SAĞLIK - 23 Mart 2020 Pazartesi 14:13

MEDİKÜM: “İlaç ve Tıbbi Cihaz Sanayi Başkanlığı kurulmalı”

A
A
A
MEDİKÜM: “İlaç ve Tıbbi Cihaz Sanayi Başkanlığı kurulmalı”

Samsun’da tıbbi cihaz üreticileri, korona virüsü ve benzeri biyolojik unsurlarla mücadele için gereken üretim ve AR-GE’nin koordine edilip desteklendiği bir “İlaç ve Tıbbi Cihaz Sanayi Başkanlığı” kurulmasını istedi.

Samsun’da tıbbi cihaz üreticileri, korona virüsü ve benzeri biyolojik unsurlarla mücadele için gereken üretim ve AR-GE’nin koordine edilip desteklendiği bir “İlaç ve Tıbbi Cihaz Sanayi Başkanlığı” kurulmasını istedi.


Medikal Sanayi Kümelenme Derneği (MEDİKÜM) Başkanı Opr. Dr. Ahmet Aydemir tıbbi cihaz üreticileri olarak devlet tarafından ilaç ve tıbbi cihaz üretiminin koordine edilmesini ve desteklenmesini istediklerini belirtti.


Samsun’dan yaklaşık 80 ülkeye tıbbi cihazların ihracatının yapıldığını belirten Ahmet Aydemir, korona virüs ve benzeri biyolojik unsurla hızlı ve sonuç alan bir mücadele için lazım olan malzemelerin AR-GE’sinin ve üretiminin önceden planlanması gerektiğine değindi. Aksi takdirde tüm dünya insanlığının şu an olduğu gibi son derece basit bir şişe kolonya ve bir adet maskeye muhtaç kalacağını belirtti.


Şu anda Samsun’da bu konuda bir üretim olmadığını ifade eden Başkan Aydemir, “Bana şu son 2 ay içerisinde çoğunluğu yurt dışına gönderilmek üzere yüzlerce yerden maske, dezenfektan ve gündemi meşgul eden korona virüsü ile mücadele etmek için gereken solunum cihazı ve benzeri cihazlar soruldu. Üretilmesi zor olmayan bu cihazların maalesef kümelenmemizde şu an için üretimi olmadığı yanıtını vermek zorunda kaldık. Bana göre bu tür üretimler ihtiyaç daha hasıl olmadan planlanmalı ve yönlendirilip yönetilmelidir. Dünyamızda gündemin en önemli maddesini teşkil eden korona virüs pandemisinden de anlaşılacağı üzere, dünyada hızla değişen şartlar artık ilaç ve tıbbi cihazların bundan sonraki dönemlerde de en az savunma sanayisi kadar stratejik öneme haiz olduğunu göstermektedir. Stratejik öneme haiz olan ilaç ve tıbbi cihazların, Savunma Sanayi Başkanlığı’na benzer bir model ile devletimiz tarafından ele alınıp ‘ilaç ve tıbbi cihaz sanayi başkanlığı’ kurulmasının ve bu başkanlık tarafından ilaç ve tıbbi cihaz sanayisinin yönetilip yönlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda MEDİKÜM olarak her türlü desteği vermeye hazır olduğumuzu belirtmek isterim” dedi.


