EKONOMİ - 14 Nisan 2026 Salı 16:10

Samsun’da Otomotiv Sektörünün Mevcut Durum Analizi ve Gelişim Potansiyeli Paydaş Çalıştayı

A
A
A
Samsun’da Otomotiv Sektörünün Mevcut Durum Analizi ve Gelişim Potansiyeli Paydaş Çalıştayı

Otomotiv Sektörünün Mevcut Durum Analizi ve Gelişim Potansiyeli Paydaş Çalıştayı, Samsun’da Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) ev sahipliğinde sektör temsilcilerinin katılımıyla yapıldı.


Samsun’da otomotiv sektörünün mevcut kapasitesinin, gelişim potansiyelinin ve yatırım fırsatlarının kapsamlı şekilde analiz edilmesi amacıyla yürütülen "Samsun’da Otomotiv Sektörünün Mevcut Durumu Analizi ve Gelişim Potansiyeli Fizibilite Danışmanlığı Teknik Destek Projesi" kapsamında "Otomotiv Sektörü Mevcut Durum Analizi ve Gelişim Potansiyeli Paydaş Çalıştayı" düzenlendi. Teknik destek projesi, OKA İhracatta İkiz Dönüşüm Teknik Destek Programı desteğiyle Samsun Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü tarafından yürütülüyor. OKA ev sahipliğinde gerçekleştirilen çalıştayda otomotiv sektöründe faaliyet gösteren firmalar, kamu kurumları, OSB yönetimleri, meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları, üniversite ve akademi temsilcileri bir araya geldi.



"Samsun’da otomotiv sektörünün yüzde 85’i ihraç ediliyor"


Programın açılışında konuşan OKA Genel Sekreteri Mehlika Dicle, "Şehrimizde en fazla istihdam sağlayan sektörlerden biri olan ve üretiminin yüzde 85’ini ihracat eden otomotiv sektörünün Samsun ilinde sahip olduğu kritik önem, elbette Samsun Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü’nün de gündeminde idi. Geçtiğimiz yıl yine bu salonda otomotiv sanayi sektörü ile ilgili yaptığımız toplantı sonrasında sektörün mevcut durumunun analiz edilip sektör için yeni bir yol haritası hazırlanması noktasında fikir birliğine vardık. Katma Değerli Üretim ve İhracat Teknik Destek Programımıza Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğümüz tarafından sunulan ve Ajansımız desteğiyle yürütülen bu proje ile sizlerle Samsun’da otomotiv sanayi sektörünün bugünü kadar geleceğini de istişare etme fırsatımız olacak" dedi.


Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında yapılan çalışmalar hakkında da bilgi veren Mehlika Dicle, "2025 yılında yürürlüğe konulan ve 2030 yılına kadar gündemimizde olacak Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında geçtiğimiz yıl silah ve silah parçaları üretimi, tıbbi cihaz üretimi, ticari araç aksam ve parçaları üretimi ile akıllı filtre sistemleri üretimi Samsun’da desteklenen yatırım başlıkları arasında idi. Çağrı usulüyle yürütülen bu program kapsamında Samsun ilinden bu sektörlerden 10 başvuru aldık ve Bakanlık Değerlendirme Komitesine sunduk. 2026 yılının başında Samsun ili için desteklenecek odak sektörler yeniden yayınlanmıştır. Samsun’dan orta ve yüksek teknoloji sanayi odağı ile mavi ekonomi odağında yatırımlar yapılması için silah sistemleri ve mühimmat üretimi, tıbbi cihaz üretimi, motorlu taşıt aksam ve parçaları üretimi, su ürünleri üretimi başlıkları belirlenmiştir. 2026 yılı çağrı dönemi ise 20 Şubat 2026 tarihinde ilan edilmiş ve 2 Mart 2026 tarihinde de başvurular alınmaya başlanmıştır. 15 Mayıs 2026 tarihine kadar devam edecek çağrı dönemi sonrasında yapılacak değerlendirmelerin ardından desteklenecek firmalara kapsamlı destek unsurlarından oluşan bir yatırım teşvik belgesi düzenlenecektir. Bu belge içeriğinde KDV istisnası ve gümrük vergisi muafiyeti destek unsurlarına ilaveten yatırımın yüzde 50’si oranında vergi indirimi uygulanmasının yanı sıra 8 yıl boyunca SGK işveren hissesinin yüzde 50’si desteklenecektir. Yatırımın finansmanı için iki ayrı model sunulmaktadır. Bu modellerden ilki faiz ve kâr payı desteğidir. Bu destek ile toplam yatırım tutarının yüzde 20’sini ve 20 puanı aşmayacak şekilde faiz ya da kâr payının yüzde 40’ı karşılanmaktadır. İkinci model ise makine desteğidir. Bu destek ile de toplam yatırım tutarının yüzde 15’ini aşmayacak ve makinelerin yüzde 25’ini geçmeyecek şekilde asgari tutarı 2,5 milyon TL ve üzeri makine alımları desteklenmektedir. Bu destek unsuru, yatırım teşvik sisteminde ilk kez bu program aracılığıyla kullandırılmaya başlanacak olması yönüyle de önem arz etmektedir. Her iki modeldeki destek üst limiti 301 milyon TL tutarındadır" diye konuştu.


