TEKNOLOJİ - 14 Ağustos 2024 Çarşamba 12:21

Terör örgütleri sempati artırmak için oyunları kullanabiliyor

A
A
A
Terör örgütleri sempati artırmak için oyunları kullanabiliyor

SCÜ Yeni Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, Eskişehir’de meydana gelen bıçaklama olayına ilişkin açıklamalarda bulundu. Oyunların genç nesil için büyük bir tehlike oluşturduğunu ifade eden Doç. Dr. Darıcı, “Sempati duydurabilmek ve kendi örgütüne olan ilgiyi arttırabilmek için terör örgütleri oyunları çok fazla şekilde kullanabiliyor” dedi.



12 Ağustos tarihinde Eskişehir’de oynadığı savaş oyununun etkisi altına giren 18 yaşındaki A.K., elinde bulunan kesici aletler ile bölgedeki bir çay bahçesinde oturan vatandaşlara saldırmış ve 5 kişinin yaralanmasına sebep olmuştu. Oyunların doğurabileceği tehlikeleri ele alan SCÜ Yeni Medya ve İletişim Bölüm Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.



“Oyun, sadece oyun değildir”


Dijital oyunların oluşturduğu tehlikelerin en fazla konuşulan konuların arasında geldiğini ifade eden Doç. Dr. Sefer Darıcı, “Çok uzun süreden beri aslında dijital oyunların içerisindeki şiddet ve şiddet içerikli dikkat çekmeye çalışıyorduk. Birçok farklı yayınla da bunu vurgulamaya çalıştık. Oyun sadece oyun değildir. Oyunun içerisindeki özellikle şiddete özendirici bu tarzdaki sahneler gelecekte çocukların veya kişilerin davranışlarında değişiklikler oluşturabilir. En son meydana gelen olayda olduğu gibi kişiler bunu dış dünyada deneyimleme, oyunda görmüş olduğu sahnelerin aynısını dış dünyada uygulama ihtiyacını gösterebilirler. Bu tarzdaki durumlar çok farklı sebeplere bağlanabilse de özellikle oyunların içerisindeki belirli sahnelerin çok fazla tekrar ediliyor olması, tekrarlı oynanıyor olması ve özendirici bir hale gelmesi, bunu oynayan kişilerin de bunu tekrarlama eğilimlerini gösteriyor. Oyunlarla ilgili bu tarzdaki davranışsal eğilimlerde bulunmak için sadece oyun bağımlısı olması gerekmiyor. Kişi oyun bağımlısı olmasa dahi farkında olmadan etkilenebilir” dedi.



Terör örgütleri oyunları kullanarak üye kazanmaya çalışıyor


Oyunların değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Darıcı, “Oyun aynı zamanda çok büyük bir endüstri olduğu için gençler ve çocuklar üzerinde bu kadar fazla etkisi olduğu için marjinal grupların da ilgisini çeken bir ortam. Örneğin DEAŞ kendisine insan kaynağı sağlayabilmek için, yani kendi terör örgütüne üye kazandırabilmek için oyunları kullanabiliyor. Oyunların içerisindeki çok ilgi çeken sahneleri alıyor, gerçek hayatın içerisine uyguluyor. Ama gerçek hayatta ölenler gerçek insanlar. Ve dönüşü olmayan bir yola girilebiliyor. Sempati duydurabilmek için kendi örgütüne olan ilgiyi arttırabilmek için terör örgütleri bunları çok fazla şekilde kullanabiliyor. Bakın daha önce Yeni Zelanda’da meydana gelen olayda olduğu gibi veya Amerika’daki veya Avrupa’daki okul baskınlarında çocukların aynı oyun sahnesindeki gibi tüfekleri alarak katliam girişiminde bulundukları örneklerinde olduğu gibi. Bunlar bizim ülkemizde de olmaz diyemeyiz” şeklinde konuştu.



Ebeveynlere büyük sorumluluk düşüyor


Gençlerin bu eğilimlerinde ebeveynlere de büyük iş düştüğünü ifade eden Doç. Dr. Sefer Darıcı, “Bununla ilgili önlemleri alırken bir oyunu yasaklamak veya bir sahneyle ilgili bildirimlerde bulunmak veya bu anlamda çocukların üzerine yükleniyor olmak da çözüm değil. Daha önceden de ifade ettiğimiz gibi oyunlara ilişkin yeterli bilgi seviyesinin sadece çocukların, sadece gençlerin değil ebeveynlerinin de bilmesi gerekiyor. Yani dijital hayat, hayatımızın içerisinde, gündelik hayatımızın içerisinde oyunlar da onlardan bir tanesi. Ve biz sadece bunu çocukların oynadığı bir şey gözüyle göremeyiz. Bunu kontrol etmek en başta ebeveynlerin görevi. Buna ilişkin önlemleri almak, en başta ebeveynlerin görevi. Buna ilişkin olarak çocuklarımızı yetiştirebilmek, doğru sağlam bilgileri aktarabilmek yine ebeveynlerin görevi. Bunun ardından devlet ancak proaktif olarak bir takım düzenleyici önlemler alabilir. Bunu sadece devletten bir yasaklama veya ebeveynlerden bir yasaklama şeklinde düşünmemek gerekiyor. Ancak burada devlet kurumlarının yapacağı şey, sadece Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı gibi bakanlıkların değil, aynı zamanda Kültür Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı’nın da buna ilişkin komplike bir yol benimsemesi, buna ilişki içerikleri bir araya getirerek bilim insanlarını bir araya getirerek neler yapılabileceğine ilişkin bir yol haritası izlemesi gerekiyor” ifadelerine yer verdi.



Terör örgütleri sempati artırmak için oyunları kullanabiliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Dilovası’ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var" Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davada, tanık olarak dinlenen çevre sakinleri patlama seslerinin peş peşe geldiğini, içeride kalanlara müdahale edemediklerini ve iş yerinin daha önce defalarca şikayet edildiğini öne sürdü. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen davanın duruşmasında, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8’i tutuklu, 9 sanığın savunmaları ile müşteki ifadelerinin dinlenmesi tamamlandı. Sıra tanıkların dinlenmesine geçildi. "Patlamalar peş peşe oldu" Tanık Cemil Düzgüner, yangının çıktığı fabrikanın evine çok yakın olduğunu belirterek, "Yanan fabrika evime yaklaşık 10 metre mesafedeydi. Patlama sesi duydum. Dışarı çıktığımda Tuncay’ın yandığını gördüm. Hürol’un ise onu söndürmeye çalıştığını gördüm. Hemen hortumla müdahale ettik. Çocukların ve kadınların içeride olduğunu öğrendik. Alevlere yaklaşamadık. Onları kurtarma imkanımız olmadı. Patlamalar peş peşe oldu. Altay ve İsmail’i iş yerinde gördüm. Çalışanlar kaldırımda yemek yiyordu, çalışma şartları kötüydü" dedi. "İkinci patlamadan sonra içeriden ses gelmedi" Tanık Mehmet Düzgüner ise olay günü yaşananları anlatarak, "Olay günü gümleme ve çığlık sesleri duydum. Yanan birini gördüm. Abim Cemil ile altlı üstlü oturuyoruz. Hemen hortumu çektik ve şahsı söndürdük. İkinci bir patlamadan sonra içeridekilerin sesi kesildi. Orası daha önce başka bir iş yeriydi, lazer işleri yapılıyordu. Sonrasında parfüm üretimi yapılmaya başlandı. Kurtuluş’u tehlike konusunda uyardığımda bana ‘Biz önlemlerimizi aldık’ dedi" diye konuştu. "Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım" Olay gününden bahseden İlhan Altan, "Olay yerine 50-60 metre mesafemiz vardı. Patlama sesi duyunca olay yerine gittim. Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım ancak çok da yapabileceğim bir şey yoktu" ifadelerini kullandı. "Sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı" Tesisin elektrik işleriyle ilgilenen tanık Adem Çukan, "Elektrik işleri ile uğraşıyorum. Kurtuluş Bey beni çağırdı, üst katta dağıtım panosunu yaptım. Elektrik kablosu çektim. Ben işlemleri yaptığımda sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı. Kaçak akım rölesi çektim" dedi. "Bir işçi ‘İçimde kötü bir his var’ dedi" Tanık Gökçe Şadiye Sağlam, "Raviva’da ön muhasebe işlerini yapıyordum. Hafta sonu mesaisine gittim, Tuncay ve Hürol ürün yapıyordu. Bir işçi, ‘İçimde tarif edemediğim bir sıkıntı var’ dedi. Kısa bir süre sonra patlama meydana geldi. Eski yerde de tesise kadar çalıştım. Olaydan bir hafta önce Kurtuluş çağırdı, yeni yerde öylece çalışmaya başladım. Sheliq marka krem ve Shauran markalarına ait parfüm yapılıyordu. Dosyada yer alan iş yeri müracaat kontrol müessese açma ruhsatı gösterildi. Atılan imzaların kendisine ait olmadığını söyledi" ifadelerini kullandı. "Eşyalarını almaya gittiler, çıkamadılar" Kıvılcımın karıştırıcıdan çıktığını belirten tanık Hürol Eroğlu, "Olay günü Tuncay ile iş yerine geldik. O gün yapmamız gereken karışımlar vardı. Ben krem, Tuncay ise kolonya karışımı yapıyordu. Birden patlama oldu. Alevlerin içinden Tuncay geldi, onun üzerini söndürmeye çalıştım. Komşu hortum uzattı, onunla söndürdük. 112’yi aradım, içeri giremedim. Kurtuluş’u aradım, ‘Yangın var, hemen gel’ dedim. Sonra itfaiye geldi. 4-5 aydır orada çalışıyordum, geçici süreliğine orada işe başladım. Tuncay, yaralıyken ‘Karıştırıcıda kıvılcım çıktı’ dedi. Ataşehir’deki merkez ofiste Kurtuluş’un çocukları kalıyordu. Ayten’e olay günü, ‘Nasıl oldu da sen yangından çıkabildin, diğerleri çıkamadı?’ diye sorduğumda bana, ‘İşçiler telefon ve çantalarını almaya gitti’ dedi" ifadelerini kullandı. "Hürol Eroğlu’nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz" Müşteki avukatı, "Tanık, bizim sorduğumuz sorulara düşünerek; sanık avukatlarının sorularına ise soluksuz ve düşünmeden cevap verdi. Tanık Hürol Eroğlu’nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz. Bu sebeple hesap hareketleri ile HTS kayıtlarının incelenmesini talep ediyoruz. Kendisi hakkında suç duyurusunda bulunacağız" dedi. Duruşma, avukatların savunmasının alınması ve ara karar verilmesi amacıyla yarına ertelendi.