GÜNDEM - 20 Ağustos 2024 Salı 11:36

Mobilya ustası kadın tek başına hem üretiyor, hem onarıyor

A
A
A

Siirt’te 38 yaşındaki 3 çocuk annesi Şükran Yalmaç, babasından öğrendiği mobilya işinin patronu oldu.

Mobilya ustası Şükran Yalmaç, işletmesini babasının vefatından sonra kendi imkanıyla kurdu. Küçük yaşlarda babasının mobilya dükkanında çırak olarak çalışan Yalmaç, kurmuş olduğu iş yerinde tek başına hem mobilya üretimi hem de tamiratını yaparak ev ekonomisine katkı sunuyor.

Baba mesleği olan mobilya işine çocukluğundan beri gönül verdiğini belirten Şükran Yalmaç, "Mesleği küçükken babamın yanında çok çalışarak öğrendim. Onun yanında çıraklık yaptım. Babam vefat ettikten sonra bir süre ara verdim. Şu an eşimle beraber Siirt’te çalışıyorum. Genellikle dışarıya Siirt’in köylerine ve ilçelerine de götürüyorum. Kendim çalışıyorum. Kendi imalatımı kendim yapıyorum. Tamiratları yapıyorum. Çocuk odası, genç odası, yatak odası, mutfak odası ve kapılar dahil olmak üzere her şeyi yapıyorum. Dükkanımı kendim açtım" dedi.

Çalışmak isteyince hiçbir işin zor olmadığını dile getiren Yalmaç, "Yeter ki iste, çalış ve mesleğini sev. Çok güzel bir iştir. Çok severek de yapıyorum bu işi. Evlere gidiyorum, tamiratımı, kendi işimi kendim görüp yapıyorum. Tamiratlara kadınlar daha çok çağırıyor. Kadınlara daha çok yardımcı oluyorum. Kadınları lütfen evde bırakmayın, çalışsınlar, kendilerini geliştirsinler. Siz de eşlerinize yardımcı olun bu konuda. Babam genellikle daha çok kapı ve pencere yapıyordu. Ona yardımcı oluyordum. Onun yanında her şeyi öğrendim. Bu mesleğin tahtasıydı, vidasıydı, çivisiydi her şeyi onun yanında öğrendim. Bayanlara tavsiye ediyorum çalışsınlar. Evlerine de eşlerine de yardımcı olsunlar çocuklarına da örnek olsunlar. İlle de mobilya olmasın veya ağır bir iş olmasın. Ben bu mesleği severek yapıyorum. Babamdan kalan bir iş. Ama lütfen kadınlar evde durmasın, çocuklarına ve eşlerine destek olsunlar’’ şeklinde konuştu.

Süleyman Tayfur Kılıçvuran

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.