GÜNDEM - 04 Mart 2026 Çarşamba 12:01

Sivas’ta kahve değil, tarih öğütülüyor

A
A
A
Sivas’ta kahve değil, tarih öğütülüyor

Sivas’ta bir asırlık işletmede asırlık kavurma makinesi ve taş değirmenle, kahve üretimi geleneksel yöntemlerle sürdürülüyor.


Sivas’ta Cumhuriyet’in ilk yıllarından bu yana faaliyet gösteren işletme, lezzetiyle damak çatlatan ve yurt dışından dahi talep gören kahveyi asırlık yöntemlerle, taş değirmende ögüterek üretiyor. 1926’da kurulan işletme, 4 kuşaktır 100 yıllık üretim ve ahilik geleneklerinden vazgeçmiyor. Brezilya’dan getirilen yüksek kaliteli çiğ çekirdekler, önce asırlık antika kavurma makinesinde özenle kavruluyor. Ardından kahvenin lezzetini belirleyen en önemli aşama olan öğütme işlemi, yine bir asırlık taş değirmende gerçekleştiriliyor. Taş değirmenin kahveyi yakmadan, doğal aromasını bozmadan öğütmesi sayesinde işletmenin kahvesi modern çelik bıçaklı makinelerden ayrışıyor. Kahvenin müşteriye ulaşmadan önce 20-25 farklı işlemden geçtiği, tüm aşamaların aynı geleneksel düzenle sürdürüldüğü belirtiliyor. Antika makinelerle üretilen kahvenin yumuşak içimi, yoğun aroması ve geleneksel lezzeti nedeniyle hem kent sakinlerinden hem de şehir dışından gelen ziyaretçilerden yoğun ilgi gördüğü gözlemleniyor.



Bir asırdır üretim yöntemini değiştirmediler


Asırlık üretim geleniğini sürdüren işletmenin dördüncü kuşak temsilcilerinden Tayfun Talas, "Kahvemizi Brezilya’dan getiriyoruz; çiğ çekirdeğin çok kaliteli olması lazım, en kaliteli çekirdeği alıyoruz ve antika kavurma makinemizde belli dozlarda, belli ayarlarda, sürekli başında durarak kahvenin özünün en iyi çıkacağı şekilde kavuruyoruz. Bu kavurma işleminden sonra taş değirmen olması çok önemli; kahveyi taş değirmenden geçiriyoruz. Taş değirmen kahveyi yakmadan kendi orijinal lezzetiyle bize sunmakta. Taş değirmen yaklaşık yüz yıldır aktif olarak kullanılmakta ve bu taş değirmenin belli zamanlarda bakımı yapılmakta, bu da kahveye lezzet veriyor. Yani kısaca kahve müşteriye giderken en az 20-25 tane noktadan geçiyor; bunlardan biri bile eksik olsa kahvenin lezzetini alamıyoruz. Bunları özenle yaptıktan sonra müşteriye taze taze sunuyoruz. Buranın kuruluşu Cumhuriyet’in başlangıcına dayanıyor; Cumhuriyet’in başlangıcından beri burada, bu dükkânda üretim yapıyoruz. Bu sene yüzüncü yılımız; 1926’da kurulan işletme dedemin babasından bana miras kaldı, şimdi ben 4. kuşak olarak burayı aynı usulle, kaliteyi bozmadan işletmeye devam ediyorum. Kahvemizin farklı olmasının, müşterilerin beğenmesinin nedeni fabrikasyon olmaması; biz burada hâlâ eski taş değirmenleri kullanıyoruz. Taş değirmen kullanmak zahmet demek, emek demek. Yeni nesil makineler çelik bıçaklarla çalıştığı için kahvenin lezzetini alıyor ve bu da kahvenin acı olmasına neden oluyor. Bizim kahvemizde müşterilerin en çok beğendiği şey yumuşak olması, kahvenin lezzetini gerçekten alıyor olmaları. Yaşlılar diyor ki çocukluğumun kahve lezzetini buradan alıyorum; bu şekilde eski makineleri kullandığımız için lezzet devam ediyor" dedi.



