GÜNDEM - 01 Şubat 2024 Perşembe 15:15

Haliliye’de milletevleri ve hanımlar konağı yoğun ilgi görüyor

A
A
A
Haliliye’de milletevleri ve hanımlar konağı yoğun ilgi görüyor

Haliliye Belediye Başkanı Mehmet Canpolat ile Haliliye’ye kazandırılan milletevleri ve hanımlar konağı, kadınların meslek öğrenip, keyifli zaman geçirdiği adresler oluyor. Kadınlara aile ekonomilerine katkı sunabilecekleri kursların yer aldığı merkezlerdeki, spor salonları da yoğun ilgi görüyor.


Haliliye Belediyesi, Belediye Başkanı Mehmet Canpolat’ın talimatlarıyla kadınlara yönelik pozitif ayrımcılıklarını sürdürüyor. Kültür ve sosyal işler müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında 2 adet hanımlar konağı ve milletevleri kadınların hizmetine sunuldu. Meslek edindirme ve hobi kurslarının yer aldığı milletevlerinde, dikiş nakış, el sanatları, kuaför, okuma yazma ve Kur-an’ı Kerim kursları veriliyor. Kadınların yoğun ilgi gösterdiği kurslarda usta öğreticiler tarafından kursiyerler, teorik ve uygulamalı eğitimler alıyor. Bu kurslar ile meslek öğrenen kadınlar hem ev ekonomilerine katkı sağlıyor hem de verimli vakit geçiriyor. Uygulamalı eğitim alan kadınlar kurs sonunda yapılan sınavda başarılı olmaları halinde ise Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifikanın sahibi oluyor. Millet evlerindeki kurslara çocuklarıyla katılan annelere ise büyük kolaylık sağlanıyor. Kurs esnasında çocuklarını kreşe bırakmanın rahatlığını yaşayan annelerin çocukları da, yaşıtlarıyla hem eğleniyor hem de eğlenceli zaman geçiriyor.


Kadınlara yönelik kurslarla meslek öğrenmeleri ve aile ekonomisine katkı sunmaları hedeflenirken, belediye başkanı Mehmet Canpolat’ın kazandırdığı 2 adet hanımlar konağı ile kadınlar Haliliye’de değer kazanıyor. İpekyol Mahallesi ve Osmangazi Mahallesinde hizmete sunulan hanımlar konağı ile bölgedeki kadınlara vakit geçirebilecekleri bir ortam sunuluyor. Osmangazi Hanımlar Konağında sunulan dikiş-nakış atölyesi, ahşap boyama atölyesi ve trikotaj kurslarından usta öğreticiler eşliğinde eğitim alan kursiyerler, el emeklerini sergiliyor. Aldıkları eğitimlerle hem meslek öğrenen hem de kullanılmayan ürünlerini burada değerlendiren kadınlar, hoş vakit geçiriyor. Bu kursların yanı sıra spor hocası eşliğinde sunulan fitness salonunda spor yapan kursiyerlere, sağlıklı yaşamın ipuçları öğretiliyor. Hanımlar konağının iki şubesinde de düzenli olarak spor yapan kadınlar, kendilerine sunulan bu imkanlardan dolayı emeği geçenlere teşekkür etti.



