SPOR - 19 Ocak 2026 Pazartesi 13:52

Sinop’ta yetenek avı

A
A
A
Sinop’ta yetenek avı

Sinop’un Boyabat ilçesinde geleceğin sporcularını keşfetmeye yönelik çalışmalar hız kesmeden sürüyor.


Türkiye Sportif Yetenek Taraması ve Spora Yönlendirme Programı kapsamında gerçekleştirilen uygulamalarla çocuklar, dikkat, hız ve koordinasyon alanlarında yeteneklerini ortaya koyma fırsatı yakalıyor. Uzman ekipler tarafından yapılan ölçüm ve testlerle çocukların fiziksel yeterlilikleri değerlendirilirken, elde edilen veriler doğrultusunda her bir çocuğun en yatkın olduğu spor branşına yönlendirilmesi amaçlanıyor. Program sayesinde çocukların erken yaşta sporla tanışması sağlanarak, hem sağlıklı bireyler yetiştirilmesi hem de sportif başarı potansiyelinin artırılması hedefleniyor.



Sinop’ta yetenek avı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Suriye’nin 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcıyoruz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Suriye’deki her gelişmeyle hem de çok yakından ilgileniyoruz. Komşumuz Suriye’nin 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcıyoruz. Toprak bütünlüğü haiz, bir ve beraber Suriye’nin tüm bölgemizin refahı için vazgeçilmez olduğu inancındayız. Unutmayın, Suriye Suriyelilerindir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı sonrasında basın mensuplarına açıklamada bulundu. Kabine ve Türkiye gündemine dair konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bıçaklanarak öldürülen Atlas ile ilgili de konuşarak, "Atlas yavrumuzu katleden canilerin burada özellikle yargıda gereken dersi almasını istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye’yi her alanda coşturmak, şaha kaldırmak, kutlu hedeflerine bir adım daha yaklaştırmak için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız" Görevi devraldıkları günden beri 86 milyonun huzuru, esenliği, refahı için çalıştıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Milletimizin teveccühüne layık olabilmek adına gece-gündüz demeden koşturduk. İçeride ve dışarıda girdiğimiz hiçbir mücadelede Türk milletinin başını yere eğdirmedik. 86 milyona mahcup olmadık. Türkiye’nin menfaatlerini her zaman gündemimizin ilk sırasına yerleştirdik. Gerektiğinde her şeyi göze alarak bunları sonuna kadar savunduk. Biz şeffaflığı dillerinden düşürmeyenlerin aksine, aynı zamanda millete hesap vermeyi şiar edinmiş bir kadroyuz. Bunun somut bir işareti olarak 2025 yılına ait hizmet dökümümüzün özetini geçtiğimiz günlerde kamuoyumuzla paylaştık. Çocuklarımızın yarıyıl karne heyecanı yaşadığı şu günlerde biz de geçen seneye ait karnemizi aziz milletimizin takdirine sunduk. Zaman zaman zorluklarla karşılaşsak dahi millete hizmet yolculuğumuzu emin ve kararlı adımlarla devam ettiriyoruz. Türkiye’yi her alanda coşturmak, şaha kaldırmak, kutlu hedeflerine bir adım daha yaklaştırmak için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız. Devletimizin hizmet sancağı bugün 783 bin kilometrekarenin her karışında hamdolsun aynı coşkuyla dalgalanıyor. Bu vatanın her köşesini ihya etmekte, Türkiye Cumhuriyeti’nin imkânlarını bu ülkenin her bir ferdine adil şekilde