TEKNOLOJİ
AB’den Canik Belediyesi’ne destek: Yapay zeka eğitimi başvuruları başladı 23 Mart 2026 Pazartesi - 14:05:38 Samsun’un Canik Belediyesi’nin Avrupa Birliği(AB) tarafından desteklenen, gençleri yapay zekâ araçları ve girişimcilik alanında uygulamalı eğitimlerle buluşturacağı ’Employment 5.0’ eğitim programına başvurular başladı. Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, teknoloji okuryazarı nesiller yetiştirmeye devam ettiklerini söyledi. Canik Belediyesi, gençlere yönelik yapay zekâ, girişimcilik ve yapay zekâ araçlarının etkin kullanımına yönelik dikkat çeken projelerine bir yenisini daha ekledi. Canik Belediyesi, gençlerin yenilikçi teknolojileri günlük yaşamda etkin kullanması ve yapay zekâ araçlarıyla kendi iş modellerini oluşturmasını hedeflediği ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen Employment 5.0 Gençleri Dijital Çağa Entegre Etmek eğitim projesine başvuru sürecinin başladığını duyurdu. Proje kapsamında gençler, yapay zekâ araçları, yapay zekâ araçlarıyla iş modeli oluşturma, dijital girişimcilik ve siber güvenlik alanlarında uygulamalı eğitimlerle buluşacak. Gençlere ve kadınlara yönelik yapay zekâ ve girişimcilik alanında ücretsiz eğitim programları gerçekleştirmeye devam ettiklerini kaydeden Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, girişimci kimliklerini yenilikçi teknolojilerle şekillendiren, teknoloji okuryazarı nesiller için çalışmaya ve yeni projeleri hayata geçirmeye devam ettiklerini belirtti. Canik’te gençlere yönelik yapay zekâ, yazılım, siber güvenlik ve robotik kodlama alanlarında ücretsiz eğitim programlarını sürdürdüklerini aktaran Başkan İbrahim Sandıkçı, Avrupa Birliği tarafından desteklenen ’Employment 5.0’ Gençleri Dijital Çağa Entegre Etmek eğitim projesiyle yenilikçi teknolojiler konusunda farkındalık oluşturan yeni bir çalışmayı daha uygulamaya aldıklarını ifade etti. "Gençlerimizi ve çocuklarımızı yapay zeka araçları ile tanıştırıyoruz" Gençleri ve çocukları yapay zekâ araçları ve yeni nesil teknolojilerle tanıştırıp, teknoloji okuryazarı nesiller yetiştirmeye devam ettiklerini söyleyen Başkan Sandıkçı, "Avrupa Birliği tarafından desteklenen Employment 5.0 Gençleri Dijital Çağa Entegre Etmek eğitim projemizle gençlerimizi, yapay zekâ araçları ve yapay zekâ araçlarıyla iş modeli oluşturma başta olmak üzere yapay zekâ araçlarının, iş dünyasında etkin kullanımı ve beraberinde getirdiği girişimcilik fırsatları konularında ücretsiz uygulamalı eğitimlerle bir araya getireceğiz. Projemiz süresince gençlerimizi alanında uzman isimlerin katılımıyla söyleşi programlarıyla buluşturacağız" şeklinde konuştu. Başvurularda son gün 6 Nisan Canik Belediyesi’nin Avrupa Birliği tarafından desteklenen projesine başvurular, 6 Nisan 2026 tarihine kadar kabul edilmeye devam edilecek. Projeye, ülke genelindeki 18-30 yaş aralığındaki kişiler başvuru işlemlerini kolaylıkla gerçekleştirebiliyor. Başvuru işlemleri, Canik Belediyesi’nin sosyal medya hesaplarında yer alan başvuru formunun doldurulmasıyla tamamlanıyor. Proje hakkında detaylı bilgiye belediyenin çözüm merkezi ve başvuru formu içerisinde yer alan bilgilendirme bölümünden ulaşılabiliyor.
23 Mart 2026 Pazartesi - 13:30 Milyonlarca yıll sonra Anadolu’nun ortadan ikiye ayrılması söz konusu olabilir Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Harita Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu ve beraberindeki akademisyenler, uydu radar verilerini inceleyerek Türkiye’yi ikiye bölen "Orta Anadolu Geçiş Zonu"nu tespit etti. Prof. Dr. Kutoğlu, "Bu gerilim bu şekilde devam ettiği sürece Türkiye’nin doğusu, Ankara’nın doğuda kalan kısmı yukarıya, batısında kalan kısmı aşağıya devam edecek ve bu milyonlarca yıllık bir süreç içerisinde bu miktar kilometrelere ulaşabilir ve neticesinde Anadolu’nun ortadan ikiye ayrılması söz konusu olabilir. Yüz binlerce yıl, milyonlarca yıldan bahsediyoruz" dedi. Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mustafa Softa ve Fırat Üniversitesi’nden Araştırma Görevlisi Elif Akgün, uydu radar verilerinden yararlanarak Türkiye’nin yer kabuğu hareketlerini inceledi. Akademisyenlerin "Orta Anadolu Tektonik Geçiş Bölgesi’nin Saptanması: Entegre Jeodezik (GNSS/InSAR) ve Sismik Verilerden Elde Edilen Kısıtlamalar" adıyla hazırladığı çalışma uluslararası bir bilimsel dergide yayımlandı. "Orta Anadolu geçiş zonu karşımıza çıkıyor" Araştırmanın detaylarını anlatan Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, "Şimdi normalde Anadolu bloğunun doğudan Arap plakası, batıda Afrika plakasının sıkıştırmasıyla Ege denizine doğru böyle batıya doğru bir kaçış yaptığını biliyoruz zaten. İyi bilindiği üzere Anadolu bloğu, Türkiye’nin tamamını kapsayan Anadolu, Ege denizine doğru batıya doğru bir hareket yapıyor, bir kaçma hareketi yapıyor. Biz bu hareketi bileşenlerine ayırdık, kuzey ve doğuya yönlü hareketlerini ayrıştırdık. Bunun neticesinde karşımıza şöyle bir tablo çıktı. Doğu kısma göre aşağıya güneye doğru hareket ediyor ve burada ortada bir geçiş zonu karşımıza çıkıyor. Biz buradaki geçmişten günümüze meydana gelen depremleri de inceledik ve burada şunu tespit ettik: Doğu Anadolu fayı burada görüyorsunuz, Arap plakası Doğu Anadolu fayını sıkıştırıyor. Buradan da Afrika plakası daha yavaş bir hareketle sıkıştırıyor. Bunun neticesinde ortada bir gerilim bölgesi ortaya çıkıyor. Bunun da 4.5 milyon yılda yani şuradaki S şekliyle aynı zaman diliminde meydana geldiğini görüyoruz. Depremler meydana