TEKNOLOJİ
Canikli öğrenciler finalde 30 Nisan 2026 Perşembe - 20:30:47 Samsun Canik 15 Temmuz Ömer Halisdemir Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri, ’SOS-DES-OKUL’ projesiyle SOSYALFEST 2026 finalistleri arasına adını yazdırdı. Canik 15 Temmuz Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri, bireylerde toplumsal duyarlılığı, merhamet ve sorumluluk bilincinin artırmayı hedeflediği ’SOS-DES-OKUL’ adlı projesiyle Sosyal Bilimler Festivali’nde (SOSYALFEST 2026) finale yükseldi. Bu yıl 4 ana kategoride düzenlenen yarışmanın İlahiyat Kategorisi’nde finale yükselen Canikli öğrenciler, hazırladıkları projeyle yapay zeka araçlarının gündelik yaşamda sosyal bir hatırlatıcı görevi üslenmesini sağlayarak toplumsal duyarlılığı artırmayı ve akran zorbalığı gibi sosyal problemlerin önüne geçmeyi hedefliyor. Türkiye ve yurt dışı merkezli birçok üniversitenin kurumsal paydaşlığında gerçekleştirilen yarışmada Canikli genç zihinlerin elde ettiği başarı alkışları topladı. Canik 15 Temmuz Ömer Halisdemir Anadolu Lisesi öğrencileri Şaban Konuşuk, Mustafa Alperen Aslan, Refik Eren Yoldaş ve İhsan Tüfekçi tarafından geliştirilen projenin danışmanlığını ise okulun Felsefe Grubu Öğretmeni Aslı Akyüz Gündüz tarafından gerçekleştiriliyor. Okul Müdürü Muammer Kayhan, yarışmada hedeflerinin birincilik olduğunu ifade ederek finale kalan öğrencileri başarılarından dolayı tebrik etti. Canik 15 Temmuz Ömer Halidemir Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri, 10-11 Mayıs tarihlerinde İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü’nde düzenlenecek olan yarışmanın finalinde jüri karşısına çıkacak.
30 Nisan 2026 Perşembe - 10:22 TÜRGEV’den üniversite gençliğine "Sağlıklı yaşam ile bağımsız kampüs" çalıştayı Üniversite gençliğinin bağımlılık, hareketsizlik ve aidiyet sorunları, 29 Nisan’da İstanbul İbn Haldun Üniversitesi’nde düzenlenen "Sağlıklı Yaşam ile Bağımsız Kampüs" çalıştayında ele alındı. TÜRGEV, Yeşilay ve İHÜ iş birliğiyle gerçekleştirilen programda, farklı üniversitelerden 100 öğrenci bu alanlara ilişkin politika önerileri geliştirdi. İbn Haldun Üniversitesi önderliğinde düzenlenen "İHÜ Yüzyıla Değer Öğrenci Çalıştayları" serisi üçüncü 29 Nisan 2026’da İstanbul’da gerçekleşti. Çalıştay, İHÜ Sanat Kültür ve Spor Daire Başkanlığı koordinasyonunda; Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Araştırma ve Uygulama Merkezi (REDAM), Yeşilay ve TÜRGEV iş birliğiyle gerçekleştirildi. Program kapsamında geliştirilen öneriler, raporlanarak ilgili kurumlarla paylaşılacak. Bağımlılık toplumsal boyutuyla ele alındı Yeşilay’ın 2026 yılını "Bağımsızlık Yılı" ilan etmesi, çalıştayın ana çerçevesini oluşturdu. Bu kapsamda bağımlılıkla mücadele bireysel bir sorun olmanın ötesinde toplumsal bir başlık olarak ele alındı. Çalıştayda, önleyici yaklaşımlar ve farkındalık çalışmaları öne çıkarken, öğrenciler bağımlılıklara karşı geliştirilebilecek yöntemler üzerine görüşlerini paylaştı. Gençlerin gündeminde üç kritik başlık Öğrenciler üç oturumda kendi deneyimlerinden yola çıkarak sorunların nedenlerini tartıştı ve politika önerileri geliştirdi. Teknoloji ve sosyal medya kullanımı, hareketsiz yaşam alışkanlıkları ile kampüslerde aidiyet duygusu öğrencilerin bakış açısından ele alındı. Bağımlılık başlığında; teknoloji, sosyal medya, dijital oyunlar ve kumarın üniversite öğrencileri üzerindeki etkileri gündeme geldi. Bu alışkanlıklara yönelimde yalnızlık, stres ve akademik baskının etkili olduğu vurgulandı. Kampüs içi sosyal alanların artırılması ve farkındalık çalışmalarının yaygınlaştırılması önerileri öne çıktı. Hareketsiz yaşam başlığında ise düzenli fiziksel aktivitenin önündeki engeller tartışmaya açıldı. Ders yoğunluğu, artan ekran süresi ve kampüslerde spor imkanlarının sınırlılığı başlıca nedenler arasında gösterildi. Aktif yaşamı destekleyen kampüs düzenlemeleri ve spor imkanlarının artırılması öğrencilerin öne çıkan önerileri arasında yer aldı. Aidiyet başlığında ise öğrencilerin kendilerini bir topluluğun parçası olarak hissetme düzeyi ele alındı. Büyük şehirlerde artan yalnızlık ve sosyal kopukluk sorunlarına dikkat çekilirken, iletişimi güçlendirecek ve sosyal etkileşimi artıracak programların önemi vurgulandı. 100 öğrenci ortak akılla öneri geliştirdi Farklı üniversitelerden ve disiplinlerden, çeşitli sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olarak yer alan 100 öğrenci "beyin fırtınası" yöntemiyle çalıştı. Oturumlarda ortaya çıkan fikirler politika önerilerine dönüştürüldü. Sürece, farklı alanlardan akademisyenlerin yer aldığı Akademik Danışma Kurulu da katıldı. Tüm çalışmalar dijital ortamda yürütüldü; katılımcılar kendi bilgisayarlarıyla sürece dahil oldu. Çalıştayda üretilen öneriler rapor haline getirilerek ilgili kurumlarla paylaşılacak. Katılımcılara program sonunda katılım belgesi verildi.
