SAĞLIK - 20 Şubat 2026 Cuma 11:55

Hastalığı yüzünden yıllarca evden çıkamadı, şimdi ise çekinmeden çıkabiliyor

A
A
A
Hastalığı yüzünden yıllarca evden çıkamadı, şimdi ise çekinmeden çıkabiliyor

Gül hastalığı yüzünden sosyal hayattan kopan ve yıllarca evden çıkamayan Neriman Aksoy, Sivas’ta gördüğü tedavinin ardından sağlığına ve özgüvenine tekrar kavuştu.


Yozgat’ta yaşayan 4 çocuk annesi 52 yaşındaki Neriman Aksoy, yaklaşık 20 yıl önce halk arasında ‘gül hastalığı’ olarak bilinen cilt rahatsızlığına yakalandı. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte yüzünde strese bağlı yaralar ve iltihaplı sivilceler oluşmaya başlayan Aksoy, uzun yıllar hem fiziksel hem de psikolojik açıdan büyük sıkıntılar yaşadı. Yüzündeki yaralar nedeniyle sosyal hayattan uzaklaşan Aksoy, zamanla insanların bakışlarından rahatsız olmaya başladı. İnsanların bakışları nedeniyle insan içerisine çıkmakta zorlanan Aksoy, bu süreçte oğlunun kız isteme merasimine ve düğününe bile katılamadı. Çevresindeki kişilerin tavsiye ettiği çeşitli yöntemleri deneyen Aksoy’un cilt sorunları daha da ağırlaştı. Yıllarca farklı doktorlara başvuran ancak bir türlü sonuç alamayan Aksoy, son çare olarak Sivas’ta çalışan dermatoloji uzmanı Selma Uçar’a başvurdu. Burada başlanan tedavi sürecinde birkaç seansın ardından yüzündeki yaraların belirgin şekilde azaldığını fark eden Aksoy, zamanla sağlığına kavuşmaya başladı. Tedavinin ilerlemesiyle birlikte özgüveni yeniden yerine gelen Aksoy, uzun bir aradan sonra rahatlıkla dışarı çıkıp sosyal hayata karışmanın mutluluğunun yaşamaya başladı. Hocalara bu süreçte teşekkür ettiğini söyleyen Neriman Aksoy, "İlk buraya geldiğimde yüzüm çok kötüydü. Ağlayarak tedavi olmaya geldim. Daha sonrasında ise yüzüm gülmeye başladı" ifadelerine yer verdi.



"Oğlumun düğününe gidemedim"


Bu hastalıktan dolayı çok utandığın söyleyen Neriman Aksoy, "Bu hastalık 20 yıldır bende vardı. Çok fazla doktora gittim ama çaresini bulamadım. Önceden bende böyle bir rahatsızlık yoktu. Strese bağlı bu hastalık çıktı. İlk olarak dudağımın kenarında bir sivilce çıktı ve daha sonrasında bu çoğalmaya başladı. Ben, bu hastalığı tedavi etmek için kim ne dediyse onları yaptım. Yüzüme sarımsak ve çamur gibi farklı şeyler sürdüm. Ben bunları yüzüme sürünce yüzüm daha kötü oldu ve bakılabilecek gibi değildi. Bu hastalıktan dolayı çok utandım. İnsan içine çıkamaz oldum. Oğlum kendine evlenmek için kız bulduğunda dahi istemesine gidemedim. Yaralarımdan dolayı oğlumun düğününe bile katılamadım ve çok üzüldüm. İlk buraya geldiğimde yüzüm çok kötüydü. Ağlayarak tedavi olmaya geldim. Daha sonrasında ise yüzüm gülmeye başladı. Tedavi aşaması 6 ay sürdü. Hocamdan ve çalışanlara çok teşekkür ediyorum" dedi.



"Hikayesini gözleri dolarak anlattı"


Hastanın iyileştiğini gördükten sonra mutlu olduklarını belirten Dermatoloji Uzmanı Selma Uçar, "Hastam bana yaklaşık bir yıl önce Yozgat’tan başvurdu. Hikayesini bize gözleri dolarak anlattı. Yüzündeki yaralardan dolayı oğlunun düğününe gidemediğini ve bakışlardan çok rahatsız olduğunu söyledi. Her yere cildiyle alakalı başvurduğunu ama bir çözüm bulamadığını söyledi. Sonrasında yaklaşık iki seans sonra yüzü gülmeye başladı. O böyle çok üzgün bakan hastamız, etrafa neşe saçmaya başladı gerçekten. Cilt hastalıkları, maalesef insanın sosyal hayatını, öz güvenini, her şeyini bazen alt üst ediyor. Hastamızda o özgüvenin patlamasını resmen gözlerimizle gördük. Bu bizim kliniğimiz için inanılmaz mutluydu. Bir de maalesef kremler ve haplar çok yetersiz kalıyor. Çünkü bu hastalık yüzde damarları çatlatıp kalıcı hasara sebep olan bir hastalık. Bunu ancak lazerle ve mezoterapilerle tedavi edebiliyorsunuz. Elbette ki aslında hastalığı hastamızda tamamen geçiremedik. Geçiremeyiz, çünkü bu bir genetik rahatsızlık. Biz klinikçe ekonomik durumu sıkıntılı olan hastaların sosyal hayatını etkileyecek bir cilt hastalığı varsa eğer bunu ücretsiz tedavi etme noktasında elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu söylemek isterim" diye konuştu.



