ÇEVRE - 30 Nisan 2025 Çarşamba 16:28

Fındık bahçelerinde bakım işlemlerinin önemi

A
A
A
Fındık bahçelerinde bakım işlemlerinin önemi

İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, " Fındık üreticilerimizin, bütün bahçelerde olduğu gibi, don zararı olan bahçelerde de; gübreleme, budama, sürgün kontrolü, hastalık ve zararlılarla mücadele gibi bakım işlemlerini aksatmamaları gelecek yılın ürünü için çok önemlidir" dedi.


Samsun’da 1 milyon 249 bin 679 dekar alanda fındık üretimi yapılıyor. İklim değişikliklerinin etkisi ile bazı yıllarda meydana gelen olumsuz hava koşulları ve düşük sıcaklıklar nedeniyle, fındık üretimi etkileniyor ve verimi düşüyor. Geçen günlerde yaşanan don nedeniyle oluşan hasar tespit çalışmaları devam ederken, fındık üreticilerine yönelik Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam açıklamalarda bulundu.



"Yeni oluşmaya başlayan meyveler dona karşı çok hassas"


Bitkilerin yetişme ortamındaki atmosfer sıcaklığının 0 derecenin altına düşmesi ile don olayı meydana geldiğini belirten Müdür İbrahim Sağlam, "Bu durum etkilenme biçimine göre, kültür bitkilerinde ekonomik anlamda önemli kayıplara sebep olmaktadır. Fındık, fenolojik evrelerine bağlı olarak meydana gelecek donlardan büyük ölçüde zarar görmektedir. Fındık bitkisinin gövdesi tam dinlenme döneminde -25 dereceye dayanabilmektedir. Gelişmenin başlamasıyla bu dayanıklılık azalmaktadır. Erkek çiçekler yani püsler açmadan önce anterler içerisinde iken -8 derecede, fenerlenme döneminde ise çiçek tozları -4 derecede zarar görmeye başlar. Karanfil olarak adlandırılan dişi çiçekler ise yine -8 dereceden itibaren zarar görmeye başlamakta ve – 16 derecede tamamen ölmektedir. İlkbaharın geç donları, tomurcukların kabardığı, karanfillerin sap oluşturmaya başladığı dönemde -2 dereceden itibaren zarar görmektedir. Yeni oluşmaya başlayan meyveler dona karşı çok hassastır. Hasar oranı donun şiddeti ve süresine bağlı olarak değişmektedir" diye konuştu.



"Bakım işlemlerini aksatmamaları gelecek yılın ürünü için çok önemli"


Müdür Sağlam, "İklim değişiklikleri nedeniyle, kış aylarında son yıllarda sıcaklıklar yüksek seyredebilmektedir. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden bu sıcaklıklar diğer bitkilerde olduğu gibi fındıkta da bitkinin erken uyanmasına neden olabilmektedir. Erken uyanan bitki ise soğuklara karşı hassas hale gelmekte ve ilkbaharda meydana gelebilecek olan donlardan büyük oranda zarar görebilmektedir. İlimizde Nisan ayının ikinci haftasında meydana gelen düşük sıcaklıklar nedeniyle, ağırlıklı olarak yüksek kuşakta ve nispeten orta kuşakta bulunan fındık alanlarında don zararı meydana gelmiştir. Fındık üreticilerimizin, bütün bahçelerde olduğu gibi, don zararı olan bahçelerde de; gübreleme, budama, sürgün kontrolü, hastalık ve zararlılarla mücadele gibi bakım işlemlerini aksatmamaları gelecek yılın ürünü için çok önemlidir. Gelecek yılda fındık dallarında, sağlıklı ve güçlü oluşabilecek sürgünlerden verim alınabileceği hususunu göz önünde bulundurarak, bakım ve besleme işlemlerini tekniğine uygun biçimde yerine getirmeleri gerekmektedir" şeklinde konuştu.



