Son Dakika
|
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
İsrail'in Küresel Sumud Filosunda alıkoyduğu Türkler bugün İstanbul'a dönecek
Van Gölü Havzası’nda yağış bereketi: Etkisi 2027 yılına kadar sürecek
Çocukların silahla oyunu faciayla bitti
İsrail, Sumud Filosu’nda gözaltına alınan 175 kişiyi Yunanistan’a teslim edecek
Yaklaşık 7 yılın ardından ABD-Venezuela arasında yolcu uçuşları yeniden başladı
Kosova'da halk, 7 Haziran'da erken genel seçimler için sandık başına gidecek
Parası çalınan askerin imdadına taksi şoförü yetişti
TEKNOLOJİ
MASKİ’den yeni teknoloji hamlesi
01 Mayıs 2026 Cuma - 12:22:09
Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü, vatandaşların hayatını kolaylaştıran teknolojik yatırımlarına bir yenisini ekledi. Su ve abonelik işlemlerini tamamen dijital ortama taşıyan "MASKİ Online" mobil uygulaması hizmete girdi. Bu uygulama sayesinde aboneler, kuruma gitmelerine gerek kalmadan birçok işlemi cep telefonları üzerinden hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirebilecek. MASKİ Genel Müdürlüğü, dijital belediyecilik vizyonu doğrultusunda Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı tarafından geliştirilen projeyi tamamladı. Vatandaşlar, App Store ve Play Store üzerinden indirebilecekleri "MASKİ Online" uygulamasına bireysel veya kurumsal giriş yaparak işlemlerini kolayca yönetebilecek. Dijitalleşme çalışmalarının hız kesmeden sürdüğünü belirten Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Fehmi Özcan, şu ifadeleri kullandı: "Vatandaşlarımızın abonelik ve su yükleme işlemlerini daha hızlı ve güvenli yapabilmeleri için ‘MASKİ Online’ uygulamasını hayata geçirdik. Uygulamayı indiren kullanıcılar; aboneliklerini görüntüleyebilir, fatura detaylarını inceleyebilir, ödeme geçmişine ulaşabilir, destek başvurusu oluşturabilir ve güncel su kesintilerini anlık olarak takip edebilirler" Kartlı sayaçlarda NFC dönemi Özellikle kartlı sayaç kullanan aboneler için büyük bir kolaylık sağlandığını vurgulayan Özcan, NFC (Yakın Alan İletişimi) teknolojisinin sunduğu avantajlara dikkat çekti: "NFC özelliği sayesinde su kartınızı telefonunuza okutarak saniyeler içinde yükleme yapabilirsiniz. ‘NFC ile yükle’ seçeneği ile alınan kredi, doğrudan su kartına aktarılıyor. Tamamen kurum içi kaynaklarımızla geliştirdiğimiz bu uygulama ile abonelerimize zahmetsiz bir hizmet deneyimi sunmayı hedefliyoruz"
01 Mayıs 2026 Cuma - 10:28
Gençlerden ‘akıllı egzersiz’ makinesi
İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Mühendislik Fakültesi öğrencileri, yaşlıların ya da hareket kabiliyeti kısıtlı olan kişilerin fiziksel egzersiz yapmalarını kolaylaştırmak amacıyla ‘Active Machine’ adlı özel bir makine geliştirdi. Proje, Burdur’da düzenlenecek Üniversite Öğrenci Toplulukları Toplumsal Katkı Proje Festivali’nde (ÜNİFEST) ‘Sağlıklı Bireyler ve Bağımlılıkla Mücadele’ kategorisinde finale kaldı. İEÜ Mühendislik Fakültesi öğrencileri, yaşlıların ya da hareket kabiliyeti kısıtlı olan kişilerin fiziksel egzersiz yapmalarını kolaylaştırmak amacıyla ‘Active Machine’ adlı makine geliştirdi. Ortasında geniş bir ekranın bulunduğu, prototipi de hazırlanan cihaz, sağ ve sol kısmındaki kol makaraları ve alt kısmında sürekli dönen el çarkları sayesinde tek başına rahatlıkla kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Çok kademeli yükseklik ayarı ve sabitlenen taban tasarımı ile dikkat çeken makinenin patenti için başvuru aşamasına gelindi. İzmir Ekonomi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğrencileri Berk Fevzi Yoğurtçuoğlu, Muhammet Polatlı, Sude Rüdar, Ayça Selimoğlu, Duru Karaçelik, Emir Gül ve Alperen Yılmaz’dan oluşan 7 kişilik ekip, proje üzerinde yaklaşık iki ay çalıştı. Elektrik-elektronik, endüstri, mekatronik, makine ve biyomedikal gibi farklı alanlarda eğitim alan İEÜ Engineering For Good Kulübü’nden gönüllü gençler, projeyi en ince ayrıntısına kadar tasarladı. Genç mühendislerin projesi, 5-7 Mayıs tarihleri arasında Burdur’da düzenlenecek Üniversite Öğrenci Toplulukları Toplumsal Katkı Proje Festivali’nde (ÜNİFEST) ‘Sağlıklı Bireyler ve Bağımlılıkla Mücadele’ kategorisinde de finale kaldı. "Güvenle kullanılabilir" Projeye ilişkin bilgiler veren İEÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü öğrencisi Sude Rüdar, "Yaptığımız saha ziyaretleri ve ihtiyaç analizleri sonucunda yaşlı bireylerin günlük hareketleri yeteri kadar yapamadığını tespit ettik. Çalışmaya başlarken temel amacımız, yaşlı bireylerin ve hareket kabiliyeti kısıtlı kişilerin güvenli, erişilebilir ve sürdürülebilir bir şekilde fiziksel egzersiz yapabilmelerini desteklemekti. Bu doğrultuda yaşlıların güvenli ve bağımsız bir şekilde kullanabileceği mekanizmayı tasarladık. Sistemimiz, elektrik gerektirmeyen şarjlı ekran yapısı, çok kademeli yükseklik ayarı ve sabitlenen taban tasarımı ile hem yatalak hem de yatalak olmayan bireylerin güvenle kullanabileceği bir yapı sunuyor. İlerleyen zamanlarda projeyi yapay zeka ile birleştirerek daha da geliştirmeyi, fonksiyonel hale getirmeyi planlıyoruz" diye konuştu. "Düşük maliyetli ve erişilebilir" Makineyi kendileri üzerinde deneyerek mekanik güvenliği ile ergonomik uygunluğu doğruladıklarını dile getiren Rüdar, "Düşük maliyetli ve erişilebilir bu sistemin yaşlılarımızın bağımsız yaşam becerilerini desteklemesi, en büyük motivasyon kaynağımız oldu. Biz, bu makine sayesinde fiziksel hareketleri oyunlaştırarak eğlenceli bir hale getirdik. Sisteme kişinin hareketleri yaptıkça puanlar kazanacağı, aşama kaydedeceği bazı oyunlar da ekledik. Makinede el koordinasyonunu sağlayan iki kol mekanizması var. Makinenin alt kısmında da komut verdikçe dönebilen diskler, hareketi sağlayabilen çarklar mevcut. Kullanıcı, makinenin karşısına geçerek bu sayede el, kol ve omuzların gelişimine yönelik fiziksel aktiviteleri kolaylıkla yapmış oluyor. Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı’nın (ÜNİDES) desteğiyle hayata geçirdiğimiz bu proje, yaşlı bireylerin ya da hareket kabiliyeti kısıtlı olan kişilerin motivasyonunu, enerjisini güçlendirecektir" ifadelerini kullandı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 10:10
Dijital reklamlarda yapay zekalı ‘sahtekarlık’
Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, yapay zeka aracılığı ile hiç alakası olmayan kişilerin markalara reklam yüzü yapıldığını söyleyerek, ortaya çıkan durumun direkt markaya zarar verdiğini söyledi. Toplumda dijital okur yazarlığın öneminin büyük olduğunu söyleyen Hakan Topuzoğlu, "Yapay zeka baş döndürücü şekilde gelişiyor, geliştiriliyor ve gerçekten de artık hayatımızın her alanında. Bunu iyi amaçlarla kullanan insanlar olduğu gibi elbette suistimal etmek isteyen, kötü amaçlarla kullanan insanlar da var. Bu bir takım hukuki sorunları da yanında getirse de birçok olayda gördüğümüz gibi ne yazık ki hukuk biraz daha geriden geliyor ve daha hızlı hareket etmek gerekebiliyor. Son dönemde de özellikle güvenilir ya da bildik insanların bir konudaki konuşmaları ya da röportajları ya da bir basın açıklamaları alınarak bunun reklam amaçlı kullananlar olduğunu görüyoruz. Aslında burada bizim tüketici olarak daha dikkatli olmamız, daha uyanık olmamız gerekiyor. Yani her zaman yine belirttiğimiz gibi dijital okuryazarlık gerçekten toplumun her kesiminde çok büyük önem arz etmekte. Bir reklamda bir kişiyi gördüm diye hemen o reklama inanıp da o ürüne yönelmemek aslında şu anda yapılabilecek en doğru adımlardan biri. Yapılan işlemler markaya da şu şekilde zarar vermekte. Elbette hiç alakası olmayan ilgisi olmayan bir kişi bir reklam yüzü olarak kullanılıyor ve dolaylı değil direkt bir şekilde de o markaya da zarar veriyor. Çünkü ürün satmak isteyen aracı ya da satıcı bu ürünü satmak için her şey olabilir ya da mübahtır mantığında yaklaşabiliyor ama elbette bu işin ucu direkt ana markaya da zarar vermekte" dedi. Topuzoğlu, reklamlarda kullanılan görseller konusunda daha dikkatli olunması gerektiğini söyleyerek, "O yüzden bizim yapay zeka ile geliştirilmiş ya da reklamlarda kullanılan görseller, yazılar, videoları biraz daha dikkatli olmamız, hukuki anlamda da resmi kurumların bu konularda daha hızlı aksiyon alabilmeleri büyük önem taşımakta. Yani bir yargı sürecine dahi gerek kalmadan böyle bir şey varsa bir şikayet varsa bu çok hızlı bir şekilde anlaşılarak o reklamın durdurulması, yayınlanmasının engellenmesi ya da o firmanın bir daha bu konularda çalışma yapmasının önüne teknik olarak da geçmek mümkün. Aslında yine sözü açılmışken de söylemek istiyorum reklamların herhangi bir kontrolün olmaması şu anda en büyük sıkıntımız. Yani bir dijital mecradaki reklamları yöneten kontrol eden bir mekanizma oluşturularak aslında bu süreçte daha da kısaltılmış olacaktır" ifadelerini kullandı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 09:13
ADÜ Teknokent’te bahar alerjisi çalışması
Karya Farma HBX Ar-Ge ekibi, mevsimsel alerjilere karşı doğal bileşenlerin bağışıklık dengesi ve antioksidan kapasite üzerindeki etkilerini bilimsel açıdan değerlendirdi. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi ADÜ Teknokent bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Karya Farma HBX Ar-Ge, bahar aylarında artış gösteren mevsimsel alerji şikayetlerine yönelik doğal bileşenler üzerine bilimsel değerlendirmelerde bulundu. Yaklaşık çeyrek asırdan bu yana sağlık, çevre, tarım ve hayvancılık alanlarında bilimsel Ar-Ge faaliyetleri yürüten ekip, son çalışmasında ‘bahar alerjisi’ni ele aldı. Bahar mevsiminin gelmesiyle birlikte polen yoğunluğu, ani hava değişimleri, rüzgarla taşınan partiküller ve çevresel alerjenler nedeniyle birçok kişide hapşırık, burun akıntısı, göz sulanması, boğazda kaşıntı, öksürük, halsizlik ve genel vücut hassasiyeti gibi şikayetlerin artış gösterdiğini belirten Karya Farma Ar-Ge ekibi, bu dönemde bağışıklık dengesinin, solunum yolu konforunun ve oksidatif stres yükünün birlikte ele alınması gerektiğini belirtti. Karya Farma HBX Ar-Ge Kurucusu Hakan Başlık, bahar aylarında ortaya çıkan alerjik hassasiyetlerin vücudun çevresel uyaranlara verdiği cevapla yakından ilişkili olduğunu ifade ederek, "Bahar mevsiminde polenler, tozlar, ani sıcaklık değişimleri ve rüzgarla taşınan partiküller birçok kişide hassasiyet oluşturabiliyor. Bu tabloyu yalnızca mevsimsel bir rahatsızlık olarak değil; bağışıklık dengesi, hücresel destek, antioksidan kapasite ve doğal bileşen uyumu açısından değerlendirmek gerekiyor. İncir, zeytin, zeytin yaprakları ve arı ürünleri, Karya coğrafyasının kadim doğal mirasının önemli kaynakları arasında yer alıyor. Biz bu doğal kaynakları modern laboratuvar disipliniyle ele alarak geniş spektrumlu doğal destek potansiyelini araştırıyoruz" dedi. Başlık, ADÜ Teknokent çatısı altında sürdürülen çalışmaların uzun soluklu bir bilimsel birikimin sonucu olduğunu vurgulayarak, "Yaklaşık çeyrek asırdır sağlık, çevre, tarım ve hayvancılık alanlarında bilimsel Ar-Ge faaliyetleri yürütüyoruz. 18 spesifik patentli çalışma, bu yolculuğun yalnızca sayısal bir göstergesi değil; doğal kaynakların doğru formülasyon, doğru analiz ve doğru bilimsel yaklaşımla nasıl yenilikçi çözümlere dönüşebileceğinin de göstergesidir. Bahar alerjileri üzerine yaptığımız değerlendirmeler de bu bütüncül Ar-Ge bakışının bir parçasıdır" ifadelerini kullandı. Karya Farma Ar-Ge ekibinden Kimyager Aslı Aktaş ise bahar alerjisi döneminde oksidatif stres, mukozal hassasiyet ve bağışıklık yanıtının kimyasal açıdan önemli araştırma başlıkları olduğunu belirtti. Aktaş, "İncir, zeytin meyvesi, zeytin yaprağı, incir sütü, bal, polen ve propolis gibi bileşenler; fenolik yapılar, doğal antioksidanlar, vitamin-mineral içerikleri ve biyolojik aktif bileşikler açısından oldukça kıymetli kaynaklardır. Bu tür doğal bileşenlerde önemli olan yalnızca içerik değil; doğru oran, stabilite, çözünürlük, biyolojik uyum ve birlikte oluşturdukları sinerjidir. Bahar döneminde vücudun çevresel alerjenlere verdiği cevapta antioksidan kapasite ve mineral dengesi bilimsel açıdan dikkatle incelenmesi gereken alanlardır" diye konuştu. Karya Farma Ar-Ge tarafından yapılan açıklamada, mevsimsel alerjik hassasiyetlerde doğal kaynakların bilinçli, kontrollü ve bilimsel yöntemlerle araştırılmasının gelecek dönem çalışmalarına ışık tutabileceği kaydedildi. Karya Farma Ar-Ge ekibi, bahar aylarında artan alerjik şikayetlerin toplum sağlığı açısından dikkate alınması gerektiğini belirterek, doğal kaynaklı formülasyonların bilimsel zeminde araştırılmasının önem taşıdığını bildirdi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
30 Nisan 2026 Perşembe- 20:30
Canikli öğrenciler finalde
2
30 Nisan 2026 Perşembe- 14:53
Malatya TÜBİTAK finalinde zirvede
3
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:22
TÜRGEV’den üniversite gençliğine "Sağlıklı yaşam ile bağımsız kampüs" çalıştayı
4
29 Nisan 2026 Çarşamba- 15:20
Sarsılmaz, yeni nesil savunma sistemleri "Dron Killer" ve "SARBOT"u tanıttı
5
28 Nisan 2026 Salı- 12:51
Manisalı Gazeteciler dron ehliyetlerini aldı
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:20
Antalya Teknokent COP 31 sürecinde iş birliğini güçlendiriyor
Akdeniz Üniversitesi Antalya Teknokent, 2026 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP 31) sürecinde iş birliğini güçlendiriyor. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Antalya Teknokent Genel Müdürü, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Derneği (TGBD) Başkanı Dr. İbrahim Yavuz, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele (ÇEM) Genel Müdürü Prof. Dr. Kasım Yenigün’ü Akdeniz Üniversitesi ve Antalya Teknokent’te ağırladı. Görüşmede, Antalya’da düzenlenmesi planlanan 2026 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP 31) hazırlıkları kapsamlı şekilde ele alındı. Antalya’nın bu büyük organizasyona en iyi şekilde hazırlanabilmesi için kurumlar arası iş birliği, hazırlık çalışmaları ve organizasyon süreçlerinin etkin yönetimi gibi başlıklar değerlendirildi. Güçlü bir akademik katkı Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan üniversitelerin bu süreçte üstleneceği role dikkat çekti. Rektör Özkan, bilimsel bilgi üretimi ve bu bilginin sahaya aktarılması noktasında üniversitelerin kritik bir konumda yer aldığını belirterek, COP 31 gibi önemli bir organizasyona ev sahipliği yapacak olmanın hem akademik hem de toplumsal açıdan sorumluluk getirdiğini söyledi. Akdeniz Üniversitesi olarak bu sürece güçlü bir akademik katkı sunmaya devam edeceklerini ifade etti. Teknoloji ve inovasyon odaklı bir dönüşüm fırsatı Antalya Teknokent Genel Müdürü, TGBD Başkanı Dr. İbrahim Yavuz, Antalya’nın sahip olduğu potansiyelin bu tür uluslararası organizasyonlar için büyük bir avantaj sunduğunu belirterek, COP 31 sürecinin yalnızca bir organizasyon değil, aynı zamanda teknoloji ve inovasyon odaklı bir dönüşüm fırsatı olduğunu vurguladı. Üniversite, kamu ve özel sektör iş birliği Toplantının bir diğer önemli gündem maddesi Rio Sinerji Eylem Ajandası oldu. Üniversite, kamu ve özel sektör iş birliğinin artırılması, çevre dostu teknolojilerin geliştirilmesi ve sürdürülebilir çözümlerin yaygınlaştırılması konuları ele alındı. Antalya Teknokent’in sahip olduğu Ar-Ge ve inovasyon kapasitesiyle bu sürece önemli katkılar sağlayabileceği belirtildi. Teknoloji geliştirme bölgelerinin COP 31’e aktif katılımı Ayrıca, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Derneği (TGBD) iş birliği çerçevesinde Türkiye genelindeki teknoloji geliştirme bölgelerinin COP 31 hazırlık sürecine daha aktif şekilde dahil edilmesi konusu gündeme geldi. Antalya Teknokent Genel Müdürü, TGBD Başkanı Dr. İbrahim Yavuz ile yapılan görüşmede, ortak projeler geliştirilmesi, bilgi paylaşımının artırılması ve iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılması konularında değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyaretin sonunda, Antalya’nın ev sahipliği yapacağı COP 31 sürecinin hem şehir hem de ülke adına önemli bir fırsat olduğu vurgulandı.
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:16
Menteşe Atatürk Turizm MTAL’de bilim rüzgarı
Muğla’da bilimsel çalışmaların adresi bu kez Menteşe Atatürk Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi oldu. İl genelinde seçilen sayılı okullar arasına girmeyi başaran okulda, öğrencilerin hazırladığı 19 proje görücüye çıktı. Menteşe Atatürk Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, eğitimdeki başarısını bilimsel alana da taşıyarak Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 4006-A Bilim Fuarı’nın açılışını görkemli bir törenle gerçekleştirdi. Yoğun bir katılımla kapılarını açan fuar, öğrencilerin fikirlerini ve bilimsel araştırmalarını bir araya getirdi. Fuarın açılış kurdelesini; Muğla İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Ferman Akbulut, Menteşe İlçe Millî Eğitim Müdürü Mehmet Keleş ve Muğla İl Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Çağlar Uğurlu birlikte kesti. Törende okul yönetimi, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda davetli misafir de hazır bulundu. Açılışın ardından protokol üyeleri stantları tek tek gezip öğrencilerden projeleri hakkında bilgi aldı. Menteşe Atatürk Turizm MTAL, bu yılki fuar süreciyle önemli bir başarıya imza attı. İl genelinde Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu 4006-A Bilim Fuarı için başvuru yapan 155 okul arasından titizlikle seçilen 40 okul içerisinde yer almayı başaran kurum, hazırladığı 19 farklı projeyle bilimsel yetkinliğini tescilledi. Öğrencilerin bilimsel düşünme, araştırma ve üretim becerilerini desteklemeyi hedefleyen fuarda; turizmden teknolojiye, sosyal bilimlerden fen bilimlerine kadar pek çok farklı alanda proje sergileniyor. Danışman öğretmenlerin rehberliğinde hazırlanan çalışmalar, hem teorik bilgiyi pratiğe dökme hem de ziyaretçilere sunma fırsatı tanıyor. Menteşe’de bilim ve eğitimi buluşturan bu anlamlı fuar, iki gün boyunca ziyaretçilerin beğenisine açık kalacak.
02 Nisan 2026 Perşembe - 11:03
Deney hayvanları için yenilikçi buluş: Yerli ve milli sistem tescillendi
Türkiye’de bilimsel araştırma altyapısına katkı sağlayacak yerli ve milli bir sistem daha geliştirildi. Biruni Üniversitesi bünyesinde geliştirilen, deney hayvanlarında güvenli tutuş, sabitleme ve eş zamanlı fizyolojik ölçüm yapılmasını mümkün kılan cihaz, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından faydalı model olarak tescil edildi. 23 Mart itibarıyla yürürlüğe giren tescil ile buluş, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında 10 yıl süreyle koruma altına alındı. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Tarık Mecit, geliştirdikleri sistemin bilimsel araştırmalarda önemli bir boşluğu doldurduğunu belirtti. Mecit, deney hayvanlarıyla yürütülen çalışmalarda sabitleme ve fizyolojik ölçümlerin çoğunlukla ayrı sistemlerle yapıldığını ifade ederek, "Mevcut cihazlar genellikle yalnızca mekanik sabitlemeye odaklanmakta, fizyolojik veri toplama kapasitesi ise sınırlı kalmaktadır. Bu durum ölçüm hatalarına ve deneysel varyasyonun artmasına neden olabilmektedir" dedi. Sabitleme ve ölçüm tek platformda birleşti Geliştirdikleri sistemin bu sorunlara çözüm sunduğunu vurgulayan Dr. Mecit, cihazın sabitleme ve ölçüm süreçlerini tek platformda birleştirdiğini kaydetti. Dr. Mecit, "Çift kapaklı ve ayarlanabilir sabitleme mekanizması ile hayvanın güvenli immobilizasyonu sağlanırken, PPG tabanlı sensörler sayesinde kalp atış hızı, oksijen satürasyonu ve vücut sıcaklığı eş zamanlı olarak ölçülebilmektedir. Kablosuz veri aktarımı ile de gerçek zamanlı izleme ve kayıt imkânı sunulmaktadır" diye konuştu. Hayvan refahını destekleyen tasarım Şeffaf ve havalandırmalı yapının hayvan refahını desteklediğini ifade eden Dr. Mecit, esnek devre teknolojisi sayesinde farklı boyutlardaki deney hayvanlarına uyum sağlanabildiğini belirtti. Bu özelliklerin ölçüm doğruluğunu artırırken operatör kaynaklı hataları da minimize ettiğini dile getirdi. Bilimsel araştırmalara güçlü katkı Bilimsel araştırmalara katkısına da değinen Dr. Mecit, sistem sayesinde deneysel verilerin daha güvenilir ve standardize hale geleceğini söyledi. Dr. Mecit, "Hareket artefaktlarının azaltılmasıyla daha doğru fizyolojik veriler elde edilecek, çoklu parametre ölçümü ile bütüncül değerlendirme yapılabilecek. Bu da özellikle farmakolojik, kardiyovasküler ve solunumsal çalışmalar başta olmak üzere birçok alanda önemli katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı. Etik standartları yükselten yaklaşım Hayvan refahının öncelikleri arasında yer aldığını belirten Mecit, cihazın 3R prensipleri kapsamında özellikle uluslararası etik şartlara katkı sunduğunu vurguladı. Dr. Mecit, "Nazik ve kontrollü sabitleme ile stres en aza indirilecek, fizyolojik parametrelerin sürekli izlenmesi sayesinde erken müdahale imkânı sağlanacaktır. Bu da daha etik ve etkin deney süreçlerini beraberinde getirecektir" dedi. Yerli üretimle stratejik kazanım Yerli üretimin stratejik önemine de dikkat çeken Mecit, geliştirilen sistemin dışa bağımlılığı azaltacağını ve maliyet avantajı sağlayacağını ifade etti. Mecit, "Bu tür cihazların büyük ölçüde ithal edildiği düşünüldüğünde, yerli üretim araştırma ekosistemimiz açısından önemli bir kazanımdır" diye konuştu. Akademik ekipten önemli başarı Söz konusu faydalı model başvurusu Biruni Üniversitesi adına Dr. Tarık Mecit ve buluşun fikir ortağı Halime Karaman tarafından gerçekleştirildi. Geliştirilen sistemin, üniversite-sanayi iş birliklerine de katkı sağlaması bekleniyor.