Türk profesörlerin yürüttüğü Sodyum-iyon batarya projesinde laboratuvar çalışmaları tamamlandı
03 Nisan 2026 Cuma - 10:05 Türk profesörlerin yürüttüğü Sodyum-iyon batarya projesinde laboratuvar çalışmaları tamamlandı Prof. Dr. Canan Aksu Canbay ile Prof. Dr. Serdar Altın öncülüğünde yürütülen ortak TÜBİTAK projesi kapsamında sodyum-iyon (Na-Ion) batarya teknolojilerinin geliştirilmesinde laboratuvar çalışmaları tamamlandı. Projenin son yılında temel hedef, elde edilen bilimsel birikimi prototip aşamasına taşıyarak sanayiye aktarılabilir bir formata dönüştürmek. Fırat Üniversitesi ile İnönü Üniversitesi arasında genel akademik iş birliği protokolü imzalandı. Yeni imzalanan bu protokol, iki üniversitenin araştırmacıları tarafından sahada halihazırda başarıyla sürdürülen ortak çalışmalara güçlü bir resmi zemin kazandırdı. Bu iş birliğinin en somut örneği olarak; Fırat Üniversitesi Fen Fakültesi’nden Prof. Dr. Canan Aksu Canbay ile İnönü Üniversitesi Batarya Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Serdar Altın öncülüğünde yürütülen ortak TÜBİTAK projesi 3. yılına girdi. Akademisyenlerin uzun süredir tek çatı altında yürüttüğü bu çalışmalarda, sodyum-iyon (Na-Ion) batarya teknolojilerinin geliştirilmesinde kritik eşikler aşıldı. Projede bugüne kadar malzeme sentezi, elektrot optimizasyonu ve hücre tasarımı gibi laboratuvar ölçekli çalışmalar büyük ölçüde tamamlandı. Projenin bu son yılında temel hedefin elde edilen bilimsel birikimi prototip aşamasına taşıyarak sanayiye aktarılabilir bir formata dönüştürmek olduğu ifade edildi. İleri test ve optimizasyon çalışmalarının, Türkiye’nin en donanımlı altyapılarından birine sahip olan İnönü Üniversitesi Batarya Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde yürütüldüğü bildirildi. Yeni protokolle taçlanan bu köklü akademik ortaklık, stratejik öneme sahip batarya teknolojilerinde ülkede yerli üretim hedeflerine güçlü bir bilimsel ivme kazandırmayı amaçlıyor. Prof. Dr. Canan Aksu Canbay, "Yapılan TUBİTAK projeleri teknolojik gelişmeye ön ayak olmakla birlikte yerli ve milli üretimi de desteklemektedir. Bu bağlamda üniversitelerin ve bilim insanların yapmış olduğu projelerin sanayiye uygulanması çok değerli. Bunun da seri üretimler şeklinde sanayide yer alması büyük önem arz etmektedir" dedi.
Düzce Üniversitesi’nde savunma sanayi ve teknoloji zirvesi
03 Nisan 2026 Cuma - 09:28 Düzce Üniversitesi’nde savunma sanayi ve teknoloji zirvesi DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Kariyer Geliştirme ve Mezun İzleme Uygulama Araştırma Merkezi ile Savunma Sanayisi ve İleri Teknolojiler Topluluğu iş birliğinde düzenlenen "Savunma Sanayi ve Teknoloji Zirvesi 2" gerçekleştirildi. Cumhuriyet Konferans Salonu’nda programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Düzce Üniversitesi Gümüşova Meslek Yüksekokulu Müdürü ve Savunma Sanayisi ve İleri Teknolojiler Topluluğu Danışmanı Doç. Dr. Şenol Şirin, dünya konjonktürünün geldiği noktada programın önemine vurgu yaparak katılımcılara teşekkür etti. Programda konuşan Düzce Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk ise dünyada yaşanan savaşlara dikkat çekerek, Türkiye’nin savunma sanayisinde oldukça ilerlediğini, yatırımlar yaptığını ifade etti ve programın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Programın ilk oturumunda PARS Savunma Kurucu Ortağı İbrahim Erturun "Yerli Üretim Savunma Teknolojileri" başlıklı sunumunda şirket faaliyetleri ve üretim süreçlerini anlattı. Düzce Üniversitesi öğrencilerine kariyer yolculuklarında motivasyon sağlayacak tavsiyelerde bulunarak öğrencilerin sorularını yanıtladı. İkinci oturumda ARMELSAN Genel Müdür Yardımcısı Erdem Tümdağ, şirket profili, ürün grubu ve sualtı inşaatı faaliyetleri hakkında bilgiler paylaştı. Satış süreçlerinin en az üretim kadar kritik olduğunun altını çizerek önemli kariyer tavsiyelerinde bulundu. Programın üçüncü oturumunda Sarsılmaz Malzeme Teknolojileri Direktörü Dr. Ahmet Oktay Devecili "Sarsılmaz ile Savunma Sanayisinde Kariyer Yolculuğu" adlı konuşmasında; şirketin kuruluşu, üretim tesisleri ve ürünleri hakkında detaylı bilgiler aktardı. Kendi kariyer yolculuğundan örnekler veren Dr. Ahmet Oktay Devecili, öğrencilere çalışma hayatına dair önerilerde bulundu. Programın son oturumunda ise TÜRKSAT Uydu Programları Direktörlüğü’nden Koray Bayraktar "Uydu ve Haberleşme Teknolojileri" başlıklı sunumunu katılımcılarla paylaştı. TÜRKSAT Uydu Programları kapsamında uydu filosu, jeosenkron görüntüleme ve dünya ile Türkiye’nin uzay tarihçesi hakkında bilgi veren Koray Bayraktar, Türkiye’nin kendi haberleşme sistemini kurabilecek seviyeye ulaştığını belirterek, haberleşme uydusu operasyon şeması ile alt sistemleri ve amaçlarını anlattı. Ayrıca organizasyon yapısı ve uyduların hangi kriterlere göre temin edildiğine değinerek, farklı ülkelerle ortak projeler yürütüldüğünü sözlerine ekledi. TÜRKSAT 6A’nın Türkiye’nin ilk milli haberleşme uydusu olduğunu belirterek yapım sürecine ait görüntülü paylaşımlar gerçekleştirdi. ASELSAN Lider Mühendisi Nur Erbaş Erim ise şirketin faaliyet alanları, yurt içi ve yurt dışı iştirakleri ile çalışma ortamı hakkında öğrencileri bilgilendirdi. ASELSAN’ın çalışanlarda aradığı özelliklerden bahseden Nur Erbaş Erim, öğrencilere yönelik staj ve kariyer imkanlarına da değindi. Program teşekkür belgesi takdimi ve günün anısına hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
I. Ulusal Samsun Coğrafya Sempozyumu
