SAĞLIK - 28 Temmuz 2025 Pazartesi 15:11

Hepatit B, siroz ve karaciğer kanserine yol açabilir

A
A
A
Hepatit B, siroz ve karaciğer kanserine yol açabilir

Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, Hepatit B hastalığının siroz ve karaciğer kanserine yol açabileceğini söyledi.


VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, Dünya Hepatit Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Hepatit B’nin, kan ve diğer vücut sıvıları yoluyla bulaşan bir karaciğer enfeksiyonu olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Korunmasız cinsel ilişki, sterilize edilmemiş iğneler, manikür-pedikür aletleri veya dövme ekipmanları ve anneden bebeğe doğum sırasında bulaşma en yaygın yollardır. Hastalık, yıllarca hiçbir belirti vermeden ilerleyebilir ve teşhis edilmediğinde karaciğer sirozu ve karaciğer kanserine neden olabilmektedir" dedi.



"1998 öncesi doğanlar risk altında"


Türkiye’de Hepatit B aşısının 1998 yılında çocukluk çağı aşı takvimine dâhil edildiğini söyleyen Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Bu tarihten itibaren doğan nesiller büyük oranda aşı ile korunurken, 1998 öncesi doğan milyonlarca kişi, çocukluk döneminde bu aşıdan faydalanamadığı için Hepatit B virüsüne karşı doğal bir korumaya sahip olmayabilir. Bu durum, söz konusu yaş grubundaki bireyleri enfeksiyon, taşıyıcılık ve buna bağlı gelişebilecek ciddi sağlık sorunları açısından risk altında bırakmaktadır. Hepatit B, kan ve diğer vücut sıvıları yoluyla bulaşan bir karaciğer enfeksiyonudur. Korunmasız cinsel ilişki, sterilize edilmemiş iğneler, manikür-pedikür aletleri veya dövme ekipmanları ve anneden bebeğe doğum sırasında bulaşma en yaygın yollardır. Dünyada 300 milyondan fazla insanın Hepatit B virüsü ile yaşadığı tahmin edilmektedir; ancak bu kişilerin büyük bir çoğunluğu virüsü taşıdığından habersizdir. Hastalık yıllarca hiçbir belirti vermeden ilerleyebilir ve teşhis edilmediğinde karaciğer sirozu ve karaciğer kanserine neden olabilmektedir" diye konuştu.


