Son Dakika
|
Antalya’da feci kaza: 2 kişi hayatını kaybetti
Trump: "İran’ın cehennemi yaşamasına 48 saat kaldı"
ABD'de ortalama benzin fiyatı 2022'den bu yana ilk kez 4 doların üzerinde
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, İstanbul’da
Kamyon dehşet saçtı: Yaşlı adam feci şekilde can verdi
Ankara’da özel halk otobüsü köprü direğine çarptı: 5 ölü, 15 yaralı
Van’da sabah saatlerinde 5.2'lik korkutan deprem!
Trump: "(İran’da düşürülen ABD savaş uçağı) Bu bir savaş, savaş halindeyiz"
Bakan Fidan’dan diplomasi trafiği
Mardin’de kaybolan yaşlı kadın ölü bulundu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
ABD ve İsrail’in İran’a düzenlediği son saldırılarda en az 3 kişi hayatını kaybetti
Antalya’da feci kaza: 2 kişi hayatını kaybetti
Arakçi: "İsrail saldırıları bölgeyi radyoaktif kirlenme tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor"
Bakan Fidan, Suriyeli mevkidaşı Şeybani ile telefonda görüştü
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Fener Rum Patriği Bartholomeos ile görüştü
Portakal Çiçeği Karnavalı’nda renkli kortej
Kadınlar basketbolda şampiyon Fenerbahçe
TEKNOLOJİ
Mercan Bilim Merkezi planetaryumu çocukları evrenle buluşturuyor
05 Nisan 2026 Pazar - 10:56:45
Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından kente kazandırılan Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi bünyesindeki planetaryum, modern teknolojik altyapısı ve zengin içerikleriyle ziyaretçilerine evreni keşfetme fırsatı sunuyor. Açıldığı günden bu yana yaklaşık 195 bin kişiyi ağırlayan planetaryum, özellikle çocukların bilime olan ilgisini artıran önemli bir keşif alanı olarak öne çıkıyor. Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Mercan Bilim Merkezinde yer alan planetaryum, 120 kişilik kapasitesiyle Türkiye’nin en geniş oturum alanına sahip planetaryumlardan biri olma özelliği taşıyor. Özel gereksinimli bireyler için ayrılmış alanların da bulunduğu planetaryumda düzenli film gösterimleri yapılırken, aynı zamanda astronomi sınıfı olarak da kullanılıyor. Gezegenler, yıldızlar ve uzay temalı içeriklerin yanı sıra iklim, çevre ve doğa konularını ele alan filmlerin de yer aldığı planetaryum, okul öncesi gruplardan yetişkinlere kadar her yaşa hitap ediyor. İngilizce dil destekli içeriklerin de bulunduğu merkez, çevre illerden gelen ziyaretçilerin de uğrak noktaları arasında yer alıyor. "Planetaryumda bugüne kadar yaklaşık 195 bin ziyaretçiyi ağırladık" Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezinde görev yapan Astronom, Planetaryum ve Bilim İletişimcisi Merve Oylum, planetaryumun açıldığı günden bu yana yoğun ilgi gördüğünü belirterek, "Burada düzenli film gösterimleri yapıyoruz. Aynı zamanda astronomi sınıfı olarak da kullanıyoruz. Gezegenler, yıldızlar, uzayın yanı sıra iklim, çevre ve doğa temalı filmlerimiz bulunuyor. Okul öncesinden yetişkinlere kadar her yaşa yönelik içeriklerimiz var. Bugüne kadar yaklaşık 195 bin ziyaretçiyi ağırladık" dedi. Planetaryumda çocukların bilimin ışığında evrenin derinliklerine unutulmaz bir yolculuğa çıktığını ifade eden Oylum, "Mercan Planetaryum merak uyandırıyor, hayal gücünü besliyor ve bilime yönelik güçlü bir bağ kurulmasına katkı sağlıyor. Ziyaretçilerimiz buradan memnuniyetle ayrılıyor. Evreni keşfetmek isteyen herkesi bekliyoruz" diye konuştu. Çocuklar bilimin ışığında bir gün geçirdi Mercan Bilim Merkezini ilk kez ziyaret ettiğini söyleyen Azra Uzun ise planetaryum deneyiminin kendisi için çok etkileyici olduğunu belirterek, "Bir sürü şey öğrendim. Gezimizin sonunda planetaryuma girdik. Kocaman bir gökyüzü gibiydi. Mars, Jüpiter ve Dünya’yı gördük. Sanki uzayın içindeydik" ifadelerini kullandı. Hira Tuana Aydın da merkezde elektrik tasarrufu, atık ayrıştırma ve hava kirliliği konularında bilgi edindiklerini belirterek planetaryumda izledikleri filmin kendisini çok etkilediğini söyledi. Deniz Atar ise Fen Bilimleri dersinde öğrendikleri konuları planetaryumda izledikleri filmle daha iyi kavradıklarını ifade ederek, "Filmin içindeymiş gibi hissettik. Hem eğlenceli hem öğreticiydi" dedi.
05 Nisan 2026 Pazar - 10:52
Köyceğiz Fen Lisesi Kefal-X Takımı Türkiye Finallerinde
Muğla Köyceğiz Fen Lisesi Kefal-X takımı Türkiye Uzay Ajansı tarafından "Astro Hackathon 2026" yarışmasında il birincisi olarak Türkiye Finallerine katılma hakkı kazandı. Muğla’da TUA Astro Hackathon başarıyla gerçekleştirildi. TUA Astro Hackathon’da gençler; bilim, teknoloji ve hayal gücünü bir araya getirerek 2 gün boyunca süren yarışmalarda sınırları zorlayıp, geleceğin dünyasına bugünden yön verecek projeler ortaya koydu. Takım ruhu, üretim kültürü ve keşfetme heyecanının ön plana çıktığı bu güçlü deneyim; gençlerin potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi. Marmaris’te düzenlenen TUA Astro Hackathon Muğla yarışmasında birincilik elde eden ve ili Türkiye finallerinde temsil edecek olan Köyceğiz Fen Lisesi Kefal-X Takımı, İlçe Milli Eğitim Müdürü Taner Şen, Okul Müdürü İbrahim Turgut, Müd. Yrd. Zafer Ersoy ile birlikte Köyceğiz Kaymakamı Mert Kumcu’yu ziyaret etti. Göstermiş oldukları başarıdan dolayı öğrencileri tebrik eden Kaymakam Kumcu, TUA Astro Hackathon Türkiye Finallerinde başarılar diledi. Heyet daha sonra İlçe Milli Eğitim Müdürü Taner Şen’e ziyaret gerçekleştirdi. Şen, öğrencileri tebrik ederek, Türkiye Finallerinde başarılar diledi. Ayrıca hediye takdiminde bulundu.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 14:40
İçişleri Bakanlığı genelgesiyle sahada yeni dönem başladı
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi imzasıyla yayımlanan genelgeyle basın kartının sahada resmî kimlik olarak esas alınması netlik kazanırken, Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Özkan Tokmak düzenlemeyi "Meslektaşlarımızın görevlerini daha hızlı ve etkin yapabilmesi adına önemli bir eşik" sözleriyle değerlendirdi. İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan genelgeyle, basın kartlarının "resmi kimlik belgesi" olarak kabul edilmesine ilişkin uygulama netleştirildi. Buna göre, usulüne uygun basın kartını ibraz eden basın mensuplarından kolluk kuvvetlerince ayrıca kimlik belgesi talep edilmeyecek. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi imzasıyla 31 Mart 2026 tarihinde yayımlanan genelgede, basın kartının gazetecilerin mesleki faaliyetlerini yerine getirirken yetki ve kolaylık sağlayan önemli bir belge olduğuna dikkat çekildi. Genelgede, 13 Ekim 2022 tarihinde 5187 Sayılı Basın Kanunu’na eklenen hükümle basın kartının "resmi nitelikte bir kimlik belgesi" olduğunun açıkça düzenlendiği hatırlatıldı. Basın Kartı Yönetmeliği’nde de kartların tüm resmi ve özel kuruluşlar tarafından kabul edilmesi gereken resmi kimlik belgesi olarak tanımlandığına işaret edilen yazıda, bu kapsamda sahadaki uygulamalarda birlik sağlanmasının amaçlandığı vurgulandı. Kimlik tespitinde tek belge olacak Genelgeye göre, geçerli basın kartını ibraz eden gazetecilerden kolluk birimleri tarafından ayrıca nüfus cüzdanı ya da farklı bir kimlik belgesi istenmeyecek. Düzenlemenin, özellikle sahada görev yapan basın mensuplarının iş akışını hızlandırması ve bürokratik engelleri azaltması bekleniyor. Denizli Gazeteciler Cemiyeti (DGC) Başkanı Özkan Tokmak, yayımlanan genelgeye ilişkin yaptığı açıklamada düzenlemeyi memnuniyetle karşıladıklarını belirterek; "İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi tarafından yayımlanan ve basın kartının sahada resmi kimlik olarak esas alınmasını teminat altına alan genelgeyi, Denizli Gazeteciler Cemiyeti olarak memnuniyetle karşılıyoruz. Gazetecilik; hakikatin izini süren bir pusula, kamuoyunu doğru bilgiyle buluşturan hayati bir köprüdür" dedi. Basın kartının uygulamada da güçlü bir kimlik belgesi olarak kabul edilmesinin önemli bir eşik olduğunu vurgulayan Tokmak, düzenlemenin meslektaşların görevlerini daha hızlı ve etkin şekilde yerine getirmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Sahada hız ve kolaylık sağlayacak Uygulamanın çok yönlü pozitif etkisi olacağını belirten Özkan Tokmak, "Atılan bu adım; basın mensuplarımızın yükünü hafifleten, sahadaki akışı hızlandıran ve kamuoyunun doğru bilgiye erişimini kolaylaştıran bir kapı aralamıştır. Güçlü ve ilkeli bir basının, toplumsal hafızayı diri tutan bir omurga olduğu gerçeğinden hareketle, bu yaklaşımı kıymetli buluyoruz" dedi. Denizli basını adına emeği geçenlere teşekkür eden Tokmak, uygulamanın sahada aynı hassasiyetle sürdürülmesi temennisinde bulundu.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 13:20
Uzmanı uyardı: "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı"
