TEKNOLOJİ
Rektör Aydın: "Stratejik ortaklıkla çalışmalarımızı ileriye taşıyoruz" 27 Mart 2026 Cuma - 17:54:10 Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ), tarım teknolojileri alanında yeni bir iş birliğine imza attı. OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve Tarım Teknolojileri Kümelenmesi (TÜME) iş birliği protokolü kapsamında 10 pilot üniversiteden biri olarak seçilmenin, çalışmalarını stratejik bir ortaklıkla ileriye taşıma fırsatı sunduğunu söyledi. Burdur’da, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın katılımıyla "YÖK-TÜME İş Birliği Protokolü İmza Töreni" gerçekleştirildi. İmzalanan protokol kapsamında, tarım ve hayvancılık alanında faaliyet gösteren 40 bin gence ulaşılması ve sektörde verimliliğin artırılması hedefleniyor. Rektör Aydın: "Stratejik ortaklıkla çalışmalarımızı ileriye taşıyoruz" Törene katılarak çeşitli temas ve istişarelerde bulunan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, protokole ilişkin değerlendirmesinde, "YÖK ve TÜME iş birliği protokolü kapsamında 10 pilot üniversiteden biri olarak yer almak, tarım teknolojileri alanındaki çalışmalarımızı stratejik bir ortaklıkla ileriye taşıma fırsatı sunmuştur. TEKNOFEST ruhuyla beslenen bu Ar-Ge ve inovasyon iş birliği sayesinde, akademik birikimimizi yüksek teknoloji odaklı üretim modelleri ve otonom sistemlerle sahaya aktaracağız. Hayata geçireceğimiz ‘Yapay Zekâ Tabanlı Otonom Eğitim ve Araştırma Çiftliği’ projesiyle; öğrencilerimize üretim ekosisteminin içinde yer alacakları uygulamalı bir eğitim ortamı sunarken, sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetişmesine katkı sağlayacağız. Bu sürecin bölgesel kalkınma hedeflerimize önemli bir ivme kazandıracağına inanıyoruz. Tarım ve hayvancılık ile gıda arz güvenliğine katkı sağlayacak bu protokolün, üniversitemiz ve ülkemiz adına hayırlı olmasını diliyorum. Bu vizyoner yaklaşımı ortaya koyan YÖK Başkanımız Prof. Dr. Erol Özvar’a, katkı sunan tüm paydaşlara ve nazik ev sahiplikleri için MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar’a teşekkür ediyorum" dedi. Program, protokol imza töreninin ardından çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.
27 Mart 2026 Cuma - 15:51 Malatya’da Dijital Gençlik Merkezi’nde kodlama eğitimi Malatya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde oluşturulan Dijital Gençlik Merkezi (DİGEM)’de gençlere yönelik temel bilgisayar ve robotik kodlama eğitimleri verilecek. Avrupa Birliği finansmanı ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye tarafından nihai faydalanıcı olan Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) iş birliği ile yürütülen "Bugünün Gençleri Geleceğin Meslekleri Projesi" kapsamında Malatya Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde Dijital Gençlik Merkezi (DİGEM) oluşturuldu. Geleceğin meslekleri için dijital kapasite oluşturarak insan kaynağını kadın-erkek fırsat eşitliği temelinde güçlendirme hedefi ile gerçekleştirilecek olan proje kapsamında Python ile Veri Analizi, Veri Görselleştirme & Raporlama, Temel Veri Tabanı Bilgisi gibi eğitimler gençlere katkı sunulacak. Eğitimler online ve yüz yüze olacak şekilde gerçekleştirilecek. Ücretsiz olarak verilen eğitimler için başvurular İnönü Mahallesi Şehit Güner Erdem Sokak Faik Erdoğan Vakıf Cami bitişiği No: 10 Yeşilyurt/Malatya adresindeki Malatya Büyükşehir Belediyesi Dijital Gençlik Merkezi’ne ve https://cevrimiciegitim.org/tbb-kbs/public/index.php linkinden yapılacak. Projenin birinci uygulama kısmında Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından eğitimler; "30 Mart- Yüz yüze (13:00-16:00), 01 Nisan- Online (13:00-16:00), 06 Nisan- Yüz yüze (13:00-16:00),08 Nisan- Online (13:00-16:00), 13 Nisan- Yüz yüze (13:00-16:00), 15 Nisan- Yüz yüze (13:00-16:00"
27 Mart 2026 Cuma - 11:49 TOGÜ’den üretim odaklı eğitim hamlesi Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) bünyesinde kurulacak Millî Teknoloji Atölyesi, öğrencilerin teorik bilgilerini pratiğe dönüştürerek üretim odaklı, yenilikçi ve problem çözen bireyler olarak yetişmesini hedefliyor. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) bünyesinde açılması planlanan Millî Teknoloji Atölyesi, öğrencilerin bilimsel ve teknolojik üretim süreçlerine aktif katılımını hedefliyor. TOGÜ Rektörü Fatih Yılmaz, atölyede yürütülen hazırlık çalışmalarını yerinde inceleyerek yetkililerden bilgi aldı. Ziyarete rektör yardımcıları, genel sekreter ve rektör danışmanları da katıldı. Üreten nesiller için yeni merkez İncelemelerin ardından açıklamalarda bulunan Rektör Yılmaz, Millî Teknoloji Atölyesi’nin öğrencilerin hayal güçlerini geliştirebilecekleri ve projelerini uygulamaya dönüştürebilecekleri önemli bir merkez olacağını belirtti. Atölyede yürütülecek çalışmalarla öğrencilerin sadece bilgi tüketen değil, aynı zamanda üreten, yenilikçi ve problem çözebilen bireyler olarak yetiştirilmelerinin hedeflendiğini ifade etti. Geniş katılımlı bir üretim ve eğitim alanı olarak tasarlanan atölye; ortaokul, lise ve üniversite öğrencilerinin yanı sıra akademisyenlerin de kullanımına sunulacak. "Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen proje kapsamında bir yürütücü ile yaklaşık 40 akademisyenden oluşan danışma kurulu görev alacak. Atölyede robotik ve kodlama, yazılım ve algoritma, 3D tasarım ve üretim, yapay zekâ ve dijital teknolojiler ile STEM alanlarında eğitim ve proje çalışmaları yürütülecek. Bu sayede öğrencilerin teorik bilgilerini pratiğe dönüştürmeleri ve uygulamalı öğrenme süreçlerine aktif katılım sağlamaları amaçlanıyor.
