EKONOMİ - 10 Şubat 2021 Çarşamba 11:55

Sinop’ta ’kaynana dili’ gelir kapısı oldu

A
A
A
Sinop’ta ’kaynana dili’ gelir kapısı oldu

Sinop’ta doğada kendiliğinden yetişen, kaktüs türü bir bitkinin meyvesi olan halk arasında kaynana dili olarak bilinen dikenli incir, vatandaşların ev ekonomisine katkı sağlıyor.

Sinop’ta doğada kendiliğinden yetişen, kaktüs türü bir bitkinin meyvesi olan halk arasında kaynana dili olarak bilinen dikenli incir, vatandaşların ev ekonomisine katkı sağlıyor. Dikenli incir reçel ve marmelada dönüştürülerek organik ürünler pazarında satışa sunuluyor.


Sinop’un Karakum mevkisinde bol miktarda yetişen bilimsel ismi ‘opuntia ficus-indica’ olan yer incirinin, kaktüsgiller familyasında sınıflanan opuntia cinsinin tipik türü olduğu bildirildi. Vatandaşların büyük rağbet gösterdiği yer incirinin dış dikenlerinin temizlenmesi sonrası rahatlıkla yenilebiliyor. Lezzet bakımından da farklı bir tada sahip olan türün, Frenk inciri, dikenli incir, kaynanadili adları da kullanılıyor. 5-10 santimetre uzunluğunda, kırmızı, sarı, turuncu renklerde kabuğu bulunan, etli bir meyve olan yer incirinin C vitamini yönünden zengin olduğu, bu nedenle vücut direncini artırma, güç ve zindelik verme özelliğinin bulunduğu kaydedildi. Ayrıca halk arasında ‘yer inciri’ olarak ta bilinen dikenli, sindirim sistemi rahatsızlıklarında ilaç etkisi gösterdiği belirtiliyor.


Sinop’ta yaşayan bazı vatandaşlar yoğun mesai harcayarak topladığı dikenli incirleri, ayıklama işleminin ardından kazanlarda kaynatılarak marmelada dönüştürdükten sonra organik ürünler pazarında satışa sunuyor. Dikenli incirleri toplayarak aile ekonomisine katkı sağlayan vatandaşlardan Uğur Yıldız, dikenli incirin toplamanı çok dikkat isteyen meşakkatli bir iş olduğunu belirterek incirin bu dikenli görüntüsünün altında tam bir şifa kaynağı yattığını söyledi.


