POLİTİKA - 12 Nisan 2024 Cuma 15:28

Silopi’de muhtardan köylülere 500 kişilik teşekkür yemeği

A
A
A
Silopi’de muhtardan köylülere 500 kişilik teşekkür yemeği

Şırnak’ın Silopi ilçesinde seçimi kazanan bir muhtar köylülere 500 kişilik teşekkür yemeği verdi.


Silopi ilçesi Çardaklı köyünde tekrar muhtar seçilen Abdulcebbar Kert, görevine yeniden seçilmesinin ardından köylülere teşekkür amacıyla bir mevlit yemeği düzenledi. Yemeğe Çardaklı köyü ve bağlı Yamaç, Sisli ile Çiçekli mezraları sakinlerinden oluşan yaklaşık 500 kişi katıldı.


Çardaklı Köyü Muhtarı Abdulcebbar Kert, tebrikleri kabul ettikten sonra yaptığı açıklamada, "Birlik ve beraberliğimiz sayesinde köyümüzde birçok hizmet gerçekleştirdik. Seçimlerin geçici olduğu baki olanın kardeşlik olduğu bilinciyle bana oy veren vermeyen tüm köylülerimize teşekkür ederim. Kardeşliğimizin, huzurun, birlik ve beraberliğimizin devamını diliyor, katılım sağlayan çok kıymetli köylülerimize teşekkür ediyorum" dedi.