02 Nisan 2026 Perşembe - 14:01 I. Ulusal Samsun Coğrafya Sempozyumu Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ev sahipliğinde düzenlenen "I. Ulusal Samsun Coğrafya Sempozyumu", Türkiye’nin dört bir yanından gelen 141 araştırmacıyı buluşturdu. 38 üniversite ve 35 şehirden katılımcıların yer aldığı etkinlik, 41 yıllık emeğiyle Prof. Dr. Ali Uzun’a ithaf edildi ve coğrafyanın bütüncül bakış açısı ile bilimsel katkının önemini öne çıkardı. I. Ulusal Samsun Coğrafya Sempozyumu, Samsun Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi’nde düzenlendi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nin ev sahipliğinde, Samsun Büyükşehir Belediyesi iş birliği ve Türk Coğrafya Kurumu ile Jeomorfoloji Derneği’nin katkılarıyla gerçekleştirilen sempozyum, akademisyenler ve katılımcıların yoğun ilgisiyle başladı. Yakın zamanda emekli olan ve 41 yılını coğrafya alanındaki çalışmalara, akademik yayınlara ve eğitime ayıran OMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Uzun’a ithafen düzenlenen sempozyum, açılış konuşmalarıyla başladı. "Herkes bulunduğu yeri en ince ayrıntısına kadar araştırmalı, adeta didik didik etmelidir" Sempozyumda konuşan OMÜ Eğitim Fakültesi Coğrafya Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, bilimsel bakış açısının bu yönde olduğunu belirterek, "Herkes bulunduğu ile yeterince katkı sağlarsa, bu üniversitelerimiz sayesinde Türkiye çapında müthiş bir arşivimiz ve güçlü bir bilgi birikimimiz olacaktır. Dolayısıyla eğitim metodu olarak bildiğimiz ‘yakından uzağa’ ilkesi çerçevesinde herkes bulunduğu yeri en ince ayrıntısına kadar araştırmalı, adeta didik didik etmelidir. Biz coğrafyacılar olarak potansiyelimizi ortaya koymalı; yöneticilere bilgi sunmalı, bilgi üretmeliyiz. Onların doğru kararlar verebilmesi için coğrafi bilgiyi kullanmalarına imkân sağlamalıyız. Bu anlamda bulunduğumuz şehri, bulunduğumuz ili en iyi tanımak, biz coğrafyacılar için birinci derecede görevdir diye düşünüyorum. Biz Ali Uzun Hocamız ve diğer bölüm elemanlarımızla birlikte, üniversitemizin ve Büyükşehir Belediyemizin destekleriyle bu çalışmaları sürdürüyoruz. Nitekim dışarıda bir sergimiz var. Bu, küçük bir örnek. Bulunduğumuz yerin sadece coğrafi özelliklerini değil; ekonomik geçmişini, iktisat tarihini, sosyolojik yapısını, göçleri ve nüfus özelliklerini, yani coğrafya bakış açısıyla ele alınması gereken her unsuru ortaya koymaya çalışıyoruz. Coğrafyanın o bütüncül bakış açısını esas alıyoruz. Burada genç arkadaşlarıma şunu hatırlatmak isterim: Yanımızda Bafra Ovası var. Bafra Ovası’nı şöyle düşünelim: Burada hidrojeologlar yer altı suyunu çalışmış, baraj yapım imkânlarını araştırmış; ziraatçılar neyin yetişip neyin yetişmeyeceğini incelemiş; arkeologlar ise İkiztepe’nin kaç bin yıl öncesine dayandığını ortaya koymuş. Bugün yöneticilerimizin, kamu kaynaklarını doğru kullanma konusunda titiz davrandıklarına inanıyoruz. Bu çerçevede, Bafra Ovası’nın bütününü ortaya koyan bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. İşte coğrafyanın bütüncül bakış açısı budur. Eğer ben yer altı suyunun ne işe yaradığını, üzerindeki tarım topraklarının niteliğini ve diğer tüm unsurları farklı bilim dallarından toplayarak bütüncül bir şekilde ilgili kişilere aktarabilirsem, hem coğrafya bilimini temsil etmiş olurum hem de gerçek bir katkı sunarım" dedi. "Projelerim devam ediyor" Konuşma yapan Prof. Dr. Ali Uzun, "Elimden geldiğince arkadaşlarımla birlikte istişare ederek, birlikte düşünerek, birlikte üretmeye; üniversitemize ve şehrimize katkı sunmaya çalıştım. Bu yolda beni destekleyen, başta doktora öğrencilerim olmak üzere bölümümüzün çok seçkin akademisyenlerine ve elbette yol arkadaşım Prof. Dr. Cevdet Yılmaz Bey’e teşekkür ediyorum. Nereye gittiysem hep yanımda oldu. Ondan çok şey öğrendim. Adeta gezen bir kütüphane gibi; her müracaatımda mutlaka ufuk açıcı sözlerini gördüm. Kendisine özel bir teşekkür etmek istiyorum. Üniversitemizde çalışma kültürü son yıllarda, özellikle BAP destekleriyle gittikçe daha da kurumsallaştı. Hâlen BAP kontrolünde ve BAP desteğiyle devam eden projelerim var. Yani tek bir projem değil, projelerim devam ediyor. Nasip olur, ruh ve beden sağlığımız el verdikçe camiamıza katkı vermeye devam edeceğim. Ben aslında hep coğrafyanın farklı yönlerini, ülkemizde daha önce çalışılmamış konuları seçmeye ve gündeme getirmeye çalıştım. Bunları değerli meslektaşlarım ayrı ayrı konuşacaklardır. Ancak daha yeni yayımladığımız ‘ulu kışta soğuk su geyserleri’ konusundan bahsetmek isterim. Türkiye’de geyser olup olmadığı tartışılırken, biz çok özel bir geyseri ele aldık ve yayımladık. Bu da bir projeydi ve çok sayıda akademisyenle birlikte yürüttük. Çorum Üniversitesi’nden profesör arkadaşlarımız da bize destek verdiler. Bu projeyi tamamladık ve yayımladık. Bunların sayısını artırmak elbette mümkün; ancak burada tek tek sıralamak zor. Genç arkadaşlarıma şunu söylemek isterim: Artık internet var. Hatta yapay zekâ, bazı makaleleri sizin yerinize özetleyebiliyor. Evden okula giderken ya da okuldan eve dönerken bile bu imkânlardan yararlanabilirsiniz. Size güncel makaleleri, anlayacağınız bir dille anlatabilir. Bu nedenle dünyayı yakından takip edin ve zaman zaman kendinizi geliştirin. Bu mümkündür; siz de bunu yapabilirsiniz" diye konuştu. "Akademik hayat yalnızca ders vermek ya da yayın yapmak değildir" Samsun Büyükşehir Belediye Genel Sekreter Yardımcısı Necmi Çamaş, "Bir akademisyenin özgeçmişi çoğu zaman