Hastalığı yüzünden yıllarca evden çıkamadı, şimdi ise çekinmeden çıkabiliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tekirdağ Tekirdağ’da jandarmadan mart ayında kapsamlı operasyon: 277 şüpheli yakalandı, 13’ü tutuklandı Tekirdağ’da jandarma ekiplerince mart ayında gerçekleştirilen operasyonlarda çok sayıda silah, uyuşturucu madde ve kaçak ürün ele geçirilirken, 277 şüpheli hakkında işlem yapıldı. İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince uyuşturucu ile mücadele ve silah kaçakçılığının önlenmesine yönelik 01 Mart-31 Mart tarihlerinde il genelinde geniş çaplı operasyonlar düzenlendi. Yapılan aramalarda 15 adet tabanca, 21 adet av tüfeği, 4 adet kurusıkı tabanca, 427 adet tabanca fişeği ve 830 adet av tüfeği mühimmatı, 422 gram esrar, 596 gram bonzai, 226 gram metamfetamin, 1 gram skunk, 101 gram kenevir tohumu ve 8 bin 722 adet sentetik ecza, 2 hassas terazi ve 20 adet uyuşturucu kullanma aparatı ele geçirildi. Kaçakçılık ve organize suçlara yönelik çalışmalarda ise 56 bin 393 adet sahte ürün, 248 bin 780 adet dolu makaron, 94 bin 400 adet boş makaron, 430 adet elektronik sigara, 62 kilogram açık tütün ve 1460 kilogram nargile tütünü ele geçirildi. Ayrıca 586 litre alkollü içki ile 45 litre etil ve metil alkol, 3 adet damıtma düzeneği ve 3 adet elektronik makaron doldurma makinesi bulundu. Tarihi eser kaçakçılığına yönelik operasyonlarda 12 adet tarihi obje, 94 adet sikke, 14 adet çeşitli tarihi eser ile 2 adet dedektör ve 7 adet kazı malzemesi, 15 kilogram barut, 1 adet jeneratör, 2 adet para sayma makinesi, 132 adet senet, 4 adet çek, 5 adet ajanda, 9 adet cep telefonu, 2 adet bilgisayar ve 1 adet tablet ele geçirildi. Gerçekleştirilen operasyonlarda toplam 277 şüpheli yakalanarak haklarında yasal işlem yapılırken, 13 şüpheli çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Jandarma Komutanlığının, halkın huzur ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik suç ve suçlularla mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğü bildirildi.
Osmaniye Baba Yeşil, "Rahmetli olan öğretmenini, özellikle matematik öğretmenini çok seviyordu" Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde bulunan Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen silahlı saldırıda 1 öğretmen ve 8 öğrencinin hayatını kaybettiği, 17 öğrencinin ise yaralandığı olayda yaşamını yitiren 11 yaşındaki Adnan Göktürk Yeşil’in acısı Osmaniye’ye düştü. Kahramanmaraş’ta gerçekleşen saldırıda hayatını kaybeden Adnan Göktürk Yeşil’in ailesinin yaşadığı Osmaniye’nin Düziçi ilçesine bağlı İrfanlı Mahallesi’nde yaşadığı evine taziye çadırı kuruldu. Aile ve yakınları, küçük Adnan’ın kaybıyla büyük üzüntü yaşadı. "Rahmetli olan öğretmenini, özellikle matematik öğretmenini çok seviyordu" Adnan tek çocuğumuz olduğu için çok üzgünüz diyen Baba Cevdet Yeşil," Çocuğumuz çalışkan, başarılı bir çocuktu. Beşinci sınıfa geçmişti. Kendisi bu okulda okumayı çok istiyordu. O okul başarılı bir okuldu, iyi öğretmenleri vardı. Biz de kendisini kırmadık, o okula yazdırdık. Yine rutin, her zamanki gibi öğlen 12’de servisine bindi. Zaten öğlenciydi, beşinci sınıflar. Sonra saat 2-2 buçuk gibi okulda bir çatışma olduğunu söylediler. Biz de apar topar gittik. Maalesef saat 5’e kadar oğlumuzu aradık. Bir şekilde emniyet güçleri bize ulaştı. Hastaneye gittik, orada teşhis ettik. Oğlumuzun rahmetli olduğunu gördük. Okulunda 5. sınıftaydı ve deneme sınavında okul ikincisi olmuştu. Madalya taktılar, çok mutluydu. Rahmetli olan öğretmenini, özellikle matematik öğretmenini çok seviyordu. Matematik öğretmeni dersleri çok kolay ve güzel anlatıyormuş. Zanlı, matematik öğretmenini de vuruyor, ardından çocukları şehit ediyor. Sonuç böyle oluyor. Başarılıydı, çalışkandı. İnançlı, dürüst, vatanını milletini çok seven bir evladım vardı. 