ASAYİŞ - 15 Nisan 2026 Çarşamba 19:34

Uzmanı uyardı: "Dijital oyunlar şiddeti normalleştiriyor"

A
A
A
Uzmanı uyardı: "Dijital oyunlar şiddeti normalleştiriyor"

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen silahlı saldırılar bilgisayar oyunlarını akıllara getirdi. Dijital Yaşam Enstitüsü Başkanı ve Dijital Bağımlılıkla Mücadele Derneği Başkanı Prof. Dr. Tuncay Dilci, dijital oyunların başkalarına karşı şiddet eğilimini normalleştirdiğini söyledi.


Türkiye’de 1 gün arayla okullarda meydana gelen silahlı saldırılar, küçük yaştaki çocukların şiddet eğilimi şiddet içerikli dijital oyunları akıllara getirdi. Çocukların erken yaşta suça meyletmesi, diziler ve oyunlarla bağdaştırılırken dizi ve film karakterlerinin çocuklar üzerinde olumsuz davranışlara yol açtığı konusu tekrar gündeme geldi.


Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Dijital Yaşam Enstitüsü Başkanı, Dijital Bağımlılıkla Mücadele Derneği Başkanı ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Dilci, "Çocuklardaki davranışsal sapmaların arkasında öğrenilmiş davranışlar olmakla beraber birçok faktör var. Birçok bileşenin bir araya gelmesiyle olgunlaşan bir sorunsal davranış haline dönüşmektedir. Bu sorunlara bağlı olarak da birtakım dürtü bozukluklarıyla, duygusal problemlerin daha zirve yapmasıyla, kontrol becerisinin zayıflaması ve bu zayıflığa bağlı olarak da dışarıya karşı tepki verme söz konusu. Herhangi bir stres sonrası, travma sonrası ki bu çocukların eylemi gerçekleştirdiği bölge daha çok deprem bölgesi olduğu için burada birkaç yıl daha stres sonrası olayları göreceğiz. Buna bağlı olarak da yine aile yapısı ve bağları çok önemli. Aile içerisinde şiddete maruz kalanlar, aşırı otorite kuran aileler veya ilgisiz ailelerin çocuklarında daha çok yaygın olduğunu görüyoruz" dedi.



Dizi ve film sektörüne dikkat çekti


Oyun bağımlılığının yanı sıra dizi sektörünün olumsuz rol model olduğunu ifade eden Prof. Dr. Dilci, "Türkiye’deki diziler maalesef ciddi bir rol model haline dönüşmüş durumda. Şiddet normalleştirilirken bu çocukların beğendikleri aktörleri, artistleri ve figürleri o dizi içerisindeki bir takım şiddet eylemlerinde rol transferi yoluyla alabilmektedirler. Aileler bu konuda daha ilgili olmalı ve hangi diziyi, hangi içeriği ne derece izlediğine dair daha etkin bir takip içerisinde olmalı" diye konuştu.



"Çocukların silahla temasına dikkat edilmeli"


Silah bulunduran polis ve asker ebeveynleri uyaran Dilci, "Bildiğini üzere dijital oyunlar hep silah odaklı. Silah odaklı olduğu için çocuklarda silaha erişmek için çevresinde ne var ne yok kontrol edebilmekte. Ailede asker polis, emniyet kökenli veya herhangi bir güvenlik çalışanı söz konusuysa silahlarıyla çocukların kurabileceği temaslarda dikkat etmeleri gerekiyor. Bunun yanı sıra çevreden edinme konusu da gündeme geliyor. Ama Türkiye’de yaygın olan bir şey değil. Türkiye’de daha çok duygusal problemlere bağlı öfke patlamaları ve travmatolojik olaylar sonunda sürdürülen stres bozukluğuna bağlı öfkelenmeler söz konusu. Özellikle intikam duygusuna dikkat çekmek istiyorum. Aile içi şiddet uygulaması veya kaotik aile ortamında da bu tür sorunları görebiliyoruz. Özellikle aile içerisinde yeterince sevgi, ilgi görememiş, toplumsal anlamda arkadaşları ve akranları arasında yeterince saygı görememiş, izole, yaşam süren gençlerimizde daha çok bu tür öfke patlamaları olabilmekte. Dolayısıyla ailelerimizin sorumlu davranması, akran içerisindeki rol ve paylaşımlarına dönük çocuklarımızı takip etmemiz gerekiyor" şeklinde konuştu.



