KÜLTÜR SANAT - 02 Haziran 2025 Pazartesi 12:32

Deprem ve selde hasar gören tarihi yapılar yeniden ayağa kalkıyor

A
A
A
Deprem ve selde hasar gören tarihi yapılar yeniden ayağa kalkıyor

Kahramanmaraş merkezli, 6 Şubat 2023’te yaşanan çifte depremler ile ardından Adıyaman ve Şanlıurfa’da yaşanan sel felaketinde zarar gören 28 tarihi yapıda restorasyon çalışmaları yapılıyor.


Şanlıurfa ve Adıyaman’da toplam 28 eserde yürütülen çalışmalar çerçevesinde Hasanpaşa Camisinin restorasyonu tamamlandı. Balıklıgöl Platosunda yer alan cami, 8 Mayıs 2025’te Cumhurbaşkanının külliyeden katılımlarıyla yeniden ibadete açıldı. Böylece, Şanlıurfa’da deprem sonrası onarımı tamamlanan bir eser hizmete girmiş oldu. Adıyaman’da ise sekiz cami, bir türbe ve bir kilisede restorasyon sürerken, yıl sonuna kadar bunların da tamamlanması hedefleniyor.



Balıklıgöl’den Göbeklitepe’ye uzanan tarihi rota


Şanlıurfa genelinde de Ulu Camii, Selahaddin Eyyubi Camii ve Birecik Ulu Camii gibi önemli yapılarda ise çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Ayrıca Balıklıgöl çevresindeki eski taziye evlerinin eğitim merkezine dönüştürülmesi, Dergah Mağarasının düzenlenmesi ve çevreci ışıklandırma çalışmalarıyla bölgenin daha güvenli ve erişilebilir hale gelmesi amaçlanıyor. Tarihi yapıların yeniden ayağa kaldırılmasıyla birlikte, Balıklıgöl’den Göbeklitepe’ye uzanan kültürel bir turizm rotası oluşturulması hedefleniyor.



Deprem ve selden etkilenen 28 yapıda restorasyon çalışması


Adıyaman ve Şanlıurfa’da 28 yapıda restorasyon ve onarım çalışmaları başlattıklarını söyleyen Vakıflar Bölge Müdürü Mehmet Ali Palalı, "Şanlıurfa ve Adıyaman illerini kapsayan Şanlıurfa Vakıflar Bölge Müdürlüğü alanında yer alan ve deprem ile selde zarar gören 28 adet eserimizde onarım çalışmalarına başladık. 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen asrın felaketi ve daha sonrasında 15 Mart 2023 tarihinde meydana gelen sel felaketinden zarar gören eserlerimizi hızlı bir şekilde onarmaya başladık. Bugün de restorasyon çalışmasını tamamladığımız Hasanpaşa Camisindeyiz. Hasanpaşa Camisi deprem sonrası Şanlıurfa’da tamamladığımız dördüncü eser. Bunların içerisinde Bahçeli Köyü Hüseyin Paşa Camisi, Eyyübiye ilçesi Hüseyin Paşa Camisi, Eski Sefalı Camisi ve Çarkoğlu Camisidir. Bu dört eserden sonra Hasanpaşa Camisini de 8 Mayıs 2025 tarihinde Cumhurbaşkanımızın külliyeden katılımlarla ibadete açtık. Halkımızın ibadet ihtiyacını Balıklıgöl bölgesinde gidermiş olduk. Adıyaman ilimizde de halihazırda sekiz cami, bir türbe ve bir kilisede onarım çalışmalarımız devam ediyor. İnşallah orada da yıl sonuna doğru eserlerimiz tamamlanma aşamasına gelecek. Yine Şanlıurfa’daki Selahattin Eyyubi Camisinde, Ulu Camide, Nimetullah Camisi ve Birecik Ulu Cami gibi görkemli yapılarda da restorasyonumuz devam ediyor" dedi.


Balıklıgöl’den Göbeklitepe’ye uzanan 13 kilometrelik turizm destinasyonu


Yapılan çalışmalarla birlikte tarih ve turizmde önemli gelişmeler yaşanacağını belirten Mehmet Ali Palalı," Balıklıgöl’ün ender mekanlarından biri olan ve çok eski zamanlarda rasathane olarak kullanılan mekanda restorasyon devam ediyor. Bunun yanında Şanlıurfalıların çok bildiği, eski taziye evleri olarak adlandırılan kısımda da valiliğimiz tarafından restorasyon çalışmaları devam ediyor. Burada eğitim amaçlı bir tesis oluşturulacak. Mülkiyeti müdürlüğümüze ait olan Balıklıgöl platosundaki yerlerin ışıklandırma çalışmaları devam ediyor. Bunun yanında Şanlıurfa Kalesinde Kültür Bakanlığımızın yapmış olduğu restorasyon devam ediyor. İnşallah bu restorasyonlar tamamlanınca Balıklıgöl platosu, Dergah Camisi, Halil-ür Rahman Camisi, Rızvaniye Camisi, Hasanpaşa Camisi ile birlikte çok daha görkemli, çok daha güvenli ve 24 saat ziyaret edilebilir bir hale gelecek. Halkımızın en temel ziyaret makamı olan Balıklıgöl Dergah Camisi ile birlikte, buradan başlayarak ve 13 kilometre uzaklıktaki Göbeklitepe’ye kadar halkımızın kendini güvende hissedeceği, ışıklandırmasıyla, turizm polisiyle, turizm zabıtasıyla kendini güvende hissedecekleri bir turizm destinasyonu oluşturma yolunda çalışıyoruz" diye konuştu.



Deprem ve selde hasar gören tarihi yapılar yeniden ayağa kalkıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."