ulaştırmakta kararlıyız" açıklamasında bulundu. "Hükümet etmeyi Ankara’da kayıkçı kavgasına tutuşmak olarak görenlerin aksine biz her zaman eserlerimizle konuşuyoruz" Hizmet ederken herhangi bir ayrım gözetmeden canla başla çalıştıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bakın, bize oy vermiş ya da vermemiş tüm vatandaşlarımın şunu çok iyi bilmesini arzu ediyorum: 81 ilimizde yaşayan her bir kardeşimiz bizim nazarımızda aynı standartta hizmete ve hürmete layıktır. Bölgecilik yapmak, siyasi görüşlerine, kökenlerine, oy tercihlerine göre insanlarımızı ayırmak bizim kitabımızda hiçbir zaman yer almamıştır. Herkesi aynı samimiyetle kucaklıyoruz. Her insanımızı aynı muhabbetle bağrımıza basıyoruz. Hükümet etmeyi Ankara’da kayıkçı kavgasına tutuşmak olarak görenlerin aksine biz her zaman eserlerimizle konuşuyoruz" diye konuştu. "Türkiye’nin baş şehrini, vatandaşlarımızı haftalarca susuzluğa ve su kuyruklarına mahkûm eden zihniyetin insafına bırakamayız" Bugün Esenboğa Havalimanı 3. pistinin ve kulesinin açılışını gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, "Bu önemli yatırımların Ankara’mıza kazandırılmasında emeği geçenleri bir kez daha tebrik ediyorum. Daha önce de söyledim, Türkiye’nin baş şehrini, vatandaşlarımızı haftalarca susuzluğa ve su kuyruklarına mahkûm eden zihniyetin insafına bırakamayız. Enerjilerini sorunlara çözüm üretmek yerine bahane üretmeye, kendileri dışındaki herkesi suçlamaya, görevini yapan basın mensuplarını tehdit etmeye harcayanlar bizim şehirlerimize hizmet şevkimizi kıramazlar. Bu ülkede kutuplaştırma deyince, kriz fırsatçılığı deyince, felaket tellallığı, iş bilmezlik deyince kimin akla geldiği herkesin malumudur. Bu ülkede kimin hizmet karnesinin pekiyilerle dolu, kimin sicilinin de kırıklarla, zayıflarla, kara lekelerle dolu olduğu gayet bellidir" ifadelerini kullandı. "Vatandaşlarımız Türkiye’nin kaptan köşkünde bizlerin olmasından dolayı hamd ediyor" 14-28 Mayıs seçimlerini hatırlatan Erdoğan şöyle devam etti: "Özellikle yerel yönetim düzeyinde patlak veren skandallar, Türkiye’nin son genel seçimlerde ne kadar isabetli bir tercih yaptığını ortaya koyuyor. Evet, 14-28 Mayıs seçimlerinde milletimiz derin bir uçurumun kıyısından son anda dönmüş, Türkiye gerçekten büyük bir vartayı atlatmıştır. Milletimiz iktidarımıza ve ittifakımıza güvenerek birilerinin yanlış anladığı Anadolu irfanının ne demek olduğunu sandıkta bir kez daha göstermiştir. Kritik bir dönemeçte yapılan bu doğru tercihin değeri gerek bölgemizde, gerekse ülkemizde yaşanan her hadiseyle daha net anlaşılıyor. Tercihini bizden yana kullanan yaklaşık 28 milyon kardeşimizin yanı sıra sandığa iradesini farklı şekilde yansıtan vatandaşlarımız da Türkiye’nin kaptan köşkünde bizlerin olmasından dolayı hamd ediyor, coğrafyamızı kuşatan krizlere baktığında kendini güvende hissediyor. Bugün bir kez daha itimatları, teveccühleri, özellikle de hayır duaları için 86 milyonun tamamına teşekkür ediyorum. İnsanlarımız bize inanmaya, bize güvenmeye devam etsin. İnşallah biz bu güveni asla ve asla boşa çıkarmayacağız. Milletimize şükran borcumuzu daha çok çalışarak ödeyeceğiz. Bizi