Yatırım taahhütlü avans kredisi ve Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi hakkında da bilgilendirmede bulunan Dicle, ayrıca şunları söyledi:


"Yine yatırımın finansmanı noktasında önemli bir husus da yatırım taahhütlü avans kredisi. Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı başvurularında yatırım tutarı 1 milyar TL’yi geçerse bir kredi kullanma fırsatı bulunmaktadır. Yatırım sürecinde bina inşaat harcaması yapılacak ise KDV muafiyeti destek unsurundan da yararlanılabilmektedir. Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında yapılacak bir yatırım ve yatırım sonrası dönem destek unsurları hesaplandığında yatırımın yüzde 85’i kadar bir devlet desteği sağlanacaktır. Yatırım teşvik belgesi ile yatırım yaptığınızda yüzde 33-37 oranında bir devlet desteğinden yararlanabilirken, YKH Teşvik Programı başvurunuz sonrasında yatırım teşvik belgesi aracılığı ile yatırım yaptığınızda devlet desteği oranı yüzde 85 ve 87’ye kadar yükselebiliyor. Ajansımızın gündeminde olan diğer bir destek programı ise Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi. Çok kapsamlı bir kalkınma projesi olan bu proje kapsamında Geri Ödemeli Finansman Desteği Programını da geçtiğimiz ay ilan ettik. Sosyal kalkınmayı göz ardı etmeden yapacağınız 2,5 milyon TL ve 7,5 milyon TL arasındaki yeşil geçiş odaklı yatırımlarınızı devlet bankası aracılığı ile destekleyeceğiz. Bu devlet bankasından alınmış bir kredi uygunluk belgesi sonrasında yapacağınız başvurularınız değerlendirme sonucunda başarılı bulunduğu takdirde 6 ay ödemesiz, 24 ay eşit taksitlerde geri ödemesini sağlayacağınız bir finansman desteği fırsatını da sizlere sunuyoruz."


İhracat rakamlarının her yıl arttığına değinen Samsun Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Selahattin Altunsoy ise, "Son 10 yılın ilk 5 yılında sanayi birinci öncelikli bir konumuz değilken, Samsun’da özellikle 2021 sonrasında sanayinin daha ön plana çıktığı bir tablo ile karşı karşıyayız. İlimizde yaklaşık 2 bin 200’e yakın sanayici tanımlı olup, sanayicilik belge bilgi sistemine kayıtlı sanayicimizle bu hedeflerimizin daha ileriye gitmesini öngörüyoruz. 2021’e kadar ithalatın ihracattan fazla olduğu bir Samsun’dan bahsederken, 2021 sonrasında ihracatın ithalatın önüne geçtiğini görüyoruz. Bu da Sanayi ve Teknoloji İşbirliği Kurulu, biliyorsunuz bakanlığımızın mevzuatında yer alıp il müdürlüğümüzün sekreteriyasıyla yürütülen bir kurul. Bu kurul kapsamında 2025’te bir kurul kararı almıştık. Otomotiv sektörüyle ilgili elimizde doğru bir bilgi ve doküman olmadığı için bir durum değerlendirmesi, bir fizibilite çalışması yapmak istedik. OKA destekleriyle bir teknik destek projesi hazırladık. Bu teknik destek projesinde OMÜ ve SAMÜ hocalarımız aracılığıyla böyle bir fizibilite çalışması yapalım dedik. Bugünkü paydaş çalıştayı da bu fizibilite destek projesi kapsamında önemli adımlardan birisi. İnşallah yakında bunun sonuç raporunu da kamuoyuyla paylaşırız" ifadelerini kullandı.