Teknoloji influencer’ı Hakkı Alkan: “(Instagram) Meta yapması gerekenleri hayata geçirirse erişim engeli çok hızlı bir şekilde kalkar”
05 Ağustos 2024 Pazartesi - 14:08 Teknoloji influencer’ı Hakkı Alkan: “(Instagram) Meta yapması gerekenleri hayata geçirirse erişim engeli çok hızlı bir şekilde kalkar” Teknoloji influencer’ı Hakkı Alkan Instagram’a uygulanan erişim engellenin kalkıp kalkmayacağına ilişkin, “Meta’nın burada yapması gereken 2 tane konu var bunları hayata geçirirse buradaki erişim engeli çok hızlı bir şekilde kalkar diye düşünüyoruz” dedi. Teknoloji alanında sosyal medyada içerik üreten Hakkı Alkan, Instagram’ın kapatılmasını İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine değerlendirdi. Alkan, Instagram’ın düşünce ve ifade özürlüğü konusunda yanlış bir tutum sergilediğini vurgulayarak, erişim engelinin açılmasının Instagram’ın göstereceği tutuma bağlı olduğunu dile getirdi. Alkan ayrıca VPN ile Instagram’a erişen kullanıcılar için doğru VPN kullanılması gerektiğine dikkat çekti. "Instagram’ın o her yerde övündüğü ifade özgürlüğü, düşünce özgürlüğüne karşı yanlış bir tutum sergilediği paylaşıldı" Instagram’ın kapatılmasının sebebi olarak katalog suçların yanı sıra ifade özgürlüğü olduğunu dile getiren Hakkı Alkan, “Düzenleyici kurumun beklentisi katalog suçlarının dışında Türkiye’deki internet kullanıcılarının ifadelerini özgür bir şekilde paylaşabilmelerine imkan sağlamak. Çünkü burada kötü bir deneyim yaşadı, İsmail Haniye suikastının sonrasında yapılan paylaşımlara kısıtlama gelmesi bu konuda büyük bir tepki topladı. Instagram’ın o her yerde övündüğü ifade özgürlüğü, düşünce özgürlüğüne karşı yanlış bir tutum sergilediği paylaşıldı pek çok kurum tarafından. Bu beklentiler karşılanmadığı için böyle bir durumla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı. “Meta yapması gerekenleri hayata geçirirse erişim engeli çok hızlı bir şekilde kalkar” Meta’nın yapması gerekenleri hayata geçirmesi halinde erişim engelinden bir an önce kurtulacağını belirten Alkan, “Birden fazla bir katalog suçundan bahsediyoruz. Hangi katalog suçu ne zaman devreye alındı? Bu yaptırım suçtan ve hangi içerikten dolayı uygulandı bu çok net değil. O nedenle burada süreden ziyade burada asıl odaklanmamız gereken konu Meta’nın takınacağı tavır. Meta’nın burada yapması gereken 2 tane konu var bunları hayata geçirirse buradaki erişim engeli süresi çok hızlı bir şekilde kalkar diye düşünüyoruz” diye konuştu. “Instagram’a erişimin engellenmesinin kısa sürmesine tamamen Instagram’ın kendisi karar verecek” Meta’nın da Amerika tarafından baskılandığını vurgulayan Alkan, “Instagram’a erişimin engellenmesinin kısa sürmesine tamamen Instagram’ın kendisi karar verecek. Çünkü Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın doğrudan bu konuyla görüşmeler yapıyor özellikle Dr. Ömer Fatih Sayan Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı onun liderliğinde bu temaslar devam ettiriliyor. Hem bakanlık hem Bilişim Teknolojileri Kurumu (BTK) bu konuda bazı açıklamalarda yapıyor. Burada bir liste önlerine gitmiştir mutlaka; birinci adım bu listedeki suç içeren içeriklerin kaldırılması. İkinci görev de Meta’dan bir beklenti var, Türkiye’deki internet kullanıcılarının ifade özgürlüğünü desteklediklerini belirtmeleri gerekiyor. Bu açıklamadan sonra zannediyorum yasak kalkabilir. Bu kesin yapılacaktır diye bir ifadede bulunamıyorum. Çünkü Meta’nın takınmış olduğu tavır biraz da onların üstündeki baskıdan da kaynaklanıyor. Çünkü bir Amerikan şirketinden bahsediyoruz. Bölgemizdeki tutum herkesin malumu. Bu gelişmelere karşı Meta’nın Türkiye’nin beklediği şekilde hareket edip edemeyeceği de ayrı bir soru işareti. Çünkü eminim ki onlarda üzerinde bir baskı hissediyordur. Ben Meta’da çalışanların da örnek veriyorum Haniye suikastı sonrasında paylaşımların kısıtlanması konusuna kesinlik katılmadığını düşünen çok sayıda çalışanı vardır. Çünkü Instagram’da çalışanlar; ‘Biz bu değiliz, insanlar bir siyasi büro şefi olarak konumlandırılmış olan bir lidere yapılan suikast sonrasında paylaşım yapabilir, biz bunları neden kısıtlıyoruz?’ demiştir mutlaka ama onların da üzerlerinde çok büyük bir baskı olduğunu düşünüyorum. Bu baskı onların BTK’ya cevap verme süresini etkileyebilir” açıklamasında bulundu. Erişim engelinin açılıp açılmayacağına ilişkin konuşan Alkan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Elinde sonunda işin ucunda para olduğu için, ticari baskı diğer baskıda daha ağır gelecektir diye tahmin ediyorum. Atılacak olan bu iki adımdan sonra ben Instagram’a olan erişim engelinin kaldırılacağını düşünüyorum." "Tüketiciler bir VPN hizmeti alırken bazen bilinçsiz davranabiliyor" Kullanıcıların doğru VPN seçimi yapması gerektiğini aktaran Alkan, “VPN kötü bir şey değil, VPN’i batak bir ortam olarak göstermek doğru değil. Virtual Private Network yani baş harflerinden VPN adı ortaya çıkıyor. Bu zaten bankaların, önemli kurumların bilgilerini bir koruma alanına alabilmek için kullandıkları özel ağlar. Biz Instagram’a erişemediğimiz için bir VPN hizmeti aldığımızda bu erişim engelini aşabiliyoruz. Tüketiciler bir VPN hizmeti alırken bazen bilinçsiz davranabiliyor. Problem buradan çıkıyor. Örnek veriyorum arama motoruna ‘ücretsiz VPN’ yazıyorlar. Oraya reklam veren bir uygulama hemen tıklanıyor, indiriliyor ve sisteme kuruluyor. Kurulan sistemin tam merkezinde yani hangi siteye gideceksiniz, bankaya. Bankanın web sitesini yazdınız gerçekten bir site açıldı ama o sitenin banka olup olmadığından emin değiliz. Çünkü VPN’in gönderdiği yere gidiyoruz biz. Eğer art niyetli bir VPN ise yada VPN üzerinden zararlı bir siteye girmişsek ve uyarılmamışsak o zaman banka hesabı gidebilir, sosyal medyada görüyorum bazı sosyal medya hesapları çalınmış. Bunlar çok büyük tehlikeler o nedenle VPN kötü bir şey değildir ama VPN riskli olabilen bir yapıdır. Doğru VPN’i seçmek gerekiyor. Eğer illa böyle bir hizmet kullanılacaksa bir vergi mükellefi olan, adresi olan, sorgulanabilir, negatif haberleri çıkmamış olan bir VPN hizmetinden faydalanılabilir. “İnsanların fikirlerini Instagram’da ifade etmesi gerekiyor” Alkan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Instagram’ın çok önemli bir platform olduğunun altını çizmek istiyorum. Instagram sadece bizim eğlence amaçlı yada benim kullandığım gibi teknolojiyi anlatmak için kullandığım platformlarından bir tanesi ama aynı zamanda bu Instagram küçük ve orta boy işletmelerin, KOBİ’lerin ticari faaliyetlerini devam ettirebilmesi için çok önemli bir platform. O nedenle Instagram’ın açık kalması o nedenle çok önemli. İşin bu tarafı kesinlikle eleştiriye açık değil ama işin diğer tarafında şöyle bir durum var; örneğin yapay zekayla üretilmiş bir sahte içerik gördüm. Bunu şikayet ettim, şikayetime bir hafta sonra cevap geldi ve gelen cevap ‘Bu içerik bizim için topluluk aykırı değildir, o nedenle şikayetiniz yerinde görülmemiştir’ dendi ve şikayet ettiğim içerik çok sevilen bir yüzün, sesi de kopyalanarak bir ticari faaliyete yönlendirme yapıyor; ‘Gidin bu hisseyi alın, bak koşarak alın’ şeklinde bir hisseye yönlendiriliyordu. Instagram’ın da yapması gerekenler var bu içeriklere öyle kolay kolay izin vermemesi lazım. Bir şikayet geldiği zaman çok hızlı bir şekilde Avrupa’da, Amerika’da yaptığı gibi çok hızlı bir şekilde işleme alması lazım. Bununla beraber düşünce ve ifade özgürlüğüne mutlaka destek olması gerekiyor. İnsanların fikirlerini Instagram’da ifade etmesi gerekiyor. Bunların kısıtlanmaması gerekiyor. Bu duruşunu dünyada herkese duyurduğu şekilde evrensel olarak ve homojen olarak uygulamaya geçirmesi gerekiyor.”