SİVAS (İHA) – Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefer Darıcı, kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğini söyleyerek, "Verileriniz afişe olabilir" dedi. Günümüzde sohbet tabanlı yapay zeka uygulamalarının artmasıyla birlikte bireylerin bu sistemlerle kurduğu iletişim daha kişisel bir boyuta taşınıyor. Yapay zeka ile iletişim kuran kişilerin bu sistemleri zaman zaman bir insan gibi algılayarak daha detaylı ve özel bilgiler paylaştığı görülüyor. Bu durum literatürde ‘anthropomorfize etme’ olarak tanımlanırken, kullanıcıların yapay zekaya insana özgü özellikler atfetmesi anlamına geliyor. Paylaşılan içeriklerin kişisel ve mahrem bilgiler içermesi ise veri güvenliği açısından çeşitli riskleri beraberinde getiriyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, yapay zeka ile kurulan iletişimde dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Darıcı, kullanıcıların farkında olmadan kişisel verilerini paylaşabildiğini ve bunun ilerleyen süreçte çeşitli riskler doğurabileceğini, verilerin pazarlanabileceğini söyleyerek, "Önemli olan kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" ifadelerini kullandı. "Yapay zeka mahrem bilgilerinizle besleniyor" Yapay zekanın insanların mahrem bilgilerinden beslendiğini söyleyen Darıcı, "Günümüzde yapay zeka kullanımının hızla artmasıyla birlikte anthropomorfize etme eyleminin de arttığını görüyoruz. Anthropomorfize, yapay zekaya sanki bir insanmış gibi insana ait özellikler atfetme durumudur. Sanki karşınızda insan varmış gibi algılama eğilimini ifade eden bir kavramdır. Karşımızdakini insan gibi düşündükçe ve o tarzda bir eğilim içerisinde oldukça, onunla olan paylaşımlarımızda insanla olan paylaşımlarımız gibi daha detaycı ve daha mahrem içerikler dahi olabiliyor. Yapay zekanın bir yandan kendi öğrenim yapısı olduğu kadar, aynı zamanda yapay zekayı kullanan kişilerden öğrendiği verilerle birlikte de öğrendiğini görebiliyoruz. Hatta kişinin yapay zekaya geçmişinden, o uygulamayla yapmış olduğu paylaşımlardan yola çıkarak, o kişiye yani müşteriye ilişkin yanıtlar verdiğini de biliyoruz. Doğal olarak yapay zeka bir yandan sizden besleniyor, diğer yandan da algoritma olarak öğrenmiş olduğu diğer kaynaklardan besleniyor. Bu tarz içeriklerin paylaşımını yaptığımızda da yapay zekanın sizin mahrem bilgilerinizle de beslenmesi ve onunla da öğrenmesi anlamına gelmektedir" dedi. "Bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" Paylaşılan verilerin açığa çıkma ihtimali olduğunu belirten Darıcı, "Bu durum, ilerleyen zamanlarda verilerinizin üçüncü kişiler tarafından da kullanılabilmesi riskini de beraberinde getiriyor. Bu durum aynı zamanda sizin profilinizin, duygularınızın, yapay zekayla yapmış olduğunuz paylaşımların, geçmişinizin, merak etmiş olduğunuz ve sorduğunuz şeylerin bu bilgisayar algoritması içerisinde var olması ve onun da bu bilgilere sahip olması anlamına geliyor. Bu tarz içeriklerin paylaşılıyor olması, yarın bir gün verilerle alakalı bir sıkıntı yaşandığı zaman sizin verilerinizin de afişe olması anlamına gelebilir. Yapay zeka uygulamalarında firmaların kendi içlerinde bu verileri belirli şartlar altında kullandıklarını, hatta bazılarının da bu bilgileri üçüncü kişilerle paylaşılabileceğini, yapay zeka kullanmadan önce onayladığımız sözleşmede zaten otomatik olarak kabul etmiş oluyorsunuz. Böylesi bir durumda ilerleyen zamanda reklam, pazarlama, siyasal bir amaçla veya belirli bir profili tahmin etme gibi amaçlarla da kullanılabilir. Bu nedenle yapay zekayla ister istemez o sohbetler yapılırken belirli paylaşımlar yapılmak zorunda, ancak bunun da bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" diye konuştu. "Mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" Kişisel Verileri Koruma Kanunu söz konusu olsa da verilerin sızıntı durumunda ortaya dökülebileceğini unutmamak gerektiğinin altını çizen Darıcı, "Her ne kadar da karşınızdaki firma sizin verilerinizi koruyacağını ifade ediyor olsa dahi veya ‘biz anlaşma yaptığımız üçüncü şahıslara karşı verememe konusunda, reklam pazarlama iş birliği yaparız’ gibi bir içeriği söz konusu olsa da, bunlara dikkat etmek gerekiyor. Sizin atmış olduğunuz herhangi bir veriniz, bu bir fotoğraf olabilir, bir içerik, herhangi bir metin veya doküman olabilir, bu yapay zekayı hem eğiten hem de bunu üçüncü kişilerle pazarlayan bir yapısı söz konusu olabilir. Önemli olan burada kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" şeklinde konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
03 Nisan 2026 Cuma- 10:21
Savunma sanayii temsilcileri, Arel Üniversitesi’ndeki zirvede bir araya geldi
2
02 Nisan 2026 Perşembe- 11:16
Menteşe Atatürk Turizm MTAL’de bilim rüzgarı
3
04 Nisan 2026 Cumartesi- 13:20
Uzmanı uyardı: "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı"
4
04 Nisan 2026 Cumartesi- 14:40
İçişleri Bakanlığı genelgesiyle sahada yeni dönem başladı
5
04 Nisan 2026 Cumartesi- 13:02
Yapay zeka ile yazılan dilekçeler cezaları katlayabilir
13 Nisan 2024 Cumartesi - 11:15
Bakan Uraloğlu: “330 binin üzerinde zararlı bağlantı engellendi”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, oltalama, bankacılık oltalama, zararlı yazılım ve siber saldırı başlıkları altında 330 binin üzerinde zararlı bağlantı tespit edilerek kontrollerinin yapıldığını ve altyapı seviyesinde erişim engeli getirildiğini açıkladı. Uraloğlu, Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) Siber Güvenlik İstatistiklerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) bünyesinde faaliyet gösteren USOM’un ülke genelinde siber güvenlik anlayışını geliştirmek, siber tehditleri önlem amacıyla faaliyetler yürüttüğünü belirten Uraloğlu, siber olaylara müdahalede ulusal güvenlik ve koordinasyonun sağlanması amacıyla önemli bir görevi yerine getirdiğini ifade etti. “7 bin 750 siber güvenlik uzmanı ülkemizin siber sahasını koruyor” Uraloğlu, kritik sektörlerde, SOME ile kurumlar bünyesinde Kurumsal SOME’ler kurularak teknik seviyede ulusal siber güvenliğe yönelik organizasyonun şekillenmesinin sağlandığını işaret ederek, “2024 yılı Mart ayı sonu itibarıyla, USOM koordinasyonunda görev yapan 14 adet sektörel SOME ve 2 bin 268 adet Kurumsal SOME ile buralarda görev yapan 7 bin 750 siber güvenlik uzmanı ülkemizin siber sahasının korunmasına yönelik çalışmaları gerçekleştirmektedir” dedi. “Oltalama saldırısı ile kullanıcı bilgilerine erişmeye çalışıyorlar” Bakan Uraloğlu, internetin gündelik hayatın bir vazgeçilmezi olduğunu, mobil cihazlar sayesinde her an her yerde internete ulaşımın insan hayatına büyük kolaylıklar getirdiğini söyledi. Uraloğlu, internet ile birlikte gelen siber saldırılar ile normal yollarla elde edilemeyecek bilgilerin ele geçirilmeye çalışıldığını, internetin ilk yıllarından bu yana günümüze kadar varlığını devam ettiren Oltalama saldırılarının internet kullanıcılarına ciddi zararlar verme potansiyelinin olduğunun altını çizdi. Oltalama saldırılarının kullanıcılara yanıltıcı elektronik mesaj veya web siteleri aracılığıyla farklı şekillerde gerçekleştiğini belirten Uraloğlu, “Ülkemizin maruz kaldığı ortalama saldırıları elektronik mesaj ile internet tarayıcılarındaki aramalar ile sosyal medyada paylaşımları ile kısa mesaj ile telefon aramaları ile yapılmaktadır” diye konuştu. “2023 yılında 105 bin zararlı bağlantı engellendi” Sürdürülen çalışmalar ile Türkiye’deki kritik kurum ve kuruluşların tehditler ve zaafiyetlere karşı uyarılarak ilgililerce gerekli önlemlerin alınmasının amaçlandığını kaydeden Bakan Uraloğlu, USOM çalışmaları kapsamında, oltalama, bankacılık oltalama, zararlı yazılım ve siber saldırı başlıkları altında 330 binin üzerinde zararlı bağlantı tespit edilerek kontrollerinin yapıldığını ve altyapı seviyesinde erişim engeli getirildiğinin altını çizdi. Her geçen yıl artarak devam eden bu saldırılar karşısında önlemlerin hızlı bir şekilde alındığını dile getiren Uraloğlu, "Her geçen yıl giderek artan oltalama saldırıları sayısı 2022 yılında 72 bin 209 iken 2023 yılında 105 binin üzerine çıktı. USOM tarafından 2024 yılı ilk 3 ayında ise 37 bin 600’e yakın saldırı tespit edilip erişim engeli getirildi. Ancak siber güvenlik açısından burası yeter, burası tamam deme lüksümüz yok" ifadelerini kullandı. -“İlgili kurumlara 5 bin 107 adet resmi bildirim yapıldı” Oltalama saldırılarında kullanılan zararlı adreslerin yurt içi kaynaklı olduğunun tespit edilmesi halinde ise elde edilen tüm bilgi ve belgelerin vakit kaybetmeksizin Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığına ilettiklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, USOM tarafından ayrıca siber güvenlik bildirimleri ilgili kurum ve kuruluşa bildirilerek gerekli önemlerin alınmasının sağlandığını kaydetti. 