"Tekniğine uygun şekilde ve zamanını geçirmeden gübreleme yapılması gerekiyor"


Fındık yetiştiriciliğinde bitkinin normal gelişimini sürdürebilmesi, bol ve kaliteli ürün vermesi için bilinçli ve dengeli bir gübreleme yapılması gerektiğine dikkat çeken Müdür Sağlam, "Fındık bitkisinin yıl içinde ihtiyaç duyduğu besin maddelerinin belirlenebilmesi için tekniğine uygun şekilde toprak ve yaprak örnekleri alınır ve analizleri yaptırılır. Analiz sonuçlarına göre belirlenen besin maddeleri yani gübreler, bitkiye topraktan ve yapraktan uygulanır. Uygulama zamanlarına göre kışlık ve yazlık gübreleme olarak bilinir. Bitkiler ihtiyaç duydukları besin maddelerini kökleri ile alırlar ve bu besin maddelerinin çoğunu topraktan uygulanan gübreler ile karşılarlar. Bitkinin kök dağılımı eğimli ya da düz arazilerde aynı biçimde dağılım göstermez. Eğimli arazilerde kökler eğim yönünde daha fazla iken, düz arazilerde her yönde eşit dağılmaktadır. Gübreleme yapılırken eğimli arazilerde köklerin yukarıya doğru 1-2 m, aşağıya doğru 2-3 m kadar geliştiği göz önünde bulundurulmalıdır. Fındık yetiştiriciliğinde tekniğine uygun şekilde ve zamanını geçirmeden gübreleme yapılması verim ve kaliteli ürün elde edilmesi için önemli olup gübreler bitkinin taç iz düşümüne verilmelidir" ifadelerini kullandı.



" Bu yıl olduğu kadar gelecek yılın verimi için de önemli"


Yazlık gübre olarak ta bilinen Azotlu gübrelerin fındığın gelişiminde azota en fazla ihtiyaç duyduğu dönemler dikkate alınarak yılda iki defa toprağa verilmesini belirten Sağlam şunları söyledi: Toprak analiz sonuçlarına göre, tavsiye edilen miktarın yarısı sürgün büyümesi başlamadan önce ve tomurcuklar uyanırken fındık dal iz düşümü altında 30-40 cm genişliğindeki banda düzgünce serpilip 5-10 santimetrelik toprak derinliğine çapa ile karıştırılır. Tavsiye edilen Azotlu gübrenin diğer yarısı ise Mayıs ayı sonunda aynı şekilde verilmelidir. Ayrıca Mayıs ayı sonunda Fındık bahçelerinde dip sürgünü temizliği de yapılmalıdır. Mikroelement gübreleri, eksiklikleri belirlendiğinde yapraktan ve topraktan uygulanabilir. Fındık bahçelerinde hasat sonrası yaptırılacak analiz sonuçlarına göre de sonbaharda Kasım ayından itibaren Şubat ayına kadar fosforlu gübreler, potaslı gübreler, çiftlik gübresi ve kireç verilebilir. Fındık yetiştiriciliğinde bakım ve gübreleme işlemlerinin ihmal edildiğinde, toprak verimliliğinin yıldan yıla azalış göstereceğini, söyleyerek, özellikle don zararı görülen bahçeler başta olmak üzere, bütün fındık bahçelerinde üreticilerimizin fındığın yetiştirildiği koşulları dikkate alarak eğimli ya da düz arazilerde, eksikliği görülen gübreleri tekniğine uygun şekilde zamanını geçirmeden bahçelerine vermelerinin bu yıl olduğu kadar gelecek yılın verimi için de önemli. Üreticilerimizin yaşanan olumsuzluklardan en az oranda etkilenmesini temenni ediyor, her zaman olduğu gibi bu dönemde de üreticimizin yanında olduğumuzu vurguluyorum."