Muratpaşa’nın güvenliği, insan gözü gibi hareket eden kameralarla sağlanıyor
05 Ağustos 2024 Pazartesi - 13:38 Muratpaşa’nın güvenliği, insan gözü gibi hareket eden kameralarla sağlanıyor Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin ASSİM İnovasyon Merkezi girişimlerinden PlusOneSmart, geliştirdikleri güvenlik kamera sistemiyle belediyenin gözü oldu. Muratpaşa’nın 20 noktasının güvenliği insan gözü gibi hareket eden, nesneleri tanıyan kameralarla sağlanıyor. Muratpaşa Belediyesi ASSİM’in sunduğu imkanlarla faaliyetlerini sürdüren girişimlerden PlusOneSmart, güvenlik kameralarına yapay zekayı entegre etti. Güvenlik kameralarına sesli uyarı sistemi, iletişim kurma gibi becerilerle donatan firmanın geliştirdiği sistemle Muratpaşa Belediyesi Aydın Kanza, Bayındır parkı gibi büyük kent parkları, statlar, spor salonları, kültür merkezleri, etüt merkezleri ve belediyenin depolarının bulunduğu 20 noktasının güvenliğini sağlıyor. Sistem, öncelikli güvenlik kameralarının bulunduğu alana izinsiz giren kişi veya kişilere emniyet güçlerine bilgi verileceği konusunda sesli uyarı anonsu yapıyor, sonrasında sirenler devreye giriyor. Yapay zeka destekli yazılım, insan formu dışında evcil hayvanları ayırt edebilme özelliğini de sahip. “Yazılımın yerli olmasına özen gösterdik” Şirket kurucularından Tuna Terzioğlu, insan hayatını kolaylaştıran teknolojiyi geliştirmek için bu yolculuğa çıktıklarını söyledi. Güvenlik kameralarını yapay zekayla buluşturma noktasında Muratpaşa Belediyesi’nin ihtiyaçlarını da dikkate aldıklarını dile getiren Terzioğlu, şunları söyledi: “Fiziki güvenlikle birçok alana müdahale edilemediği için biz elektronik ortamda böyle bir teknoloji geliştirdik. Ekip arkadaşlarımla aslında bu yazılımı tamamen yerli yüzde yüz milli olması konusunda özen gösterdik. Başkanımız Ümit Uysal’ın da isteklerinden biri buydu. İnovasyon Merkezinde üretilen bir teknolojinin kendi kaynaklarımız ve gençlerimizle üretilebilmesini vurgulamaktı. Şimdi bir de üstüne ihraç edebilirsek ne mutlu bize” diye konuştu. Her şeyi ayırt ediyor Şirketin yazılımcılarından Serhat Buyruk, güvenlik sisteminde kameraların içeri giren insan veya yabancı nesneleri tespit ederek bunları mobil uygulama üzerinden kullanıcılara iletebildiklerini ifade etti. Buyruk, “Bizim geliştirdiğimiz sistem altyapısında yapay zeka destekli insan algılama modeli bulunuyor. Kameralarımız sayesinde sadece insan formunu algılayarak gerekli uyarıları kullanıcılara bildiriyoruz” diye konuştu.
MSKÜ Öğrencileri insansız deniz aracı ile Teknofest’te finale kaldılar
05 Ağustos 2024 Pazartesi - 11:50 MSKÜ Öğrencileri insansız deniz aracı ile Teknofest’te finale kaldılar MSKÜ Mühendislik Fakültesi öğrencilerinden oluşan Turgut Reis İDA Takımı, Teknofest 2024 İnsansız Deniz Aracı Yarışması’nda finale kaldı. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Mühendislik Fakültesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği ile Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümlerinden 11 öğrenci ve bir danışmandan oluşan Turgut Reis İDA Takımı, Teknofest 2024 İnsansız Deniz Aracı Yarışması’nda finale kalmaya hak kazandı. Yoğun çalışmalarının meyvesini alan takım, final yarışmasına Mersin’de 19-22 Eylül tarihlerinde katılacak. Teknofest 2024, genç mühendislerin ve bilim insanlarının inovasyon ve teknoloji alanındaki yeteneklerini sergileme fırsatı bulduğu önemli bir platform olma özelliğini taşıyor. Turgut Reis İDA Takımı’nın bu prestijli yarışmada elde ettiği başarı, takımın ve danışmanlarının emeklerinin bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Finale kalmanın sevincini yaşayan Turgut Reis İDA, yarışma sürecinde elde ettiği tecrübeleri ve teknik bilgileri en iyi şekilde kullanarak başarılı olmayı hedefliyor. MSKÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği ve aynı zamanda Turgutreis İnsansız Deniz Aracı takım lideri Mustafa Guzey, “Projemizin koordinasyon ve proje üretiminden sorumluyum. Hedefimiz hava ve deniz araçlarında fark oluşturmak” dedi. Turgutreis İnsansız Deniz Aracı raporlama ve sponsorluk ekibinde yer alan MSKÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği öğrencisi Mehmet Akif Usta, “Takım olarak şu ana kadar geldiğimiz nokta hepimizi gururlandırdı. Hepimizin tek bir gayesi var. Bu yarışmada birinci olabilmek" dedi.
