SAĞLIK - 28 Nisan 2025 Pazartesi 15:25

Geniz eti ve bademcik ameliyatlarında plazma teknolojisi

A
A
A
Geniz eti ve bademcik ameliyatlarında plazma teknolojisi

Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Opr. Dr. Gökhan Kutlar, "Plazma teknolojisi yöntemi ile hastalar ağrısız ve kanamasız bir şekilde ameliyat edilebilmekte ve aynı gün içerisinde taburcu edilebilmektedir" dedi.


Anne-babaların en çok şikayet ettiği bademciklerde ve geniz etindeki sağlık sorunları tedavi edilmediğinde çocuklarda horlama, iştahsızlık hatta büyüme geriliği ile yüz ve çene şeklinin değişmesine neden olabiliyor. Büyük Anadolu Hastanesi KBB Uzmanı Opr. Dr. Gökhan Kutlar, geniz eti ve bademcik ameliyatlarında plazma teknolojisinin sağladığı avantajlardan söz etti.



"Ağrısız ve kanamasız"


Plazma teknolojisinin son yıllarda sıkça tercih edildiğini belirten Opr. Dr. Kutlar, "Plazma teknolojisi ameliyat konforunu önemli ölçüde arttırmaktadır. Özellikle geniz eti ameliyatlarında kullanılan buharlaştırma yöntemi sayesinde operasyonun daha konforlu hale gelmektedir. Endoskop yardımıyla yapılan bu yöntemle hastaların ağrısız ve kanamasız bir şekilde ameliyat edilebilmekte ve aynı gün içerisinde taburcu edilebilmek mümkündür" ifadelerine yer verdi.



"Ağrıyı yüzde 90 azaltıyor"


Plazma teknolojisi ile ağrının neredeyse tamamen ortadan kalktığını aktaran Opr. Dr. Kutlar, "Aynı teknoloji bademcik ameliyatlarında da başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Plazma yöntemiyle bademciğin tamamen alınabileceği gibi küçültme işleminin de gerçekleştirilmektedir. Bu yöntemin klasik ameliyatlara kıyasla ağrıyı yüzde 90 oranında azaltmaktadır. Hastaların ameliyat sonrası beslenme sürecinde katı diyet zorunluluğunun ortadan kalkar ve rahat bir şekilde beslenme ihtiyacını görür. Kanama riskinin bulunmadığı için hastaların yüzde 90 oranında aynı gün taburcu edilmektedir" şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Doç. Dr. Evigen’den hantavirüse karşı kritik uyarı Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, son günlerde Dünya Sağlık Örgütünce (DSÖ) farklı ülkelerde vakaları bildirilen hantavirüse karşı vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Arjantin’den hareket eden "MV Hondius" isimli gemide doğrulanan ve 3 kişinin ölümüne neden olan hantavirüs vakalarının ardından konu gündeme geldi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen ise hantavirüs hakkında bilgi vererek, virüsün farelerin dışkı, idrar ve tükürüğü yoluyla insanlara bulaştığını söyledi. "İnsandan insana bulaşmıyor" Hastalığın ciddi sağlık sorunlarına ve ölüme yol açabileceğini belirten Evirgen, virüsün şu an için insandan insana bulaşmadığını ifade etti. Özellikle fare ve kemirgen temasının yoğun olduğu alanlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Evirgen, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. "Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor" Hantavirüsün yeni ortaya çıkan bir virüs olmadığını ve Türkiye’de geçmiş yıllarda da özellikle Karadeniz Bölgesi’nde nadiren görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Bu aralar hantavirüs enfeksiyonu sosyal medyada sıkça gündeme geliyor. Hantavirüs enfeksiyonu ülkemizde de geçmişte nadiren görülen bir hastalık. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor. Virüs, farelerin idrarı, dışkısı ve tükürüğünün toprağa veya gıdalara bulaşmasıyla yayılabiliyor. Bu atıkların bulunduğu ortamda oluşan tozun solunması ya da kirli yüzeylere temas ettikten sonra elin ağız, burun veya göze götürülmesiyle insanlara bulaşabiliyor" dedi. "Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor" Hastalığın ilk belirtilerinin grip benzeri şikayetlerle başladığını ifade eden Evirgen, "Bu hastalık genellikle ateş, kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve ishal gibi belirtilerle başlıyor. İlerleyen süreçte ise iki farklı ağır tablo ortaya çıkabiliyor. Bunlardan biri solunum yetmezliği, diğeri ise böbrek yetmezliği ve kanamayla seyreden formdur. Ciddi ve hayati risk taşıyan bir hastalıktır. Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor. Hastalara yoğun bakım şartlarında destek tedavisi uygulanıyor" ifadelerini kullandı. "COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" Korunma yöntemlerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Evirgen, COVİD gibi bir kapanma süreci beklemediklerini de söyleyerek, "Bu virüsten korunmak için özellikle kırsal alanlarda ve farelerin yaşam alanlarının bulunduğu ortamlarda dikkatli olunması gerekiyor. Tozlu ortamlarda maske kullanılmalı, eller yıkanmadan gıdalara temas edilmemeli ve yüz bölgesine dokunulmamalıdır. Bu virüs COVID-19 gibi değil. Yakın temas ve enfekte tozların solunmasıyla bulaşıyor. Şu an için insandan insana bulaştığına dair net bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" diye konuştu.