çekmek istedikleri suni ve sanal tartışmalara girmeyecek, vaktimizi 86 milyonun ekmeğini büyütmek, hizmet ve eser üretmek için kullanacağız." "Dünyamız İkinci Cihan Harbi’nden bu yana belki de en kaotik, en belirsiz günlerini yaşıyor" Kabine toplantısında dış siyasi gelişmeleri etraflıca istişare ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’nin bu fırtınalı dönemi kazasız belasız atlatması için alınması gereken ilave tedbirleri görüştük. Dünyamız İkinci Cihan Harbi’nden bu yana belki de en kaotik, en belirsiz günlerini yaşıyor. Mevcut sorunlar derinleşerek büyürken, bunlara her gün yenileri ekleniyor. Kural temelli uluslararası sistem hem çok ağır yara aldı hem de ciddi itibar kaybına uğradı. Hukukun gücü yerine güçlünün hukukunun egemen olduğu daha adaletsiz, daha çarpık bir küresel düzene doğru hızla sürükleniyoruz. Rusya-Ukrayna Savaşı önümüzdeki ay 5. yılına girecek. Bu dönemde her iki taraftan yüz binlerce insan öldü. Şehirler yıkıldı. Pek çok kişi doğduğu toprakları terk etmek zorunda kaldı. Yürütülen temaslara rağmen barış umutlarını artıracak bir yol haritası maalesef henüz oluşmadı. Komşumuz İran, İsrail saldırılarından sonra şimdi de toplumsal huzurunu ve istikrarını hedef alan yeni bir sınamayla karşı karşıya. Sokaklar üzerinden yazılmak istenen senaryoları hepimiz takip ediyoruz. Diyalogu ve diplomasiyi önceleyen ince bir siyasetle İranlı kardeşlerimizin tuzaklarla dolu bu dönemi inşallah geride bırakacaklarına inanıyoruz. Biz barışı ve istikrarı merkeze alan dış politikamızla bölgemizi belirsizliğe sürükleme riski olan her türlü girişimin karşısında durmayı sürdüreceğiz. Türkiye olarak bu konuda en başından itibaren ilkeli bir tutum izledik. Bugün de aynı duruşumuzu korumaya devam ediyoruz. Bize göre her türlü sorunun çözüm adresi karşılıklı güven ilişkisine dayalı müzakere masasıdır. Buradan ilgili tüm tarafları aklıselime, diyaloga, diplomasiye davet ediyor, tansiyonu daha da düşürme noktasında bize düşen ne varsa yapmaya hazır olduğumuzu bunun özellikle bilinmesini istiyorum" ifadelerine yer verdi. "Suriye’nin 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcıyoruz" Suriye’deki son gelişmeleri de değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Suriye’deki her gelişmeyle hem de çok yakından ilgileniyoruz. Komşumuz Suriye’nin 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcıyoruz. Toprak bütünlüğü haiz, bir ve beraber Suriye’nin tüm bölgemizin refahı için vazgeçilmez olduğu inancındayız. Unutmayın, Suriye Suriyelilerindir. Suriye, Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri, Sünni, Dürzi demeden herkesindir. Tüm kesimleriyle kardeş Suriye halkınındır. Şu bir gerçek ki, yüz binlerce insanın hayatına mal olan 13,5 yıllık zulmün ardından Suriye tarihi bir fırsat yakalamıştır. Allah’ın izniyle Suriyeli kardeşlerimizin önü de, ufku da, bahtı da açıktır. Suriye halkının kardeşi, komşusu ve kara gün dostu bir ülke olarak bunu sabote edecek hiçbir teşebbüse müsaade etmeyiz. Tek devlet, tek ordu ilkesi bir ülkede istikrarın olmazsa olmaz şartıdır. Bunu tesis ve tahkim edecek her türlü adıma Türkiye’nin desteği tamdır. Halep’in bazı