BTÜ öğrencileri elektrikli araç yarışları’na hazırlanıyor
05 Ağustos 2024 Pazartesi - 10:53 BTÜ öğrencileri elektrikli araç yarışları’na hazırlanıyor Bursa Teknik Üniversitesini (BTÜ), TEKNOFEST Efficiency Challenge Elektrikli Araç Yarışları’nda temsil edecek öğrenciler, gece gündüz demeden çalışmalarını sürdürüyor. Yoğun çalışma süreçlerinde öğrencileri yalnız bırakmayan BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, atölyeleri ziyaret ederek, öğrencilerden yarışa hazırladıkları araçlar hakkında bilgi aldı. TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali çerçevesinde düzenlenen yarışmalara BTÜ’den 10 kategoride, 15 takım finale kalmayı başardı. Finalist takımlar bu sene de dereceyle dönebilmek için Üniversitedeki atölyelerinde 7/24 esasıyla çalışmalarını sürdürüyor. TEKNOFEST çerçevesinde Uluslararası Efficiency Challenge Elektrikli Araç Yarışlarına, en iyi elektrikli araçlarla katılabilmek için gece gündüz demeden çalışan öğrencileri, BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Beyhan Bayhan ve Teknoloji Yarışmaları Koordinatörü Prof. Dr. Hüseyin Lekesiz, Yıldırım Bayezid Yerleşkesi’ndeki atölyelerinde ziyaret etti. Öğrencilerden, yarışa katılacak araçlar hakkında bilgi alan Rektör Çağlar, “TEKNOFEST yarışmalarındaki çalışmalarınız ve emeklerinizle bizlere her sene gurur yaşattınız. Geçen yıl kurduğumuz Teknoloji Yarışmaları Koordinatörlüğümüzün çalışmaları ve sizler için oluşturduğu politikalar ile daha verimli ilerleyeceğinize inanıyoruz. Bu sene de ortaya koyduğunuz farklı ve verimli araçlarınızla başarıyı yakalayacağınıza hiç kuşkumuz yok. Biz her şartta yanınızdayız, yeter ki üretin” dedi. “Hidromobil yarışlarında da varız” Elektromobil ve Hidromobil kategorilerinde yarışlara katılacakları otomobiller hakkında bilgi veren Elektrikli Araçlar ve Otonomi Topluluğu Başkanı Melis Sultan Erdoğan, “Topluluk bünyemizdeki Sancar ve Atak takımlarımız iki farklı araç hazırlıyor. Sancar Takımı’nın yapımını üstlendiği elektrikli otomobillin, motor sürücüsünü yerli bir şekilde gerçekleştirdik. Atak Takımımız ise bu sene bir ilk olarak hidromobil yarışlarına katılacak. Bunun için de hidromobil ile çalışacak araç yapıyoruz. Bu aracımız hidrojen gazından elektrik üretecek. Her sene olduğu gibi bu sene de oldukça iddialıyız. Üniversitemizi en güzel şekilde temsil ederek dereceyle döneceğimize eminiz” diye konuştu. "Tamamen yerli ve öğrenci işi" Alternatif Enerjili Taşıtlar Topluluğu bünyesindeki Hacıwatt Takımı Kaptanı Hilal Bukre Doğu, bu yıl takım olarak Elektromobil ve Robotaksi Binek Otonom Araç yarışlarında yer alacaklarını söyledi. Hilal Bukre Doğu, “Bu sene elektromobil aracımıza, mekanik olarak süspansiyon sistemleri ekliyoruz. Amacımız verimlilik olduğu için daha hafif araç üretiyoruz. Daha yenilenebilir olmasını sağlamak amacıyla ise kabuğumuzda revizyona gidiyoruz. ‘Tamamen yerli ve öğrenci işi’ sloganımızla tasarımları ve yazımları yüzde 100 ekibimizin emeğiyle oluşan yerli motor sürücüsü de yapıyoruz. Otonom aracımızda ise kendi kendine sürüş yönetebilen ve belli kurallara uyan bir sistem üzerinde çalışıyoruz. Burada da oluşturduğumuz yazılım ve program sayesinde daha verimli ve efektif bir araç hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.