Bu tür salgınların bir biyolojik savaş unsuru olmaya dönüşebileceğine değinen Aydemir, “Dünyadaki olaylar biyolojik savaşa doğru dönüyor. Bizim de biyolojik savaşa karşı savunma sistemlerini oluşturmamız lazım. Bundan sonraki süreçte de bu ve benzeri süreçler yaşanmaya devam edecektir. Bugün Covid-19 yarın Covid-20-21 olacaktır. Eğer bu bir biyolojik savaşsa senin biyolojik savunma unsurlarında olmalı. Nasıl savunma sanayi devlet olarak destekleniyorsa aynı şekilde ilaç ve tıbbi cihaz sanayisi de ilk etapta ‘İlaç ve Tıbbi Cihaz Sanayi Başkanlığının kurulması ve sonraki aşamalarda da bu başkanlık tarafından, üretim, planlama ve AR-GE faaliyetleri koordine edilip, yürütülmesi yolu ile desteklenmelidir. Bana göre kolonya, koruyucu maske gibi normal zamanda yüzüne bakmadığımız malzemeleri, şu anda piyasada bulmakta güçlük çektiğimiz olgusundan hareketle bu olaydan çıkarılacak en büyük ders budur ve bir an önce gereği yapılmalıdır” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Uluslararası Anadolu Ankası Tatbikatı 2026 nefes kesti Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası Anadolu Ankası Tatbikatı 2026 seçkin gözlemci günü Konya’da gerçekleştirildi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası Anadolu Ankası Tatbikatı 2026’nın seçkin gözlemci ve basın günü, Konya’da’daki 3. Ana Jet Üs Komutanlığında ve Konya atış sahasında icra edildi. ABD, Azerbaycan, Polonya ve Slovakya’nın da aralarında bulunduğu Türkiye dahil 5 ülkeden 116’sı yabancı 519 personelin katıldığı tatbikat, 3. Ana Jet Üs Komutanlığında gerçekleştirilen brifingle başladı. Gerçekleştirilen tatbikat ile muharebe ortamında personel arama kurtarma görev kuvveti unsurları ile çalışabilirliği denemek, hayatta kalma, kaçma, kurtulma usullerini geliştirmek ve uçucuların eğitim seviyelerinin artırılması hedefleniyor. Öte yandan, müşterek ve birleşik harekat kapsamında, personel arama kurtarma, yakın hava desteği, dinamik hedefleme, zamana duyarlı hedefleme gibi görevlerin tatbikat senaryolarına dahil edilerek planlanması ve icrası da tatbikatın amaçları arasında yer alıyor. Türk savunma sanayi ürünlerinin de sıklıkla kullanıldığı tatbikatta yabancı ülke ateşeleri ve personel, ürünler hakkında yetkililerden bilgi aldı. Tatbikatı, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Deniz Kuvvetleri Komutanı Ercüment Tatlıoğlu da yerinden takip etti. Tatbikatta, Hava Kuvvetleri’nden 3 adet F-16, 1 adet E-7T (HİK), 1 adet AKINCI İHA, 1 adet CN-235, 1 adet ANKA-S, 1 adet AS-532, 5 adet T-7 ve 10 Tim yer alırken Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından 1 adet T-70, 1 tim, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından 2 tim, Özel Kuvvetler Komutanlığı tarafından 1 adet T-70 ve 1 tim, Jandarma Genel Komutanlığı tarafından da 1 adet S-70 ve 1 adet tim katılım sağladı. En küçük güdümlü füze METE, GÖKALP’ten hedefe ROKETSAN’ın en küçük güdümlü mühimmatı konumunda olan METE füzesi lazer işaretleme ile hem karadan hem de GÖKALP Dron Sistemi ile hedefleri başarıyla vurdu. Senaryo gereği radar sistemlerinin imha edilmesinin ardından AKINCI’dan ateşlenen Süper Şimşek geçişi yapıldı. Düşman hedefleri, yapılan işaretlemenin ardından F-16 ve SU-25 savaş jetleri tarafından tam isabetle vurdu. Ayrıca, düşman bölgesinde savaş jetinden yaralı olarak kurtulan bir pilotun kurtarılması senaryosu da başarıyla icra edildi. Tatbikatta seçkin gözlemci gününün bitmesinin ardından Genelkurmay Başkanı Orgeneral Bayraktaroğlu, tatbikata katılım sağlayan tüm birimlere teşekkür ederek şu ifadeleri kullandı: "Türkiye, güvenlik mimarisinin vazgeçilmez bir unsurudur. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, sahip olduğu imkân ve kabiliyetler, yüksek muharebe gücü, yerli ve millî savunma sanayi ürünleri, insanlı ve insansız sistemleri sayesinde her türlü harekâtı icra edebilecek kudrete sahiptir. Bu caydırıcılığın en önemli unsurlarından biri de hiç şüphesiz Gök Vatan’dır. Gök Vatan, Hava Kuvvetlerimizin kudreti, yüksek teknolojili sistemlerimiz ve nitelikli personelimizin azim ve kararlılığıyla her an korunmaktadır. Gök Vatan’daki bu hâkimiyet, ancak sürekli eğitim ve gerçekçi tatbikatlarla sürdürülebilir. Uluslararası Anadolu Ankası-2026 Tatbikatı da bu anlayışın sahadaki en somut göstergelerinden biridir. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin personel arama kurtarma harekâtı alanındaki kabiliyetini geliştirmek maksadıyla yapılan bu tatbikatta; yakın hava desteği, zamana duyarlı hedefleme, dinamik hedefleme, hava saldırısı, yüksek irtifa atlayışları, tahliye, sızma, konvoy ve alan koruması ile küçük birlik taktikleri gibi görevler icra edilmiştir. Tatbikat; Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı unsurlarının 15 tim ve 16 hava aracının müşterek katılımıyla yapılmıştır. Bu yıl tatbikata, 4 müttefik ülkeden toplam 10 tim ve 2 hava aracı da katılım sağlamıştır. Bu tatbikat; Türk Silahlı Kuvvetlerimizin müşterek harekât anlayışı ile sevk ve idare etkinliğini sahaya yansıtan önemli bir göstergedir. Gerçeğe yakın senaryolar üzerinden icra edilen her faaliyet, personelimizin tecrübesini artırmakta; birliklerimizin birlikte çalışma kabiliyetini daha üst seviyeye taşımaktadır. Bugün burada ortaya konulan gayret geleceğin harekât ortamına hazırlığımızın da açık bir ifadesidir. Bu tatbikat aynı zamanda müttefiklerimizle ortak hedeflerimize ulaşma azmimizin ve kararlılığımızın da somut bir yansıması olmuştur. Tatbikatta icra ettikleri gösterilerle gökyüzündeki gurur kaynaklarımız olan Türk Yıldızları ve SOLOTÜRK, bizlere bir kez daha Türk havacısının cesaretini ve disiplinini yakından görme imkânı vermiştir."
Ordu Ordu’da liseli öğrencilere hayat kurtaran yangın tatbikatı Ordu’nun Ünye ilçesinde eğitim gören 480 öğrenci, Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekiplerinden uygulamalı yangın söndürme ve ilk yardım eğitimi alarak acil durumlara karşı bilinçlendirildi. Ünye Mustafa Rakım Anadolu Lisesi ile Ordu Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Eğitim Birimi iş birliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, yangın söndürme, okul tahliyesi ve temel ilk yardım konuları ele alındı. Eğitim kapsamında ilk olarak okul binasının güvenli bir şekilde boşaltılmasını içeren tahliye tatbikatında 480 öğrenci uzmanların yönlendirmesiyle saniyeler içinde okul bahçesindeki güvenli alana ulaştı. Tahliyenin ardından itfaiye ekipleri, yangın tüpü kullanımı ve alevlere doğru müdahale tekniklerini uygulamalı olarak gösterdi. "Geleceğimizin teminatı için hazırlıklıyız" Bu tür faaliyetlerin hayati önem taşıdığını vurgulayan Mustafa Rakım Anadolu Lisesi Müdür Üzeyir Hatipoğlu, "Öğrencilerimiz ve personelimiz, yangın anında doğru müdahale tekniklerini, güvenli tahliye yollarını ve temel yangın güvenliği bilgilerini uzman ekiplerden uygulamalı olarak öğrendi. Geleceğimizin teminatı gençlerimizin güvenliği için hazırlıklı olmaya devam ediyoruz. Bu kıymetli eğitim ve öğrencilerimize kazandırılan hayat kurtaran beceriler için Ordu İtfaiyesi ekibine teşekkür ederiz" dedi.
