ASAYİŞ - 24 Şubat 2026 Salı 14:50

Bekçi Yaşar Soylu, son yolculuğuna uğurlandı

A
A
A
Bekçi Yaşar Soylu, son yolculuğuna uğurlandı

Samsun Emniyet Müdürlüğü’nde görev yaparken 7 yıl önce emekli olan çarşı ve mahalle bekçisi Yaşar Soylu (67), yakalandığı kanser hastalığına yenik düşerek hayatını kaybetti.


Uzun yıllar Samsun Emniyet Müdürlüğü’nün çeşitli birimlerinde görev yapan ve özellikle Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi polis noktasında yaptığı hizmetlerle tanınan Yaşar Soylu’nun vefatı meslektaşları ve sevenlerini yasa boğdu.


Soylu için bugün İlkadım ilçesi Kavacık Camii’nde öğle namazını müteakip cenaze namazı kılındı. Cenaze namazının ardından Soylu’nun naaşı, Çatalarmut Mahallesi Çatalarmut Mezarlığı’ndaki aile kabristanlığında toprağa verildi. Yaşar Soylu’nun tabutu polislerin omuzlarında cenaze aracına taşındı.


Cenaze törenine Soylu’nun ailesi ve yakınlarının yanı sıra emniyet mensupları ile çok sayıda vatandaş katıldı.



Bekçi Yaşar Soylu, son yolculuğuna uğurlandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Başkan Er: "Malatya’yı sporla, kültürle, sanatla ve eğitimle büyütmeye devam edeceğiz" Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, "Malatya’mız küllerinden yeniden ayağa kalkarken dirençli, büyük, yaşanabilir, insanların rahat edeceği çok merkezli bir şehir inşa ediyoruz. Malatya’yı sporla, kültürle, sanatla ve eğitimle büyütmeye devam edeceğiz" dedi. Battalgazi Erkek Öğrenci Yurdu’nda kalan öğrencilerle bir araya gelen Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Ramazan ayı kapsamında belediye ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından öğrenciler için düzenlenen yarışma ve müzik programına katıldı. ’Uyan Sunam Uyan’ türküsüne eşlik eden Başkan Er, öğrenciler arasında düzenlenen Kahoot ödüllü bilgi yarışmasında birinci olan Malatya Turgut Özal Üniversitesi Yazılım Mühendisliği ikinci sınıf öğrencisi Memik Kızık’a ödülünü takdim etti. Başkan Er ayrıca dereceye giren diğer öğrencilere de içerisinde kişisel bakım ürünlerinin olduğu destek çantası hediye etti. Üniversite öğrencileriyle sohbet eden Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, belediye olarak mübarek Ramazan ayını sadece takvimde yaşanan bir zaman dilimi olarak değil, şehrin ruhunu güçlendiren, birlik ve beraberliği pekiştiren bir fırsat olarak gördüklerini ifade etti. Kültür ve sanat programları, ilahiler, söyleşiler ve alanında önemli isimlerin katıldığı etkinliklerle dolu bir takvim hazırladıklarına dikkat çeken Başkan Er, Malatyalıları düzenlenen programları takip etmeye ve birlikte bu atmosferi yaşamaya davet etti. "Gençlerimizin fikirlerini önemsiyor, birlikte istişare ederek yol alıyoruz" Belediye olarak gençlere yönelik önemli çalışmalar yaptıklarını ve projeleri bir bir hayata geçirdiklerini de kaydeden Başkan Er, "Gençler bizim geleceğimizdir. Sadece sözde değil, icraatta da buna inanıyoruz. Bu nedenle gençlerimize yönelik projelerimizi her geçen gün artırıyoruz. Aktif bir Genç Meclisimiz var. Genç Meclisimizin aldığı kararları, adeta Belediye Meclisimizin kararları gibi değerlendiriyor ve hayata geçiriyoruz. Gençlerimizin fikirlerini önemsiyor, birlikte istişare ederek yol alıyoruz" dedi. "Genç kartla belediyemizin birçok hizmetinden indirimli faydalanabilirsiniz" ‘Genç Kart’ uygulamasının Büyükşehir Belediyesi’nin tesisleri başta olmak üzere giyimden sinemaya kadar her alanda gençlere önemli avantajlar sağladığını anlatan Başkan Sami Er, "Genç Kart sahibi kardeşlerimiz belediyemizin birçok hizmetinden indirimli şekilde faydalanabiliyor. Bunun yanında özel sektörle yaptığımız anlaşmalar sayesinde gıdadan giyime, sinemadan farklı sosyal alanlara kadar birçok noktada indirim imkânı sağlıyoruz" şeklinde konuştu. "Çok kapsamlı kütüphane ve spor yatırımlarımız var" Malatya’ya gençlere yönelik yürütülen projeler kapsamında eğitim ve sporda ciddi yatırımlar yaptıklarını, bundan sonrada yatırımların devam edeceğini aktaran Başkan Er, "Malatya’mıza bölgenin en büyük kütüphanelerinden birini kazandırıyoruz. 