SAĞLIK - 21 Temmuz 2025 Pazartesi 11:02

Tedavi edilmeyen diş çürüğü, ölüme sebep olabilir

A
A
A
Tedavi edilmeyen diş çürüğü, ölüme sebep olabilir

Sivas Medicana Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, diş çürüklerinin kalp kapağı enfeksiyonuna neden olabileceğini ve özellikle kalp hastalarının diş sağlığına daha fazla dikkat etmesi gerektiğini belirterek, tedavi edilmemiş bir diş çürüğünün ölüme sebep olabileceğini söyledi.


Diş çürükleri, çoğu zaman yalnızca ağız içinde ağrıya veya çiğneme zorluğuna yol açan basit bir sorun gibi görülse de, tedavi edilmediği durumlarda vücudun farklı bölgelerinde ciddi sağlık problemlerine neden olabiliyor. Özellikle ilerlemiş diş çürükleri, enfeksiyon oluşumuna ve bu enfeksiyonların kan dolaşımıyla yayılmasına neden oluyor. Bu durum vücudun birçok bölgesini etkileyebilirken, en hayati organlardan biri olan kalp, bu yayılımdan doğrudan etkilenebiliyor. Kalp kapağı hastalığı, kalp pili bulunan hastalar veya kalp kapaklarında yapısal bozukluk olan bireyler, bu tür bakteriyel enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale geliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, ağız ve diş sağlığının özellikle kalp hastaları için hayati önem taşıdığını söyleyerek, ağız içinde oluşabilecek çürükler, ağrıyan dişler ve iltihapların, kalp kapağına veya kalp piline zarar verebilecek enfeksiyonlara yol açabileceğini belirtti.



"İltihaplar ve bakteri dağılımı kalp kapaklarına, kalp pillerine zarar verebilir"


Ağız içerisinde oluşabilecek iltihapların ve bakteri dağılımının kalp kapaklarına ve kalp pillerine zarar verebileceğini ifade eden Dr. Erdoğu, "Kalp hastalığı artık dünyada en sık görülen ve toplumun neredeyse yüzde 40’ının mustarip olduğu bir hastalık. Kalp hastalıkları kronik bir hastalık ve hastalık kişiye bulaştığı zaman geçen bir durum değil. Sadece şikâyetler azaltılıp kötü durumlar engellenmeye çalışılıyor. Bunların içerisinde hipertansiyon hastaları, baypas olmuş hastalar, stent takılmış hastalar, kalp yetersizliği ve ritim bozukluğu olan hastalar var. Vücudumuzun herhangi bir yerindeki enfeksiyon, kanla bütün dokularımıza dağılabiliyor. Bu dağılım esnasında eğer kişide kalp kapağı değişmişse, kalp pili takılmışsa, kalp kapaklarında kaçak varsa bu kişinin kalbi daha hassas ve enfeksiyon kapmak için yatkın bir duruma sahip olabiliyor. Ağız içerisinde oluşabilecek ağrılar, dişlerde kırılma gibi durumlarda da özellikle kalp hastaları çok yakın bir diş takibinde olmaları gerekiyor. Ağız içlerinde çürük kökler, ağrıyan dişlerin bulunmaması gerekiyor çünkü köklerden oluşacak iltihaplar ve bakteri dağılımı kalp kapaklarına, kalp pillerine zarar verebilir" şeklinde konuştu.



"Bir diş hekimine giden kalp hastasının mutlaka geçmişinin sorgulanması gerekmektedir"


Kalp hastalarının diş tedavisi yapılmadan önce geçmişinin sorgulanması gerektiğini ifade eden Dr. Erdoğu, "Yeni stent takılmış kalp hastaları, kalpte durma ya da ritim bozukluğu gibi şikâyetleri olmuşsa bu hastaların diş tedavileri çok dikkatli yapılması gerekiyor. Ağrı kontrolünü çok iyi sağlamak lazım, bazı yüksek riskli hastalarda; kalp durması yaşamış, yoğun bakımlarda yatmış, pil takılmış hastalarda diş tedavilerinin daha donanımlı hastanelerde yapılması gerekiyor. Bu hastalarda ağrıya bağlı yeniden kalp ritmini tetikleme, kalp krizinin oluşmasını ve kalpte durma gibi durumlar bu hastaların başına gelebilir. Bir diş hekimine giden kalp hastasının mutlaka geçmişinin sorgulanması gerekmektedir. Kalp hastalarının kullandığı ilaçlara bakılması ve bazı kan sulandırıcı ilaçlar kullanıldığı zaman ise diş çekim sürecinin ertelenmesi gerekmektedir. Kalp pili bulunuyorsa daha dikkatli olunması gerekmekte ve mutlaka antibiyotik ilaç kullanılarak diş çekiminin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Hastanın iyi seçilmiş ve organize edilmiş olması gerekiyor. Tedavi edilmemiş bir diş çürüğü bir kişinin ölümüne sebep olabilir. Kalp hastasının dişini çekerken ağrının kontrolünün yapılmaması veya hastanın çok riskli olması nedeniyle uygun ortam oluşturulmadığı zaman kalp hastası kötü sonuçlara maruz kalabilir" dedi.



Tedavi edilmeyen diş çürüğü, ölüme sebep olabilir

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."