Protokol konuşmalarının ardından söz alan SAMÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Aktaş ise sunumunda otomotiv sektörü hakkında bilgilendirmede bulundu. Daha sonra programa katılanlar 3 farklı grup halinde çalıştay gerçekleştirdi.



Çalıştaydan detaylar


Çalıştayın temel amacı; sektörün bölgesel dinamiklerini çok paydaşlı bir yaklaşımla ele almak, üretim ve tedarik altyapısını değerlendirmek, mevcut yatırım imkânlarını ortaya koymak ve geleceğe yönelik ihtiyaçları paydaş görüşleri doğrultusunda analiz etmek. Bu kapsamda katılımcıların bilgi, deneyim ve öngörüleri doğrultusunda sektöre ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yapılması hedefleniyor. Samsun’da otomotiv sektörünün rekabet gücünün artırılması ve sürdürülebilir büyüme perspektifinin oluşturulması açısından önemli bir adım olarak değerlendirilen çalıştayda, paydaş katkılarıyla somut politika ve strateji önerilerinin geliştirilmesi bekleniyor.



Samsun’da Otomotiv Sektörünün Mevcut Durum Analizi ve Gelişim Potansiyeli Paydaş Çalıştayı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Zonguldak’ta balıkçılar limana demirledi, umutlar yeni sezona kaldı Yurt genelinde 15 Nisan’da başlayacak av yasağı nedeniyle balıkçılar teknelerini limanlara çekti. Zonguldak’ta da beklentilerin altında geçen sezonun ardından balıkçılar, yeni sezon öncesi bakım ve onarım çalışmalarına hız verdi. Alaplı ilçesindeki balıkçı limanına yanaşan teknelerde yoğunluk dikkat çekerken, balıkçılar 1 Eylül’de yeniden "vira bismillah" demek için hazırlıklara başlayacak. Alaplı Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Adnan Duman, bu yıl balıkçıların genel olarak yeterli bir sezon geçirmediğini belirterek, "Sezona palamutla başladık ancak beklediğimiz avı gerçekleştiremedik. Suyun geç soğuması nedeniyle kış balıkçılığından da yeterince faydalanamadık" dedi. Midye avcılığı yapan teknelerin ise dönem dönem avlanabildiğini ifade eden Duman, "Onlar için ciddi bir kayıp söz konusu olmadı ancak genel anlamda bu sezon beklentilerin altında kaldı" diye konuştu. "Bu kadar kısır bir sezon görmedim" Balıkçılardan Tuncay Uludağ ise yeni sezon hazırlıklarına başladıklarını belirterek, geride kalan sezonun son yılların en verimsiz dönemi olduğunu söyledi. Yaklaşık 30 yılı aşkın süredir balıkçılık yaptığını ifade eden Uludağ, "Meslek hayatım boyunca bu yıl ve 2025 sezonu kadar bereketsiz bir dönem yaşamadım. Türkiye’nin birçok bölgesinde balıkçılık yapılırken, bizim bölgemizde neredeyse hiç balık yoktu" dedi. Uludağ sezon boyunca palamut, lüfer ve çinakop avlayamadığını belirterek, "Bir tane palamut, bir tane lüfer, bir tane çinakop dahi tutamadım. Açıkçası çoğu zaman kayığımızı çözüp denize açılma ihtiyacı bile duymadık" diye konuştu. Diğer bölgelerde balıkçılığın daha hareketli geçtiğini internet ve videolar üzerinden takip ettiklerini belirten Uludağ, "Tekirdağ, Sinop, Trabzon, Giresun gibi yerlerde avcılık oldu ama bizim burada neredeyse hiç olmadı. ‘Siftah yapamadık’ desek yeridir. Her sezon olduğu gibi yine umutla hazırlanıyoruz. Teknelerimizin bakımını yaptık, ağlarımızı hazırlıyoruz. 2026 sezonunda özellikle palamutta yeniden bereket bekliyoruz" şeklinde konuştu.
