SAĞLIK - 14 Şubat 2026 Cumartesi 14:04

Chicago’da ev bakarken, kendini Şırnak’ta buldu

A
A
A
Chicago’da ev bakarken, kendini Şırnak’ta buldu

Amerika’nın USEM sınavını başarı ile geçen, sonrasında denklik sertifikası alan Pratisyen Dr. Seher Sena Elagöz, Chicago’dan bir hastaneden aldığı asistanlık teklifi vize engeline takılınca Şırnak’ın Uludere ilçesinde doktorluk yapmaya başladı.


2022 yılında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Dr. Seher Sena Elagöz, fakültenin 4’üncü yılında meme kanseri üzerine yaptığı çalışmayla Harvard Üniversitesi’nde sunum yapma hakkı kazandı. Bir hafta boyunca Amerika’da doktorları ve bilim insanlarını izleme fırsatı bulan Elagöz, bu süre zarfında ABD’ye gitme kararı aldı. Mezuniyet sonrası dünyanın en zor sınavları arasında gösterilen ABD tıp denklik sınavlarını bir yıl gibi kısa sürede başarıyla tamamlayan Dr. Elagöz, 1 yıl kadar da oradaki kliniklerde gönüllü olarak gözlemcilik yaptı. Sonrasında ise orada asistanlığa başvuran Elagöz, Chicago’da bir hastaneden asistanlık teklifi aldı. Amerika’ya gitme hayali olan Dr. Elagöz, vize ile alakalı problemler yaşayınca Şırnak’ın Uludere ilçesindeki Ortabağ Aile Sağlık Merkezi’nde hasta bakmaya başladı.


Dr. Elagöz, İHA muhabirine, dört çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olduğunu, 4 kardeşin 3’ünün doktor 1’inin mühendis olduğunu söyledi. Ablasının rol modeli olduğunu belirten Elagöz, doktor olmaya onu izleyerek, ona hayran olarak karar verdiğini ifade etti.


Dr. Elagöz, sonrasında fakülteye girdiğini, fakülteye girince doğru bir karar verdiğini söyleyerek, "Annem, babam ikisi de fizikçiler. Babam fizik profesörü. Onların evinde, onlarla beraber büyüdüğüm zaman küçüklüğümden beri aslında büyüdüğüm ortamda bir akademiye, bir eğitime tabi tutuldum. Bununla beraber kendimi geliştirmiş oldum. 2022 yılında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. Mezun olduktan sonra Amerika’ya gitmeye karar verdim. Fakültenin 4’üncü yılında Harvard’da bir sunum yaptım. Meme kanseri ile alakalı bir araştırma yapmıştım okul ve Güler Hocam ile birlikte. O da dereceye girmişti ve biz Harvard’da sunum hakkı kazanmıştık. Bir hafta boyunca Amerika’da doktorları ve bilim insanlarını izleme fırsatı bulmuştum. Ve Amerika’ya gitmeye karar verdim" dedi.


Mezun olduktan sonra bunun için çalışmalara başladığını aktaran Dr. Elagöz, konuşmasına şöyle devam etti:


"1 yıl gibi kısa bir süre içerisinde Amerika’nın USEM sınavını başarı ile geçtim ve sonrasında denklik sertifikamı aldım. 1 yıl kadar da oradaki kliniklerde gönüllü olarak gözlemcilik yaptım. Sonrasında ise orada asistanlığa başvurdum. Chicago’dan da bir hastaneden asistanlık teklifi aldım. Aslında asistanlık için Amerika’ya gidecektim. Amerika’dan bir eğitim teklifi almıştım. Ama sonrasında vize ile alakalı problemler yaşadım. Amerika hayalim biraz sekteye uğrayınca ben de tekrar atamaya girip doktorluğuma devam etmek istedim. Çünkü benim için asıl amaç, nerede olduğum değil, doktorluk yapmak istediğimdi. Bu yüzden de atamaya girdim. Ben atamaya girdiğimde de genel kuradan Şırnak çıktı. Aslında Chicago’da ev bakarken bir baktım ki kendimi Şırnak’ta buldum."