mahallelerinin işgalden kurtarılması amacıyla geçen hafta başlatılan askeri harekat, dün ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasıyla sonuçlandı. Bir defa şunu memnuniyetle ifade etmek isterim: Suriye ordusunun bu hassas operasyonu her aşamasında büyük bir dikkatle yönetmesi, operasyon süresince sivillerin zarar görmemesi için adeta bir cerrah titizliğinde hareket etmesi her türlü takdire şayandır. Suriye’nin kuzeyini işgal altında tutan silahlı unsurların provokasyonlarına rağmen, emir-komuta zinciri içinde hareket eden Suriye ordusu başarılı bir sınav vermiş, haklıyken haksız duruma düşecek eylemlerden özenle kaçınmıştır. Suriye Hükümeti, müzakereyi önceleyen politikasıyla tahriklere açık bir sorunu olabilecek en az hasarla çözüme kavuşturmuştur. Tüm bunların Suriye’de kalıcı barış, huzur ve istikrar adına çok kıymetli kazanımlar olduğuna inanıyoruz" diye konuştu. "Suriye halkını dün olduğu gibi inşallah yarın da yalnız bırakmayacağız" Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile dün akşam bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmadan dolayı Şara’yı tebrik ettiğini belirterek şöyle devam etti: "DEAŞ başta olmak üzere teröre karşı mücadelelerinde Türkiye’nin daima yanlarında olduğunu ve olacağını Sayın Şara’ya bir kez daha ifade ettim. Suriye halkını dün olduğu gibi inşallah yarın da yalnız bırakmayacağız. Anlaşmanın Suriyeli kardeşlerimize hayırlı, mübarek olmasını diliyorum. Şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum: Devlet içinde devlet kurma peşinde koşan bir avuç taşeron dışında Suriye halkının dünkü anlaşmadan büyük sevinç duyduğu anlaşılıyor. Halep’in, Rakka’nın, Deyrizor’un ve diğer Suriye şehirlerinin sokaklarından yansıyan fotoğraflar Suriye halkının barış özlemini de gösteriyor. 13,5 yıl boyunca büyük acılar çeken, çok ağır bedeller ödeyen, yüz binlerce evladını şehit veren bir halk, umudu yeniden kuşanmakta, hayata yeniden sarılmakta, artık savaş istemediğini açıkça beyan etmektedir. Her ne sebepli olursa olsun kimsenin bunu görmezden gelme, hele hele bu umut iklimini dinamitleme hakkı yoktur. Suriye’nin bereketli toprakları artık acıya, kana ve gözyaşına doymuştur. Bundan sonra yapılması gerekenler esasen bellidir. İpe un sermenin, ayak diremenin, çeşitli bahanelerin arkasına saklanarak zamana oynamanın kimseye faydası olmaz. Bölgemizde terörün devri tamamen kapanmıştır. Ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının gerekleri süratle yerine getirilmeli, hiç kimse bir kere daha yanlış hesap yapmamalıdır." "Türkiye, çatışmalar üzerinden güç ve rant devşirmek gibi son derece ucuz, son derece vicdansız bir hesabın içinde değildir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, çıkar hesabıyla değil, insani hassasiyetlerle yol yürüdüklerini söyleyerek, "Bugüne kadar attığımız her adımda değerlerimizi kuşandık, ilkelerimizi gözettik, tüm coğrafyamıza sadece gönül diliyle hitap ettik. Tüm halklara kollarımızla birlikte kalbimizin kapılarını ardına kadar açtık. Bunu özellikle şunun için söylüyorum: Bakın, ırkçılık ve kavmiyetçilik bizim kadim kültürümüzün, bizim medeniyetimizin, bizim inanç değerlerimizin