2015 yılında başlatılan çalışmalarda toplamda 67 bin 710 adet resmi bildirim yapıldığını vurgulayan Uraloğlu, 2024 Mart ayı sonu itibariyle 5 bin 107 adet resmi bildirim yapıldığını söyledi. “Oltalama saldırıları birçok farklı şekilde gerçekleşiyor” Oltalama saldırı yöntemleri ile internet tarayıcıları ve çeşitli sosyal medya paylaşım platformlarında reklamlar ile daha büyük kitlelere yayılmasının sağlandığını söyleyen Bakan Uraloğlu, “Oltalama saldırıları elektronik mesaj yolu ile mail ekine zararlı dosya eklenerek veya mail metni içerisine zararlı link eklenerek kullanıcılar saldırıya maruz kalmaktadırlar” dedi. Oltalama saldırılarının birçok farklı konu başlığında ortaya çıktığını belirten Uraloğlu, “USOM’a gelen oltalama ihbarlarında sıklıkla karşılaşılan oltalama adresleri; sahte banka siteleri, sahte kripto para siteleri, sahte PTT adresleri, sahte HGS yükleme adresleri, sahte pandemi destek adresleri, sahte çevrimiçi fatura ödeme adresleri, kamu kurumlarına ait sahte web siteleri, sahte internet servis sağlayıcı adresleri, sahte e-Devlet adresleri, sahte sosyal medya adresleri, sahte sosyal medya takipçi arttırma siteleri, sahte blog adresleri, sahte bulut depolama adresleri, sahte çekiliş ve indirim kuponu adresleri, sahte turizm acente siteleri, sahte sigorta acentesi siteleri, sahte araç ve ev kiralama siteleri, sahte e-ticaret siteleri, sahte bağış siteleri, sahte kripto para uygulaması adresleri şeklindedir” ifadelerini kullandı. "Siber güvenlikte bu yeter deme şansımız yok Bakan Uraloğlu, siber olaylara müdahale mücadelesinde Türkiye’nin çok iyi bir konumda olduğunu belirterek, "Yarın çok daha iyi, çok daha güçlü olmak zorundayız. Siber güvenlik açısından burası yeter, burası tamam deme lüksümüz yoktur. Çünkü sektör gelişiyor, sektör geliştikçe siber saldırılarla ilgili geliştirilen yöntemlerde aynı oranda gelişiyor. Dolayısıyla çalışmanın hep devam etmesi, kesintisiz bir şekilde bu alanda da hep gücümüzün üstüne güç koymamız gerektiği de bir gerçek. İşte biz de bu nedenle gelişmeye, geliştirmeye devam ediyoruz" dedi “Yeni yöntemleri yakından takip ediyoruz" USOM’un operasyonel faaliyetler kapsamında tehdit istihbaratı, yapay zeka algoritmaları ile çalışan AZAD sistemi ile bankacılık oltalama alan adları, hedef odaklı APT kategorisinde yer alan oltalama saldırı adresleri, çeşitli yeraltı hacker forumları, ICQ ve Telegram kanallarının da USOM tarafından yakından takip edildiğini, saldırganların kullandıkları yeni yöntem ve saldırılar hakkında bilgi toplandığının altını çizen Bakan Uraloğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Oltalama amaçlı kullanılan zararlı adresler ile ilgili olarak USOM’a gönderilen ihbarlar ile ilgili olarak yapılan işlemlerde ihbar ekinde ekine zararlı dosya eklenmesi halinde ilgili zararlı dosya incelenerek zararlı yazılımın iletişim kurduğu komuta kontrol merkezleri tespit edilmektedir. İhbar içerisinde zararlı link eklenmesi durumunda ilgili adresler incelenmektedir. Bu işlemlerin tamamlanmasının ardından USOM zararlı bağlantı listesine altyapı seviyesinde erişimleri engellemektedir. Erişim engellemesi yapılan zararlı adreslere iletişim isteğinde bulunmaya çalışan kritik kurum ve kuruluşlar USOM Sinkhole’undan ayrıca takip edilmekte olup yapılan iletişim istekleri analiz edilmekte, ilgili kuruluş veya işletmecilere bildirilerek oltalama adreslerin yayılmasının engellenmesi sağlanmaktadır.”
12 Nisan 2024 Cuma - 13:23
70 yıllık televizyon ve radyo müşterilerin ilgisi çekiyor
Eskişehir’de, Tarihi Odunpazarı Bölgesi’nde bulunan bir işletmenin sahibi, 70 yıllık televizyon ve radyosunun müşterilerin ilgisini çektiğini belirtti. Caner Şahin, antikalara olan ilgisini ve işletmesini çoğunlukla bu tür eşyalarla süslediğini ifade etti. Şahin, geleneksel esnaf kültürünü yaşatarak nostaljik eşyalara olan tutkusunu dile getirdi. İşletme sahibi Caner Şahin, yıllardır esnaflık yaptığını ve nostaljiye olan tutkusunu her zaman koruduğunu vurguladı. Antika eşyaların sağlamlığı ve güvenilirliği nedeniyle onlara değer verdiğini belirten Şahin, işletmesinde bulunan 70 yıllık televizyon ve radyonun halen çalışır durumda olduğunu ve müşterilerin bu özellikleriyle ilgisini çektiğini dile getirdi. Mezatlara katılmadığını ancak nostaljik eşyaların tarih ve geçmişle bağlantısını korumayı sevdiğini söyleyen Şahin, dede ve babalarımızla izlenen ve dinlenen radyo ve televizyonları orijinal halleriyle saklamayı amaçladığını ifade etti. İşletme sahibi Caner Şahin, “Ben yıllardır burada esnaflık yapmaktayım. Nostaljiye ilgim her zaman vardı. Eski eşyaların daha sağlam daha güvenli olduğu için onları daha ilerilere taşıyabilmek için elimden geleni yapıyorum. Şu an eskiden olduğu gibi televizyonumuz gittiği zaman bir tokatla işini hallediyorum. Radyoyu da bazen böyle kanalını değiştirirken vurarak yine çalışabiliyor. Bir ses gidiyor, bir çalışıyor işte. İkisi de aynı. Mezatlara falan katılmıyorum ama bu tür nostaljik olan tarihe, geçmişe yönelik dedelerimizle, babalarımızla izlediğimiz, dinlediğimiz radyo ve televizyonları tabii elde tutmayı seviyorum. Bunları elimden geldiğince, orijinal olanlarına denk geldikçe tabii alıp bir yerde barındırmayı istiyorum. Genelde işletmeme gelen yerli olsun yabancı olsun tüm müşteriler mutlaka dönüp bakıyor. Özellikle radyo ve televizyon ’hala çalışıyor mu’ diye soruyorlar” dedi.
12 Nisan 2024 Cuma - 11:43
Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi bayramda da ziyaretçilerini ağırlıyor
Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet verdiği Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi, Ramazan Bayramında da ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Bayram tatilinde çocuklarıyla birlikte vakit geçirmek isteyen aileler, iklim ve çevre bilim merkezinin yolunu tuttu. Gözlemevi seansları ve deney düzenekleri ile çocuklara iklim ve çevre bilincinin aşılanmasını sağlayan merkez, hem şehir içinden hem şehir dışından gelen ziyaretçilerinin beğenisini topladı. Türkiye’nin en büyük perde çapına sahip planetaryumu ile Türkiye’de ilk ve tek olma özelliği taşıyan merkezde aileler, Kozmik Macera adlı kısa filmi izledi. Çocuklar da galaksi ve uyduları, güneş sistemini planetaryum aracılığıyla yeniden keşfetmenin tadını çıkardı. 29 Ekim 2023’te hizmet vermeye başlayan merkezi şimdiye kadar 66 bin kişi ziyaret etti. "Üniversite öğrencileri de merkezimize rağbet gösteriyor" Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi’nde çalışan Özge Karaer, Ramazan Bayramının 2. gününden itibaren merkezin ziyaretçilere açık olduğunu belirtti. Merkeze hem şehir içinden hem şehir dışından ziyaretçi geldiğini belirten Karaer, “Bayram dolayısıyla diğer illerden gelen misafirimizin sayısı oldukça fazla. Burada çocuklar hem tatillerini yapıyorlar hem dinlenip eğleniyorlar. Bir yandan da okullarında gördükleri bilgileri de düzenekler sayesinde yeniden deneyimliyorlar. Bu sayede çocuklar zihinlerindeki bilgileri taze tutuyorlar” dedi. Gün içinde randevulu sistemle çalıştıklarını ifade eden Karaer, merkezin açıldığı günden itibaren 66 bin kişi tarafından ziyaret edildiğini kaydetti. Öğrencilerin, okullarda teorik olarak öğrendiği bilgileri merkezde inceleyip anlayarak veya izleyerek kafalarında pekiştirdiklerini dile getiren Karaer, "Burada iklim ve çevre temalı düzeneklerimiz var. Bu da öğrencilerin ilgisini çekiyor. Üniversite öğrencileri de merkezimize rağbet gösteriyor" diye konuştu. Uzay ve gök bilimlerine ilginin oldukça yoğun olduğunu ve planetaryum aracılığıyla vatandaşların bunların yeniden keşfettiğini sözlerine ekleyen Karaer, bayram boyunca ziyaretçileri ağırlamaya devam edeceklerini vurguladı. Demir: “Okuldaki derslerime çok yardımcı oldu" Çocuğuyla bayram tatilini değerlendirmek için merkezi ziyaret eden velilerden Hakan Doğan “Kreşe giden 4 yaşındaki oğlumun dünyayla ilgili merak ettiği sorular vardı. Dünya küresini gördüğü gibi yer çekirdeğini bildi. Çocuklarımız burada direkt bilgi sahibi olabiliyor” dedi. Şehir dışından merkezi ziyaret eden 2. sınıf öğrencisi Miray Su Demir “Burası çok güzel. İçeriye girince çok heyecanlandım. Okuldaki derslerime çok yardımcı oldu. Kumdan dünya oluşturdum ve oyun oynadım” diye konuştu. Gülnar’da yaşayan öğretmen Çiğdem Tay Yıldız ise merkezin özellikle çocukların Fen Bilgisi dersini pekiştirmek için oldukça faydalı olduğunu kaydetti.