Dikenli incirin Sinop’ta hak ettiği değeri görmediğini belirten Yıldız, “Olgunlaşan dikenli incirleri maşa ve bıçak yardımıyla topluyoruz. Sabah ezanından sonra güneş açarken ve akşam gün batımından sonra daha kolay toplanıyor çünkü dikenleri ölüyor. Güneş tepedeyken dikenleri bir anda dikiliyor ve uçmaya başlıyor ve daha çok vücuda giriyor. O yüzden sabah erken saatlerde ve akşamüzeri topluyoruz. Topladıktan sonra dikenlerini temizleyerek kaynatıyorum. Şeker katmadan marmeladını ve reçelini yapıyorum. Organik ürünler pazarında ve sosyal medyadan bunun satışını yapıyorum ve geri dönüşler hep olumlu yönde. Bu meyve şekeri ve kolesterolü düşürüyor, sindirim sistemi rahatsızlıklarına iyi geliyor. Sağlık açısından birçok rahatsızlığa iyi geldiği biliniyor. Ben satışını yaptığım kişilerden hep olumlu yönde dönüş alıyorum. Bu bir çöl bitkisi. Bu bitkiyi dikerken can suyunu verdikten sonra bir daha su da istemiyor. Arsız bir meyve yayılıyor. 3 sene sonra da meyve vermeye başlıyor Sinop’ta bu meyve hak ettiği değeri görmüyor. Çünkü insanlar korkuyor toplaması gerçekten çok zahmetli bir iş pazarlaması çok fazla yapılamıyor. Ama değeri bilinirse yararlı olduğu kesinleşmiş şifa deposu bir meyve ve koruma altına bile alınabilir. Çok emek isteyen bir iş ve emeğimizin karşılığını tam olarak alamıyoruz. Tek isteğimiz dikenli incirin hak ettiği değeri görmesi" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri ERÜ Rektörü Altun: "Kayseri gibi bir şehirde üniversite lokomotif olmalı" Erciyes Üniversitesi (ERÜ) tarafından düzenlenen ‘Gevher Nesibe’den Türkiye Yüzyılına’ tanıtım programında konuşan ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, "Kayseri gibi bir şehirde üniversite lokomotif olmalı" dedi. Sabancı Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Murat Cahid Cıngı, Sayın Bayar Özsoy, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Kayseri İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın, ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, Hacılar Belediye Başkanı Bilal Özdoğan, Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yalçın, protokol üyeleri, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Protokol üyeleri AR-GE çalışmalarının yapıldığı sergiyi inceleyerek, geliştirilen ürünler hakkında öğrencilerden bilgiler aldılar. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan programda konuşan ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, " Son 4 yıl içerisinde üniversitemizin fiziki alt yapısını güçlendiren sağlık, hizmet kapasitemizi artıran ve 17 proje ile sizleri kısaca bilgilendirmek istiyorum. Birincisi artan hasta yoğunluğuna cevap vermek hizmetlerimizi daha üst kalitede ortaya koyabilmek için acil ek binamızın inşaatını tamamlamış ve süreçte hizmete almış bulunuyoruz. Hastanemizin 9-10-11 ve 12. Katlarında yüzde 30 un üzerinde ana binamızda bir yenileme çalışmasını gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Diş hastanemiz her anlamda ön plana çıkmaya ve gündem de kalmaya devam edecektir. 41 bin kapalı metre kare alanı 399 üniti ile Türkiye’nin 1 numarasıdır. Sağlık hizmetlerinde ileri teknolojileri kullanmaya gayret ediyoruz. Robotik cerrahi burada bizim güçlenmemize çok büyük bir katkı sağlamıştır. 630 robotik cerrahi gerçekleştirmiş durumdayız. Aşı geliştirme binası aslında önce bir enstitü kurmak suretiyle adım attığımız devamında da; bioteknoloji ve sağlık alanlarında da güçlü bir ekosistemi ayağa kaldırıyoruz. Polikliniklerde yenilemeler yapıyoruz 48 yıllık fiziki bir yapıya sahibiz" ifadelerini kullandı. Sağlık yatırımlarının yanında kampüs yaşamını güçlendirmeye yönelik adımlar attıklarını da dile getiren Altun, "ERÜ Sahne, öğrencilerimize yönelik olarak ortaya koyduğumuz bu adım aslında sadece eğitim alan öğrenci profili yanında sosyalleşmeleri içinde mümkün mertebe öğrencilerimizin sosyal faaliyetlerini arttırmaya çalışıyoruz. Tarihi yapılarımızı unutmuyoruz onları restore ederek hem korumaya hem de kamu kurumlarının yararlanması anlamında istifadelerine sunmuş oluyoruz. Yaptığımız çalışmalar la 199 bin metre kareyi aşan alanı Milli Emlak’tan kendi üniversite arazimiz olarak takas yapmak suretiyle üniversitenin kendi mülkiyetine geçirmiş olduk. Kütüphanemizi yeniliyoruz kütüphanemizdeki bu yenileme öğrenciye doğrudan bir dokunuş olarak karşımıza çıkıyor. Çalışma alanlarında yüzde 25, sosyal alanlarda yüzde 40, kitaplık alanlarında ise yüzde 40 kapasite artışı sağladık. Dijitalleşiyoruz ve 24 saat açık kütüphane hizmeti sunmaya devam edeceğiz. Teknopark geliştirme bölgesi 2, bizim Teknopark gelişim bölgemiz için önemli bir projedir. Bunun birinci etap projesini yaptık, üretiminde yaptık. Şuanda doluluk oranında yüz 100 doluluğa ulaşmış bir teknoparka sahibiz. Böyle bir şehirde üniversite lokomotif olmalı. Gayretlerimiz artarak devam etmeli" dedi. Program fotoğraf çekiminin ardından sona erdi