reddettiği bir hastalıktır. Bunların hiçbiri bizim kitabımızda yoktur. Bizim tarih boyunca kurduğumuz devletlerimizin tamamı ırkçılığın reddi üzerine bina edilmiştir. Selçuklu da, Osmanlı da, Türkiye Cumhuriyeti de bu tasavvur ve tahayyül etrafında şekil ve kimlik kazanmıştır. Biz de bugün Türk-Kürt-Arap ittifakı derken ecdadımız ve şanlı tarihimizden devraldığımız işte bu anlayışla hareket ediyoruz. Türkiye hiçbir mezhebin, hiçbir etnik kimliğin karşısında değildir. Türkiye, çatışmalar üzerinden güç ve rant devşirmek gibi son derece ucuz, son derece vicdansız bir hesabın içinde değildir. Aksine biz bölge halklarına çok büyük acılar yaşatan meselelerin artık kardeşlik zemininde aklıselimle çözülmesini savunan bir ülkeyiz. Bu ilkeli politikamızı da dost-düşman herkes çok iyi biliyor" diye konuştu. "Türkiye Cumhuriyeti buradayken, bu devlet Allah’a hamdolsun dimdik ayaktayken soruyorum neden başka hamiler, başka dostlar, yoldaşlar, ortaklar aranıyor" Türkiye’de bazı siyasetçilerin, kimi yazarların, kimi milletvekillerinin de olduğu çevrelerin ırkçılık virüsünü kaptıklarını söyleyen Erdoğan, "Hangi vicdan sahibi zorla ailelerinden kopartılan o 15-16 yaşındaki dağa kaçırılan çocukların ölüme gönderilmesini savunabilir? Yoksa şehirleri işgal edip sivil halka eziyet etmeyi kim makul görebilir? Yoksa Halep’in şen olması, bu tarihi şehrin bütün mahalleleriyle güvenli hale gelmesi kimi, niçin rahatsız eder? Bakın buradan içim kan ağlayarak soruyorum. Ellerine boylarından büyük silah tutuşturulan o çocuklar, intihar yelekleri giydirilen o kandırılmış çocuklar hem Kürt kardeşlerimizin, hem Suriye’nin geleceği değil mi? Terörle, şiddetle, silahla, baskıyla hiçbir yere varılamayacağını anlamak için daha kaç çocuğun ölmesi, daha kaç annenin yüreğine henüz ömrünün baharında toprağa verdiği evladının ateşinin düşmesi lazım. Arap’ın kanı Kürt’e, Kürt’ün kanı Türk’e, Türkmen’e haram değil mi? Kürt bizim kardeşimiz, Arap bizim kardeşimiz. Türkmen, Sünni, Şii, Alevi bizim canımız ciğerimiz. Can kardeşimiz değil mi? Öyleyse kardeşlik ve komşuluk hukuku ekseninde meselelerimizi çözmek varken bu nefret, bu öfke, bu hırs, hınç ve ihtiras niye? Türkiye Cumhuriyeti buradayken, bu devlet Allah’a hamdolsun dimdik ayaktayken soruyorum neden başka hamiler, başka dostlar, yoldaşlar, ortaklar aranıyor? Niçin elinde Müslüman kanı olanlardan medet umuluyor? Bu topraklarda kesret içinde vahdet olmak dururken Allah aşkına niçin ayrışıyoruz? Niçin aramıza yeni duvarlar örülmesine müsaade ediyoruz? Olaylara vicdan penceresi yerine ırkçılık ve kavmiyetçilik gözlüğünden bakanları bir an önce bu hatadan dönmeye çağırıyorum. Tekrar vurguluyorum, biz bu coğrafyanın bin yıllık sakinleriyiz ve sahipleriyiz. Bizim Türk, Kürt, Arap olarak birbirimizden başka dostumuz, yoldaşımız, dar günümüzde kapısını çalacağımız sığınağımız yok. Tarih boyunca ne zaman bir araya geldik, ne zaman kucaklaştık, işte o zaman refah ve huzurumuz arttı, büyük medeniyetler inşa ettik. Bu bölgede ne zaman birbirimize kardeşçe, dostça muamele ettiysek, işte o zaman büyüdük, güçlendik, aşılmaz bir kale olduk. Ne zaman ki Türk, Kürt, Arap, Türkmen, Şii, Sünni