12 Nisan 2024 Cuma - 10:47
Savaşta da barışta da ana aktör yapay zeka olacak
Her geçen gün gelişen yapa zeka teknolojileri, savunma sanayisine de büyük ivme kazandırdı. Bahçeşehir Üniversitesi Ar-Ge şirketi BAUMİND Başkanı Nil Girgin Kalıp, yapay zekanın savaş dinamiklerini etkileyeceği için barışın tesisinde de rolü olacağını söyledi. Son yıllara damgasını vuran yapay zeka teknolojisinin dünyanın geleceğini nasıl etkileyeceğinin konuşulacağı Bahçeşehir Üniversitesi’nin (BAU) ev sahipliğinde 16-17 Nisan’da İstanbul’da yapılacak Uluslararası Yapay Zeka Zirvesi’nde en önemli konu başlıklarında biri savunma sanayi olacak. Türkiye’nin oşinografik araştırmalar ve askeri platformlarda deniz suyunun fiziksel özelliklerine ilişkin veri toplamak amacıyla kullanılan sualtı optik spektrum cihazının (CTD Prob) sistemini Türkiye’de ilk kez yerli ve milli imkanlarla geliştirmeyi başaran BAU İnovasyon ve Danışmanlık AŞ’nin (BAUMIND) Başkanı Nil Girgin Kalıp, yapay zekanın savunma sanayisinde devrim oluşturacak bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. Savunma sanayisinde kullanılan sistemleri göz önünde bulundurulduğunda yapay zekanın hizmet edeceği veri çeşitliliğin çok olduğunu belirten Kalıp, şunları söyledi: “Yapay zekanın savunma sanayisinde güvenlik açıklarını azaltmak, operasyonel önlemler almak ve hatta planlamak için potansiyeli de çok yüksek. Başta kendi kendine hareket ve intikal edebilen, buna ilişkin kararları alabilecek insansız araçlar olan otomasyon, geleneksel savunma sanayi operasyonlarını derinlemesine değiştirecek. Bunun yanı sıra, veri analizi, siber güvenlik, simülasyon ve eğitim alanlarında gelecekte yapay zekanın rolü zaten ivme kazanmış durumda. Örneğin, büyük veri analiziyle lojistik, keşif, savaşçı destek ve hatta operasyonlarda karar alma süreçlerinde önemli bir rol oynayacak.” Yapay zekanın gelecekteki savaşların dinamiklerini değiştireceğini belirten Nil Girgin Kalıp, yapay zekanın olumlu ve olumsuz etkilerini şöyle anlattı: “İşin etik boyutundan ziyade teknolojik katkısına ilişkin yorum yapmak isterim. Örneğin; mevcut insan ve diğer savunma sistem araçlarına ilişkin kaynaklarımızı optimize edecek ve daha kesin ve verimli operasyonlar sağlayacak. Savaş dinamiklerini önemli ölçüde etkileyeceği için barışın tesisi yönünde caydırıcılığı daha değerli olacak. Askeri kuvvetler, yapay zeka destekli sistemlerle hızla değişen ortamlara uyum sağlayabilir ve düşman eylemlerini daha doğru bir şekilde tahmin edebilir. Tehditleri önceden belirleme, muhasım (düşman) taktiklerini tahmin etme gibi, stratejik karar alma süreçlerinde destek sağlamak gibi kritik bir konuyu da üstlenecektir.” Otonom cihazlar daha baskın olacak Kendi kendine hareket ve intikal edebilen, amacına yönelik kararları alabilecek insansız araçlar olan “otonom” araçların gelecekte çok yaygın olacağını belirten Nil Girgin Kalın, “Otonom araçları günümüzde dron sürülerinin yaptığı ışıklı gösterilerde daha çok görüyoruz. Drone kargo gibi uygulamalar ticarileşmeye başladı. Hiç kuşkusuz dronlar, insansız hava araçları (İHA) ve insansız kara araçları (UGV) dahil olmak üzere otonom araçlar, savunma sanayiinde giderek daha baskın hale gelmeye hazırlanıyor. Bu araçlar ile insan operatörlerine yönelik risklerin azaltılması, genişletilmiş operasyonel menzil ve gelişmiş görev yetenekleri gibi avantajlar sunacaklar. Yakın bir gelecekte ülkelerin askeri güçlerinin kıyaslanarak sıralanmasında, bir başka deyişle, yapay zekalı araçlar barışın tesisinde caydırıcı ve esas belirleyici unsur olma yolunda ilerliyorlar” dedi. Nitelikli personel açığı var Yapay zekalı otonom cihazların sıfır hatayla çalışması gerektiğini, bunun çok zor bir işlem olduğunu belirten Nil Girgin Kalıp, sektörde yetişmiş insan kaynağı sorununa dikkat çekerek “Sadece yapay zeka mühendisliği değil, veri analistleri, siber güvenlik uzmanları ve geliştiriciler gibi geniş alan uzmanlıklarına sahip bir insan kaynağından bahsediyorum. Bu yetkinlikteki kişiler sivil sektörlerde de olduğu gibi savunma sektöründe kilit personel niteliğindedir. Özellikle sayısal çip tasarımı yani işlemci çipleri programlayan kişiler tüm dünyada özellikle savunma sanayiinde kritik bir insan kaynağı havuzudur. Bahçeşehir Üniversitesi yüksek lisans seviyesinde çip tasarıma yönelik eğitim girişimlerinin yanı sıra Avrupa Birliği tarafından fonlanan RIBL projesi ile bu alandaki ulusal açığın kapanmasına katkı sunacaktır” açıklamasında bulundu.
11 Nisan 2024 Perşembe - 13:15
Liselilerden suların güvenilirliğinde önemli buluş
Zonguldak Prof. Dr. Şaban Teoman Duralı Bilim ve Sanat Merkezi öğrencilerinin bulduğu test kiti, içme sularında insan sağlığı için tehdit olan cıva olup olmadığını tespit edebilecek. Öğrencilerin beş yüz lira harcayarak ortaya koyduğu test kitinin seri üretime geçmesi halinde 75 liradan satışa sunulması planlanıyor. Zonguldak Prof. Dr. Şaban Teoman Duralı Bilim ve Sanat Merkezi öğrencileri Bera Dilek, Deniz Berra Doğanay ve Ekin Eren, insan sağlığı için tehlikeli bir kimyasal olan civanın içilen sularda olup olmadığını tespit etmek amacıyla test kiti üretti. Zargana balığının kılçığından elde ettikleri jel ile sulardaki cıva iyonlarını tespit edebilen öğrenciler, Tübitak 2204-A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda Kimya alanında Ankara bölge birincisi olarak Mayıs ayında yapılacak Türkiye finallerine katılmaya hak kazandı. Suda cıva olup olmadığını tespit etmek için yapılan testlerin pahalı ve uygulaması zor olan testler olduğunu ifade eden öğrenciler, test kitinin yapımında bilim dünyasının gözde çalışma konularından olan yeşil sentez yöntemleri kullanarak kuantum noktalar elde ettiklerini aktardı. Öğrenciler kitin patent başvurusunu da yaptıklarını ifade etti. Sudaki cıva kolaylıkla tespit edilebilecek Günlük hayatta sulardaki civanın test edilebilmesinin test kiti yardımıyla herkes tarafından kolaylıkla tespit edilebileceğini belirten öğrenciler; önümüzdeki süreçte projelerini geliştirerek cıva miktarını ölçen bir sensör haline getirmeyi planladıklarını ifade ettiler. Beş yüz liraya mal oldu, seri üretimle 75 liraya satılabilecek Patentini almayı planladıkları ürünü beş yüz liraya mal eden öğrenciler, seri üretimi için de çalışmalar yaptıklarını ifade etti. Öğrenciler; kitin seri üretime geçmesi durumunda 75 TL’den satışa sunulabileceğini belirtti. Öğrencilerden Deniz Berra Doğanay, "İnsanlar rahatlıkla ve kolaylıkla kendi imkanları çerçevesinde bu ürünü kullanabilirler. Suların içinde cıva olup olmadığını rahatlıkla bulabilirler" dedi. Bera Dilek ise, "Takım arkadaşlarımla beraber aslında kuantum nokta üzerine çalışmalar istiyorduk. Bunu öğretmenimizle paylaştığımız zaman bunu biyokütle kullanılarak balıklardan yapabileceğimizi söyledi. Sonrasında birkaç balık denedik, zargana balığından gayet olumlu sonuç aldık. Bu şekilde projeyi geliştirdik. Birçok biyokütleden kuantum noktalar elde edilebiliyor. Ama zargana balığından kuantum nokta üretilmesi tek onu da biz yaptık. Eylül ayından beri bu proje üzerinde çalışıyoruz. Projemiz bize toplamda 500 liraya mal oldu. Zargana balığı kılçıklarını saf su içerisinde kaynattık. Elde ettiğimiz özütü de süzdük. Bu sıvıyı mikrodalgada yaktık. Elde ettiğimiz maddeyi saf su içerisinde beklettik. O yanmış yerlerde oluşan kuantum noktalar saf su içerisine geçmiş oldu. Sonrasında sıvımızı jelleştirerek kitleri elde ettik. Test kitlerimizi cıva yoğunluğu içerisinde bir süre beklettikten sonra parıldamalarının belli şekilde azaldığını gözlemledik. Cıva yoğunluğunu tespit eden test kiti yaptık" dedi. "İnsanlar balık kılçıklarını kullanmamızı şaşırtıcı buldu" Test kitini yarışmaya sunduktan sonra insanların ilgisine dikkat çeken Ekin Eren, "İnsanlar aslında balık kılçıklarını kullanmamızı şaşırtıcı buldular. Ayrıca cıvanın tespitinin gerçekten de önemli olduğunu söylediler. Bu projede aslında sulardaki ağır metal iyonlarından birisi olan cıvayı test etmeyi amaçladık. Biz dünyada bir ilk olan zargana balığı kılçığını kullandık. Öğretmenimiz Burcu Atabey Özdemir’den yardım aldık. Aslında cıvaların nehirlerde, göllerde tespit edilmesinde insan ve balıkların sağlığında tespit edilmesinde kullanılması için önemli" dedi.