tarihler, ünvanlar ve görevlerden oluşan donuk bir çizgi gibi görünür. Oysa bu çizelgenin arkasında bir ömürlük emek, öğrencilerle kurulan bağ, sahada yapılan gözlemler, sabırla büyütülen kurum kültürü ve bilime karşı sürdürülen sadakat vardır. Akademik hayat yalnızca ders vermek ya da yayın yapmak değildir. Akademik hayat, bir disiplinin dilini kurmak, ölçütlerini taşımak, saha geleneğini diri tutmak ve en önemlisi yetiştirdiği öğrencilerle bilimsel kültürü gelecek kuşaklara aktarmaktır. Prof. Dr. Ali Uzun, meslek yaşamını bu anlamda, coğrafyanın uzun soluklu ve emek isteyen tarafını temsil eden güçlü bir örnek olarak sürdürmüştür. Hocamız, Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde uzun yıllara yayılan öğretim görevi sürecinde profesörlük görevini sürdürmüş; bölüm ve ana bilim dalı düzeni ile idare sorumlulukları üstlenmiş; ayrıca dekanlık göreviyle üniversite yönetimine katkı sunmuştur. Bu görevler, bir bilim insanının yalnızca kendi araştırma alanına değil, kurumuna ve disiplinine, disiplinin de geleceğine yatırım yaptığının göstergesidir" şeklinde konuştu. "Akademik ve kültürel hareketliliğe ivme kazandıracaktır" OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın ise "Kurumlar arası iş birliğiyle hayata geçirilen bu organizasyon, üniversitelerin, yerel yönetimlerin ve bilimsel kuruluşların ortak hareket ettiklerinde ne denli etkin sonuçlara erişebileceklerinin somut bir yansımasıdır. Ülkemizin aydınlık yarınları için bilim ve bilgi odaklı yapıların ortaya koyabileceği sinerjinin yerel ölçekli referanslarındandır. Böylesi birlikteliklerin artarak devamı, şehrimizdeki akademik ve kültürel hareketliliğe ivme kazandıracaktır. Vatan sevgisinin coğrafya bilgisinden geçtiği şuuruyla hayata geçirilen bu anlamlı programda sizlerle bir araya gelmiş olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Bildiri başlıklarına yansıyan konulara dair bakış açılarıyla zenginleşecek, hakikat odağında gerçekleşecek değerlendirmelerle niteliği yükselecek bir atmosferde hayat bulacağına inandığım toplantımızın verimli geçmesini diliyorum" ifadelerini kullandı. Kürsü konuşmalarının ardından panellerle devam eden sempozyum, 4 Nisan’da sona erecek.
Ortaokul projelerinde zirve Samsun’un
02 Nisan 2026 Perşembe - 13:24 Ortaokul projelerinde zirve Samsun’un Samsun’da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) ev sahipliğinde düzenlenen "20. Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması"nın kazananları açıklandı. Bölge genelinde en fazla birincilik elde eden il Samsun oldu. TÜBİTAK tarafından 20.’ncisi düzenlenen Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nın Samsun Bölge Sergisi, OMÜ ev sahipliğinde tamamlandı. Samsun bölgesi; Amasya, Çorum, Giresun, Kastamonu, Ordu, Samsun, Sinop ve Tokat illerini kapsarken, yarışmaya 10 alanda 3 bin 280 projenin başvurdu ve 100 proje sergilenmeye hak kazandı. 100 proje arasından Türkiye finallerine gidecekler belli oldu. Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen ödül töreni, ilk olarak kürsü konuşmalarıyla başladı. İlk konuşmayı yapan TÜBİTAK Proje Yarışmaları Samsun Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Yıldıray Topcu, "12 bölge merkezinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen bu yarışmanın Samsun bölgesi; Amasya, Çorum, Giresun, Kastamonu, Ordu, Samsun, Sinop ve Tokat illerini kapsamaktadır. Bu yıl, ortaokul düzeyinde 3 bin 280 proje ile Türkiye’de en çok proje üretilen bölge Samsun Bölgesi olmuştur. Bugün burada sadece bir ödül töreninin açılışını yapmıyoruz. Aynı zamanda merakın, emeğin, sabrın ve hayallerin bir araya geldiği çok özel bir bilim yolculuğuna birlikte tanıklık ediyoruz. Unutmayın, bu yolculukta en önemli şey kazanılan ödüller değildir. Asıl değerli olan; düşünmeyi öğrenmeniz, soru sormaktan korkmamanız ve kendi fikirlerinize inanmanızdır. Çünkü sizler bugün sadece bir proje hazırlamadınız; aynı zamanda genç yaşınıza rağmen sabretmeyi, araştırmayı ve üretmeyi öğrendiniz. Belki bugün birazdan açıklanacak olan dereceler arasında olacaksınız, belki de olmayacaksınız. Ama şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki burada bulunan her biriniz bu yolculuğun kazananısınız. Çünkü bilim yolculuğu, varılacak bir yerden çok insanı geliştiren bir süreçtir" dedi. "Proje başvurusunun 3 bin 280’i bölgemizden gerçekleşti" Akabinde konuşan OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çetin Kurnaz ise "Bu yıl Samsun Bölgesi olarak önemli bir başarıya imza attık. Türkiye genelinde yapılan toplam 19 bin 436 proje başvurusunun 3 bin 280’i bölgemizden gerçekleşmiş ve bu sayı ile Samsun Bölgesi birinci sırada yer almıştır. Bu sonuç, bölgemizin bilimsel potansiyelini ve gençlerimizin azmini açıkça ortaya koymaktadır. Hepimiz için büyük bir gurur kaynağıdır. Sizler yalnızca projelerinizi sergilemediniz; aynı zamanda merak eden, sorgulayan, çözüm üreten bireyler olduğunuzu da gösterdiniz. Bilim, doğru cevaplardan çok doğru sorular sorabilme cesaretidir. Sizler bu cesareti gösterdiniz. Hepinizi gönülden tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı. En fazla birincilik Samsun’dan Yarışmada; Samsun 4 birincilik, 1 ikincilik, 3 üçüncülük; Tokat 3 birincilik, 1 ikincilik, 1 üçüncülük; Ordu 3 birincilik, 3 ikincilik, 4 üçüncülük; Amasya 2 birincilik, 1 ikincilik, 1 üçüncülük; Giresun 1 birincilik, 2 ikincilik; Çorum 1 birincilik, 1 ikincilik, 1 üçüncülük; Sinop 1 birincilik ve Kastamonu 1 ikincilik kazandı.