birbirimize düştük, Allah korusun, o zaman zayıfladık, kaybettik, acı çektik. Maalesef o zaman hep beraber ağır bedeller ödedik" açıklamasında bulundu. Suriye başta olmak üzere Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada artık savaş, çatışma, gerilim görmek istemediklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizin artık savaş baronlarının ceplerine akmasını istemiyoruz. Kardeşlerimiz açlıkla, kıtlıkla, yoksullukla boğuşurken bir damla petrolü oluk-oluk akan insan kanından daha değerli gören materyalist zihniyetin daha fazla palazlanmasını istemiyoruz. Hep birlikte kazanalım, aydınlık geleceğimizi hep birlikte inşa edelim istiyoruz. Barışın ve istikrarın egemen olduğu bir bölgede hep beraber yan yana, huzur içinde yaşayalım istiyoruz. Etnik kökenine, dinine, mezhebine bakmaksızın bu bölgede akan kanın durmasını, ölümlerin, katliamların artık son bulmasını istiyoruz." "Atlas yavrumuzu katleden canilerin burada özellikle yargıda gereken dersi almasını istiyoruz" Son günlerde cinayete kurban giden çocukları da gündemine alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle de Atlas yavrumuzu katleden canilerin burada özellikle yargıda gereken dersi almasını istiyoruz. Bu konuyla ilgili olarak da üzerimize düşen görev neyse bunu sonuna kadar yerine getirmenin ahdi ve kararlılığı içerisinde olduğumuzu da söylemek istiyorum. Minguzzi olayı ne ise, Atlas yavrumuzun olayı da en az onun kadar bizi acılara boğmuştur. Bunlar kabul edilebilir şeyler değil. Ne gerekiyorsa, başta Adalet Bakanımız olmak üzere, yargının tüm kurumları olmak üzere, İçişleri Bakanlığı olmak üzere, bütün bunların üzerine üzerine gitmek suretiyle gereğini yapmak bizim görevimizdir, bizim vazifemizdir. O pırlanta gibi yavru, o pırlanta gibi o kadar güzelimsi yavru nasıl acımasızca katledilir. Bunun hesabını sormak görevimizdir. Kardeşlerim Türk, Kürt, Arap, Sünni, Şii ayrımı yapmaksızın bir olmayı, iri olmayı, diri olmayı istiyor, bunun için samimiyetle gayret gösteriyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizin gayesi, hedefi, menzili işte budur. Terörsüz bölge idealinin altını çizmemizin sebebi aynı şekilde budur. Menzile ulaşmak hiç şüphesiz Cenab-ı Allah’ın takdirindedir. Ama biz iktidar ve ittifak olarak bu uğurda bu gayeyle çalışmaya, sağduyulu bir yaklaşım içinde olmayı inşallah kararlılıkla devam ettireceğiz" ifadelerini kullandı.
Trabzon Mathias Lovik: "Trabzonspor’da olduğum için mutluyum" Trabzonspor’un İtalya Serie A ekiplerinden Parma’dan transfer ettiği Norveçli futbolcu Mathias Lovik, Trabzon’a geldi. Lovik, "Trabzonspor’da olduğum için mutluyum" dedi. Bordo-mavili kulübün Parma’dan kadrosuna kattığı Mathias Lovik, özel uçakla saat 20.30 sıralarında Trabzon’a iniş yaptı. Havalimanında taraftarların ilgisiyle karşılanan Lovik, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Trabzonspor’a transfer olduğu için çok mutlu olduğunu ifade eden Lovik, "Trabzonspor’da olduğum için mutluyum. Taraftarla buluşmayı bir an önce istiyorum. Trabzon’a ilk gelişim değil. Daha önce Molde FK formasıyla buraya gelmiştim. O dönem Covid süreciydi. Kulüp bana