10 Nisan 2024 Çarşamba - 10:53
Yapay zeka, yasasını bekliyor
Avrupa Parlamentosu’nun, dünyada yapay zeka kullanımına ilişkin kurallar getiren ilk yasal düzenleme olan Avrupa Yapay Zeka Yasasını Mart ayında onaylamasının ardından gözler Türkiye’ye çevrildi. BAU Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Ahmet Yayla “Ülkemizde yapay zekayla ilgili yasal düzenleme bir an önce yapılmalı” dedi. Son yıllarda yapay zeka teknolojisi finanstan sanata, eğitimden güvenliğe kadar birçok alana damgasını vurdu. Dünyayı değiştiren bu teknolojiyle ilgili hukuki düzenlemelerin ilkini Avrupa Birliği Mart ayında onayladı. Türkiye’de ise henüz bir düzenleme yok. Gelecekte yapay zekanın hukuk alanında çok etkin olacağını, davalarda kullanılacağını ancak son sözü yine insanın söyleyeceğine dikkat çeken Bahçeşehir (BAU) Üniversitesi İdari Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Yayla, ülkemizde yapay zeka düzenlemesinin bir an önce yapılması gerektiğini vurguladı. Yayla, konunun 16-17 Nisan’da yapılacak Future AI Summit 24’te de ele alınacağını ifade etti. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi başta olmak üzere, kamu kurum ve kuruluşları ile üniversitelerin yapay zekanın hukuki statüsü hakkında çalışmalar yaptığını belirten Prof. Dr. Ahmet Yayla, ülkemizde düzenleme konusunda henüz yeterli ve somut adımın atılmadığını belirtti. Her geçen gün gelişen yapay zeka teknolojisiyle ilgili yasanın, mutlaka bir an önce hazırlanması gerektiğini vurgulayan Yayla, şunları söyledi: “Yapay zeka sistemleri büyük miktarda veriye dayanarak birtakım kurallar koyabiliyor. Bu kurallara dayanarak da hukuki sonuç doğuran kararlar alabiliyor. Bu kararlar temel hak ve hürriyetleri ilgilendirebilir. Örneğin güvenlik açısından sakıncalı olabilecek kişileri tespit etmek için kullanılacak bir yapay zeka sistemi, kişi hürriyeti ve güvenliğini ilgilendirecektir. İşe alımlarda başvuran kişiler arasından en uygun olanı seçmek için kullanılacak bir yapay zeka sistemi, çalışma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurabilir. Temel hak ve hürriyetleri sınırlandırabilmesi Anayasamıza göre ancak kanunla mümkün olabilir. Şu halde, bir yapay zeka yasasına ihtiyaç vardır.” AB yapay zeka ile manipülasyonu yasakladı Avrupa Birliği’nin (AB) uzun bir çalışma sonrasında yasal düzenleme yaptığını belirten Prof. Dr. Ahmet Yayla, bilinçaltı mesajlar vererek kişileri manipüle edecek yapay zeka sistemlerinin tamamen yasaklandığını söyledi. Diğer yapay zeka sistemleri arasında da konularına göre yüksek riskli sistemler ve bu nitelikte olmayanlar bakımından ayırım yapıldığını vurgulayan Yayla, ülkemizde yapılacak düzenleme için bu çalışmanın kılavuz olabileceğini söyledi. Yapay zeka ile ilgili hazırlanacak kanunda mutlaka yapay zekanın öğrenme aşamasına ilişkin etkin bir denetimi sağlayacak hükümlerin de bulunması gerektiğine dikkat çeken Yayla, “Öğrenme aşamasında kullanılan verilerin sıhhati, sistemin işleyişinde hukuka aykırı hareket etme ihtimalini asgari seviyeye indirebilmek bakımından zorunludur. Örneğin; bir yapay zeka sistemine geçmişe ilişkin verileri olduğu gibi denetimsiz biçimde aktardığımızda cinsiyetçi ya da ırkçı kararlar veren bir sistem elde etmemiz kaçınılmaz. Çünkü, bugüne kadar insanlığın biriktirdiği verilerde ayırımcılık var.” dedi. Yapay zeka sistemleri araç olarak kullanılabilir “Basit uyuşmazlıklar haricinde gerçek kişi olan yargıç ve diğer hukukçuların içinde olmadığı bir yargılama faaliyeti düşünülemez” diyen Yayla, yargılamada araç olarak yapay zeka sistemlerinin kullanılabileceğini belirtti. Yayla, Amerika Birleşik Devletleri’nde, son karar yargıca ait olmak kaydıyla, hükümlülerin tekrar suç işleme ihtimaline ilişkin değerlendirmede yapay zeka sisteminden yararlanıldığını söyledi. Son söz insanın olacak Yapay zekanın kısa, orta ve uzun vadede yargıda daha yaygın kullanılacağını ifade eden Yayla, tüm aşamalarda son sözü söyleyecek olanın insan olacağına vurgu yaptı. Yayla, yapay zekanın kısa vadede özellikle uyuşmazlıkla ilgili emsal yargı kararlarının araştırılması, öğretinin görüşlerinin tespit edilmesi, yargılamaya ilişkin bazı belgelerin oluşturulması gibi işlerde rol oynayacağını belirtti. Orta vadede bazı uyuşmazlıkların çözümünün tek başına yapay zeka sistemlerine bırakılacağını, uyuşmazlık hakkında mahkemelerin ne yönde karar vereceğini öngörmenin mümkün olacağını da söyleyen Yayla, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hakimlerinin kararlardaki görüş yazılarından hareketle önceden belirli bir uyuşmazlıkta nasıl bir karar verileceğini tespit eden bir yapay zeka sisteminin geçmişte denendiğini söyledi. Prof. Dr. Ahmet Yayla uzun vadede yaşanacak olanlarla ilgili ise şu öngörüde bulundu: “Uzun vadede yargılamaya ilişkin işlemlerin büyük bölümünün yapay zeka sistemlerine bırakılması söz konusu olabilir. Ancak yargılamanın tümüyle yapay zekaya devredildiği bir gelecek öngörmüyoruz. Yargılamada son söz mutlaka gerçek hukuk süjelerine bırakılmalıdır. Yani insan her zaman devrede olmalıdır. Buna öğretide ‘Human in the loop’ (döngüde bir insanın olması şartı) diyorlar. İnsan onuru, ‘insan dışı yapay bir varlığın’ alacağı kararlara tabi olmamayı, onun tahakkümü altına girmemeyi gerektirir.” Dava süreleri kısalacak Yapay zekanın davaların hızlı sonuçlanmasında olumlu bir katkısı olacağını ifade eden Prof. Dr. Ahmet Yayla, “Bir davanın hazırlanması aşamasında mevzuat ve içtihad taraması, dilekçelerin bazı bölümlerinin ve diğer gerekli metinlerin hazırlanması, bazı delillerin tespiti gibi zaman alan ve uyuşmazlığın esasına ilişkin nitelikli hukuki muhakeme gerektirmeyen işlerin yapılması gerekmektedir. Yapay zeka sistemleri bu işlerin hızlı biçimde yapılmasını sağlayarak davaları hızlandıracaktır” dedi. Yapay zeka zirvesinde de konuşulacak Yapay zeka ve hukuk konusu Bahçeşehir Üniversitesi’nin ev sahipliğini yapacağı Future AI Summit’24’te de konuşulacak. Yapay zeka alanında çalışma yapan yerli ve yabancı uzmanları bir araya getirecek zirvede, hukuk dışında, tarım, eğitim, sağlık, finans, pazarlama, mühendislik, yazılım, tarım, savunma sanayi, yenilikçi endüstriler, üretim ve lojistik alanlarında yapay zekanın kullanılması ve gelecekte öngörülen tablo konuşulacak. Microsoft, İntel, Microsoft, Huawei, Arçelik gibi 50’den fazla firmasının stant açacağı zirvede tarım alanında faaliyet gösteren bazı markalar da yer alacak.
09 Nisan 2024 Salı - 10:55
Oyun yayın platformu Nimo, bu yılın en iyilerini ödüllendirdi
Dünyanın önde gelen oyun ve canlı yayın platformu Nimo her yıl düzenlediği global ödül törenini bu yıl Tayland’da gerçekleştirdi. Dünyanın dört bir yanından bine yakın yayıncı ve sanatçı ödül töreni için n Bangkok’ta bir araya geldi. Törende şirketin CEO’su Leo Li, planlarını ve yeni ürünlerini tanıttı.