gelebilir ama ilerleyen zamanda, Anadolu’nun milyonlarca yıldan bahsediyoruz tabii ki burada, milyonlarca yıl sonra her iki tarafının birbirinden ayrışması, ortadan ikiye bölünmesi söz konusu" dedi. Antalya’dan Karadeniz Ereğli’ye sıfır hattı Türkiye’nin doğusunun kuzeye, batısının ise güneye hareket ettiğini belirten Kutoğlu, "Uzun yıllardır uydu radar verisiyle Türkiye’nin yer kabuğu hareketlerini inceliyoruz. Bu yer kabuğu hareketlerini daha derin bir analize tabi tuttuğumuzda, Ankara’nın doğusunda kalan kısmının kuzeye doğru hareket ettiğini, batısında kalan kısmının da güneye doğru hareket etmiş olduğunu tespit ettik. Tabii bunun neticesinde de Antalya’dan yukarıya doğru, Karadeniz Ereğli’ye doğru bir beyazla görmüş olduğumuz bir sıfır hattının olduğunu tespit ettik. Bu sıfır hattının doğusu yukarıya, batısı da aşağıya doğru hareket ettiği için sıfır hattı etrafında bir gerilim bölgesi meydana geliyor. Buna biz Orta Anadolu geçiş zonu adını verdik yaptığımız yayında. Bu Orta Anadolu geçiş zonu etrafında geçmiş yıllarda irili ufaklı depremler meydana gelmiş. Bu da bu hattın varlığını doğrular nitelikte. Bu durum bize şunu gösteriyor: Bu gerilim devam ettiği sürece, bu şekilde devam ettiği sürece, Türkiye’nin doğusu, Ankara’nın doğuda kalan kısmı yukarıya, batısında kalan kısmı aşağıya devam edecek ve bu milyonlarca yıllık bir süreç içerisinde bu miktar kilometrelere ulaşabilir ve neticesinde Anadolu’nun ortadan ikiye ayrılması söz konusu olabilir. İlerleyen zamanda, yüz binlerce yıl, milyonlarca yıldan bahsediyoruz, büyük gerilimler birikerek burada büyük boyutta depremlerin de meydana gelmesi söz konusu olabilir" ifadelerini kullandı. Doğu Anadolu Fayı V şeklini aldı Arap ve Afrika plakalarının hız farkının Doğu Anadolu fayını şekillendirdiğini vurgulayan Kutoğlu, "Bu yaptığımız çalışmada tespit ettiğimiz şeylerden bir tanesi de şu, Doğu Anadolu fayının bugünkü şeklini almasında da bu hareketlerin önemli bir nedeni var. Ortaya çıkan bu tablo, Arap plakasının Afrika plakasından yılda 1.2 santimetre daha hızlı hareket etmesinden kaynaklanıyor. Doğu Anadolu fayı geçmişte, Kuzey Anadolu fayına bu hareket dikkate alındığında, Kuzey Anadolu fayına dik bir konumda bulunuyor olmalı. Ama zaman içerisinde Afrika plakası hızla Anadolu’nun içerisine girerek Doğu Anadolu fayının bir V şeklini almasına neden olmuş. Tabii bu hareket devam ettiği içerisinde, devam ettiği için de zaman içerisinde Doğu Anadolu fayının kuzeyinin giderek Kuzey Anadolu fayına yaklaşması ve sonunda onunla birleşmesiyle sonuçlanabilir uzun jeolojik süreçler içerisinde. Hatay’dan yukarıya doğru da yine Kuzey Anadolu fayını kesen bir dik fay hattının meydana gelmesi söz konusu olabilir. Bu çalışma bize bu sonuçları gösterdi" şeklinde konuştu. "Tam kapanma meydana gelebilir" Plakaların hareketiyle gelecekte yeni fay oluşumlarının görülebileceğine dikkat çeken Kutoğlu son olarak "Afrika bloğu Kuzey Anadolu fayına yaklaşacak ve bir süre sonra da kapanma, tam kapanma meydana gelebilir. Ama bu süpürme neticesinde de yukarıya doğru bir yeni oluşumun meydana gelmesi söz konusu" dedi.
23 Mart 2026 Pazartesi - 13:05 Anadolu’nun ortadan ikiye ayrılması söz konusu olabilir Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Harita Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu ve beraberindeki akademisyenler, uydu radar verilerini inceleyerek Türkiye’yi ikiye bölen "Orta Anadolu Geçiş Zonu"nu tespit etti. Prof. Dr. Kutoğlu, "Bu gerilim bu şekilde devam ettiği sürece Türkiye’nin doğusu, Ankara’nın doğuda kalan kısmı yukarıya, batısında kalan kısmı aşağıya devam edecek ve bu milyonlarca yıllık bir süreç içerisinde bu miktar kilometrelere ulaşabilir ve neticesinde Anadolu’nun ortadan ikiye ayrılması söz konusu olabilir. Yüz binlerce yıl, milyonlarca yıldan bahsediyoruz" dedi. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Harita Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mustafa Softa ve Fırat Üniversitesi’nden Araştırma Görevlisi Elif Akgün, yıllar uydu radar verilerinden yararlanarak Türkiye’nin yer kabuğu hareketlerini inceledi. Akademisyenlerin "Orta Anadolu Tektonik Geçiş Bölgesi’nin Saptanması: Entegre Jeodezik (GNSS/InSAR) ve Sismik Verilerden Elde Edilen Kısıtlamalar" adıyla hazırladığı çalışma uluslararası bir bilimsel dergide yayımlandı. "Orta Anadolu geçiş zonu karşımıza çıkıyor" Araştırmanın detaylarını anlatan Prof. Dr. Şenol Hakan Kutoğlu, "Şimdi normalde Anadolu bloğunun doğudan Arap plakası, batıda şuradan Afrika plakasının sıkıştırmasıyla Ege denizine doğru böyle batıya doğru bir kaçış yaptığını biliyoruz zaten. İyi bilindiği üzere Anadolu bloğu, Türkiye’nin tamamını kapsayan Anadolu, Ege denizine doğru batıya doğru bir hareket yapıyor, bir kaçma hareketi yapıyor. Biz bu hareketi bileşenlerine ayırdık, kuzey ve doğuya yönlü hareketlerini ayrıştırdık. Bunun neticesinde karşımıza şöyle bir tablo çıktı. Doğu kısma göre aşağıya güneye doğru hareket ediyor ve burada ortada bir geçiş zonu karşımıza çıkıyor. Biz buradaki geçmişten günümüze meydana gelen depremleri de inceledik ve burada şunu tespit ettik: Şu bölgede Doğu Anadolu fayı burada görüyorsunuz, Arap plakası burada Doğu Anadolu fayını sıkıştırıyor. Buradan da Afrika plakası daha yavaş bir hareketle sıkıştırıyor. Bunun neticesinde şurada ortada bir gerilim bölgesi ortaya çıkıyor. Bunun da 4.5 milyon yılda yani şuradaki S şekliyle aynı zaman diliminde meydana geldiğini görüyoruz. Depremler meydana gelebilir