ÇEVRE - 28 Mart 2026 Cumartesi 12:11

Tekirdağ’da kamyon kamyon atık döküldü

A
A
A
Tekirdağ’da kamyon kamyon atık döküldü

Tekirdağ’ın Muratlı ilçesine bağlı Ballıhoca Mahallesi’nde meraya ve yol kenarlarına tonlarca atık atıldı.


Tekirdağ’ın Muratlı ilçesine bağlı Ballıhoca Mahallesi merasına ve çevredeki yollara kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tarafından kamyon kamyon atık döküldü. Onlarca kamyonla getirildiği değerlendirilen atıklar, geniş bir alana yayılırken bölgede yoğun koku oluştu. Görüntülerde, gelişi güzel bırakılan atıkların hem mera alanını hem de ulaşım yollarını kullanılamaz hale getirdiği dikkat çekti. Özellikle yağışlı havalarda etkisini artıran atıkların çevreye zarar verdiği ve bölge halkını tedirgin ettiği ifade edildi.


"2 buçuk yıldır bitmeyen çile"


Ballıhoca Mahallesi Muhtarı Şaban Topçuoğlu yaptığı açıklamada, "Bu sorun aşağı yukarı 2 buçuk seneden beri devam ediyor. Ve bir türlü de yakalayamadık bu dökenleri. Şimdi başladılar yeniden dökmeye. Hadi burası karayollarına ait. Karayollarına şikayet ettik. Çevre Bakanlığına şikayet ettik. Geldiler baktılar. Numune aldılar. Hiçbir gelişme, ilerleme olmadı yani. Köy olarak rahatsızız yani bu kokudan. Hem tarım ürünleri zararı var. Birde hayvanlar da gelmiyor. Bu nasıl bir maddeyse yağmurlu havada yanma yapıyor. Belediyeye, Tekirdağ’a, ile orman bakanlığına falan hepsine şikayet ettik yani. Ama bunu bir an önce buradan kalkması gerekir" dedi.


Bölgede yaşayan vatandaşlar, atıkların oluşturduğu kötü kokunun yanı sıra tarım arazilerinin zarar gördüğünü ve hayvanların bölgeye yaklaşmadığını belirtti. Mera alanının kullanılmaz hale gelmesi, hem üreticileri hem de hayvancılıkla uğraşan vatandaşları olumsuz etkiledi. Atığın içeriğinin henüz netlik kazanmaması ise endişeleri daha da artırdı.


Yetkililerin konuyla ilgili inceleme başlattığı öğrenilirken, mahalle sakinleri atıkların bir an önce kaldırılmasını ve sorumluların tespit edilmesini istiyor.