Şırnak’a geldiği için değil, Chicago’ya gidemediğim için ağladığını kaydeden Dr. Elagöz, "Ama buraya geldikten sonra her şey değişti. Buraya gelirken bir video çekmiştim. Biraz böyle hafif ağladığım bir videoydu. İnsanları bilmeden yanlışlıkla gücendirmişim galiba. Şırnak’a geliyorum diye ağladığımı düşündüler ama aslında Chicago’ya gidemediğim için ağlıyordum. Uludere ilçesinin Ortabağ köyüne görevlendirildim. Burada şunu fark ettim ki, onların sıcaklığı, her gün benim için çok basit bir bilgiyi söylediğimde bile, basit bir bilgi derken şöyle söyleyeyim, benim için tıp fakültesinde gündelik hayatta öğrendiğim bir bilgiyi söylerken buradaki insanlar için onun çok büyük bir hizmet, çok büyük bir nimet ve bunu gözlerindeki karşılığı, dualarındaki karşılığı benim için gerçekten paha biçilemez. Benim için en önemlisi buydu. Burada bulduğum sıcaklık aslında bana her şeyin bir sebebi olduğunu da hatırlattı. Buradaki inziva, buradaki sakinlik ile huzurlu hissediyorum" diye konuştu.


Bölge halkının doktorlara duyduğu saygıyı başka hiçbir yerde görmediğini belirten Dr. Elagöz, "Burada bir güven var, burada bir mutluluk var, huzur var bunu hissettiriyorlar bana. İlk gelirken bu bilinmezliğin verdiği ister istemez bir korku vardı. Eminim ki, sadece doktor olarak ben değil, gelen tüm memurlarda oluyordur. Buralı olmayıp burayı bilmeyen insanlar, geldikleri zaman bu korkuyu emin ki yaşıyorlardır. Ama en rahat görebilecekleri örneklerden biri benim. Ben Sivas’ta doğdum ve Sivas’ın doğusuna daha önce hiç geçmedim. Daha önce hiçbir köyde yaşamamıştım. İlk defa bunları yaşıyorum. Ama buradaki yaşadığım her gün hem bana bir şey öğretiyor, hem de gerçekten de dualarla beraber maneviyatın ve huzurumu yükseltiyor. Bu, bana çok iyi geliyor" şeklinde konuştu.



"Amerika’da uzmana ulaşmak çok çok zor. Türkiye’de uzmana ulaşmak gerçekten çok kolay"


Sağlık açısından Chicago ile Ortabağ arasında benzer sorunların olduğunu mukayese eden Dr. Elagöz, "Chicago çok büyük bir şehir, Ortabağ bir köy. Ama sağlık olarak karşılaştırırsak şu şekilde söylerim. Karşılaştığımız problemler aslında ortak. Bir doktorun karşılaşabileceği problemler, en büyüğü dil. Amerika’dayken ne kadar İngilizceyi iyi konuşsam da ana dilim değil. Biliyorsunuz çok uluslu ülke Amerika. İspanyolca konuşan oluyor, İngilizce bilmeyen oluyor. Orada arada çevirici bir sistemden yardım alıyordum. Burada da hastalar Kürtçe konuşuyorlar ve ben de Kürtçe bilmiyorum. Arada da çeviri yapmak için bizim burada ki arkadaşlarımız yardımcı oluyorlar. Ortak problemler dil problemi, birincisi bunların. Bir diğeri Amerika’da uzmana ulaşmak çok çok zor. Türkiye’de uzmana ulaşmak gerçekten çok kolay hastalarımız için. Amerika’da bu çok zor. Uzmana ulaşmak için bir sürü prosedürden geçmeniz gerekiyor. Bizim de köyümüzde uzmana ulaşmamız zor. Çünkü köyümüzde uzmanımız yok. O yüzden benzer problemler var aslında. Chicago büyük bir şehir. Ama biraz yalnız hissettiren bir şehir. Burada yolda yürürken, selam vermeden geçtiğim bir insan olmuyor. O yüzden burada kurduğumuz bağların derinliği gerçekten farklı bir seviyede. Chicago’da bunu bulamazdım. Önümüzde ki hafta Ramazan ayı başlıyor ve ben burada eminim çok güzel iftar sofraları olacak. Babama geçen gün telefonla konuşurken söyledim. Eski Ramazanları arıyorsan mutlaka seni Uludere’ye bekliyorum. Çünkü, çevreniz küçük ama çok sağlam ve çok derin bir çevre. Birbirinizden başka kimse yok ve onu hissediyorsunuz" ifadelerini kullandı.


Ortabağ köyünde yaşayan 74 yaşındaki Sıddık Uslu, "Hocamız başımızın tacıdır. Hoş geldi, sefalar getirdi. Allah, bize gönderdi. Benim 4 tane kızım var. Bu birinci kızımdır. Çok çok teşekkürler ediyorum" dedi.


