SAĞLIK - 21 Temmuz 2025 Pazartesi 10:54

Sivas’ta böbrek nakli ve diyaliz süreci eğitimi düzenlendi

A
A
A
Sivas’ta böbrek nakli ve diyaliz süreci eğitimi düzenlendi

Medicana Sivas Hastanesi ev sahipliğinde "Hemodiyaliz Eğitim Programı" düzenlendi. Hipertansiyon, Diyaliz ve Transplantasyon Vakfı ile Türk Nefroloji, Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireleri Derneği’nin iş birliğinde düzenlenen programda böbrek nakli ve organ bağışının önemi vurgulandı.



Medicana Sivas Hastanesi’nin ev sahipliğinde, Hipertansiyon, Diyaliz ve Transplantasyon Vakfı ile Türk Nefroloji, Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireleri Derneği iş birliğiyle "Hemodiyaliz Eğitim Programı" düzenlendi. Programa doktorlar, hemşireler, diyaliz teknikerleri ve hastalar katıldı. Etkinlikte, diyaliz süreci, hipertansiyonun böbrek sağlığı üzerindeki etkileri ve hasta yönetimi konularında kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Katılımcılara, hemodiyaliz merkezlerinde kalite ve mükemmelliğe ulaşmak için bu tür eğitim programlarının hayati önem taşıdığı vurgulandı. Program kapsamında konuşan Doç. Dr. Mehmet Emin Demir, Türkiye’de yaklaşık 65 bin diyaliz hastasının bulunduğunu belirterek, "Bu eğitim programları çerçevesinde diyaliz hemşireleri, hekimler ve teknikerlerin katılımıyla bilgi paylaşımı sağlanmaktadır" dedi.



"Organ bağışına katkı sağlayalım


Doç. Dr. Mehmet Emin Demir, eğitim programlarında hastalara böbrek nakli ve diğer tedavi seçeneklerini aktardıklarını belirterek, "Diyaliz tedavileri disiplinli bir şekilde uzun bir zamana yayılması gereken bir program içerisinde yürütülmesi gerekmektedir. Hastalarımız dönem dönem motivasyonlarını kaybetmekte ve bazı yeniliklere uzak kalmaktadırlar. Kronik böbrek yetmezliği geliştiği zaman hastalarımızın önünde 3 seçenek vardır. Bunlar makine diyalizi, karın zarı dediğimiz periton diyaliz ya da en ideali olan böbrek nakli gerçekleştirmeleridir. Günümüzde kronik böbrek hastalığının en iyi tedavisi böbrek naklidir. Böbrek nakli olan hastaların yaşam süresi ve yaşam kalitesi daha iyi olmaktadır. Diyaliz sürecine giren hastaların bir kısmının diğer alternatif veya diğer ana tedavilerle ilgili bilgilere ulaşamadığını görmekteyiz. Bu eğitim programlarımız süreci içerisinde hastalarımıza özellikle böbrek naklini ve diğer tedavi seçeneklerini aktarmaktayız" dedi.



"Hayat kalitesinin artmasına katkı sağlayalım"


Demir, bu eğitim programlarının yıllardır sürdürüldüğünü ve temel amaçlarının diyaliz sürecinde yaşanan sorunlara yönelik farkındalığı canlı tutmak olduğunu belirterek, " Hastalarımızın bu uzun süre içerisinde kaybettikleri motivasyonu sağlamak için psikologlar ve diyetisyenler eşliğinde eğitim süreçlerini tazelemekteyiz. Programlarımıza hastalarımızın eğitimini hedeflemekteyiz. Bizler bu programı ilk defa yapmıyoruz. Yıllardır belli bir program çevresinde yürütmekteyiz ve en önemli hedefimiz de diyalizle ilgili yaşanan sorunlarla farkındalığı sürekli canlı tutmak. Bu alandaki gelişmeleri sürekli hastalarımıza ve paydaşlarımıza iletmektir. Türkiye de şu anda yaklaşık 25-30 bin civarında organ bekleyen vatandaşımız çeşitli hastalıklardan beklemektedir. Lütfen organ bağışına katkıda bulunalım insanların yaşamasına hayat kalitesinin artmasına katkı sağlayalım" diye konuştu.



"Bugün burada olmaktan çok mutluyuz"


Uzman hemşire Tülay Aksoy ise eğitim için burada olduklarını söyleyerek, "Bugün burada hem diyaliz tedavisi gören hastalarımızın hem de diyalizde çalışan meslektaşlarımızın eğitimleri için buradayız. Bu toplantılarımızı zaman zaman bölgesel olarak yapmaktayız. Bugünde burada olmaktan çok mutluyuz. Ulusal kongrelerimiz de biz bunu daha çok getiriyoruz ama bölgesel toplantılarla da üyelerimize ve meslektaşlarımıza ulaşarak bilgi eksikliğini yüz yüze geri bildirimlerle almak daha elverişli oluyor" şeklinde konuştu.



Sivas’ta böbrek nakli ve diyaliz süreci eğitimi düzenlendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."
Isparta Tipi vurdu heyelan yolu kapattı, 2 çoban ve yaklaşık 650 küçükbaş hayvan yaylada mahsur kaldı Isparta’nın Yalvaç ilçesine bağlı Yarıkkaya köyünde, yaklaşık 650 küçükbaş hayvanı ile yaylaya çıkan 2 çoban yoğun kar ve tipi ile birlikte meydana gelen toprak kayması nedeniyle geri dönemedi. Bulundukları yerde mahsur kalan çobanların sağlık durumlarının iyi olduğu, ekipler tarafından gerekli yaşam şartlarının sağlandığı ve sürüyü yalnız bırakmamak için yol yapım çalışmalarının tamamlanmasının ardından sürüleriyle birlikte bölgeden ayrılacakları bildirildi. Olay, sabah saatlerinde Yarıkkaya köyü sınırlarında bulunan Sultan Dağları yaylasında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sürülerini otlatmak için yaylaya çıkan çobanlar Bilal Akpınar ve Ömer Şahin, yaklaşık 650 küçükbaş hayvanla birlikte yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle bulundukları yerde mahsur kaldı. Isparta Damızlık Koyun, Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hüseyin Sarıdaş’ın ihbarı üzerine bölgeye AFAD ve İl Özel İdaresi ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı incelemelerde, çobanların ve koyunların geçtiği güzergâhta zemin yapısının zayıfladığı, yağışların da etkisiyle yaklaşık 300 metrelik alanda meydana gelen toprak kayması sonucu yolun çöktüğü ve bu nedenle yaylaya ulaşımın sağlanamadığı ve bu yüzden geri dönemedikleri belirlendi. Bunun üzerine Yarıkkaya köyünden 3 traktörle yola çıkan 15 kişilik köy halkı ve bölgede bulunan ekipler, zorlu arazi şartlarına rağmen mahsur kalan çobanlara ve hayvanlara ulaşarak saman ve yiyecek ulaştırdı. Ancak yolun kapalı olması nedeniyle küçükbaş hayvanların yayladan indirilemediği öğrenildi. Sağlık durumlarının iyi olduğu belirtilen çobanların, yol yapılana kadar sürülerini bırakmamak için bölgede kalmaya devam ettiği bildirildi. "İnşallah çoban arkadaşlarımıza bir şey olmaz" Çobanlara yardım için bölgeye giden ve ilk ulaşan vatandaşlardan Mikail Şahin, "Orada sürümüz vardı ve bu olay nedeniyle 8-9 hayvanımız telef oldu. Sabah saat 06.30’dan itibaren onları kurtarmak için mücadele ettik, akşam saat 19.30 civarında çalışmaları sonlandırmak zorunda kaldık. Koyunlarımızı ve çoban arkadaşlarımızı gerekli imkanlar sağlanarak bulundukları yerde bıraktık. İnşallah çoban arkadaşlarımıza bir şey olmaz. Biz haberi alır almaz bölgeye gittik ve tehlikeli yollardan geçerek çoban arkadaşlarımıza ulaştık. Allah’a şükür, sağlık durumları iyi. Yanımızda saman ve bazı malzemeler götürdük. Olay yerine vardığımızda sürüde kayıplar olduğunu gördük. Koyunları ve çoban arkadaşlarımızı geri getirmek istedik ancak önümüzde bir akarsu vardı ve yol olmadan bunu aşmamız mümkün değildi. Yoğun tipi vardı ve kar kalınlığı yaklaşık 50 santimetreye ulaşıyordu. Traktörlerimiz bile ilerlemekte zorlandı. Yolu açmak için çok çaba sarf ettik ancak başarılı olamadık. Herkese geçmiş olsun diliyorum" dedi. Yol yapım çalışmalarının sabah saatlerinde devam edeceği bildirildi.