Çocukların söylemleri, karakteri ortaya koyuyor


Çocukların günlük hayattaki söylemlerin şiddet eğiliminin belirtisi olabileceğini ifade eden Dilci, "Şu anki dijital oyunlarda başkalarına karşı şiddet eğiliminin normalleştiğini de söyleyebiliriz. Yapılan bilimsel çalışmalarda özellikle olumsuz davranışların yüzde 70 oranında öğrenilmiş davranışlar olduğunu söyleyebiliriz. Çocuklarımızın şiddet haritalarının çıkarılması, bu şiddet eğilimlerinin olması durumunda ne tür önlemler alınacağına dair okul programlarının oluşturulması çok önemli. Yine ailelerin bu konuda uyarılarak okul, aile iş birliğinde sürdürülmesi gerekir. Şiddetle ilgili ‘herkesten nefret ediyorum, herkesin canıma kıymak istiyorum, etrafımdaki herkesi öldürmek istiyorum’ gibi söz ve eylemleri çok sık kullanan çocuklarda bu tür davranışları gözlemleyebiliriz. Bununla beraber bazı çocuklardaki işaretler, doneler de ileride bunun olacağını gösterebilir" ifadelerine yer verdi.



"Önlemlerin devlet politikası haline dönüştürülmesi gerekir"


Konuya ilişkin alınabilecek önlemleri aktaran Dilci, "Ailelerin özellikle çocukların bütüncül yetişmesine fırsat verecek ortamlar hazırlamaları gerekir. Sonuç olarak bu bir davranışsal kodlama ve öğrenme şeklinde ortaya çıkan bir sorun. Bu anlamda medya içerik üreticilerine, şiddet içerikli oyun, dizi, film karakterlerine dikkat edilmesi gerekir. Bunun bir devlet politikası haline dönüştürülmesi gerekir. Yapıcı, insani ve insancıl olayların örneklerinin çoğaltılması gerekir. Tüm okulların davranışsal risk haritasının çıkarılması gerekmektedir. Ailelerimizin evde silah, bıçak vb. aletler konusunda dikkat etmeleri gerekir. Yine yangın ve patlayıcı maddeler üretme, türetme gibi çocukların meraklı olduğu konular vardır. Ergenlik dönemindeki çocukların özellikle duygu durum eşiğine dikkat etmek gerekir. Duygularını yönetme becerisi, sosyal uyum becerisi ahlaki ve diğer toplumsal değerleri içselleştirme, sorumluluk bilinci gibi birçok yönden kurallara tabi tutulması gerekir ve ailelerin de bu sorumluluk için elini taşın altına koyması gerekir diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.



