EĞİTİM - 12 Şubat 2026 Perşembe 17:19

Sivas’ın bacasız fabrikası 52’nci yılını kutladı

A
A
A
Sivas’ın bacasız fabrikası 52’nci yılını kutladı

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin (SCÜ) 52’inci kuruluş yıl dönümü törenle kutlandı. Yarım asrı deviren üniversitenin akademik başarılarının ve stratejik yatırımlarının damga vurduğu programda, sağlıkta markalaşma ve uluslararası başarılar ön plana çıktı.


Sivas’ta 9 Şubat 1974 tarihinde kurulan ve şehrin en önemli değerlerinden birisi olan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin 52’nci kuruluş yıldönümü kutlandı. Programa Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, Belediye Başkanı Adem Uzun ile il protokolü katıldı. Törene Anadolu Üniversiteler Birliği üyesi üniversitelerin rektörleri ve çevre illerden gelen toplam 21 rektör de katıldı.



"SCÜ, ülkemize değer katmaya devam etmektedir"


Programda konuşan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Şengönül, "Sivas’ımız, Anadolu Selçuklu Devleti döneminde 13. yüzyılda inşa edilen Gök Medrese, Buruciye Medresesi ve Şifaiye Medresesi gibi yapıları ile bilim, eğitim ve kültürün önde gelen merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Bu yapılar, şehrimizin tarih boyunca öğrenmeye ve ilme verdiği değerin somut göstergeleridir. Bu köklü mirasın üzerine inşa edilen Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Cumhuriyetimizin 50’inci yılı anısına kurulmuş ve 9 Şubat 1974’ten bu yana ülkemizin köklü eğitim kurumlarından biri olarak yoluna devam etmektedir. Bugün bünyesinde 18 fakülte, 4 enstitü, 1 konservatuvar, 4 yüksekokul, 14 meslek yüksekokulu ve 37 Araştırma Merkezi bulunan üniversitemiz; 2 bin 343 akademik personeli, 3 bin 539 idari personeli, 47 bin 475 öğrencisiyle büyük bir akademik aileye dönüşmüş; 2 bin 565 yabancı öğrencisiyle de uluslararasılaşma hedeflerini başarıyla sürdürmektedir. Geniş kampüsünde tıptan mühendisliğe, sosyal bilimlerden güzel sanatlara uzanan akademik deneyimiyle ülkemize değer katmaya devam etmektedir" dedi.



"Üniversitemiz gelişimini sürdürüyor"


Üniversitenin her yıl yeni başarılara imza attığını ifade eden Prof. Dr. Şengönül, "Yenilikçi yaklaşımımız ve ortak akılla ilerleyen yönetim anlayışımızla birlikte üniversitemizin geleceğe emin adımlarla yürüdüğünün kanıtıdır. Son verilere göre, fakültelerimiz, enstitülerimiz ve yüksekokullarımız bünyesinde gerçekleştirilen akademik faaliyet sayılarında 2025 yılı önceki yıllara oranla çarpıcı bir artış göstermiştir. Gelinen aşamada üniversitemiz, yükseköğretimin en saygın değerlendirme sistemlerinden biri olan Times Higher Education (THE) World University Rankings 2026 sonuçlarında önemli başarılar elde ederek uluslararası görünürlüğünü de artırmıştır. Alan bazlı sıralamalarda özellikle Yaşam Bilimleri, Mühendislik, Fizik Bilimleri ile Tıp ve Sağlık Bilimleri alanlarında dikkat çekici performans sergilemiştir. Yaşam Bilimleri alanında Türkiye’de 6 plus aralığında, Mühendislik alanında dünya sıralamasında 801-1000, Türkiye sıralamasında 21 plus aralığında yer almıştır. Fizik Bilimleri alanında ise dünya sıralamasında 801-1000, Türkiye sıralamasında 13 plus aralığında yer alırken, Tıp ve Sağlık Bilimleri alanında Türkiye’de 27 plus aralığında yer almıştır. Bu başarılar bile tek başına üniversitemizi daha nitelikli, daha güçlü ve daha saygın bir noktaya taşımak için kararlılıkla ilerlediğimizin en somut göstergesidir. Bugün geldiğimiz noktada üniversitemiz, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yükseköğretime ve bilime verdiği güçlü destek sayesinde gelişimini sürdürmektedir" şeklinde konuştu.


Programın sonunda "Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları" listesine giren akademisyenlere ve üniversiteye 40 yılı aşkın süredir hizmet veren personele plaket takdim edildi.