Kocaeli Doğurduğu bebeğini çöp konteynerine atan anne 19 yıl sonra hakim karşısında Kocaeli’de 2007 yılında bir bebeğin göbek bağı boğazına dolanmış halde çöp konteynerinde ölü bulunmasına ilişkin ilk kez hakim karşısına çıkan anne, "Katı bir cisim benden düştü, bebeğin kafasını görünce bayıldım. Ayıldığımda bebek kucağımdaydı ve kaskatıydı. Bebeğin ağladığını duymadım. İlk yardım amacıyla bebeğin sırtına vurdum. Bebeğin boğazındaki kordonu görmedim, hatırlamıyorum" dedi. 27 Mayıs 2007 tarihinde İzmit ilçesi Yahyakaptan Mahallesi’nde meydana gelen olayda, göbek bağı boğazına sarılı ölü bebek, çöp konteynerine atılmış vaziyette bulunmuştu. Faili meçhul olayların aydınlatılmasına yönelik yapılan çalışmalar kapsamında, bebeğin annesi Emine N.Ö. olduğu tespit edildi. Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, 18 Kasım günü Sakarya’nın Sapanca ilçesinde düzenlediği operasyonla şüpheliyi yakaladı. Yakalanan şüpheli, İstanbul Adli Tıp Kurumu Müdürlüğü’nde yapılan DNA eşleştirme işlemleri sonrası adliyeye sevk edildi. Emine N.Ö., sevk edildiği adli mercilerce tutuklanarak cezaevine gönderildi. 18 yıl önce olay yerinde bulunan parmak izi delilinden yola çıkılarak şüphelinin kimliğinin tespit edildiği öğrenildi. "Hamile olduğumun farkında değildim" Kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile yargılanan Emine N.Ö., Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez duruşmaya çıktı. Duruşmaya tutuklu sanığın yanı sıra avukatı Uğur Gökkoyun, kayyım olarak atanan avukat Ayşe Pınar Eren ve tanıklar katıldı. Savunması alınan Emine N.Ö., "Emniyetteki verdiğim ifadeyi tekrarlıyorum. O tarihlerde psikolojik olarak yaşadığım travmalar vardı. Bundan dolayı hamile olduğumun farkında değildim. Vücudumda herhangi değişiklik yoktu, karnım şişmemişti. Regl takvimim düzenliydi. Mide bulantısı da yaşamadım" diye konuştu. "Bebeğin ağladığını duymadım" Olay günü çok şiddetli karın ağrısı ile tuvalete gittiğini söyleyen Emine N.Ö., "Tuvaletteyken benden aşırı kan geldi, beni kan tutuyor. Bulanık hatırladığım durumlar oluştu. Ne olduğunu anlamadığım durumla karşılaştım. Katı bir cisim benden düştü, bebeğin kafasını görünce bayıldım. Ayıldığımda bebek kucağımdaydı ve kaskatıydı. Bebeğin ağladığını duymadım. İlk yardım amacıyla bebeğin sırtına vurdum. Bebek geldiğinde kordonun durumunu hatırlamıyorum. Bebekten ayrılışımız nasıl oldu hatırlamıyorum. O dönem psikolojik olarak bunalıma girmiştim, bunun için ilaç da kullanıyordum. Çok net hatırlamıyorum ama o sıra alkollü olabilirim. Bebeğin boğazındaki kordonu görmedim, hatırlamıyorum, tahliyemi talep ediyorum" şeklinde konuştu. "Bebeğin sırtına vurarak ilk yardımı yapıyorsa boğazına 3 tur dönmüş kordonu nasıl görmedi" Avukat Ayşe Pınar Eren ise, "Sanığın alay tarihinde 23 yaşında olması ve ilk cinsel birlikteliği olmaması, gebeliği hiç fark etmemesi gibi durumlar hayatın olağan akışına aykırıdır. Bebeğin ileri ayda doğumu, 3 kilo ağırlığında