EKONOMİ - 15 Mayıs 2025 Perşembe 16:47

Orta Karadeniz’de Yeşil Ekonomi Fırsatı: Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi başlıyor

A
A
A
Orta Karadeniz’de Yeşil Ekonomi Fırsatı: Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi başlıyor

Bölgesel kalkınmayı çevresel sürdürülebilirlikle buluşturmak üzere Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda, Dünya Bankası iş birliğinde 400 milyon dolar bütçeli Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi (SoGreen) hayata geçiriliyor.


Ülke genelinde kalkınma ajanslarının uygulayıcı olarak yer alacağı SoGreen Projesi; kadınlar ve gençler başta olmak üzere kırılgan grupların ekonomik hayata katılımını artırmayı, yeşil geçim kaynakları oluşturmayı ve sosyal kapsayıcılığı sağlamayı amaçlıyor. Proje ile istihdam olanakları artırılarak sosyal kapsayıcılık güçlendirilecek. Projenin tanıtım töreni, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez’in katılımıyla, Ankara gerçekleştirildi.


Törene, Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Ahmet Şimşek ile 26 kalkınma ajansının genel sekreteri ve ajans personeli de katıldı. Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı’nı (OKA) temsilen törende Genel Sekreter Mehlika Dicle, Rekabetçi Ekonomi ve Dönüşüm Birim Başkanı Fatih Ege ve Çorum Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Tuğba Purtul Kılıç yer aldı.


Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bölgesel kalkınmayı çevresel sürdürülebilirlikle buluşturmak üzere Dünya Bankası iş birliğinde 400 milyon dolar bütçeli Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesini (SoGreen) hayata geçirdiklerini söyleyerek, "Kalkınma Ajanslarımızın uygulayıcı olarak yer alacağı SoGreen Projesiyle sosyal kapsayıcı yeşil dönüşüm temalı proje ve programları desteklemeyi, özellikle kadınlar ve gençler başta olmak üzere kırılgan grupların ekonomik hayata katılımını artırmayı, yeşil geçim kaynakları oluşturmayı ve sosyal kapsayıcılığı sağlamayı amaçlıyoruz" dedi.


Bakan Kacır, törende yaptığı konuşmada iklim krizinin aciliyeti karşısında, çözümün paydaşı olabilecek aktörler olarak daha etkili politikalar izlemek, iddialı hedefler belirlemek ve uygulanabilir çözümler üretmek zorunda olduklarını ifade etti.


Türkiye olarak iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik küresel düzeyde atılan yapıcı adımların her daim destekçisi olduklarını hatırlatan Kacır konuşmasında; "İklim değişikliğine karşı verdiğimiz mücadelenin önemli bir göstergesi olarak Paris Anlaşması’nı onayladık. 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefimizi ilan ettik. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi öncüllüğünde hayata geçirilen "Sıfır Atık" gibi projelerle, uluslararası çevre girişimlerinin hayata geçirilmesine öncülük ediyoruz. Kalkınma önceliklerimiz doğrultusunda; ekonomimizin tüm sektörlerinde yeşil dönüşümü sağlayacak çalışmaları, kamu kurumlarının koordinasyonu ve iş birliğinde hayata geçiriyoruz" dedi.


Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hayata geçirilen proje ve desteklerle ilgili bilgi veren Bakan Kacır, Yerel Kalkınma Hamlesi doğrultusunda; yeşil dönüşümü, ekonomik refahın ülke geneline dengeli yayılması için önemli bir fırsat olarak değerlendirdiklerinin ve kalkınma ajanslarının bu anlayışla, 81 ilde yerel potansiyeli harekete geçirdiğinin altını çizdi.


Sayın Kacır, 2024-2028 Bölgesel Gelişme Ulusal Stratejisinde; kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi uygulamalarının yaygınlaştırılmasını, yeşil işlerin ve girişimlerin desteklenmesini ve mavi büyümeye yönelik potansiyellerin değerlendirilmesini öncelikler olarak belirlediklerini de vurguladı.