Fındık bahçelerinde bakım işlemlerinin önemi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Sahte ürünler Erzurum’un marka değerine zarar veriyor Erzurum Ticaret Borsası Başkanı Yıldırım Hakan Oral ile ilin önde gelen süt sanayicileri, Erzurum İl Tarım ve Orman Müdürü Alparslan Kenger’i ziyaret ederek süt ve süt ürünleri sektöründe yaşanan sorunları gündeme taşıdı. Gerçekleştirilen görüşmede, özellikle mera döneminde sütlerin yağ oranı ve kalite değerlerinde yaşanan düşüşün, Erzurum’da üretilen süt ürünlerinin standardını olumsuz etkilediği ifade edildi. Coğrafi işaretli Erzurum tereyağı ve Erzurum civil peynirinin üretiminde kullanılan sütlerin hijyen şartlarına uygun şekilde sağılmaması ve kayıt dışı sütlerin uygun olmayan koşullarda taşınmasının, ürün kalitesinde istenilen standardın yakalanmasını zorlaştırdığı belirtildi. Sektör temsilcileri, Türk Gıda Kodeksi ve halk sağlığına uygun olmayan tereyağı adı altında piyasaya sunulan margarin, bitkisel ve kimyasal içerikli etiketsiz ürünlerin "köy yağı" gibi isimlerle piyasa değerinin altında satışa çıkarıldığını dile getirdi. Bu durumun hem tüketici sağlığını tehdit ettiği hem de kaliteli ve standartlara uygun üretim yapan firmaları zor durumda bıraktığı vurgulandı. Ziyarette firma yetkilileri, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin süt sağımından başlayarak toplama, taşıma ve üretim aşamalarına kadar denetimlerini artırmasını talep etti. Mevzuata uygun olmayan süt ve süt ürünlerinin imha edilmesi, Erzurum markasına zarar verecek sahtecilik faaliyetlerinin önlenmesi ve bu süreçte usulsüzlük yapanların cezalandırılması gerektiği ifade edildi. Sanayiciler ayrıca, kendi üretimlerinin bakanlık tarafından sürekli denetlendiğini ancak hammaddenin sağım aşamasından fabrikaya ulaşıncaya kadar yeterli denetime tabi tutulmadığını belirterek, denetim eksikliğinin sektörde ciddi sorunlara yol açtığını dile getirdi. Kayıt dışı faaliyet gösteren ve sahte ürünleri piyasaya süren kişilerin halk sağlığını tehlikeye attığını belirten sektör temsilcileri, gerekli yaptırımların uygulanarak bu kişiler hakkında cezai işlem yapılmasını istedi.
Çorum Çorum’da tarihe iz bırakanlar sempozyumda anlatıldı Hitit Üniversitesi’nde düzenlenen sempozyumda, tarihte iz bırakan Çorum’un önemli şahsiyetlerinin hayatı anlatıldı. Sempozyumda konuşan Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu, "Osmancık’ın Osmanlı Devleti’nde üç sadrazam çıkarmış olması, bölgenin bu dönemde oynadığı rolle alakalıdır" dedi. Hitit Üniversitesi ev sahipliğinde "1. Ulusal Geçmişten Günümüze Çorum’da İz Bırakanlar" başlıklı sempozyum düzenlendi. Meslek Yüksekokulu Kampüsü Ethem Erkoç Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen sempozyumda Çorum’un tarihi yapılarından Veli Paşa Hanı ve Osmancıklı Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa gibi kentin simge değerleri tarihi kaynaklar ışığında konuşuldu. Sempozyumda Hitit Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zekeriya Işık, Hitit Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Özer Şenödeyici ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu tarafından sunumlar yapıldı. Sempozyuma protokol üyeleri, akademisyenler, çok sayıda öğrenci katıldı. "Ecdat yadigarlarını korumak tarihi bir vebaldir" Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Hitit Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zekeriya Işık, "19. asrın sonlarına geldiğimizde Çorum, arşiv kayıtlarına göre 51 mahallesi, Ulu Camisi, 23 minareli camisi, 21 mescidi, 10 medresesi, 2 kütüphanesi, tekke ve zaviyeleri, 11 hanı, bin 100 dükkanı, çarşı ve pazarları ile Türk İslam medeniyetini