815 kişilik, son derece modern, 7/24 açık olacak bu kütüphane inşallah çok kısa süre içinde tamamlanacak. İçerisinde ücretsiz çay, çorba ikramları, sıcak içecekler, belirli oranlarda ücretsiz çıktı ve fotokopi imkânı olacak. Girişler kart sistemiyle olacak, düzeni bozan davranışlara müsamaha gösterilmeyecek. Gençlerimiz huzurlu, güvenli ve verimli bir ortamda ders çalışabilecek. Bununla birlikte şehrimizin birçok mahallesinde gençlik merkezleri ve spor merkezleri oluşturuyoruz. Her birinin içinde kütüphaneler yer alacak. Çocuk kütüphanemiz, genç sanat merkezimiz, yeni açılacak kütüphanelerimizle Malatya’yı adeta bir "kütüphaneler şehri" haline getirmeyi hedefliyoruz. Spor yatırımlarımız ise çok kapsamlı. Yaklaşık 2.5 milyar liralık yatırım gerçekleştirdik. Beş büyük spor kompleksi, yarı olimpik yüzme havuzları, fitness salonları ve çok amaçlı spor alanları inşa ediyoruz. Bunun yanında yaklaşık 40 tane butik spor sahası; kapalı ve açık halı sahalar, basketbol ve voleybol sahaları yapıyoruz. Ayrıca, 1.5 milyar liralık bir yatırımımız daha olacak" ifadelerini kullandı. "350 dönüm alanda spor köyü inşa edeceğiz" İnönü Üniversitesi’nin karşısında 350 dönüm alanda ‘Spor Köyü’ yapacaklarını kaydeden Başkan Sami Er, "İnönü Üniversitemizin karşısında hayata geçireceğimiz ‘Spor Köyü’ projesi ise bölgenin cazibe merkezi olacak. Mevcut stadyumu daha yaşanabilir ve çok amaçlı bir yapıya dönüştürüyoruz. Üniversiteyle birlikte 350 dönümlük alanda kapsamlı bir spor köyü oluşturacağız. Ayrıca, İnönü Üniversitesi ile iş birliği içinde yeni spor salonları ve tesisler kazandırıyoruz. Amacımız; okullar arası, mahalleler arası, kulüpler arası ve ulusal ölçekte müsabakaların Malatya’da yapılmasını sağlamak. Maratonlar, bisiklet organizasyonları ve birçok sportif etkinlikle gençlerimizi sporla buluşturacağız" diye konuştu. "Gençlere dokunan faaliyetler yapacağız" "Genç Mekân" projesiyle iki kitap kafeyi gençlerin hizmetine sunacaklarını belirten Başkan Er, "Kitap kafe ve müze kafe konseptiyle hem ders çalışılabilecek hem de keyifle vakit geçirilebilecek alanlar oluşturuyoruz. Özellikle mevcut müzelerimizi daha işlevsel hale getirerek gençlerimizin yaşam alanlarına dönüştürmeyi hedefliyoruz. Biz gençlerimize güveniyoruz. Gençlere dokunan faaliyetler yapacağız çünkü gençlerimizi önemsiyoruz. Sınavlarda ciddi hazırlık kurslarımız var. Evde imkânı olmayan kardeşlerimize internet temin ediyoruz. Ücretsiz İnternete erişimi yaygınlaştıracağız. Bilim Merkezi için protokol imzaladık. Beylerderesi’nde bulunan 100 dönümlük alanımız üzerinde Bilim Merkezini inşa edeceğiz. Aynı alan üzerinde 1500 kişilik kongre ve kültür merkezi de yapacağız. İçerisinde muhtelif 300 ila 500 kişilik 2-3 salon daha olacak. İnderesi’nde macera parkını aktif hale getirdik. Kernek’te büyük bir park yapıyoruz" dedi. "Malatya’da çok büyük işler yapılıyor" Malatya’yı sporla, kültürle, sanatla ve eğitimle büyütmeye devam edeceklerini dile getiren Başkan Er, "Güçlü bir şehir, ancak güçlü ve donanımlı gençlerle mümkündür. Malatya’mız büyüyor. Malatya’mız küllerinden yeniden ayağa kalkarken, dirençli, büyük, yaşanabilir, insanların rahat edeceği çok merkezli bir şehir inşa ediyoruz. Malatya’da çok büyük işler yapılıyor" ifadelerini kullandı. Başkan Sami Er, daha sonra öğrencilere aşure ikram etti. Öğrencilerle birlikte aşure yiyip, sohbet etti. Öğrencilerin yurt binalarının bulunduğu alana halı saha isteklerini kırmayan Başkan Er, yeni dönem projeleri içerisine öğrencilerin taleplerini ekleyeceklerinin sözünü de verdi.