Uzmanı uyardı: "Dijital oyunlar şiddeti normalleştiriyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Sinema Genel Müdürü Birol Güven: "Sinema sektörümüzün turizmle çok yakından ilişkisi var" Kastamonu’da düzenlenen Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen panelde konuşan Sinema Genel Müdürü Birol Güven, "Sektörümüzün turizmle çok yakından bir ilişkisi var. 150’ye yakın ülkede, 1 milyara yakın insana düzenli olarak Türk dizilerini gösteriyoruz, satıyoruz. Dünyada 1 milyara yakın insan Türk dizilerini düzenli olarak seyrediyorlar. Dizilerin etkisi vardır. Ben yan etkisinin turizm olduğunu düşünüyorum" dedi. Kastamonu’da Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında turizm sektörünün paydaşlarını, protokol üyelerini ve öğrencileri bir araya getiren kapsamlı bir panel düzenlendi. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) Destinasyon Geliştirme Birim Başkanı Serkan Doğru’nun moderatörlüğünde gerçekleştirilen "Turizm Zirvesi" paneline Kastamonu Vali Yardımcısı Aydın Ergün, eski Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu, Sinema Genel Müdürü Birol Güven, KUZKA Genel Sekreteri Mehmet Akif Eraslan, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kerem Seven, İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş ile çok sayıda davetli katıldı. "İstiklal Yolu Ankara Polatlı’ya kadar uzanacak" Panelin açılışında konuşan Kastamonu Vali Yardımcısı Aydın Ergün, İstiklal Yolu’nun sadece bir doğa sporu rotası olarak kalmaması gerektiğini vurgulayarak, "2008 yılından bu yana büyük çabalarla bir noktaya getirilen İstiklal Yolu, son yıllarda bir outdoor spor alanı haline geldi. Çankırı Valiliği ve Gençlik ve Spor Bakanlığımız ile görüşmelerimiz sürüyor. Önümüzdeki yıldan itibaren bu etkinliği Çankırı ile ortak yapacağız. İnebolu’da gemiyi karşılayıp, bayrağı Ilgaz sınırında Çankırı’ya devredeceğiz. Hedefimiz bu yolu Ankara Polatlı’ya kadar kesintisiz bir rota haline getirmek ve bu farkındalığı sürekli kılmaktır" dedi. "Tarih ve kültür turizmin temeli olmalı" Eski Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu ise, Kastamonu’nun tarihi derinliğine dikkat çekerek, turizmin bu köklü geçmiş üzerine inşa edilmesi gerektiğini belirterek, "Bu coğrafyada Paflagonyalılardan başlayarak Hititler, Frigler ve Perslere kadar uzanan muazzam bir tarih var. Milli Mücadele döneminde Gazi Mustafa Kemal’in kararıyla cephanenin İnebolu üzerinden Anadolu’ya taşınması, Kastamonu’nun bu vatanın meşakkatini yüreğinde nasıl hissettiğinin kanıtıdır. Bütün sektörlerin arka planında bu tarih panosu yer almalıdır" diye konuştu. "Dizilerin en önemli yan etkisi turizmdir" Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven de sinemanın tanıtımdaki gücüne değinerek, "Gezen Sinema’nın asıl amacı olarak şehirlerin merkezi değil, ilçelere daha çok zaman ayırıyoruz. Sinema gittiği yeri şenliğe çevirir. İnşallah bizim tırımız da Kastamonu merkezde Turizm Haftasını bir şenliğe çevirmeye vesile olur. Türkiye’nin çok önemli mekanlarını, Türkiye’nin değerlerini gastronomisini tanıtmak için dizileri kullanmaya başladık. Mini diziler çekiyoruz. Bizim sektörümüzün turizmle çok yakından bir ilişkisi var. Biz 150’ye yakın ülkede, bir milyara yakın insana düzenli olarak Türk dizilerini gösteriyoruz, satıyoruz. Dünyada 1 milyara yakın insan Türk dizilerini düzenli olarak seyrediyorlar. Dizilerin etkisi vardır. Ben yan etkisinin turizm olduğunu düşünüyorum. Sanatın temeli sipariştir. Sipariş olmadan sonuca ulaşamayız. Portakal üreticileri portakal suyunun kahvaltıda içilmesini Hollywood’a sipariş ettiler. Diz çöküp tektaşla evlenme teklifini Hollywood’a sipariş ettiler. Bugün bizim geleneğimize dönüşün çok önemli detaylar var. Turizm ya da kültürel değerlerin sinema yoluyla aktarılması için bizim çalışmamız gereken şey sipariştir. Sipariş kelimesi üzerinde biraz zaman ve emek harcamamız gerekiyor" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından paneldeGençlik ve Spor Bakanlığı Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Daire Başkanı Burak Mumcu tarafından "Türkiye’nin spor turizmi potansiyeli", Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü Başkanı Fatih Seyran tarafından "sağlık turizmi", iş insanı Elif Boyner tarafından "Halka projesi: Kırsal turizm" ve Miray Cruises Yöneticisi Hakan Yılmazer tarafından "Karadeniz’de kruvaziyer turizmi" konularında sunumlar gerçekleştirildi Program, protokol üyeleri tarafından konuşmacılara plaket takdim edilmesiyle sona erdi.