Einstein’in Nobel ödülü aldığı teoriyi ispatlayan Türk profesör ’online savaşa’ dikkat çekti
05 Ağustos 2024 Pazartesi - 10:09 Einstein’in Nobel ödülü aldığı teoriyi ispatlayan Türk profesör ’online savaşa’ dikkat çekti Türkiye’de Einstein’e Nobel getiren meşhur teorisini ispat edip, bu teoriyi baz alarak fotonik ürün üreten ve dünya devleri ile yarışan Fırat Üniversitesi (FÜ) Fizik Bölümü Öğretim Üyesi ve Fytronix’in CEO’su Prof. Dr. Fahrettin Yakuphanoğlu, dünya vizyonunun değiştiğine, savaşlarda artık teknolojinin ön plana çıktığına dikkat çekerek, yerli ve milli yüksek teknolojinin ülkelerin geleceğini belirleyeceğine vurgu yaptı. Fytronix teknolojisi ile yerli ve milli ürünler üretip, 15 farklı ülkeye ihraç eden FÜ Fizik Bölümü Öğretim Üyesi ve Fytronix’in CEO’su Fahrettin Yakuphanoğlu, ürettiği ürünler ile ülke ihracatına önemli katkılar sağlıyor. AR-GE ve ÜR-GE çalışmalarını başarıyla sürdürerek yüksek teknoloji ürünler üreten Prof. Dr. Yakuphanoğlu, Fytronik teknolojisinin fizik kullanılan temel förmüleri ürüne dönüştüren bir teknoloji olduğunu, artık yerli ürün ve yerli marka üretmenin ülke için son derece önemli olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Yakuphanoğlu, özellikle üretilen cihaz veya uygulamaların donanımsal ve yazımsal bileşenlerinin yerli ve milli olarak üretilmesi gerektiğini kaydetti. Yüksek teknoloji üretimi için gerekli olan teorik ve pratik bilgileri yan yana getirerek, teknolojik seviyesi yüksek olan ürünlerin üretilebileceğini ifade eden Yakuphanoğlu, dünyanın yeni bir vizyona kavuşarak stratejisinin değiştiğine, savaşların artık online yapıldığına dikkat çekti. ’’Bir ürün ürettiğimizde özellikle yazılımımızın yerli ve milli olmasına dikkat etmemiz gerekmektedir’’ Geliştirilen cihazların yazılım ve donanımsal özelliklerinin önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yakuphanoğlu, ’’Bizlerin amacı, bir teoriyi geliştirip daha sonra bunu uygulamaya dökerek teknolojik bir ürün geliştirmektir. Özellikle hedefimiz üretmiş olduğumuz cihazları yerli ve milli imkanlarla üreterek ülke hizmetine sunmaktır. Bilindiği üzere bir ürünü donanımsal ve yazılımsal olarak üretirsiniz. Donanımsal olarak ürettiğinizde cihazın teknik özelliklerini, mekanik özelliklerini çok kolaylıkla geliştirip koruyabilirsiniz fakat cihazı yazılımsal olarak ürettiğinizde bunun güvenliğini sağlayamazsınız. Biz cihazlarımızı ürettiğimizde özellikle cihazların yazılımlarını bilgisayar ve mobil uygulama ortamında hazırlarız. Bunu da kişinin kullanımına sunarız. Dolayısıyla ikisi arasındaki fark, yazılımı mobil uygulamalarda kullanıldığında bunun açıkları olabilir ve bu yazılımlara dışarıdan bir etki çok kolaylıkla yapılabilir. Yani bu da amacı dışında kontrol edilebilir. Biz bir ürün ürettiğimizde özellikle yazılımımızın yerli ve milli olmasına dikkat etmemiz gerekmektedir. Cihazın yazılımında özellikle konum bilgileri, cihazın teknik özellikleri veya barkodlar kullanarak, bütün bilgilerini bu yazılıma aktararak ve bunlara kolaylıkla erişilebiliyor. Çünkü bilindiği gibi mobil uygulamalarda şu anda biz GPS ve wifi ile diğer teknolojiyi kullanıyoruz. Bunları basit bir uygulama olarak görüp, kullandığımızda bize olumsuz sonuçlar verebiliyor. Dolayısıyla bizim yapmamız gereken bu cihazları yerli ve milli olarak üretirken bizim bütün bileşenlerini yüzde yüz yerli ve milli imkanlarla üretmemiz gerekir ve bunun bütün bilgi ve detaylarının bizde olması gerekir” dedi. “Konum bilgisini bir telefonda açmak bir insanın güvenliği için en tehlikeli durumdur” Özellikle akıllı telefonlarda kullanılan mobil uygulamaların kullanımında zorunlu olarak istenen konum bilgisinin açılmasının yol açtığı zararlara değinen Yakuphanoğlu, ’’Cihazlarımızı üretip yurtdışına, farklı bir ülkeye gönderdiğimizde bu cihazlara dışarıdan bir müdahalenin olmaması için özellikle cihazın yazılımsal kısmını güvenlik altına almamız lazım. Yazılımda da cihazın içerisinde gömülü sistemler atarak dışarıdan gelen etkiler yok edilebilir. Biz bütün ürünlerimizde buna dikkat etmekteyiz. Yazılımlarımızı lisanslayarak, dışarıdan bir etki olmayacak şekilde ihraç ediyoruz. Şu anda bütün akıllı telefonların en büyük problemi, kullanıldığında telefonun konum bilgisinin açılmasına zorlar. Konum bilgisini bir telefonda açmak bir insanın güvenliği için en tehlikeli durumdur. Konumu açtırmaya çalışıyor ancak konumun kullanacağınız yazılımla bir ilgisinin olup olmadığının farkında olamıyorsunuz. Konum açtırıldığında dünyanın herhangi bir yerinde başkaları tarafından çok kolaylıkla yeriniz tespit edilebilir. Bu da sizin hem iş yeriniz hem de kendiniz için bir tehlike oluşturur” diye konuştu. “Artık teknolojinin de, savaşların da şekli değişti” Yerli ve milli yazılımın şart olduğunu dile getiren Yakuphanoğlu, ’’Artık dünyada savaşın şekli de değişti. Savaşta artık eskisi gibi fiziki olarak savaşmaya, silah kullanmaya gerek yok. Şu anda teknoloji kullanılarak yazılımsal ve uzaktan erişim sistemi kullanılıyor. Örneğin GPS dediğimiz yazılım ile bir nesnenin herhangi yerini çok kolaylıkla tespit edebiliyorsunuz. İki ülke savaş halindeyken diğer ülkedeki cephanenin konumunu, teknolojik alanlarının konumunu, stratejik mekanların konumu bir yazılım ile kolaylıkla tespit edilebiliyor. Dolayısıyla artık teknolojinin de, savaşların da şekli değişti. Şu anda online savaşlar yapılmakta. Ülke olarak artık üretim yapmak istiyorsak, üretimde iki şeye dikkat etmeliyiz. Birincisi fiziki, mekanik ve donanımsal olarak üretilen cihazlar olması gerekmekte, ikincisi ise bu cihazların yazılımlarının kesinlikle yerli ve milli imkanlarla üretilmesi gerekir. Artık kesinlikle bütün alanlarda yerli ve milli imkanlarla üreteceğimiz ürün olmalı. Artık dünya yeni bir vizyona kavuştu ve dünyanın stratejisi değişti. Dünyada insan ilişkileri online, devlette yapılan işler online, savaşlar online, yani artık her şeyde yazılım var. Bizim gençlerimizi ana işlere yönlendirmemiz lazım. Ana işlerden en önemli mesleklerin başında gelen biri elektrik-elektronik olmak üzere yazılım, makina ve bunları içeren mekatronik olabilir” şeklinde konuştu. Fırat Teknokent’te kurduğu Yüksek Teknoloji şirketinde teknolojik ürün geliştiren Yakuphanoğlu, Nobel ödüllü Alman fizikçi Albert Einstein’ın 1905 yılında ortaya attığı foton teorisini ispatlamak adına ’kuantum parçacık algılayıcı’ adını verdiği nanoteknolojik bir sistem üretmişti.
