EĞİTİM - 14 Mayıs 2026 Perşembe 09:30

İlkokul öğrencilerine gıda israfının önlenmesi, balığın faydaları ve beslenme eğitimi verildi

A
A
A
İlkokul öğrencilerine gıda israfının önlenmesi, balığın faydaları ve beslenme eğitimi verildi

Tekirdağ Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekiplerince ilkokul öğrencilerine su verimliliği, balık tüketmenin faydaları, sağlıklı beslenme ve gıda israfının önlenmesi konusunda eğitim verildi.


Malkara, Marmaraereğlisi, Muratlı, Saray ve Süleymanpaşa İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri ekipleri, sağlıklı nesiller yetiştirmek ve balık tüketimi hakkında farkındalık oluşturmak amacıyla ilkokul öğrencilerine yönelik "Sağlıklı Bir Yaşam için Balık Yiyelim" konulu eğitimlere devam ediyor. Teknik personel tarafından verilen eğitimlerde gıda israfı, su verimliliği, balık tüketmenin faydaları ve sağlıklı beslenme konularında ayrıntılı bilgiler anlatıldı. Eğitimler sırasında öğrencilerin konuya olan ilgisi ve aktif katılımı dikkat çekti.



"Tarım ve Orman Bakanlığımız gıda israfını milli bir mesele olarak görüyor"


Tekirdağ İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Aksoy, verilen eğitimlerin devam edeceğini belirterek, gıda israfını milli bir mesele olarak gördüklerini vurguladı. Aksoy, "Tarım ve Orman Bakanlığımız gıda israfını milli bir mesele olarak görüyor. Su verimliliği, yalnızca bugünün değil geleceğimizin de en önemli konularından biridir. Bu bilinci küçük yaşlarda kazandırmak büyük önem taşıyor. Çocuklarımızın hem doğal kaynaklarımızı koruyan bireyler olarak yetişmesini hem de sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmesini hedefliyoruz. Bu çerçevede il genelinde eğitim çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.



