ASAYİŞ - 07 Ekim 2024 Pazartesi 15:23

Cizre’de evin bahçesindeki hortuma yorgun mermi isabet etti

A
A
A
Cizre’de evin bahçesindeki hortuma yorgun mermi isabet etti

Şırnak’ın Cizre ilçesinde evin bahçesindeki hortuma yorgun mermi isabet etti.


Edinilen bilgilere göre, dün gece saatlerinde Kale Mahallesi’nde Mehmet Caba’nın evine gelen yorgun mermi önce duvara, sonra bahçedeki hortuma isabet etti. Olayda can kaybı ve yaralanan olmazken, ailede paniğe neden oldu.


Can kaybı veya yaralanma yaşanmadığı için kendilerini çok şanslı gördüklerini belirten Mehmet Caba, "Olay sırasında yakınlarda bir düğün vardı. Merminin de orada ateşlenen silahtan çıktığını düşünüyoruz. O yüzden mutluluğu paylaşmak adına havaya ateş açanlara sesleniyorum, lütfen bunu yapmayın. Yapmayın havaya ateşlediğiniz her mermi aynı hızla bir yere düşüyor. Düştüğü yerde bir canlının ve bir insanın olduğunu unutmayalım. Kazaya sebebiyet vermemek için herhangi bir can boş yere, körü körüne aramızda ayrılmasın. Havaya sıkacağınız mermiye vereceğiniz parayı damada takın. Silah sıkacağınıza gelin ve damadın önünde oynayın ki ne kimsenin malını ne de canını riske atmayın" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce SOSYALFEST 2026 proje fikri yazma eğitimi başarıyla gerçekleştirildi Düzce Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı ile Kariyer Geliştirme ve Mezun İzleme Uygulama Araştırma Merkezi iş birliğinde düzenlenen "SOSYALFEST 2026 Proje Fikri Yazma Eğitimi", öğrencilerin yoğun katılımıyla tamamlandı. Katılım belgeli olarak gerçekleştirilen etkinlikte, toplumsal sorunlara yenilikçi çözümler üretecek proje fikirlerinin geliştirilmesi süreçleri detaylı bir şekilde ele alındı. "Proje yazma becerisini öne çıkarıyor" Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Düzce Üniversitesi Kariyer Geliştirme ve Mezun İzleme Uygulama Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Senem Çolak Yazıcı, proje yazma becerisinin öğrencilerin eleştirel düşünme yetkinliklerini geliştirmedeki önemine dikkat çekti. Yazıcı, SOSYALFEST’in gençleri profesyonel dünyaya hazırlayan bir platform olduğunu vurgulayarak, etkinliğe katılan tüm öğrencileri projelerini özgün şekilde geliştirmeye teşvik etti. "SOSYALFEST, Sosyal Alandaki TEKNOFEST" Açılışın ardından kürsüye çıkan Karabük Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi ve SOSYALFEST Koordinatörü Doç. Dr. Hakan Vargün, festivalin kapsamı hakkında bilgi verdi. Vargün, SOSYALFEST’in teknoloji odaklı TEKNOFEST’in sosyal alanlardaki muadili olduğunu belirterek, toplumsal problemlere çözüm üreten proje fikirlerine odaklandığını ifade etti. İlki 2024 yılında düzenlenen festivalin 2025 yılında orman yangınları nedeniyle iptal edildiğini hatırlatan Vargün, 2026 festivalinin 10-11 Mayıs tarihlerinde İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü’nde gerçekleştirileceğini duyurdu. "Projeler, farklı temalarda değerlendirilecek ve ödüllendirilecek" Festivalde dereceye giren projelerin toplam 6 milyon TL para ödülü ile destekleneceği bildirildi. Organizasyonun Türkiye Yüzyılı, Türk Dünyası, İlahiyat ve Sağlık olmak üzere dört ana tema ve toplam 30 alt kategoriden oluştuğunu belirten Vargün, katılımcıların birden fazla projeyle başvuru yapabileceğini, ekiplerin en fazla 10 kişiden oluşabileceğini ve lise, ön lisans, lisans, lisansüstü öğrenciler ile farklı profillerden serbest katılımcıların uygun kategoriler üzerinden yarışmaya katılabileceğini ifade etti. Başvuru kriterleri kapsamında, daha önce ödül almış projeler veya halihazırda işleyen sistemlerin kabul edilmediği, mevcut sistemlerin sorunlarına yönelik yenilikçi çözüm fikirlerinin desteklendiği vurgulandı. Değerlendirme süreci, İstanbul Üniversitesi, Karabük Üniversitesi ve kamu kuruluşlarından toplam 90 kişilik jüri heyeti tarafından, başvuru sahibinin ismi ve üniversitesi gizlenerek "kör hakemlik" yöntemiyle yürütülecek. Uygulamalı Sunumla Etkinlik Tamamlandı Eğitimin son bölümünde Doç. Dr. Hakan Vargün, kendi geliştirdiği bir proje üzerinden katılımcılara örnek bir sosyal model sunarak SOSYALFEST sistemine kayıt süreçlerini, başvuru platformunun kullanımını ve dikkat edilmesi gereken etik kuralları uygulamalı olarak gösterdi. Program, davetli konuşmacıya teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi.