Silopi’de muhtardan köylülere 500 kişilik teşekkür yemeği

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum İşte Karaz Kültürü’ne dair bilinmeyenler Prof. Dr. Mehmet Işıklı, Karaz kültürü ve halkları arasındaki ilişkide; adil olmaları, yönetici ve yönetilen sınıfın olmamasının dikkat çekici olduğunu dile getirdi Kafkas Dağlarından Doğu Akdeniz kıyılarına, Hazar kıyılarından Orta Anadolu düzlüklerine kadar uzanan "Karaz Kültürü"nde evlerin tek tip olduğunu anlatan Prof. Dr. Mehmet Işıklı " Yöneticinin, beyin evi ayrılmıyor. Mezarlarda çok farklılıklar yok. Savaş da yok. Bu şekilde mutlu yaşayan ’Şirinler’ gibi düşüneceğimiz halk grupları çıkıyor karşımıza Doğu Anadolu’nun yaylalarında. "Karaz kültürü 6000-6500 yıl önce ortaya çıkan, çobanlıkla geçinen insan grupları tarafından oluşturulmaya başlanıyor. Kısmen yerleşik, kısmen hareketli insan grupları. Bunların ekseriyatının hayvancılık bilinci olduğunu biliyoruz. İkinci planda ise tarım geliyor. Bu bölgedeki tarım biraz daha hayvancılığa bağlı. Bugün köylerde gördüğümüz, kışın hayvanın yiyeceği yeme dayalı veya bağda bahçede bostanda mevsimine göre insan ihtiyacı olan bir tarım faaliyeti söz konusu. Onun dışında büyük oranda her şey hayvancılığa bağlı" dedi. "Tapınak denilebilecek bir eser bulamadık" Karaz kültürüne bağlı toplulukların çok büyük köylerde yaşamadığını vurgulayan Işıklı, "30 ile 50 hane olduğunu tahmin ediyoruz. 100 ile 120 kişilik köyleri var bu kültürün. Bunlar, basit Tunç Çağı köyleri. Ovaların içerisinde korunaklı yerleri seçiyorlar. Dikkat ederseniz; Erzurum’un birçok köyünün içinde höyük vardır. Evlerini de basit, tek odalı veya 2 odalı olabilecek şekilde taş kemerli, kerpiç veya dökme çamurlu duvarlardan oluşan evler yapıyor. Bugünkü köy evlerinin biraz daha ilkel modeli. İnanç sistemleriyle ilgili çok bilgi yok, bugüne kadar yapılan kazılarda tapınak denilebilecek bir eser bulamadık" diye konuştu "Kap kacak, ocak var ama silah çok az" Yazı olmadığı için bu toplumun dağ, köy isimlerini veya birbirlerine verdikleri isimleri bilemediklerini ifade eden Işıklı, "Kültüre ait hikayeyi kap kacakların üzerindeki motif ve bezemelerden çözmeye çalışıyoruz. Bu toplum adildi. Yönetici ve yönetilen sınıfı yoktu. Evler aynı birbirine benziyordu. Bugüne kadar yaptığımız kazılarda hiçbir şekilde bir tahribat tabakası karşımıza çıkmadı. Bir savaş, bir vahşet, birbiriyle kıyım yok. Karaz halklarında hiçbir şekilde sosyal farklılaşma yok. Envanterlerine baktığımızda kap kacak, ocak var ama silah çok az. Savaşı gösteren, militarist yapıyı gösteren eserler yok karşımızda. O yüzden İngiliz bir araştırmacı, bunlara ’barışçıl çobanlar’ diyor. Sadece derdi hayvanını gütsün, geleceğini sağlasın, hayatta kalmayı başarsın. En çok mücadelesi belki olsa olsa yayla için otlak için veya su için yaptığı savaşlar olabilir diye düşünüyoruz. Ama bunların da hiçbiri yok. Mesela köylerinde savunma duvarları da yok. Bir tehlikeye karşı birbirlerine karşı mücadeleyi gösterecek hiçbir iz de yok elimize geçmiş olan. Bir iki yerde kemikler üzerinde bir vahşet var ama onlar çok münferit olarak kalıyor" şeklinde konuştu.
Erzurum Tabyalar cephe hattında önemli görevler yaptı Erzurum’da inşa edilen tabyalar, Osmanlı döneminde önemli bir cephe hattı görevi yaptı. Erzurum kuzeyde Dumlu Dağı, kuzeydoğuda Kargapazarı Dağları ve güneyde Palandöken Dağlarıyla çevrili, kuzeydoğu ve güneybatı arası uzaklığı 47 kilometre olan Erzurum ovasına hakim bir konumda kuruldu. Erzurum’un doğusunda bulunan Deveboynu Geçidi, kuzeyinde bulunan Gürcübogazı, güneyinde bulunan Palandöken geçidini gelebilecek Rus ve Iran saldırılarına karşı koruyabilmek için 21 tabya inşa edildi. Bunların 7 adedi 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’ndan önce yapıldı, diğerleri ise daha sonra inşa edildi. Ruslara karşı savunma için inşa edildi Erzurum’da yapılan ilk tabyaların tarihi 18’inci yüzyıldaki Osmanlı-İran savaşına kadar uzanıyor. Ancak en büyük tabyalar 19’uncu yüzyılın başından itibaren, Ruslar’ın Doğu Anadolu’ya yaptıkları baskın ve istilalardan şehri korumak amacıyla inşa edildi. Şehrin çevresinde görüş açısı yüksek tepelere inşa edilen bu stratejik yapıların sayısı 22’yi buluyor. İçlerinde karargah binaları, askeri barınaklar, eğitim sahaları, yemekhaneler, sarnıçlar, pusu odaları yer alan bu tabyalar; bazen tek, bazen de bir kaç büyük yapının birleşiminden meydana geliyor. Büyüklükleri ve konumları değişen tabyaların en önemlileri şehrin hemen doğusunda bulunan Mecidiye ve Aziziye tabyaları olarak ifade ediliyor. 