ASAYİŞ - 28 Nisan 2026 Salı 13:19

Sıla’nın öldüğü kazada kritik ayrışma: ‘Cinayet’ iddiası, ‘kusursuzluk’ savunması

A
A
A
Sıla’nın öldüğü kazada kritik ayrışma: ‘Cinayet’ iddiası, ‘kusursuzluk’ savunması

Tekirdağ’da motosiklet kazasında hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Sıla Pehlivanoğlu’nun ölümüne ilişkin davada 3’üncü duruşma görülürken, dosya yeniden Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Duruşma sonrasında Sıla’nın yakınları olayın sadece bir kaza olmadığını iddia ederken, karşı tarafın Avukatı Recep Yüksekyayla ise müvekkilinin kusursuz olduğunun raporlarla tespitli olduğunu belirtti.


Süleymanpaşa ilçesi Cumhuriyet Mahallesi Büşra Sokak’ta 28 Aralık 2024’te meydana gelen kazada, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3’üncü sınıf öğrencisi Sıla Pehlivanoğlu’nun kullandığı motosiklet ile karşı yönden gelen Ahmet Çoban’ın kullandığı motosiklet çarpıştı. Ağır yaralanan genç kadın kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.


Tekirdağ 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 3’üncü duruşmasına, hayatını kaybeden Sıla Pehlivanoğlu’nun annesi, kardeşi ve yakınları ile taraf avukatları katıldı. Mahkeme heyeti, dosyadaki raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla dosyanın yeniden Adli Tıp Kurumuna gönderilmesine karar vererek duruşmayı 10 Eylül’e erteledi.



’Kasten öldürdü’ iddiası


Duruşma sonrası açıklama yapan anne Emel Pehlivanoğlu, kızının ölümünün bir kaza olmadığını öne sürdü. Pehlivanoğlu, "Kızımız Sıla Pehlivanoğlu gece yarısı hızla üzerine sürülen motosikletin çarpması sonucu bizce kasten ölümüne sebebiyet verilmiştir. Kızımız Sıla’nın direkt üstüne şerit ihlali yapılarak motorun hızla sürülerek ölümüne sebep olan sanık Ahmet Çoban’ın taksirle ölüme neden olma suçundan bugün yapılan yargılanmasında mahkemece önceki celsede verilen ara karardan dönülerek dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı trafik ihtisas dairesinde tarafların kusur durumuna ilişkin raporlar arasındaki çelişkinin de giderilmek suretiyle rapor aldırılmasına karar verilmiştir. Katılan Mustafa Pehlivanoğlu vekilinin suç duyurusunda bulunması talebinin reddine, katılan vekilinin yeniden keşif taleplerimizin reddine karar verilmiştir. Dosyadaki deliller uzman akademisyen mütalaaları bizce genç bir kadın olan Sıla’nın Türk Ceza Kanunu’nun 87. maddesi gereğince iştirak halinde kasten ölümüne sebebiyet verme suçundan işlendiğini göstermektedir. Genç hukukçu adayı kızımız Sıla ve tüm kadınları, kadın cinayetlerinin derinlemesine araştırılmasını ve adaletin etkin bir şekilde gerçekleşmesini istiyoruz. Hukukçu Sıla’ya adalet istiyoruz" ifadelerini kullandı.



"Kusurumuz yok" savunması


Sanık Ahmet Çoban’ın avukatı Recep Yüksekyayla, kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savundu. Yüksekyayla, "Tekirdağ Yaşam Hastanesi civarında bir trafik kazası gerçekleşmişti. Akabinde Sıla hanım orada vefat etti. Dosyaya dahil olduğumuzda henüz soruşturma aşamasındaydı ve ailenin iddiası bunun bir kaza değil cinayet olduğu yönündeydi. Ancak yapılan incelemeler sonucunda bunun bir cinayet olmadığı ortaya çıktı. İlk trafik raporunda da hiçbir şekilde kusurumuz olmadığı tespit edildi. Dosya Adli Tıp’a gitti, orada ise anlamadığımız şekilde tali kusur verildi. Kamera görüntülerinde müvekkilimin kendi şeridinde ilerlediği, Sıla hanımın ise karşı şeride geçtiği açıkça görülmektedir. Buna rağmen verilen kusur kararını doğru bulmadık ve teknik bilirkişilere gönderilmesini talep ettik. İstanbul’daki teknik bilirkişiler de müvekkilimin kusursuz olduğunu ortaya koydu. Buna rağmen dosyanın yeniden Adli Tıp’a gönderilmesini anlayamıyoruz. Hiçbir kusurumuz olmadığı halde dosyanın bu şekilde uzamasını doğru bulmuyoruz. Amacımız hukukun tecelli etmesidir" dedi.