beklentilerden, hedeflerden ve benden neler istediklerinden bahsetti. Anlatılan proje çok hoşuma gitti. Bir an önce başlamak istiyorum. Sörloth ve Trondsen ile henüz bir görüşmem olmadı. Herkesin tanıdığı, bildiği oyuncular. Sıradaki Norveçli olmak benim için gurur verici" dedi. "Daniel Karlsbakk ile umarım rüyamız gerçekleşir" Lovik, Trabzonspor’un gündeminde olduğu iddia edilen arkadaşı Daniel Karlsbakk ile ilgili olarak ise, "En iyi arkadaşlarımdan biri. Burada birlikte oynamayı isterim. Bu bizim uzun zamandır hayalini kurduğumuz bir rüya. Umarım gerçekleşir ama futbol bu, ne olacağını bilemezsiniz. Yine de umudum var" ifadelerini kullandı. "En büyük hayalim Manchester United forması giymek" Türkiye’de daha önce Galatasaray ve Trabzonspor’a karşı oynadığını hatırlatan Norveçli futbolcu, "Taraftarların ne kadar tutkulu olduğunu biliyorum. Burada elimden gelenin en iyisini yapacağım. Bu forma için savaşacağım. En büyük hayalim bir gün Manchester United forması giymek. Ancak şu an Trabzonspor oyuncusuyum ve tüm odağım burada başarılı olmak" diye konuştu. Trabzonspor’un yeni transferi Mathias Lovik’in sağlık kontrollerinin ardından yarın yapılacak antrenmana katılması bekleniyor. Norveçli oyuncu, bordo-mavili ekipte 14 numaralı formayı giyecek. Bu numara daha önce Danylo Sikan’a aitti.
İstanbul Melissa Vargas, o görüntüye açıklık getirdi: "Tamamen tebrik ve motivasyon amaçlıydı" Fenerbahçe’nin milli voleybolcusu Mellisa Vargas, sosyal medyada yer alan görüntüyle ilgili, "Antrenörümüzün omzuma dokunuşu, tamamen tebrik ve motivasyon amaçlıydı. Bu, Fenerbahçe forması altında verdiğimiz mücadelenin ve güçlü takım ruhumuzun bir yansımasıdır" açıklamasını yaptı. Fenerbahçe Medicana Kadın Voleybol Takımı’nın, Sultanlar Ligi 16. haftasında Zeren Spor ile oynadığı maç esnasında cep telefonu ile çekilen ve sosyal medyaya yansıyan görüntüyle ilgili Melissa Vargas açıklama yaptı. Vargas, sosyal medyasından yaptığı paylaşımda, "Sosyal medyada haberi gördüğümden beri yapılan birçok yorum üzerine olaya açıklık getirmek istedim. Yaptığım blok sonrası rakip takıma mola aldırdığımız pozisyondan hemen sonra antrenörümüzün omzuma dokunuşu, tamamen tebrik ve motivasyon amaçlıydı. Bu, Fenerbahçe forması altında verdiğimiz mücadelenin ve güçlü takım ruhumuzun bir yansımasıdır. Saha içinde ve saha dışında biz bir aileyiz" ifadelerine yer verdi. Fenerbahçe Genel Sekreteri Orhan Demirel de sponsorluk imza töreninde bu konuya ilişkin şunları söyledi: "Ben voleybola atandıktan sonra çok şaşırdım bu sosyal medya hareketlerine. Normalde sosyal medyayı çok takip etmiyorum ama özellikle voleybolda çok bilinçli, bazen de tam tersi olan bir kesim var. Dünkü video da bana bu sabah gösterildi. Ben de hem Eda kaptanla hem Marcello ile hem de Vargas ile konuştum. Tabii çok komik. Bu hareketten 15 saniye önce Vargas blok yapıyor, Zeren mola almak zorunda kalıyor. Marcello da kendi aile içinde, burası bir aile yani, bunu böyle kötü algılamanın bir manası olduğunu düşünmüyorum. Tamamen bir algı yönetimi. Bunun neden yapıldığını da bilmiyorum. Bu hareketin 15 saniye öncesindeki görüntülere bakıldığında çok net anlaşılır."