İlkokul öğrencilerine gıda israfının önlenmesi, balığın faydaları ve beslenme eğitimi verildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu Bolu Belediyesine yönelik "nitelikli dolandırıcılık" soruşturmasında 2 tahliye Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Beykoz ev hapsi, CHP’li Belediye Meclis Üyesi Aydan Özdemir ise adli kontrol şartıyla tahliye edildi. Bolu Belediyesine yönelik başlatılan geniş çaplı soruşturmada, 11 Nisan’da jandarma ekiplerince gözaltına alınan ve tutuklanan Leyla Beykoz ile Adnan Özdemir’in avukatları müvekkillerinin tutukluluk hallerine itirazda bulundu. İtirazı değerlendiren mahkeme heyeti, Aydan Özdemir’in adli kontrol şartıyla, Leyla Beykoz’un ise tutukluluk halinin ev hapsine çevrilerek tahliyesine karar verdi. Kararın ardından iki şüpheli cezaevinden salıverildi. Kurban bağışlarının vakfa aktarıldığı iddiası Söz konusu şüphelilerin, soruşturma kapsamında daha önce tutuklanan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan tarafından kurulan BOLSEV Vakfında yönetim kurulu üyesi oldukları tespit edildi. Soruşturmanın, geçen yıl Kurban Bayramı’nda toplanan kurban bağışlarının kesim için değerlendirilmeyerek BOLSEV’e aktarıldığı iddiasıyla yürütüldüğü öğrenildi. Öte yandan, "icbar suretiyle irtikap" suçlamasıyla tutuklu bulunan Özcan ve BOLSEV Vakfı Üyesi Ali Sarıyıldız hakkında bu dosya kapsamında ayrıca tutuklama kararı verilmişti. Soruşturmanın geçmişi ve iddianame Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonundaki soruşturmada ilk olarak 3 Mart’ta Belediye Başkanı Tanju Özcan ve Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can tutuklanmış, ardından 6 Nisan’da CHP’li Meclis Üyesi Cihan Tutal, Mali İşler Müdürü Naim Ayhan ve Ali Sarıyıldız cezaevine gönderilmişti. 17 Nisan’da ise rüşvet iddialarına ilişkin ortaya çıkan ses kayıtları gerekçesiyle Bolu Manavlar ve Pazarcılar Odası Başkanı Mustafa Altındal ile oda personeli Mesut Kalafat tutuklanmıştı. Bolu Belediyesine yönelik tamamlanan iddianamede, 7’si tutuklu 19 sanık hakkında "irtikap", "irtikaba teşebbüs", "rüşvet alma", "nitelikli dolandırıcılık", "Vakıf ve Dernekler Kanunu’na muhalefet", "irtikaba yardım", "rüşvete aracılık", "yalan tanıklık" ve "suçluyu kayırma" suçlamaları yer alıyor.
Tokat Tokat’ta köy girişindeki heyelan korkuttu Tokat’ın Kayasuyu köyünde meydana gelen küçük çaplı heyelan köy sakinlerini endişelendirdi. Kent merkezine 22 kilometre uzaklıkta bulunan Kayasuyu köyünde, son günlerde etkili olan yağışların ardından küçük çaplı helelanlar meydana geldi. Evlere yakın noktada yaşanan toprak hareketliliği nedeniyle vatandaşlar yetkililerden önlem alınmasını istedi. Bölgedeki yamaçta toprak hareketliliği görülürken, bazı alanlarda derin yarıklar oluştu. Dağ kademeli olarak hareket ediyor Kayasuyu köyü sakinlerinden Mithat Akkuş, toprak kaymasının her geçen gün ilerlediğini belirterek; "Burası köyümüzün girişi ve ikametlerimize çok yakın bir nokta. Ana yola yaklaşık üç metre mesafede toprak kayması oldu. 15 gün önce daha azdı. Şimdi üç kademeli olarak dağ yürüyerek geliyor. Burada bir an önce tedbir alınması gerekiyor. Önüne duvar örülmesi lazım. Baktığımız zaman hareket ettiği belli oluyor. Küçük çocuklar burada oyun oynuyor. Allah korusun zarar görebilirler" dedi. Can kaybı yaşanmadan destek bekliyoruz Köy sakinlerinden Dursun Akkuş ise bölgede daha önce de küçük çaplı göçükler yaşandığını ifade ederek; "Burada üç aile birlikte yaşıyoruz. Bu alanı tarım aletleri için kullanıyoruz. Daha önce birkaç kez küçük göçük oldu ve kendi imkanlarımızla temizledik. Şimdi daha büyük olduğu için devletimizin gelip burada inceleme yapmasını ve duvar örmesini istiyoruz. Çocuklarımız burada oynuyor. Bir can kaybı yaşanmadan destek bekliyoruz" diye konuştu.
Bursa Haksız hacze rekor tazminat Bankaların haksız haciz uygulamalarına yönelik mahkemeden emsal nitelikte bir karar çıktı. Bir arkadaşına kefil olan iş adamı, noter kanalıyla kefaletten çekildikten 3 sene sonra bankanın haciz takibiyle sarsıldı. Tam 12 sene süren davaya son noktayı koyan Mahkeme; özel bankayı kusurlu buldu ve itibar gaspına uğrayan iş adamına 5 milyon 428 bin munzam zarar ödemeye mahkum etti. İş adamı K.D., özel bankadan kredi çeken bir arkadaşına kefil oldu. Kısa süre sonra noter aracılığıyla çektiği ihtarname ile kefaletten rücu etti (çekildi). Aradan üç sene geçtikten sonra bankanın haciz işlemiyle sarsılan K.D., hukukçularla bankanın kapısını çaldı. Tüm görüşmelere rağmen banka; ekti. 2011’de kefaletten çekildiği halde K.D:’nın 2014’te 26 taşınmazına, dört şirketteki hisselerine ve banka hesaplarına haciz koymaktan geri adım atmadı. Mal varlığı fiilen donan K.D., 2015’te hacizlerin kaldırılması için icra dosyasına 416 bin TL nakit teminat yatırmak zorunda kaldı. Hem itibarını hem parasını haksız şekilde kaybeden iş adamını avukatı Recep Alptekin, ilk olarak 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde menfi tespit davası açtı. Mahkeme, haksız haciz sebebiyle bankayı mahkum etti. İstinafa gönderilen kararı Bölge Adliye Mahkemesi da yasaya uygun buldu. Banka son olarak Yargıtay’ın kapısını çaldı. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2023’te kararı onadı. Banka, kötü niyetli bulunarak kötü niyet tazminatına da mahkum edildi. İcra dosyasında bloke kalan 416 bin TL ancak Ağustos 2023’te K.D.’nın hesabına geri yattı. Sepet yöntemi devreye girdi, rekor tazminat geldi Kararın ardından Avukat Recep Alptekin, aradan geçen 8 yılda TL’nin değer kaybettiğini, dolar kuru, altın ve enflasyonun katlandığını belirterek bir adım daha attı, Alptekin, uğranılan gerçek zararın tek bir göstergeyle hesaplanamayacağını öne sürerek USD kuru, Euro kuru, altın fiyatları, TÜFE, ÜFE, asgari ücret artışı, mevduat ve devlet tahvili faizi ortalamasından oluşan "sepet yöntemi" ile hesaplama yapılmasını talep etti. Asliye Hukuk Mahkemesi, 12 yıl süren hukuk savaşının sonunda özel bankayı rekor seviyede tazminata mahkum etti. Mahkeme, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin soyut zarar kriterini benimseyen emsal kararına atıfla bu yöntemi kabul etti. Mahkeme; geçen günlerde verdiği emsal kararla bankayı 3 milyon 167 bin 701 TL munzam zarar ve 50 bin TL manevi tazminata, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödemeye mahkum etti. Davalı banka ayrıca vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinden de sorumlu tutuldu. Yasal faizle birlikte 5 milyon 428 bin TL’nin bankaca ödenmesi için icra takibi başlatıldı. Paranın iadesi yetmez, değer kaybı da ödenmeli Karara ilişkin değerlendirmede bulunan Avukat Recep Alptekin, davanın yalnızca müvekkilini değil, benzer mağduriyetler yaşayan binlerce kişiyi ilgilendirdiğine dikkat çekti. Alptekin şöyle devam etti: "Sekiz yıl boyunca icra dosyasında bloke kalan 416 bin lira, sekiz yıl sonra iade edildiğinde artık aynı 416 bin lira değildi. Türkiye’nin ekonomik gerçekleri ortada. Tek bir göstergeyle yapılacak hesap, gerçek zararı yansıtmaz. Bu nedenle dolar, euro, altın, TÜFE, ÜFE, asgari ücret, mevduat ve tahvil faizinden oluşan sepet yöntemini ileri sürdük; mahkeme bu yöntemi benimsedi. Bu karar, parasına haksız yere el konulan herkes için bir emsaldir. Devletin icra dosyasında uzun yıllar bekletilen paranın, sadece nominal olarak iade edilmesi adalet değildir. Adalet; o paranın satın alma gücünün de iadesidir. Mahkemenin verdiği bu karar, haksız hacizle yıllarca parası bloke edilen herkes için emsaldir. Müvekkilim 2011’de noter ihtarnamesiyle kefaletten çekilmişti. Yargıtay’a kadar giden süreçte bankanın kötü niyetli olduğu da hüküm altına alındı. Ortada bir hata değil, ısrarla sürdürülen bir haksız takip vardı."