İHA teknolojisi ile tarım maliyetleri düşecek
02 Nisan 2026 Perşembe - 12:55 İHA teknolojisi ile tarım maliyetleri düşecek Balıkesir Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) ve TUSMEC Girişimi tarafından geliştirilen yapay zeka tabanlı sistem, insansız hava aracı (İHA) ve tarım robotları senkronize çalıştırarak tarımda dijital dönüşüme yeni bir boyut kazandırıyor. Geliştirilen yenilikçi çözüm, üretim süreçlerini daha verimli, hızlı ve kontrollü hale getiriyor. Tamamen yerli mühendisler tarafından geliştirilen sistem; görüntü işleme ve yapay zeka algoritmalarıyla tarım arazilerini anlık olarak analiz ediyor. İHA’lardan elde edilen veriler doğrultusunda tarım robotları yalnızca ihtiyaç duyulan bölgelere müdahale ediyor. Bu sayede gereksiz ilaçlama ve su tüketimi önlenirken, ilaç ve su kullanımında yüzde 40-50 oranında tasarruf sağlanıyor. Ayrıca sistem, bitki hastalıklarını yüzde 95’in üzerinde doğrulukla erken aşamada tespit ederek üreticilere önemli bir avantaj sunuyor. TUSMEC Girişimi proje yürütücülerinden Maksut İnce, pilot çalışmaların İzmir, Balıkesir ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sürdüğünü belirterek, klasik ilaçlama dronlarının tek başına yüzde 30-35 oranında tasarruf sağladığını, hava ve kara araçlarının birlikte filo halinde çalıştırılmasıyla bu oranın yüzde 50’nin üzerine çıktığını ifade etti. İnce ayrıca, yaklaşık 5 yıldır hem üniversite hem de şirket bünyesinde çalışmalar yürüttüklerini belirterek, robotik, makine öğrenimi ve yapay zeka alanında uzman bir ekip tarafından geliştirilen sistemin tamamen yerli ve milli imkanlarla üretildiğini vurguladı. Proje yetkilileri, geliştirilen sistemin farklı ürün gruplarına ve tarım alanlarına entegre edilebilir yapıda olmasının, teknolojinin ölçeklenebilirliğini de artırdığını ifade ederken, projenin bu yönüyle de hem küçük ölçekli üreticiler hem de büyük tarım işletmeleri için uygulanabilir bir çözüm olarak Türkiye’de akıllı tarım uygulamalarının yaygınlaşmasına önemli katkı sağlamayı amaçladığını sözlerine ekledi. Konu hakkında bilgi veren BAÜN Rektör Yardımcısı ve TTO Başkanı Prof. Dr. Fatih Satıl, "TTO’nun katkılarıyla desteklenen teknoloji, çiftçilerin maliyetlerini düşürmenin yanı sıra ürün kalitesini ve verimliliği artırmayı hedefliyor. Sürdürülebilir tarım uygulamalarını destekleyen çözüm, yerli ve milli teknolojilerin tarım sektöründeki etkinliğini artırmayı hedeflerken, uluslararası pazarlarda da rekabet edebilir bir model ortaya koymayı amaçlıyor" ifadelerini kullandı.
İzmitli robotik takımlar, Turknet’in teknoloji altyapısıyla FRC’de yarıştı
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:51 İzmitli robotik takımlar, Turknet’in teknoloji altyapısıyla FRC’de yarıştı İzmit, bu yıl FIRST Robotics Competition (FRC) sahnesine çıkan güçlü ve iddialı takımlarıyla dikkat çekti. FRC’nin Bakırköy ayağına katılan takımlar arasında yer alan Gulf Tech, GFL Robotics ve EnkaTech, hem teknik yetkinlikleri hem de sosyal katkılarıyla geleceğin mühendislik vizyonunu ortaya koydular. Turknet’in teknoloji desteği sunduğu FIRST Robotics Competition (FRC) sahnesine çıkan genç yetenekler, bu uluslararası turnuvada hem İzmit’i hem de Türkiye’yi başarıyla temsil etti. Turknet, gençlerin teknolojiye olan tutkularında ve üretimlerinde her an onların yanında olmaya devam ediyor. Şirketin teknoloji desteğiyle gerçekleşen liselerarası robotik yarışması FIRST Robotics Competition’ın (FRC), İstanbul Bakırköy’de gerçekleşen ikinci etabına katılarak İzmit’i temsil eden GulfTeam, GFL Robotics ve EnkaTech takımları, geleceğin teknolojilerini sahneye taşıdı. FRC’de gençlerin her an yanında olan şirketin alanda sağladığı fiber altyapı desteği, genç yeteneklerin müsabakalardaki hızını artırırken, anlık veri transferlerinde de etkin bir deneyim sunarak onları geleceğin teknoloji liderleri olmaya hazırladı. Şirket, ayrıca alanda kurduğu "Pit Stop" noktasıyla yedek parça ihtiyaçlarında da takımların yanında oldu. "Yüksek hızlı internet bizim için vazgeçilmez" Beş ay gibi kısa bir sürede kurulan ve ilk kez FRC sahnesine çıkan Gulf Tech, 12 kişilik dinamik ekibiyle FRC’de dikkat çekti. Anaokulu seviyesinden lise düzeyine kadar geniş bir yelpazede STEM eğitimleri veren ekip, FRC öncesi kendi chatbot’larını ve web sitelerini geliştirerek teknolojik yetkinliklerini de kanıtladı. Gölcük’teki öğrencilerden oluşan Gulf Tech’in üyeleri, FRC’de şirketin desteğinin önemini şu sözlerle aktardı: "Tasarımlarımızı tamamen online platformlar üzerinden yapıyoruz. Öğrencilerimiz evlerindeyken bile aynı proje üzerinde eş zamanlı çalışabiliyor. Tüm süreci online yönettiğimiz bu hazırlık döneminde yüksek hızlı internet bizim için vazgeçilmez bir ihtiyaç." "Takım ruhu ve disiplinli çalışma başarının anahtarı" Gölcük Fen Lisesi’nden öğrencilerin oluşturduğu ve 40 kişilik geniş kadrosuyla mücadele eden GFL Robotics takımı, disiplinli hazırlık süreci ve güçlü takım bağlarıyla FRC ruhunu sahaya yansıttı. Birimlerini mekanik ve yazılım gibi profesyonel alt dallara ayıran ekip, sadece robotik değil, kendini ifade etme ve iş birliği konularında da büyük gelişim gösterdi. İlk başladığında basit kodlar yazan öğrencilerin, sıkı bir çalışma ile bugün karmaşık robot sistemlerini kodlayabilir hale gelmesi, takımın en büyük gurur kaynaklarından biri oldu. Takım üyeleri, önümüzdeki yıllarda FRC’ye katılacak olan takımlara öncelikle gerçekten takım çalışması yapmayı öğrenmelerini, birbirleriyle iyi anlaşmalarını ve birimleri oluştururken doğru alt birimlere ayırabilmelerini özellikle tavsiye etti. "Gelecek kariyer planlarımızı teknolojiyle şekillendiriyoruz" Daha önce FIRST LEGO League (FLL) tecrübesi bulunan ve FRC platformuna bu deneyimi taşıyan EnkaTech, 35 öğrenci ve 4 mentordan oluşan kadrosuyla FRC’de profesyonel bir vizyon sergiledi. Takım, 2010 yılından bu yana çeşitli robotik yarışmalara katılıp deneyim kazanmış bir ekip olarak tanınıyor. Şirketlerle yaptıkları sponsorluk görüşmelerinden sosyal medya ağlarını yönetmeye kadar iş dünyasına dair deneyimlere erken yaşta adım atan ekip, FRC’nin sadece bir yarışma değil, kariyer planlaması için de büyük bir fırsat olduğunu vurguladı.
