GÜNDEM - 18 Temmuz 2025 Cuma 13:32

Uzmanından araç yangını uyarısı: "Elektrikli araçlara müdahale farklı"

A
A
A
Uzmanından araç yangını uyarısı: "Elektrikli araçlara müdahale farklı"

Artan hava sıcaklıkları, beraberinde araç yangınlarını da getiriyor. Konuya ilişkin açıklama yapan Sivas Belediyesi İtfaiye Müdürü İbrahim Alaçam, araç içerisinde bırakılan çakmak, deodorant gibi yanıcı ve patlayıcı maddelerin araç yangınlarına sebebiyet verebileceğine dikkat çekerken, elektrikli araç yangınlarında ilk yapılması gerekenin araç kapıları kilitlenmeden tahliye edilmesi olduğunu vurguladı.

Türkiye genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları, günlük yaşamı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Özellikle son günlerde termometrelerin 30 dereceyi aştığı Sivas’ta, aşırı sıcaklar beraberinde ciddi tehlikeleri de getiriyor. Açık alana bırakılan araçlar adeta fırına dönüşürken, kavurucu sıcakların etkisiyle araçlarda meydana gelen yangınlarda da ciddi artış yaşanıyor. Özellikle LPG’li ve elektrikli araçlar bu dönemde daha büyük risk taşıyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Belediyesi İtfaiye Müdürü İbrahim Alaçam, yaz aylarında araç yangınlarına karşı daha dikkatli olunması gerektiğini vurgulayarak, "Araç yangınlarında kaput açıldığı zaman hava ile temas olacağı için alev parlayacak ve daha da büyüyecektir. Hava ile müdahale yangındaki alevlenmeyi arttırır" dedi.

Uzmanından araç yangını uyarısı:

"Kontrollü şekilde müdahale edilmelidir"

İbrahim Alaçam, araçların özelliğine göre yangınların değiştiğini belirterek, "Araç yangınları aracın özelliğine göre değişiyor. LPG’li araç yangınlarından sonra aracın bagaj kısmındaki tüp tankının vanasını kapatmaya çalışmalılar. Daha sonra ise akünün kutup başı sökülmelidir. Araçlarında eğer kuru kimyevi toz varsa ilk müdahaleyi yapmalılar. Eğer yangın ön tarafta kaput kısımda çıkan bir yangınsa kontrollü bir şekilde kaputu açarak yangın söndürme tüpünü ile müdahale etmeliler. Yangın kendilerini aşan bir noktaya ulaşmışsa ve araç çok fazla alev aldıysa öncelikle araç içeresindekileri tahliye etmeliler daha sonra müdahalede bulunmamalılardır. İnsanlar araç yangınlarında o an müdahale edemiyorsa kuru kimyevi tozu yoksa ve suyla söndürme gibi imkânı da yoksa kaputu veya kapıyı açmaya çalışmamalılardır. Bu durum araç yangılarında da aynı ev yangınlarında da aynıdır" dedi.

"Elektrikli araçlara müdahale farklı"

Elektrikli araçlarda çıkan yangınlara müdahale şeklinin daha farklı olduğunu ifade eden Alaçam, "Araçların bakımlarıyla alakalı elektrik kontağından çıkan yangınlar, LPG ile meydana gelen yangınlar ve kundaklamayla meydana gelen yangınlar da vardır. Elektrikli araç yangınları ise ayrı bir yangın türüdür. Elektrikli araç yangınlarında ilk yapılması gereken ve en önemli olan şey ilk olarak araç içerisindekileri araç kapıları kilitlenmeden tahliye etmek. Elektrikli araç yangınlarında yangın esnasında kapıların kilitlenmesi söz konusudur. Araç içerisindekileri tahliye ettikten sonra mecburen itfaiyeyi beklemeliler. Eğer yanlarında kuru kimyevi toz varsa onunla müdahale etmeliler. Bunun haricinde vatandaşların başka türlü müdahale etmemelilerdir" diye konuştu.

Uzmanından araç yangını uyarısı:

"Yeni sistemler geliştirildi"

Elektrikli araçlarda yangına müdahale için yangın söndürme battaniyesi tedarik ettiklerini ifade ederek, "Teknolojik olarak elektrikli araçların yangınlarına müdahale etmek amaçlı yeni sistemler geliştirildi. Sivas Belediyesi İtfaiyesi olarak biz elektrikli araçların yangınlarına müdahale etmek amaçlı yangın söndürme battaniyesi tedarik ettik. Boğma yöntemi kullanarak bu yangınları söndürüyoruz. Normalde dizel ve benzinli araçlara su ve köpükle müdahale edip söndürebiliyoruz. Ancak elektrikli araçların yangınları farklı. Onlara da belirli bir mesafeden su müdahalesi yapabiliyoruz veya yangın battaniyesiyle ile boğma yöntemiyle söndürebiliyoruz. Yaz aylarında özellikle araç içerisinde bırakılan çakmak, deodorant gibi yanıcı patlayıcı maddeler de araç yangınlarına sebebiyet verebiliyor. Araç içerisinde parlayıcı patlayıcı maddelerin bulundurulmaması gerekiyor. Sıcaklığa bağlı bunların patlaması hem araca hem de kişilerin kendilerine zarar verebilir. Yaz aylarında güneşe maruz kalan yerlerde de LPG’li araçların bırakılmamasını da tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu.

Yunus Çiftci-Ennur Şahin

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."