02 Nisan 2026 Perşembe - 10:14
Egeli akademisyenin "Zeolit" projesi yerli sanayiye güç katacak
Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Canan Uraz’ın yürütücülüğünü yaptığı "Modifiye Edilmiş Zeolit ile Çinko Kaplama Prosesinin Antikorozif Özelliğinin Arttırılması" başlıklı proje ile yerli sanayiye katkı sunulacak. Proje ile yerli ve doğal bir kaynak olan zeolitin modifiye edilerek kaplama prosesine dahil edilmesiyle, sanayide korozyon direncini artırmayı, maliyetleri düşürmeyi ve çevre dostu bir teknolojik dönüşüm sağlamayı amaçlıyor. Doç. Dr. Uraz’ın İleten Mühendislik Kaplama San.Tic.A.Ş. ile yürüttüğü bu proje, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tarafından düzenlenen "Üniversite-Sanayi İş Birliği Ödül Töreni"nde Teşekkür Plaketi aldı. Proje hakkında bilgi veren Doç. Dr. Canan Uraz, "Bu çalışma ile, ülkemizde birçok bölgede bulunan doğal zeolitin farklı kimyasallarla modifikasyonun ardından alkali çinko kaplama prosesine eklenmesiyle prosesin korozyon direncinin yükseltilmesini, maliyetinin azaltılmasını ve daha çevre dostu hale getirilmesini hedefledik. Korozyon; ekipman arızası, malzeme arızası ve değerli kaynakların israfı gibi ciddi sorunlara neden olmakta. Alkali çinko kaplama prosesinde kaplanan malzemeler için kırmızı pas beklenme süresi ortalama 96 saat. Projemiz kapsamında, modifiye edilmiş doğal zeolitin kaplama banyosuna eklenmesiyle birlikte bu sürenin artırılmasını amaçladık. Böylece hem korozyon direncini artırmayı hem de prosesi daha ekonomik ve çevreci bir yapıya kavuşturmayı hedefledik" dedi. Geleneksel yöntemlere "yerli ve çevreci" alternatif Geliştirdikleri teknolojinin sektöre sunduğu yenilikleri aktaran Doç. Dr. Canan Uraz, "Projemiz, alkali çinko kaplama proseslerinde kullanılan geleneksel katkı maddelerine alternatif olarak; modifiye zeolit temelli, çevre dostu ve fonksiyonel bir teknoloji geliştirmesi açısından özgün bir yaklaşım sunuyor. Literatürde zeolitlerin farklı kullanım alanları olsa da alkali çinko kaplama banyolarında sistematik, proses odaklı ve endüstriyel uygulamayı hedefleyen çalışmalar son derece sınırlı; projemiz bu alandaki boşluğu dolduruyor. Geleneksel katkıların aksine, doğal ve yerli kaynaklı zeolitleri düşük toksisiteye sahip yöntemlerle fonksiyonelleştiriyoruz. Bu sayede tehlikeli kimyasal kullanımını azaltan, yeşil kimya ilkeleriyle uyumlu ve sürdürülebilir bir yenilik sunuyoruz" diye konuştu. "Gördes zeoliti ile Ege sanayisinde rekabet gücü artacak" Projenin bölgesel kalkınma ve ekonomik katma değer boyutuna dikkat çeken Doç. Dr. Canan Uraz, "Projemizde kullandığımız doğal zeolit, Ege Bölgesi’nin bir yerleşkesi olan Manisa’nın Gördes ilçesine aittir. Bu doğal maddenin bölgemize ait olması, sürdürülebilirliğe sağladığı katkının yanı sıra kimyasalın temini ve nakliyesinde de büyük bir ekonomik avantaj sunuyor. Ülkemizin ikinci büyük sanayi kolu olan metal sektörü açısından bu çalışma, Ege Bölgesi’ni diğer sanayi bölgelerinin önüne geçirecek bir potansiyele sahip. Özellikle İzmir ve çevresi; metal kaplama, otomotiv yan sanayi, beyaz eşya, savunma ve makine imalatı gibi alanlarda Türkiye’nin en yoğun merkezlerinden biri. Geliştirdiğimiz bu teknoloji sayesinde, mevcut alkali çinko kaplama prosesleri büyük ekipman yatırımı gerektirmeden iyileştirilebilecek; böylece KOBİ ölçeğindeki firmalarımızın ürün kalitesi ve ihracat potansiyeli yükselecek. Dünyadaki doğal kaynakları kullanarak korozyona karşı daha dayanıklı malzemelerin üretilmesine basamak olacak bu çalışma, gelecekteki yeni bilimsel fikirlerin şekillenmesine de ışık tutacak" dedi.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:48
Yerli yapay zeka girişimleri artıyor
Yapay zeka sohbet botları son dönemde çok fazla kullanılan teknoloji olarak dikkat çekiyor. Kullanıcılar artık hayatın her alanında bu yapay zeka sohbet botlarını kullanıyor. Artan taleple birlikte yapay zeka girişimlerinin sayısı her geçen gün artıyor. Türkiye'deki toplam yapay zeka girişimi sayısı da 457'ye ulaştı.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 11:37
Gökyüzünün yıldızları GÖKTİM, Melikgazi’de eğitime başladı
Kayseri Valiliği himayesinde kurulan Gökyüzü Teknoloji ve İnovasyon Merkezi (GÖKTİM) kapsamında Melikgazi Belediyesi’nin Necip Fazıl Kısakürek, Tınaztepe, Danişmentgazi Sosyal Tesislerinde gerçekleşecek olan GÖKTİM Melikgazi’de eğitimler başladı. Atölyelerle zenginleştirilmiş teknoloji eğitimleri Robotik kodlama, yapay zekâ, elektrik-elektronik, 3D tasarım, havacılık ve uzay bilimleri gibi atölyeleri bulunan GÖKTİM Melikgazi’de öğrencilerin eğitim almaya başladığını söyleyen Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, "GÖKTİM Melikgazi bugün itibariyle başlamış oldu. Kaymakamlığımız, Melikgazi Belediyemiz ve Melikgazi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüz ile birlikte Melikgazi’de öğrencilerimiz GÖKTİM Melikgazi’de eğitim alacak. Biz de Melikgazi Belediyesi olarak 3 farklı teknoloji atölyemizde inşallah bu çocuklarımıza güzel uygulamalar ve eğitimler vereceğiz. Bugün ilk başlangıcımızı Necip Fazıl Kısakürek Sosyal Tesislerimizde yaptık. Aynı zamanda Tınaztepe ve Danişmentgazi sosyal tesislerimizdeki Teknoloji Atölyelerini