Haziran ayında çağrılara çıkılacak


Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır toplantıda, "Kapsayıcı ve Yeşil Yatırımların ve Girişimciliğin Desteklenmesi, Kapsayıcı ve Yeşil Topluluk Ekonomik Tesisleri, Proje Yönetimi ve Kapasite Geliştirme, Şarta Bağlı Acil Durum Müdahale" olarak dört ana bileşenden oluşan Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesinin (SOGreen) ilk fazında yaklaşık 1 milyar TL’lik hızlandırma desteğini mikro ve küçük işletmeler ile kooperatif ve birliklerin kullanımına sunmak üzere Haziran ayında çağrılara çıkılacağının müjdesini verdi.



Bütüncül Bir Dönüşüm Adımı


Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Ahmet Şimşek de, Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi’nin çevre, ekonomi ve toplumsal eşitliği aynı çatı altında buluşturan bütüncül dönüşüm adımı olduğuna dikkati çekti.


Şimşek, şu ifadeleri kullandı: "Projemizi tasarlarken 3 temel gerçeği göz önünde bulundurduk. Birincisi, Türkiye iklim değişikliğinin etkilerini en yoğun yaşayan ülkelerden biri. Bu nedenle yerelden başlayarak etkili adımlar atmak zorundayız. İkincisi, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon düzenlemesi gibi politikalar ihracatımızı ve rekabet gücümüzü doğrudan etkiliyor. Üçüncüsü, bölgeler arasında kaynaklar, üretim yapısı ve sosyal koşullar farklı. Bu farklar yeşil dönüşümün herkesi aynı şekilde etkilemeyeceğini ve kapsayıcı politikaların şart olduğunu gösteriyor. Bu nedenle proje sadece çevreci değil, toplumun her kesimini içine alan adil bir dönüşümdür."



Orta Karadeniz Bölgesi Yeşil Dönüşümde Güçlenecek


Proje uygulama sürecinde ajanslar aktif rol alacak. Bölgelerde projenin uygulanmasına dair gerekli insan kaynağının önemli kısmı da ajanslardan sağlanacak. Ayrıca yeşil ekonomik fırsatlar ve zorlukların analizine dair bölgesel rapor hem ajansın mevcut çalışmaları ve analizleri hem de ilerleyen dönemlerde sahadan elde edeceği veriler üzerinden şekillendirilecek.


OKA 2024 yılı aralık ayından bu yana projenin Ajans Yönetim Kurulu üyeleri ve yerel paydaşlara tanıtımı, bileşenler kapsamında alt projelerin şekillenmesi, çalışma gruplarına katılım sağlanması ve desteklerin olgunlaştırılmasına dair sürece katkı verdi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Haziran ayı için verilen çağrı müjdesi kapsamında bölgemizde de Hızlandırıcı Hibe Desteği çağrısına çıkılarak mikro ve küçük işletmeler ile kooperatiflerin yeşil dönüşüme adaptasyonu desteklenecek.


Proje kapsamında Amasya, Çorum, Samsun ve Tokat illerine yaklaşık 400 milyon TL kaynak kullandırılması planlanıyor. Bu kaynak ile 50’den fazla KOBİ, 30’dan fazla mikro işletme ve kooperatif, 50’den fazla kadın ve genç girişimci desteklenecek. Ayrıca, en az 6 yenilikçi, yeşil ve sosyal kapsayıcı altyapı projesi hayata geçirilebilecek.


Bölgemizde çimento, tuğla, seramik ve cam üretimi gibi yüksek enerji tüketen, kömür madenciliği ve demir-çelik işleme, otomotiv, kimyasal ve sentetik malzeme üretimi gibi çevresel yükü olan sektörlerin proje kapsamında yeşil dönüşüme uyum sağlaması bekleniyor. Geleneksel atık işleme yöntemleri kullanan işletmelerin de bu süreçte yenilikçi çözümlerle desteklenmesi hedefleniyor.