Sivas’ın bacasız fabrikası 52’nci yılını kutladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aksaray Kızının komşusuna telefon bankacılığı bilgilerini verdi, hayatı karardı Aksaray’da kendisine yardımcı olma vaadinde bulunan kızının komşusuna telefon bankacılığı uygulamalarını tanımlatan adam hayatının şokunu yaşadı. Dolandırıcılıkla suçlanan adam gözyaşlarıyla yardım istedi. Olay, Aksaray’ın Cumhuriyet Mahallesi’nde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, 55 yaşındaki Gazi Özdemir’in kızı komşusuyla birlikte babasının evine ziyarete gitti. Evde sohbet esnasında boşanma aşamasında olduğunu dile getirip yaklaşık 300 bin lira borcu olduğunu anlatan Gazi Özdemir, kızının komşusunun ‘Sana yardım edebilirim’ sözleri üzerine umuda kapılıp kimlik bilgilerini verdi. İddiaya göre, E.E. isimli şahıs Gazi Özdemir’in telefonunu alarak burada yüklü olan tüm mobil bankacılık uygulamalarını kendi telefonuna aktardı. Ardından tanımlamak için telefonla banka uygulamalarından Gazi Özdemir’in biyometrik yüz tanımlamasını yapıp şifresiz girişleri aktif etti. Ziyaretten yaklaşık 1 ay sonra e-ticaretle siteden alışveriş yapıp para gönderdiğini söyleyen, ancak ürünün gelmediğini ifade eden bir şahıs para yatırdığı hesabın sahibi Gazi Özdemir’e ulaşıp satın aldığı ürünü sordu. Ne olduğunu anlayamayan Gazi Özdemir telefon numarasını değiştirerek bankaya numara tanımlatmak için gitti. Banka şubesine gelen Gazi Özdemir burada öğrendikleriyle hayatının şokunu yaşadı. Banka personelinden önce hesabında bloke olduğunu öğrendi, sonra da birkaç milyon liranın hesabına giriş ve çıkış yapıldığını öğrendi. Neye uğradığını şaşıran adam durumu hemen polise bildirdi. Polis ise yaptığı incelemelerde Gazi Özdemir’in hesap numarasının dolandırıcıların eline geçtiğini ve dolandırıcıların site üzerinden e-ticaret yapıp ürün sattıklarını, vatandaşlar tarafından alınan ürünlerin tüm parasının Gazi Özdemir’in hesabına geldiğini ancak hiç bir tüketiciye ürün gitmediğini, tüm para akışının ise bu hesaplar üzerinden sağladığını ortaya çıkardı. Yaşadığı olayı anlatan Gazi Özdemir, "Bir kişinin Türkiye genelinde mağdur ettiği insanlardan birisiyim. Kızım komşusuyla birlikte bize ziyarete geldi. 300 bin liraya yakın borcum var. Sohbet esnasında bunları konuştuk. Bana, ‘Ben senin borcunu kapatmaya çalışacağım’ diyerek benim telefonumu aldı. Kendisinde de 2 tane telefon vardı. Benim telefonumu aldıktan sonra kendindeki telefonla da bir şeyler yaptı. Bankalara yüz tanıması yapacağını söyledi. Tüm banka hesaplarıma yüz tanıma profilimi kullandı. Kimliğimi de istedi ayrıca. Olaydan yaklaşık 1 ay sonra telefon numaramı değiştirdiğim için bankaya gittim. Banka görevlisiyle görüştüğümde bana, ‘Senin hesabında bloke var’ dedi. ‘Nasıl olur, benim ömrü hayatımda böyle bir şey olmadı’ dedim. Banka personeli ekranı bana doğru çevirip, ‘Bu insanı tanıyor musun?’ diye sordu. Tanıdığımı söyledim. ‘Bu sürekli sana para göndermiş’ dedi. Ben dolandırıldığımı anladım, mağdur oldum. Ben perişan oldum başkası perişan olmasın" dedi. Olayla ilgili Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığınca tahkikat başlatıldı.
İstanbul Bakan Kurum: "Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir, tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon’’ Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir, tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon. Bu ilkelerle hareket ederek Mart ayında güçlü ve sağlam yapılandırılmış eylem ajandamızı dünyaya ilan edeceğiz’’ dedi. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) İstanbul Beşiktaş’ta düzenlendi. Beşiktaş’taki bir otelde gerçekleşen konferansa, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanı sıra COP30 Başkanı Andre Aranha Correa do Lago, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçevesi İcra Sekreteri Simon Stiell, yurt dışından temsilciler ve davetliler katıldı. Tanıtım filminin yayınlanmasının ardından temsilciler ortak basın toplantısı düzenledi. Konferansta söz alan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP toplantılarının dünyanın en yüksek iklim toplantısı olduğuna ve dünya liderlerini de tek masa etrafında toplama gücüne sahip bir organizasyon olduğuna dikkat çekti. Bakan Kurum, "COP toplantıları çok kritik ve kıymetlidir, çünkü dünyamız, iklim krizinin yıkıcı etkilerini her gün daha sert şekilde yaşamaktadır. Dahası, iklim değişikliği, sadece bir çevre krizi değil; ticaretten ulaşıma, sanayiden gıdaya, enerjiden eğitime kadar insan yaşamına dair her alanı etkileyen bir varlık-yokluk meselesi haline gelmiştir. İşte dünyanın içinde bulunduğu bu kriz döneminde Türkiye, engin tarihi birikimi, iklim krizine dair attığı somut adımlar ve küresel adalete duyduğu inançla, COP31’e Antalya’mızda ev sahipliği yapacaktır. Hakikaten son 3 aydır; 9-20 Kasım tarihleri arasında gerçekleştireceğimiz COP31’in başarılı bir şekilde sonuçlanması için yoğun bir mücadele içerisindeyiz. Bu çerçevede dün ve bugün İstanbul’da; İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryası, Avustralya, Azerbaycan ve Brezilya’dan üst düzey katılımcılarla Birinci Stratejik Misyon çalışmamızı başarılı bir şekilde tamamladık’’ dedi. "Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir" 9-20 Kasım 2026’da Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek olan COP31 toplantısına tüm detaylarıyla çalıştıklarının bilgisini veren Bakan Kurum, "COP31 Başkanlığı olarak, bu mirası sahipleniyor, COP31 sürecini sonuç odaklı bir anlayışla yürütmeyi hedefliyoruz. COP31’i başarılı kılmak amacıyla, Türkiye ve Avustralya olarak, istişare ve işbirliğine dayalı bir anlayışıyla çalışacağız. Dünyanın COP31’den beklentilerinin yüksek olduğunun farkındayız. Bizim sorumluluğumuz, bu beklentileri doğru okumak, taraflar arasında güven inşa etmek ve sonuç üretmektir. Hep söylediğimiz bir şey var. Biz, COP31’i yalnızca bir konferans olarak görmüyoruz, kimse de öyle görmemelidir. Türkiye’nin COP31 yaklaşımı nettir, tek ses değil diyalog, ayrılık değil uzlaşı, durağanlık değil aksiyon. Bu ilkelerle hareket ederek Mart ayında güçlü ve sağlam yapılandırılmış eylem ajandamızı dünyaya ilan edeceğiz. Kimseyi geride bırakmadan, tarafsız, adil bir başkanlık anlayışıyla herkesin sesini duyacak, duyuracak ve cesaretlendireceğiz. Küresel iklim eyleminde geriye gidiş kabul edilemez. Tüm ülkelere eşit biçimde tanınan uygulama esnekliğinin ve geçiş sürecine yönelik toleransın artık sıfır noktasında olduğunu herkese en açık ifadelerle anlatacağız. Bu yaklaşım, yalnızca teknik bir müzakere çerçevesini değil; insanlığın doğayla kurduğu kadim ilişkiyi yeniden hatırlatan, medeniyetlerin ortak hafızasından beslenen bir sorumluluk anlayışını temsil etmektedir" diye konuştu. "Göbeklitepe’yi geleceğin COP’u olarak tanımlıyoruz" Göbeklitepe’nin insanlık tarihinin başlangıç noktası olduğunu ve insanlığın bir araya gelerek ilk kez bir anlam oluşturduğuna vurgu yapan Bakan Kurum, "Bu yönüyle COP31’i insanlığın yeniden bir araya geldiği, ‘Geleceğin COP’u’ olarak tanımlıyoruz. Evet, Diyalog, COP31 sürecinin başlangıç noktasıdır. Bu çerçevede COP31; hükümetlerin, özel sektörün, şehirlerin, gençlerin ve sivil toplumun anlamlı biçimde dinlendiği, farklı sorumlulukların kabul edildiği kapsayıcı bir istişare zemini oluşturacaktır. Uzlaşı, bu diyalog zemininde inşa edilecek ikinci aşamadır. COP31; iddia ile uygulanabilirlik, hakkaniyet ile sorumluluk arasında denge kuran, ülkelerin kalkınma önceliklerini gözeten gerçekçi taahhütlere odaklanacaktır. Ve Aksiyon. Aksiyon, bu sürecin nihai hedefidir. COP31, taahhütleri sahaya indiren; yatırım, politika uyumu, kamu-özel sektör iş birlikleriyle desteklenen somut uygulamaları öncelikli kılacaktır. Bu üç ilke ile, COP31’i söylem ağırlıklı bir müzakere sürecinin