de kullanacaklar. Gençlerimizi yazın sonuna kadar burada eğitime tabi tutacağız. İnşallah sürdürülebilir bir eğitim projesi olacak. Bu çocukların geleceğe en iyi şekilde hazırlanması için Valimiz Sayın Gökmen Çiçek, Kaymakamımız Sayın Sedat Sırrı Arısoy, İlçe Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Hacı Kaya ve mesai arkadaşlarımızla birlikte, velilerimizin de desteğiyle bu gençlerimizi en iyi şekilde geleceğe hazırlayacağız. Hayırlı olmasını diliyorum" dedi. "Hiçbir gencimiz yalnız kalmayacak" GÖKTİM projesinin en önemli destekçilerinden biri olan Melikgazi Belediyesi’ne teşekkür eden Melikgazi Kaymakamı Sedat Sırrı Arısoy ise, "Sayın Valimiz Gökmen Çiçek Bey’in ‘Hiçbir gencimiz yalnız kalmayacak’ talimatları, düsturlarıyla yürütülen faaliyetlerden bir tanesi de Gökyüzü Teknoloji ve İnovasyon Merkezi (GÖKTİM). Dolayısıyla da GÖKTİM Melikgazi’dir. Biz inovasyon ve havacılık alanında gençlerimizle beraber bir yola çıkıyoruz. Ve bu yolu yalnız yürümeyecek ve gençlerimizi yalnız bırakmayacağız. Bu bütün Kayseri’nin sahip çıktığı bir proje. Hem sektördeki güçlü firmalar hem üniversite hem yerel yönetim ile beraber bir ve bütün olarak bütün gençlerimizin geleceğe hazırlanması konusunda GÖKTİM Melikgazi büyük bir görev yapacaktır. Ben emeği geçen görünür ve görünmez bütün ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Hayırlı ve uğurlu olsun" diye konuştu.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 11:19
Casper’dan yüksek işlem gücü ile verimi artıran teknoloji
Yüksek performanslı bilgisayar deneyimini daha hafif ve ince bir formda birleştiren Excalibur, G915 modeliyle içerik üretiminden çoklu görev yönetimine kadar tüm süreçleri daha hızlı ve verimli hale getirmeyi amaçlıyor. Casper’ın yüksek performanslı bilgisayar markası Excalibur, yeni modeli G915 ile güç, hafiflik ve inceliği aynı cihazda buluşturuyor. Güçlü donanımı ve mobil kullanım avantajıyla Excalibur G915; yüksek performansı her yerden erişilebilir kılarak geniş bir kullanıcı kitlesine hitap etmeyi hedefliyor. Yüksek işlem gücü ile üretkenlik artıyor Excalibur G915, Intel Core i7 13. Nesil ve Series 2 işlemciler, DDR5 RAM teknolojisi, 10 çekirdekli işlemci yapısı ve yüksek frekans kapasitesi ile video düzenleme, 3D modelleme, yazılım geliştirme ve çoklu görev senaryolarında işleri hızlandırarak kullanıcıların zamandan tasarruf etmesine yardımcı oluyor. RTX50 serisi ekran kartı seçenekleri ise oyunların yanı sıra grafik tasarım, render ve yapay zekâ destekli uygulamalarda da yüksek işlem gücünü daha akıcı ve verimli hale getirerek üretkenliği artırıyor. Hafiflik ve performans dengesi Sadece 2,3 kg hafifliği ve 20,5 mm inceliğiyle Excalibur G915, güçlü performansını mobil kullanım avantajıyla birleştiriyor. Ofis, ev ya da hareket halindeyken aynı verimlilikle çalışmak isteyen kullanıcılar için ideal bir çözüm sunuyor. Dayanıklı metal gövdesi ise hem uzun ömürlü kullanım hem de premium bir deneyim vadediyor. Daha geniş ekran, daha verimli çalışma alanı 15.6" kasa kompaktlığında sunulan 16" ekran, kullanıcıya daha geniş bir çalışma alanı sağlayarak aynı anda birden fazla pencereyle verimli çalışma imkânı sunuyor. Yüzde 100 sRGB renk doğruluğu ve 165 Hz yenileme hızı ile hem görsel netlik hem de akıcılık bir arada sunuluyor. Yansıma önleyici ekran yapısı ise farklı ışık şartlarında dahi uzun süre kesintisiz ve konforlu bir kullanım sağlıyor.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 10:15
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından Denizli’de kamu personeline yönelik eğitim programı
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü tarafından, Valilik ev sahipliğinde düzenlenen program kapsamında kamu personeline "Yapay Zekâ, Algoritmalar ve Yeni Medya" başlıklarında eğitim verildi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü tarafından, Denizli Valiliği ev sahipliğinde düzenlenen eğitim programları kapsamında; ilde görev yapan kurum müdürleri ile Basın ve Halkla İlişkiler birimlerinde çalışan kamu personeline yönelik "Yapay Zekâ, Algoritmalar ve Yeni Medya" başlıklarında eğitim gerçekleştirildi. Program çerçevesinde düzenlenen "Kurumsal Kimlik ve Görsel Dil: Kamuda Tutarlılık ve Güven" ile "Basın Bülteni ve Stratejik Metin Yazımı (Yapay Zekâ Destekli)" oturumlarında; iletişim biçimlerinin hızla evrildiği, dijitalleşmenin kamu yönetimi üzerindeki etkisinin giderek arttığı günümüzde, hakikati savunma iradesinin önemi vurgulandı. Ayrıca dezenformasyonla etkin mücadele edilmesi ve kamu politikalarının özgün, anlaşılır ve güven veren bir dil ile aktarılmasının gerekliliği katılımcılara kapsamlı şekilde aktarıldı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürü Sezgin Sağun’un açılış konuşmasıyla başlayan programda Sağun, kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan her paylaşımın kamu politikalarını görünür kılan önemli bir unsur olduğuna dikkat çekti. Konuşmasında, "Her cümle, vatandaşla kurulan bağın bir ilmeğidir. Güven ise hem bireysel hem de kurumsal düzeyde, doğru ve etkili iletişimle inşa edilir" ifadelerine yer verdi. Kamu personelinin yoğun katılımı ve ilgisiyle gerçekleştirilen program, aile fotoğrafı çekimi ile tamamlandı.
