EKONOMİ - 13 Ocak 2026 Salı 10:51

Ayakkabı sektörü şikayet zirvesinde

A
A
A
Ayakkabı sektörü şikayet zirvesinde

Tüketici hakem heyetlerine 2025 yılında yapılan başvurularda en fazla şikâyetin ayakkabı sektöründen geldiği bildirildi. Samsun genelinde hakem heyetleri, toplam değeri 198 milyon 698 bin lirayı aşan uyuşmazlıkları karara bağladı.


Samsun Ticaret İl Müdürlüğü, 2025 yılında tüketici hakem heyetlerine yapılan başvurulara ilişkin açıklamada bulundu. Açıklamada, tüketici hakem heyetlerinin tüketiciler ile satıcı ve sağlayıcılar arasında yaşanan uyuşmazlıkların çözümünde, yargı mercileri dışında alternatif bir çözüm yolu sunduğu belirtilerek, bu mekanizmanın adil, hızlı ve düşük maliyetli çözüm imkânı sağladığı vurgulandı. Heyetlerin, yargının iş yükünü önemli ölçüde azalttığı ifade edildi.


Açıklamaya göre, 2025 yılında Samsun genelinde tüketici hakem heyetlerine 15 bin 620 başvuru yapıldı. Bu başvurulardan 15 bin 130’u karara bağlanırken, başvuruların toplam parasal değeri 198 milyon 698 bin 8 lira 73 kuruş olarak kayıtlara geçti.



En çok şikâyet ayakkabı sektöründe


2025 yılı verileri hizmet ve ürün bazında değerlendirildiğinde, tüketicilerin en fazla ayakkabı ürünleriyle ilgili şikâyette bulunduğu görüldü. Toplam başvuruların yüzde 16,77’si ayakkabıdan kaynaklanırken, bu alanda 2 bin 620 başvuru yapıldı. Ayakkabıyı, yüzde 6,17 ile kıyafet sektörü izlerken bu alanda 963 başvuru kaydedildi. Cep telefonu yüzde 4,80 ile 750 başvuru, beyaz eşya yüzde 4,42 ile 690 başvuru, mobilya yüzde 3,59 ile 560 başvuru, GSM aboneliği yüzde 3,50 ile 547 başvuru, kredi kartı üyelik ücreti yüzde 2,48 ile 388 başvuru, internet aboneliği yüzde 2,38 ile 371 başvuru ve elektrik süpürgesi yüzde 1,92 ile 300 başvuru ile diğer şikâyet konuları arasında yer aldı.



Perakende ticaret ilk sırada


Sektörel dağılıma bakıldığında ise en fazla başvurunun perakende ticaret sektörüne yönelik olduğu bildirildi. 2025 yılında yapılan başvuruların yüzde 59,03’ünün perakende ticaret sektörüne ait olduğu, bu alanda 9 bin 220 başvurunun kayıtlara geçtiği belirtildi. Perakende ticaret sektörünü, yüzde 8,55 ile abonelik hizmetleri sektörü bin 336 başvuru ile, yüzde 7,34 ile finansal hizmetler sektörü ise bin 147 başvuru ile takip etti.


Samsun Ticaret İl Müdürü Kürşat Turpçu, tüketicilerin haklarını aramaktan çekinmemeleri gerektiğini belirterek, tüketici hakem heyetlerinin etkin ve güvenilir bir başvuru yolu olduğunu vurguladı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Tekin: "Eğitim cephesinde merhamet ve aidiyet duygusunun güçlendiği bir ortam kurmaya gayret ediyoruz" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Eğitim cephesinde, okullarımızda çocukların kendini emniyette ve kıymetli hissedeceği, merhamet ve aidiyet duygusunun güçlendiği bir ortam kurmaya; aileyi onaran bir dil ve iklim için paydaşlarımızla birlikte katkı sunmaya gayret ediyoruz" dedi. Milli Eğitim Bakanı Tekin, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın düzenlediği ‘Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Koordinasyon Kurulu 2’nci Toplantısına’ katıldı. Ankara Hakimevi’nde gerçekleştirilen toplantıda, aile yapısının korunması ve güçlendirilmesine yönelik yürütülen mevcut çalışmaların ele alınırken, aile kavramındaki gelişmelerin önümüzdeki döneme ilişkin yol haritası belirlendi. Bu kapsamda, farklı kamu kurum ve kuruluşlarının yürüttüğü faaliyetlerin değerlendirilmesi ve yeni politika önerileri görüşüldü. Bakan Tekin, toplantıda yaptığı açıklamalarda, aileyi merkeze alan eğitim politikalar, ebeveynlere yönelik rehberlik çalışmalar ve aile-okul iş birliğini güçlendirmeye yönelik projeler hakkında bilgiler verdi. Bakan Tekin ayrıca, okulda öğrenci-öğretmen-ebeveyn ilişkisini güçlendirmek için Milli Eğitim Bakanlığı olarak Aile Yüzyılı çerçevesinde çalışmalarını yürüttüklerini, ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ kapsamında da EBA ve TRT EBA üzerinden ailelere yönelik kısa ‘ebeveyn bültenleri’ ve rehberlik içeriklerinin oluşturulduğunu belirtti. "Anne ve baba çocuğunu korumak istiyor ama hangi yöntemle mücadele edeceğini kestiremiyor" Programda açıklamalarda bulunan Bakan Tekin, sahada hem öğretmenlerle hem öğrencilerle hem de velilerle uzun yolculuk içerisinde olduklarını belirterek, "Öğretmenler odasında yaptığımız sohbetlerde, sahadaki temaslarımızda, annelerle ve babalarla yüz yüze geldiğimiz her ortamda aynı tabloyla karşılaşıyoruz. Anne ve baba çocuğunu korumak istiyor ama hangi içerikle, hangi yöntemle mücadele edeceğini kestiremiyor. Öğretmen, çocuğu hayata hazırlamak istiyor ama evde karşılık bulmayan bir emeğin eksikliğini hissediyor. Eskiden mahallenin, akrabalığın, büyük aile yapısının paylaştığı yük, bugün çoğu zaman iki yetişkinin omzuna biniyor. Böyle bir tabloda eğitimi aileden bağımsız işleyen bir hizmet gibi düşünmemiz mümkün değil. Aile güçlenmeden, okulun gösterdiği gayretin tam karşılığını bulması kolay olmuyor. Okul aileyle aynı istikamete bakmadan da çocuğun dünyasında kalıcı bir değişim üretmek mümkün olmuyor. Biz eğitim cephesinde, okullarımızda çocukların kendini emniyette ve kıymetli hissedeceği, merhamet ve aidiyet duygusunun güçlendiği bir ortam kurmaya; aileyi onaran bir dil ve iklim için paydaşlarımızla birlikte katkı sunmaya gayret ediyoruz. Bu yüzden Bakanlık olarak aileyi eğitimin asli ortağı kabul eden bir çizgi izlemeye çalışıyoruz. ‘Aile Okulu’ programıyla, anne ve babaların çocuklarıyla birlikte öğrenebildiği, ebeveynlik tecrübesini öğretmenlerle ve uzmanlarla istişare edebildiği, derdini rahatça anlatabildiği bir zemin kuruyoruz. Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimiz kapsamında EBA ve TRT EBA üzerinden ailelere yönelik kısa ‘ebeveyn bültenleri’ ve rehberlik içeriklerini çoğaltarak, anne ve babanın da çocukla aynı kavram haritasına, aynı değer diline sahip olmasını önemsiyoruz" ifadelerini kullandı. "Aileyi ‘Haberimiz Olsun’ projesiyle daha doğrudan temas eden bir boyuta taşıyoruz" Milli Eğitim Bakanlığı olarak bütüncül bir yaklaşım ve çözümlerle, her ilde aile odaklı eylem planları hazırladıklarını vurgulayan Bakan Tekin, "Son dönemde hayata geçirdiğimiz ‘Haberimiz Olsun’ projesiyle aileye daha doğrudan temas eden bir boyuta taşıyoruz. Öğrencilerimizin aktif katılımıyla hazırlanan ve EBA, EBA YouTube ile TRT EBA üzerinden yayımlanan haber bültenleri, çocuklarımızı bilgi ve medya okuryazarlığı açısından güçlendirirken bu birikimin ev ortamına da taşınmasını sağlıyor. Çocuğun haber seçtiği, metni yazdığı, dili tarttığı bu içeriklerin ailece izlenmesini özellikle önemsiyoruz. Aynı ekrana bakan anne-baba ile çocuğun, doğru bilgiye ulaşma, haber dilini sorgulama, şiddet ve mahremiyet gibi başlıklarda ortak bir hassasiyet geliştirmesi için doğal bir zemin oluşuyor. Çocuğun dijital dünya ile ilişkisini sadece yasak-serbest ikilemine sıkıştırmadan, izlediğini birlikte yorumlayan, gördüğünü birlikte tartışabilen aile ortamlarını çoğaltmaya gayret ediyoruz. Öğretmenlerimiz için travma duyarlı sınıf yönetimi, aileyle sahici iletişim, teknoloji ve madde bağımlılığıyla mücadele, dijital dünyanın çocuk ruh sağlığına etkileri gibi başlıklarda sürekli mesleki gelişim imkanları hazırlıyoruz. Bütün bu adımlarla, çocuğun hayatında yan yana duran iki ana sütunu aileyi ve okulu, aynı dili konuşan, aynı istikamete bakan, birbirinin yükünü hafifleten iki paydaş haline getirme iradesini somutlaştırmaya çalışıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı olarak, bu Kurul’un sahada 20 milyona yakın öğrenciyle, velileriyle, öğretmenleriyle her gün temas eden yüzüyüz" diye konuştu. "Kaygı ve çatışma biçimlerinde izlediğimiz her değişim; doğurganlık kararlarına, evlilik ve boşanma göstergelerine yansır" Toplumda yaşanan durumların, özellikle okullarda yaşanan olumsuzlukların, ilerleyen yıllarda aile istatistiklerine de yansıma ihtimali olduğunun altını çizen Bakan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sınıf ikliminde, devamsızlık ve okul terk örüntülerinde, akran ilişkilerinin dilinde, rehberlik süreçlerine taşınan kaygı ve çatışma biçimlerinde izlediğimiz her değişim; birkaç yıl sonra aile istatistiklerine, doğurganlık kararlarına, evlilik ve boşanma göstergelerine toplumsal eğilim olarak yansır. Bugün ergenlik dönemi uzayan, aidiyet duygusu zayıflayan, hayata ve aileye dair beklentileri daha kırılgan hale gelen bir gençlik profiliyle karşılaşıyorsak; bunun gerisinde, ekonomik kaygıların ötesine geçen ve tabloyu asıl derinleştiren, hayat tasavvurunu köklü biçimde etkileyen kültürel kodlar, hız ve haz eksenli yeni yaşam biçimleri ile mahremiyet ve sadakat anlayışındaki aşınmaların önemli bir payı bulunuyor. Milli Eğitim Bakanlığı olarak, Aile Enstitümüzün yürüttüğü araştırmalarla, Nüfus Politikaları Kurulu’nun ortaya koyacağı çerçeveyle ve bugün burada bir araya gelen tüm kurumlarımızın tecrübesiyle daha sıkı bir eş güdüm içinde çalışmaya hazırız. Her ilde aile odaklı eylem planları hazırlanırken, o ilin okullarından, öğretmenlerinden, rehberlik birimlerinden süzülen verinin de bu planlara dahil edilmesini, sahadaki iyi örneklerin ve risk alanlarının eğitim cephesinden beslenmesini kıymetli görüyorum." Düzenlenen toplantıya Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve siyasi isimler katılım sağladı.