Teknokent’te ayın konusu, kapari ve kırmızı pancar oldu
05 Ağustos 2024 Pazartesi - 09:16 Teknokent’te ayın konusu, kapari ve kırmızı pancar oldu Başta Aydın olmak üzere Ege’deki bitkiler üzerinde tek tek inceleme yapan Karya Farma HBX AR-GE ekibi bu ay, kapari ve kırmızı pancarı ele aldı. Bugüne kadar 17 patent alan Karya Farma son çalışması ile şehre 2 patent birden kazandırdı. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Teknokent’te faaliyetlerini sürdüren ve yaklaşık 20 yıldır Ege Bölgesi’nin endemik bitkileri üzerinde yaptığı çalışmalarla gündeme gelen Karya Farma HBX Ar-Ge, bu ay kapari ve kırmızı pancarı laboratuvara aldı. Yaptığı birbirinden ilginç çalışmaları ile ADÜ Teknokent’in adını adeta dünyaya duyuran Karya Farma HBX Ar-Ge ekibi, çalışmaları ile bir yandan endemik bitkilerin sağlık alanındaki faydalarını kayda alırken, diğer yandan Aydın ve Ege’deki pek çok bitkiye ekonomik değer kazandırmayı hedeflediğini kaydetti. Son çalışmalarını kapari ve kırmızı pancar üzerinde yaptığını ve bu çalışmaları ile 2 patent birden aldıklarını kaydeden firmanın Bilimsel Araştırmalar Projeleri (BAP) Merkezi Koordinatörü Hakan Başlık, kaparinin antibakteriyel etkinliği artırdığını ve nefes almayı kolaylaştırdığını tespit ettiklerini belirtti. Kapari bitkisinin bu özelliği ile korona virüs döneminde topluma çıkan herkesin kullanmak zorunda olduğu koruyucu maskelere ciddi işlev kazandırdığını kaydeden Hakan Başlık, “Kapari bitkisi, içerdiği flavonoidler ve antioksidanlar sayesinde güçlü antibakteriyel, ve antiviral özellikler taşır. Bu özellikleri sayesinde, kapari bitkisi maskelerde kullanıldığında bakteri ve virüslerin yayılmasını önleyebilir ve maskelerin koruyuculuğunu artırabilir. Kapari bitkisi özleri, maskelerin iç yüzeyine uygulandığında uzun süre temiz ve ferah kalmasını sağlar. Karya Farma HBX AR-GE ekibi olarak, kapari bitkisinin özlerini maskelerde kullanmak üzere çeşitli formülasyonlar üzerinde çalışmalar yaptık. İlk sonuçlar, kapari özlerinin maskelerde kullanıldığında antibakteriyel etkinliği artırdığını ve nefes almayı kolaylaştırdığını gösterdi. Bu maskeler, hem tıbbi hem de günlük kullanım için ekstra koruma sağlama potansiyeline sahip” diyerek yaptıkları çalışmada kaparinin bilinmeyen bir çok özelliğini tespit ettiklerini kaydederek gelecekte, kapari bitkisi özlerinin diğer koruyucu ekipmanlarda da kullanılması ve bu ürünlerin daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştırılması için kapsamlı çalışacaklarını kaydetti. Kapari ile birlikte eş zamanlı olarak kırmızı pancar üzerinde de çalıştıklarını kaydeden Karya Farma HBX AR-GE Projeler danışmanı Kimya Mühendisi Aslı Aktaş ise kırmızı pancarın etken maddelerinin nörodejeneratif hastalıkların tedavisinde kullanılabileceğini ileri sürdü. Aktaş, “Kırmızı pancar, içerdiği zengin etken maddelerle sadece beslenme açısından değil, aynı zamanda sağlık alanında da dikkat çekmektedir. Son araştırmalar, kırmızı pancarın nörodejeneratif hastalıkların tedavisinde önemli bir rol oynayabileceğini ortaya koyuyor. Kırmızı pancar, betalainler, flavonoidler, nitratlar ve çeşitli vitaminler gibi biyoaktif bileşenler açısından zengindir. Bu bileşenler, güçlü antioksidan, antiinflamatuar ve nöroprotektif özelliklere sahiptir. Betalainler, özellikle kırmızı pancara özgü olan ve ona karakteristik rengini veren bileşenlerdir. Bu bileşenlerin beyindeki oksidatif stresi azaltarak, sinir hücrelerinin korunmasına yardımcı olduğu bilinmektedir” diye konuştu. Kimya Mühendisi Aslı Aktaş; "Bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalar içerisinde en çok heyecan duyduğumuz patentleri tescil alan bu iki buluşumuz tıp dünyasına yeni bir heyecan ve ivme kazandıracağımıza inanıyoruz. Tedavileri oldukça zor olan hastalıklar ile ilgili inovatif çalışmalarımız devam edecek” dedi. Bu arada ADÜ Teknokent’te toplam 24 patent girişiminin 17’sinin, 4 Patent tescilinden 3’ünün Karya Farma HBX Ar-Ge tarafından gerçekleştirildiği ekibin 100’den fazla farklı çalışması olduğu öğrenildi.
