ÇEVRE - 23 Ekim 2025 Perşembe 10:26

Sivaslıların uğrak mekânı sonbahar sessizliğine büründü

A
A
A
Sivaslıların uğrak mekânı sonbahar sessizliğine büründü

Sivas’ta yaz aylarında on binlerce kişiyi ağırlayan Paşabahçe Mesire Alanı, sonbaharda sessizliğe büründü.


Kent merkezine 10 kilometre uzaklıkta yer alan Paşabahçe Mesire Alanı, sonbaharın renklerine boyandı. Ramazan ve yaz aylarında yer bulunması oldukça güç olan mesire alanı, havaların soğumasıyla boş kaldı. Piknik alanlarının yoğun kalabalıklarını ve çocukların cıvıltısını geride bırakan mesire alanında sonbahar renkleri hakim olmaya başladı. Sarı, kahverengi, kırmızı ve yeşil renklerinin birçok tonuna sahip olan ağaçlar, kartpostallık görüntüler oluşturdu. Yağlı boya tablosunu andıran alan, dron ile havadan görüntülendi.



"Yazın burada yer bulmak gerçekten çok zor"


Şehrin gürültüsünden uzaklaşmak için Paşabahçe Mesire Alanı’na gittiğini ifade eden Ali Aydın, "Şu anda Sivas’ın yaz aylarında binlerce misafirini ağırladığı Paşabahçe Mesire Alanı’ndayız. Yazın burada yer bulmak gerçekten çok zor. Araç kuyrukları oluşuyordu. Hatta Ramazan ayında insanlar yer tutmak için sahurdan eşyalarını bırakıyor. Burası gerçekten çok güzel bir yer, Sivas için de önemli bir değer. Buraya geldiğimizde mangal yapıyor, çayımızı içiyoruz. Şu anda da sonbahar mevsimindeyiz. Burada doğa ile iç içeyiz. Gerçekten çok güzel bir ortam var. Soğuklar başladığı için burası kalabalık olmuyor" dedi.



Sivaslıların uğrak mekânı sonbahar sessizliğine büründü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Tam tıkalı damarlar için yeni teknolojiler canlı vakalarla anlatıldı Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ile International Chip Summit (ICS) iş birliğinde düzenlenen uluslararası toplantıda, tam tıkalı kalp damarlarının tedavisinde yeni nesil yaklaşımları gündeme taşındı. Çin, İtalya, Tunus, Mısır, Ürdün, Moldova ve Türkiye’den kardiyologlar, ileri düzey girişimsel teknikleri İstanbul’da bir araya gelerek değerlendirdi. Programda, kronik total oklüzyon (CTO) olarak adlandırılan tam tıkalı kalp damarlarının açılmasına yönelik yeni teknolojiler hem teorik hem de uygulamalı olarak ele alındı. Anjiyo laboratuvarında gerçekleştirilen canlı vakalar eş zamanlı yayınlanırken, katılımcılar operasyon sırasında karşılaşılan zorlukları anlık olarak değerlendirme imkanı buldu. "Artık bu toplantıları kendi ülkemizde yapıyoruz" Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt Koçaş, "Bugün Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde önemli bir toplantı yapıyoruz. Bu toplantıda tam tıkalı kalp damarlarını açmayla ilgili yeni teknikleri, yeni cihazları, yeni teknolojileri konuşacağız. Ülkemizde son yıllarda bu şekilde toplantılar yapıyoruz. Eskiden biz daha çok gidip Batı ülkelerinde, Avrupa’da, Amerika’da bu tür teknolojileri öğrenmeye çalışıyorduk. Artık günümüzde bu toplantıları kendi ülkemizde yapıyoruz. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen meslektaşlarımızla hem tecrübelerimizi paylaşıyoruz, hem onları farklı şekillerde eğitme şansımız oluyor" dedi. "Anjiyo laboratuvarında canlı olarak vakalar yapıldı" Toplantının en önemli özelliklerinden birinin teorik eğitimin yanı sıra canlı vaka uygulamaları olduğunu vurgulayan Koçaş, "Bu toplantının en büyük özelliği hem teorik olarak eğitimler verilecek, toplantılar yapılacak, ama aynı zamanda anjiyo laboratuvarında canlı olarak vakalar yapılacak. Bu vakalar yapılırken karşılaşılan zorluklar, problemler, bunlar çözülecek. Böylece operatörler hem teorik eğitimlerini alacaklar, hem pratik olarak hastaların nasıl tedavi edildiğini görecekler" diye konuştu. "Artık hastalar için tek seçenek cerrahi tedaviler değil" CTO girişimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Koçaş, "Burada daha önce tedavi edilemeyen kalp damar tıkanıklıklarını, tam tıkalı kalp damarlarını, zorlu tam tıkalı kalp damarlarını tedavi etmeyi planlıyoruz ve bunların eğitimlerini yapacağız. Daha önce bu tür hastalar için tek seçenek cerrahi tedavilerdi, bypass ameliyatlarıydı. Ancak bazı hastalar için bunlar uygun olmuyor. Anjiyografik çözümler üretmek gerekiyor. Çok yüksek riskli olabiliyorlar. Bir şekilde açılamayabiliyor bu damarlar. Ancak bu yeni teknolojilerimiz sayesinde bu damarların hepsini açmamız mümkün olabiliyor. Ancak yeni teknolojiler olduğu için de dünyanın pek çok yerinde hekimler bunu öğrenmeye çalışıyor. Biz de bu konuda bir eğitim merkezi olarak yer almaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu. "Ülkemiz son yıllarda önemli bir noktaya gelmiş durumda" Prof. Dr. Koçaş, CTO girişimlerinin dünya genelinde ilgi gördüğünü belirterek, "Pek çok zorlu, çok kireçli olan, uzun süredir tıkalı olan, kritik yerleri besleyen damarların açılması sağlanabiliyor. CTO girişimleri dediğimiz bu zorlu girişimlerde ülkemiz son yıllarda gerçekten önemli bir noktaya gelmiş durumda. Daha önceki yıllarda biz gidip yurt dışında bu işleri öğrenmeye çalışıyorduk ama artık dünyanın her tarafından gelen meslektaşlarımıza bu girişimlerin nasıl yapılacağını biz gösterebiliyoruz" dedi. İki gün süren programda gerçekleştirilen canlı cerrahi uygulamaları ve bilimsel oturumlar, katılımcılara hem teorik hem de pratik açıdan kapsamlı bir eğitim imkanı sundu.