1998 yılından önce doğanlar için test yapılması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Leblebicioğlu, "İlk adım basit bir kan testi yaptırmaktır. Test sonucunda üç temel durum ortaya çıkabilir. Daha önce aşı olduysanız veya hastalığı geçirip doğal bağışıklık kazandıysanız, test sonucunuz bunu gösterecektir. Virüsle hiç karşılaşmamış ve aşı olmamışsanız, enfeksiyona karşı savunmasızsınız demektir. Bu durumda en kısa sürede Hepatit B aşısı olmanız gerekmektedir. Test sonucunuz pozitif çıkarsa, bu virüsü taşıdığınız anlamına gelir. Paniğe kapılmadan derhal bir uzmana başvurmanız hayati önem taşır. Unutmayın, erken teşhis sadece sizin sağlığınızı korumakla kalmaz, aynı zamanda virüsü sevdiklerinize bulaştırma riskini de ortadan kaldırır. Sağlığınızı ertelemeyin, geleceğinizi riske atmayın. En yakın sağlık kuruluşuna başvurarak Hepatit B testi yaptırın" şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Yönetici Liderlik Eğitim Programı devam ediyor İnönü Üniversitesi ev sahipliğinde kamu hizmetlerinin etkinliğinin artırılması, yönetsel kapasitenin güçlendirilmesi ve kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesi amacıyla üniversite yöneticilerine yönelik "Yönetici Liderlik Eğitim Programı" devam ediyor. İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ali Özer ile Prof. Dr. Mehmet Sağlam ve akademik personelin katıldığı programda, Araştırma Koordinatörü Doç. Dr. Enes Gül, "Akademik Üretkenlik ve Üniversitelerin Derecelendirme Metodolojisi" başlıklı sunum yaptı. Doç. Dr. Gül, araştırma koordinatörlüğü ve araştırma dekanlığı gibi birimlerin dünyada ve Türkiye’de giderek yaygınlaştığını belirterek üniversitelerin uluslararası derecelendirme sistemlerindeki yerinin önemine dikkat çekti. Üniversitelerin bu sistemlerde yer almamasının ilerleyen süreçte akademisyen kabulleri ve Erasmus anlaşmaları gibi alanlarda sorunlara yol açabileceğini ifade etti. Web of Science, Scopus, QS, Shangai (ARWU) ve URAP gibi derecelendirme kuruluşlarının gelişim süreçlerine değinen Gül, veri biliminin ilerlemesiyle birlikte üniversitelerin sıralanmasında objektif ve veriye dayalı ölçümlerin öne çıktığını söyledi. "Life Sciences alanında Türkiye’de ikinci olduk" Sunumunda İnönü Üniversitesi’nin akademik başarılarına değinen Gül, multidisipliner çalışmaların bu başarıdaki rolüne dikkat çekti. Gül, "Life Sciences (Yaşam Bilimleri) alanında Türkiye’de ikinci olduk. Aslında böyle bir bölümümüz yok ama farklı disiplinlerin katkısıyla bu başarı elde edildi. Tıp fakültesi, gıda mühendisliği, spor bilimleri gibi alanlar bu başarıya katkı sağlıyor. Hatta çok küçük oranlarda diğer alanların da etkisi olabiliyor." diyerek sözlerini tamamladı.
Van Van’da şifa kaynağı ‘çiriş otu’ tezgahlardaki yerini aldı Van’da karların erimesi ve ilkbaharın gelmesiyle birlikte yüksek kesimlerde kendiliğinden yetişen, bölge halkı tarafından şifa kaynağı olarak bilinen ‘çiriş otu’ tezgahlarda satışa sunulmaya başlandı. Van ve çevresinde nisan ile mayıs aylarında karların erimesiyle birlikte dağların yüksek kesimlerinde yetişen çiriş otu, pazarlardaki yerini aldı. Doğadan bin bir güçlükle toplanan ve birçok ailenin geçim kaynağı olan şifalı ot, şehir merkezindeki tezgahlarda kilosu ortalama 100 TL’den alıcı buluyor. Özellikle çorba, pilav, börek ve çeşitli sulu yemeklerde tercih edilen çiriş otunun, bölge halkı tarafından birçok hastalığa karşı koruyucu olduğu belirtiliyor. Konuya ilişkin konuşan satıcı Emrullah Savur, bu yıl yağışların fazla olması nedeniyle hasadın geçtiğimiz yıla oranla biraz geciktiğini belirtti. Savur, "Bu sene kar çok olduğu için oralarda hâlâ kar yağıyor. Dağlarda bir sürü kar olması nedeniyle bu ürünler şu an geç geldi; yoksa normalde bir hafta, 10 gün önce gelmesi lazımdı. Aynı ıspanak gibi kaynatılarak pişiriliyor. Karaciğere, akciğere, tansiyona ve şekere çok iyi geliyor, yani oldukça faydalı. Mideyi temizliyor, bağırsakları sürekli çalıştırıyor. Piştiği zaman azaldığı için bir insan en az 5-6 kilo alıyor" dedi. "Bir haftaya kadar yayla muzu da çıkar" Çiriş otunun dağlardan toplanmasının çok zahmetli olduğunu dile getiren Savur, "İnsanlar kilometrelerce yol gidip o dağlara çıkıyor; o yüksekliği bir binanın katlarıyla kıyaslayın, öyle bir emek var. İnşallah daha güzel olur. Henüz sirmo, mendi, kenger ve uşkun (yayla muzu) gibi bitkiler yeni yeni başlıyor, daha fazlası da gelecek inşallah. Bir haftaya kadar uşkun (yayla muzu) da çıkar. Tabii bu sene yağış çok olduğu için inşallah daha bereketli ve daha güzel olur" diye konuştu.
Bilecik Doğanın sesi BŞEÜ’de yankılanacak Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ) "Kampüsüne Bir Zeytin Dalı da Sen Uzat" projesinde, önemli bir başarıya imza atarak adını ÜNİFEST finaline yazdırdı. Genç TEMA Kulübü tarafından yürütülen, Gençlik ve Spor Bakanlığı Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı kapsamında desteklenen "Kampüsüne Bir Zeytin Dalı da Sen Uzat" projesi, önemli bir başarıya imza atarak adını ÜNİFEST finaline yazdırdı. Ulusal çapta gururlandıran bu vizyoner proje, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde düzenlenecek olan Üniversite Öğrenci Toplulukları Toplumsal Katkı Proje Festivali’nde ’İklim Değişikliği, Çevresel Sürdürülebilirlik ve Yeşil Enerji’ kategorisinde zirve için sahneye çıkacak. Zafer Asım Kaplancıklı: "Atılan her adım, gençlerimizin içindeki doğa sevgisini devasa bir farkındalık hareketine dönüştürdü" Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı proje hakkında yaptığı açıklamada, "Sadece bir proje olmanın çok ötesine geçerek yeşil bir geleceğin tohumlarını atan bu çalışma; sürdürülebilirlik bilincini en üst seviyeye taşımak, çevre duyarlılığını kampüs sınırlarımızın dışına taşırmak ve doğayla kusursuz bir uyum içinde yaşama kültürünü inşa etmek amacıyla öğrencilerimizin muazzam enerjisiyle hayata geçirildi. Atılan her adım ve hayata geçirilen her faaliyet, gençlerimizin içindeki doğa sevgisini devasa bir farkındalık hareketine dönüştürürken, onlara topluma yön verecek sarsılmaz bir sosyal sorumluluk bilinci kazandırdı. ÜNİFEST finalinde boy gösterecek olmak; projemizin sağlam bilimsel temellerinin, her alanda uygulanabilir yenilikçi yapısının ve topluma sunduğu eşsiz katkı potansiyelinin en parlak kanıtıdır. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi olarak göğsümüzü kabartan bu büyük başarıda alın teri döken, doğaya nefes olan tüm öğrencilerimizi ve onlara yol gösteren kıymetli akademik danışmanlarımızı yürekten tebrik ediyor" diye konuştu.