ASAYİŞ - 16 Ekim 2025 Perşembe 16:32

Öğretmen kızını boğarak öldüren anne: "Ölünce ’intihar süsü’ vermek için bileklerini kestim"

A
A
A
Öğretmen kızını boğarak öldüren anne: "Ölünce ’intihar süsü’ vermek için bileklerini kestim"

Samsun’da rehber öğretmeni kızını boğarak öldürdüğü iddiasıyla yargılanan anne, ilk kez hakim karşısına çıktı. Tutuklu sanık anne, kızının saldırması üzerine kendini kaybettiğini, öldüğünü anlayınca ’intihar süsü vermek için’ bileklerini kestiğini söyledi.



Olay, 8 Nisan 2025’te Atakum ilçesi Esenevler Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ağabeyi 2021 yılında Hakkari’de şehit olan rehber öğretmen Tuba G. (34), yaşadığı psikolojik sorunlar nedeniyle 2022’de eşinden boşandı. Şehit yakını kontenjanından Samsun İlkadım Sakarya İlkokulu’na atanan Tuba G., görme ve kısmi felç rahatsızlığı geçirdikten sonra, annesi S.G. (61) ile birlikte yaşamaya başladı.


Olay gecesi S.G., komşularına feryat ederek kızının banyoda bilekleri kesilmiş halde hareketsiz yattığını bildirdi. İlk incelemede intihar şüphesi üzerine durulan olayda, otopsi raporunda boğulmaya bağlı boyun kırıkları tespit edilince cinayet ortaya çıktı.



Sorgusunda suçunu itiraf eden anne, "Kızım Tuba 2020 yılında bir evlilik yaptı ve 2 yıl sonra eşinden ayrıldı. Eşinden ayrıldıktan sonra psikolojik problemleri artmaya devam etti. Eski eşiyle telefonda görüşmeye devam ediyordu. Depremden sonra Malatya’dan Samsun’a geldik. Bir süre kaldıktan sonra eşimle ben Malatya’ya döndük. Kızım burada özel kolejde çalışmaya başladı. Daha sonra da özel okuldan devlet okuluna kadrolu öğretmenliğe geçiş yaptı. Kardeşi şehit olduğu için tanınan haktan yararlandı. Kızım gözünden bir rahatsızlık geçirdi. Tedavisi esnasında kalp krizi de geçirdi. Geçirdiği rahatsızlıklardan dolayı vücudunun sol tarafında his kaybı oluştu. Sol kolunu kullanabiliyordu. Sol ayağına özel bir ayakkabı giyerek kenarlardan destek alarak tek başına yürüyebiliyordu. Geçirdiği rahatsızlıklardan dolayı kızımın psikolojik problemleri iyice artmaya başladı. Üniversite hastanesinde tedavi gördüğünde psikolog ona ilaç vermişti. İlaçlarını kullanmadı. Psikolojik rahatsızlığı için herhangi bir tedavi görmedi. Yaklaşık 15 gün önce bana saldırdı. Vücudunun sol tarafının tutmayışını kabullenemedi. Bana ’Sen sağlıklısın, ben neden böyleyim’ diyerek saldırmıştı.



Olay gecesi saat 02.00 sıralarında dinlendiğim sırada, kızım bana seslendi. Banyonun ışığının açık olduğunu gördüm. Banyoya gittiğimde kızım bana yine saldırdı. Kızımın elinden kurtulmak amacıyla ittiğimde yere düşerek başını banyonun zeminine çarptı. Yerdeyken bana saldırmaya devam etti. Omuzlarına çöktüm fakat saldırısına devam etti. O anlık heyecanla kızımın boğazına sarıldım. Tam olarak ne kadar sürdüğünü hatırlamıyorum. Fakat 1-2 dakika boğazından tuttum. Kendime geldiğimde kızımın nefes almadığını fark ettim. Öldüğünü anladım. Kızım bana daha önce intihar edeceğini söylüyordu. Aklıma bu geldi. Mutfağa giderek bıçak aldım ve kızımın bileklerini ’intihar süsü’ vermek amacıyla kestim. Daha sonra bağırdığımda komşularımız geldi ve polise haber vermişler" demişti.


Çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilen anne hakkında dava açıldı. Soruşturmayı yürüten savcı tarafından hazırlanan iddianamede S.G. hakkında, Türk Ceza Kanunu (TCK) 82/1-d-f-e.2 maddeleri gereği ağırlaştırılmış hapis cezası talep edildi. S.G. hakkında Samsun 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Bugün görülen davanın ilk duruşmasında tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılan S.G., "Kızım banyoda bana saldırdı, ben de ittim, düştü. Yine saldırmaya devam etti. Ellerim boynundayken kendimi kaybetmişim. Kızım daha önce intihar edeceğini söylemişti. Ben de ölünce ’intihar süsü’ vermek için bileklerini kestim. Banyoda bana vurunca kafamın yanını ve omzumu duvara çarptım. Kendimi korumak için ittim, ondan sonrasını hatırlamıyorum" diye kendini savundu.


Kanser tedavisi gördüğü öğrenilen S.G.’nin tutukluluk halinin devamına karar verilirken, duruşma tanıkların dinlenmesi için ileri bir tarihe ertelendi.



Öğretmen kızını boğarak öldüren anne: "Ölünce ’intihar süsü’ vermek için bileklerini kestim"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir 5 kuşaklık Kızıklı mirası yok olmak üzere Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde dünyaca ünlü "Kızıklı işi" bıçak ustalığı, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. 5 kuşaktır dededen toruna aktarılan bu kadim zanaatın son temsilcisi Tanju Pulat, ateş ve örs başında zamana direniyor. Yarım asırlık bileme görmeden hala kullanılan satırları ve el işçiliği işlemeli dualı bıçaklarıyla tanınan Pulat, "Çırak bulamıyoruz, bu ateş sönmek üzere" diyerek sitem etti. Balıkesir’in Burhaniye ilçesine bağlı Kızıklı Mahallesi’nde, beş asırdır yankılanan çekiç sesleriyle yapılan bıçaklar artık son kalan atölyede yapılıyor. Babasından devraldığı mesleği 5. kuşak olarak omuzlayan Tanju Pulat, fabrikasyon üretime inat, çeliği geleneksel yöntemlerle çekiçle şekillendiriyor. 52 yıllık satır, hiç bilenmeden hala kesiyor Usta Tanju Pulat’ın atölyesindeki en dikkat çekici parça, babasının 1974 yılında çeliğini elleriyle dövdüğü kurban satırı. Yarım asrı devirmesine rağmen keskinliğinden hiçbir şey kaybetmeyen satırın özelliğini açıklayan Pulat, "Bu satır yapıldığı günden bu yana birçok kurban kesip parçaladı. Hala ilk gün ki gibi bir kez bile bileme yüzü görmedi. Eski ustaların çeliğe su verme ve dövme tekniği böyle belli oluyor. Biz hala bu satırı bilemedik. İlk günkü gibi kullanıyoruz" dedi. Bıçaklara işleme yapıyor Kızıklı işi bıçaklarını diğerlerinden ayıran en büyük özellik, üzerindeki sanatsal derinlik ve sağlam dayanıklı olması diyen Pulat, Bıçakların işlemeleri hakkında bilgiler veriyor. "Günümüzde bıçak çeliği üzerine el işçiliğiyle yazı ve motif işleyen belki 5 kişi kalmadık" şeklinde konuşan Pulat, bu geleneği şu sözlerle anlatıyor: "Babam kurban bıçaklarının üzerine kurban figürleri yapar, kurban duasını ayrıca kurbanın nasıl kesileceğini anlatan resim, figür ve yazılar işlerdi. Bu konuda daha sanatkârdı. Ben de bu geleneği yaşatan son kişilerden biriyim. Bu bıçaklar sadece birer araç değil, her biri birer sanat eseri" dedi. "Çırak bulamıyoruz, bu sanatın sonu geliyor" Beş kuşaktır aile mirası olarak sürdürülen zanaatın geleceği ise karanlık. Ağır işçilik ve sabır gerektiren mesleğe gençlerin ilgi göstermediğini vurgulayan son usta Pulat, bu konu hakkında dert yandı. "Bu meslek bize babalarımızın dedelerinden kaldı, biz beşinci kuşağız. Birileri zahmet edip 5 kuşaktır bu mesleği birilerine öğretmiş. Ama bende tıkandı. Son ustayım, meslek benle birlikte ölecek. Bu işi öğrenmek isteyen kimse çıkmıyor. Çırak bulamıyoruz. Ben bu kapıyı kilitlediğimde, Kızıklı’nın asırlık bıçak kültürü de tarih olacak. Ya öbür tarafta dedelerim, babam bana hesap sorarsa, niye bu mesleği öğretmedin derse" diyerek sitem etti. Burhaniye’de ki mütevazı atölyesinde, kor ateşin başında ter dökmeye devam eden Tanju Pulat, bir taraftan mesleğini yaparken diğer taraftan da mirasını devredecek bir el arıyor.
