindeyken görülen çarpıntı ve soğuk terleme kalp krizi açısından uyarıcı olabilir. Bu belirtiler hafife alınmamalı ve vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır." "Genetik yatkınlık riski artırıyor" Birinci derece akrabada erken yaşta kalp krizi öyküsü bulunmasının riski 2-3 kat artırdığını belirten Uzm. Dr. Aker, "Genetiği silah olarak düşünürsek, sağlıksız yaşam tarzı da tetiği çeken faktördür" dedi. Gençler hangi kontrolleri yaptırmalı 20’li yaşlardan itibaren düzenli tansiyon ölçümü ve kolesterol takibinin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Aker, "Risk faktörü olan bireyler EKG ve ileri tetkikleri ihmal etmemelidir. Genç yaşta alınacak önlemler hayati önem taşır. Kalp krizi yaşlıların değil, birikimin hastalığıdır. Bu birikim artık genç yaşta başlıyor. Erken önlem ve düzenli kontrol hayat kurtarır" ifadelerini kullandı.