ama ilerleyen zamanda, Anadolu’nun milyonlarca yıldan bahsediyoruz tabii ki burada, milyonlarca yıl sonra her iki tarafının birbirinden ayrışması, ortadan ikiye bölünmesi söz konusu." dedi. Antalya’dan Karadeniz Ereğli’ye sıfır hattı Türkiye’nin doğusunun kuzeye, batısının ise güneye hareket ettiğini belirten Kutoğlu, "Uzun yıllardır uydu radar verisiyle Türkiye’nin yer kabuğu hareketlerini inceliyoruz. Bu yer kabuğu hareketlerini daha derin bir analize tabi tuttuğumuzda, Ankara’nın doğusunda kalan kısmının kuzeye doğru hareket ettiğini, batısında kalan kısmının da güneye doğru hareket etmiş olduğunu tespit ettik. Tabii bunun neticesinde de Antalya’dan yukarıya doğru, Karadeniz Ereğli’ye doğru bir beyazla görmüş olduğumuz bir sıfır hattının olduğunu tespit ettik. Bu sıfır hattının doğusu yukarıya, batısı da aşağıya doğru hareket ettiği için sıfır hattı etrafında bir gerilim bölgesi meydana geliyor. Buna biz Orta Anadolu geçiş zonu adını verdik yaptığımız yayında. Bu Orta Anadolu geçiş zonu etrafında geçmiş yıllarda irili ufaklı depremler meydana gelmiş. Bu da bu hattın varlığını doğrular nitelikte. Bu durum bize şunu gösteriyor: Bu gerilim devam ettiği sürece, bu şekilde devam ettiği sürece, Türkiye’nin doğusu, Ankara’nın doğuda kalan kısmı yukarıya, batısında kalan kısmı aşağıya devam edecek ve bu milyonlarca yıllık bir süreç içerisinde bu miktar kilometrelere ulaşabilir ve neticesinde Anadolu’nun ortadan ikiye ayrılması söz konusu olabilir. İlerleyen zamanda, yüz binlerce yıl, milyonlarca yıldan bahsediyoruz, büyük gerilimler birikerek burada büyük boyutta depremlerin de meydana gelmesi söz konusu olabilir." ifadelerini kullandı. Doğu Anadolu Fayı V şeklini aldı Arap ve Afrika plakalarının hız farkının Doğu Anadolu fayını şekillendirdiğini vurgulayan Kutoğlu, "Bu yaptığımız çalışmada tespit ettiğimiz şeylerden bir tanesi de şu, Doğu Anadolu fayının bugünkü şeklini almasında da bu hareketlerin önemli bir nedeni var. Ortaya çıkan bu tablo, Arap plakasının Afrika plakasından yılda 1.2 santimetre daha hızlı hareket etmesinden kaynaklanıyor. Doğu Anadolu fayı geçmişte, Kuzey Anadolu fayına bu hareket dikkate alındığında, Kuzey Anadolu fayına dik bir konumda bulunuyor olmalı. Ama zaman içerisinde Afrika plakası hızla Anadolu’nun içerisine girerek Doğu Anadolu fayının bir V şeklini almasına neden olmuş. Tabii bu hareket devam ettiği içerisinde, devam ettiği için de zaman içerisinde Doğu Anadolu fayının kuzeyinin giderek Kuzey Anadolu fayına yaklaşması ve sonunda onunla birleşmesiyle sonuçlanabilir uzun jeolojik süreçler içerisinde. Hatay’dan yukarıya doğru da yine Kuzey Anadolu fayını kesen bir dik fay hattının meydana gelmesi söz konusu olabilir. Bu çalışma bize bu sonuçları gösterdi." şeklinde konuştu. "Tam kapanma meydana gelebilir" Plakaların hareketiyle gelecekte yeni fay oluşumlarının görülebileceğine dikkat çeken Kutoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Anadolu.. Afrika... itibaren Anadolu bloğunu sıkıştırıyor. Bu demektir ki buradaki hareketlere., baktığımız zaman zamanında Afrika bloğu buradan Kuzey Anadolu fayına yaklaşacak ve bir süre sonra da kapanma, tam kapanma meydana gelebilir. Ama bu süpürme neticesinde de şuradan yukarıya doğru bir yeni oluşumun meydana gelmesi söz konusu."
Erzurum’da TEKNOFEST provası
16 Ekim 2024 Çarşamba - 13:50 Erzurum’da TEKNOFEST provası 16-19 Ekim 2024 tarihleri arasında Erzurum’da yapılacak olan 16. Uluslararası MEB Robot Yarışması start aldı. Yarışmaya 2 bin 687 robot ve 6 bin 691 öğrenci katılacak. “Eğitimin yüzyılında ahilik ve teknoloji” teması ile yurtiçi ve yurtdışından binlerce öğrenci; Çizgi İzleyen (Temel Seviye), Çizgi İzleyen (İleri Seviye), İnsansız Hava Aracı (Mini Drone), Mini Sumo, Tasarla-Çalıştır, Tasarla Çalıştır (Temel Seviye), Labirent Ustası, Tozkoparan Robot (Temel Seviye), Su Altı Araç, Otonom Araç, Yumurta Toplama, RC Sabit Kanat Uçak ve Serbest Proje kategorilerinde yarışacak. 6 bin 691 yarışmacı Erzurum’da dört gün boyunca devam edecek olan robot yarışmasında ter dökecek, derece girmek için kıyasıya bir mücadelenin içinde olacak. Aynı zamanda yurt dışından gelen katılımcılarla farklı ülkelerin teknoloji alanındaki becerilerini sergileme ve öğrencilerin kültürel etkileşimde bulunma fırsatı sunarak, küresel düzeyde rekabet edebilirliklerini artırılması hedefleniyor. Öğrenciler farklı bakış açılarıyla tanışma ve teknoloji alanında diğer ülkelerin seviyesini gözlemleme fırsatı sunan yarışma, kültürel paylaşım ve iş birliği imkânlarını da desteklemeyi amaçlıyor. “Eğitimin Yüzyılında Ahilik ve Teknoloji” vurgusu 16. Uluslararası MEB Robot Yarışması’nın açılışına katılan Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Ali Karagöz ve TEKNOFEST Genel Sekreteri Muhammet Saymaz birer konuşma yaptı. Bu yıl 16. kez düzenlenen yarışma, 16-19 Ekim 2024 tarihleri arasında Erzurum’da Atatürk Üniversitesi Kampüsü içinde gerçekleştiriliyor. Yarışmaya 17 ülkeden ve 81 ilden bin 3 kurum, 6 bin 691 katılımcı, 2 bin 687 robotla başvuru yaptı. Yarışma, protokol kapsamında; Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali (TEKNOFEST) ile Türk iş birliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA); paydaş olarak Erzurum Valiliği, Erzurum Büyükşehir Belediyesi, Erzurum Atatürk Üniversitesi, Aselsan ve MESS Eğitim Vakfı’nın katkılarıyla gerçekleştiriliyor 16. Uluslararası MEB Robot Yarışması’nın bu yılki teması “Eğitimin Yüzyılında Ahilik ve Teknoloji” olarak belirlendi.