08 Nisan 2024 Pazartesi - 12:29
Uzay araştırmacısı 500’den fazla bilim insanı Türkiye’ye geliyor
64 ülkeden 500’den fazla bilim insanı Türkiye’ye geliyor. 3 gün sürecek toplantı, gözlemsel astronomlardan deneysel kimyacılara, hesaplamalı fizikçilerden matematikçilere kadar çok geniş bir yelpazede çalışan bilim insanını bir araya getiriyor. Uzaydaki fullerenler konusundaki araştırmaların dünyadaki öncüleri arasında yer alan Türk Profesör Doğan Erbahar da NanoSpace adlı buluşmada yer alıyor. 64 ülkeden 500’den fazla bilim insanını bir araya getiren NanoSpace isimli COST aksiyonunun ikinci yıllık toplantısı Türkiye’de gerçekleştiriliyor. 16 - 18 Nisan 2024 tarihleri arasında düzenlenecek olan toplantılar, gözlemsel astronomlardan deneysel kimyacılara, hesaplamalı fizikçilerden matematikçilere kadar çok geniş bir yelpazede çalışan bilim insanını bir araya getiriyor. “Araştırmaların dünyadaki öncüsü” Prof. Dr. Doğan Erbahar’ın önericileri arasında bulunduğu “Carbon Molecular Nanostructures in Space” (Uzaydaki Karbon Moleküler Nanoyapıları) isimli Avrupa Birliği COST (Cooperation in Science and Technology) aksiyonu kapsamında karbon nanoyapıların uzaydaki miktarı, oluşum mekanizmaları, astrokimya ve astrobiyolojideki rolleri araştırılıyor. Nanoyapılar üzerine uzmanlığa sahip, uzaydaki fullerenler konusundaki araştırmaların dünyadaki öncüleri arasında yer alan Doğuş Üniversitesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Doğan Erbahar NanoSpace adlı buluşmanın 1. çalışma grubunun liderliğini yürütüyor. COST aksiyonu ve toplantı ile ilgili konuşan Prof. Erbahar şu ifadeleri kullandı: “2022 yılının başında yörüngeye fırlatılan James Webb Uzay Teleskobu (JWST) kızılötesi bölgeden veri aldığı için uzaydaki moleküler türlerin araştırılması sahasına büyük bir ivme kazandırmıştır. Bu artan araştırma ivmesinin getirdiği solukla 27 Ekim 2022 yılında ‘Uzaydaki karbon moleküler nanoyapılar’ isimli ve NanoSpace kısaltmalı bir COST aksiyonu başlamıştır. Önericileri arasında bulunduğumuz bu aksiyon gözlemsel astronomiden deneysel kimyacılara, matematikçilerden hesaplamalı fizikçilere kadar 500’den fazla bilim insanını bir araya getirmiş ve büyük bir bilimsel iş birliği inisiyatifi oluşturmuştur. Aksiyon 4 çalışma grubundan oluşmakta ve ‘uzaydaki karbon nanoyapıların envanteri’ isimli 1. çalışma grubunun liderliği tarafımızdan yürütülmektedir. Bu çalışma grubunun ana amaçlarından bir tanesi JWST’den gelen yeni veriler doğrultusunda uzaydaki karbon temelli moleküllerin kapsamlı bir veri tabanını oluşturmaktır. Oluşturulacak veri tabanı teorik, deneysel, gözlemsel ve hesaplamalı özellikler olarak sınıflandırılarak spektroskopiden yapısal özelliklere kadar geniş bir yelpazede bilimsel camianın kullanımına sunulacaktır. Bunun haricinde uzayda bol miktardaki varlığı 2015 yılında kesinleşen fulleren molekülleri üzerine yapılan araştırmalar aksiyonda önemli bir yer tutmaktadır. Avrupalı meslektaşlarımızla iş birliği içerisinde olduğumuz iki proje bu moleküllerin canlılık için önem arz eden bazı ilkel kimyasal reaksiyonlar üzerinde katalitik etkisi üzerinedir. 4 yıl sürmesi planlanan NanoSpace’in İstanbul’da düzenlediğimiz ikinci yıllık toplantısı ülkemiz genç araştırmacılarının da bu önemli konuya entegre olmasına büyük katkıda bulunacağını düşünüyoruz.”
08 Nisan 2024 Pazartesi - 11:47
Güneydoğu’da çiftçilerin elektrik borcu 27 milyara ulaştı
Dicle Elektrik; Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır, Batman, Şırnak ve Siirt’teki tarımsal sulama abonelerin elektrik borcunun 27 milyar liraya ulaştığını, 18 bin aboneye yeni sezon öncesi elektrik kesintisi uyarısında bulundu. Dicle Elektrik, dağıtım bölgesinde yıllık 23 milyar kWh olan toplam tüketimin yaklaşık 3’te birini kullanan ve ödenmemiş borçları 27 milyar TL’ye yaklaşan tarımsal sulama abonelerini, sulama sezonu başlamadan son kez uyardı. Dicle Elektrik’ten yapılan açıklamada, “İyi niyetle sunulan tüm imkânlara rağmen bu güne kadar borcunu ödememekte direnen tarımsal sulama abonelerimize, borcunu zamanında ödeyen abonelerimizin haklarını korumak adına, bu yıl kesinlikle elektrik verilmeyecektir” ifadelerine yer verildi. Dağıtım şirketi, geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamayı yineleyerek enerji arz güvenliğini sağlamak ve borcunu ödeyen abonelerin haklarını korumak üzere gerekli tedbirlerin alınacağını hatırlattı. Şanlıurfa ve Mardin’deki 25 milyar TL borcu olan toplam 18 bin çiftçiye elektrik verilmeyecek Dicle Elektriğin, bölgedeki tarımsal sulamadan kaynaklı elektrik borçlarına ilişkin açıklamada, “Özelleşmenin gerçekleştiği 2013 yılından bu yana devam eden tarımsal sulama alanındaki tahsilat sorunu her geçen gün artarak büyüyor. Başta Şanlıurfa ve Mardinli çiftçilerimizden kaynaklı olmak üzere ödeme yapmayan tüm çiftçilerimizin elektrik borçları toplamda 27 miyar TL’ye ulaştı. Bu rakamın 25 milyar TL’si bu iki ilimizdeki tarımsal sulama abonelerimizin ödemediği borçlarından kaynaklanıyor. Şanlıurfa’daki 13 bin abonenin 15.5 milyar TL, Mardin’deki 5 bin abonenin ise 9.5 milyar TL tarımsal sulama kaynaklı borcu bulunuyor. Bölge illerinden Diyarbakır, Batman, Şırnak ve Siirt’teki tarımsal sulama abonelerinin elektrik borcu ise 2 milyar TL’ye yaklaşmış durumda” denildi. Güneydoğu, Türkiye toplamının yarısını kullanıyor Bölgedeki toplam elektrik tüketiminin 3’te birini kullanan tarımsal sulama abonelerinin yaklaşık 20 bin abonenin borçlu olduğunu hatırlatan yetkililer, kullanılan aşırı elektrik tüketiminin enerji arz güvenliğini ve kaliteli enerji dağıtımını tehlikeye düşürdüğünü yineledi. Aşırı elektrik tüketimin Türkiye toplamının yarısını oluşturduğuna yer verilen açıklamada, “Dağıtım bölgemizde kayıtlı 140 bin çiftçinin 65 bin kadarı sulu tarım yapıyor. Bölgedeki 9.8 milyon dönüm sulu tarım alanı bulunurken toplam sulamanın yüzde 79’u aşırı enerji tüketen motopomplarla gerçekleştiriliyor. Söz konusu tüketim ise Türkiye genelinde tarımsal alanda kullanılan elektriğin toplam tüketimin yarısına denk geliyor" ifadelerine yer verildi. Borçların ödenmesinde bugüne kadar sağlanan destekleri hatırlatan yetkililer, “Tarımsal faaliyet gösteren çiftçilerimizden borcu bulunan çok sayıda vatandaşımıza yönelik devletimizin sunduğu imkânlar ve şirketimizin destekleri karşılık bulmadı. Aralarında faizsiz ve 5 yıl geri ödemesiz kredi desteği, hasat bitiminde ödeme kolaylığı, borçtan gecikme bedeli alınmaması, borcun kişiye özgü yapılandırılması, üç zamanlı tarife geçiş kolaylığı gibi çok sayıda imkan oluşturulmasına rağmen, tarımsal faaliyetlerini sürdüren çiftçilerin çok büyük çoğunluğu ne yazık ki borcunu ödemedi” dedi. Dicle Elektrik dağıtım bölgesindeki borçlu tarımsal sulama aboneleri için Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından uygulanan ve 6 yıl devam eden destek 2023 yılı sonunda bitti. Yine Dicle Elektrik tarafından abonelere sunulan imkânlardan yararlanarak borçlarını ödemeleri için verdiği süre olan 31 Aralık 2023 geride kaldı. 2024’te borcunu ödemeyen aboneleri zor bir yılın beklediğini hatırlatan yetkililer bu yıl borçlu sulama abonelerine enerji verilmeyecek” şeklinde net açıklamada bulundu. Şirket ilaveten, başta Devlet Su İşlerine bağlı (DSİ) sulama birlikleri olmak üzere güvence bedeli yetersiz olan abonelere elektrik verilmeyeceğini de duyurdu. Borcunu ödeyene çiftçiler için ilk aşamada bin adet jeneratör tedarik edildi Şehir merkezlerinde Türkiye standardının üzerinde kaliteli enerji ortalamasını tutturan şirket, kırsal ve tarımsal sulama abonelerine yönelik önemli yatırımlara da imza atıyor. Bu yıl 10 milyar TL’yi aşkın bir yatırımı hayata geçirecek olan şirket, diğer yandan toplum odaklı çalışmalar gerçekleştiriyor. Borcunu zamanında ödeyen abonelere karşı tedbirlerini alan Dicle Elektrik, 25 ila 825 kVA gücünde ilk aşamada bin adet jeneratör tedarik etti. Üstelik nakliye ve yakıt da Dicle Elektrik şirketi tarafından karşılanacak.