Sivas’ta kahve değil, tarih öğütülüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli: "Ege adalarının statüsüne ilişkin açıklamalar gayriciddi, talihsiz ve zamansız" Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, "Son günlerde Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsü hilafına yapılan açıklamaları gayriciddi, talihsiz ve zamansız buluyoruz" dedi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli, resmi sosyal medya hesabından Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsü’ne ilişkin son dönemde yaşanan gelişmeler hakkında açıklamada bulundu. Keçeli, son günlerde Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsü’ne aykırı yönde yapılan açıklamaları ciddiyetsiz, talihsiz ve zamansız bulduğunu ifade etti. Keçeli, son gelişmeleri fırsata çevirmek isteyen ve her fırsatta NATO müttefiki Yunanistan ile ikili ilişkileri zehirlemeye çalışan bazı çevrelerin yeni bir oldubitti girişiminde bulunmasının şaşırtıcı olmadığını da belirtti. "Ege adalarının statüsüne ilişkin açıklamalar gayriciddi, talihsiz ve zamansız" Keçeli, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Son günlerde Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsü hilafına yapılan açıklamaları gayriciddi, talihsiz ve zamansız buluyoruz. 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması çerçevesinde gayriaskeri statü altına alınan Doğu Ege Adaları ve Oniki Adaların objektif hukuki statüsünde tartışmaya açık bir husus bulunmamaktadır. Hal böyleyken, bölgemizde yaşanan son gelişmeleri fırsata çevirmek isteyen ve her vesileyle NATO müttefikimiz Yunanistan’la ikili ilişkilerimizi zehirlemeye gayret gösteren bazı çevrelerin yeni bir oldubitti teşebbüsünde bulunmaları esasen şaşırtıcı değildir. Türkiye’yi revizyonizmle suçlayan bu çevrelerin uluslararası hukuk hilafına atacakları her adım yok hükmündedir. Daha da ibret verici olan husus ise bu zihniyetin geçmişte Kıbrıs Adası’nın ortak sahibi olan Kıbrıslı Türkleri toplu halde yok etmek isterken, bugün onları da koruyacaklarını iddia etmeleridir. Bilinmesini isteriz ki Kıbrıslı Türkler ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, anavatan ve garantör Türkiye’nin de desteğiyle kendi güvenliğini sağlamaya muktedir olup, başka hiç kimseye muhtaç değildir. Bölgemizde yaşanan gelişmeler barış ve istikrara olan samimi bağlılığın önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. İç politikaya yönelik saiklerle mesnetsiz iddialarda bulunmayı ve ülkemiz aleyhine dezenformasyon yapmayı adet haline getiren çevrelere, oldubittilere izin vermeyeceğimizi bu vesileyle tekrar hatırlatıyor ve kendilerini sağduyuya davet ediyoruz."
Afyon Akran Gücüyle Temiz Gelecek Afyon’da projesi gerçekleştirildi İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen, Girişimci Genç Liderler Derneği yürütücülüğünde hayata geçirilen ‘Akran Gücüyle Temiz Gelecek Afyon’da: Bağımsız Gençlik, Güçlü Yarınlar Projesi’ çerçevesinde planlanan okul faaliyetlerinin ilk ziyareti Recep Tayyip Erdoğan Anadolu Lisesi’ne gerçekleştirildi. Proje çerçevesinde bağımlılıkla mücadelenin yalnızca bireysel değil; sosyal, çevresel ve ailevi boyutları olan çok yönlü bir konu olduğu gençlere aktarıldı. Koruyucu ve önleyici çalışmaların önemi vurgulanarak, erken yaşta bilinçlendirme ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılmasının riskleri azalttığı ifade edildi. Gençlerin bu süreçte yalnızca hedef grup değil, mücadelenin aktif paydaşı olduğu belirtildi; akran etkisinin gücüne dikkat çekilerek bilinçli gençlerin çevrelerinde farkındalık oluşturabileceği anlatıldı. "Hayır diyebilme" becerisi ve doğru karar alma süreçlerinin önemi üzerinde duruldu. Ayrıca bağımsız ve sağlıklı bireyler yetiştirmede ailenin temel rolü vurgulandı; sevgi, güven ve açık iletişimin gençleri riskli davranışlardan koruyan en güçlü unsur olduğu gençlere aktarıldı. Gençlerin aktif katılımı ve ailelerin bilinçli desteğiyle bağımlılıkla mücadelenin daha etkili ve sürdürülebilir olacağı ifade edildi.
Muğla Kötekli MEGEM Üniversite gençliğinin talebiyle yenileniyor Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, Mart Ayı Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, şehir-üniversite entegrasyonu çerçevesinde Kötekli’de bulunan Menteşe Belediyesi Gençlik Merkezi’nin (MEGEM), üniversite gençliğinden gelen talep ve öneriler doğrultusunda yenileneceğini açıkladı. Kent merkezi ile üniversite yaşamı arasında güçlü bir bağ kurmak amacıyla hayata geçirilen ve bir süredir üniversite öğrencilerine hizmet veren MEGEM’in, gençlerin ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda yeniden tasarlanacağını belirten Başkan Köksal Aras, merkezin gençlerin aktif olarak kullandığı, fikir ürettiği ve sosyalleştiği bir çekim alanına dönüştürüleceğini ifade etti. "Öğrencilerin görüşlerini aldık" Konuşmasında, gençlerin görüş ve önerilerini esas alan katılımcı bir anlayışla MEGEM’i daha işlevsel ve dinamik bir yapıya kavuşturacaklarını vurgulayan Başkan Köksal Aras, şunları söyledi: "Kötekli Mahallemizde bulunan MEGEM’i yeniliyoruz. Burası, Kötekli Mahallemizde ilkokulun yanında, muhtarlık binasının da içinde yer aldığı dört katlı büyük bir yapı. Gençlerimizin enerjisi ve fikirleriyle şekillenen MEGEM 2.0 projemiz için Büyükşehir Belediyemizle birlikte kapsamlı bir yenileme çalışmasına başlıyoruz. Tadilat sürecine geçmeden önce gençlerimizle bir araya geldik, onların görüş ve önerilerini dinledik. Biz de burada yapmayı planladığımız çalışmaları gençlerimize anlattık, projeyi çok beğendiler. Müzik odası talepleri oldu, bunun için de gerekli çalışmaları yürütüyoruz. MEGEM’in mimarisi, teknolojik donanımı ve yepyeni çehresiyle gençlerimizin çekim merkezi haline gelmesi amacıyla yürüttüğümüz bu dönüşümde, merkezimizi ‘sosyal bir yaşam alanı’ olarak yeni işleviyle hizmete açacağız"