Köy Muhtarı Suvar Kara da, uzun süredir sağlık personeli eksikliği yaşandığını belirterek, "Birkaç senedir Sağlık Ocağı var. Doktorumuz, hemşiremiz olmadığı için ciddi sıkıntılar yaşanıyordu. Allah, devletimizden razı olsun, köyümüze hem doktor, hem hemşire, hem ebe ataması yapmıştır. Devletimiz bu yönden çok güzel bir adım attı. Yeni atanan doktorumuz Seher hanım, bütün hastalarımızla birebir ilgileniyor. Doktorumuzdan son derece memnunuz. Köyümüze de yeni doktorumuz hayırlı uğurlu olsun" şeklinde konuştu.



Chicago’da ev bakarken, kendini Şırnak’ta buldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Van YYÜ’de "Sanal Bahis Felaketine Karşı Seferberlik Paneli" düzenlendi Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER) ve İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen "Aileni Koru, Sanal Bahisle Mücadele ve Aileyi Bilinçlendirme Projesi"nin Doğu Anadolu buluşması, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Mühendislik Fakültesi Prof. Dr. Turan Haydaroğlu Konferans Salonu’nda düzenlenen programda, dijital bağımlılıklar ve sanal bahis tehlikesine karşı toplumsal farkındalığın önemi vurgulandı. Programın açılışında konuşan Tuşba Kaymakamı Musa Göktaş, sanal bahsin aile yapısı üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti. Son zamanlarda aileleri bitiren ve yuvaları yıkan bu durumla sıklıkla karşılaşıldığını belirten Göktaş, projenin bilinçlendirme noktasındaki önemini ifade etti. Van Valisi Ozan Balcı’nın selamlarını ileten Göktaş, "Bu noktada İçişleri Bakanlığımız, Adalet Bakanlığımız ve ilgili kamu kurumlarımız her daim desteklerini sunuyorlar. Çok değerli akademisyenlerimiz ve yargı mensuplarımızdan öğreneceğimiz bilgilerle bizler de bilinçleneceğiz. Ev sahipliği için Van Yüzüncü Yıl Üniversitemize ve rektörümüze teşekkür ediyorum" dedi. Üniversite olarak böylesine kritik bir projeye ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyduklarını ifade eden Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, dijitalleşmenin getirdiği sinsi tehlikelere karşı uyarıda bulundu. Sanal bahsi, gençleri sahte umutlarla ağlarına düşüren ve aileleri içten içe çürüten büyük bir felaket olarak tanımlayan Rektör Şevli, yargı ve emniyet birimleriyle eş güdüm içinde hareket ettiklerini vurguladı. Gençlerin kolay kazanç vaatleriyle hukuki ve maddi yıkımlara sürüklenmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Rektör Şevli, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Bu bataklık, evlatlarımızı adliye koridorlarına mahkûm etmektedir. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi olarak temel gayemiz; gençlerimizin vatanına ve ailesine faydalı, donanımlı bireyler olarak mezun olmalarıdır. Dijital farkındalığı artırmayı ve bu dayanışma ağını tüm Türkiye’ye yaymayı hedefliyoruz." Üniversite bünyesinde bağımlılıkla mücadele konusunda akademik ve idari adımlar attıklarını hatırlatan Şevli, "Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Merkezimizin yeni binası tamamlandı ve çok yakın zamanda açılışını gerçekleştireceğiz" dedi. Ayrıca Rektör Şevli, Bilişim Teknolojileri ve Bağımlılık Anabilim Dalını kurduklarını belirterek disiplinler arası yüksek lisans programının önemine değindi. Van YYÜ Genç Yeşilay topluluğunun 650 gönüllüye ulaşarak yürüttüğü çalışmaları takdirle karşıladığını belirten Rektör Şevli, yargı ve emniyet mensuplarına destekleri için teşekkür etti. HUDER Genel Başkanı Av. Hasan Oymak ise konuşmasında sanal bahsin ulaştığı ekonomik ve sosyal boyutlara ilişkin veriler paylaştı. Oymak, bu durumun bir bağımlılıktan öte "toplumsal bir erozyon" haline geldiğini ifade etti. Oymak, "Karşımızda yıkıcı