KÜLTÜR SANAT - 17 Kasım 2020 Salı 17:12

Şırnak’ta teröristlerin yıktığı tarihi yapılar yeniden inşa ediliyor

A
A
A
Şırnak’ta teröristlerin yıktığı tarihi yapılar yeniden inşa ediliyor

Şırnak’ta terör örgütü PKK tarafından yakılıp yıkılarak tahrip edilen tarihi yapılar, Şırnak Üniversitesinin projeleri ile yeniden inşa ediliyor.

Şırnak’ta terör örgütü PKK tarafından yakılıp yıkılarak tahrip edilen tarihi yapılar, Şırnak Üniversitesinin projeleri ile yeniden inşa ediliyor.


Şırnak’ta 2015 ile 2016 yıllarında PKK’lı teröristlerle devam eden çatışmalarda tarihi yapılar da büyük zarar gördü. İsmetpaşa Mahallesindeki 360 odalı Abdurrahman Ağa Kasrı ile 100 odalı Mehmet Ağa Sor Kasrı hem tuzaklanan patlayıcıların infilak etmesi hem de çatışmalar yüzünden yerle bir oldu. Yıkılan 100 odalı tarihi Mehmet Ağa Sor Kasrı Şırnak Üniversitesi ile DİKA tarafından geliştirilen proje ile eski mimarisine uygun inşa edildi. Şırnak Üniversitesi eğitim, öğretim ve bilimsel faaliyetlerin yanı sıra hazırlanan projelerle kentin hem ekonomik hem de kültürel alanda gelişmesine katkı sağlıyor. Şırnak Üniversitesi öğrenci evinin tarihi Mehmet Ağa Sor Kasrı’na uygun olarak yapımı projesinin yüzde 70’i, Dicle Kalkınma Ajansının desteği ile 1 milyon 669 bin liraya mal oldu.



“Mehmet Ağaye Sor Kasrı kent tarihinin özgün mimarisini yansıtıyor”


Şırnak Üniversitesi kampüsünde bin 200 metrekare üzerinde yapılan tarihi Mehmet Ağa Sor Kasrın açılışına Şırnak Vali Yardımcısı Tunahan Efendioğlu, Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Erkan, DİKA Genel Sekreteri Ahmet Alanlı ve davetliler katıldı. Burada konuşan Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Erkan, “1892 yılında yapılan Şırnak’ın tescilli tek binası Mehmet Ağaye Sor Kasrı Şırnak tarihinin özgün tarihi mirası ve geleneksel yaşam biçimini annelerimiz büyüklerimiz bir binada yaşama biçimi 380 odalı bir binaydı. Orijinalinden biraz daha küçük yapıldı. Orijinali Şırnak’ın kültürel ve Şırnak aile yaşantısına uygun bir mimari biçimiydi bu. DİKA 2018 yılı kentsel yaşam kalitesini iyileştirmesi alanında proje açıldığında bu projeye başvurduk. 1 milyon 669 bin lira bir bütçe ile yüzde 70 DİKA yüzde 30 üniversite karşıladı. Projenin birinci katı bitirildi inşallah ikinci ve üçüncü katı önümüzdeki dönemde bitirilecek” dedi.



“Mimaride eski taşlar kullanıldı”


Mimaride Şırnak’ın eski evlerinden olan orijinal taşların kullanıldığını aktaran Rektör Erkan, “1800’lü yıllarda kullanılan taşlar kullanıldı, hatta bazı taşlar Bizans Döneminden kalma tarihi taşlardan oluşuyor. Gene mimarisinde horasan harcı kullanılarak yapıldı. Gördüğünüz taşlar çimento ile değil Horasan harcı ile kasır mimarisine uygun yapıldı. Üniversite olarak taş ev yapımına teşvik amaçlı bir girişimde bulunduk. Bundan sonra kente taş ustalığı ile ilgili taş ev yapımıyla ilgili atılımların olmasını bekliyoruz. Gelecekte de Şırnak ilinin tarihi eserleri ile ilgili projelerimiz devam edecek. Kırmızı medresenin onarımından tutun Melei Bateyi’nin külliyesinin yapılmasına kadar bunlarla ilgili Şırnak Üniversitesi projelerinde yer alıyor biz, projeci bir üniversiteyiz. Şehrin kültürel mirasına sahip çıkarken gençlerin kültürel ve sanatsal alanda da gelişmesini sağlamak için sergi alanları, resim atölyesi, müzik atölyeleri, fotoğraf atölyeleri ve toplantı salonları da olacak. Üst katlar tamamlandığında daha fazla halka hizmet etme anlamında bir yer olacaktır. Ben kasrın halkımıza hayırlı olmasını diliyorum emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.



“Biz bu projeye aracı olmaktan mutluyuz”


DİKA Genel Sekreteri Ahmet Alanlı ise, “Açmış olduğumuz öğrenci evinin rektörümüzün çok büyük çabalarıyla ortaya çıktı. Bizlerde elimizden geldiğince destek olmaya çalıştık. Bundan sonra da destek olmaya çalışacağız. Öğrenci evinin bizim için anlamı şu, aslında bizim turizmde çok önemli bir faktörümüz, bir alanımız, potansiyelimiz, geliştirmemiz lazım bu alanı. Bu kapsamda bölgemizin Şırnak’ın kentsel mimarisini simgeleyen yapı, bu yapının ortaya çıkması kültürel ve sosyal etkinliklerin sağlanması nedeniyle gençlerimize hem sosyal anlamda çok güzel bir ortam sağlayacak hem de kentin geçmişini, tarihsel dokusunu ileriye doğru taşımak adına da çok önemli bir vazifeyi ifa edecek diye düşünüyorum. Bizde kurum olarak böyle bir yapıya aracı olmaktan çok çok memnunuz. Tekrardan bu yapının ortaya çıkmasında katkısı olan herkese çok çok teşekkür ediyorum. Bu yapı aslında bir öğrenci evinin ötesinde tarihimizi anlamak, özellikle Şırnak’ta gençlerimizin sosyal anlamda hem kendilerini tanımalarını sağlamak hem de netice de kültürel anlamda gelişmek için mekanlarda çok önemli. Bu mekan bu imkanları sağlayacak. Açılacak, resim, heykel, müzik bu tarz kurslar, bu tarz atölyeler öğrencilerimize bu imkanları sağlayacak. Diğer taraftan halkımıza da zaman zaman bu öğrencilerimizin ortaya çıkarmış olduğu ürünler sergilenecek. Diğer taraftan da zaman zaman yine ücretsiz olarak üniversitemiz tarafından kurslar sağlanacak. Bunların hepsi sonuçta kültürel anlamda daha iyi bir fırsattır” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."