GÜNDEM - 09 Ocak 2026 Cuma 09:55

Ürkütücü görüntüsüne rağmen afiyetle tüketiliyor

A
A
A

Sivas’ın kış sofralarının vazgeçilmez lezzeti kelle, 16 saatlik zahmetli hazırlık süreci ve taş fırında pişirme tekniğiyle hem yöre halkından hem de turistlerden yoğun ilgi görüyor. Enerji ve şifa kaynağı olarak bilinen doğal kelle, 300 liradan satışa sunuluyor.

Sivas mutfağının köklü yöresel lezzetlerinden kelle, özellikle kış aylarında sofraların vazgeçilmezi olmaya devam ediyor. Kuzu ya da koyun başının özenle temizlenip uzun süre kaynatıldıktan sonra taş fırında saatlerce pişirilmesiyle hazırlanan kelle, yaklaşık 16 saatlik zahmetli bir sürecin ardından servise hazır hale geliyor. Kelle, soğuk kış günlerinde enerji vermesi ve bağışıklık sistemini güçlendirmesiyle yöre halkı tarafından sıkça tercih ediliyor. Tamamen doğal yöntemlerle pişirilen kelleler, servis öncesi balta yardımıyla ortadan ikiye bölünerek sunuluyor. Sabah erken saatlerde kelle yiyen vatandaşlar, akşama kadar tok kalıyor. Soğuk havalar ile birlikte kelleye olan talep daha da çok artarken, Sivas’a gelen turistler de bu yöresel lezzeti tatmadan şehirden ayrılmıyor. Yüzde yüz doğal olan bu lezzet, 300 liradan satışa sunuluyor.

Ürkütücü görüntüsüne rağmen afiyetle tüketiliyor

"İnsanlar, kelle yemeden yapamıyor"

Kelle ustası Eren Sönmez, kış aylarının gelmesiyle birlikte kelleye talebin arttığını söyleyerek, "Sivas’ın vazgeçilmezi kelle, geçmişten günümüze kadar yaşayan bir gelenektir. Özellikle kış aylarının tercih edilen yemeğidir. Havalarda soğudu ve dışarıdan gelenlerle beraber yüksek bir rağbet var. Doğal bir besin kaynağı ve uzun yıllarda böyle gider diye düşünüyorum. Her şey bir anda olup bitmiyor zahmetli bir iş. Kanının temizlenmesi için suya atılıyor. Bir gün boyunca böyle bir süreçten geçiyor. Ocağı yaktıktan sonra belli bir sıcaklığa ulaştıktan sonra içeri atıyoruz. Sabaha hazır halde gidip geldiğimizde hazır olmuş bizi bekliyor ve sonra satışa sunuyoruz. Öğleden sonra fırına atarız sabah geldiğimizde hazır olur. Yaklaşık 15-16 saat ocağın içinde bekliyor. Hem dinleniyor hem de pişiyor, baya bir zahmetli süreçten geçiyor. Yöreye göre bu alışkanlık değişiyor. Bizim burada kızarmış kelle yenir. Başka yerlerde bunun çorbası daha çok tüketilir. Tercih meselesi ama kızarmış kellenin yeri ayrıdır. İnsanlar sabah kelle yemezse rahat edemiyor. En az haftada bir gün yiyorlar" dedi.

Ürkütücü görüntüsüne rağmen afiyetle tüketiliyor

"Ben de kelle hastasıyım"

Kellenin Sivas için vazgeçilmez olduğunu söyleyen Çetin aydın, "Sivas’ta kelle sabahları kahvaltı yerine yenir. Sivas’ın vazgeçilmez yemeklerindendir. Sivas denince akıllara kelle gelir. Kış mevsiminde kelleye rağbet daha fazladır. Ben de kelle hastasıyım" diye konuştu.

