SAĞLIK - 21 Temmuz 2025 Pazartesi 10:33

Sivas’ta böbrek nakli ve diyaliz süreci eğitimi düzenlendi

A
A
A
Sivas’ta böbrek nakli ve diyaliz süreci eğitimi düzenlendi

Medicana Sivas Hastanesi ev sahipliğinde "Hemodiyaliz Eğitim Programı" düzenlendi. Hipertansiyon, Diyaliz ve Transplantasyon Vakfı ile Türk Nefroloji, Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireleri Derneği’nin iş birliğinde düzenlenen programda böbrek nakli ve organ bağışının önemi vurgulandı.


Medicana Sivas Hastanesi’nin ev sahipliğinde, Hipertansiyon, Diyaliz ve Transplantasyon Vakfı ile Türk Nefroloji, Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireleri Derneği iş birliğiyle "Hemodiyaliz Eğitim Programı" düzenlendi. Programa doktorlar, hemşireler, diyaliz teknikerleri ve hastalar katıldı. Etkinlikte, diyaliz süreci, hipertansiyonun böbrek sağlığı üzerindeki etkileri ve hasta yönetimi konularında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Katılımcılara, hemodiyaliz merkezlerinde kalite ve mükemmelliğe ulaşmak için bu tür eğitim programlarının hayati önem taşıdığı vurgulandı. Program kapsamında konuşan Doç. Dr. Mehmet Emin Demir, Türkiye’de yaklaşık 65 bin diyaliz hastasının bulunduğunu belirterek, "Bu eğitim programları çerçevesinde diyaliz hemşireleri, hekimler ve teknikerlerin katılımıyla bilgi paylaşımı sağlanmaktadır" dedi.


"Organ bağışına katkı sağlayalım


Doç. Dr. Mehmet Emin Demir, eğitim programlarında hastalara böbrek nakli ve diğer tedavi seçeneklerini aktardıklarını belirterek, "Diyaliz tedavileri disiplinli bir şekilde uzun bir zamana yayılması gereken bir program içerisinde yürütülmesi gerekmektedir. Hastalarımız dönem dönem motivasyonlarını kaybetmekte ve bazı yeniliklere uzak kalmaktadırlar. Kronik böbrek yetmezliği geliştiği zaman hastalarımızın önünde 3 seçenek vardır. Bunlar makine diyalizi, karın zarı dediğimiz periton diyaliz ya da en ideali olan böbrek nakli gerçekleştirmeleridir. Günümüzde kronik böbrek hastalığının en iyi tedavisi böbrek naklidir. Böbrek nakli olan hastaların yaşam süresi ve yaşam kalitesi daha iyi olmaktadır. Diyaliz sürecine giren hastaların bir kısmının diğer alternatif veya diğer ana tedavilerle ilgili bilgilere ulaşamadığını görmekteyiz. Bu eğitim programlarımız süreci içerisinde hastalarımıza özellikle böbrek naklini ve diğer tedavi seçeneklerini aktarmaktayız" dedi.


"Hayat kalitesinin artmasına katkı sağlayalım"


Demir, bu eğitim programlarının yıllardır sürdürüldüğünü ve temel amaçlarının diyaliz sürecinde yaşanan sorunlara yönelik farkındalığı canlı tutmak olduğunu belirterek, " Hastalarımızın bu uzun süre içerisinde kaybettikleri motivasyonu sağlamak için psikologlar ve diyetisyenler eşliğinde eğitim süreçlerini tazelemekteyiz. Programlarımıza hastalarımızın eğitimini hedeflemekteyiz. Bizler bu programı ilk defa yapmıyoruz. Yıllardır belli bir program çevresinde yürütmekteyiz ve en önemli hedefimiz de diyalizle ilgili yaşanan sorunlarla farkındalığı sürekli canlı tutmak. Bu alandaki gelişmeleri sürekli hastalarımıza ve paydaşlarımıza iletmektir. Türkiye de şu anda yaklaşık 25-30 bin civarında organ bekleyen vatandaşımız çeşitli hastalıklardan beklemektedir. Lütfen organ bağışına katkıda bulunalım insanların yaşamasına hayat kalitesinin artmasına katkı sağlayalım" diye konuştu.


"Bugün burada olmaktan çok mutluyuz"


Uzman hemşire Tülay Aksoy ise eğitim için burada olduklarını söyleyerek, "Bugün burada hem diyaliz tedavisi gören hastalarımızın hem de diyalizde çalışan meslektaşlarımızın eğitimleri için buradayız. Bu toplantılarımızı zaman zaman bölgesel olarak yapmaktayız. Bugünde burada olmaktan çok mutluyuz. Ulusal kongrelerimiz de biz bunu daha çok getiriyoruz ama bölgesel toplantılarla da üyelerimize ve meslektaşlarımıza ulaşarak bilgi eksikliğini yüz yüze geri bildirimlerle almak daha elverişli oluyor" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."