Prof. Dr. Aykut Özdarendeli: “Turkovac aşısının ilk filizlendiği merkez olmanın gururunu yaşıyoruz”
16 Ekim 2024 Çarşamba - 13:36 Prof. Dr. Aykut Özdarendeli: “Turkovac aşısının ilk filizlendiği merkez olmanın gururunu yaşıyoruz” Kayseri’de düzenlenen 5. Uluslararası Aşı Bilimi Kongresi’nde konuşan Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Aşı Araştırma ve Geliştirme Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Aykut Özdarendeli, “Turkovac aşısının ilk filizlendiği merkez olmanın gururunu yaşıyoruz” dedi. Sabancı Kültür Merkezi’nde düzenlenen 5. Uluslararası Aşı Bilimi Kongresi’nde konuşan Prof. Dr. Aykut Özdarendeli, aşıların stratejik bir ürün olduğunu söyledi. Aşıların sadece halk sağlığını korumakla kalmayıp, aynı zamanda salgın hastalıkların yayılmasını engelleyen önemli bir araç olduğunu dile getiren Özdarendeli, “Aşı stratejik bir ürün. Aşılar sadece halk sağlığını korumakla kalmayıp, aynı zamanda salgın hastalıkların yayılmasını engelleyen en önemli araçlar. Hepimizin yaşadığı Covid-19 sürecinde de aşıların ne kadar stratejik olduğunu, aşı geliştirmenin, üretilmesinin ve dağıtımının ne kadar önemli olduğunu hep birlikte yaşadık. Covid-19 pandemi sürecinin ortaya çıkardığı birçok sıkıntılar oldu ama bir başka tarafıyla da ülkemizde bu süreçte akademik olarak aşı çalışma gruplarından birçok paydaşın çok özveriyle çalıştığını ve büyük çalışmalar yaptığını hepimiz gördük. Özellikle gerek TÜBİTAK, gerek TÜSEB, gerekse üniversitelerimizin bilimsel araştırmalarıyla ilgili birimlerinin desteklediği projeler sayesinde aşıların hızlı bir şekilde geliştirilmesi ve daha önemlisi bu süreçte genç araştırmacıların yetişmesi sağlandı. Böyle bir ivme kazanıldı ve bizim bu ivmeyi hızlandırarak devam ettirmemiz gerekiyor. Yenilikçi aşı teknolojilerini ve eski aşı teknolojilerini de geliştirerek çalışmaya devam etmemiz gerekiyor. Bu kongrenin de bu tür çalışmalara, işbirliklerine ve ortaklıklara vesile olmasını diliyorum” şeklinde konuştu. “Turkovac aşısının ilk filizlendiği merkez olmanın gururunu yaşıyoruz” Turkovac aşısının ilk filizlendiği merkez olmaları nedeniyle büyük bir gurur yaşadıklarını aktaran Özdarendeli, “Biz ERÜ olarak 2012 yılında biyogüvenlik seviye 2 ve 3 laboratuvarlarının kurulmasıyla birlikte aşı çalışmalarına başladık. Çok değerli hocam Prof. Dr. Fahrettin Keleştimur o dönemde bu merkezin kurulmasına büyük emek verdi. Ben kendilerine teşekkür etmek istiyorum. 2015 yılında ülkemizin ilk aşı araştırma ve geliştirme merkezi olduk. Bu noktada çalışmalar devam etti. Bir başarı hikayesi olan Turkovac aşısının ilk filizlendiği merkez olmanın da gururunu yaşıyoruz. Turkovac’ın ortaya çıkmasında birçok paydaş var, birçok çalışan insan var, birçok özel şirket var. Onlara da huzurunuzda bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Bizle ilgili bir başka gelişme 2024 yılının haziran ayında rektörümüz Prof. Dr. Fatih Altun’un da büyük destekleriyle Hacettepe Üniversitesi’nden sonra ülkemizde ikinci aşı enstitüsü olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu enstitü ile birlikte yeni aşı çalışmalarımız hiç durmadan devam edecektir. Genç araştırmacılara da bu kongrenin bir fırsat olduğunu söylemek istiyorum. Kendi çalışmalarını zaten platformlarında sunacaklar, paylaşacaklar. Aynı zamanda da buradaki hocalarla, arkadaşlarıyla projeler için yeni işbirlikleri oluşur ve faydalı olur diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
BUÜ’ye TEKNOFEST’ten 5 ödül
16 Ekim 2024 Çarşamba - 11:55 BUÜ’ye TEKNOFEST’ten 5 ödül Türkiye’nin en büyük bilim etkinliklerinden biri haline gelen TEKNOFEST’in Adana’da düzenlenen finallerinde Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) damga vurdu. Toplam 15 takım ile finallerde yer alan BUÜ, 5 kategoride ödül kazanmayı başardı. Bu yıl Antalya ve Adana’da yapılan TEKNOFEST şenliği, yine yüzbinlerce vatandaşın ilgisini çekti. Etkinliğin final etabının yapıldığı Adana’da ödül alan takımlar da açıklandı. BUÜ öğrencilerinin oluşturduğu 5 takım ödüle layık görüldü. Danışmanlığını Prof. Dr. Şehime Gülsün Temel’in yaptığı FUSİON Takımı, Biyoteknoloji İnovasyon Nadir Hastalıklar Kategorisinde birincilik ödülü aldı. Doç. Dr Murtaza Cicioğlu, Ertuğrul Gacal ve Özcan Işık’ın danışmanlığını üstlendiği Connect IT Takımı da Akıllı Wifi Kategorisinde birinci oldu. Prof. Dr. Elif Demirkan ve İrem Yıldırım’ın danışmanlık yaptığı İdeaBioTek Takımı ise Biyoloji ve İnovasyon Kategorisinde Ticarileştirme Potansiyeli ödülü almayı başardı. Model Uydu Kategorisinde Doç. Dr. Şekip Esat Hayser’in danışmanlık yaptığı Merih Space Takımı ve Ulaşımda Yapay Zeka Kategorisinde Doç. Dr. Murtaza Cicioğlu’nun danışmanlığındaki Mergen-AI Takımı da En İyi Takım Ruhu ödülüne layık görüldüler. Ödül alan takımları ve danışman akademisyenlerini ağırlayan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, elde edilen derecelerin kendilerini gururlandırdığını söyledi. Paydaşları arasında yer aldıkları TEKNOFEST’e her yıl artan sayıda ekiple katıldıklarına işaret eden Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, “Son 5 yılda sürekli yükselen bir ivme ile organizasyona katılıyoruz. Önceki yıl en fazla yarış başvurusunda bulunan üniversite olduk. Bu yıl da ciddi bir hazırlık sürecinin ardından etkinliklerde yer aldık. 15 takımımız finallere kaldı ve nihayetinde 5 ödülle süreci sonlandırdık. Elde edilen başarıdan dolayı mutluluk ve gurur duyuyoruz. Çok daha iyisi için çalışmaya devam edeceğiz. Öğrencilerimizin proje hazırlık süreçlerinde daha fazla destek olacak ve en iyi atölye ortamlarının sağlanması için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Yarışlara katılan tüm öğrencilerimizi ve elbette ödül alan gençleri gönülden tebrik ediyorum. Yoğunluklarına rağmen, öğrencilerimize danışmanlık yapan hocalarımıza da teşekkürlerimi sunuyorum. Daha iyisi için birlikte çalışacağız ve inşallah TEKNOFEST ödüllerine ambargo koymaya devam edeceğiz” diye konuştu. Yarışlarda derece yapan öğrenciler ve danışman akademisyenler, aldıkları ödüllerle birlikte Rektör Yılmaz’la “Teknofest Pozu” vermeyi de ihmal etmedi.