Sıla’nın öldüğü kazada kritik ayrışma: ‘Cinayet’ iddiası, ‘kusursuzluk’ savunması

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Orta Doğu’daki gelişmeler, Türkiye’yi yeni enerji merkezi yapabilir Konya Sanayi Odası (KSO) tarafından, ‘Orta Doğu’daki Çatışmaların Türkiye Ekonomisi ve Plastik Hammadde Piyasasına Etkileri’ Konferansı gerçekleştirildi. Sektör sanayicilerinin katıldığı, TTCP Eğitim ve Danışmanlık Kurucusu Dr. Mevlüt Çetinkaya tarafından verilen konferansta, bölgedeki jeopolitik gelişmelerin Türkiye ekonomisine yansımaları ile plastik hammadde piyasasında oluşan riskler, fırsatlar ve beklentiler kapsamlı şekilde değerlendirildi. Konuşmasında petrol ve hammadde fiyatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çetinkaya, "Bu savaşta 84 enerji tesisi hasar gördü. Bunlardan yaklaşık 50 tanesi petrokimya tesisiydi. Geçmişteki kriz dönemlerinde petrol fiyatları yüzde 25-30 yükselişin ardından, 5 ay sonra normal seyrine dönüyordu. Ancak bugün yaşanan İran, ABD-İsrail savaşında tesisler vurulduğu için petrol fiyatları 10 günde yüzde 60’a yakın arttı. Bu savaştan sonra fiyatların normale dönmesi 18 aya kadar sürebilir" dedi. Yaşanan savaşın küresel tedarik zincirlerinin kırılmasına sebep olduğunu belirten Çetinkaya, Suudi Arabistan’daki tesislere yapılan saldırıların da tedarik riski oluşturduğunu ifade etti. Savaşın plastik hammaddeler üzerinden tüm sanayi sektörlerini etkilediğini kaydeden Çetinkaya, "Petrokimya hammaddeleri ve plastik ara girdileri bakımından Körfez bölgesi, küresel sistemde çok yüksek bir ağırlığa sahip. Orta Doğu’nun Polietilen (PE) ihracatı 2025’te 12,5 milyon ton ile dünya toplam ihracatının yaklaşık yüzde 43’ünü oluşturmuştur. Ayrıca, Orta Doğu’daki polietilen kapasitesinin yaklaşık yüzde 84’ü, denizyolu ihracatı için doğrudan Hürmüz geçişine bağımlıdır. Polietilen, gıda ambalajı, otomotiv, beyaz eşya, boru sistemleri ve tıbbi ekipman üretiminde kullanılan en yaygın plastiklerden biridir. Akıştaki bir kesinti, geniş bir sanayi ekosisteminde maliyet baskısı oluşturuyor. Hürmüz’ün kapanması, yalnızca enerji piyasasını değil, plastik hammaddelere dayalı üretimi ve küresel arzı baskılamaktadır" diye konuştu. "Türkiye enerji merkezi haline gelebilir" Türkiye’nin bölgede yaşanan savaşı kendi lehine çevirebileceğini ve buradaki fırsatları değerlendirmesi gerektiğinin altını çizen Çetinkaya, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Türkiye yeniden hızlı tedarik ve üretim merkezi haline gelebilir. Hızlı teslim gerektiren tekstil, hazır giyim, gıda işleme, beyaz eşya, yan sanayi, makine ve bazı kimya alt dallarında yakın tedarikçi avantajı elde edebilir. Türkiye, enerjide hem transit ülkelerden birisi hem de Körfez-Avrupa-Asya arasında bir ticaret köprüsü. Kriz yönetimi, tahliye, ikmal, sigorta, yönlendirme ve ticari koordinasyon alanlarında bir rol üstlenebilir. Enerji üretim ve dağıtım merkezi Ortadoğu ve Körfez ülkelerinde savaşın yaptığı tahribat nedeniyle Türkiye, Doğu Akdeniz enerji merkezi haline gelebilir. Bu kapsamda Irak’ın petrolünün Türkiye üzerinden Akdeniz’e ve oradan dünyaya ulaştırılmasına başlanması bir işaret olarak değerlendirilebilir. Türkiye, savaşta tahrip olan Ortadoğu ve Körfez ülkelerinin savaş sonrası imarında etkin bir rol alabilir." Çetinkaya, konferansın sonunda katılımcıların sorularını cevaplandırdı.