08 Nisan 2024 Pazartesi - 11:15
Yapay zekayla herkes tarım yapabilecek
Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Müge Kesici, “Gelecekte yaşanabilecek gıda krizine karşı çözüm, kişilerin çiftçilik tecrübesi olmasa bile yapay zeka uygulamalarıyla daha küçük topraklarda tarım yapabilmesi” dedi. Birleşmiş Milletler (BM) 2050 yılında, dünya nüfusunun 9.7 milyar olmasını beklerken uzmanlar, artacak nüfusun gıda krizine sebep olmaması için adeta teyakkuza geçmiş durumda. İnsanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan tarım, yerleşik hayata geçişi sağlarken gıdaya ulaşımı kolaylaştırarak insan nüfusunun artışını da sağladı. Önümüzdeki yıllarda uzmanlar, yaklaşık 2 milyarlık nüfus artışının, gıda, enerji ve su ihtiyacını yüzde 60 artırabileceğini öngörürken yaşanabilecek gıda krizine karşı umut olarak görülen çözümlerin başında yapay zeka geliyor. Tarım canlılığını yitiriyor Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi ve BAU SÜGAM (Sürdürülebilir Gıda Sistemleri Merkezi) Direktör Yardımcısı Dr. Müge Kesici, yapay zeka sayesinde deneyimsiz kişilerin de tarım yapabileceğine vurgu yaptı. Yaşanabilecek sorunun çözümünde ve krizin aşılmasında yapay zekanın umut olabileceğini ifade eden Kesici, “Tarım, insanın toprağı işleme sürecinin binlerce yıl içerisinde, saban gibi farklı aletler ve hayvan gücünün kullanımıyla gelişti, nüfusun artmasında da etkili oldu. Makine ve bilimin devreye girmesiyle tarım çok farklı bir noktaya geldi. Ancak günümüzde özellikle iklim krizinin de etkisiyle bazı zorluklar baş gösterdi. Şimdilerde dünya topraklarındaki organik madde miktarı yüzde birlere düşmüş durumda. Yanlış uygulamaların da etkisiyle topraklarımız canlılığını yitiriyor. Topraklarımız verimliliğini kaybederken nüfus da her geçen gün artıyor. 2050 için öngörülen nüfus profiline de bakınca ciddi önlemler alınması gereken bir sürece girildiği görülüyor. Bu durumun sorunun çözümünde yapay zeka etkili olabilir” dedi. “Sektörel tarıma ailevî uygulamalar eklenmeli” Tarım uygulamalarında, tohum seçiminden, toprağın mineral ve organik madde yapısına, bitkileri zarar veren böcek ve hastalıklardan, iklime birçok konuda veri girdisinin bulunduğu söyleyen Kesici, bunca verinin işlenmesinde yapay zekanın önemine vurgu yaptı. “Eğer toprak analizleri yapılarak bu veriler; tohum türleri ve bitkilerin gelişim süreçleri, iklim, hava durumu gibi bilgiler yapay zeka uygulamalarına aktarılırsa, tarımda çok daha önemli verim elde edilebiliyor. Benzer uygulamalar bazı bölgelerde kullanılıyor” diyen Dr. Müge Kesici, yapay zekanın daha çok geniş alan tarım faaliyeti gösteren firmalarca kullanıldığını belirtti. Yapay zeka tecrübe ihtiyacını azaltacak Kesici, özellikle daha parçalı arazilerde ve dar alanlarda yapılabilecek ailevî tarım uygulamaları için yapay zekanın büyük kolaylık sağlayacağını vurgularken, şu ifadelere yer verdi: “Şöyle düşünün, tarımla ilgili çok bilginiz yok. Ancak yapay zeka uygulamalarına sahipsiniz, toprak analiziniz yapılmış, iklim verileriniz girilmiş. Yapay zeka bulunduğunuz konumda hangi ürün daha iyi yetişebileceğini söylüyor. Bununla da sınırlı değil; hangi tohum cinsini kullanmalısınız, ne zaman ekmelisiniz, ne şekilde bakım yapmalısınız, hepsi yapay zeka tarafından söyleniyor yada yapılıyor. Belli sistemlerle toprağın nemi takip edilirken, hava durumu ile sekronize edilmiş yapay zeka size sulama ihtiyaçlarını tam miktarda da bildirebiliyor. Bu durumlar da işleri büyük ölçüde kolaylaştırıyor. Hatta kamera ve sensörlerle yapılan takiplerle, bitkilerdeki sararmalar dahi yapay zeka ile takip edilerek, oluşan hastalıklar ya da zararlılar için zirai mücadele önerileri de yapılıyor. Bu aslında şu an birçok yerde kullanılıyor. Yapay zekanın küçük alanlarla da kullanılabilmesi, tecrübe ihtiyacını azaltarak ailevî tarım uygulamalarının artmasını sağlayacaktır” Yapay zeka tarımın arka bahçesi olacak Ülke olarak gelecekte gıda sorunları yaşamamak için sektörel tarımın yanına ailevî tarımın eklenmesi gerektiğini söyleyen Kesici, bu alanda yapay zeka ile tarım konusunda bir proje yürüttüklerini de belirtti. Yapay zekanın üretimdeki girdilerin de düşmesine sebep olacağını söyleyen Kesici, “Yapay zeka ve entegre sistemler, sulama, enerji, ilaç gibi girdileri azaltacaktır. Bu maliyetlerini, kimyasal madde kaynaklı toprak ve su kirliliklerini de önleyecek. Yani yapay zeka tarımın arka bahçesi olacak” diye konuştu. Yapay zekanın tarıma etkisi uluslararası zirvede konuşulacak Tarım ve teknolojinin birlikteliğine dikkat çeken Kesici, konunun yapay zeka otoritelerini bir araya getirecek, Bahçeşehir Üniversitesi ev sahipliğinde, 16-17 Nisan’da, Kemerburgaz’daki BAU Future Campus’te düzenlenecek Future AI Summit 24’te de konuşulacağını söyledi. Yerli ve yabancı birçok uzmanı bir araya getirecek zirvede, tarım, eğitim, sağlık, finans, pazarlama, mühendislik, yazılım, savunma sanayi, yenilikci endüstriler, üretim ve lojistik alanlarında yapay zekanın kullanılması ve gelecekte öngörülen tablo konuşulacak. 50’den fazla firmasının stant açacağı zirvede tarım alanında faaliyet gösteren birçok markada yer alacak.
07 Nisan 2024 Pazar - 12:08
Kimi canavar savar yaptı, kimi akıllı perde
Kocaeli’de ilkokul öğrencileri günlük hayatta karşılaştıkları problemlerden esinlenerek maket projeler yaptı. Kimi annesinin sürekli "Perdeyi aç" demesinden yakındığı için akıllı perde, kimi derste kaldırdığı parmağı öğretmeninin zaman zaman fark edemediğinden şikayet ederek karton el, kimi ise gece korkarak uyanan çocuklar için dokunduklarında ses çıkaran "canavar savar" hayata geçirdi. Öğrencilerin birbirinden ilginç ve güzel projeleri, SEKA Kağıt Müzesi’nde sergilendi. Körfezkent Emlak Konut İlkokulu 4-A sınıfı öğrencileri, Sosyal Bilgiler dersinde işledikleri "İcatlar ve Mucitler" konusunu, yaptıkları projeler ile pekiştirdi. 4-A sınıfının öğretmeni Bünyamin Küçük öğrencilerine bir ay süre tanıyarak, hayallerindeki projeleri yapmalarını istedi. Bu konuda hem öğretmenleri hem de aileleri ile fikir alışverişinde bulunan öğrenciler, bir ayın sonunda birbirinden ilginç projeler geliştirdi. Kimi öğrenci felçli dedesi için ışıklı baston, kimi romatizma hastası annesinin ayakkabısını rahatlıkla bağlayabilmesi için bağcık bağlama aparatı, kimi ise annesinin sürekli "Perdeyi aç" demesinden yakındığı için akıllı perde yaptı. Bir öğrenci ekip otosundan kaçmaya teşebbüs eden suçluların yakalanması için cihaz tasarlarken, bir diğeri geçirdiği trafik kazası sonucu protez bacak kullanan akrabasının ayakkabısını rahatça giyip çıkarabilmesi için "005 ayakkabı" ismini verdiği akıllı sandalye oluşturdu. Derste kaldırdığı parmağı öğretmeninin zaman zaman fark edemediğinden yakınan bir kız öğrenci karton kullanarak bileğine takabileceği el, başka bir öğrenci ise hem sokak hayvanlarını korkmadan sevebilmek hem de sırtını kaşıyabilmek için robot el yaptı. "Çocuklarınızın kabusu artık son buluyor" Bir diğer öğrenci de gece korkarak uyanan çocuklar için dokunduklarında ses çıkaran ve ailelerinin hemen yanına gelmesini sağlayan cihaz hayal ederek, bunun tasarımını yaptı. Öğrenci, "Çocuklarınızın kabusu artık son buluyor" sloganıyla tanıttığı bu cihazına da "canavar savar" adını verdi. Öğrencilerin projeleri müzede sergilendi Yaşları 9-10 arasında değişen öğrencilerin günlük hayatta karşılaştıkları problemlerden esinlenerek geliştirdikleri hayal ürünü maket projeleri, SEKA Kağıt Müzesi’nde de sergilendi. Öğretmen Bünyamin Küçük, öğrencilerin Sosyal Bilgiler dersinde buluş yapmak istediklerini, kendisinin de, ’gerçek hayatta karşılaşılan problemlerle ilgili bazı fikirler oluşturun. Bu fikirler ile ilgili buluşunuzu yapın ve sınıfta arkadaşlarınıza sunalım’ dediğini, 1 ay sonra buluşların geldiğini belirterek, "Bu okuldan bir meslektaşım, Kocaeli Büyükşehir Belediyesine bağlı Seka Kağıt Müzesindeki geçici sergi salonuna kullanmıştı. Benim de aklıma geldi ve Müzeler Daire Başkanlığına yazılarımızı yazdık. Bu isteğimiz kabul edildi ve projelerimizi orada sergiledik" dedi. "Genç beyinlerin ne kadar güzel şeyler ortaya çıkarabileceğini görmüş olduk" Öğrencilerin birbirinden ilginç ve güzel projeler geliştirdiklerini söyleyen Küçük, "Böylelikle genç beyinlerin ne kadar güzel şeyler ortaya çıkarabileceğini görmüş olduk. Örneğin çocuklardan bir tanesi sürekli parmak kaldırınca yorulduğundan şikayet etmiş ve el şeklinde karton kesmiş, bunu da bileğine takmış. Bu şekilde el kaldırırmış gibi bir görüntü oluşturmuş. Bir başka arkadaşım ailesinin sürekli ’Perdeleri aç ve kapat’ demesinden şikayet etmiş. Bununla ilgili tasarım oluşturmuş. Bir sensör fikri geliştirmiş. Bu sensor gündüz olduğunu algıladığında perdeyi yukarı doğru kaldırıyor, gece olduğunda perdeyi indiriyor. Farklı bir arkadaşım da felçli dedesi için ışıklı baston geliştirmiş. Bir arkadaşım ise protez bacağı bulunan akrabasının ayakkabı giymesinin zor olduğunu gözlemlemiş ve bununla ilgili tasarım yapmış. Bu tasarımda sandalye kullanmış. Sandalye önünde de ayakkabı çıkarıp giyme aparatı geliştirmiş. Öğrencilerim bu ürünleri tasarlarken tamamen geri dönüşüm malzemeleri kullandılar" şeklinde konuştu. "Ben çocukların merak etmelerini istiyorum" Çocukların üretken olabilmesi için çabaladığına dikkat çeken Bünyamin Küçük, "Milli Eğitim Bakanlığının bize sunduğu müfredatı uygulayıp, bütün dersleri işliyoruz. Bunun yanında ben çocukların merak etmelerini, bir şeyler ortaya koymalarını, bir şey ortaya koyduklarında haz almalarını istiyorum. Amacıma ulaşmak için elimden gelen her şeyi yapıyorum. Umarım onlar da mutlu oluyorlardır. İnşallah gelecekte de ülkemize, devletimize çok güzel katkılar bulunurlar" ifadelerini kullandı. "Suçlular kapıyı kırdığında alarm devreye girecek" Ekip otosundan kaçmaya çalışan suçlular için proje geliştiren Ömer Yıldız, "Polisler suçluları aracın içine koyuyor. Suçlular da kaçmaya çalışırken kapıyı kırabilirler. Kapıyı kırdıklarında alarm devreye girecek ve bu alarm da cama yansıyarak, aracı kullanan şoförün dikkatini çekecek. Bu şekilde şoför aracı durdurarak suçluları yakalayabilecek" dedi. "Bu proje Suat abi için" Protez bacağı bulunan akrabasına yardımcı olabilmek için "005 ayakkabı" ismini verdiği akıllı sandalye yapan Yusuf Yetişkin, "Annemin kuzeni birkaç yıl önce trafik kazası geçirdi ve ayağını kaybetti. O bize her geldiğinde ona sandalye getiriyorum ama bu kez de eğilmekte zorlanıyor. Bende ona üzüldüğüm için 005 ayakkabıyı yaptım. Artık Suat abi bize her geldiğinde ayağını oraya koyabilecek" diye konuştu. "Annemim bana sürekli ’Perdeyi aç’ demesinden sıkıldım" Akıllı perde geliştiren Ahmet Yasin Şahin de, annesinin kendisine sürekli ’perdeyi aç’ demesinden sıkıldığını ve akıllı perdeyi geliştirdiğini ifade ederek, "Bu proje sayesinde perde sabahları ışık görünce açılıyor, karanlık olduğunda da kapanıyor" dedi.