93 Harbinde kritik işlevleri oldu Tabyaların tamamı taştan inşa edilirken, mimari üsluptan ziyade sağlamlık ve kullanım esasları ön plana çıkıyor. Yan yana odalardan meydana gelen tabyaların, üzerleri kalın bir toprak tabakasıyla örtülü. Düşmanın geleceği yönün öteki tarafında askerlerin toplantı avlularına, depo, revir, gibi bölümlere yer verildi. Tabyaların en geniş bölümünde kışla odaları bulunurken, bunlar birbirleri ile bağlantılı dikdörtgen şekilde inşa edildi. Odaların genişlikleri 3-4 metre derinlikleri 6-14,5 metredir. Genellikle tek katlı olan kışla odalarının bazıları yer kazanmak amacıyla ahşap kalaslarla ikiye bölünmüş ve iki katlı hale getirildi. Bu tabyalar (Mecidiye ve Aziziye) "93 Harbi" olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nda, Rusların ilerleyişinin durdurulmasında kritik bir işlev gördü.
Erzurum Palandöken bayramda cıvıl cıvıl Palandöken Kayak Merkezi, Ramazan Bayramı’nda yoğunluk yaşadı. Kayak sezonunun uzamasını ve tatili fırsat bilen kayakseverler adeta dağa akın etti. Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen kış turizm merkezlerinden biri olan Palandöken Kayak Merkezi, Ramazan Bayramı tatiliyle birlikte en hareketli günlerini yaşıyor. Mart ayının sonuna gelinmesine rağmen yaklaşık 279 santimetre bulan kar kalınlığı ve "kristal kar" kalitesiyle dikkat çeken Palandöken, bayramı kar üstünde geçirmek isteyen yerli ve yabancı turistlerin akınına uğradı. Bayram tatilinin başlaması ve okulların ara tatilde olmasıyla birlikte Palandöken’deki otellerde doluluk oranları en üst noktalara çıktı. Şehir dışından ve yurt dışından gelen binlerce turist, güneşli hava eşliğinde kayak yapmanın tadını çıkarıyor. Kayak ile birlikte özellikle çocuklar kızaklarıyla keyifli anlar yaşıyor. Otel işletmecileri, mart ayında bu denli yoğun bir ilginin bölge ekonomisi için büyük bir kazanç olduğunu belirttiler. Palandöken sadece gündüz değil, Türkiye’nin en uzun ışıklandırılmış pistleri sayesinde gece de kayak tutkunlarını ağırlıyor. Bayram özel etkinlikleri kapsamında düzenlenen müzik yayınları, çocuklar için hazırlanan animasyonlar, tatilin coşkusunu ikiye katlıyor. Erzurum Büyükşehir Belediyesi ve ilgili turizm birimlerinin aldığı yoğun güvenlik önlemleri sayesinde tatilciler, güvenli ve huzurlu bir ortamda bayramın tadını çıkarıyor. 87 kilometre uzunluğunda 55 piste sahip olan Palandöken, saatte 24 bin kişi taşıma kapasiteli 19 lift sistemine sahip. Kayak merkezinde 943 metre uzunluk ve 7 metre genişlikte dünya standartlarının üzerinde geleneksel kızak pisti bulunuyor.
Kayseri Kazım Karabekir 2. Etap Kentsel Dönüşüm Projesi hız kesmeden devam ediyor Melikgazi Belediyesi olarak yerinde kentsel dönüşümde öncü ve referans belediye olduklarını söyleyen Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, Kazım Karabekir Mahallesi’nde 20 blok ve 838 daireden oluşan 2. Etap Kentsel Dönüşüm Konutlarının hızla yükseldiğini hatırlattı. İlçenin yaşam kalitesini yükseltmek, daha modern, daha yaşanabilir bir ilçe için kentsel dönüşüm projelerine devam ettiklerini söyleyen Başkan Palancıoğlu, "Kentsel dönüşümle ilgili çok büyük projeleri hayata geçirdik. Anbar, Battalgazi, Kazım Karabekir, Yıldırım Beyazıt, Altınoluk, Çorakçılar Mahallesi, Köşk Mahallesi gibi mahallelerimizde kentsel dönüşüm çalışmalarımıza tam gaz devam ediyoruz. Yeni projelerimiz üzerinde de çalışmalar yapıyoruz. Kentsel dönüşüm, geleceğe bırakacağımız en büyük mirastır anlayışı ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kentsel dönüşüm projelerimizde okulu, parkı, yeşil alanı, pazarı, camisi, sosyal donatıları yapılmış her türlü belediye hizmetlerinin olduğu çağdaş standartlara ulaşmış bir mahalle kurmayı hedefliyoruz. Kazım Karabekir Mahallemiz yapmış olduğumuz projelerimiz ile beraber hem gelişiyor hem de değişiyor. Kentsel dönüşüm çalışmalarımızla sadece konutları yenilemiyor, aynı zamanda yaşam alanlarının modernleştirilmesini ve şehir estetiğinin artırılmasını da amaçlıyoruz. Kentsel dönüşümle birlikte dönüşüme giren mahallelerimizde fiziki ve sosyal doku da iyileşiyor. Yeni projelerimizle de vatandaşlarımızı rahat ettirmek, yüzlerini güldürmek için uğraşıyoruz. Kazım Karabekir Mahalle’mizde 20 blok ve 838 daireden oluşan 2. Etap Kentsel Dönüşüm Konutlarımız neredeyse tamamlanmak üzere. İnşallah blokları tamamlayıp kısa sürede teslim etmek istiyoruz. Melikgazi’miz depreme ve afetlere karşı çok daha dirençli bir ilçe olarak yoluna devam edecek. Rabbim kazasız belasız binaları yapıp bitirmeyi nasip etsin" dedi.