Tekirdağ’da kamyon kamyon atık döküldü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Akbank, işletmelerin sürdürülebilir iklimlendirme yatırımlarını hızlandıracak programı devreye aldı Akbank, işletmelerin enerji verimli ve düşük karbonlu iklimlendirme teknolojilerine geçişini hızlandırmak amacıyla ‘Sürdürülebilir İklimlendirme Finansman Programı’nı hayata geçirdi. Banka, Cool-Up Programı’nın Türkiye’deki finansal partneri olarak geliştirdiği bu modelle sürdürülebilir finansman, teknik danışmanlık ve teknoloji iş birliklerini tek çatı altında bir araya getiriyor. Akbank, sürdürülebilir dönüşümü destekleyen yeni finansman programını Sabancı Center’da düzenlenen ve ilgili alanda önde gelen kuruluşların temsilcilerinin yer aldığı lansman etkinliğinde duyurdu. Banka, Akbank Sürdürülebilir İklimlendirme Finansman Programı ile işletmelerin enerji verimli ve düşük emisyonlu iklimlendirme teknolojilerine geçiş yatırımlarını güçlendirecek. Akbank’ın Cool-Up Programı iş birliği ile geliştirdiği Sürdürülebilir İklimlendirme Finansman Programı sayesinde işletmeler; avantajlı finansman çözümleri, teknik danışmanlık, teknoloji üreticileri ile iş birlikleri ve eğitim çalışmalarını içeren entegre bir ekosistemden yararlanabilecek. Sürdürülebilir iklimlendirme yatırımları için bütüncül finansman ve iş birliği modeli Küresel ölçekte artan sıcaklıklar ve kentleşme, soğutma talebini hızla artırırken enerji tüketimi ve emisyonlar üzerinde de önemli bir baskı oluşturuyor. Türkiye’de binalar toplam elektrik tüketiminin yüzde 30’dan fazlasını oluşturuyor, bunun önemli bir kısmı ise ısıtma ve soğutma sistemlerinden kaynaklanıyor. Bu nedenle sürdürülebilir ve enerji verimli teknolojilere geçiş, iklim değişikliği ile mücadelede kritik bir rol oynuyor. Bu alanda çözüm üretmek üzere Türkiye’deki uygulamaları Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye’nin koordinasyonunda yürütülen Cool-Up Programı; doğal soğutucu akışkanların kullanımını artırmayı, enerji verimli sistemlerin yaygınlaşmasını desteklemeyi ve sürdürülebilir soğutma alanında kurumsal kapasite geliştirmeyi amaçlıyor. Programın ilk finansal partneri Akbank tarafından geliştirilen finansman modeli; gıda ve soğuk zincir, turizm, ticari binalar, sanayi, lojistik ve depolama gibi soğutma ihtiyacının yoğun olduğu sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin dönüşüm yatırımlarını hızlandıracak. Program kapsamında işletmeler Akbank’ın sürdürülebilir finansman ürünleri, uluslararası finansman kaynakları ve teknoloji üreticileriyle kurulan iş birlikleri aracılığıyla kapsamlı bir destekten yararlanacak. Ayrıca teknoloji üreticileri ve çözüm ortaklarıyla iş birlikleri kurularak işletmelerin doğru teknolojilere erişimi kolaylaştırılacak. Bu yaklaşım sayesinde işletmeler teknik bilgi ve uygulama örneklerine de kendilerine özel avantajlarla erişebilecek. İşletmeler dönüşüm yolculuğunda güçlü bir iş birliği ağı ile destekleniyor Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Özlem Atik, programa ilişkin yaptığı açıklamada şu değerlendirmede bulundu: "Akbank olarak sürdürülebilir finansmanı iş modelimizin merkezinde konumlandırıyoruz. 2030 yılına kadar 800 milyar TL sürdürülebilir finansman sağlama hedefiyle ilerlerken, aynı zamanda müşterilerimizin düşük karbonlu ekonomiye geçişini destekleyecek somut çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Sürdürülebilir İklimlendirme Finansman Programı ile işletmelere finansman, teknik danışmanlık, teknoloji iş birlikleri ve bilgi paylaşımını bir araya getiren bütüncül bir yapı sunuyoruz. Böylece işletmelerin enerji verimli ve düşük emisyonlu iklimlendirme sistemlerine geçişini hızlandırmayı amaçlıyoruz. Bilimsel veriler, iklim değişikliği ile mücadelede enerji verimliliği ve soğutma sistemlerinin dönüşümünün en yüksek etki oluşturabilecek alanlardan biri olduğunu gösteriyor. Bugün alınan yatırım kararları yalnızca maliyetleri değil, aynı zamanda emisyonları ve gelecekteki rekabet gücünü de belirliyor. Akbank olarak, bu süreçte finansmanın yönlendirici bir güç olduğu inancıyla, dönüşüme öncülük etmeye devam edeceğiz." Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Ülke Ofisi Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic, "Sürdürülebilir soğutma alanında finansman temelli çözümlerin yaygınlaştırılması, Türkiye’nin iklim hedeflerine ulaşmasında somut ve ölçeklenebilir etki oluşturacaktır" diyerek, programın Türkiye’nin net sıfır iklim hedefleri doğrultusunda soğutma ve iklimlendirme sektöründe yeşil dönüşümü hızlandıracak öncü bir girişim olduğunu belirtti. Artan soğutma talebi ve sektörün büyüyen çevresel etkisi karşısında, sürdürülebilir soğutma çözümlerinin emisyonların azaltılmasında kritik rol oynadığını vurgulayan Dragisic, finansman mekanizmalarının sürdürülebilir teknolojilerin yaygınlaştırılmasındaki öneminin altını çizdi. İklim Değişikliği Başkanlığı Başkan Yardımcısı Mehrali Ecer, "Düşük karbonlu teknolojilere erişimi kolaylaştıran finansman mekanizmaları, sürdürülebilir soğutma dönüşümünün hızını ve ölçeğini belirleyen en temel unsurlardan biridir" sözleriyle sürdürülebilir soğutma teknolojilerine geçişin hem iklim değişikliği ile mücadele hem de ekonomik dönüşüm açısından kritik olduğunu ifade etti ve finans sektörünün bu süreçte belirleyici bir rol üstlendiğine dikkat çekti. Ecer, söz konusu programın sektör dönüşümünü destekleyen önemli bir adım olduğunu ve benzer finansman mekanizmalarının yaygınlaşmasına katkı sağlayacağını belirtti. Frankfurt School of Finance and Management Bölge Direktörü Mert Dedebaş ise "Sürdürülebilir iklimlendirme yatırımları; anlık enerji tasarrufu sağlamasının yanı sıra kurumsal düzeyde uzun vadeli iklim ve regülasyon risklerini minimize eden oldukça rasyonel ve güçlü bir yatırım tezine dayanmaktadır" şeklinde konuştu. COP31 öncesi önemli bir adım Sürdürülebilir soğutma teknolojileri küresel iklim gündeminde giderek daha önemli bir yer ediniyor. Türkiye’de 2026 yılında Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi kapsamında da sürdürülebilir soğutma önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Akbank, geliştirdiği finansman modeliyle hem işletmelerin dönüşüm yatırımlarını hızlandırmayı hem de Türkiye’de sürdürülebilir soğutma alanında örnek uygulamaların yaygınlaşmasına katkı sağlamayı hedefliyor.
Bolu Bolu Tarım ve Orman İl Müdürü Zekariya Ar: "Bolu İli Türkiye’de arıcılık sektörü için çok kıymetli" Bolu Tarım ve Orman İl Müdürü Zekeriya Ar, 29. Arıcılık Konferansı’nda yaptığı konuşmada, Bolu’nun arıcılıkta Türkiye için önemli bir konumda olduğunu vurguladı. Bolu’da düzenlenen 29. Arıcılık Konferansı, Bolu Tarım ve Orman İl Müdürlüğü Konferans Salonu’nda gerçekleşti. Programa Balıkesir Üniversitesi’nden katılan Doç. Dr. Ayşe Ebru Borum arıcılıkta hijyen ve Varroa ile mücadele konusunu ele alırken, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’nden katılan Şaban Keskin ise arıcılıkta verimlilik ve parazit mücadelesine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Programa Bolu Tarım ve Orman İl Müdürü Zekeriya Ar, Bolu Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı İsmail Ünalan, müdürlük personeli ile arı yetiştiricileri katıldı. "Arıcılık sektörü bizim için çok kıymetli" Programda arıcılık sektörünün öneminden bahseden Bolu Tarım ve Orman İl Müdürü Zekeriya Ar, Arıcılık sektörü bizim için çok kıymetli. Sezon biraz kısa olabilir. Bolu ili Türkiye’de arıcılık sektörü için çok kıymetli. Bolu İli Arıcılık Birliği Türkiye’de bulunan 7 tane birlikten bir tanesi. Çok güzel çalışmalar yapılıyor. Burada başkanımızla beraber bir strateji belirledik. Arıda ne yapabiliriz, sektörde ne yapabiliriz? Ve yaptığımız işler biraz dişe dokunsun istiyoruz. Biz kovandan size arıcının paskesi verdik değil de, böyle biraz daha arıcılığın geleceğine yönelik, sektöre yönelik ve ıslaha yönelik çalışmalar yapmak istedik" ifadelerini kullandı. "Anadolu Arısı ırkıyla ıslah etmek istiyoruz" Konuşmasının devamında gelecekteki gayelerinden bahseden İl Müdürü Zekeriya Ar, "Çünkü diğer türlüsü gelip geçici oluyor. 30 yıldır ben bu makamın personeliyim gelip geçici bir şekilde yapmak istemedim. Bundan dolayı bu sene, 3. senemiz Anadolu arısı ırkıyla ile ilgili İl Özel İdaresi desteğiyle bir ıslah çalışması başlattık. Burada gayemiz şu; 3 senenin sonunda biz Bolu’daki popülasyonun çok büyük Anadolu Arısı ırkıyla ıslah etmek istiyoruz. Neden ıslah etmek istiyoruz? Hem kovan başına olan verimimizin artmasını istiyoruz, hem de yaşam gücünün daha yüksek, hayatta kalma becerisi daha yüksek ve bir Türk ırkı, bir Anadolu ırkı olan arı ile biz arıcılığımızı taçlandırmak istiyoruz" dedi.