temsil eden önemli bir merkez hüviyetindedir. Bugün bu yapıların büyük bir kısmı maalesef modernitenin çarkları arasında örselenmiş, öğütülmüş ve kaybedilmiş durumdadır. Geriye kalanları hangi ahvalde bulunursa bulunsun kurtarmak, gelecek nesillere aktarmak başta sorumluluk sahibi şahıs ve kurumlar olmak üzere tüm şehir olarak hepimizin başlıca görevidir. Zira her bir tarihi mekan, her bir tarihi eser toplumun ortak aklı, hafızası, baba, ata ocağıdır. Kale, Ulu Cami, Hıdırlık, Çöplük Çarşısı, Paşa Hamamı, Taş Han, Güpür Hamamı ve daha niceleri bu toplumun ortak kültür mirası yani baba ocağıdır. Kadim Anadolu tabiriyle bu ocakları tüttürmek, mekan ile özdeşleşmiş, onunla kaim olmuş ve asırlar boyu hüküm süregelmiş olan milli ve manevi değerleri, gelenek ve görenekleri ecdattan alıp nesle teslim etmek, tarihi bir vebal ve sorumluluktur" dedi. "Bugün belediyemiz burayı bir kültür merkezi olarak kullanıyor" Tarihi Veli Paşa Hanı ile ilgili de bilgiler veren Işık, "Veliyyüddin Paşa, 1866’da vakfettiği kahvehane ve bitişindeki altı dükkanı yıktırıyor. Bunun yerine yeni bir bina inşa ettiriyor, ki bu bina Velipaşa Han’dır. Üst katta 43, alt katta 16 oda olmak üzere toplam 59 odadan meydana gelen, bir kahvehane, iki ahır, 10 dükkan, bir miktar avlu ve ikişer kanatlı sokak kapısı içeriyor. Velipaşa Hanı, 1866 ila 1885 arasındaki bir tarihte inşa edilmiş. Velipaşa’dan günümüze kalan yapıların en önemlisinden biri Velipaşa Konağı. Bugün belediyemiz burayı bir kültür merkezi olarak kullanıyor. Hanın en önemli özelliği Osmanlı şehir içi hanlarının özelliklerini yansıtması ve ondan da çok önemli bir farkı olarak üç katlı olmasıdır. Üçüncü katı bir otel olarak kullanılmaktadır" diye konuştu. "Sadrazamlar şehri sıfatını Baltacı Mehmet Paşa ile tamamlamış olacaktır" Osmancıklı Sadrazam Baltacı Mehmet Paşa’nın hayatını anlatan Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu da, "Osmancık’ın Osmanlı Devleti’nde üç sadrazam çıkarmış olması bölgenin bu dönemde oynadığı rolle alakalıdır. 17. yüzyılda Baltacı Mehmet Paşa ile bu sayı üçe çıkıyor. Osmancıklıların da haklı olarak övündükleri gibi bir ’sadrazamlar şehri’ sıfatını Baltacı Mehmet Paşa ile tamamlamış olacaktır. Baltacı Mehmet Paşa’nın sağlıklı ve zinde bir vücuda sahip olduğu, gençliğini Osmancık’ta geçirdiği kayıtlıdır. Bir süre Akdeniz sahillerinde pek çok memleketi gezmesini sağlayan gemicilik işinde çalıştığı ve bu esnada Kuzey Afrika’da tanıdığı Mağripli bir şeyhin kendisine ileride vezir-i azam olacağını haber vermesi sebebiyle saray hizmetine yöneldiği anlaşılmaktadır. Akrabasından Hacı Sefer adlı birinin vasıtasıyla Baltacı Ocağı’na, Teberdaran-ı Hasta zümresine girdiği belirtilir. Bu yüzden Baltacı namıyla anılmıştır. Güzel sese ve nefese sahip olarak musikiye alakası olduğu için ’Güzelce Müezzin’ diye de şöhret kazanmıştır" dedi.
İzmir Canice katledilen Mihriban Yılmaz’ın katili ve suç ortaklarına ağırlaştırılmış müebbet talebi İzmir’in Bornova ilçesinde kaybolduktan 14 gün sonra cesedi ormanlık alanda gömülü bulunan Mihriban Yılmaz cinayetine ilişkin hazırlanan 36 sayfalık iddianame, İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede; cinayeti tasarlayarak işlediğini itiraf eden katil zanlısı Fatih İ. ile ona yardım ve iştirak eden 4 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. İzmir’in Bornova ilçesinde 29 Aralık 2025 tarihinde gizemli bir şekilde kaybolan ve 14 gün süren geniş çaplı arama çalışmalarının ardından ormanlık alanda toprağa gömülü halde cansız bedeni bulunan Mihriban Yılmaz cinayetinde adli süreçte önemli bir gelişme yaşandı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde hazırlanan 36 sayfalık iddianame, İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilirken, kan donduran cinayetin tüm ayrıntıları ve istenen cezalar netlik kazandı. Olayın ardından tutuklanan ve ilk ifadelerinde iddiaları reddetmesine rağmen daha sonra suçunu itiraf eden 27 yaşındaki Fatih İ.’nin, maktule karşı takıntılı duygular beslediği ve cinayeti baştan tasarladığı ortaya çıktı. İddianamede, sanığın asıl amacının genç kadını yanına çekerek cinsel saldırıda bulunmak ve ardından öldürmek olduğu vurgulanırken, komşusu R.Ç. ile eşi R.Ç.’nin ise ikili arasındaki buluşmayı organize ederek olaya zemin hazırladıkları, olay gecesi yapılan yoğun telefon trafiğiyle tespit edildi. Cumhuriyet savcısı, tutuklu sanık Fatih İ. hakkında "tasarlayarak canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, "nitelikli cinsel saldırı" suçundan ise 12 yıla kadar hapis cezası talep etti. Cinayete iştirak ettikleri belirlenen sanığın kardeşi Ö.İ. ile buluşmayı sağlayan komşu çift R.Ç. ve R.Ç. hakkında da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenirken, suça yardım ettiği öne sürülen amca H.İ. için 20 yıla kadar hapis cezası istendi. Sanıkların yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.
Samsun Psikoloğa bıçaklı saldırıya Samsun’dan tepki Hakkâri’de Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü binasında görev yapan bir psikoloğa bıçaklı saldırı gerçekleştirilmesine Samsun’da yapılan basın açıklamasıyla tepki gösterildi. Samsun Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü binası önünde gerçekleştirilen basın açıklamasına Türk Psikologlar Derneği Samsun Şubesi, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (SHUDER), Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği (TODAP), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyeleri katıldı. Açıklamayı okuyan Türk Psikologlar Derneği Samsun Şube Başkan Yardımcısı Gamze Sırmalı Karabulut, "Her türlü şiddetin karşısında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyor, saldırıya uğrayan meslektaşımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz" dedi. "Çalışma ve güvenlik şartları değerlendirilmeli" Karabulut açıklamasında, "İki gün önce kamuoyuna da yansıyan haberlerde, Hakkâri Gazi Mahallesi’nde bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü binasında görev yapan bir psikoloğa yönelik bıçaklı saldırı gerçekleştiği bilgisi yer aldı. Yaşanan bu olay hepimizi derinden üzmüş, çalışma alanlarımızdaki güvenlik ve çalışma şartlarını yeniden değerlendirmeyi zorunlu kılmıştır. Her türlü şiddetin karşısında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyor, saldırıya uğrayan meslektaşımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz" denildi. "Sosyal risk haritası çalışması yeniden değerlendirilmeli" Açıklamada son dönemde yürütülen sosyal risk haritası çalışmasının da tekrar ele alınması istenerek, "Çalışan güvenliğini önceleyen tedbirlerin alınmasını, işçi sağlığı ve güvenliği uygulamalarının güçlendirilmesini, yeterli personel ve teknik altyapının sağlanmasını, etik, hukuki ve mesleki ilkelerin titizlikle gözetilmesini, çalışanların görüş ve önerilerinin karar süreçlerine dahil edilmesini, sosyal hizmet alanındaki yapısal eksikliklerin giderilmesini, sosyal risk haritalaması çalışmalarının meslek örgütleri, akademi ve saha çalışanlarının katılımıyla yeniden değerlendirilmesini, risk tespiti kadar koruyucu-önleyici ve güçlendirici müdahale mekanizmalarının da geliştirilmesini, sahada görev yapan personelin fiziksel, psikososyal ve mesleki güvenliğini esas alan uygulama standartlarının oluşturulmasını talep ediyoruz" ifadelerine yer verildi.