TEKNOLOJİ - 18 Şubat 2026 Çarşamba 12:12

Türk bilim adamlarının çalışması Avrupa’da yankılandı

A
A
A
Türk bilim adamlarının çalışması Avrupa’da yankılandı

Türk bilim adamları, Antik Roma belgelerine dayandırılan, ‘tedavilerde insan ve hayvan dışkısı kullanıldığı’ arkeolojik çalışmalarla kanıtladı. Konuyla ilgili çalışmanın yer aldığı, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nden (SCÜ) arkeolog Prof. Dr. Cenker Atila ve ekibinin yazdığı bilimsel makaleye Avrupa’da geniş yankı uyandırdı.


Antik Roma belgelerinde karşılaşılan, insan dışkısının merhem gibi doğrudan hastalıklı bölgeye sürüldüğü bilgisi günümüz bilimsel metotları ile kanıtlandı. Hipokrat, Plinius ve Galen gibi dönemin şifacılarının dışkıyı iltihap, enfeksiyon ve üreme bozukluklarında kullandığı iddiaları da Türk bilim adamlarının çalışmasıyla kanıtlandı.


Arkeologların bulduğu 1900 yıllık bir şişede insan dışkısına dair kimyasal izler tespit edildi. İzmir’in Bergama ilçesindeki Bergama Arkeoloji Müzesi’nde bulunan şişede Prof. Dr. Cenker Atila, Kimyager Dr. İlker Demirbolat ve Tıp Tarihçisi Dr. Rana Babaç Çelebi’nin yaptığı kimyasal analizine göre şişede ayrıca kekikten elde edilmiş aromatik birleşikler de bulundu.


Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nden (SCÜ) arkeolog Prof. Dr. Cenker Atila ve ekibinin yazdığı bilimsel makale Avrupa’da ses getirdi. Yabancı bir dergide yer alan makaleye Avrupa’da birçok basın organında yer verildi.



Bin şişeden 7’sinde çıktı


Konuyla ilgili açıklama yapan Atilla, "Ben arkeolojide cam ve seramik uzmanıyım. 2009 yılında Bergama Müzesi Cam Eserleri adlı bir kitap çalışmam oldu. O sırada Bergama’daki bütün cam eserleri inceledim. Bu çalışmayı yaparken bazı eserler içerisinde kalıntılar olduğunu fark ettim. Daha sonra bir Aroma Terapi Festivali’nde Kimyager arkadaşım Dr. İlker Demirbolat ve Tıp Tarihçisi Dr. Rana Babaç Çelebi ile tanıştık. Bergama’daki kalıntıların analizini yapıp yorumlayabiliriz diye düşündük. Sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan izinlerimizi aldık ve müzeye gittik. Bin eser içerisinde 7 tanesinde kalıntı çıktı. Bunlardan da bir tanesinde veri sağlayabilecek kalıntılar elde ettik" dedi.



Günümüz bilimsel metotlarıyla kanıtlandı


Atilla çalışmalarına kadar, Mısır’da, Çin’de, Yunan ve Roma antik kaynaklarında insan ve bazı hayvan dışkılarının tıpta kullanıldığının bilindiğini ancak günümüz bilimsel metotlarıyla kanıtlanmadı ifade edip, "Mısır’da, Çin’de, Yunan ve Roma antik kaynaklarında insan ve bazı hayvan dışkılarının tıpta kullanıldığını biz biliyoruz. Fakat bu gerçek mi, gerçekse tam olarak nasıl kullanılıyor? Biz bunların cevabını bilemiyorduk. Bu buluşun çok ilginç ve komik de bir süreci var. Kimyasal analizleri yapan İlker arkadaşımız analizleri yapıyor, içinde gaita çıkıyor. Biz ilaç olabileceğini düşünüyorduk ama bitkisel kökenli başka şeyler bekliyorduk. Bu sonucu öğrendiğimizde çok mutlu olduk. Kokuyu bastırmak için kekik de atmışlar. Biz bunun doğrudan Galenos veya Galenos’un öğrencileri tarafından yapıldığını düşündük. Antik Çağ’da kullanıldığını bildiğimiz bir şeyin günümüze kadar gelmiş olan ilaç olduğu ispatlanmış oldu. Bunu da hemen makaleye çevirdik" şeklinde konuştu.