Bolu Bolu’da ilkokulda "kartlı turnike" sistemi beğeni topluyor Bolu’da 100. Yıl İlkokulu’nda kurulan kartlı turnike sistemi sayesinde veliler, çocuklarının okula giriş ve çıkış saatlerini cep telefonlarına gelen anlık mesajlarla takip edebiliyor. Merkez 100. Yıl İlkokulu idaresi ve okul aile birliğinin girişimiyle geçen yıl ekim ayında hayata geçirilen uygulama, okuldaki güvenlik standartlarını yükseltti. Sistem kapsamında öğrenciler, okula gelirken ve ayrılırken kendilerine tanımlanan kartları turnikelere okutuyor. Öğrencilerin turnikeden geçiş anları, eş zamanlı olarak anne ve babaların cep telefonlarına kısa mesaj (SMS) ile bildiriliyor. Derse geç kalan veya okula gelmeyen öğrenciler için de saat 09.00 itibarıyla velilere uyarı mesajı gönderilen sistem, "ziyaretçi kartı" uygulamasıyla dışarıdan yabancı kişilerin izinsiz girişini de engelliyor. "Oğlumu bu sistem sayesinde güvenle tek başına okula gönderebiliyorum" Uygulamadan yararlanan velilerden Nilgün Aydın, sistem sayesinde çocuklarını okula güvenle gönderdiklerini belirtti. Çocuğunun geliş gidişinden anında haberdar olduğunu ve takibini rahatça yapabildiklerini aktaran Aydın, "Mesaj sadece bana değil, aynı zamanda babasına da gidiyor. Okulda 08.45 - 08.50 gibi zil çalıyor. Saat 09.00 oldu mu, oğlumuz okula geç gelmişse ya da hiç gelmemişse anında mesajla bilgilendiriliyoruz. Benim küçük bir bebeğim daha var ve her zaman oğlumun peşinden okula kadar gidemiyorum. Evim yakın, onu bu sistem sayesinde güvenle tek başına okula gönderebiliyorum. Yaklaşık bir senedir bu sistem var ve içimiz çok rahat etti. Bu sistemin Türkiye’deki bütün okullara gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Sadece son dönemdeki olaylardan kaynaklı değil, genel anlamda okulu dışarıdan ayıran çok güzel bir sistem. Mesela kapıya gelip ’Ben şu çocuğun dayısıyım’ diyen biri elini kolunu sallayarak içeri giremiyor. Bizler de veli olarak geldiğimizde ziyaretçi kartı alarak içeri giriyoruz. Biz haber vermediğimiz sürece babaannesi veya anneannesi dahi gelse çocuk okuldan çıkamıyor. Okul yönetimine ve okul aile birliğine hepsini düşünerek yaptıkları bu çalışma için teşekkür ederiz" ifadelerini kullandı. "Saniyesinde mesaj geliyor" Veli Mustafa Kırgöz de uygulamadan son derece memnun olduklarını dile getirerek, "Öğrencimiz okuldan çıkarken kartını okutuyor ve bize saniyesinde mesaj geliyor. Son zamanlarda yaşanan üzücü olaylardan sonra okullarda böyle sistemlerin kesinlikle olması gerektiğini düşünüyorum. Kesinlikle çok iyi düşünülmüş bir sistem" şeklinde konuştu.