bir tehdit var. Bu afet binalarımızı değil, yuvalarımızı yıkmaktadır. Bu bir kırmızı alarm durumudur. Mücadelenin topyekûn olması, ailelerin, üniversitelerin ve devlet kurumlarının birlikte hareket etmesi elzemdir. Cumhurbaşkanımızın bu tehdide karşı yaptığı topyekûn mücadele çağrısı projemizin çıkış noktasıdır" şeklinde konuştu. HUDER Başkanı Oymak, ev sahipliğinden dolayı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesine ve katılımcılara teşekkür ederek sözlerini tamamladı. Açılış hitaplarının ardından sanal bahis tehlikesine dikkat çeken tanıtım filmi izlendi ve moderatörlüğünü Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yasemin Güllüoğlu’nun yaptığı panel bölümüne geçildi. Panelde; Van Cumhuriyet Başsavcısı Osman Kara "Bilişim Suçları, Kumar ve Yasadışı Bahis Suçları Uygulaması", Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Faruk Kurhan "Sanal Bahis Bağımlılığı: Beyinden Davranışa, Davranıştan Aileye Uzanan Bir Süreç", Dr. Ulaş Koray Milanlıoğlu "Sanal Bahis Bağımlılığına Karşı Aile İçi Hukuki Koruma Mekanizmaları" ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Uyum Daire Başkanı Nevzat Özer ise "Bağımlılık ve Aile" konularında kapsamlı sunumlarını gerçekleştirdiler. Program, konuşmacılara ve moderatöre katılım ve teşekkür belgelerinin takdim edilmesiyle sona erdi. Etkinliğe; Van Vali Yardımcısı ve Tuşba Kaymakamı Musa Göktaş, Van Cumhuriyet Başsavcısı Osman Kara, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, Van İl Emniyet Müdürü Murat Mutlu, Van Barosu Başkanı Av. Sinan Özaraz, İlim Yayma Cemiyeti Van Şube Başkanı Av. Zahir Soğanda, HUDER Genel Başkanı Av. Hasan Oymak, HUDER Genel Başkan Yardımcısı Hatice Hasdemir, HUDER Van Şube Başkanı Av. Çağatay Akyol, akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda öğrenci katıldı.
Sakarya Sakaryalılar Anneler Günü’nde Poyrazlar Gölü’ne akın etti Sakarya’da havanın ısınmasını ve Anneler Günü’nü fırsat bilenler Poyrazlar Tabiat Parkı’nda buluştu. Güneşli havayı değerlendirmek isteyen vatandaşlar göl kenarına ve piknik alanlarına akın etti. Güneşli havayla birlikte oluşan güzel ortam ve tabiat parkındaki yoğunluk dron ile görüntülendi. Sakarya’da havanın ısınmasıyla birlikte anneler gününü ve Üniversiteli Trabzonsporlular Birliği tarafından düzenlenen Geleneksel Poyrazlar Bahar Şenliği’ni fırsat bilenler Poyrazlar Tabiat Parkı’nda buluştu. Gölün etrafında yoğunluk oluşturan vatandaşların kimi festivalde horon oynadı, kimisi de piknik alanlarının ve güneşli havanın tadını çıkardı. "Herkes mangal yapıyor, çok eğleniyor gibi gözüküyorlar" Ailesi ile birlikte sıcak havanın keyfini çıkartmak için piknik yapmaya gelen Tülay Işık, "Sıcak havayı değerlendirmek için bizde ailecek pikniğe geldik. Bir anne olarak bütün annelerin Anneler gününü kutluyorum. Yine bir anne olarak gördüğünüz gibi "Anne her yerde anne". Piknikte de işte de her yerde" derken, arkadaşları ile birlikte festival olduğunu duyup şehir dışından Sakarya’ya gelen Rabia Uzun ise, "Havaların güzelleşmesiyle birlikte festival olduğunu öğrendiğimizde arkadaşlarımızla birlikte İzmir’den geldik. Çok eğleniyoruz, horon çok güzel ama çok yorulduk. Bir sürü aile var, anneler günün değerlendirdiklerini düşünüyorum. Herkes mangal yapıyor, çok eğleniyor gibi gözüküyorlar" diye konuştu. "İzmir’den geldik" Fatma Zehra Dursun ise, "Anneler gününün pazar gününe denk gelmesiyle birlikte aileler buraya akın etmişler, çok kalabalık. Geçen senede gelmiştik, çok güzeldi. Keyifli bir ortam var, çok samimi herkes. Şehir dışından gelenler var, biz mesela İzmir’den geldik. Hava çok sıcak ve kalabalık" şeklinde konuştu.