İstanbul Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır: "5 bine yakın teknoloji geliştiricisi Türkiye’mize taşındı" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Türkiye Tech Visa programını başlattık. Bu programla şimdiye kadar 5 bine yakın teknoloji geliştiricisi Türkiye’mize taşındı; çalışmalarını artık Türkiye’mizde sürdürüyor. Nitelikli insan kaynağını çekebilmek, bu yarışta inanıyoruz ki Türkiye için önemli avantajlar sunacak" dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İstanbul Maslak’da düzenlenen Entertech Maslak Go ve Startgate TEKMER açılış törenine katıldı. Tanıtım filminin ardından konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bu yıl itibarıyla Türkiye’nin 100 üniversitesinde milli teknoloji atölyelerinin kurulmuş olacağını ifade ederek, "Türkiye son 23 yılda teknoloji geliştirme yolculuğunda büyük mesafe katetti. 23 yıl öncesine döndüğümüzde araştırma, geliştirme, inovasyon gibi kavramların özel sektörümüzde çok gündemde olmadığı bir dönemin var olduğunu biliyoruz. Fakat şimdi Türk özel sektörü Türkiye’de araştırma geliştirmenin öncüsü haline geldi. Türkiye’nin toplam AR-GE harcamaları 1,2 milyar dolardan 20 milyar dolara yükselirken, Türk özel sektörünün AR-GE harcamaları da 350 milyon dolardan 14 milyar dolara erişti. Bugün Türk özel sektörü ortaya koyduğu başarı hikayeleriyle, farklı sektörlerde dünyada adından söz ettiren öncü başarı hikayelerine imza atabilen bir konumdadır" dedi. "Türkiye’nin ihraç ettiği ürünlerin yüzde 95’i sanayi ürünlerinden oluşmaktadır" Bakan Kacır, Türkiye’nin ihraç ettiği ürünlerin yüzde 95’inin sanayi ürünlerinden oluştuğunu söyleyerek, " Bugün ihracat başarısından söz edebiliyorsak bunun arkasında sanayinin daha yüksek katma değerli üretim başarısı vardır. Türkiye’nin ihraç ettiği ürünlerin yüzde 95’i sanayi ürünlerinden oluşmaktadır. 36 milyar dolarlık ihracatı 274 milyar dolara çıkarabilmemizin arkasında sanayimizin tüm sektörlerinde; otomotivden makineye, kimyadan gıda endüstrisine tüm sektörlerimizde ortaya konan başarının muazzam bir payı var. Dolayısıyla aslında bu bir ekosistem meselesi, bir ağ meselesi. Elbette bunun en önemli unsurlarından biri insan kaynağı. Araştırma-geliştirme alanında yol almak için öncelikle beşeri sermayenize yatırım yapmanız lazım. İşte Türkiye’nin AR-GE insan kaynağını 23 yıl içerisinde 29 binden 311 bine yükseltmek aslında bütün bu başarı hikayesini harekete geçiren ve mümkün kılan en temel unsur" diye konuştu. "Hedefimiz bu yıl 81 şehrimizin tümünde girişim ofislerimizin hayata geçmiş olması" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Teknoparkların sayısını 2’den 114’e çıkardık. Teknoparklarımızda 23 yıl önce sadece 56 şirket faaliyet gösteriyorken bugün 8 bin 700’e yakın şirket Türkiye’nin teknoparklarında araştırma, geliştirme, inovasyon yapıyor. Bugün özellikle oyun sektöründe, bugün bir araya gelmemize vesile olan bu merkezin de ana odağı olan oyun sektöründe birkaç gencin bir araya gelip kurduğu, halihazırda da 20-30 gencin çalışmakta olduğu ve henüz ömrünün ilk basamaklarında, çalışma hayatının ilk yıllarında olan teknoloji girişimleri milyar dolar değerlemeye ulaşabiliyor. Ne kadar Turcornumuz olursa, onların her birinden doğacak onlarca, yüzlerce girişimle aslında bütün ekosistemimiz o kadar güçlü hale gelecek. Biz de bu anlayışla hem Turcorn 100 programını hayata geçirdik ve halihazırda 39 teknoloji girişimimizi milyar dolar değerlemeye eriştirmek için terzi usulü desteklerle büyütmeye gayret ediyoruz. Hem özel sektörün bu yolculukta özellikle TEKMER’lere öncülük etmesini sağlayacak adımlar attık. KOSGEB desteğiyle kurduğumuz TEKMER’ ler girişim ekosistemimizde teknoparkların, AR-GE tasarım merkezlerinin tamamlayıcı bir unsuru haline geldiler. Türkiye’de girişimcilik alanına sunduğumuz destekleri ve altyapıları standart hale getirmek için Go Girişim Ofisi modelini oluşturduk ve hedefimiz bu yıl 81 şehrimizin