Babasında yol hipnozu olduğunu fark etti, çözüm için proje geliştirdi
16 Ekim 2024 Çarşamba - 10:56 Babasında yol hipnozu olduğunu fark etti, çözüm için proje geliştirdi Edirneli lise öğrencisi Bilge Sevdik, yol hipnozu ile ilgili yaptığı araştırmalar sonucu babasının bu durumu yaşadığını fark etti ve bu konuda çözüm üretmek için kolları sıvayarak, yazılım projesi geliştirdi. Özellikle yorgunlukla karıştırılan, daha çok otoyollarda görülen ve gözü açık uyumak olarak da bilinen ’yol hipnozu’ yıl içerisinde yüzlerce kazaya neden oluyor. Edirne Süleyman Demirel Fen Lisesi 11. sınıf öğrencisi Bilge Sevdik, yol hipnozu için yazılım geliştirdi. Liseli Bilge Sevdik’in geliştirdiği projede, veriler akıyor, bilgisayar çalışıyor, kameralar devreye giriyor ve sesli uyarıda bulunuyor. Sistem kişiye özel olarak çalışıyor. İlk başta 15 dakika boyunca kişinin sürüş esnasındaki davranışlarını kaydediyor. Bilge Sevdik, sürücülerin yola konsantre olurken hıza da bağlı olarak düz yol şeritlerinde hipnoz durumuna geçebildiğini hatırlattı. Ailece uzun yolculuğa çıktıklarını söyleyen Sevdik, yol hipnozu konusunda yaptığı araştırmaları babası ile paylaştı. Babasının da yolculuk esnasında bu durumu yaşadığını söylemesi üzerine harekete geçen Sevdik, bu konuda bir çalışma yaparak sistem ve proje geliştirdi. Sevdik’in projesi TEKNOFEST’ten ikincilik ödülü kazandı. Sevdik, projesinin TOGG gibi yerli ve milli araçlarla entegre edilmesini istiyor. "Babamın yolculuklarda bu durumu yaşadığını fark ettik" Yol hipnozunu bir haberde gördükten sonra bu konuda bir şey okuduklarını ve sonrasında babasının yolculuklarda bu durumu çok sık yaşadığını belirttiğini söyleyen Sevdik, "Bu durumdan dolayı birkaç kaza riski yaşadık. Bu duruma bir çözüm üretmek istedim. O yüzden önce trafik polisleri ve ileri sürüş teknik uzmanları gibi farklı kişilerle görüştüm. Bunun nasıl bir durum olduğunu öğrendim makaleler okudum. Sonrasında sürüş görüntülerinin ve sürücünün bu durumda ne yaşadığını anlamak adına babamı uzun yolda kameralar üzerinden kaydederek nasıl bir tepki verdiğini izledim. Buna yönelik görüntü işleme sistemleri oluşturarak, bunu kendi yaptığım test aracı ile denedim. 8 farklı araçta 10 farklı kişiyle de denemesini yaptık. Sonrasında da uygulamaya koyulduk" ifadelerine yer verdi. "Yorgunlukla karıştırılıyor" Yol hipnozuna karşı erken tespit projesi geliştirdiğini belirten Sevdik, "Bu durum sürücülerin yaşadığı bir dalgınlık durumu aslında buna gözleri açık uyuma da deniyor. Sürücünün özellikle benzer uyaranlardan dolayı yaşadığı bir trans durumu. O yüzden özellikle otoyollarda görülüyor. Bu durum yorgunlukla çok karıştırılıyor. Fakat yorgunlukla belirtileri çok farklı. Bu yüzde araç içi halihazırda bulunan sistemler veya yorgunluk tespit sistemleri bunu tespit edemiyor. Ben de bir yazılım geliştirdim. Sistemde 2 farklı yazılım çalışıyor. Birinci yazılım vücut hareketleri ve genel hareket durumuna bakıyor. İkinci yazılım ise göz kırpma sayısına, göz açıklığının değişimine ve kafa hareketlerine bakıyor. Aslında aynaya bakma refleksine bakıyor. İki yazılımda ilk 15 dakika sürüş sürecinde bir ortalama alıyor. Ne kadar hareket edildi, ne kadar göz kırpıldı gibi durumlara bakıyor. Sistem kişiye özel çalışıyor" dedi. "Hipnoz riskindesiniz uyarısı veriyor" Sistemin hareket oranının belli oranda düşmesiyle sesli uyarı vererek hipnoz durumunu erkenden tespit ettiğini belirten Sevdik, iki şekilde de olabildiğini şuan ayarladıkları sisteme göre ’hipnoz riskindesiniz’ şeklinde bir sesli uyarı verdiğini aktardı. Hipnoz durumunu yakalamanın oldukça zor olduğunu söyleyen kimya öğretmeni ve projenin danışmanı Kubilay Cengiz Şentunalı, proje sonrası patent başvurusu yapıldığını ve işlemlerin devam ettiğini belirtti.
