EKONOMİ - 28 Nisan 2025 Pazartesi 12:33

Sağlam: "Fındıkta kozalak akarı ile mücadele çok önemli"

A
A
A
Sağlam: "Fındıkta kozalak akarı ile mücadele çok önemli"

Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, fındıkta kozalak akarı ile mücadelenin önemine değinerek, "En uygun kimyasal mücadele zamanı, akarların göçünün yoğun olduğu nisan sonu, mayıs başındaki bir haftalık süredir. Bu dönemde uç sürgünler 4-4,5 yapraklı, yeni tomurcuklar toplu iğne başının yarısı büyüklükte ve yeni gelişen meyveler mercimek büyüklüğüne geldiği dönemdir. Fenoloji takibi yapılarak bu dönem belirlenmeli ve ilaçlamalar bir hafta içinde bitirilmelidir" dedi.


Fındıkta büyük kayıplara neden olan, kimyasal ve mekanik mücadelenin yürütüldüğünü kozalak akarı, önemli bir fındık zararlısı olduğu gibi fındığın meyve, yaprak ve sürgün gözlerini tahrip ederek verim kayıplarına neden oluyor.


Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, "Fındık kozalak akarları sadece fındık çeşitleri üzerinde besle olup iki değişik formu bulunur. Gal oluşturan formu sadece generatif tomurcuklar üzerinde beslenerek kozalak oluşturmakta ve böylece verim kaybına neden olmaktadır. Diğer formu ise fındığın hem generatif hem de vejetatif kısımlarında beslenerek meyvelerin ve tomurcukların dökülmesine, deformasyonlu bitki organlarının oluşmasına neden olmakta, verimi olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca her iki türün de beslenmesi sonucunda dişi ve erkek çiçekler, tomurcuklar, kozalaklar dökülerek kuru sürgünlerin oluşmasına neden olurlar" diye konuştu.



"Bir dalda ortalama 5 kozalak varsa kimyasal mücadelenin yapılması gerekir"


Sağlam, zararlıya karşı mekanik ve kimyasal mücadelenin önemine değinerek, "Fındık kozalak akarlarının birçok doğal düşmanı bulunmaktadır ve bunlardan bazıları akarlar üzerinde yüksek etki gösterebilmektedir. Öncelikle çevrenin ve faydalıların gözetildiği entegre mücadele prensipleri dahilinde mücadele faaliyetleri sürdürülmeli, kimyasal mücadele en son çare olarak düşünülmelidir. Zararlıya karşı mekanik ve kimyasal mücadele uygulanmaktadır. Mekanik mücadele kozalak akarlarına karşı etkili bir yöntemdir. Kışın yapraksız dönemde kozalaklar toplanıp bahçe içinde bir yere toplu olarak bırakılmalıdır. Sürekli mekanik mücadele yapılan bahçelerde kimyasal mücadeleye gerek duyulmaz. Mekanik mücadele yapılmayan bahçelerde kimyasal mücadeleye karar vermek için bir ön sayım yapılmalıdır. Bu amaçla 1-10 da büyüklükteki bahçelerde 10 ocak, 11-30 da büyüklükteki bahçelerde 20 ocak ve 30 da’ dan büyük olan bahçelerde de 30 ocak tesadüfi olarak işaretlenir. İşaretli her ocağın 1’er dalındaki kozalaklar sayılarak kaydedilir. Bulunan rakamlardan yararlanarak, bir daldaki ortalama kozalak sayısı hesaplanır. Bir dalda ortalama 5 kozalak varsa kimyasal mücadelenin yapılması gerekir" ifadelerine yer verdi.


En uygun kimyasal mücadele zamanının, akarların göçünün yoğun olduğu nisan sonu mayıs başındaki bir haftalık süre olduğunu kaydeden Sağlam, "Bu dönemde uç sürgünler 4-4,5 yapraklı, yeni tomurcuklar toplu iğne başının yarısı büyüklükte ve yeni gelişen meyveler mercimek büyüklüğüne geldiği dönemdir. Fenoloji takibi yapılarak bu dönem belirlenmeli ve ilaçlamalar bir hafta içinde bitirilmelidir" şeklinde konuştu.


İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, kozalak akarı ile kimyasal mücadelede bakanlık tarafından fındık kozalak akarına tavsiye edilen bitki koruma ürünleri kullanılması gerektiğini, ilaçlamaların sabah erken saatlerde ya da akşamüzeri iyi bir kaplama sağlayacak şekilde yapılması gerektiğini ve ilaçlama esnasında maske, eldiven gibi tüm koruyucu tedbirlerin alınması gerektiğini sözlerine ekledi. Sağlam ayrıca, üreticilerin fındık bahçelerinin ana zararlılarından olan fındık kozalak akarına bağlı verim kaybı yaşamamak için fındık bahçelerini kontrol etmesi gerektiğine de dikkat çekti.



Sağlam: "Fındıkta kozalak akarı ile mücadele çok önemli"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Doç. Dr. Evigen’den hantavirüse karşı kritik uyarı Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, son günlerde Dünya Sağlık Örgütünce (DSÖ) farklı ülkelerde vakaları bildirilen hantavirüse karşı vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Arjantin’den hareket eden "MV Hondius" isimli gemide doğrulanan ve 3 kişinin ölümüne neden olan hantavirüs vakalarının ardından konu gündeme geldi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen ise hantavirüs hakkında bilgi vererek, virüsün farelerin dışkı, idrar ve tükürüğü yoluyla insanlara bulaştığını söyledi. "İnsandan insana bulaşmıyor" Hastalığın ciddi sağlık sorunlarına ve ölüme yol açabileceğini belirten Evirgen, virüsün şu an için insandan insana bulaşmadığını ifade etti. Özellikle fare ve kemirgen temasının yoğun olduğu alanlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Evirgen, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. "Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor" Hantavirüsün yeni ortaya çıkan bir virüs olmadığını ve Türkiye’de geçmiş yıllarda da özellikle Karadeniz Bölgesi’nde nadiren görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Bu aralar hantavirüs enfeksiyonu sosyal medyada sıkça gündeme geliyor. Hantavirüs enfeksiyonu ülkemizde de geçmişte nadiren görülen bir hastalık. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor. Virüs, farelerin idrarı, dışkısı ve tükürüğünün toprağa veya gıdalara bulaşmasıyla yayılabiliyor. Bu atıkların bulunduğu ortamda oluşan tozun solunması ya da kirli yüzeylere temas ettikten sonra elin ağız, burun veya göze götürülmesiyle insanlara bulaşabiliyor" dedi. "Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor" Hastalığın ilk belirtilerinin grip benzeri şikayetlerle başladığını ifade eden Evirgen, "Bu hastalık genellikle ateş, kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve ishal gibi belirtilerle başlıyor. İlerleyen süreçte ise iki farklı ağır tablo ortaya çıkabiliyor. Bunlardan biri solunum yetmezliği, diğeri ise böbrek yetmezliği ve kanamayla seyreden formdur. Ciddi ve hayati risk taşıyan bir hastalıktır. Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor. Hastalara yoğun bakım şartlarında destek tedavisi uygulanıyor" ifadelerini kullandı. "COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" Korunma yöntemlerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Evirgen, COVİD gibi bir kapanma süreci beklemediklerini de söyleyerek, "Bu virüsten korunmak için özellikle kırsal alanlarda ve farelerin yaşam alanlarının bulunduğu ortamlarda dikkatli olunması gerekiyor. Tozlu ortamlarda maske kullanılmalı, eller yıkanmadan gıdalara temas edilmemeli ve yüz bölgesine dokunulmamalıdır. Bu virüs COVID-19 gibi değil. Yakın temas ve enfekte tozların solunmasıyla bulaşıyor. Şu an için insandan insana bulaştığına dair net bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" diye konuştu.