tümünde girişim ofislerimizin hayata geçmiş olması" ifadelerini kullandı. "Türkiye’de oturma ve çalışma süreçlerini çok kolaylaştırdık" Türkiye Tech Visa programıyla birlikte teknoloji girişimlerinin ve bu şirketlerde çalışan bireylerin Türkiye’de oturma ve çalışma süreçlerini çok kolaylaştırdıklarına değinen Bakan Kacır, " 2011-2015 arasında yıllık 50 milyon dolar olan, 2016-2020 arasında yıllık 100 milyon dolar olan girişim sermayesi hacmi, 2021-2025 arasında son 5 yılda ortalama 1,1 milyar dolara erişti. Türkiye’de yıllık girişim sermayesi yatırım hacmi bir önceki 5 yılın 11 misli, ondan önceki 5 yılın 22 misli büyüklüğe erişti. Bunu daha da büyüteceğiz. Türkiye Tech Visa programını başlattık. Bu programla Çalışma Bakanlığımızla birlikte teknoloji girişimlerinin ve bu şirketlerde çalışan bireylerin Türkiye’de oturma ve çalışma süreçlerini çok kolaylaştırdık. Daha önce 6 aydan uzun süren bu süreçleri 2 hafta gibi bir zamana indirdik. Sadece 2 hafta içerisinde buradaki girişimler de dahil olmak üzere bu ekosistemdeki girişimlerde çalışacak insan kaynağına Türkiye’de çalışma ve oturma izni sunabiliyoruz. Bu programla şimdiye kadar 5 bine yakın teknoloji geliştiricisi Türkiye’mize taşındı; çalışmalarını artık Türkiye’mizde sürdürüyor. Nitelikli insan kaynağını çekebilmek, bu yarışta inanıyoruz ki Türkiye için önemli avantajlar sunacak" dedi. "Dünyanın en büyük girişimcilik merkezini İstanbul’da kuruyoruz" Dünyanın en büyük girişimcilik merkezini İstanbul’da kurduklarını söyleyen Bakan Kacır, "Dünyanın en büyük girişimcilik merkezini İstanbul’da kuruyoruz. Atatürk Havalimanı’nın terminal binalarını Terminal İstanbul markasıyla bir teknoparka dönüştürdük. Şimdi Atatürk Havalimanı terminal binalarında dünyanın en büyük startup merkezi, teknoloji girişimciliği merkezi kuruluyor. İnşallah bunun ilk fazını Haziran ayında açacağız ve İstanbul’umuza kazandıracağız. Peşinden birinci yılın sonunda büyük bir fazın daha açılışını yapacağız ve 2 yıl içinde Atatürk Havalimanı terminal binalarının tamamını sizlere, teknoloji girişimcilerine inşallah kazandırmış olacağız. İnanıyorum ki orası da yine küresel düzeyde Türk teknoloji girişimlerine olan ilgiyi güçlendirecek önemli bir adım olacak. Daha erken yaşlardan itibaren gençlerimizi bu yolculuğa kazanabilmek için de; bir yandan dünyanın en büyük teknoloji festivallerini, TEKNOFEST’i düzenlemeye, bir yandan Türkiye’nin dört bir yanında Deneyap Teknoloji Atölyeleri gibi altyapılar kurarak 11 yaşından itibaren gençleri, bu alana ilgisi olan ve bu alanda yetkinlik sahibi olan gençleri il il, ilçe ilçe, kasaba kasaba, köy köy tespit etmeye, onları teknoloji eğitim programlarına dahil etmeye ve bu yolculukta onlarla birlikte yürümeye gayret edeceğiz" diye konuştu. "Oyun girişimi sayısı açısından Avrupa’da ikinci sıradayız" Oyun girişimi sayısı açısından Avrupa’da ikinci sırada olduklarını söyleyen Bakan Kacır, " Biz oyun sektörlerünü de diğer sektörlerimizin yanında güçlü şekilde destekliyoruz. Bize düşen burada ki StartGate tek merkez gibi kümelenme altyapılarının daha fazla Türkiye’de oyun girişimcilerine hizmet sunabilir hale gelmesi ve bu alanda finansman kaynaklarının yükselmesine imkan tanıyabilmek. Bakanlık olarak bu adımları atmaya devam edeceğiz. Kümelenme projesini destekleyerek ve bu adresi kümelenmenin, oyun kümelenmesinin merkezi haline getirerek aslında bu yaklaşımı ortaya koymuş olduk. İnşallah önümüzdeki dönemde de oyun girişimlerinin Türkiye’de daha da büyümesini, hali hazırda Avrupa’da ikinci sıradayız oyun girişimi sayısı açısından. İnşallah Avrupa birinciliğine hızla erişebilmeyi, dünyanın dört bir yanında başarı hikayeleriyle gururumuz olan Türk oyunlarının sayısının artmasını sağlamayı hep beraber başaracağız" şeklinde konuştu. Konuşmanın ardından hediye takdimi ve fotoğraf çekimi yapılarak girişim merkezinin açılışı gerçekleştirildi. Ardından Bakan Kacır, merkezi gezerek yetkililerden bilgi aldı.