Mersin Hackathon’u düzenlendi
16 Ekim 2024 Çarşamba - 10:17 Mersin Hackathon’u düzenlendi Büyükşehir Belediyesi’nin paydaşlarından olduğu ’Yeşil Gelecek İçin Liman Şehirleri Ortaklığı’ projesi kapsamında ’Mersin Hackathon’u düzenlendi. Mersin’de kıyı direncini arttırmaya ve iklim değişikliğine karşı yaşam kalitesini korumaya ve artırmaya dönük yazılımsal veya teknolojik çözüm önerilerinin yarıştığı hackathonda, Ecoshine grubu birinci, Ekoalgtek ikinci, Digimersin ekibi ise üçüncü oldu. Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı’nın ev sahipliğinde Mersin Hackathon’u gerçekleştirildi. Mersin’in iklim değişikliğine bağlı etkilerini azaltmak ve kıyı dirençliliğini artırma konularını kapsayan etkinliğe lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri katıldı. Bir otelde gerçekleştirilen ve 2 gün süren hackathonun ilk gününde Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Dr. Bülent Halisdemir ile Stage-Co kurucularından Neşen Yücel’in açılış konuşmasının ardından 9 ekibin yarıştığı etkinlikte; her ekipten bir sözcü kısa sürede projesinin ana hattını tanıttı. Mentörler de ekip çalışmaları sırasında öğrencilere eşlik ederek belirli sürelerde destek oldu. Farklı disiplinlerden öğrencilerin oluşturduğu ekiplerin katılımıyla gerçekleştirilen hackathonun ikinci gününde; Stage-Co kurucularından Yücel öğrencilere jüri sunumuna hazırlık eğitimi vererek, jüri karşısına çıkacak ekiplerin anlamlı, uygulanabilir çözümler geliştirmelerini sağladı. Çözüm önerilerinin orijinal, inovatif, yazılım ve teknoloji temelli, uygulanabilir ve yaygınlaştırılabilir olması gerektiğinin vurgulandığı etkinlikte; mentörler de ekiplerin sorularını yanıtladı ve sunum hazırlıklarına destek verdi. Proje sonunda jürinin yaptığı değerlendirmede Ecoshine grubu birinci, Ekoalgtek ikinci, Digimersin ekibi ise üçüncü oldu. "İklim değişikliğine dirençli bir kent oluşturmak istiyoruz" Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Dr. Halisdemir, çevre ve iklim üzerine birçok çalışma yaptıklarından belirtti. Litvanya’nın Klaipeda şehri ile ortak yürüttükleri ve Klaipeda Üniversitesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü ile Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nın da paydaş olduğu Avrupa Birliği (AB) projesi olan ‘Yeşil Bir Gelecek İçin Liman Şehirleri Ortaklığı’ projesini anlatan Halisdemir, "Biz iklim değişikliğine dirençli bir kent oluşturmak istiyoruz. Maalesef iklim değişiyor. Bu iklim değişimini durdurma şansımız şu an mümkün değil. Ama bu iklim değişikliğinin vereceği olumsuzlukları minimize etmek elimizde. Biz üzerimize düşen bütün görevleri layıkıyla yapmaya çalışıyoruz" dedi. "Kıyı direncini artırmak için bir yol haritası raporu hazırlıyoruz" ‘Yeşil Bir Gelecek İçin Liman Şehirleri Ortaklığı’ proöesinin içerisinde ‘Kıyı Dirençliliği’ başlıklı bir konu olduğuna işaret eden Halisdemir, "Mersin’in kıyı direncini artırmak için bir yol haritası raporu hazırlıyoruz. Bu çok ciddi ve önemli bir rapor. ODTÜ Deniz Bilimleri ve Klaipeda Üniversitesi’nden hocalarımız da bu konuda ciddi emek sarf ediyor. Bunu kamuoyuna, bakanlıklarımıza sunacağız. Bu raporları asla raflarda tutmayacağız ve uygulanmasını da sağlayacağız" diye konuştu. Projeyi yürütürken halkın ve özellikle de gençlerin fikirlerine çok önem verdiklerini dile getiren Halisdemir, "Bu amaçla hem Mersin’de, hem Litvanya’nın Klaipeda şehrinde hackathon düzenliyoruz. Bu hackathonda özellikle lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin bilimsel veriler ışığında fikirlerini alıyoruz. İyi uygulamaları ortaklaştırıp, çözüm önerilerini getirmeyi planlıyoruz" dedi. "Bir çözüm arayışı içindeyiz" Stage-Co kurucularından Yücel de iklim değişikliğinin ve küresel ısınmanın yaşattığı sorunları her gün herkesin yaşadığını belirterek, "Biz burada, hackathonda bir çözüm arayışı içindeyiz. Bunlar çoğu zaman kısa dönemde yaşanabilecek çözümler olmasa da önümüzdeki yıllarda hayata geçirilerek, bizden sonraki nesillere en azından daha uzun süre yaşanabilir bir dünya bırakmak için giriştiğimiz bir çaba. Hackathonlarda genellikle sürdürülebilir ve yaygınlaştırılabilir olması amacıyla teknoloji tabanlı çözümler üstünde yoğunlaşıyoruz. Hackathon ingilizce bir terim; problemi hacklemek anlamına geliyor. Yani farklı bir şekilde çözmeye çalışmak. Hackerlar normal düzende ilerleyen bir şeyi bozmaya dönük çalışırlar. Biz ise tam tersi; var olan bir problemi hep beraber çözmeye çalışıyoruz" diye konuştu. "Her şeyi doğanın bize sunduğu enerjilerden alabileceğiz" Sokak lambalarının maliyetini yüzde 60-80 arası düşürecek olan projeleri ile birinciliği elde eden Ecoshine ekibinden Mersin Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümü öğrencisi Maya Konyali, "Bizim hesapladığımız verilere göre 15 yıl içerisinde neredeyse yüzde 79 daha az masraf etmiş olacağız. Proje sayesinde ise yıllık sadece bakım maliyeti olacak. O da yaklaşık 4 milyon TL. Onun dışında her şeyi güneş panelinden ve doğanın bize sunduğu enerjilerden alabileceğiz" dedi. "Plastik ve cam ürünlere bir ID numarası verilecek" Green Algoritmalar takımında yarışan Mersin Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünde yüksek lisans öğrencisi Muhammed Hüseyin Yıldızbaş da plastik ve cam atıklarının yol açtığı çevre kirliliğini önlemeye yönelik bir proje geliştirdiklerini belirterek, "Geri dönüşüme katkı sağlayacak şekilde teşvik edecek bir proje geliştirdik. Plastik ve cam ürünlerinin üzerine son kullanma tarihi gibi bir ID numarası verilecek. Ardından mobil uygulama sayesinde kişi, bu ID numaralı ürünü geri dönüşüm otomatlarına attığı zaman hem puan, hem de belli miktarda bir ücret kazanacak" diye konuştu. Katılımcılara sertifikalarının verildiği Mersin Hackathon’da, dereceye giren takımlara ödülleri takdim edildi.
Türkiye’de ilk kez Trabzon’da yapıldı