Ayrıca illerin gelişim öngörüleri çerçevesinde; Amasya’da tarıma dayalı yeşil endüstrinin geliştirilmesi, Çorum’da imalat sanayi alanında yeşil dönüşüm odaklı müdahaleler, Samsun’da deniz turizminde sürdürülebilir uygulamalar ve yeşil tesis yatırımları, Tokat’ta ise taş ve toprağa dayalı sanayinin eko-verimli ve sürdürülebilir kaynak yönetimi yönünde adımların atılması değerlendiriliyor.


SoGreen Projesi, bölgemizdeki ekonomik büyümeyi hızlandırırken sosyal kalkınmayı da destekleyecek. Projenin kadınlar, gençler ve kırılgan grupları kapsayan yapısı, Orta Karadeniz’in rekabetçi ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasına önemli katkılar sağlayacak.


Yeşil ekonomi sürecinde Orta Karadeniz Bölgesi’ne önemli bir fırsat sunan projeden, OKA’nın aktif katkılarıyla azami verim alınması hedefleniyor.



Orta Karadeniz’de Yeşil Ekonomi Fırsatı: Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi başlıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Yüksek ses cinayetinde sanığa ’kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis talebi Zonguldak’ın Gökçebey ilçesinde araç park etme ve yüksek sesle müzik dinleme meselesi yüzünden çıkan kavgada 24 yaşındaki komşusu Dilara Yıldırım’ı bıçaklayarak öldüren ve Faruk B.’yi yaralayan tutuklu sanık Serdar S.’nin yargılanmasına devam edildi. Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen duruşmada iddia makamı esas hakkındaki mütalaasını açıklayarak, sanığın ’kadına karşı kasten öldürme’ suçundan cezalandırılmasını talep etti. Duruşmada tanık olarak dinlenen mahalle muhtarı Aydın K., olay gecesi sanık Serdar S.’nin kendisini aradığını belirterek, "Serdar bana gece saatlerinde telefon etti. Dilara’nın kazaen yaralandığını, üç kez aramasına rağmen ambulansın gelmediğini söyledi. Bunun üzerine ben 112’yi aradım, ambulansın çıktığını öğrendim ve konumu verdim. Ambulans ters yönde evimin önünden geçince komşuları arayıp ambulansı karşılamalarını söyledim" dedi. Sanık ile maktul arasında daha önceden bir husumet duymadığını ifade eden Aydın K., "Serdar ve ailesi tarafından Dilara’nın evine gelenlerden dolayı herhangi bir şikayet olmamıştı. Ancak sanığın evinin bir altında oturan başka bir mahalleli, ’Benim genç kızlarım var, gelenleri bir daha buraya park etmeyin diye uyardım’ şeklinde bana dert yanmıştı" ifadelerini kullandı. Tanık beyanlarına karşı bir diyeceği olmadığını belirten tutuklu sanık Serdar S., "Yaşlı annem, babam ve bakıma muhtaç çocuklarım var. Tahliyemi istiyorum" diyerek serbest bırakılmasını talep etti. Sanık avukatı ise müvekkilinin olayın başından beri samimi ikrarlarda bulunduğunu ve eylemin kazaen gerçekleştiğini öne sürerek, "Suçun vasfının değişmesi ihtimali ve tutuklulukta geçirdiği süre göz önünde bulundurularak müvekkilimin adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmasını talep ediyoruz. Ayrıca iddia makamının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunma hazırlamak için mahkemeden süre talep ediyoruz" dedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık avukatına esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını hazırlaması için süre verilmesine ve sanık Serdar S.’nin tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Antalya Göç İdaresi’nden basın mensuplarına dezenformasyon eğitimi İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı, göç haberlerinde doğru ve güvenilir bilginin yaygınlaştırılması amacıyla basın mensuplarına yönelik "Göç Haberlerinde Yanlış Bilgi ve Dezenformasyonla Mücadele" başlıklı bir medya semineri düzenledi. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği tarafından Antalya’da düzenlenen seminerin ilk oturumu, Başkan Yardımcısı Niyazi Ulugölge ile Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Ömer Çetin’in açılış konuşmalarıyla başladı. Dijital mecralarda hızla yayılan yanlış bilgi ve manipülasyonlara değinen Ulugölge, kaynağı belirsiz içeriklerin toplumsal hassasiyetleri tetikleyebildiğini belirterek, bu süreçte basın mensuplarının kritik bir rol üstlendiğini vurguladı. "Yanlış kullanılan tek bir kelime bile kamuoyunda ciddi bilgi kirliliğine yol açabiliyor" Programda konuşan Göç İdaresi Başkan Yardımcısı Niyazi Ulugölge, göç alanında yürütülen çalışmalar kadar medyanın doğru bilgilendirme görevine dikkat çekerek, "Sahada verdiğimiz mücadele ne kadar hayatiyse, sizlerin kamuoyunu doğru bilgilendirme çabası da o kadar önemlidir. Yanlış kullanılan tek bir kelime bile kamuoyunda ciddi bilgi kirliliğine yol açabiliyor" diye konuştu. Basın mensuplarının soruları da yanıtlandı Seminer kapsamında gerçekleştirilen sunumun ardından düzenlenen soru-cevap bölümünde, Ulugölge’nin yanı sıra Yabancılar Genel Müdürü Fatih Ayna, Sınır Yönetimi Genel Müdürü Ozan Gazel ve Göç Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mustafa Karataş basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bu bölümde; göç olgusu özelinde ve göç haberlerinde veriye dayalı, güncel, doğru ve sorumluluk bilinciyle sürdürülmesi gereken bilgi akışının sağlanmasında medya ile kurulacak iletişimin önemine bir kez daha vurgu yapıldı.
Burdur Burdur’da 2000 yılı öncesi yapılar ciddi risk taşıyor Doç. Dr. Hakan Ulutaş, Burdur’daki özellikle 2000 yılı öncesi yapıların ciddi risk taşıdığını vurgulayarak, güçlendirme ve kentsel yenilenmenin hayati önemine dikkat çekti. Burdur’da deprem gerçeği bir kez daha bilimsel veriler ışığında masaya yatırıldı. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Bilim İletişimi Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen "Bilim Kafe" buluşmaları çerçevesinde gerçekleştirilen programda, kentin yapı stoku ve deprem güvenliği tüm yönleriyle ele alındı. 12 Mayıs 1971 Burdur Depremi’nin yıl dönümü anısına düzenlenen etkinlik, AFAD Burdur İl Müdürlüğü toplantı salonunda yapıldı. Programa konuşmacı olarak katılan Mühendislik-Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Ulutaş, Burdur şehir merkezindeki yapıların mevcut durumuna dair önemli değerlendirmelerde bulundu. 2000 yılı öncesi binalar ciddi risk barındırıyor Ulutaş, özellikle 2000 yılı öncesinde inşa edilen binaların ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti. Bu yapılarda düşük malzeme kalitesi, yetersiz denetim süreçleri ve mühendislik hatalarının öne çıktığını belirten Ulutaş, "güçlü kiriş-zayıf kolon" gibi yapısal düzensizliklerin muhtemel bir depremde hasarı artırabileceğini vurguladı. Ayrıca bitişik nizam yapılaşmada kat seviyelerinin uyumsuz olmasının çekiçleme etkisine yol açabileceğini ifade etti. Yeni yapılar