Ankara TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan "Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü" paylaşımı TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "15 Mart Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü" nedeniyle yaptığı paylaşımda, "Mescid-i Aksa’nın 15 gündür kapalı olması İslam toplumlarının hedef alındığı sistematik baskı ve ayrımcılığın boyutlarını açıkça gözler önüne seren bir başka kural tanımazlıktır" ifadelerine yer verdi. Meclis Başkanı Kurtulmuş, "Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü" dolayısıyla X hesabından paylaşımda bulundu. Kurtulmuş paylaşımında, "15 Mart’ın, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ‘Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü’ olarak ilan edilmesinin dördüncü yıl dönümünde, İslam karşıtlığının, nefret söyleminin ve ayrımcılığın yalnızca Müslümanları değil, insanlığın ortak değerlerini hedef alan küresel bir tehdit olduğunu bir kez daha güçlü biçimde hatırlatıyoruz. Bugün özellikle Gazze’de yaşanan gelişmeler ve komşumuz İran’a yönelik saldırılar sonucu bölgede artan gerilimler; Müslüman toplumların hedef alındığı nefret dilinin tüm insanlık için ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini ortaya koymaktadır. Mescid-i Aksa’nın 15 gündür kapalı olması İslam toplumlarının hedef alındığı sistematik baskı ve ayrımcılığın boyutlarını açıkça gözler önüne seren bir başka kural tanımazlıktır" ifadelerine yer verdi. Kurtulmuş’un paylaşımının devamı şöyle: "Bu bağlamda, Mescid-i Aksa’nın kapılarına kilit vurmak, milyonlarca Müslümanın inancına açık bir saldırıdır. Mescid-i Aksa, savaş şartlarında bile ibadete kapanmaması gereken kutsal bir mabeddir. Bu hakîkati bugün hiç kimse görmezden gelemez. Siyonist rejimin zulüm ve barbarlığı Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkını elinden alamaz. Uluslararası toplum ve küresel sistemin bu açık haksızlık karşısındaki suskunluğu ise yaşananlar kadar kaygı vericidir. ’15 Mart Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü’ vesilesiyle, Müslümanları hedef alan her türlü ön yargının, ayrımcılık ve düşmanlığın son bulduğu; farklılıkların zenginlik olarak görüldüğü daha adil ve barışçıl bir dünya özlemini bir kez daha güçlü biçimde vurguluyoruz."
Gaziantep SANKO Üniversitesi’nde 14 Mart Tıp Bayramı programı düzenlendi SANKO Üniversitesinde "14 Mart Tıp Bayramı" dolayısıyla "Osmanlı’da Çağdaş Tıbbın Başlaması" konulu program düzenlendi. SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, yaptığı konuşmada tıp mesleğinin ekip çalışmasına dayanan bir alan olduğuna dikkat çekerek, "Dünyanın en iyi hekimi de olsanız, ekibiniz görevini en iyi şekilde yerine getiremiyorsa başarılı olmanız mümkün değildir. Tıp, bireysel başarıdan çok ekip uyumu ve ortak sorumluluk anlayışıyla yürütülen bir meslektir" dedi. Modern tıbbın temellerinin savaş dönemlerinde atıldığını hatırlatan Prof. Dr. Dağlı, askeri gerekliliklerle başlayan gelişmelerin zamanla ortaya çıkan salgın hastalıklardan dolayı sivil sağlık hizmetlerine de yansıdığını ifade etti. Prof. Dr. Dağlı, İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye Cumhuriyeti’nin muhtemel bir savaş ihtimaline karşı bazı önlemler aldığını hatırlatarak, Topkapı Sarayı’nda bulunan Cumhuriyetin önemli değerlerinin güvenlik amacıyla önce Ankara’daki Kara Kuvvetleri Komutanlığı binasına, daha sonra ise Gülhane binasına taşındığını söyledi. Sağlık çalışanlarının özverili çalışmalarına vurgu yapan Prof. Dr. Dağlı,"Çok büyük bir amaca hizmet ederek mesleğini büyük bir özveriyle yerine getiren tüm hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Ayrıca üniversitemizde edindikleri bilgi, birikim ve donanımla mesleklerini aynı özveriyle icra edeceklerine inandığım kıymetli öğrencilerimizin de bu anlamlı gününü tebrik ediyor; sağlıkla, başarıyla ve sevinçle kutlayacağımız nice bayramlar diliyorum" dedi. Programın açış konuşmasını yapan SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Murat Akkın, "Hekimlik, insan odaklı bir bilim olmasının yanında insanlığa adanmış bir sanattır; mesleğimiz penceresinden bakınca bugün insanlığın zarar gördüğü gelişmeleri endişe ve üzüntü ile