Bartın BARÜ Girişimcilik Zirvesi’nde yenilikçi fikirler buluştu Bartın Üniversitesinde (BARÜ) düzenlenen "Girişimcilik Zirvesi"nde sektör temsilcileri, akademisyenler ve girişimciler öğrencilerle bir araya geldi. Bartın Üniversitesi (BARÜ) Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Kutlubey Yerleşkesi İİBF-Eğitim Fakültesi Konferans Salonu’nda "Girişimcilik Zirvesi" düzenlendi. Gençlerin iş dünyasını ve girişimcilik ekosistemini yakından tanımaları amacıyla yapılan zirvede girişimcilik ekosistemi, marka tasarımı, yenilikçi fikirler ve genç girişimcilere sunulan destekler farklı yönleriyle ele alındı. Açılış konuşmalarında kurumlar arası iş birliği vurgulandı Programın açılış konuşmaları BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, KOSGEB Bartın İl Müdürü Gökhan Akdağoğlu ve Bartın Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Halil Balık tarafından gerçekleştirildi. Üniversite-kamu-sanayi iş birliği kapsamında çalışmalar sürdürdüklerini belirten Rektör Akkaya, "Bartın Üniversitesi olarak üniversite, kamu ve sanayi iş birliği ile birçok proje birçok etkinlik gerçekleştiriyoruz. Bugünkü Girişimcilik Zirvesi de bu çalışmaların önemli bir parçası. Bugün burada alanında önemli isimler deneyimlerini öğrencilerimizle paylaşacak. Zirvemizin herkes için verimli geçmesini diliyorum" dedi. KOSGEB Bartın İl Müdürü Akdağoğlu, gençlere yönelik hibe, eğitim ve danışmanlık destekleri hakkında bilgiler verirken Bartın Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Balık ise kendi yaşamından örnekler paylaşarak genç girişimcilerin desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Ünlü iş insanı Şefik Yılmaz Dizdar deneyimlerini öğrencilerle paylaştı Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen ilk oturumda, Türkiye’de giyim sektörünün öncü isimlerinden Taha Holding Yönetim Kurulu Başkanı Şefik Yılmaz Dizdar mesleki deneyimlerini paylaştı. Girişimcilik yolculuğunu öğrencilerle paylaşarak gençlere önemli tavsiyelerde bulunan Dizdar, "1961 yılında iş hayatına atıldım. Türkiye Demir-Çelik İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Karabük fabrikalarına işe başladım. İzmir’de İç Ticaret ve Maliye Bölümünden mezun oldum. Şu an 88 yaşındayım, bu zamana kadar birçok zorluklarla karşılaştım. Demir-Çelikte çalıştığım sırada çeşitli görevlerde bulundum. Buradan ayrıldıktan sonra dünyada yaşanan iç ve dış politika gelişmelerini değerlendirerek tekstil sektörüne adım attım. Taha Tekstil firmasıyla önemli başarılara imza attık. Günümüzde Türkiye’de tekstil sektörü zor günler geçiriyor, maliyetler yükseldi. Bizim şu anda LC Waikiki olarak yaklaşık 1375 mağazamız var, bunların bir kısmı yurt dışında faaliyet gösteriyor. Gençlerimizin girişimcilik fırsatlarını iyi değerlendirmesi, yeni piyasa ihtiyaçlarını takip etmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. Marka tasarımı, girişimcilik ekosistemi, iş dünyası deneyimleri anlatıldı BARÜ Eğitim Fakültesinden Doç. Dr. Sunay Akkaya ise "Deneyimsel Marka Tasarımı" başlıklı sunum gerçekleştirdi. Doç. Dr. Akkaya sunumunda deneyim, marka illüzyonu, marka ile ilgili yanılgılar, marka kavramı ve marka ekosistemi hakkında katılımcılara bilgiler vererek markalaşma sürecini  örnekler üzerinden anlattı. Bartın Ticaret ve Sanayi Odasından Dış Ticaret, Proje, Kalite ve Akreditasyon Uzmanı Eyüp Sabri Kundak "Cebindeki Sıfır ve Konforun Ötesi" başlığında kendi girişimcilik yolculuğunda yaşadığı zorlukları anlatarak gençlere çeşitli önerilerde bulundu. Yoğun ilgi gören program kapsamında fuaye alanında kurulan stantları da ziyaret eden öğrenciler, firmalardan staj ve iş imkanları hakkında bilgi edinme fırsatı buldu.