Biyokimyasal atıkları elektrik enerjisine dönüştüren öğrencilerden büyük başarı
04 Ağustos 2024 Pazar - 10:32 Biyokimyasal atıkları elektrik enerjisine dönüştüren öğrencilerden büyük başarı Koçarlı İmam Hatip Ortaokulu öğrencileri, Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışması’nda biyokimyasal enerjinin elektrik enerjisine dönüştürülmesini amaçlayan projeleriyle finale yükseldi. Toplumda yenilenebilir enerji kullanımını ve enerji verimliliği kültürünü geliştirerek, çevre bilincini artırmayı hedefleyen yenilikçi ve teknolojik fikirlerin ortaya çıkmasını amaçlayan Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışması’nda finalistler belli oldu. Tamamlanan proje değerlendirme sonuçlarına göre, Koçarlı İmam Hatip Ortaokulu’nun Teknofest ekibi Grup Katyonik, "Kara Yosunlarından Mikrobiyal Yakıt Hücresi Tasarımı" başlıklı projeleri ile yarı finalleri geçerek finalist olmaya hak kazandı. 5-8 Eylül 2024 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek Havacılık, Uzay ve Teknoloji festivalinde Aydın’ı temsil edecek öğrenciler, hazırladıkları projeyle Mikrobiyal Yakıt Hücreleriyle (MYH) organik atıklardaki biyokimyasal enerjinin elektrik enerjisine dönüşümü ve depolanabilmesini amaçlıyor. Konu ile ilgili okul yönetiminden yapılan paylaşımda "Koçarlı İmam Hatip Ortaokulu Fen Bilimleri Öğretmeni Safiye Avcı’nın danışmanlığını yaptığı okulun 5. sınıf öğrencileri Kemal Ata Açıkel ve Mualla Ecrin Görgen ile 6. sınıf öğrencileri Dila İçli ve Gökçen Kelpetin’in bulunduğu ’Grup Katyonik’ takımı 2024 Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışmasında TEKNOFEST-2024 finalisti oldu. Öğretmenimiz ve öğrencilerimizi tebrik ediyoruz ve başarılarının devamınıdiliyoruz" ifadeleri yer aldı.
GUHEM’de uzay ve havacılık tutkusu sınırları aşıyor
03 Ağustos 2024 Cumartesi - 11:37 GUHEM’de uzay ve havacılık tutkusu sınırları aşıyor Avrupa’nın en büyük uzay ve havacılık temalı interaktif eğitim merkezi Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi (GUHEM), yaz döneminde yurt dışından gelen yüzlerce öğrenciyi ağırladı. GUHEM’i ziyaret eden öğrenciler teorik bilgilerini pratiğe dönüştürürken keyifli anlar yaşadı. Türkiye’nin uzay yolculuğunda yeni bir kilometre taşı olan GUHEM, etkinliklerini tüm hızıyla sürdürüyor. Toplam 13 bin metrekarelik kapalı alana sahip olan merkezde, Havacılık Akademisi, Uzay Simülatör Akademisi, Astrobiyoloji ve İnovasyon laboratuvarları gibi eğitim alanlarının yanı sıra, 150’den fazla interaktif deney düzeneği ile Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise ilk 5 merkezi arasında gösterilen GUHEM, yaz döneminde Asya, Avrupa, Ortadoğu ve Türki Cumhuriyetlerden gelen yüzlerce öğrenciye ev sahipliği yaptı. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) öncülüğünde; Bursa Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde Bursa’ya kazandırılan GUHEM’de öğrenciler için kapsamlı bir eğitim programı düzenlendi. Havacılık, uzay teknolojileri ve astronomi başlıklarında düzenlenen interaktif deneyler, sunumlar, atölye çalışmaları, uzay ve havacılık teknolojilerinin tarihçesi, modern gelişmeler gibi konuların ele alındığı eğitimlerin ardından öğrenciler simülatörler aracılığıyla teorik bilgilerini pratiğe dökme fırsatı buldu. Uluslararası iş birlikleriyle daha fazla öğrenciye ulaşmayı ve uzay ve havacılık alanında bilinçli bireyler yetiştirmeyi hedefleyen GUHEM, geleceğin bilim insanları ve mühendislerini yetiştirme yolunda gençler üzerinde kalıcı bir etki bırakmayı hedefliyor.