Tunceli Tunceli’de miniklere sıfır atık dersi Tunceli’de anaokulu öğrencileri Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nü ziyaret ederek sıfır atık ve geri dönüşüm konusunda uygulamalı eğitim aldı. Tunceli’de çevre bilincinin küçük yaşlarda kazandırılması amacıyla düzenlenen etkinlik, hem öğretici hem de renkli görüntülere sahne oldu. Tunceli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından ağırlanan Tunceli Zübeyde Hanım Ana Okulu öğrencileri, sıfır atık ve geri dönüşüm konusunda bilgilendirildi. Minikler, atıkların ayrıştırılmasını yerinde görerek öğrendi; etkinlik boyunca hem eğlendi hem de çevreye dair önemli bilgiler edindi. "Çocuklarımızı bu sürece ortak etmek temel hedefimiz" Çocukları geri dönüşüm ve sıfır atık konularında bilgilendirip, çevreyi koruma sürecine ortak etmeyi hedeflediklerini belirten Tunceli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Melih Melik Kara, "Müdürlük olarak Tunceli Zübeyde Hanım Ana Okulu öğrencilerimizi misafir ettik. Temel hedefimiz sıfır atık ve geri dönüşüm konusunda öğrencilerimizi bilinçlendirmek. Çocuklarımıza basit ve anlaşılabilir bir eğitim verdik. Dolayısıyla alacakları eğitimin kendileri için, aileleri için ve ülkemiz için önemli noktalara taşınacağına eminiz. Geri dönüşüm ve sıfır atık konusunda çocuklarımızı bu sürece ortak etmek temel hedefimiz" şeklinde konuştu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Çevre Şube Müdürü Eylem Akarsu Akyol, "Bugünkü misafirlerimiz çok kıymetli. Çünkü biz il müdürlüğü olarak geri dönüşüm ve sıfır atık konularında küçük yaştaki çocuklara farkındalık kazandırmak istiyorduk. Bugünkü etkinliğimiz de güzel oldu. Çocuklara sıfır atık ve geri dönüşümle ilgili bilgiler verdik, sunum yaptık. Çöpleri ayrı ayrı atmalarını sağladık. Güzel bir etkinlik oldu" ifadelerini kullandı. "Yerinde görmemiz çocuklar için daha kalıcı oldu" Okul öncesi öğretmeni Dilan Han ise "Biz böyle çalışmaları okullarımızda da yapıyoruz, geri dönüşüm kutularımız var. Bizde genellikle kağıt, karton gibi geri dönüşüm malzemeleri çıkıyor, onları ayırıyoruz. Ama burada yerinde görmemiz çocuklar için daha kalıcı oldu. Bugün anne babalarına da öğretecekler" dedi.
Balıkesir Halit Yukay davasında acılı aile konuştu: "Aslan gibi oğlum denizin dibinde bırakıldı" Yalova’dan Bozcaada’ya gitmek üzere denize açıldıktan sonra teknesi parçalanmış halde bulunan ve günler sonra cansız bedenine ulaşılan iş insanı Halit Yukay’ın (43) ölümüne ilişkin 10 sanığın yargılandığı davanın görülmesine Erdek 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmada Yukay’ın eşi, annesi ve babası sanıklardan şikayetçi olduklarını belirtirken, ünlü oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ da tanık olarak dinlendi. Edinilen bilgiye göre, 4 Ağustos’ta saat 15.10’da Yalova’dan ‘Graywolf’ isimli teknesiyle Bozcaada’ya gitmek üzere denize açılan Halit Yukay’dan bir süre sonra haber alınamadı. Parçalanmış halde bulunan teknenin ardından başlatılan arama çalışmalarının 19’uncu gününde Yukay’ın cansız bedeni Erdek ilçesi açıklarında, denizin 68 metre derinliğinde bulundu. Cenaze, Türk Deniz Kuvvetleri’ne ait TCG Alemdar gemisindeki dalgıçlar tarafından 3 Eylül’de çıkarıldı. Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Yukay’ın teknesine çarptığı değerlendirilen "Arel 7" isimli kuru yük gemisinin kaptanı ile mürettebat hakkında dava açıldı. Davanın ikinci duruşması Erdek’te görüldü. "Ben ve çocuklarım Halit’i bir daha göremeyeceğiz" Duruşmada hakim tarafından söz verilen Yukay’ın eşi Ourania Stypa Yukay, tercüman aracılığıyla yaptığı konuşmada, sanıkların olay sonrası gerekli müdahaleyi yapmadığını savunarak şunları söyledi: "Sanıkların kazayı taksirle değil, bilerek yaptıklarını düşünüyorum. Geminin kontrolünü boş bir şekilde bırakarak kasten ölüme sebebiyet verdiler. Bu nedenle Halit değil başka bir kişi de ölebilirdi. Olay gerçekleştikten sonra üstlerine düşen görevleri yapsaydılar, eşim kurtarılabilirdi. Ancak sanıklar bu şekilde davranmamış, müdahale etmemiş. Otopsi raporunda da eşimin boğularak öldüğü sabittir. Olay sonrası liman polisini arayıp yardım isteyebilirlerdi. Benim eşim 1 ay boyunca denizin dibinde bekledi ve 40 kilo olarak çıkarıldı. Ben, çocukları ve ailesi onu bir daha göremeyeceğiz. Bu duruma sanıklar sebep olmuşlardır. Eşim profesyonel bir şekilde hem yat inşası hem de kullanımı ile ilgilenmekteydi. Karşı taraf yardım ve bildirim yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi bizimle de iletişime geçip baş sağlığı dilemedi. Kendi adıma ve çocuklarım adına şikayetçiyiz." "Benim nezdimde bu bir cinayettir" Anne Aliye Ayşım Yukay ise gözyaşları içinde, "Benim aslan parçası oğlum 183 santimetre boyundaydı. Kendisi denizci, deniz adamı. Bu insanlık dışı bir şey. Bu olay neticesinde aslan gibi oğlum vefat etmiştir. Denizde de karada da ölüm her zaman olabilir. Olayda oğlum da kusurlu olabilir. Ancak daha sonra gemi ile oğlumun teknesini ikiye bölüp etrafında manevra yapıp, olduğu yerde bırakılıp gidilmesini asla kabul etmiyorum. Benim nezdimde bu bir cinayettir ve sanıklar da katildir. Bir filika indirilseydi, bildirimde bulunulsaydı oğlum hemen bulunabilirdi. Oğlum 40 gün denizin dibinde bekledi. Şikayetçiyim" dedi. "Eşimle birbirimize bakıp ağlıyoruz" Baba Muhittin Can Yukay da oğlunun küçük yaşlardan itibaren denizle iç içe olduğunu belirterek, "Oğlum 10 yaşından beri tekne kullanırdı. İyi bir denizcidir. Birlikte ve ayrı ayrı da seyahat ettik. Benim aklım böyle bir kazayı almıyor. Eşimle mutfakta oturuyoruz, bir süre sonra birbirimize bakıp ağlamaya başlıyoruz. Olayın üzerinden yaklaşık 7 ay geçti ama hala aklım almıyor. Bu olaya bir mana vermeye çalışıyoruz ancak veremiyoruz. Ben kasıtlı olduğunu düşünüyorum. Şikayetçiyim" ifadelerini kullandı. Kıvanç Tatlıtuğ tanık olarak dinlendi Duruşmada Halit Yukay’ın arkadaşı olan ünlü oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ da tanık olarak dinlendi. Olay günü Yukay ile telefon görüşmesi yaptıklarını belirten Tatlıtuğ, "Halit çok dikkatli bir kaptandı. Seyir güvenliğini tehlikeye sokacak bir hareket yapmazdı. Ne zaman birlikte yola çıksak dümeni bırakmadığını bizzat gördüm. Gerekli önlemleri almadan kontrolü bırakacak birisi değildi" dedi. Sanıklar hakkında çeşitli hapis cezalarının talep edildiği davada mahkeme heyeti, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
İstanbul İddianameyi değerlendiren Oğuz Murat Aci’nin babası Özer Aci: "Bunlar müebbet yeseler bile ’az’ derim" Eyüpsultan’da 17 yaşındaki Timur Cihantimur’un çarparak ölümüne neden olduğu Oğuz Murat Aci’nin babası Özer Aci, anne Eylem Tok ve baba Bülent Cihantimur hakkında 10’ar yıla kadar hapis cezası talep edilmesine ilişkin konuştu. Acılı baba Özer Aci, "Burada mağdur olan benim, biziz. Evladını kaybeden benim. Bunlar müebbet yeseler bile ’az’ derim" ifadelerini kullandı. Acılı anne Pervin Aci ise, "Çok özledim. Gece bile kalkıp mezara gidiyorum. 10 yıl değil de 25 yıl vermeleri lazım. Ömür boyu vermeleri lazım. Onlar çıkmasınlar, gün yüzü görmesin" dedi. Eyüpsultan’da 2024’de 17 yaşında olan Timur Cihantimur’un karıştığı kaza sonucu hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nin ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlanmış, hazırlanan iddianamede anne Eylem Tok ve baba Bülent Cihantimur’un 10’ar yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti. Timur Cihantimur hakkında olay tarihinde 18 yaşından küçük olması nedeniyle ayrı yürütülen soruşturma sürerken, acılı aba Özer Aci ve acılı anne Pervin Aci süreci değerlendirerek sorumluların ömür boyu hapiste kalmalarını istedi. "İsterim ki ömür boyu içeride kalsınlar" Baba Özer Aci, şüphelilerin ömür boyu hapiste kalmalarını istediğini belirterek, "İsterim ki ömür boyu içeride kalsınlar. Ben bir evlat kaybettim. 29 yaşında, genç yaşta, hayata doymadan bu dünyadan gitti. Kim sebep oldu? Bülent Cihantimur’un oğlu. İddianamede yer aldığı gibi, başından beri ’baba suçlu, baba suçlu’ dilimde tüy bitti ama sağ olsun savcılık onu göz ardı etmemiş. İddianamesine bunu da yazmış. Baba; kendi evladını evlat görüp, başkalarının evladını evlat görmeyen bir yapıya sahip. Vicdan yok, merhamet yok, insaf yok. Bu çerçevede ’Bir tek benim oğlum kurtulsun da diğerleri ölürse ölsün.’ Buna ’doktor’ diyoruz ne yazık ki. Ama zaman içerisinde anlaşıldı ki benim oğlum kan kaybından ölüyor. Ambulans 81 dakika sonra oğlumu hastaneye götürüyor. Yani 81 dakika. İstanbul gibi yerde ambulansın hastayı hastaneye ulaştırma süresi 9 dakika, 10 dakika gibi bir zamanken 81 dakika çok uzun bir zaman. Olay yerine neredeyse 40 dakika civarında geliyor" dedi. "Bunlar müebbet yeseler bile ’az’ derim" Baba Aci, "Ben adalete sığınıyorsam o da adalete sığınsın, sığınmak zorunda. Burada mağdur olan benim, biziz. Evladını kaybeden benim. En az bir empati kurmasını çok isterdim. Ama bir insanda merhamet, vicdan, insaf olmayınca empati kurmak çok zor oluyor. Ne yazık ki acı bir olay. Bunlar müebbet yeseler bile ’az’ derim. Niye? Sonuçta hapisten çıkacaklar. Var olan ömürlerini öyle veya böyle yaşayacaklar. Eninde sonunda hepimiz öleceğiz. Doktor Bey’e sesleniyorum; bir gün öleceğini unutma Doktor Bey, Nedir bu? Milyonlar harcadın. Eline ne geçti? Kendini tatmin edebildin mi acaba? Vicdanın rahat mı? Bu acılı anneye, bu acılı babaya. Bir ’başınız sağ olsun, Allah rahmet etsin’ diyemedin. Yazıklar olsun" diye konuştu. "Kamuoyunun vicdanı rahatlarsa ben eminim ki o kamuoyu vicdanı içerisinde benim vicdanım da rahatlayacak" Kamuoyunun vicdanının rahatlamasıyla kendi vicdanının da rahatlayacağını belirten Aci, " Bir hukuk devleti çerçevesinde benim vicdanımı ’şu kadar ceza verilirse rahatlar’ veya ’şöyle olursa böyle olur’ deme lüksüm yok. Ancak kamuoyunun vicdanı rahatlarsa ben eminim ki o kamuoyu vicdanı içerisinde benim vicdanım da rahatlayacak. Ama kamuoyunun vicdanı rahatlamazsa o kendi vicdanıyla zaten boğulacak. Yani hiç kimse kusura bakmasın. Bu doktor ilk değil, son da olmayacak. Ama benim çabam burada; örnek bir ceza verilsin, bir örnek olsun. Ehliyetsiz çocuklar araba kullanmasın. Çocuğu apar topar yurt dışına götürdü. Alkol testi yapılmadı, bilmem ne olmadı. Sarhoş muydu, uyuşturucu mu kullanmıştı, ne kullanmıştı? Bilemem. Ama yasal prosedür neyse bir vatandaş, insani olarak ne türlü davranması gerekiyorsa o davranışları beklerdim. 112’yi aramaya üşendiler. Bir insan minnacık da olsa bir empati kurar. ’Acaba benim çocuğum bu kazada ölseydi ne olurdu acaba, ne yapabilirdim? Bu aile ne yaşıyor?’ Bu çektiğimizin hesabını eninde sonunda öyle veya böyle verecektir. Adalet önünde verecektir. Olan oldu, ölen geri gelmiyor. O vicdansız, o merhametsiz benim torunumu da benim elimden aldı. Ne söyleyeyim ki ben ona?" şeklinde konuştu. "Kendi çocuklarını bile yok ettiler" Kendi çocuklarını bile yok ettiklerine değinen Aci, "Bizi evlat sevgisinden iki türlü mahrum ederek ne geçti eline? Kendi hayatını mı kurtardı, çocuğunun hayatını mı kurtardı? 20 aydır hapisteler eski eşiyle çocuk. O yaşta eğitim hayatı bitti. O travmadan o çocuk kurtulabilecek mi acaba? Kendi çocuklarını bile yok ettiler. Ben ne söyleyeyim ki onlara? Benim rahmetli oğlum, Münevver Karabulut cinayetini beraber oturduk yan yana izliyoruz haberleri. İşte kaçırdılar çocuğu, öte oldu beri oldu. Ne oldu sonuç? Hapishanede öldü gitti, Allah rahmet eylesin. Oğluma sordum, dedim. "Oğlum. Bu tip bir olay başına gelse. Ben baba olarak ne yapardım biliyor musun?" dedim. Bu durdu, "Baba, kulağımdan tutar jandarmaya teslim edersin’ dedi" ifadelerini kullandı. "Onlar çıkmasınlar, gün yüzü görmesin" Anne Pervin Aci ise şüphelilerin çok fazla ceza alması durumunda içinin o kadar çok rahatlayacağını belirterek, "O parayla sanki bir şeyler satın alır gibi oldu. Üç beş kişiyi satın aldı, başka kişileri de satın alabilirim zannediyor. Ben bu anda hiçbir şey gözüm görmüyor. Evlat ateşi öyle bir yaktı beni ki gözüm hiçbir şey görmüyor. Çok özledim. Gece bile kalkıp mezara gidiyorum. Geçen gece eşimi de rahatsız ettim, ’Kalk gidelim’ dedim gece. 10 yıl değil de bir 25 yıl vermeleri lazım. Ömür boyu vermeleri lazım. Çünkü bu kasti bir ölüm. Benim çocuğumun yarasına bir turnike yapsaydı benim oğlum yaşardı. 112’yi arasaydı. Erken gelirdi, 10 dakikaya gelirdi. Benim oğlum kurtulurdu. Benim oğlum titrerken kan kaybından, onlar hala milletle, çocuğunu kaçırmaya çalışıyor. Önce bir o çocuğu kurtarsaydın bir doktorsan eğer. O ne kadar fazla ceza aldıkça benim içime su serpilecek. Onlar çıkmasınlar, gün yüzü görmesin" ifadelerini kullandı.