Ege’nin genç yetenekleri, geleceğin teknolojilerini FRC’de yarıştırdı
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:41 Ege’nin genç yetenekleri, geleceğin teknolojilerini FRC’de yarıştırdı Muğla’yı temsil eden Maretech ve İzmir’den FRC’ye katılan Cymurghs, Lyron ve Rotatech robotik takımları, liseler arası robotik yarışması FIRST Robotics Competition’da (FRC) İstanbul’un Bakırköy ayağında yarıştı. Ağırlıklı kız öğrencilerden oluşmasıyla dikkat çeken takımlar, müsabaka süreçlerinde ihtiyaç duydukları internet altyapısını Turknet’in sağladığı fiber teknoloji desteğiyle karşıladı. Turknet’in teknoloji destekçisi olduğu FRC’nin Bakırköy ayağında İzmir ve Muğla’nın gençleri yeteneklerini sergiledi. Ege’nin farklı ilçelerinden gelen genç yetenekler, sadece geliştirdikleri robotlarla değil; kadın gücü, takım ruhu, dayanışma kültürü ve toplumsal farkındalık yaklaşımlarıyla da dikkat çekti. Teknoloji sahnesinde kadın gücü: "Biz de varız" Bu yıl kurulan ve FRC’de Marmaris’i temsil eden Maretech, robotik dünyasında kadınların etkisini ve etkinliğini artırmayı hedefleyen vizyonuyla dikkat çekti. Turnuvanın tek kadın "driver" (robot sürücüsü) ekibine sahip olan takım, "Kızlar da bütün sektörlerde var olabilir" mottosuyla turnuva alanında hem teknik becerileri hem de dayanışma ruhuyla öne çıktı. Mekanik, halkla ilişkiler ve yazılım alanlarında da kendilerini geliştiren Maretech ekibi, turnuvada sadece bir robot yarıştırmadı; aynı zamanda farklı ülkelerden gelen takımlarla kurdukları bağlarla yardımseverlik ve paylaşım kültürünü de temsil etti. Genç yetenekler, kolektif çalışma disipliniyle İzmir’i temsil ediyor İzmir Çiğli’den 41 kişilik öğrenci kadrosuyla turnuvaya katılan Lyron, FRC atmosferinin kazandırdığı güçlü aidiyet duygusu ve sosyal gelişim süreciyle fark oluşturdu. Takım ruhu, iş birliği ve dayanışmayı "aile" kavramıyla özdeşleştiren ekip, robotik hazırlık çalışmalarını bir sosyal gelişim platformuna dönüştürmüş durumda. İlk kez katılan üyelerin dahi kısa sürede kurduğu güçlü bağlar, teknik becerilerin yanı sıra iletişim ve sosyal yetkinliklerin de en üst seviyeye taşınmasını sağladı. Sahadaki enerjileriyle dikkat çeken genç yetenekler, kolektif çalışma disipliniyle İzmir’i teknoloji arenasında başarıyla temsil etti. Küllerinden doğan Anka kuşundan ilham İzmirli gençlerden robot şov İzmir’in köklü robotik takımlarından biri olan ve ismini küllerinden yeniden doğan Anka kuşu efsanesinden alan Cymurghs, Türkiye’nin ilk bağımsız robotik takımı olarak sekizinci sezonunda da fark oluşturmaya devam etti. Atölye çalışmaları İzmir’de yürütülen ancak Aydın, Manisa, İstanbul ve Ankara gibi 16 farklı şehirden gelen 42 kişilik dev bir öğrenci kadrosuna sahip olan ekip, dijital iş birliğinin en başarılı örneklerinden birini sergiledi. Teknoloji üretiminde cinsiyet eşitliğini temel prensip edinen takım, mühendislik kaptanlığının bir kız öğrenciye emanet edilmesi ve atölye ekibinin yarısının kız öğrencilerden oluşmasıyla kalıpları yıkıyor. Gaziemir’in genç yetenekleri ilk heyecanını yaşıyor Rota Koleji öğrencilerinden oluşan Rotatech, İzmir’in Gaziemir ilçesini temsil etmek üzere FRC heyecanına katıldı. Toplam 12 öğrenci ve 2 mentordan oluşan 14 kişilik dinamik ekip, turnuvadaki deneyimlerini büyük bir heyecan ve motivasyonla yaşadı. Hazırlık sürecinden itibaren disiplinli bir çalışma yürüten ve ilçelerini teknoloji arenasında gururla temsil eden genç yetenekler, etkinlik alanındaki hızlı bağlantı imkanı sayesinde teknik süreçlerini hiçbir aksama yaşamadan yönetti. Okullarının ve Gaziemir’in robotik alanındaki potansiyelini sergileyen ekip, edindikleri bu yeni deneyimle geleceğin mühendislik projeleri için güçlü bir temel oluşturmayı hedefledi.