Haliliye’de milletevleri ve hanımlar konağı yoğun ilgi görüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Kars’tan tarihi sınır hamlesi: "Doğukapı açılırsa Kars Kafkasya’nın ticaret merkezi olur" Kars Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Bozan ve meclis üyeleri, Türkiye-Ermenistan normalleşme sürecinin önemli isimlerinden Serdar Kılıç ile bir araya geldi. Gerçekleşen görüşmede, Doğukapı Sınır Kapısı’nın yeniden açılması ve bunun Kars ekonomisine sağlayacağı katkılar kapsamlı şekilde değerlendirildi. "Doğukapı için yeni dönem mesajı" Toplantının ana gündem maddesini, Türkiye ile Ermenistan arasında devam eden normalleşme süreci oluşturdu. Görüşmede konuşan Büyükelçi Serdar Kılıç, iki ülke arasında son dönemde önemli diplomatik ve ticari adımların atıldığını belirtti. Özellikle İstanbul-Erivan uçuşlarının başlamasının sürecin en somut gelişmelerinden biri olduğuna dikkat çekilirken, doğrudan ticaretin önünü açacak bürokratik hazırlıkların da büyük ölçüde tamamlandığı ifade edildi.Yetkililer, Ermenistan’ın gümrük işlemlerinde "077" ülke koduyla tanımlanmasının ticari işlemlerin daha doğrudan ve şeffaf yürütülmesine katkı sağlayacağını vurguladı. "Kars’ın ekonomik geleceği değişebilir" Görüşmede, Doğukapı Sınır Kapısı’nın açılmasının yalnızca iki ülke arasındaki geçişleri kolaylaştırmayacağı, aynı zamanda Kars’ın ekonomik yapısında da köklü değişimler oluşturacağı ifade edildi. Kapının açılmasıyla birlikte; Bölgesel ticaret hacminin büyümesi, Turizm hareketliliğinin artması, Lojistik sektörünün güçlenmesi, Yeni yatırımların bölgeye yönelmesi, İstihdamın artması ve Göçün azaltılması gibi birçok alanda önemli kazanımlar elde edilmesinin beklendiği kaydedildi. "Ermenistan tarafında altyapı hazırlıkları sürüyor" Edinilen bilgilere göre Türkiye tarafı sınır kapısının açılması konusunda önemli ölçüde hazır durumda bulunuyor. Ancak Ermenistan tarafında altyapı, teknik düzenleme ve yatırım süreçlerinin tamamlanması gerektiği değerlendiriliyor. Uzmanlar, teknik eksikliklerin giderilmesiyle birlikte Doğukapı’nın Kafkasya hattında stratejik bir geçiş noktası haline gelebileceğini ifade ediyor. Kadir Bozan: "Bu süreç Kars’ın geleceğidir" Kars Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kadir Bozan, Doğukapı Sınır Kapısı’nın açılmasının Kars açısından tarihi bir fırsat olduğunu söyledi. Bozan, "Doğukapı Sınır Kapısı’nın açılması Kars için sadece bir sınır kapısının faaliyete geçmesi değildir. Bu adım; ticaretin canlanması, turizmin güçlenmesi, yeni yatırımların önünün açılması, istihdamın artması ve göçün azaltılması anlamına gelmektedir. Kars’ın geleceği açısından bu sürece hep birlikte sahip çıkmalıyız" dedi. "İş dünyası için yeni iş birliği çağrısı" Toplantıda ayrıca, Karslı iş insanları ile Ermenistan’daki iş çevreleri arasında karşılıklı ziyaretlerin kısa süre içerisinde başlatılması gerektiği görüşü öne çıktı. Kurumlar, meslek birlikleri, dernekler ve özel sektör temsilcileri arasında ortak çalışma alanlarının oluşturulmasının iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri hızlandıracağı ifade edildi. Kars Ticaret ve Sanayi Odası’nın önümüzdeki süreçte Ermenistan’daki kurum ve iş dünyası temsilcileriyle temaslarını artıracağı öğrenildi. "Doğukapı açılırsa Kars bölgenin ticaret üssü olabilir" Ayrıca Doğukapı Sınır Kapısı’nın açılması, Kars’ı yalnızca Türkiye’nin doğusunda değil, Kafkasya hattında da önemli bir ticaret ve lojistik merkezi haline gelecek. Normalleşme sürecinin başarıyla ilerlemesi halinde Kars’ın; turizm, taşımacılık, dış ticaret ve yatırım alanlarında yeni bir ekonomik döneme girmesi bekleniyor.