31 Mart 2026 Salı - 19:14
Bakan Uraloğlu: "5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız"
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "5G’yi Türkiye’de aşamalı bir stratejiyle yaygınlaştıracağız. 5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleri, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımlarıyla 5G hizmetleri Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen törenle hizmete alındı. Törende konuşan Abdulkadir Uraloğlu, haberleşme ve bilişim sektörünün, bugünün en stratejik alanlarından biri olduğunu vurguladı. Bakan Uraloğlu, bilgi teknolojilerinin, yapay zekanın, siber güvenliğin ve yüksek hızlı bağlantının; ülkelerin ekonomik kalkınmasında, rekabet gücünde ve milli güvenliğinde hayati rol oynadığını dile getirdi. Uraloğlu, Türkiye olarak, son çeyrek asırda vizyoner Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde eşsiz altyapı hamleleri yaparak kararlı adımlar attıklarını kaydetti. Uraloğlu, bir ülkenin haberleşme sistemlerinin ne kadar kapsayıcı, hızlı ve dirençliyse; dijitalleşme kapasitesinin de o ölçüde yüksek olduğunu vurguladı. Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bu noktada bizleri bir araya getiren 5. Nesil Mobil Haberleşme Hizmetleri, kısa adıyla ‘5G’, sadece bir teknoloji değil; ülkemizin ekonomisini, sanayisini, sağlığını, ulaşımını ve tarımını dönüştürecek bir çağın adıdır. 5G, yalnızca daha hızlı bir internet değil; aynı zamanda daha akıllı, daha güvenli ve daha verimli bir geleceğin anahtarıdır. Kullanmakta olduğumuz 4.5G’ye kıyasla 10 kat daha hızlı veri aktarımı, ultra düşük gecikme süreleri ve yoğun cihaz bağlantısı kapasitesiyle 5G, Türkiye’yi dijital dönüşümün merkezine taşıyacaktır." Uraloğlu, söz konusu teknolojiyle hayatın her alanını dönüştürecek yeni bir altyapı sunduklarını kaydederek "Ulaşımda tam otonom sürüş ve akıllı yol uygulamalarıyla yol güvenliği artacak, trafik daha verimli yönetilecek. Sanayide akıllı fabrikalar, otonom robotlar ve anlık veri analiziyle üretim süreçleri optimize edilecek. Akıllı şehirlerde enerji yönetiminden otopark sistemlerine kadar her alanda yenilikçi çözümler hayat bulacak" dedi. Uzak köylerdeki öğrencilerin, yüksek çözünürlüklü ve artırılmış gerçeklik destekli içeriklerle dünya standartlarında eğitime erişebileceğini de söyleyen Uraloğlu, 5G’nin ağ dilimleme teknolojisinin de özel sanal ağlar oluşturarak her sektöre özel çözümler sunacağına dikkati çekti. "5G’yi daha güçlü ve hazır bir altyapıyla başlatıyoruz" Uraloğlu, Türkiye’de 5G’ye geçiş sürecini, teknik hazırlıklar, regülasyonlar, yerli üretim politikaları ve pilot uygulamalarla çok aşamalı bir stratejiyle yürüttüklerini vurguladı. Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bu strateji kapsamında, 2019 yılından itibaren İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere çeşitli lokasyonlarda 5G teknolojisine yönelik deneme izinleri verdik. İstanbul Havalimanı, dört büyük futbol kulübünün stadyumları, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Çankaya Köşkü gibi sembol yerlerde, 5G hizmetlerinin sunulmasına izin verdik. Bu uzun soluklu hazırlık dönemi sayesinde bugün geldiğimiz noktada, 5G’yi daha güçlü ve hazır bir altyapıyla başlatıyoruz." Bakan Uraloğlu, Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom’un rekabetiyle 16 Ekim 2025’te gerçekleştirdikleri 5G yetkilendirme ihalesi neticesinde 3 milyar 534 milyon dolar gelir elde ettiklerini hatırlattı. "5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" 5G yetkilendirme ihalesinde işletmecilere yıllara göre artan şekilde yüzde 60’a varan oranlarda yerli malı belgeli ürün ve yüzde 30’a varan oranlarda milli haberleşme ürünü kullanımı yükümlülüğü getirdiklerini de söyleyen Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "81 ilimizde başlayacak 5G hizmetleri, 31 Aralık 2042’ye kadar sürecek yetkilendirme dönemi boyunca bu yerli-milli ruhu taşıyacaktır. 5G’yi Türkiye’de aşamalı bir stratejiyle yaygınlaştıracağız. 5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her bir noktasında vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız." Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Yüzyılı’nda "Dijital Türkiye" hedefiyle çizdiği yol haritasının, bugün somut bir zaferle taçlandığını dile getiren Uraloğlu, "Türkiye, bu teknolojik dönüşümde sadece bir tüketici değil; yazılımı ve donanımıyla oyun kurucu bir aktör olma yolunda kararlılıkla ilerlemektedir. Yüksek vizyonunuz, sadece bugünü değil, geleceğimizi aydınlatan bir meşale niteliğindedir. 5G altyapımız Türkiye’yi dijital çağın lider ülkeleri arasına taşıyacak bir köprü vazifesi görecektir. Ekonomimizi güçlendirecek, hizmet kalitemizi arttıracak ve vatandaşlarımızın iletişimine eşsiz katkılar sağlayacaktır" diye konuştu. Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bitlis Selçuklu Mezarlığı, 1915 Çanakkale Köprüsü, İstanbul Çamlıca Kulesi, Hatay İskenderun Limanı, Rize- Artvin Havalimanı ve Mardin’e 5G ile canlı bağlantı gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bağlantıların da ardından butona basarak 5G hizmetlerini tüm Türkiye’de devreye aldı.
31 Mart 2026 Salı - 17:42
Prof. Dr. Hüseyin Arslan: "5G’nin sağlığa etkisi 4.5G’den farklı olmayacak, insanlarımız endişe etmesin"
Türkiye 1 Nisan’da 5G teknolojisine geçmeye hazırlanırken, İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan vatandaşların sağlık endişelerine yanıt vererek, "5G’nin sağlığa etkisi 4.5G’den farklı olmayacak, insanlarımız endişe etmesin" dedi. Türkiye, 1 Nisan itibarıyla 5G teknolojisiyle tanışmaya hazırlanırken, bu yeni nesil ağın beraberinde getirdiği heyecan kadar güvenlik ve sağlık endişeleri de gündeme taşındı. İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan, 5G’nin sadece bir haberleşme hızı artışı değil, özellikle ’dikey sektörler’ için tarımdan sağlığa, ulaşımdan bankacılığa kadar tüm dikey sektörleri dönüştürecek bir "nesnelerin haberleşmesi" devrimi olduğunu ifade etti. Vatandaşların önemli endişelerinden biri olan sağlık risklerinin önceki teknolojilerden farklı olmadığını belirten Arslan, asıl kritik noktanın veri güvenliği ve yerli teknoloji üretimi olduğunu ifade ederek Türkiye’nin 6G vizyonu için bugünden atması gereken stratejik adımlara dikkat çekti. "5G’nin sağlığa etkisi şu anda kullandığımız 4.5G’den farklı olmayacak, insanlarımız endişe etmesin" İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan, vatandaşların 5G teknolojisiyle ilgili özellikle sağlık endişelerinin yüksek olduğuna değinirken, konuya ilişkin şu açıklamalarda bulundu: "5G bildiğiniz gibi Türkiye’ye geliyor, 1 Nisan itibarıyla operatörler 5G servisi verecek. Tabii halkımızda büyük bir heyecan var, büyük bir de merak var: ’Acaba bu 5G nedir, bize neler getirecek?’ diye. En sık karşılaştığımız sorulardan bir tanesi ve endişelerden bir tanesi ’5G sağlığımıza etki edecek mi?’. Tabii 5G ile beraber yeni frekanslar da devreye giriyor; hem daha geniş frekanslar, bantlar ve hem de daha yeni frekanslar kullanılacak. Burada da bir endişe oluşuyor, ’Acaba bu yeni frekanslar, 5G ile beraber gelen frekanslar sağlığa bir zarar veriyor mu?’ diye. Kısaca şöyle söyleyebilirim: 5G’nin sağlığa etkisi 4.5G’den, şu anda kullandığımız 4.5G’den ya da daha önce kullandığımız 3G ve 2G’den çok daha farklı olmayacak, insanlarımız bu konuda çok endişe etmesin. Tabii 5G ile beraber daha fazla alanda daha çok baz istasyonu görmeye başlayacağız. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, aslında 2G ve 3G, 5G’ye göre daha güçlü sinyal yayıyor. Eğer endişe edeceksek onlardan endişe etmemiz lazım, onları da zaten yıllardan beri kullanıyoruz. Şu ana kadar kesinleşmiş, net bir zararını görmedik. Bu baz istasyonlarında ve cep telefonlarında yayılan sinyal güçleri ve radyasyonlar öyle çok güçlü ve sağlığa etki edecek sinyaller değil." "5G ile birlikte kişiler haberleşmeyecek, nesneler haberleşecek" 5G’nin önceki nesillere göre çok ciddi yenilikler getirecek bir teknoloji olduğunu aktaran Arslan, tarımdan sağlığa pek çok sektörde 5G ile kapsamlı ilerlemeler kaydedileceğini ifade etti. Prof. Dr. Arslan, 5G’nin özellikle dikey sektörlere yansıyacak etkilerinden şu şekilde bahsetti: "5G’yi hem dikey sektörlere hem de normal kullanıcılara çok büyük avantajlar sağlayacak ve hayatımızı daha da iyileştirecek bir teknoloji diye düşünebiliriz. Zaten 5G’nin temel amacı da bu; tarım, sağlık, eğitim, ulaşım ya da elektrik ve su altyapıları gibi pek çok noktayı daha akıllı yapacak, daha dijitalleşecek ve daha verimli hale getirecek bir teknoloji. Veri hızında da tabii ki 5G ile beraber bilgiyi bir noktadan bir noktaya çok daha hızlı şekilde taşıyabileceğiz. Bu noktada aslında bireyler de hem kapasite, hem kapsam hem de veri hızı anlamında 5G’nin nimetlerinden faydalanacaklar. Burada kişiler haberleşmeyecek, nesneler haberleşecek. Örneğin bir aracın içindeki cihazlar kendi içlerinde, başka araçlarla ya da etraftaki yayalarla haberleşebilecek. Bununla beraber "self-driving car" dediğimiz, kendi kendini süren araçlar da olacak. 5G cihazların ve nesnelerin internete bağlandığı, "nesnelerin interneti" konseptinin gelişmesine imkan sağlayacak. Bunu sadece tarımla ve otomotiv sektörüyle kısıtlamak doğru değil; bankacılık da dahil olmak üzere bildiğimiz bütün sektörlere etki edebilecek ve bunların hepsini dijitalleştirecek bir teknolojiden bahsediyoruz. Bu noktada aslında 5G’yi bir çığır açıcı bir teknoloji diye düşünebiliriz." "5G ile ilgili en büyük endişem ilgili siber güvenlik ve veri güvenliği endişesi" 5G teknolojisinin getirdiği en büyük endişenin siber güvenlik ve veri sorunları olabileceğini belirten Prof. Dr. Arslan, "Türkiye’de çok büyük bir heyecan var, herkes heyecanla bekliyor. İnsanlar 5G ile beraber her şey değişeceğini düşünüyor olabilir ancak şu anda o değişimi sağlayacak yeterince veri yok elimizde. Elbette ülkemize 5G’nin gelmesi çok önemliydi ama biz hala 5G’nin nimetlerinden sadece Türkiye’de değil dünyada da tam anlamıyla faydalanabilmiş bir noktada değiliz. Benim 5G ile ilgili en büyük endişem ilgili siber güvenlik ve veri güvenliği endişesi. 5G ile beraber aslında her noktadan veri akışı daha da fazla artacak. Her şey veri üretecek; tarım, sağlık ya da insan vücudu veri üretecek ve internete bağlanacak. Tabii internete bağlanması çok iyi, beynimiz de dahil internete bağlanacak belli bir noktada. Bunların internete bağlanması her şeyi daha da geliştiriyor, iyileştiriyor ve otomatikleştiriyor; fakat internete bağladığımız her şeyde bir risk de var, benim için endişe verici kısım bu" şeklinde konuştu. "Umuyorum ki 5G’ye geçişimiz yerli ve milli olur" 5G’de veri güvenliğinin sağlanması için yerli ve milli teknolojinin önemine dikkat çeken Arslan, "Aslında Türkiye’deki şebekelerin yüzde 80’i Çin menşeli firmalar tarafından sağlanıyor. Bu da tabii ki hem o firmalara hem o firmaların arkasındaki ülkelere çok ciddi bir şekilde avantajlar sağlayacak çünkü bu şebekelerin kontrolü tamamen onların elinde; operatörlerin çok fazla bir kontrolü yok. Bizim verilerimizin, kişilerin ve sektörlerin güvenliğini garantiye alabilmemiz için mutlaka ve mutlaka yerli üretime önem vermemiz lazım, yerli teknolojiye önem vermemiz lazım. İnşallah umuyorum ki 5G’ye geçişimiz sadece yerli değil aynı zamanda milli olur, 5G’ye geçişimiz güvenli olur" dedi. "6G’yi bugünden geliştirmemiz lazım ki 10 yıl sonra yerli ve milli bir şekilde bizim olsun" Dünyada yakın gelecekte 6G teknolojisine geçileceğini aktaran Arslan, Türkiye’de de bu teknolojinin güvenli bir şekilde sağlanabilmesi için yerli ve milli çalışmaların önem taşıdığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı: "Biz 5G’de aslında bir nevi geç kaldık; 5G’yi konuşmaya, düşünmeye ve bununla alakalı çalışmalara 15 yıl önce başlamamız gerekiyordu. Şu anda ne yapabiliriz? Büyük bir ihtimalle 10 yıl sonra 6G gelecek ve 6G kullanılmaya başlanacak. 6G, 5G’nin de çok daha ötesinde ve çok daha fazla yeni hizmetler veren; sadece haberleşme değil radar sistemleriyle ilgili algılamayı da sağlayan bir noktada olacak. Bir taraftan karasal network’ler, uzaydaki network’ler, uydular, alçak irtifa platformları gibi daha kapsamlı, daha geniş ve kabiliyetli bir network geliyor 5-6 yıl sonra dünyaya, 10 yıl sonra da büyük ihtimalle Türkiye’ye. Bu konuda aslında Türkiye olarak geç kalmış değiliz. 5G’de yaptığımız hatayı tekrarlamamak için bütün kurumlarımız ve üniversitelerimizle beraber 6G’ye dört koldan sarılmamız lazım. Bu teknolojiyi geliştirmemiz lazım ki 10 yıl sonra yerli ve milli bir şekilde ’6G bizim, 6G güvenli ve 6G ile ilgili hiç bir endişemiz yok’ diyebilelim."