15 Ekim 2024 Salı - 17:49 Türkiye’de ilk kez Trabzon’da yapıldı TÜBİTAK 1001 Projesi “Enerji Etkin ve Depreme Dayanıklı CLT Kompozit Panel Geliştirilmesi” başlıklı çalışma çerçevesinde “Yeni Nesil Yerli ve Milli Ahşap Yapılarda Deprem Testi Deneyi" Türkiye’de ilk kez Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde (KTÜ) yapıldı. KTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü, Yapı Sağlığı İzleme Laboratuvarında yapılan “Yeni nesil ve Milli ahşap yapılarda deprem testi deneyi” etkinliğine Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, KTÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı, çalışmada yer alan öğretim görevlileri ve öğrenciler katıldı. KTÜ Deprem ve Yapı Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi (DE-YAS) Müdürü Prof. Dr. Ahmet Can Altunışık, deneylerde 1990 yılından günümüze kadar meydana gelmiş depremlerin deprem ivme kayıtlarını uyguladıklarını belirterek, "2023 Kahramanmaraş depremlerinden sonra ülkemizde betonarme binalara alternatif yenilikçi yapı teknolojilerin geliştirilmesi ve ülkemize kazandırılması konusunda çok önemli girişimler olduğunu belirterek, “Çok önemli bir deney. 2023 Kahramanmaraş depremlerinden sonra artık ülkemizde betonarme binalara alternatif yenilikçi yapı teknolojilerin geliştirilmesi ve ülkemize kazandırılması konusunda Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın çok önemli girişimleri var. Biz de bu girişimlerin içerisinde yer alan teknik ekipte yer alıyoruz. Şu anda Türkiye’de betonarme yapılara ilave olarak yığma yapılar çelik yapılar hafif çelik yapılar prefabrik yapıların yanında ahşap yapılarında ülkemizde yeni bir sektör olması gerektiğini ahşap yapılarla depreme dayanıklı bina yapabileceğimizi daha önce bakanlıklara birçok raporumuzda sunmuştuk. Burada da bin bir projemiz kapsamında TÜBİTAK projemiz kapsamında bu hedefimize ulaşmanın son noktası olan sarsma masası deneylerini yaptık. Gerçekleştirmiş olduğumuz deneylerde 1990 yılından günümüze kadar meydana gelmiş Erzincan, Kocaeli, Van, İzmir, Elazığ, Malatya depremi gibi depremlerin deprem ivme kayıtlarını uyguladık. Buna ilave olarak ta Kahramanmaraş depremlerinde meydana gelmiş ve neredeyse 1.0g’e yaklaşan ivmeleri de en son noktada uygulayabildik. Gördük ki binamızın, ahşap yapımızın taşıyıcı sistem elemanlarında herhangi bir hasar oluşmuyor ve hasarlar daha çok bağlantı noktalarında ve yapının temel bölgelerinde bağlantılarında oluşuyor. Bu bizim için aslında dünya literatürüne uygun olan ve bizim de projemizde hedeflediğimiz bir nokta. Bu anlamda çok mutluyuz. Umuyorum ahşap yapılar ülkemizin bundan sonraki geleceğinde yeni yapı teknolojileri olarak yerini alır” dedi. Türkiye’de ilk kez uygulanıyor KTÜ Orman Endüstri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Cenk Demirkır da dünyada yaygın olarak kullanılan yüksek katlı ahşap yapıların ülkemizde de yerli ve milli olarak üretilecek bir çalışmayı ortaya koymaya planladıklarını kaydederek, “Türkiye’de ilk kez uygulanıyor. TÜBİTAK destekli bir araştırma projesi. Bu araştırma projesi kapsamında dünyada yaygın olarak kullanılan yüksek katlı ahşap yapıların ülkemizde de yerli ve milli olarak üretilecek malzemeleriyle birlikte yüksek katlı yapılara uygun bir şekilde üretilebileceğini göstereceğimiz bir çalışma ortaya koymaya planladık. Araştırmamızın neticesinde yerli ve milli olarak üretilen yapısal ahşap malzemenin Türkiye şartlarında depreme dayanıklı yüksek katlı yapılarda kullanılabileceğini TÜBİTAK destekli proje kapsamında sonuçlanmasıyla birlikte ortaya koymuş olduk. Bu hem Türkiye için bir ilk hem de betonarme ile alakalı olarak artık sürekli beton sektörüne alternatif olarak aranan bir dönemde artık yeni alternatif malzemelerin hangileri olabileceği konusunda bir takım çalışmalarla birlikte ahşabın bunlar içerisinde en önemli alternatif olacağını ve ülkemizde de kullanımıyla birlikte ye yaygınlaşmasını ve farkındalığın artmasını önemsiyoruz” diye konuştu.
Osmangazi’de bilimi anlaşılır hale getiren buluşmalar
15 Ekim 2024 Salı - 14:27 Osmangazi’de bilimi anlaşılır hale getiren buluşmalar Bursa Osmangazi Belediyesi tarafından Şadırvanlı Han’da düzenlenen ‘Halkın Bilim Kürsüsü’ etkinliğinde, İngiliz bilim insanı Isaac Newton’un kütle çekim yasası ele alındı. ‘Halkın Bilim Kürsüsü: 4 İşlemle Kütle Çekim Yasası’ adı altında düzenlenen etkinlikte, Bilim ve Amatör Astronomi Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı Cem Özkan, astronomi için çok önemli olan Isaac Newton’un kütle çekim yasası hakkında katılımcılara bilgiler verdi. Programa katılan bilim meraklılarına Isaac Newton’un keşfettiği kütle çekim yasasını, en temel düzeyde aktaran Cem Özkan, kütle çekim yasasının 4 işlemle nasıl yapabileceği konusunda da bilgiler verdi. “Halkımıza bilimi tanıtmak için fırsatlar oluşturuyoruz” Çok sayıda bilim meraklısının katıldığı etkinlikte konuşan Bilim ve Amatör Astronomi Kulübü Yönetim Kurulu Başkanı Cem Özkan, “Osmangazi Belediyesi ile birlikte halkımıza bilimi tanıtmak için fırsatlar oluşturuyoruz. Astronomi için çok önemli olan kütle çekim yasasını, işe bilim felsefesini katarak 4 işlemle nasıl yapabileceği konusunu ele aldık. Kütle çekim yasası evrendeki gök cisimlerinin şekillenmesini, hareketlerini ve aralarındaki mesafeyi oluşmasını sağlayan en temel doğa yasasıdır. İngiliz bilim insanı Isaac Newton tarafından keşfedilen bu yasa, aynı zamanda modern bilime geçişi temsil eder. Bilimsel açıklaması olmayan gök cismi hareketlerinin, ilk defa Newton’un kütle çekim yasasıyla beraber, tam olarak nasıl gerçekleştiği anlaşılmıştır. Biz de bu akşam bu konuyu ele her seviyedeki bilim meraklılarının anlayacağı en temel düzeyde ele aldık. Programa gelen katılımcılar fark edeceklerdir ki karmaşık, anlaşılmayan, içine giremeyeceğimiz konular, biraz emek harcayarak kolaylıkla fark anlaşabilir hale gelecektir. Ne kadar kolay olabileceğini ve yapılabileceğini hissettirebilirsek, o kadar başarılı olacağız” dedi.
Erzurum’da 2 bin 687 robot yarışacak
15 Ekim 2024 Salı - 13:10 Erzurum’da 2 bin 687 robot yarışacak 16. Uluslararası MEB Robot Yarışması, 16-19 Ekim 2024 tarihleri arasında Erzurum’da yapılacak. Şampiyonada 2 bin 687 robot ve 6 bin 691 öğrenci yarışacak. “Eğitimin yüzyılında ahilik ve teknoloji” teması ile yurtiçi ve yurtdışından binlerce öğrenci Erzurum’da dört gün boyunca devam edecek olan robot yarışmasına katılacak. Çizgi İzleyen (Temel Seviye), Çizgi İzleyen (İleri Seviye) , İnsansız Hava Aracı (Mini Drone), Mini Sumo, Tasarla-Çalıştır, Tasarla Çalıştır (Temel Seviye), Labirent Ustası, Tozkoparan Robot (Temel Seviye) , Su Altı Araç, Otonom Araç, Yumurta Toplama, RC Sabit Kanat Uçak ve Serbest Proje kategorilerinde yaklaşık 6 bin 691 yarışmacı şampiyonaya katılıyor. Dünyanın ve yurdun dört bir yanından katılımcılar Erzurum’a gelmeye başladı. 13 kategoride yarışma yapılacak Millî Eğitim Bakanlığı, mesleki ve teknik eğitimin niteliğini artırarak, toplumda bu alana yönelik farkındalığı artırmayı ve öğrencilere edindikleri bilgileri beceriye dönüştürebilmeleri için gerekli ortamı sağlamakla beraber, öğrencilerin yeni ve özgün ürünler geliştirmeleri, bilimsel düşünme becerileri kazanmaları ve girişimci bireyler olarak yetişmelerini hedefleyerek düzenlediği 16. Uluslararası MEB Robot Yarışması ile alakalı yaptığı açıklamada, “Aynı zamanda Uluslararası yurt dışından gelen katılımcılarla farklı ülkelerin teknoloji alanındaki becerilerini sergileme ve öğrencilerimize kültürel etkileşimde bulunma fırsatı sunarak, küresel düzeyde rekabet edebilirliklerini artırmaktadır. Öğrencilerimize farklı bakış açılarıyla tanışma ve teknoloji alanında diğer ülkelerin seviyesini gözlemleme fırsatı sunan bu yarışma, kültürel paylaşım ve iş birliği imkânlarını da desteklemektedir. İlk kez 2007 yılında 3 kategoride gerçekleştirilen yarışma, bugün 13 farklı kategoride (Temel Seviye Çizgi İzleyen, Temel Seviye Tasarla-Çalıştır, Temel Seviye Tozkoparan Robot, İleri Seviye Çizgi İzleyen, İnsansız Hava Aracı (Mini Drone),Mini Sumo, Tasarla-Çalıştır, Yumurta Toplama, Labirent Ustası, RC Sabit Kanat Uçak, Serbest Proje, Su Altı Robot (SAR), Otonom Araç) ortaokul ve dengi okullara, ortaöğretim okul/kurumlarına devam eden öğrenciler ile yükseköğretimde öğrenim gören ön lisans ve lisans öğrencilerinin katılımlarıyla düzenlenmektedir” dedi. “Eğitimin Yüzyılında Ahilik ve Teknoloji” vurgusu Bu yıl 16. kez düzenlenecek olan yarışma, 16-19 Ekim 2024 tarihleri arasında Erzurum’da Atatürk Üniversitesi Kampüsü içinde gerçekleştirilecek olan yarışmaya 17 ülkeden ve 81 ilden bin 3 kurum, 6 bin 691 katılımcı, 2 bin 687 robotla başvuru yaptı. Yarışma, protokol kapsamında; Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali (TEKNOFEST) ile Türk iş birliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA); paydaş olarak Erzurum Valiliği, Erzurum Büyükşehir Belediyesi, Erzurum Atatürk Üniversitesi, Aselsan ve MESS Eğitim Vakfı’nın katkılarıyla gerçekleştiriliyor 16. Uluslararası MEB Robot Yarışması’nın bu yılki teması “Eğitimin Yüzyılında Ahilik ve Teknoloji” olarak belirlendi. Bu tema, ahilik değerlerinin teknoloji ile harmanlanarak gelecekte nasıl şekillenmesi gerektiğine vurgu yapıyor.
CW Enerji EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı’nda güneş enerjisi çözümlerini sergiledi
15 Ekim 2024 Salı - 11:43 CW Enerji EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı’nda güneş enerjisi çözümlerini sergiledi CW Enerji 9-11 Ekim tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı’nda yerini aldı. Firma, 3 gün boyunca güneş enerjisi sektörüne yön veren çözümlerini katılımcılarla bir araya getirdi. CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, alanında uzman ekip arkadaşları ile birlikte oldukça verimli bir fuar gerçekleştirdiklerini belirterek, “Yüksek verimli güneş panellerimiz, güneş enerjisi teknolojilerinin geleceğine yönelik çözümlerimiz ve enerji depolama sistemlerimiz büyük ilgi gördü. EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı’nı başarılı bir şekilde tamamladığımız için mutlu ve gururluyuz” dedi. Etkinliğin aynı zamanda Platin Sponsoru olduklarını ifade eden Sarvan, “Standımız fuarın en çok ziyaret edilen alanlarından biri oldu. EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı’nda güneş enerjisi sektörüne yön veren çözümlerimizi katılımcılarla bir araya getirdik. Fuarda aynı zamanda sektörümüzdeki son gelişmeleri yakından görme fırsatı yakaladık ve birebir görüşmeler gerçekleştirdik” dedi. Son teknoloji ile üretilen ürünler sergilendi Fuar boyunca son teknoloji ile ürettikleri ürünlerini sergilediklerini dile getiren Sarvan, aynı zamanda güneş enerjisi alanında AR-GE çalışmaları sonucu hayata geçirdikleri çözümleri de tanıttıklarını kaydetti. Sarvan, alanında uzman ekip arkadaşları ile birlikte oldukça verimli bir fuar gerçekleştirdiklerine dikkat çekerek, “Yüksek verimli güneş panellerimiz, güneş enerjisi teknolojilerinin geleceğine yönelik çözümlerimiz ve enerji depolama sistemlerimiz büyük ilgi gördü. EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı’nı başarılı bir şekilde tamamladığımız için mutlu ve gururluyuz” diye konuştu. Sürdürülebilir enerjinin her alanında var olma hedefi CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, güneş enerjisi alanındaki uzmanlıklarını lityum batarya çözümlerinde de sergilediklerini belirterek, fuarda bu alandaki çalışmalarına da yer verdiklerini söyledi. Kuruldukları günden bu yana sürdürülebilir bir büyüme ve yenilikçilik anlayışıyla çalışmalarına devam ettiklerini belirten Sarvan, “Bu kapsamda gelişen teknolojiyi oldukça yakından takip ediyoruz ve kendimizi sürekli geliştiriyoruz. AR-GE Merkezi’mizde geliştirdiğimiz çalışmalarımız neticesinde günümüzün ihtiyaçlarına göre ürünler tasarlıyoruz. Lityum batarya üretimini de bu çerçevede hayata geçirdik” dedi. Sarvan, “Depolama sistemlerindeki enerji çözümlerini yaparken, pazardan gelen talep doğrultusunda güneş enerjisi ile entegre olmamış golf araçları, forklift araçlarının bataryaları gibi depolama çözümlerinin uzun soluklu çalıştığı yerlerden gelen talepleri değerlendirerek pazarda ciddi bir paya sahip olduk” şeklinde konuştu. Sürdürülebilir enerjinin her alanında var olma hedeflerinin olduğunu ifade eden Sarvan, “Güneş enerji santrallerinin (GES) teknik ve yatırım danışmanlığı gibi alanlarında kapsayıcı hizmetler sunuyoruz. Aynı zamanda; GES projelendirme, sistem tasarımı, lisanlı/lisanssız santral kurulumları, lisans alımı ve işletme gibi talep veya ihtiyaçlara ticari olarak karşılık veriyoruz. Bu fuarda şebeke bağlantılı (On-Grid) sistemlerin yanı sıra şebekeden bağımsız akü destekli sistemler (Off-Grid), güneş enerjili sulama sistemleri, LED aydınlatma sistemleri, güneş enerjili kamera sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, akıllı ev sistemleri ve ısı pompası sistemleri ürünlerimizi de sergiledik” dedi. Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı İnovatif enerji çözümleriyle Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlamayı sürdürdüklerini dile getiren Sarvan, şöyle devam etti: “CW Enerji olarak, her geçen gün büyüyen ekibimizle birlikte daha fazla projeye imza atma hedefiyle yol alıyoruz. Sürdürülebilir ve temiz enerji kaynaklarının yaygınlaşması için yatırımlarımıza devam edeceğiz. Bu çerçevede EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı bizim için büyük bir fırsat oldu. Bundan sonra da temiz enerji çözümleri konusunda çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”