da tamamen güvenli değil Yeni yapıların da tamamen güvenli olmadığına değinen Ulutaş, özellikle ağır çıkmalar ve yaygın şekilde kullanılan asmolen döşeme sistemlerinin risk oluşturabileceğini söyledi. Yapılaşma süreçlerinde mühendislik ilkelerine daha sıkı bağlı kalınması gerektiğinin altını çizdi. Etkinliğe Burdur ve çevre ilçelerde görev yapan mimar, inşaat mühendisi ve farklı meslek gruplarından çok sayıda kişi katıldı. Program, kentteki özellikle eski yapıların yenilenmesi ya da güçlendirilmesinin hayati önem taşıdığı mesajıyla sona erdi.
İstanbul Flash Haber Tv’nin sahibinin de bulunduğu yasadışı bahis davasında 3 sanık tahliye edildi Pozitifbank Payfix Ödeme Kuruluşu ve Göktuğ Multimedya Yayıncılık Anonim Şirketi bünyesinde bulunan Flash Haber Tv’nin sahibi Erkan Kork’un da aralarında bulunduğu 55 sanığın yargılandığı yasadışı bahis davasının görülmesine devam edildi. Mahkeme, 3 sanığın tahliyesine hükmetti. Pozitifbank Payfix Ödeme Kuruluşu ve Göktuğ Multimedya Yayıncılık Anonim Şirketi bünyesinde yer alan Flash Haber Tv’nin sahibi Erkan Kork dahil 55 sanığın yargılandığı yasadışı bahis davasının görülmesine devam edildi. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada, aralarında Erkan Kork’un da bulunduğu bir kısım tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu. Bir kısım sanıklar ise duruşmaya, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Duruşmada savunma yapan sanıklar, mahkemeden beraatlarını ve tahliyelerini talep ettiler. 3 sanık tahliye edildi Alınan savunma ve bayanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme, tutuklu sanıklarından Hülya Turan, Arzu Tepe ile Hamza Kork’un tahliyesine hükmetti. Heyet, sanık Erkan Kork’un tutukluluk halinin devamına da hükmederek, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi. İddianameden: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Erkan Kork’un yasa dışı bahis gelirlerinin aklanmasına yönelik çok katmanlı bir şirket yapılanması oluşturduğu, doğrudan veya dolaylı şekilde çok sayıda şirketin sahibi, ortağı veya yöneticisi konumunda bulunduğu aktarıldı. İddianamede, Erkan Kork’a yönelik düzenlenen MASAK raporları ve Merkez Bankası (MB) denetimlerine göre, Kork’un bu şirketler aracılığıyla örgütsel faaliyetleri yönettiği, finansal yapıyı kurduğu ve kontrol ettiği aktarıldı. 21 yıla kadar hapis cezası talebi İddianamede, Erkan Kork hakkında, ’suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ’suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’ ile 7258 sayılı ’futbol ve diğer spor müsabakalarında bahis ve şans oyunları düzenlenmesi’ suçlarından 21 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.
Bursa Yıldırım’da Erguvan Bayramı coşkusu başlıyor Bursa’da Yıldırım Belediyesi; bahar aylarının müjdecisi, huzur ve kardeşliğin simgesi olarak kabul edilen 600 yıllık Erguvan Bayramı geleneğini bu yıl da yaşatmaya hazırlanıyor. Yıldırım Belediyesi, 600 yıllık Erguvan Bayramı geleneğini günümüze taşıyor. Yıldırım Belediyesi, baharın müjdecisi Erguvan Bayramı’nı bu yıl da çeşitli etkinliklerle kutlayacak. Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid’in damadı ve Bursa erenlerinden Emir Sultan’ın, erguvanların açtığı dönemde Bursa’da sevenleriyle buluşmasıyla başlayan bu anlamlı gelenek, Yıldırım’da yeniden hayat buluyor. Yıldırım Belediyesi tarafından geleneksel hale getirilen Erguvan Bayramı, bu yıl 8-9-10 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek. Baharın bereketini ve paylaşma kültürünü yansıtan Erguvan Bayramı, Emir Sultan Meydanı’nda gerçekleştirilecek programla başlayacak. Üç gün boyunca birbirinden zengin etkinlikler Bursalılarla buluşacak. Erguvan Bayramı kapsamında sempozyumlar, söyleşiler, tasavvuf musikisi konserleri, şiir ve Mevlid programları düzenlenecek. Ayrıca geleneksel olarak hazırlanan Eşrefi çorbası da vatandaşlara ücretsiz olarak ikram edilecek. Yıldırım’ın önemli parçası Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Erguvan Bayramı’nın Bursa ve Yıldırım’ın en önemli manevi zenginliklerinden olduğunu belirtti. Başkan Yılmaz, "Erguvan birliktir, beraberliktir, kardeşliktir. Erguvan bahardır, berekettir, paylaşmaktır, hoşgörüdür. Erguvan, bu şehrin duayla, irfanla ve çiçekle inşa edildiğinin göstergesidir. Erguvan Bayramı, Yıldırım’ın kültürü ve manevi kimliğinin önemli bir parçasıdır. Emir Sultan Hazretleri ile özdeşleşen ‘Erguvan Bayramı’nı Yıldırım’da yaşatıyoruz. Yeşiliyle, tarihi ve kültürel değerleriyle şehrimizin geçmişinden güç alarak geleceğe yürüyoruz. Bursa’nın en köklü geleneklerinden olan birliği ve beraberliği pekiştiren, aynı zamanda baharı müjdeleyen Erguvan Bayramı’na tüm Bursa halkımızı bekliyoruz" dedi.
İstanbul İşadamı baba ve oğlu arasındaki "dronla taciz" olayında yeni gelişme İşadamı Yüksel Mermer ve oğlu Zafer Murat Mermer arasında devam eden arazi kavgası geçtiğimiz günlerde kamuoyunda "dronla taciz" başlığıyla gündeme gelirken oğul Mermer’in babası Yüksel Mermer’i dronla izlettiği iddia edilmişti. Konuyla ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Soruşturma sonucunda, Zafer Murat Mermer hakkında 1 Mart 2026 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Cemiyet hayatının önde gelen isimlerinden Zafer Murat Mermer işadamı babası Yüksel Mermer’le arazi kavgası nedeniyle yaşadığı anlaşmazlıklara dron tacizi iddiası eklenmişti. İşadamı Yüksel Mermer, oğlunun dronla kendisini izlediği iddialarıyla mahkemeye başvurmuştu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gerçekleştirilen soruşturma sürecinde elde edilen bulgular, söz konusu iddiaların somut delillere dayanmadığını ve kamuoyunda oluşturulan algının gerçeği yansıtmadığını ortaya koydu. Verilen kararla birlikte, Mermer’in olayla ilişkilendirilmesinin hukuki bir dayanağı olmadığı, bu nedenle kovuşturmaya gerek olmadığı kararı çıktı. Öte yandan, işadamı Yüksel Mermer ve oğlu Zafer Murat Mermer arasında uzun süredir devam eden ticari anlaşmazlıklar ve şirket hisselerine ilişkin ihtilafların bulunduğu; aile içerisindeki farklı bireyler ve sonraki nesiller arasında da benzer uyuşmazlıkların mahkeme safhalarının devam ettiği öğrenildi. Söz konusu ihtilaflara ilişkin olarak kamu makamları nezdinde dava açılmış, devam eden ve sonuçlanmış çok sayıda dava bulunduğu; bazı dosyaların ise istinaf incelemesi aşamasında olduğu öğrenildi. Bu davaların yalnızca tek bir tarafla sınırlı olmayıp, aile içerisindeki farklı bireyler tarafından da açılmış olması, sürecin çok yönlü bir hukuki uyuşmazlık niteliği taşıdığı iddialar arasında.