Zonguldak Zonguldak’ta yeni UMKE gönüllüleri yetiştirildi Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü Acil ve Afetlerde Sağlık Hizmetleri Birimi koordinasyonunda, 6-10 Nisan 2026 tarihleri arasında Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Eğitim Daire Başkanlığı binasında düzenlenen Temel UMKE Eğitimi başarıyla tamamlandı. Teorik ve uygulamalı olarak gerçekleştirilen eğitim programı kapsamında, 25 yeni UMKE gönüllüsü yetiştirilerek İlimizin afetlere hazırlık kapasitesi önemli ölçüde güçlendirildi. Eğitim süresince katılımcılara; UMKE’nin görev ve önemi, afet süreçlerinde organizasyon yapısı, temel yaşam desteği, travmalara yaklaşım ve acil müdahale ünitesi kurulumu gibi kritik başlıklarda kapsamlı bilgiler aktarıldı. Kamu ve Üniversite Hastanelerinden sağlık personellerinin katılımıyla gerçekleştirilen eğitim, farklı kurumlar arasında koordinasyon ve iş birliğini artırmayı hedeflenirken , afet ve acil durumlara karşı hazır ve etkin müdahale kapasitesinin geliştirilmesine katkı sağladı. Zonguldak gibi maden kazaları, heyelan ve sel gibi risklerin bulunduğu bir ilde UMKE ekiplerinin önemi her geçen gün daha da artarken, bu tür eğitimlerle sahada görev alacak insan kaynağının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün, "Afetlere hazırlık çalışmalarının aralıksız devam edeceğini belirterek, "Amacımız; afet anında hızlı, etkin ve koordineli müdahale ile vatandaşlarımıza en üst düzey sağlık hizmetini sunmaktır" mesajını verdi.
Ankara Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan: "Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte" Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, Şanlıurfa’daki silahlı saldırı hakkında, "Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte; güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim ortamı tam anlamıyla tesis edilememektedir" dedi. Şanlıurfa Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 16 yaşındaki okulun eski öğrencisi olduğu belirlenen Ö.K. tarafından düzenlenen silahlı saldırıda 16 kişi yaralandı. Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Talip Geylan, okullarda şiddet olaylarının son bulmadığını ve giderek artmaya devam ettiğini kaydetti. Okullarda, güven ve huzurun bir an önce sağlanması gerektiğini belirten Geylan, okulların şiddet olaylarıyla anılmasının Türkiye’nin geleceğini doğrudan tehdit ettiğini dile getirdi. "Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte" Geçtiğimiz günlerde öldürülen öğretmen Fatma Nur Çelik’in ardından şiddet olaylarının azalmasında hiçbir ilerleme kaydedilmediğini belirten Geylan, "Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir öğrencinin gerçekleştirdiği silahlı saldırı sonucunda, öğretmen ve öğrencilerimizin de aralarında bulunduğu 16 vatandaşımızın yaralanmış olması hepimizi derinden sarsmıştır. Bu hain saldırıyı en güçlü şekilde kınıyoruz. Yaralanan eğitimcilerimize ve öğrencilerimize acil şifalar diliyor, ailelerine ve tüm eğitim camiamıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Fatma Nur Çelik öğretmenimizin katledilmesinin ardından çok kısa bir süre içinde yaşanan bu elim olay, eğitim camiamızda zaten var olan endişeyi daha da artırmış, hepimizi derin bir üzüntüye sevk etmiştir. Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte; güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim ortamı tam anlamıyla tesis edilememektedir. Adeta ABD’de ve farklı ülkelerde yaşanan okul saldırılarına benzer bir tablonun ülkemizde de görülmesi çok ürkütücüdür. Bu durum, eğitim camiamızın geleceğe dair endişelerini artırmakta ve acil önlem alınması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır" diye konuştu. "Okulların şiddet olaylarıyla anılması, ülkemizin geleceğini doğrudan tehdit etmektedir" Türkiye’deki okullara kamera sistemlerinin getirilmesini ve her okula kolluk desteği sağlanmasının önem arz ettiğini ifade eden Geylan, "Okullar öğrencilere bilgi