Antalya Teknokent COP 31 sürecinde iş birliğini güçlendiriyor
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:20 Antalya Teknokent COP 31 sürecinde iş birliğini güçlendiriyor Akdeniz Üniversitesi Antalya Teknokent, 2026 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP 31) sürecinde iş birliğini güçlendiriyor. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Antalya Teknokent Genel Müdürü, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Derneği (TGBD) Başkanı Dr. İbrahim Yavuz, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele (ÇEM) Genel Müdürü Prof. Dr. Kasım Yenigün’ü Akdeniz Üniversitesi ve Antalya Teknokent’te ağırladı. Görüşmede, Antalya’da düzenlenmesi planlanan 2026 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP 31) hazırlıkları kapsamlı şekilde ele alındı. Antalya’nın bu büyük organizasyona en iyi şekilde hazırlanabilmesi için kurumlar arası iş birliği, hazırlık çalışmaları ve organizasyon süreçlerinin etkin yönetimi gibi başlıklar değerlendirildi. Güçlü bir akademik katkı Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan üniversitelerin bu süreçte üstleneceği role dikkat çekti. Rektör Özkan, bilimsel bilgi üretimi ve bu bilginin sahaya aktarılması noktasında üniversitelerin kritik bir konumda yer aldığını belirterek, COP 31 gibi önemli bir organizasyona ev sahipliği yapacak olmanın hem akademik hem de toplumsal açıdan sorumluluk getirdiğini söyledi. Akdeniz Üniversitesi olarak bu sürece güçlü bir akademik katkı sunmaya devam edeceklerini ifade etti. Teknoloji ve inovasyon odaklı bir dönüşüm fırsatı Antalya Teknokent Genel Müdürü, TGBD Başkanı Dr. İbrahim Yavuz, Antalya’nın sahip olduğu potansiyelin bu tür uluslararası organizasyonlar için büyük bir avantaj sunduğunu belirterek, COP 31 sürecinin yalnızca bir organizasyon değil, aynı zamanda teknoloji ve inovasyon odaklı bir dönüşüm fırsatı olduğunu vurguladı. Üniversite, kamu ve özel sektör iş birliği Toplantının bir diğer önemli gündem maddesi Rio Sinerji Eylem Ajandası oldu. Üniversite, kamu ve özel sektör iş birliğinin artırılması, çevre dostu teknolojilerin geliştirilmesi ve sürdürülebilir çözümlerin yaygınlaştırılması konuları ele alındı. Antalya Teknokent’in sahip olduğu Ar-Ge ve inovasyon kapasitesiyle bu sürece önemli katkılar sağlayabileceği belirtildi. Teknoloji geliştirme bölgelerinin COP 31’e aktif katılımı Ayrıca, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Derneği (TGBD) iş birliği çerçevesinde Türkiye genelindeki teknoloji geliştirme bölgelerinin COP 31 hazırlık sürecine daha aktif şekilde dahil edilmesi konusu gündeme geldi. Antalya Teknokent Genel Müdürü, TGBD Başkanı Dr. İbrahim Yavuz ile yapılan görüşmede, ortak projeler geliştirilmesi, bilgi paylaşımının artırılması ve iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılması konularında değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyaretin sonunda, Antalya’nın ev sahipliği yapacağı COP 31 sürecinin hem şehir hem de ülke adına önemli bir fırsat olduğu vurgulandı.
Menteşe Atatürk Turizm MTAL’de bilim rüzgarı
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:16 Menteşe Atatürk Turizm MTAL’de bilim rüzgarı Muğla’da bilimsel çalışmaların adresi bu kez Menteşe Atatürk Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi oldu. İl genelinde seçilen sayılı okullar arasına girmeyi başaran okulda, öğrencilerin hazırladığı 19 proje görücüye çıktı. Menteşe Atatürk Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, eğitimdeki başarısını bilimsel alana da taşıyarak Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 4006-A Bilim Fuarı’nın açılışını görkemli bir törenle gerçekleştirdi. Yoğun bir katılımla kapılarını açan fuar, öğrencilerin fikirlerini ve bilimsel araştırmalarını bir araya getirdi. Fuarın açılış kurdelesini; Muğla İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Ferman Akbulut, Menteşe İlçe Millî Eğitim Müdürü Mehmet Keleş ve Muğla İl Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Çağlar Uğurlu birlikte kesti. Törende okul yönetimi, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda davetli misafir de hazır bulundu. Açılışın ardından protokol üyeleri stantları tek tek gezip öğrencilerden projeleri hakkında bilgi aldı. Menteşe Atatürk Turizm MTAL, bu yılki fuar süreciyle önemli bir başarıya imza attı. İl genelinde Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 4006-A Bilim Fuarı için başvuru yapan 155 okul arasından titizlikle seçilen 40 okul içerisinde yer almayı başaran kurum, hazırladığı 19 farklı projeyle bilimsel yetkinliğini tescilledi. Öğrencilerin bilimsel düşünme, araştırma ve üretim becerilerini desteklemeyi hedefleyen fuarda; turizmden teknolojiye, sosyal bilimlerden fen bilimlerine kadar pek çok farklı alanda proje sergileniyor. Danışman öğretmenlerin rehberliğinde hazırlanan çalışmalar, hem teorik bilgiyi pratiğe dökme hem de ziyaretçilere sunma fırsatı tanıyor. Menteşe’de bilim ve eğitimi buluşturan bu anlamlı fuar, iki gün boyunca ziyaretçilerin beğenisine açık kalacak.
Deney hayvanları için yenilikçi buluş: Yerli ve milli sistem tescillendi
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:03 Deney hayvanları için yenilikçi buluş: Yerli ve milli sistem tescillendi Türkiye’de bilimsel araştırma altyapısına katkı sağlayacak yerli ve milli bir sistem daha geliştirildi. Biruni Üniversitesi bünyesinde geliştirilen, deney hayvanlarında güvenli tutuş, sabitleme ve eş zamanlı fizyolojik ölçüm yapılmasını mümkün kılan cihaz, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından faydalı model olarak tescil edildi. 23 Mart itibarıyla yürürlüğe giren tescil ile buluş, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında 10 yıl süreyle koruma altına alındı. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Tarık Mecit, geliştirdikleri sistemin bilimsel araştırmalarda önemli bir boşluğu doldurduğunu belirtti. Mecit, deney hayvanlarıyla yürütülen çalışmalarda sabitleme ve fizyolojik ölçümlerin çoğunlukla ayrı sistemlerle yapıldığını ifade ederek, "Mevcut cihazlar genellikle yalnızca mekanik sabitlemeye odaklanmakta, fizyolojik veri toplama kapasitesi ise sınırlı kalmaktadır. Bu durum ölçüm hatalarına ve deneysel varyasyonun artmasına neden olabilmektedir" dedi. Sabitleme ve ölçüm tek platformda birleşti Geliştirdikleri sistemin bu sorunlara çözüm sunduğunu vurgulayan Dr. Mecit, cihazın sabitleme ve ölçüm süreçlerini tek platformda birleştirdiğini kaydetti. Dr. Mecit, "Çift kapaklı ve ayarlanabilir sabitleme mekanizması ile hayvanın güvenli immobilizasyonu sağlanırken, PPG tabanlı sensörler sayesinde kalp atış hızı, oksijen satürasyonu ve vücut sıcaklığı eş zamanlı olarak ölçülebilmektedir. Kablosuz veri aktarımı ile de gerçek zamanlı izleme ve kayıt imkânı sunulmaktadır" diye konuştu. Hayvan refahını destekleyen tasarım Şeffaf ve havalandırmalı yapının hayvan refahını desteklediğini ifade eden Dr. Mecit, esnek devre teknolojisi sayesinde farklı boyutlardaki deney hayvanlarına uyum sağlanabildiğini belirtti. Bu özelliklerin ölçüm doğruluğunu artırırken operatör kaynaklı hataları da minimize ettiğini dile getirdi. Bilimsel araştırmalara güçlü katkı Bilimsel araştırmalara katkısına da değinen Dr. Mecit, sistem sayesinde deneysel verilerin daha güvenilir ve standardize hale geleceğini söyledi. Dr. Mecit, "Hareket artefaktlarının azaltılmasıyla daha doğru fizyolojik veriler elde edilecek, çoklu parametre ölçümü ile bütüncül değerlendirme yapılabilecek. Bu da özellikle farmakolojik, kardiyovasküler ve solunumsal çalışmalar başta olmak üzere birçok alanda önemli katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı. Etik standartları yükselten yaklaşım Hayvan refahının öncelikleri arasında yer aldığını belirten Mecit, cihazın 3R prensipleri kapsamında özellikle uluslararası etik şartlara katkı sunduğunu vurguladı. Dr. Mecit, "Nazik ve kontrollü sabitleme ile stres en aza indirilecek, fizyolojik parametrelerin sürekli izlenmesi sayesinde erken müdahale imkânı sağlanacaktır. Bu da daha etik ve etkin deney süreçlerini beraberinde getirecektir" dedi. Yerli üretimle stratejik kazanım Yerli üretimin stratejik önemine de dikkat çeken Mecit, geliştirilen sistemin dışa bağımlılığı azaltacağını ve maliyet avantajı sağlayacağını ifade etti. Mecit, "Bu tür cihazların büyük ölçüde ithal edildiği düşünüldüğünde, yerli üretim araştırma ekosistemimiz açısından önemli bir kazanımdır" diye konuştu. Akademik ekipten önemli başarı Söz konusu faydalı model başvurusu Biruni Üniversitesi adına Dr. Tarık Mecit ve buluşun fikir ortağı Halime Karaman tarafından gerçekleştirildi. Geliştirilen sistemin, üniversite-sanayi iş birliklerine de katkı sağlaması bekleniyor.