Mardin Mardin’de INSURE Projesi kapsamında 4 milyon liralık ekipman teslim töreni Avrupa Birliği’nin finansal desteğiyle, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Türk Kızılay iş birliğinde yürütülen proje kapsamında Mardin’de iki üretici birliğine toplam 4 milyon lira değerinde ekipman desteği sağlandı. Projeden Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği’nin 90, Arıcılar Birliği’nin ise 70 üyesi yararlanacak. Türk Kızılay Mardin Toplum Merkezinde düzenlenen törende; Tarım ve Orman Bakanlığı, Türk Kızılay, İŞKUR, UNDP ve yerel paydaşların temsilcileri ile üretici birlikleri bir araya geldi. Tören kapsamında, Mardin İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği ve Mardin İli Arı Yetiştiricileri Birliği’ne sağlanan ekipmanlar teslim edilerek sözleşmeler imzalandı. İl Tarım ve Orman Müdürü Ender Muhammed Gümüş, son dönemdeki yağışların ardından arazilerin bereketlendiğini belirterek, "Malumunuz, 2023 yılında ülkemiz çok ciddi bir şekilde deprem gerçeğiyle tekrar yüzleşti. Bölgemizde özellikle depremden etkilenen 10 ilimiz bu süreçten fazlasıyla etkilendi. Ancak evler yıkıldı ama çiftçilerimiz arazisini terk etmedi, üretmeye devam etti. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı kapsamında, hem uyum çerçevesinde hem de Bakanlığımızın hazırladığı bu proje ile çiftçilerimize yerinde destek verilmesi amaçlandı" dedi. "Daha fazla destek vermeyi arzu ediyoruz" Mardin’in proje kapsamında dikkat çeken bir il olduğunu ifade eden Gümüş, "Bu kapsamda 2025 yılında uygulanan proje çerçevesinde, çiftçi örgütlerimizden yapılan başvurular değerlendirildi. Proje 7 ilde uygulanıyordu; en güneydoğusunda Mardin, en kuzeybatısında ise Bursa yer alıyordu. Bu iller arasında yapılan değerlendirmeler sonucunda Mardin’den iki çiftçi örgütümüz destek almaya hak kazandı. 2026 yılı içerisinde de proje başvuruları sona erdi. Bu yıl toplam 17 proje başvurumuz var. Az önce yetkili arkadaşlarımızdan öğrendiğimize göre, Mardin bu 7 il arasında en fazla proje başvurusu yapan il oldu. Bu da çiftçi örgütlerimizin konuya olan ilgisi ve alakası açısından bizim için büyük bir gurur kaynağı oldu. İnşallah daha fazla destek vermeyi arzu ediyoruz. Bugün gerçekleştirdiğimiz teslim töreninde; koyun kırkma makinesinden el fenerine, güneş enerji sistemlerinden bağlı sulama makinelerine kadar çeşitli ekipmanlar kapsamında iki örgütümüze destek verilecek" diye konuştu. "Çok ciddi bir talep ve istek var" UNDP Program Yöneticisi Arzu Karaarslan Azizoğlu ise Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yerelle uyumlu güçlü bir vizyona sahip olduğunu vurgulayarak, bu doğrultuda Türk Kızılay ile birlikte Avrupa Birliği’ne sunulan projenin hayata geçirildiğini söyledi. Azizoğlu, "Çok farklı faaliyetlerimiz var. Bunlardan biri tarımsal örgütlere yönelik ayni destekler ve hibe programı. Bunun bir kısmı hayata geçti ve bugün teslim törenindeyiz. Ancak hemen arkasından yeni bir değerlendirme sürecine de başladık. Çünkü çok ciddi bir talep ve istek var. Hatta Mardin bu konuda birinci sırada. Bunu görmek de gerçekten çok güzel" ifadelerini kullandı. Projenin sadece ekipman desteğiyle sınırlı olmadığını belirten Azizoğlu, mevsimlik tarım işçilerine yönelik çalışmaların da sürdüğünü kaydederek, "Malatya’da bir alan inşa ediyoruz. Bu alanın çok kıymetli olduğuna inanıyoruz. Çünkü biliyoruz ki Mardin aynı zamanda en fazla göç veren illerden biri ve mevsimlik tarım işçiliğinin de yoğun olduğu illerden biri. Malatya’da yapacağımız bu alanın Türkiye’ye önemli bir hizmet sunacağını düşünüyoruz. Çünkü Malatya’da daha önce böyle bir konaklama alanı yoktu. Bunun yanı sıra mesleki eğitimler veriyoruz. Bu eğitimlerde özellikle tarım sektörünün ihtiyaç duyabileceği alanlara odaklanıyoruz ve istihdam garantili olmasına dikkat ediyoruz. Üreticilerimize yönelik, özellikle istihdam sağlayan üreticilere yönelik teşviklerimiz var" dedi. "Türk Kızılay olarak bu projenin parçası olmaktan büyük memnuniyet ve gurur duyuyoruz" Türk Kızılay Toplum Temelli Göç Programları Koordinatörü Eda Çok Öztürk de kurum olarak projede yer almaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek, "Türk Kızılay olarak bu projenin parçası olmaktan büyük bir memnuniyet ve gurur duyuyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığımızın özellikle tarım ve hayvancılık alanındaki vizyonu ile birlikte hem bu projenin paydaşıyız hem de katkı sağlamaya çalışıyoruz. Aynı zamanda Türk Kızılay olarak bu alanla ilgili önemli tecrübeler edindiğimizi düşünüyoruz. Bu bizim için gerçekten çok kıymetli. Hem öğrenme hem de tecrübe anlamında bize büyük katkılar sağladı. Güzel bir ekip olduk, güçlü bir iş birliği ortaya çıktı. Umarız bu güzel iş birliğini önümüzdeki dönemlerde de artarak devam ettiririz" şeklinde konuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Bekir Yücel Tanrıkulu ise projenin 7 ilde uygulandığını hatırlatarak, birçok kurumun emeğiyle hayata geçirildiğini belirtti. Tanrıkulu, Mardin’de gerçekleştirilen eğitim programlarına değinerek, "İlimizde düzenlenen eğitimlere 69 kişi katıldı ve bunların 34’ü istihdama kazandırıldı. Bu bizim için gurur kaynağı" dedi. Hayvancılık alanında yürütülen çalışmaların sonuç verdiğini de ifade eden Tanrıkulu, "Bu vizyon projelerle birlikte hem büyükbaş hem küçükbaş hayvan varlığımızda artışlar meydana geldi. Son 3 yılda büyükbaş hayvan varlığımız 17 milyon 500 bine, küçükbaş hayvan varlığımız ise 58 milyon 500 bin başa ulaştı" değerlendirmesinde bulundu.