SAĞLIK - 09 Temmuz 2024 Salı 11:25

Geniz eti büyümesi, çocuklarda ciddi sorunlara yol açabilir

A
A
A
Geniz eti büyümesi, çocuklarda ciddi sorunlara yol açabilir

Çocuklarda geniz etinin fizyolojik olarak 1-1.5 yaştan itibaren büyümeye başlayıp 5-6 yaşlarında büyüklük olarak pik yapıp gerilemeye başladığını vurgulayan Kulak Burun Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Ali Rıza Gökduman, “Geniz eti ergenlikle beraber genellikle ortadan kaybolur. Ancak normalden fazla büyüdüğü durumlarda zamanında tedavi edilmezse büyüme-gelişme geriliğine, dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü, ağız çene ve diş yapısında bozulmalar gibi ciddi sorunlara yol açabilir” dedi.


Çocukluk çağında en sık karşılaşılan hastalıklardan birisinin geniz eti rahatsızlıkları olduğunu belirten VM Medical Park Samsun Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Opr. Dr. Ali Rıza Gökduman, bilgilendirmede bulundu. Fizyolojik süreç içerisinde genetik ve çevresel faktörler, alerjik durum, geçirilen hastalıklar gibi sebeplerden ötürü geniz etinin aşırı büyüyüp, bulunduğu bölge olan nazofarenksi tamamen kapatarak burun tıkanıklığı ve horlama gibi semptomlara sebep olabildiğini söyleyen Opr. Dr. Ali Rıza Gökduman, “Geniz eti, burnun yutağa açılan arka kısmını kapatıp sık tekrarlayan ve uzun süre geçmeyen sinüzit gibi rahatsızlıklara sebep olabilir. Bunun dışında, anatomik olarak geniz etinin oluştuğu ‘nazofarenks’ olarak adlandırdığımız bölgede orta kulağın havalanmasını sağlayan östaki tüpleri açıldığından, bu bölgedeki tıkanıklıklar orta kulağında havalanmasını bozmakta ve dolayısıyla geçirilen üst solunum yolu hastalıklarına eşlik eden orta kulak enfeksiyonları ve uzun süre geçmeyen orta kulakta sıvı olması durumuna da sebep olmaktadır” ifadelerine yer verdi.



“Çocukların gelişimini engelleyebilir”


Çocuklarda sık tekrarlayan üst solunum yolu hastalıkları, orta kulak enfeksiyonları, burun tıkanıklığı ve horlama gibi durumlarda çocuklarda geniz etinin normalden fazla büyümüş olabileceği ele alınması gerektiğini belirten Opr. Dr. Gökduman, “Geniz eti, burun tıkanıklığı ve horlama durumuna, bazen de ‘apne’ dediğimiz uykuda nefesin kesilmesi de eşlik edebilmektedir. Bu durum çocuklarda büyüme gelişme geriliğine, dikkat eksikliğine, öğrenme güçlüğüne, ağız çene ve diş yapısında bozulmalara yol açabilmektedir” dedi.



“İlaç tedavisi sonuç vermezse ameliyatla alınabilir”


Geniz eti semptomları gözlemlendiğinde, hastanın kulak burun boğaz hekimi tarafından değerlendirilmesi ve gerekli tedavinin planlanmasının gerektiğini söyleyen Opr. Dr. Gökduman, şu bilgileri paylaştı:


“Bazen eşlik eden enfeksiyonların ve alerjinin tedavi edilmesiyle semptomlarda gerileme olabilirken, medikal tedavinin etkin olmadığı durumlarda ise geniz etinin ameliyatla alınması gerekmektedir. Günümüzde geniz eti, anestezi altında klasik yöntemle kazınarak alınabilmekte veya endoskopik yöntemle koblatör yardımıyla daha kanamasız olarak çıkartılabilmektedir. Her iki yöntemde de çocuklar kısa süren, görece basit bir operasyonla kısa sürede sağlığına kavuşabilmektedir” şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kütahya Simav’da yetişen ’coğrafi işaretli’ Eynal domatesi pazarlarda ilgi görüyor Kütahya’nın Simav ilçesinde, Eynal kaplıcaları çevresindeki seralarda üretilen coğrafi işaretli Eynal domatesi, rengi ve lezzetiyle pazarlarda yoğun talep görüyor. Koyu kırmızı ve parlak rengi ile ince kabuğuyla dikkat çeken ürün, Simav topraklarının altından çıkan sıcak suyun sağladığı doğal avantajla yetiştiriliyor. Türkiye’nin önemli jeotermal merkezlerinden biri olan Simav’da seralar, yer altı sıcak suyundan elde edilen enerjiyle ısıtılıyor. Bu yöntem, üretim maliyetlerinin dengelenmesine katkı sağlarken, yıl boyunca kesintisiz ve sürdürülebilir tarıma da imkân tanıyor. "Toprakta yetiştiriyorum, lezzeti buradan geliyor" Yaklaşık 25 yıldır seracılıkla uğraşan üretici Ali Key, topraksız tarım yerine bilinçli olarak toprakta üretim yaptığını belirterek, "Bu işi severek yapıyorum. Toprakta yetiştirdiğim için daha lezzetli oluyor. Bunu pazara gelen vatandaşlarımız söylüyor. Şükürler olsun, iyi kazanıyoruz" dedi. Ali Key’e ait 10 dönümlük sera, bölgede yapılan üretimin önemli örnekleri arasında yer alıyor. Simav 4 Eylül Eynal Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Ali Key ise kooperatif bünyesinde toplam 350 dönüm kapalı sera bulunduğunu ifade ederek, "Bu seralardan yaklaşık 600 kişi ekmek yiyor. Eynal domatesi piyasada yoğun ilgi görüyor. Ürünlerimizi Uşak, Bursa, Balıkesir, Eskişehir, İstanbul, İzmir ve Antalya’ya gönderiyoruz" diye konuştu. Lezzeti, görünümü ve jeotermal üretim modeliyle öne çıkan coğrafi işaretli Eynal domatesi, Simav tarımının markalaşan ürünlerinden biri olma yolunda ilerliyor.
Bursa Haftalarca süren ishal ve karın ağrısına dikkat Sindirim sistemini ağızdan anüse kadar etkileyebilen Crohn hastalığı, kronik ve iltihaplı yapısı nedeniyle hastaların hayat kalitesini ciddi ölçüde düşürebiliyor. Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Sami Evirgen, toplumda yeterince tanınmayan bu hastalıkta teşhis gecikmelerinin sık yaşandığını belirterek, uzun süren sindirim sistemi şikâyetlerinin mutlaka ciddiye alınması gerektiğini vurguladı. Crohn hastalığının en sık ince bağırsağın son kısmı ve kalın bağırsağı tuttuğunu ifade eden Hayat Hastanesi Gastroenteroloji UzmanıDr. Evirgen, hastalığın ataklar ve sakin dönemler halinde seyrettiğine dikkat çekti. Uzm. Dr. Evirgen, "Crohn hastalığı, belirtilerinin kişiden kişiye değişmesi nedeniyle çoğu zaman göz ardı edilebiliyor. Oysa erken tanı, hastalığın seyrini kontrol altına almak açısından büyük önem taşıyor" dedi. Belirtiler haftalarca sürebilir Hastalığın belirtilerinin, tutulum bölgesine ve hastalığın şiddetine göre farklılık gösterdiğini kaydeden Uzm. Dr. Evirgen; uzun süreli ishal, karın ağrısı ve kramplar, kilo kaybı, iştahsızlık, halsizlik, dışkıda kan veya mukus, ateş ve kansızlığın en sık görülen şikâyetler arasında yer aldığını söyledi. Bu belirtilerin haftalarca devam etmesi halinde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini belirten Evirgen, "Ertelemek, hem tanıyı hem de tedaviyi zorlaştırabiliyor" uyarısında bulundu. Crohn hastalığının tanısının tek bir testle konulamadığını dile getiren Uzm. Dr. Sami Evirgen, ayrıntılı tıbbi öykü, fizik muayene, kan ve dışkı testleri, kolonoskopi ve biyopsi gibi yöntemlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. MR veya BT enterografi gibi görüntüleme yöntemlerinin de tanıda önemli rol oynadığını belirten Evirgen, doğru tanının diğer iltihaplı bağırsak hastalıklarından ayırıcı olması açısından kritik olduğuna dikkat çekti. Tedavi kişiye özel planlanıyor Crohn hastalığının kesin bir tedavisi bulunmamakla birlikte, modern tedavi yöntemleri sayesinde hastalığın büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini belirten Hayat Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Evirgen, tedavi sürecinin kişiye özel planlandığını söyledi. İltihap giderici ve bağışıklık düzenleyici ilaçlar, biyolojik tedaviler, beslenme düzenlemeleri ve destekleyici uygulamaların tedavide yer aldığını aktaran Dr. Evirgen, gerekli durumlarda cerrahi seçeneğin de gündeme gelebileceğini ifade etti. Tedavide asıl hedefin yalnızca belirtileri azaltmak olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Evirgen, "Amaç; bağırsak hasarını önlemek ve hastanın uzun vadeli sağlığını korumaktır" derken, "Crohn hastalığı ile doğru tedavi ve düzenli takip sayesinde aktif ve sağlıklı bir yaşam sürmek mümkündür" sözleriyle toplumu bilinçli olmaya da davet etti.