Egeli akademisyenin "Zeolit" projesi yerli sanayiye güç katacak
02 Nisan 2026 Perşembe - 10:14 Egeli akademisyenin "Zeolit" projesi yerli sanayiye güç katacak Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Canan Uraz’ın yürütücülüğünü yaptığı "Modifiye Edilmiş Zeolit ile Çinko Kaplama Prosesinin Antikorozif Özelliğinin Arttırılması" başlıklı proje ile yerli sanayiye katkı sunulacak. Proje ile yerli ve doğal bir kaynak olan zeolitin modifiye edilerek kaplama prosesine dahil edilmesiyle, sanayide korozyon direncini artırmayı, maliyetleri düşürmeyi ve çevre dostu bir teknolojik dönüşüm sağlamayı amaçlıyor. Doç. Dr. Uraz’ın İleten Mühendislik Kaplama San.Tic.A.Ş. ile yürüttüğü bu proje, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tarafından düzenlenen "Üniversite-Sanayi İş Birliği Ödül Töreni"nde Teşekkür Plaketi aldı. Proje hakkında bilgi veren Doç. Dr. Canan Uraz, "Bu çalışma ile, ülkemizde birçok bölgede bulunan doğal zeolitin farklı kimyasallarla modifikasyonun ardından alkali çinko kaplama prosesine eklenmesiyle prosesin korozyon direncinin yükseltilmesini, maliyetinin azaltılmasını ve daha çevre dostu hale getirilmesini hedefledik. Korozyon; ekipman arızası, malzeme arızası ve değerli kaynakların israfı gibi ciddi sorunlara neden olmakta. Alkali çinko kaplama prosesinde kaplanan malzemeler için kırmızı pas beklenme süresi ortalama 96 saat. Projemiz kapsamında, modifiye edilmiş doğal zeolitin kaplama banyosuna eklenmesiyle birlikte bu sürenin artırılmasını amaçladık. Böylece hem korozyon direncini artırmayı hem de prosesi daha ekonomik ve çevreci bir yapıya kavuşturmayı hedefledik" dedi. Geleneksel yöntemlere "yerli ve çevreci" alternatif Geliştirdikleri teknolojinin sektöre sunduğu yenilikleri aktaran Doç. Dr. Canan Uraz, "Projemiz, alkali çinko kaplama proseslerinde kullanılan geleneksel katkı maddelerine alternatif olarak; modifiye zeolit temelli, çevre dostu ve fonksiyonel bir teknoloji geliştirmesi açısından özgün bir yaklaşım sunuyor. Literatürde zeolitlerin farklı kullanım alanları olsa da alkali çinko kaplama banyolarında sistematik, proses odaklı ve endüstriyel uygulamayı hedefleyen çalışmalar son derece sınırlı; projemiz bu alandaki boşluğu dolduruyor. Geleneksel katkıların aksine, doğal ve yerli kaynaklı zeolitleri düşük toksisiteye sahip yöntemlerle fonksiyonelleştiriyoruz. Bu sayede tehlikeli kimyasal kullanımını azaltan, yeşil kimya ilkeleriyle uyumlu ve sürdürülebilir bir yenilik sunuyoruz" diye konuştu. "Gördes zeoliti ile Ege sanayisinde rekabet gücü artacak" Projenin bölgesel kalkınma ve ekonomik katma değer boyutuna dikkat çeken Doç. Dr. Canan Uraz, "Projemizde kullandığımız doğal zeolit, Ege Bölgesi’nin bir yerleşkesi olan Manisa’nın Gördes ilçesine aittir. Bu doğal maddenin bölgemize ait olması, sürdürülebilirliğe sağladığı katkının yanı sıra kimyasalın temini ve nakliyesinde de büyük bir ekonomik avantaj sunuyor. Ülkemizin ikinci büyük sanayi kolu olan metal sektörü açısından bu çalışma, Ege Bölgesi’ni diğer sanayi bölgelerinin önüne geçirecek bir potansiyele sahip. Özellikle İzmir ve çevresi; metal kaplama, otomotiv yan sanayi, beyaz eşya, savunma ve makine imalatı gibi alanlarda Türkiye’nin en yoğun merkezlerinden biri. Geliştirdiğimiz bu teknoloji sayesinde, mevcut alkali çinko kaplama prosesleri büyük ekipman yatırımı gerektirmeden iyileştirilebilecek; böylece KOBİ ölçeğindeki firmalarımızın ürün kalitesi ve ihracat potansiyeli yükselecek. Dünyadaki doğal kaynakları kullanarak korozyona karşı daha dayanıklı malzemelerin üretilmesine basamak olacak bu çalışma, gelecekteki yeni bilimsel fikirlerin şekillenmesine de ışık tutacak" dedi.