izliyoruz" ifadelerini kullandı. Ülkemizde hekimlik mesleğinin 100 yılı aşkın süredir kendine ait bir bayrama sahip olmasının büyük bir anlam taşıdığını dile getiren Prof. Dr. Akkın, bu özel günün sağlık çalışanlarının emeğini, özverisini ve topluma sunduğu katkıları hatırlatması açısından önemli olduğunu vurgulayarak, hekimlik mesleğinin değerinin ne yazık ki çoğu zaman felaket dönemlerinde daha iyi anlaşıldığına dikkat çekti. Olağanüstü durumların ve felaketlerin beraberinde getirdiği sağlık sorunlarına da değinen Prof. Dr. Akkın, insan hayatını korumak ve toplum sağlığını geliştirmek için büyük bir sorumluluk üstlenen hekimlerin temel amacının, şiddet ve savaşların yol açtığı sağlık sorunları yerine hastalıkları ortaya çıkaran biyolojik yapıyı ve fizyolojik işleyişi bozan etkenlerle mücadele etmek ve koruyucu hekimliği güçlendirmek olduğunu vurguladı. Meslektaşlarının ve öğrencilerinin Tıp Bayramı’nı kutlayan Prof. Dr. Akkın, sözlerini "barış ortamlarında kutlayacağımız nice 14 Martlarda buluşmak üzere hepinize başarı ve kolaylıklar dilerim" diyerek tamamladı. SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şahin A. Sırmalı ise "Osmanlı’da Çağdaş Tıbbın Başlaması" başlıklı sunumunda Osmanlı Cihan Devleti’nin modern tıbba geçiş sürecini anlattı. Prof. Dr. Sırmalı, konuşmasına, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’ta yer alan şu sözlerini okuyarak başladı: "1919 senesi Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Vaziyet ve manzara-i umumiye: Osmanlı Devleti’nin dahil bulunduğu grup, Harb-i Umumi’de mağlup olmuş; Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir mütareke imzalanmış. Büyük Harbin uzun seneleri zarfında millet yorgun ve fakir bir halde" Ardından, 14 Mart 1827’de açılan ilk çağdaş tıp okulu Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne ile ilgili olarak Prof. Dr. Nusret Fişek’in şu sözlerine dikkat çekerek, "Bugünü bir okulun kuruluş günü olarak değil, çağdaşlaşma tutkumuzun gerçekleşmesi için atılan bir adım olarak kutluyoruz" şeklinde konuştu. Sultan II. Mahmut’un ileri görüşlü ve mantıklı kararlar veren bir padişah olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sırmalı, "Osmanlı ordusu artık yenilgiler almaya başlamıştı. Cephelerde savaşan askerler, ordular ve halk perişan durumdaydı. Bunun üzerine Sultan II. Mahmut, çağdaş bir tıp hizmeti verilmesi gerektiğine ve bu hizmeti sağlayabilecek, çağdaş eğitim almış hekimlere ihtiyaç olduğuna karar verdi. Bu doğrultuda hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi’ye (1774-1834) talimat verdi. Böylece çağdaş anlamda ilk tıp okulu olan Tıphane-i Âmire ve Cerrahhane-i Âmire, 14 Mart 1827 Çarşamba günü Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağı’nda kuruldu. Bu dönem, Osmanlı tıp eğitiminin modernleşme sürecinin en kritik aşamalarından biridir. Daha sonra kurulan Demirkapı Askerî Kışlası (1866-1903), modern tıp eğitiminin kurumsallaştığı yer hâline geldi. Türkiye’nin ilk modern radyologlarının, patologlarının, cerrahlarının ve kadın-doğum uzmanlarının yetiştiği bu kurum; Osmanlı modernleşmesinin tıp alanındaki en somut mekânlarından biri oldu. Aynı zamanda Tıbbiyeli geleneğinin (siyasi bilinç ve bilimsel modernleşme) doğduğu merkez olarak Türk tıp tarihinin hafızasında önemli bir yer edindi. Bu kurum, Gülhane Askerî Tıp Akademisi ve Haydarpaşa Tıbbiyesi gibi kurumlara giden yolun da öncüsü oldu" dedi. 3 Şubat 1919’da İngiliz birliklerinin karargâh yapmak amacıyla Haydarpaşa’da bulunan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’ye el koyduğunu ifade eden Prof. Dr. Sırmalı, günümüze kadar uzanan süreç hakkında da önemli bilgiler paylaştı. Ayrıca 3 Ocak 1953 tarihinde 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun kabul edildiğini belirtti. SANKO Üniversitesi Hastanesi Anadolu Toplantı Salonu’nda düzenlenen ve sunuculuğunu Tıp Fakültesi 3’üncü sınıf öğrencisi Hüseyin Hatımoğulları’nın yaptığı programa; SANKO Üniversitesi Genel Sekreteri Dr. Yusuf Ziya Yıldırım, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türkan Pasinlioğlu, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ayşen Bayram, SANKO Üniversitesi Hastanesi Genel Müdürü Dr. Sermet Kileci ile akademik, idari personel ve öğrenciler katıldı.