Ankara Türk üniversitelerinin uluslararası sıralamalardaki yükselişi sürüyor Türkiye’den toplam 11 üniversite, Quacquarelli Symonds’un (QS) 2026 Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralamasında ilk 500’de yer aldı. Londra merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu QS, 2026 Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralaması sonuçlarını açıkladı. 100 ülkeden bin 900’ü aşkın yükseköğretim kurumunun değerlendirildiği sıralamada, Türkiye’den toplam 11 üniversite farklı alanlarda dünyada ilk 500’e girmeyi başardı. Ankara Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), İstanbul Üniversitesi (İÜ), Koç Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Sabancı Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ), farklı alanlarda ilk 500’de yer alan Türk üniversiteleri oldu. Sıralamada ‘Beşeri Bilimler ve Sanat’, ‘Mühendislik ve Teknoloji’, ‘Fen Bilimleri ve Tıp’, ‘Doğa Bilimleri’ ve ‘Sosyal Bilimler ve İşletme’ olmak üzere 5 ana alan ve 55 alt bölüm değerlendirildi. Değerlendirme, ‘akademik itibar’, ‘işveren itibarı’, ‘makale başına araştırma atıf sayısı’, ‘H indeksi’ ve ‘uluslararası araştırma ağı’ olmak üzere beş gösterge baz alınarak yapıldı. Sanat ve Beşeri Bilimler alanında 9 Türk üniversitesinden derece QS Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralamasında, ‘Sanat ve Beşeri Bilimler’ alanında ilk 500’de 9 Türk üniversitesinin sıralamaya girdiği belirtilirken, ODTÜ 242, İÜ 279, İTÜ 284, Hacettepe Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi 305, Koç Üniversitesi 383, Ankara Üniversitesi 391’inci olarak listeye girdiği açıklandı. Bilkent Üniversitesi 401-450, Gazi Üniversitesi ise 451-500 bandında yer aldı. Mühendislik ve Teknoloji alanında İTÜ 91’inci oldu ‘Mühendislik ve Teknoloji’ alanında İTÜ 91’inci olarak dünyada ilk 100’e girme başarısı gösterirken, ODTÜ 103, Boğaziçi Üniversitesi 236, Koç Üniversitesi 243, Sabancı Üniversitesi 266, YTÜ 273, Bilkent Üniversitesi 290’ıncı olarak ilk 300’de yer aldı. Hacettepe Üniversitesi de 364’üncü sırada yer alarak, bu alanda ilk 500’e giren 8’inci Türk üniversitesi oldu. Sosyal Bilimler ve İşletme alanında ODTÜ 173’üncü oldu ‘Sosyal Bilimler ve İşletme’ alanında ODTÜ 173, Boğaziçi Üniversitesi 217, Koç Üniversitesi 252, Bilkent Üniversitesi 278, İstanbul Üniversitesi 346, İTÜ ve Sabancı Üniversitesi 353’üncü oldu. Hacettepe Üniversitesi 401-450, Ankara Üniversitesi 451-500 bandında yer aldığı açıklanırken, böylece bu alanda toplam 9 Türk üniversitesi ilk 500’e girdi. Fen Bilimleri ve Tıp alanında Hacettepe Üniversitesi 308’inci sırada ‘Fen Bilimleri ve Tıp’ alanında Hacettepe Üniversitesi 308’inci sırada yer alırken, onu 390’ıncı sırada Ankara Üniversitesi takip etti. İÜ de 451-500 bandında yer alarak bu alanda ilk 500’e girmeyi başaran 3 Türk üniversitesinden biri olduğu belirtildi. Ayrıca ‘Doğa Bilimleri’ alanında da İTÜ 251, ODTÜ 300’üncü olarak ilk 300’e girmeyi başarırken, Ankara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi 451-500 bandında kendilerine yer bularak bu alanda ilk 500’e giren 4 Türk üniversitesi arasında yer aldığı ifade edildi. "Türk yükseköğretimi, küresel rekabette üst sıralara yükselmeye devam edecektir" Türk üniversitelerinin uluslararası alandaki başarılarının artarak sürmesinden memnuniyet duyduğunu belirten Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, "Türk yükseköğretimi küresel rekabette üst sıralara yükselmeye devam edecektir. Hep birlikte daha büyük hedeflere ulaşmak için planlı ve kararlı çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sıralamalarda yer alan tüm üniversitelerimizi kutluyorum" ifadelerine yer verdi.