kazandıran, onları geleceğe hazırlayan; eğitimcilerimizin huzur ve güven içinde görev yaptığı, toplumsal değerlerimizin yaşatıldığı kurumlardır. Ancak okulların şiddet olaylarıyla anılması, ülkemizin geleceğini doğrudan tehdit etmektedir. Bu nedenle eğitim kurumlarında güvenliğin sağlanması vazgeçilmez bir zorunluluktur. Bu noktada şiddetin önlenmesine yönelik güvenlik tedbirlerinin eksiksiz biçimde hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Okulların kamera sistemleriyle donatılması, her okula güvenlik görevlisi ya da kolluk desteği sağlanması, giriş-çıkış kontrollerinin düzenli şekilde yapılması ve okul yönetimlerinin bu konuda daha güçlü biçimde desteklenmesi hayati öneme sahiptir. Aynı zamanda okullardaki disiplin yönetmelikleri yeniden gözden geçirilmeli, öğretmenin etkisi ve eğitim sürecindeki rolü güçlendirilmelidir. Okullarda her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalı; okullardaki rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri etkin hale getirilmelidir. Bu tedbirler alınmış olsaydı bugün Fatma Nur Çelik öğretmenimizi kaybetmeyecek, Siverek’te yaşadığımız elim hadiseyle karşı karşıya gelmeyecektik" şeklinde konuştu. "Okul-aile iş birliği artırılmalı, velilerin eğitim sürecine katılımı mutlaka sağlanmalıdır" Bu tedbirlerin en başında şiddet konusunda yasal düzenlemelerin getirilmesi olduğunu vurgulayan Geylan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bununla birlikte okul-aile iş birliği artırılmalı, velilerin eğitim sürecine katılımı mutlaka sağlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki öğrencilerin psikolojik gelişimleri ve sosyal ilişkileri, sorunların erken tespit edilmesi ve gerekli tedbirlerin zamanında alınması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu noktada en önemli tedbirlerin başında yasal düzenlemeler gelmektedir. Türk Eğitim-Sen olarak, okullarda şiddetin önlenmesine yönelik 2019 ve 2023 yıllarında iki kez kanun teklifi hazırlayarak, milletvekilleri aracılığıyla TBMM’ye ilettik. Bunun yanı sıra, caydırıcı tedbirlerin alınması amacıyla Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda düzenleme yapılması için yoğun girişimlerde bulunduk ve bu sürecin hayata geçirilmesini sağladık. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a mektup gönderdik, iş bırakma eylemleri gerçekleştirdik ve çok sayıda basın açıklaması düzenledik. Ancak bugün gelinen noktada, şiddete yönelik alınan tedbirlerin ve mevcut yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı açıkça görülmektedir. Eğitim kurumlarımızda görev yapan her bir öğretmenimizin, eğitim çalışanımızın ve eğitim gören her öğrencimizin hayatı ve güvenliği en kıymetli öncelik olmalıdır. Bu nedenle okulların güvenliğinin sağlanması, şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin daha da güçlendirilmesi bir zorunluluktur. Öte yandan ülkemizde eğitim kurumlarında şiddete karşı kapsamlı bir "Güvenlik Zirvesi" düzenlenerek, konuyla ilgili tüm kurum, kuruluş ve paydaşların bir araya gelmesi sağlanmalı; zirvede sorun tüm yönleriyle etraflıca ele alınmalı, adeta bir seferberlik anlayışıyla kapsamlı bir değerlendirme yapılmalıdır. Öğretmenlik Meslek Kanunu ile artırılan cezaların etkin ve tavizsiz bir şekilde uygulanması sağlanmalı; bunun yanı sıra caydırıcı ve etkili tedbirler ivedilikle hayata geçirilmelidir. Devletimizin ve toplumumuzun bu konuda etkin rol üstlenmesi, şiddeti önleyici kapsamlı tedbirlerin hayata geçirilmesi bir zorunluluktur. Unutulmamalıdır ki, eğitimcilerimizi ve öğrencilerimizi şiddetten korumak hepimizin asli görevidir. Şayet onları şiddet sarmalından uzak tutamazsak, okullarımız güvenli alanlar olmaktan çıkar ve adeta Teksas’a döner; böylece geleceğimiz de ciddi şekilde tehdit altına girer. Öğretmenler ve öğrenciler, okullarında kendilerini güvende hissetmeli; eğitim kurumlarında huzur içinde eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürebilmelidir."