YEREL HABERLER - 10 Aralık 2011 Cumartesi 16:46

CHP`DEN OPERASYON TEPKİSİ

A
A
A
CHP`DEN OPERASYON TEPKİSİ

Samsun’da yürütülen milli emlak operasyonunda CHP’li Atakum Belediyesi’nin zan altında bırakıldığı iddiasıyla onlarca partili toplanarak tepki gösterdi.
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı’nın koordinesinde, Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğü ekipleri, Hazine’ye ait taşınmazların kiralanması, tahsis ve ihale hakkındaki uygulamalarla ilgili yürüttüğü tutuklama ve serbest kalmaların yaşandığı operasyonda İlkadım ve Atakum belediyesinden çalışanları ile meclis üyeleri göz alınmıştı. CHP’li belediye çalışanlarının usulsüzlükle hiçbir alakası olmadığı ve ifadesi alındıktan sonra serbest kaldığı, bu rağmen operasyonun belediyelere
yönelikmiş gibi lanse edildiğine tepki gösteren CHP İl Başkanı Ersoy Üstay, Atakum Belediye Başkanı Metin Burma, meclis üyesi Hayri Erdönmez onlarca partilinin katılımıyla tepki içerikli açıklama yaptı.
Defterdarlık İl Milli Emlak Müdürlüğü’ne yönelik başlatılan ve direkt Atakum Belediyesi ile ilişkisi olmayan operasyonda belediyenin öne çıkarılarak zan altında bırakıldığını savunan Üstay, "Tüm bunlar olurken Atakum Belediye Başkanı Metin Burma ve çalışanları her şeyden habersiz halka hizmet çabasını sürdürmektedir. Çünkü Atakum Belediyesi’ne herhangi bir baskın ve operasyon olmamıştır. Ama anlaşılamaz bir şekilde kasıtlı kurgulanmış bir senaryo ile Türkiye ve dünya kamuoyuna duyurulmuştur. Gözaltına
alınan üç görevli ifadesi alındıktan sonra emniyette serbest bırakılmıştır. Atakum Belediyesi’ne deva görülen bu karalama çabaları ve benzerleri ne yazık ki ülkemizin değişik yörelerinde özellikle CHP belediyelerimizde yaşanmaktadır. Ülkemizde insanların bu tip soruşturmalarla yıpratılması yaşamı işkenceye dönüştürmüştür. Yargımızın en doğu kararları vereceğine olan inancımız var" dedi.
Atakum Belediye Başkanı Metin Burma ise, "Suçsuz olduğumuzu karanlık ve yanlış işler içerisinde olmadığımızı anlatmaya çalışacağız. Samsunlu, Metin Burma’yı da bilir, onun geçmişini de bilir ne yapacağını yapmayacağını da bilir. Kamuoyunda yapılan bu linç olayının tuttuğunu sanmıyorum. Öylede görmüyorum" dedi.
"Ola ki, o kadar büyük belediyede yanlış yapmış insanlar olabilir. Ama bir telefon açar sorarsınız. Eğer burada bir senaryo yok ise çok vahim bir durum var" diyen Burma, "Türkiye’nin bu vahim durumu daha fazla katlanmaması gerektiğini, katlanamayacağını düşünüyorum. Halkımıza böyle yanlış işlerde olmadığımı, olmayacağımızı söyleme durumunda kaldık, bu ne kadar üzüntü vericidir. Doğrusu incindim, çünkü ben ve arkadaşlarım gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Atakum bir yıldız gibi parlıyor. Atakum böyle
geliştikçe, parladıkça sıkıntılarda artıyor. Ben Atakum ve halka hizmet ediyorum. Bana güvenin" dedi.
Yol ortasında sandalye ve sehpa üzerinde yapılan açıklamada, partiler sloganlar attı belediye ye destek verdi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakan Göktaş: "Türkiye’de nüfusun kendini yenileme eşiğinin altına inmesi artık yapısal bir mesele olduğunu gösteriyor" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Dijital mecralar, sınırsız tüketim, zayıflayan kuşaklar arası bağlar, kimlik ve rol kavramlarını bulanıklaştıran cinsiyetsizleştirme akımları, bunların hepsi ailenin dayanıklılığını doğrudan etkiliyor’’ dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM) iş birliğiyle İstanbul Ticaret Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen I. Uluslararası Ailenin Güçlendirilmesi Konferansı, 16-17 Şubat tarihlerinde gerçekleştirildi. Konferans, bugün yapılan oturumların ardından Sütlüce Kampüsü’ndeki kapanış programıyla sona erdi. "Türkiye’de ve Özbekistan’da Ailenin Güçlendirilmesi Temelli Devlet Politikaları" temasıyla düzenlenen konferansın kapanış toplantısına Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Özbekistan Başbakan Yardımcısı Züleyha Mahkamova, Özbekistan Yükseköğretim, Bilim ve İnovasyon Bakanı Sharipov Kongratbay Avezimbetovich, KADEM Mütevelli Heyet Başkanı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Necip Şimşek, Özbek Kadın Hakları Koruma Derneği Başkanı Ozoda İslomova ile çok sayıda akademisyen ve davetli katıldı. Konuşmalardan önce ilkokul öğrencilerinden oluşan dans ekibi, Türk kültürüne ait yöresel dansları sergiledi. "Temennimiz buradaki bilgi ve öneriler, Türkiye ile Özbekistan arasında aile konusunda kalıcı iş birliklerine dönüşsün" İstanbul’da pek çok ülkenin geleceğini ilgilendiren bir başlık etrafında buluştuklarını aktaran Bakan Göktaş, "İki gün süren 1. Uluslararası Ailenin Güçlendirilmesi Konferansı’nda akademinin birikimini, sahadan gelen tecrübeyi ve kurumlarımızın çözüm önerilerini aynı masada buluşturduk. Konferans boyunca aile yapısındaki değişimi, evlilik ve ebeveynliği destekleyen mekanizmaları, kuşaklar arası dayanışmayı ve sahada etkisi kanıtlanmış iyi uygulamaları değerlendirdik. Demografi ve nüfus eğilimlerinden sosyal hizmet modellerine, dijital risklerden aile içi iletişime kadar geniş bir çerçevede ele aldık. Temennimiz odur ki burada ortaya çıkan bilgi ve öneriler Türkiye ile Özbekistan arasında aile konusunda kalıcı iş birliklerine dönüşsün. Sahada karşılığı olan ortak projeler, aileyi güçlendiren somut adımları çoğaltsın’’ şeklinde konuştu. "Türkiye’de nüfusun kendini yenileme eşiğinin altına inmesi, artık yapısal bir mesele olduğunu gösteriyor" Ailenin kimliğin, aidiyetin, merhametin, sorumluluğun, dayanışmanın ilk öğretildiği yer olduğuna da dikkat çeken Bakan Göktaş, "Çağımızda aile çok katmanlı bir baskı altında. Bu noktada meseleye iki pencereden bakmak zorundayız. Birincisi, demografik dönüşüm penceresidir. Yıllarca ülkemizde aile planlanması adı altında doğurganlık hızının azaltılması için çalışmalar yürütüldü. Bugün yaşadığımız düşük doğurganlık oranları, bu yaklaşımın birikmiş bir sonucudur. Türkiye’de doğurganlık hızının 2024’te 1,48’e düşmesi, nüfusun kendini yenileme eşiğinin altına inmesi artık yapısal bir mesele olduğunu gösteriyor. Birçok Avrupa ülkesi düşük doğurganlık düzeyine 200 yılda inerken, Türkiye bu noktaya 60 yıl gibi kısa bir sürede geldi. Türkiye, Çin, Arjantin ve Kuveyt’ten sonra doğurganlık hızı en çok düşen dördüncü ülkedir’’ ifadelerini kullandı. İlk evlenme yaşının yükselmesinin, evlilik ve boşanma göstergelerindeki değişimin aileyi güçlendiren ‘önleyici ve destekleyici’ politikaları daha da kritik hale getirdiğini belirten Bakan Göktaş, "İkincisi günlük hayatın kırılganlıkları penceresidir. Aileyi sadece bir değer olarak değil, aynı zamanda sosyal refahı büyüten, birliği ve beraberliği güçlendiren bir sistem olarak ele almak zorundayız. Çünkü artan şehirleşme, uzayan çalışma saatleri, hayatımızı kuşatan dijital mecralar, sınırsız tüketim, zayıflayan kuşaklar arası bağlar, kimlik ve rol kavramlarını bulanıklaştıran cinsiyetsizleştirme akımları, bunların hepsi ailenin dayanıklılığını doğrudan etkiliyor. Bu durum da bizler için sahaya inen, aileye ulaşan, riskleri erken gören ve aileyi kendi gücüyle ayakta tutan politika tasarımlarını zorunlu kılıyor’’ diye konuştu. "Tüm adımlarımızla sosyal hizmeti sahada daha etkin ve erişilebilir kılıyoruz’’ Aile Eylem Planı’yla aileye erişim ve hizmet kapasitesini büyütürken de iki temel ilkeye dayandıklarını belirten Bakan Göktaş, "Yakınlık, hizmetin ailenin kapısına kadar gidebilmesi demektir. Süreklilik ise bir defalık müdahale yerine aileyle ’hayatın akışı içinde’ yol yürümek demektir. Çocuğu aile yanında desteklemek, ebeveyni güçlendirmek, riskleri erken tespit etmek ve aileye rehberlik etmek bu yaklaşımın omurgasıdır. Sosyal hizmet merkezlerimiz, sosyal risk haritalarımız, mobil SHM, yüz yüze ve online eğitim ve danışmanlık mekanizmalarımız bu ilkelerin sahadaki karşılığıdır. Böylece tüm bu adımlarla sosyal hizmeti sahada daha etkin ve erişilebilir kılıyoruz’’ dedi. Sümeyye Erdoğan Bayraktar da, iki gün boyunca yürütülen tartışmaların ailenin ne kadar kritik ve çok boyutlu bir alan olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.