Ankara EĞİTİM-BİR-SEN’den ek atama bekleyen öğretmen adaylarının eylemine destek Eğitimciler Birliği Sendikası (EĞİTİM-BİR-SEN) yetkilileri, ek atama bekleyen özel sektör ve engelli öğretmenlerin taleplerini dile getirdikleri basın açıklamasına katılarak destek verdi. EĞİTİM-BİR-SEN’den ek atama bekleyen ve mülakat mağduriyeti yaşayan özel sektör ve engelli öğretmenlerin Milli Eğitim Bakanlığı önünde düzenledikleri basın açıklamasına destek verdi. Öğretmen adayları, yaptıkları açıklamada atama süreçlerinde mülakatlardan kontenjanlara kadar yaşadıkları mağduriyetleri dile getirdi. Özel sektörde çalışan öğretmenler güvencesiz ve 9-10 aylık sözleşmelerle çalışmaya zorlandıklarını belirtirken, engelli öğretmenler ise yetersiz kontenjanlara dikkati çekti. EĞİTİM-BİR-SEN Genel Başkan Yardımcısı Muammer Karaman, burada yaptığı konuşmada EĞİTİM-BİR-SEN’in desteğinin yalnızca kameraların çevrildiği eylem anlarıyla sınırlı olmadığını vurgulayarak, öğretmen adaylarının seslerini duyurabilmeleri için sürecin başından itibaren yanlarında olduklarını söyledi. Van’dan Şırnak’a, Mardin’den Iğdır’a kadar Türkiye’nin dört bir yanından öğretmen adaylarının meydanlara gelebilmesi için destek verdiklerini belirten Karaman, sorunlarını, taleplerini dile getirebilmeleri için dün olduğu gibi bugün de yanlarında olduklarını ifade etti. EĞİTİM-BİR-SEN’in öğretmen alımında mülakat sistemine başından beri karşı olduğunu vurgulayan Karaman, "10 bin, 15 bin ya da 20 bin öğretmen alıyorsunuz ama bunun üç katı adayı Türkiye’nin dört bir yanından getirip mülakata giriyor, ardından üçte ikisini boynu bükük şekilde geri gönderiyorsunuz. Bu tablo bile mülakat sisteminin ne kadar yanlış olduğunu göstermeye yeter" dedi. Mülakat sürecinde ciddi hatalar yapıldığını belirten Karaman, bin 611 öğretmenin ise sistemde yapılan hatalar nedeniyle yargı yoluna başvurduğunu hatırlattı. O dönem yapılan 20 bin öğretmen ataması dikkate alındığında bu sayının yaklaşık yüzde 10’a denk geldiğini vurgulayan Karaman, "Dolayısıyla sistemin mutluluk getiren, doğruyu arayan, öğretmen ihtiyacını gideren bir sistem olmadığı açıktır" diye konuştu. 2024 KPSS sürecinde kontenjanların dramatik biçimde düşürüldüğünü belirten Karaman, bazı branşlarda kontenjanların binli rakamlardan 20’li, 30’lu sayılara gerilediğini hatırlattı. Bu durumun açık bir plansızlık olduğunu ifade eden Karaman, "Aralarında doktora yapan, yüksek lisans yapan, sınıfa girdiğinde bu ülkeye çok değerli katkılar sunacak nitelikte öğretmen adayları var. Bu plansızlığın bedelini öğretmen arkadaşlarımız ödememelidir" dedi. Milli Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavı (AGS) kapsamında planlanan sürece de değinen Karaman, öğretmen adaylarının en az 14 ay sürecek bir eğitim dönemine alınacağını, bu süreçle birlikte fiilen yaklaşık iki yıl boyunca atama yapılmamış olacağını söyledi. Adaylara verilecek 33 bin liralık harçlığın büyükşehirler için yetersiz olduğuna dikkati çeken Karaman, "İstanbul ve Ankara gibi şehirlerde bu arkadaşlarımız nerede kalacak, hangi imkanlarla bu süreci tamamlayacak? Barınma meselesi dahi planlanmış değil" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin öğretmen atama sisteminde ciddi sorunlar bulunduğunu vurgulayan Karaman, bu sorunların artık görmezden gelinemeyeceğini söyledi.