11 yaşında olmasına rağmen çok bilinçliydi. Bir tek çocuğumuz olduğu için çok üzgünüz. Allah, milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın. Mekânı cennet olsun. İnşallah Peygamber Efendimiz’in yanında olur, cennette makamı yüksek olur" diye konuştu. Kelimeler boğazıma düğümleniyor Çocuğumuz çok naif çalışkan bir çocuktu diyen dayı Ahmet Cuma, "Yüreğimiz, ciğerimiz yanıyor. Başka evlatlar yanmasın. Sabah yavrucağımız annesinin elini öpüp, koklaşıp gitti. Şimdi toprağa verilecek. Bu acılar yaşanmasın. Buna hükümet olarak çok büyük ricamız var. Adnan zeki, akıllı, başarılı bir çocuktu. Nasıl tarif edeyim, üzerine söylenecek bir şey yok ki, Ciğerim, yüreğim yanıyor. Kelimeler boğazımda düğümleniyor" dedi. Öte yandan, Adnan Göktürk Yeşil’in cenazesinin öğle namazına müteakip Haruniye Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından Düziçi ilçesindeki Yeşiller Aile Mezarlığı’nda defnedileceği bildirildi.
Manisa Görme engelliler için toplu taşımada "Sesli uyarı" talebi Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, görme engelli vatandaşların toplu taşıma araçlarını daha güvenli ve bağımsız kullanabilmesi için duraklarda ve araçlarda sesli uyarı sistemlerinin yaygınlaştırılmasını istedi. Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, görme engelli bireylerin günlük yaşamda karşılaştıkları en büyük sorunlardan birinin toplu taşımaya erişim olduğunu belirterek, bu alanda acil düzenleme yapılması gerektiğini söyledi. Köse, özellikle otobüslerde ve duraklarda sesli uyarı sistemlerinin hayata geçirilmesinin, görme engelli vatandaşların yaşam kalitesini önemli ölçüde artıracağını ifade etti. Toplu taşıma araçlarına binerken ve inerken büyük zorluklar yaşandığını vurgulayan Köse, "Hangi aracın durağa geldiğini, hangi durakta inileceğini bilmek görme engelli bireyler için hayati önem taşıyor. Sesli uyarı sistemleri bu noktada büyük bir ihtiyacı karşılıyor" dedi. Sesli sistemlerin yalnızca bir kolaylık değil, aynı zamanda temel bir erişilebilirlik hakkı olduğuna dikkat çeken Köse, bu uygulamanın yaygın olduğu şehirlerde görme engelli bireylerin toplumsal hayata daha aktif katıldığını dile getirdi. Köse, "Bu sistemler sayesinde bireyler kimseye ihtiyaç duymadan seyahat edebiliyor, özgüvenleri artıyor ve sosyal hayata daha güçlü şekilde dahil oluyor" diye konuştu. Uygulamanın hayata geçirildiği bölgelerde hem güvenliğin hem de konforun arttığını belirten Köse, sesli anons sistemlerinin durak isimlerini ve hat bilgilerini net bir şekilde ileterek karışıklığı ortadan kaldırdığını söyledi. Bu sayede sadece görme engelli bireylerin değil, yaşlılar ve yabancı yolcular gibi farklı grupların da toplu taşımadan daha verimli faydalandığını kaydetti. Yetkililere çağrıda bulunan Köse, tüm şehirlerde toplu taşıma araçları ve duraklarının erişilebilir hale getirilmesi gerektiğini belirterek, "Erişilebilir bir şehir, herkes için yaşanabilir bir şehirdir. Sesli uyarı sistemleri artık bir tercih değil, zorunluluktur" ifadelerini kullandı.