Hatay Depremin izlerinin silindiği İskenderun sahili ücretsiz nostaljik trenle şenlendi Hatay’ın İskenderun ilçesinde depremde zarar gören ve ihya çalışmalarıyla yeniden hayat bulan sahil, İskenderun Belediyesi’nin hizmete aldığı ücretsiz elektrikli gezi treniyle şenlendi. Asrın felaketinde kayma yaşanan İskenderun sahili, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın çalışmalarıyla yeniden hayat bulmuştu. Birkaç ay öncesine kadar deprem nedeniyle yürünmesi dahi zor olan, birçok noktasında hasar ve söküklerin bulunduğu sahil bandı bugün ise vatandaşların nefes aldığı, ailelerin vakit geçirdiği modern bir yaşam alanına dönüştü. Bölgeyi eski günlerine kavuşturmayı hedefleyen İskenderun Belediyesi, sahil bandında ücretsiz elektrikli gezi trenini hizmete aldı. İskenderun Belediyesi tarafından hayata geçirilen proje kapsamında 3 buçuk kilometrelik sahil boyunca hizmet verecek olan tren; özellikle yaşlıların, çocukların ve hamile kadınların sahili rahatça gezebilmesine imkan sağlıyor. İskenderun Belediye Başkanı Mehmet Dönmez, ilk seferde kara trenin direksiyona geçerek vatandaşlarla birlikte sahil turu yaptı. Başkan Dönmez, deprem sonrası İskenderun’un hızlı bir toparlanma sürecine girdiğini belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve emeği geçen tüm kurumlara teşekkür etti. Depremin ardından büyük acılar yaşayan şehirde bugün insanların yeniden sahilde yürüyebildiğini, çocukların oynayabildiğini ve ailelerin güvenle vakit geçirebildiğini ifade eden Dönmez, "Birkaç ay önce burada insanlar yürümekte zorlanıyordu. Bugün ise sahilde gezi treniyle vatandaşlarımız keyifli vakit geçiriyor. Bu tablo, İskenderun’un yeniden ayağa kalktığının en önemli göstergelerinden biridir" dedi. Avrupa’daki turistik sahil kentlerinden ilham alınarak hazırlanan proje sayesinde sahilin daha canlı ve sosyal bir yapıya kavuştuğunu belirten Başkan Dönmez, "Artık İskenderun sahili sadece bir yürüyüş alanı değil, insanların vakit geçirmekten keyif aldığı modern bir yaşam merkezi haline geliyor. Üstelik gezi trenimiz tamamen ücretsiz olacak" diye konuştu. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği "Gezi Treni", ilk günden itibaren sahilde oluşan yeni sosyal yaşamın sembollerinden biri olarak dikkat çekti.
İstanbul Kurban Bayramı’nda görünmeyen risk: Sessiz protein yükü Kurban Bayramı’nda artan kırmızı et tüketimi, düzensiz öğünler ve uzun süren sofralar sindirim sistemini zorlayabiliyor. Ancak uzmanlara göre bayram döneminde yalnızca fazla yemek değil; yüksek protein yükü, lif yetersizliği ve sosyal yeme baskısı da sağlığı olumsuz etkileyebiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle son yıllarda yaygınlaşan yüksek protein odaklı beslenme alışkanlıklarının bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artabildiğine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Bayram döneminde kırmızı et ve hamur işi tatlı tüketimi artarken, fiziksel aktivitenin azalmasının sindirim sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabildiğini belirten Medicana Çamlıca Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Pirçek, özellikle liften fakir beslenmenin bağırsak dengesini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Sürekli kırmızı et ağırlıklı beslenmenin bağırsak mikrobiyotasını etkileyebildiğini ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Fazla kırmızı et tüketimi bağırsaktaki faydalı bakterilerin azalmasına neden