olması gibi veriler ileri derecede bir gebelik olduğu bellidir. ATK raporuna göre bebek sağ doğmuş, nefes alıyor haldedir, sonradan vefat etmiştir. Bebeğin boğazına kordon 3 tur dolanmıştır, bu tıbben çok düşük olasılıktır. Bebeğin sırtına vurarak ilk yardımı yapıyorsa boğazındaki 3 tur dönmüş kordonu görmemiş olması mümkün değildir, bunun anne tarafından yapıldığını düşünmekteyiz. Az da olsa kordonun sıyrılma durumun olmadığı belgelerle sabittir. Hamile bir kadının 9 ay boyunca adet görmemesi istisnai bir durumdur. Sanığın tutukluluk halinin devamını talep ediyoruz. Sanığın sağlık raporlarıyla ilgili dosyaya sunduğu bir evrak yoktur. Bu hususlar gözetilerek sanığın üst hadden cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Müvekkilimin yaptığı tek şey bebeği çöpe atmaktır, öldürmemiştir" Kadınların hamileyken regl görme olasılığı olduğunu ve bunun tıbben de kanıtlandığını söyleyen sanık müdafi Uğur Gökkoyun, "Bir bilimsel makaleye göre annenin gebeliğini bilmemesi olağandır. ’Doğum anında bayıldım, hiçbir şey hatırlamıyorum’ demesinin bilimsel açıklığı vardır ve müvekkilim doğruyu söylemektedir. Plasenta ve bebek kordonu bir olarak çıkmıştır, kesilmemiştir. Her 3 doğumdan bir tanesi kordon dolanması ile gerçekleşir. 2 defa dolanan da var. Bolu’da kordonu boynuna 7 defa dolanan bebek var, bu haberlere de konu olmuştur. Kordonun elle sıkıldığında dair delil yoktur, plasentanın kordonla çıkmasından dolayı bu sıkma olayı meydana gelmiştir. Kordon bağlanmasına dair ölümün olma ihtimalini kabul ediyoruz ancak korkunun müvekkilim tarafından sıkıldığını kabul etmiyoruz. Müvekkilimin suçsuz olduğunu ispat etmeye çalışıyorum. Müvekkilim 23 yaşında toplumun tasvip etmeyeceği hayat yaşamış olabilir ama bunu cezalandırmak için ’Bebeğini öldürdün’ diyemeyiz. Bunu diyebilmemiz için bunu ispat etmemiz gerekiyor. Müvekkilimin yaptığı tek şey bebeği çöpe atmaktır. Bebeğin bulunması için bunu yapmıştır, ondan kurtulmak için değil. Bebeği kartonun içine plasentası ile bırakmış. Hiçbir delile de dokunmamıştır. Müvekkilimin tahliye edilmesini talep ediyorum" dedi. "Midesi bulandığını, aşerdiğini hiç görmedim" Tanık olarak dinlenen komşu Canan T., "Olay tarihinde hamileliğe ilişkin sanığın karnında şişlik görmedim. Hamile olduğunu bilmiyordum" diye konuştu. Sanığın halası Emine Ö., "Biz yeğenim ile 2000 yılından beri beraber yaşıyorduk. Babasını kaybettikten sonra dolabında içki gördüm. İçiyordu sanırım. Çekmecesinde ilaçlar vardı ama ne ilacı olduğunu bilmiyorum. Midesi bulandığını, aşerdiğini hiç görmedim. Adet olurdu, vücudunda bir değişiklik olmadı. Hep zayıftı. Hep aynı kilodaydı. Evin tuvaletinde kan hiç görmedim" şeklinde konuştu. Tutukluluk devam Mahkeme heyeti, sanığın 2007 yılına ilişkin olarak psikolojik ile kadın hastalıklarına ilişkin tedavi ve ilaç kullanım kayıtlarının istenilmesine talep etti. Ayrıca ara karar ikmalinden sonra sanığın akıl sağlığı yönünden değerlendirilmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesine, sanığın tutukluluk halinin devamı ile duruşmanın ertelenmesine karar verdi.