31 Mart 2026 Salı - 17:37
Prof. Dr. Hüseyin Arslan: "5G’nin sağlığa etkisi 4.5G’den farklı olmayacak, insanlarımız endişe etmesin"
Türkiye 1 Nisan’da 5G teknolojisine geçmeye hazırlanırken, İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan vatandaşların sağlık endişelerine yanıt vererek, "5G’nin sağlığa etkisi 4.5G’den farklı olmayacak, insanlarımız endişe etmesin" dedi. Arslan, asıl riskin sağlık değil veri güvenliği olduğunu belirterek, 5G ve 6G teknolojilerinde yerli ve milli üretimin önemine dikkat çekti. Türkiye, 1 Nisan itibarıyla 5G teknolojisiyle tanışmaya hazırlanırken, bu yeni nesil ağın beraberinde getirdiği heyecan kadar güvenlik ve sağlık endişeleri de gündeme taşındı. İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan, 5G’nin sadece bir haberleşme hızı artışı değil, özellikle ’dikey sektörler’ için tarımdan sağlığa, ulaşımdan bankacılığa kadar tüm dikey sektörleri dönüştürecek bir "nesnelerin haberleşmesi" devrimi olduğunu ifade etti. Vatandaşların önemli endişelerinden biri olan sağlık risklerinin önceki teknolojilerden farklı olmadığını belirten Arslan, asıl kritik noktanın veri güvenliği ve yerli teknoloji üretimi olduğunu ifade ederek Türkiye’nin 6G vizyonu için bugünden atması gereken stratejik adımlara dikkat çekti. "5G’nin sağlığa etkisi şu anda kullandığımız 4.5G’den farklı olmayacak, insanlarımız endişe etmesin" İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan, vatandaşların 5G teknolojisiyle ilgili özellikle sağlık endişelerinin yüksek olduğuna değinirken, konuya ilişkin şu açıklamalarda bulundu: "5G bildiğiniz gibi Türkiye’ye geliyor, 1 Nisan itibarıyla operatörler 5G servisi verecek. Tabii halkımızda büyük bir heyecan var, büyük bir de merak var: ’Acaba bu 5G nedir, bize neler getirecek?’ diye. En sık karşılaştığımız sorulardan bir tanesi ve endişelerden bir tanesi ’5G sağlığımıza etki edecek mi?’. Tabii 5G ile beraber yeni frekanslar da devreye giriyor; hem daha geniş frekanslar, bantlar ve hem de daha yeni frekanslar kullanılacak. Burada da bir endişe oluşuyor, ’Acaba bu yeni frekanslar, 5G ile beraber gelen frekanslar sağlığa bir zarar veriyor mu?’ diye. Kısaca şöyle söyleyebilirim: 5G’nin sağlığa etkisi 4.5G’den, şu anda kullandığımız 4.5G’den ya da daha önce kullandığımız 3G ve 2G’den çok daha farklı olmayacak, insanlarımız bu konuda çok endişe etmesin. Tabii 5G ile beraber daha fazla alanda daha çok baz istasyonu görmeye başlayacağız. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, aslında 2G ve 3G, 5G’ye göre daha güçlü sinyal yayıyor. Eğer endişe edeceksek onlardan endişe etmemiz lazım, onları da zaten yıllardan beri kullanıyoruz. Şu ana kadar kesinleşmiş, net bir zararını görmedik. Bu baz istasyonlarında ve cep telefonlarında yayılan sinyal güçleri ve radyasyonlar öyle çok güçlü ve sağlığa etki edecek sinyaller değil." "5G ile birlikte kişiler haberleşmeyecek, nesneler haberleşecek" 5G’nin önceki nesillere göre çok ciddi yenilikler getirecek bir teknoloji olduğunu aktaran Arslan, tarımdan sağlığa pek çok sektörde 5G ile kapsamlı ilerlemeler kaydedileceğini ifade etti. Arslan, 5G’nin özellikle dikey sektörlere yansıyacak etkilerinden şu şekilde bahsetti: "5G’yi hem dikey sektörlere hem de normal kullanıcılara çok büyük avantajlar sağlayacak ve hayatımızı daha da iyileştirecek bir teknoloji diye düşünebiliriz. Zaten 5G’nin temel amacı da bu; tarım, sağlık, eğitim, ulaşım ya da elektrik ve su altyapıları gibi pek çok noktayı daha akıllı yapacak, daha dijitalleşecek ve daha verimli hale getirecek bir teknoloji. Veri hızında da tabii ki 5G ile beraber bilgiyi bir noktadan bir noktaya çok daha hızlı şekilde taşıyabileceğiz. Bu noktada aslında bireyler de hem kapasite, hem kapsam hem de veri hızı anlamında 5G’nin nimetlerinden faydalanacaklar. Burada kişiler haberleşmeyecek, nesneler haberleşecek. Örneğin bir aracın içindeki cihazlar kendi içlerinde, başka araçlarla ya da etraftaki yayalarla haberleşebilecek. Bununla beraber "self-driving car" dediğimiz, kendi kendini süren araçlar da olacak. 5G cihazların ve nesnelerin internete bağlandığı, "nesnelerin interneti" konseptinin gelişmesine imkan sağlayacak. Bunu sadece tarımla ve otomotiv sektörüyle kısıtlamak doğru değil; bankacılık da dahil olmak üzere bildiğimiz bütün sektörlere etki edebilecek ve bunların hepsini dijitalleştirecek bir teknolojiden bahsediyoruz. Bu noktada aslında 5G’yi bir çığır açıcı bir teknoloji diye düşünebiliriz. "5G ile ilgili en büyük endişem ilgili siber güvenlik ve veri güvenliği endişesi" 5G teknolojisinin getirdiği en büyük endişenin siber güvenlik ve veri sorunları olabileceğini belirten Prof. Dr. Arslan, "Türkiye’de çok büyük bir heyecan var, herkes heyecanla bekliyor. İnsanlar 5G ile beraber her şey değişeceğini düşünüyor olabilir ancak şu anda o değişimi sağlayacak yeterince veri yok elimizde. Elbette ülkemize 5G’nin gelmesi çok önemliydi ama biz hala 5G’nin nimetlerinden sadece Türkiye’de değil dünyada da tam anlamıyla faydalanabilmiş bir noktada değiliz. Benim 5G ile ilgili en büyük endişem ilgili siber güvenlik ve veri güvenliği endişesi. 5G ile beraber aslında her noktadan veri akışı daha da fazla artacak. Her şey veri üretecek; tarım, sağlık ya da insan vücudu veri üretecek ve internete bağlanacak. Tabii internete bağlanması çok iyi, beynimiz de dahil internete bağlanacak belli bir noktada. Bunların internete bağlanması her şeyi daha da geliştiriyor, iyileştiriyor ve otomatikleştiriyor; fakat internete bağladığımız her şeyde bir risk de var, benim için endişe verici kısım bu" şeklinde konuştu. "Umuyorum ki 5G’ye geçişimiz yerli ve milli olur" 5G’de veri güvenliğinin sağlanması için yerli ve milli teknolojinin önemine dikkat çeken Arslan, "Aslında Türkiye’deki şebekelerin yüzde 80’i Çin menşeli firmalar tarafından sağlanıyor. Bu da tabii ki hem o firmalara hem o firmaların arkasındaki ülkelere çok ciddi bir şekilde avantajlar sağlayacak çünkü bu şebekelerin kontrolü tamamen onların elinde; operatörlerin çok fazla bir kontrolü yok. Bizim verilerimizin, kişilerin ve sektörlerin güvenliğini garantiye alabilmemiz için mutlaka ve mutlaka yerli üretime önem vermemiz lazım, yerli teknolojiye önem vermemiz lazım. İnşallah umuyorum ki 5G’ye geçişimiz sadece yerli değil aynı zamanda milli olur, 5G’ye geçişimiz güvenli olur" dedi. "6G’yi bugünden geliştirmemiz lazım ki 10 yıl sonra yerli ve milli bir şekilde bizim olsun" Dünyada yakın gelecekte 6G teknolojisine geçileceğini aktaran Arslan, Türkiye’de de bu teknolojinin güvenli bir şekilde sağlanabilmesi için yerli ve milli çalışmaların önem taşıdığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı: "Biz 5G’de aslında bir nevi geç kaldık; 5G’yi konuşmaya, düşünmeye ve bununla alakalı çalışmalara 15 yıl önce başlamamız gerekiyordu. Şu anda ne yapabiliriz? Büyük bir ihtimalle 10 yıl sonra 6G gelecek ve 6G kullanılmaya başlanacak. 6G, 5G’nin de çok daha ötesinde ve çok daha fazla yeni hizmetler veren; sadece haberleşme değil radar sistemleriyle ilgili algılamayı da sağlayan bir noktada olacak. Bir taraftan karasal network’ler, uzaydaki network’ler, uydular, alçak irtifa platformları gibi daha kapsamlı, daha geniş ve kabiliyetli bir network geliyor 5-6 yıl sonra dünyaya, 10 yıl sonra da büyük ihtimalle Türkiye’ye. Bu konuda aslında Türkiye olarak geç kalmış değiliz. 5G’de yaptığımız hatayı tekrarlamamak için bütün kurumlarımız ve üniversitelerimizle beraber 6G’ye dört koldan sarılmamız lazım. Bu teknolojiyi geliştirmemiz lazım ki 10 yıl sonra yerli ve milli bir şekilde ’6G bizim, 6G güvenli ve 6G ile ilgili hiç bir endişemiz yok’ diyebilelim."
31 Mart 2026 Salı - 15:59
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 5G ile memleketi Rize’ye bağlandı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden gerçekleştirdiği canlı bağlantıyla ana baba ocağı Rize’ye de bağlanarak Türkiye genelinde 5G teknolojisinin hizmete açılışını yaptı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder