GÜNDEM - 17 Temmuz 2025 Perşembe 11:34

Sivas’ta kadınlar kadın programları izlemek yerine kitap okuyor

A
A
A
Sivas’ta kadınlar kadın programları izlemek yerine kitap okuyor

Sivas’ta kadınlar, gündüz kuşağı televizyon programları izlemek yerine Sivas Belediyesi tarafından oluşturulan "Kitap Otağı" adlı mekânda bir araya geliyor. Kitap okuyup üzerine sohbet eden kadınlar, Sivas Okuyan Kadınlar Derneği çatısı altında hem kişisel gelişimlerine katkı sağlıyor hem de toplumsal değişime öncülük ediyor.


Sivas Belediyesi tarafından kadınların sosyal ve kültürel alanda daha aktif olmalarını sağlamak amacıyla oluşturulan "Kitap Otağı", kadınların kitap okuyup üzerine tartıştığı, fikir ürettiği ve birlikte vakit geçirdiği bir buluşma noktası oldu. Sivas Okuyan Kadınlar Derneği’nin öncülüğünde yürütülen etkinlikler, kadınların gündüz kuşağı televizyon programları izlemek yerine daha nitelikli zaman geçirmesini sağlıyor. Dernek üyeleri her ay bir kitap belirleyerek okuyor, ardından topluca bir araya gelerek kitap üzerine değerlendirme yapıyor. Bu sayede hem bireysel gelişim hem de toplumsal bilinç destekleniyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Okuyan Kadınlar Derneği Başkanı Esma Yıldız, kadınların gündüz programı izlemek yerine buraya kitap okumaya geldiklerini belirterek, "Kitap okuma eksikliği, kadınları televizyon programlarına bağlayarak sabah ve akşam kuşaklarını izlemeye teşvik ediyor. Sosyal alanların geliştirilmesi ve insanların okumaya yönlendirilmesi gerekiyor. Okuyan annelerin çocukları da okuyor" ifadelerini kullandı.


"Kitap buluşmaları gerçekleştiriyoruz"


Başkan Esma Yıldız güzel geri dönüşler aldıklarını belirterek, "Sivas’ta kadınların sadece kitap okuyup dağıldığı değil, bir araya gelip birbirini güçlendirdiği, sorguladığı, düşündürdüğü ve ürettiği bir yapıya ihtiyaç doğmuştu. Bu eksikliği görerek Sivas Okuyan Kadınlar Derneği’ni kurduk. Kitap Otağı, bizim için sadece bir mekân değil, bir buluşma, üretme ve paylaşma alanıdır. Burada kitap buluşmaları gerçekleştiriyoruz. Dernek üyelerimizle her ay bir kitap belirliyoruz. Hepimiz aynı kitabı okuyup bir araya gelerek değerlendiriyoruz. Genellikle bizlere olumlu geri dönüşler alıyoruz. Sivas’ta böyle yer mi varmış ya da İstanbul’da bir kültür merkezinde gibi hissettim diyenler oluyor. Çocuklarıyla gelen anneler, genç kadınlar, emekliler ve her yaştan insan buraya gelerek en iyi şekilde ağırlanıyor. Çocuklar, annelerinden ve babalarından gördüklerini yapıyorlar. Evde sürekli televizyon izleyen bir anneden çocuğundan kitap okuması beklemek mümkün olmuyor. Programları izleyen kadınların birçoğu da buraya geldi. Buraya gelerek kitap okuyoruz ve okuma saatleri yapıyoruz. Güzel geri dönüşler alıyoruz ve bu durum bizi mutlu ediyor. Biz bu dernekte her ay 1 kitap okuyoruz ve yılda 12 kitap etmektedir. 12 tane kitap okumak da bir insana neler katabileceğini tahmin ediyoruz" dedi.


"Kitap tahlilleri yapıyoruz"


Kitap okumaya gelen Tuğçe Göğüş, toplumun ahlaki yönünü değiştirebilecek bazı programlar yerine burada kitap okumanın daha yararlı olduğunu söyleyerek, "Her ay burada kitap okuyarak toplanıp kitapları tahlil ediyoruz. Dernek üyelerimiz, buraya gelerek kitaplarını okuyarak vakitlerini geçiriyorlar. Bazı vatandaşlarımız buraları gezmek istiyor, kitapları alıp okuyabiliyorlar. Toplumun ahlaki yönünü değiştirebilecek bazı programlar yerine buraya gelerek kitap okuyarak daha yararlı olacağını düşünüyorum. Buraya gelip kitap okuyarak topluma daha yararlı bireyler yetiştireceğimize inanıyorum" diye konuştu.


"Sabah kuşağı terörü var"


Hatice Karatepe ise vaktin çok kıymetli olduğunu ifade ederek, "Ben çocuk yaşta okuma alışkanlığı kazanmış bir insanım. Okumaktan daha keyifli bir şey varsa okuduğumuz kitabı diğer okurlarla konuşmak, tartışmak, farklı bakış açılarını gözlemlemek için o yüzden bu derneğe üye oldum. Burada hep birlikte kitaplar üzerine sohbetler ediyoruz. Birbirilerimize Kitap önerilerinde bulunuyoruz. Toplumda korkunç bir şekilde sabah kuşağı terörü var. Vakit çok kıymetli bu vakitleri programlar izlemek yerine kitaplar okuyarak, okuma sohbetleri yaparak değerlendirmek gerekiyor. Çocuklarımızı daha iyi yetiştirmek için kitap okumak çok önemli" şeklinde konuştu.



Sivas’ta kadınlar kadın programları izlemek yerine kitap okuyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."