ötesine taşıyacak; güven üreten, sonuç odaklı ve reel sektörlerde uygulama çalışmalarını önceleyen bir başkanlık anlayışını sürecin tüm aşamalarında sergileyeceğiz" ifadelerini kullandı. "Bu sürecin en önemli toplantısı, hiç şüphesiz Liderler Zirvesi olacak" Bu yılın Kasım ayında Antalya’da yapılacak olan COP31 konferansının en önemli kısmının 2 gün sürecek olan liderler zirvesi olacağına dikkat çeken Kurum, "Zirvenin ilk gününde devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla yüksek düzeyli genel oturumlar ve stratejik liderlik mesajları verilecek. İkinci gününde ise uygulama odaklı yuvarlak masa toplantılarıyla birlikte ortaklıklar geliştirilecek. Tabi burada şunun altını kalın şekilde çizmekte fayda var. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği, Türkiye’nin dış politikasında kökleşmiş olan; konuşabilen, dinleyebilen, denge kurabilen ve sonuç üretmeye odaklanan diplomasi anlayışını temsil etmektedir. Bu yaklaşım, iklim diplomasisinde de tarafları aynı masa etrafında buluşturabilen, güven inşa eden ve uzlaşıyı mümkün kılan güçlü bir siyasi rol üstlenecektir. Diğer taraftan, COP31’in özellikle aksiyon boyutu ‘Değer Temelli’bir anlayışla güç kazanmaktadır. Sayın Emine Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen Sıfır Atık Hareketi, iklim eyleminin yalnızca söylem düzeyinde kalmadığını sonuç odaklı bir dönüşüm çerçevesine taşınabileceğini tüm dünyaya göstermiştir" şeklinde konuştu. "Çok taraflılık, insanlığın ortak geleceğini koruyacak yegane meşru ve etkili zemindir" Dünyada yaşanan iklim krizinde tek çözümün çok taraflı düşünmek ve ortaklaşa hareket etmek olduğuna kaydede Bakan Kurum, "COP31 Başkanlığı olarak, sonuç üretmeye odaklanan güçlü bir vizyonla, çok taraflılığa olan güveni yeniden inşa etmeye kararlıyız. Çünkü biz biliyoruz ki, COP31’in yapılacağı ülke olan Türkiye; yüzyıllar boyunca kötülüğün karşısında iyiliğin, adaletsizliğin karşısında hukukun, çirkinin karşısında güzelin yanında saf tutmuştur. İklim değişikliğinin tüm dünyayı kasıp kavurduğu bu dönemde de insanlığın yanında durmaktadır. Şunu unutmayalım, kadim dünyadan bugüne ulaşan tek bir reçete vardır. Doğayla uyumlu yaşamak! Çünkü Dünya ortak evimiz ve bizim gideceğimiz başka bir yer, başka bir ev, başka bir sığınak yok. İşte bu şuurla diyoruz ki, Türkiye küresel iklim krizine karşı verilecek mücadelenin doğal merkezidir" diye belirtti.
Balıkesir Balıkesir ve Çanakkale’de Ramazan ayı boyunca "Asırları Aşan Hayır" Sofrası Balıkesir ve Çanakkale Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Ramazan ayı boyunca ücretsiz iftar sofraları kurmaya hazırlanıyor. 25 Bölge Müdürlüğü aracılığıyla gerçekleştirilecek organizasyonlarla binlerce vatandaş aynı sofrada buluşacak. "Asırları Aşan Hayır Bu Sofrada" temasıyla düzenlenecek iftar programları kapsamında, Vakıflar Balıkesir Bölge Müdürlüğü de Balıkesir ve Çanakkale’de binlerce vatandaşı ağırlayacak. "Bu sofraların sadece iftar değil, gönül birliği olduğunu bildiren Vakıflar Balıkesir Bölge Müdürü Mikail Akıllı, Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ayı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Vakıf medeniyetimiz asırlardır ihtiyaç sahiplerine el uzatan, gönülleri birleştiren köklü bir iyilik hareketidir. Ramazan ayı boyunca kuracağımız iftar sofraları sadece yemek verilen noktalar değil; kardeşliğin, paylaşmanın ve gönül birliğinin yaşatıldığı buluşma mekânlarıdır. Tüm vatandaşlarımızı bu bereketli sofralara davet ediyoruz." Ramazan ayı boyunca açık olacak iftar noktaları şöyle: "Karesi Kültür Merkezi-Karesi / Balıkesir, Yıldırım Beyazid İmareti-Karesi / Balıkesir, Anadolu Hamidiye Tabyası-Merkez / Çanakkale, Gelibolu Mevlevihanesi-Gelibolu / Çanakkale." İftar programları Ramazan ayı boyunca her gün vatandaşlara açık olacak. "Asırları aşan hayır" geleneği, bu Ramazan’da da aynı sofrada buluşarak yaşatılmaya devam edecek.