olabilir. Özellikle lif tüketiminin yetersiz olduğu bayram sofralarında şişkinlik, hazımsızlık ve kabızlık gibi sorunlar daha sık görülebiliyor. Bu nedenle et tüketimini sebzeler, yeşillikler ve tam tahıllarla dengelemek oldukça önemli" dedi. Etin yanında lif kaynaklarına yer açın Et tüketiminin yanında lif açısından zengin besinlerin mutlaka sofrada bulunması gerektiğini belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek; özellikle roka, maydanoz, semizotu ve marul gibi yeşilliklerin sindirim sistemini desteklediğini söyledi. Brokoli, enginar, karnabahar ve brüksel lahanası gibi yüksek lifli sebzelerin de bayram sofralarında daha fazla yer alması gerektiğini belirterek beyaz pirinç yerine bulgur, karabuğday veya kinoa gibi kompleks karbonhidratların tercih edilmesini önerdi. Kuru baklagillerin de önemli bir lif kaynağı olduğunu ifade eden Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Mercimek, nohut, barbunya gibi besinler hem bağırsak sağlığını destekler hem de öğünlerin daha dengeli olmasına katkı sağlar" diye konuştu. Protein sağlıklı ama fazlası vücudu yorabiliyor Bayram sofralarında kontrolsüz şekilde artan protein tüketiminin vücutta sessiz bir yük oluşturabileceğini söyleyen Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, özellikle aşırı kırmızı et ve sakatat tüketiminin sindirim sistemini zorlayabildiğine dikkat çekti. Pirçek, "Kırmızı et gibi yoğun protein kaynaklarının sindirimi daha uzun sürer. Lif tüketiminin yetersiz kalmasıyla birlikte gaz, şişkinlik ve kabızlık gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Ayrıca fazla protein tüketimi karaciğer ve böbreklerin çalışma yükünü artırabilir" ifadelerini kullandı. Aşırı protein tüketiminin ürik asit seviyelerini yükselterek gut ataklarını tetikleyebileceğini de belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Bayram sonrası hissedilen halsizlik ve ağırlık hissi yalnızca tatlı tüketiminden değil yoğun protein yükünden de kaynaklanabiliyor" dedi. "Bir tabak daha ye" ısrarı fark edilmeden fazla yemeye neden olabiliyor Bayram sofralarının yalnızca yemek değil; aynı zamanda gelenek, paylaşım ve sosyal bağ anlamı taşıdığını da belirten Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, sosyal yeme baskısının da kontrolsüz tüketimi artırabildiğini söyledi. "‘Bir tabak daha al", "bayramda diyet mi olur?’ gibi cümleler çoğu zaman masum görünse de kişiler üzerinde fark edilmeden baskı oluşturabildiğini söyledi ve özellikle aile ortamlarında ikramı reddetmenin bazı kişilerde suçluluk hissi oluşturabileceğine dikkat çekti. Bu durumun ise fiziksel açlıktan çok duygusal nedenlerle yeme davranışını tetikleyebildiğini belirten Pirçek, "Bayram sonrası hissedilen suçluluk duygusu çoğu zaman yeni bir kısır döngüye yol açabiliyor. Oysa önemli olan kusursuz beslenmek değil, dengeyi koruyabilmek ve bedenin sinyallerini fark edebilmek" şeklinde konuştu. Bayram tabağı dengeli olmalı Bayram sofralarında amaçlanan şeyin yalnızca protein tüketmek değil, öğünü dengelemek olduğunu vurgulayan Pirçek, ideal bir bayram tabağında etin yanında mutlaka sebze, salata ve kompleks karbonhidrat kaynaklarının bulunması gerektiğini belirtti. Uzm. Dyt. Deniz Pirçek, "Et tüketiminin yanında bol yeşillik, sebze ve yeterli su tüketimi sindirim sistemini destekler. Bayram boyunca küçük porsiyonlarla ilerlemek, öğün dengesini korumak ve fiziksel aktiviteyi tamamen bırakmamak da oldukça önemlidir" dedi.