Ürkütücü görüntüsüne rağmen afiyetle tüketiliyor

Yunus Çiftci - Ali Aydın

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Yarıyıl tatili, çocukların göz sağlığı için fırsat Çocukluk döneminde müdahale edilmeyen göz problemleri, ilerleyen dönemlerde sosyal ve günlük yaşantıda pek çok problem ile karşılaşılmasına sebep olabildiğini belirten Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, öğrenim yaşındaki çocukların göz muayenelerinin yaptırılması için sömestr dönemi ise en ideal zamanlardan biri olduğunu söyledi. Yoğun geçen birinci eğitim dönemi boyunca fiziksel ve mental açıdan yorulan çocukların, yarıyıl tatilinde iyi bir dinlenme süreci geçirmesi önemli olduğunu ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Tatil dönemi, çocukların yaşadığı görme problemlerinin çözümü için de önemli bir zaman dilimi. Tedavi edilmeyen görme bozukluklarının; çocukların öğrenme kabiliyeti, derslere uyum ve kişilik gelişimlerini olumsuz etkileyebilir. Ailelerin, çocuklarının eğitim hayatındaki başarısı için bu konuda önlem alıp gerekli tetkikleri yaptırması gerekiyor. Görme problemleri, okul öncesi çocukların yüzde 5-10’unu, okul çağındaki çocukların ise yüzde 20-30’unu etkiliyor. Bir çocuğun derslerinde başarısız olmasının sebebi, öğrenme kabiliyetinin yetersizliğinden değil, görme bozukluğundan kaynaklanıyor olabilir. Bu sebeple, okula başlamadan önce ve okul süresince çocuklara düzenligöz muayenesiyapılması gerekiyor" diye konuştu. Çocuklarda en çok göz kayması, göz tembelliği, gözyaşı kanalı tıkanıklığı, miyop, hipermetropi, şaşılık, astigmatizma ve konjonktivit görüldüğünü söyleyen Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Erken teşhis konulmazsa çocuğun tahtayı yeterince iyi görememesi, okurken satır atlaması, cümleleri eliyle takip etmesi, bir gözünü daha öne alarak kitaba bakması, televizyonu yakından seyretmesi, gözlerde sulanma ve ödevlerini yaparken zorlanması gibi durumlar yaşanabiliyor. Bu da okul başarısını olumsuz etkiliyor" diye konuştu. Çocuğunun görme bozukluğunun farkında olmayan ailelerin, derslerdeki düşük başarı oranını öğrenme yeteneklerine bağladığının altını çizen İpçioğlu, "Öğrenme kabiliyetinde eksiklik olmayan çocuklar, iyi göremedikleri için derslerinden geri kalabiliyor. Göz bozukluğunda önlem alınmadığında gözde tembellik başlıyor ve bu durum ilerleyen yıllarda çocuğun görme kalitesini daha ciddi oranda etkiliyor. Çocuk göz sağlığı için 6 ayda bir düzenli kontrol yapılması önemli. Erken konulan teşhis ile tedavi süreci de kolayca atlatılabiliyor" şeklinde bilgi verdi.
Şırnak Gabar’da dondurucu soğukta rekor üretim: Günlük 81 bin varil petrol Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın sosyal medya hesabından paylaştığı görüntüler, Şırnak’ın Gabar Dağında zorlu kış şartlarına rağmen devam eden petrol üretim çalışmalarını gözler önüne serdi. Bin 820 metre rakımda, eksi 10 derece soğukta ve yoğun kar yağışı altında çalışan ekipler, enerjide tam bağımsızlık hedefi doğrultusunda aralıksız mesai yapıyor. Gabar sahasında günlük petrol üretimi 81 bin varili aşarak rekor seviyeye ulaşırken, Şehit Aybüke Yalçın-70 Kuyusundaki faaliyetler, Türkiye’nin yerli enerji hamlesinin simgesi haline geldi. Gabar Dağı, Türkiye’nin en önemli kara petrol sahalarından biri olarak, zorlu coğrafi ve iklim şartlarına rağmen üretimde istikrarlı bir yükseliş gösteriyor. TPAO (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) ekipleri, kar kalınlığının yaklaşık 2 metreye yaklaştığı ve şiddetli rüzgarın estiği bu bölgede, 7 gün 24 saat esasına göre vardiyalı çalışma sistemiyle faaliyetlerini sürdürüyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar sosyal medya hesabından paylaştığı videoda, "Şırnak, Gabar, Şehit Aybüke Yalçın-70 Kuyusu ülkemizin kalkınması ve milletimizin refahı için zorlu zirvelere çıkıyor, yerli kaynaklarımızı arama ve üretim çalışmalarına devam ediyoruz. Şırnak Gabar’da, bin 820 metre rakımda, dondurucu soğuğa ve kış şartlarına rağmen enerjide tam bağımsızlık hedefimiz için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. Paylaşımda, kar altında çalışan sondaj ekiplerinin görüntüleri yer aldı. Video, kısa sürede binlerce beğeni ve paylaşım alarak büyük ilgi gördü. Bakan Bayraktar’ın paylaşımı, Gabar’daki üretim sahasının stratejik önemini bir kez daha vurguladı. 2025 yılında Gabar ve Karadeniz sahasındaki çalışmalarla Türkiye’nin toplam petrol üretimini 47,9 milyon varile çıkaran ekipler, 2026 hedeflerini de netleştirdi. Bakanlık kaynaklarına göre, Gabar’da petrol çıkarma miktarı 81 bin varile ulaştı. Eksi 10 dereceyi bulan soğuklarda, ekiplerin kar zincirleri takılı araçlarla sahaya ulaştığı, ısıtmalı konteynerlerde dinlendiği ve özel koruyucu ekipmanlarla çalıştığı belirtildi. Yoğun kar yağışı nedeniyle bazı yollarda ulaşım güçlüğü yaşansa da, üretimde herhangi bir kesinti yaşanmadı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, daha önceki telekonferans bağlantılarında da Gabar ekiplerine teşekkür etmişti. Bakan Bayraktar, "Şırnak umut şehri oldu. Kar yağıyor, soğuk dondurucu ama çalışmalar aralıksız devam ediyor. Bu azim, Türkiye’nin enerjide tam bağımsızlığına giden yolda en büyük gücümüz" demişti. Gabar sahası, 2023’te keşfedilen 1 milyar varil rezervle Türkiye’nin en büyük kara petrol alanlarından biri konumunda. 2026 planlamasında, yatay sondaj teknikleriyle kayalarda sıkışmış petrolün de yüzeye çıkarılması hedefleniyor. Bu yöntemle, Gabar’ın günlük üretiminin 100 bin varile ulaşması bekleniyor. Gabar’daki çalışmalar, Türkiye’nin yerli enerji politikalarının başarısını simgeliyor. 2026 yılında Diyarbakır’daki yeni keşiflerle Gabar’ın üç katı üretim potansiyeli hedeflenirken, Karadeniz gaz sahasındaki operasyonlar da hız kazanıyor.