Antik kaynaklar detay vermiyor


Cumhuriyet Üniversitesi’nden (SCÜ) arkeolog Prof. Dr. Cenker Atila, antik kaynaklarda insan dışkısının anti bakteriyel özelliğinden bahsedilse de hangi hastalıklarda kullanıldığına dair bilgi bulunmadığını vurgulayarak şunları söyledi. "Anti bakteriyel özelliklerinden dolayı antik kaynaklar hangi hastalığa kullanıldığı ile ilgili bir veri sunmuyor. Ama her tür mikrobun öldürülmesinde, yaraların iyileştirilmesinde insan ve hayvan gaitası kullanılıyor. Galenos, ‘Hastalarınız geldiğinde bunun içeriği hakkında bilgi vermeyin. Yoksa ilacı kullanmayı reddederler’ diyor"



Türk bilim adamlarının çalışması Avrupa’da yankılandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Elazığ’da destekleyici terapiler sürüyor Elazığ Belediyesi tarafından ihtiyaçları doğrultusunda bireylere yönelik düzenlenen destekleyici grup terapileri sürüyor. Elazığ Belediyesi tarafından, benzer deneyimler, duygular veya yaşam zorlukları içinde bulunan bireylerin bir araya gelerek destek alma fırsatı bulduğu destekleyici grup terapileri sürüyor. Terapilerde katılımcılar, deneyimli uzmanlar eşliğinde çeşitli etkinliklere katılıyor, sorunlarını paylaşma fırsatı buluyor ve birbirlerine destek oluyor. Bu sayede katılımcılar hem psikolojik olarak güçleniyor hem de sosyal becerilerini geliştiriyor. Benzer deneyimler, duygular veya yaşam zorlukları yaşayan bireylerin bir araya gelerek destek bulduğu ve paylaşımlarda bulunduğu terapiler, Elazığ Belediyesi’nin ev sahipliğinde Engelsiz Yaşam Merkezi’nde çarşamba günleri tek seans olmak üzere gerçekleştiriliyor. Katılımcıların yaşam kalitesini artırmak ve sosyal yaşamda aktif olmalarını sağlamak amacıyla düzenlenen çalışmalar, kurumların ortaklığı ile düzenleniyor. Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Dr. Hilal Kaya, "Belediyemize bağlı Aile Danışmanlığı Merkezimizle birlikte Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanemizin ortaklaşa yürüttüğü ‘Yas terapisinde’ yas süreci yaşayan kadınlara yönelik sosyal proje olarak hayata geçti. Bu yıl ikinci seneye girmiş bulunmaktayız. 29 seans grup terapisi yapıldı. Yas sürecini bir hastalık olarak değerlendirmiyoruz. Bu süreçte kişilerde yas süreci uzarsa bu bir takım rahatsızlıklara depresyon ve psikiyatrik kaygıya sebep olmaktadır. Yapılan grup tedavileriyle hanımefendilerin biraz daha hayata tutunmalarında, bu süreci iyi bir şekilde atlatabilmeleri ve kendi yas süreçlerini iyi bir şekilde yürütebilmelerine destek vermeyi amaçlıyoruz" dedi. Psikiyatri uzmanı Dr. Zeynep Elyas, "Grup terapisi hem daha hızlı yanıt alınabilen hem de psikiyatrik tedavilerde bireysel tedavilere göre zamandan ciddi anlamda tasarruf sağlayabiliyoruz. Daha etkili bir tedavi yöntemi olması nedeniyle yas, bağımlılık ve travma gibi durumlarda tercih ettiğimiz terapi türlerinden bir tanesidir. Belediyemizin desteğiyle şuan da 8 kişilik bir danışan grubuyla terapiyi sürdürmekteyiz. Bunun amacı biraz daha hanımlara, bununla baş edebilmek, hayata devam edebilmek ve karşılaşılan sorunlarda yeni baş etme mekanizmaları geliştirme anlamında destekleyici terapidir" ifadelerini kullandı. Aile Danışmanı Nisa Dündar ise "Yaklaşık bir buçuk yıldır belediye bünyesinde Sağlık Bakanlığı’nın da destekleriyle kurduğumuz bir ‘Yas terapi’ grubu var. Yas çalışmalarında grup tedavilerinin çok fazla etkisini görüyoruz. Çünkü birlikteliğin getirdiği bir rehabilitasyon oluşuyor. Birlikteliğin gücünden faydalanma gibi bir avantaj oluşuyor. Destek veren kurum ve kuruluşlara teşekkür ederim" cümlelerini kullandı.