07 Nisan 2024 Pazar - 11:54
Kimi canavar savar yaptı, kimi de akıllı perde
Kocaeli’de ilkokul öğrencileri günlük hayatta karşılaştıkları problemlerden esinlenerek maket projeler yaptı. Kimi annesinin sürekli "Perdeyi aç" demesinden yakındığı için akıllı perde, kimi derste kaldırdığı parmağı öğretmeninin zaman zaman fark edemediğinden şikayet ederek karton el, kimi ise gece korkarak uyanan çocuklar için dokunduklarında ses çıkaran "canavar savar" hayata geçirdi. Öğrencilerin birbirinden ilginç ve güzel projeleri, SEKA Kağıt Müzesi’nde sergilendi. Körfezkent Emlak Konut İlkokulu 4-A sınıfı öğrencileri, Sosyal Bilgiler dersinde işledikleri "İcatlar ve Mucitler" konusunu, yaptıkları projeler ile pekiştirdi. 4-A sınıfının öğretmeni Bünyamin Küçük öğrencilerine bir ay süre tanıyarak, hayallerindeki projeleri yapmalarını istedi. Bu konuda hem öğretmenleri hem de aileleri ile fikir alışverişinde bulunan öğrenciler, bir ayın sonunda birbirinden ilginç projeler geliştirdi. Kimi öğrenci felçli dedesi için ışıklı baston, kimi romatizma hastası annesinin ayakkabısını rahatlıkla bağlayabilmesi için bağcık bağlama aparatı, kimi ise annesinin sürekli "Perdeyi aç" demesinden yakındığı için akıllı perde yaptı. Bir öğrenci ekip otosundan kaçmaya teşebbüs eden suçluların yakalanması için cihaz tasarlarken, bir diğeri geçirdiği trafik kazası sonucu protez bacak kullanan akrabasının ayakkabısını rahatça giyip çıkarabilmesi için "005 ayakkabı" ismini verdiği akıllı sandalye oluşturdu. Derste kaldırdığı parmağı öğretmeninin zaman zaman fark edemediğinden yakınan bir kız öğrenci karton kullanarak bileğine takabileceği el, başka bir öğrenci ise hem sokak hayvanlarını korkmadan sevebilmek hem de sırtını kaşıyabilmek için robot el yaptı. "Çocuklarınızın kabusu artık son buluyor" Bir diğer öğrenci de gece korkarak uyanan çocuklar için dokunduklarında ses çıkaran ve ailelerinin hemen yanına gelmesini sağlayan cihaz hayal ederek, bunun tasarımını yaptı. Öğrenci, "Çocuklarınızın kabusu artık son buluyor" sloganıyla tanıttığı bu cihazına da "canavar savar" adını verdi. Öğrencilerin projeleri müzede sergilendi Yaşları 9-10 arasında değişen öğrencilerin günlük hayatta karşılaştıkları problemlerden esinlenerek geliştirdikleri hayal ürünü maket projeleri, SEKA Kağıt Müzesi’nde de sergilendi. Öğretmen Bünyamin Küçük, öğrencilerin Sosyal Bilgiler dersinde icat yapmak istediklerini anlatarak, "Bende, ’Gerçek hayatta karşılaştığınız problemler ile ilgili bazı fikirler oluşturun. Bu fikirler ile ilgili icatlarınızı yapın ve sınıfta arkadaşlarınıza sunalım’ dedim. Öğrencilerim icatlarını yapıp, sınıfa getirdiler. Onlara 1 ay süre vermiştim. İcatlarını getirdiler ve birbirlerine gösterdiler. Daha sonra öğrencilerim, ’Öğretmenim, biz icatlarımızı başka kimlere gösterebiliriz?’ dedi. Bu okuldan bir meslektaşım, Kocaeli Büyükşehir Belediyesine bağlı Seka Kağıt Müzesindeki geçici sergi salonuna kullanmıştı. Benim de aklıma geldi ve Müzeler Daire Başkanlığına yazılarımızı yazdık. Bu isteğimiz kabul edildi ve projelerimizi orada sergiledik" dedi. "Genç beyinlerin ne kadar güzel şeyler ortaya çıkarabileceğini görmüş olduk" Öğrencilerin birbirinden ilginç ve güzel projeler geliştirdiklerini söyleyen Küçük, "Böylelikle genç beyinlerin ne kadar güzel şeyler ortaya çıkarabileceğini görmüş olduk. Örneğin çocuklardan bir tanesi sürekli parmak kaldırınca yorulduğundan şikayet etmiş ve el şeklinde karton kesmiş, bunu da bileğine takmış. Bu şekilde el kaldırırmış gibi bir görüntü oluşturmuş. Bir başka arkadaşım ailesinin sürekli ’Perdeleri aç ve kapat’ demesinden şikayet etmiş. Bununla ilgili tasarım oluşturmuş. Bir sensör fikri geliştirmiş. Bu sensor gündüz olduğunu algıladığında perdeyi yukarı doğru kaldırıyor, gece olduğunda perdeyi indiriyor. Farklı bir arkadaşım da felçli dedesi için ışıklı baston geliştirmiş. Bir arkadaşım ise protez bacağı bulunan akrabasının ayakkabı giymesinin zor olduğunu gözlemlemiş ve bununla ilgili tasarım yapmış. Bu tasarımda sandalye kullanmış. Sandalye önünde de ayakkabı çıkarıp giyme aparatı geliştirmiş. Öğrencilerim bu ürünleri tasarlarken tamamen geri dönüşüm malzemeleri kullandılar" şeklinde konuştu. "Ben çocukların merak etmelerini istiyorum" Çocukların üretken olabilmesi için çabaladığına dikkat çeken Bünyamin Küçük, "Milli Eğitim Bakanlığının bize sunduğu müfredatı uygulayıp, bütün dersleri işliyoruz. Bunun yanında ben çocukların merak etmelerini, bir şeyler ortaya koymalarını, bir şey ortaya koyduklarında haz almalarını istiyorum. Amacıma ulaşmak için elimden gelen her şeyi yapıyorum. Umarım onlar da mutlu oluyorlardır. İnşallah gelecekte de ülkemize, devletimize çok güzel katkılar bulunurlar" ifadelerini kullandı. "Suçlular kapıyı kırdığında alarm devreye girecek" Ekip otosundan kaçmaya çalışan suçlular için proje geliştiren Ömer Yıldız, "Polisler suçluları aracın içine koyuyor. Suçlular da kaçmaya çalışırken kapıyı kırabilirler. Kapıyı kırdıklarında alarm devreye girecek ve bu alarm da cama yansıyarak, aracı kullanan şoförün dikkatini çekecek. Bu şekilde şoför aracı durdurarak suçluları yakalayabilecek" dedi. "Bu proje Suat abi için" Protez bacağı bulunan akrabasına yardımcı olabilmek için "005 ayakkabı" ismini verdiği akıllı sandalye yapan Yusuf Yetişkin, "Annemin kuzeni birkaç yıl önce trafik kazası geçirdi ve ayağını kaybetti. O bize her geldiğinde ona sandalye getiriyorum ama bu kez de eğilmekte zorlanıyor. Bende ona üzüldüğüm için 005 ayakkabıyı yaptım. Artık Suat abi bize her geldiğinde ayağını oraya koyabilecek" diye konuştu. "Annemim bana sürekli ’Perdeyi aç’ demesinden sıkıldım" Akıllı perde geliştiren Ahmet Yasin Şahin de, "Annemim bana sürekli ’Perdeyi aç’ demesinden sıkıldım ve akıllı perde icat ettim. Bu proje sayesinde perde sabahları ışık görünce açılıyor, karanlık olduğunda da kapanıyor" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder