TEKNOLOJİ
Mercan Bilim Merkezi planetaryumu çocukları evrenle buluşturuyor 05 Nisan 2026 Pazar - 10:56:45 Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından kente kazandırılan Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezi bünyesindeki planetaryum, modern teknolojik altyapısı ve zengin içerikleriyle ziyaretçilerine evreni keşfetme fırsatı sunuyor. Açıldığı günden bu yana yaklaşık 195 bin kişiyi ağırlayan planetaryum, özellikle çocukların bilime olan ilgisini artıran önemli bir keşif alanı olarak öne çıkıyor. Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Mercan Bilim Merkezinde yer alan planetaryum, 120 kişilik kapasitesiyle Türkiye’nin en geniş oturum alanına sahip planetaryumlardan biri olma özelliği taşıyor. Özel gereksinimli bireyler için ayrılmış alanların da bulunduğu planetaryumda düzenli film gösterimleri yapılırken, aynı zamanda astronomi sınıfı olarak da kullanılıyor. Gezegenler, yıldızlar ve uzay temalı içeriklerin yanı sıra iklim, çevre ve doğa konularını ele alan filmlerin de yer aldığı planetaryum, okul öncesi gruplardan yetişkinlere kadar her yaşa hitap ediyor. İngilizce dil destekli içeriklerin de bulunduğu merkez, çevre illerden gelen ziyaretçilerin de uğrak noktaları arasında yer alıyor. "Planetaryumda bugüne kadar yaklaşık 195 bin ziyaretçiyi ağırladık" Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezinde görev yapan Astronom, Planetaryum ve Bilim İletişimcisi Merve Oylum, planetaryumun açıldığı günden bu yana yoğun ilgi gördüğünü belirterek, "Burada düzenli film gösterimleri yapıyoruz. Aynı zamanda astronomi sınıfı olarak da kullanıyoruz. Gezegenler, yıldızlar, uzayın yanı sıra iklim, çevre ve doğa temalı filmlerimiz bulunuyor. Okul öncesinden yetişkinlere kadar her yaşa yönelik içeriklerimiz var. Bugüne kadar yaklaşık 195 bin ziyaretçiyi ağırladık" dedi. Planetaryumda çocukların bilimin ışığında evrenin derinliklerine unutulmaz bir yolculuğa çıktığını ifade eden Oylum, "Mercan Planetaryum merak uyandırıyor, hayal gücünü besliyor ve bilime yönelik güçlü bir bağ kurulmasına katkı sağlıyor. Ziyaretçilerimiz buradan memnuniyetle ayrılıyor. Evreni keşfetmek isteyen herkesi bekliyoruz" diye konuştu. Çocuklar bilimin ışığında bir gün geçirdi Mercan Bilim Merkezini ilk kez ziyaret ettiğini söyleyen Azra Uzun ise planetaryum deneyiminin kendisi için çok etkileyici olduğunu belirterek, "Bir sürü şey öğrendim. Gezimizin sonunda planetaryuma girdik. Kocaman bir gökyüzü gibiydi. Mars, Jüpiter ve Dünya’yı gördük. Sanki uzayın içindeydik" ifadelerini kullandı. Hira Tuana Aydın da merkezde elektrik tasarrufu, atık ayrıştırma ve hava kirliliği konularında bilgi edindiklerini belirterek planetaryumda izledikleri filmin kendisini çok etkilediğini söyledi. Deniz Atar ise Fen Bilimleri dersinde öğrendikleri konuları planetaryumda izledikleri filmle daha iyi kavradıklarını ifade ederek, "Filmin içindeymiş gibi hissettik. Hem eğlenceli hem öğreticiydi" dedi.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 14:40 İçişleri Bakanlığı genelgesiyle sahada yeni dönem başladı İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi imzasıyla yayımlanan genelgeyle basın kartının sahada resmî kimlik olarak esas alınması netlik kazanırken, Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Özkan Tokmak düzenlemeyi "Meslektaşlarımızın görevlerini daha hızlı ve etkin yapabilmesi adına önemli bir eşik" sözleriyle değerlendirdi. İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan genelgeyle, basın kartlarının "resmi kimlik belgesi" olarak kabul edilmesine ilişkin uygulama netleştirildi. Buna göre, usulüne uygun basın kartını ibraz eden basın mensuplarından kolluk kuvvetlerince ayrıca kimlik belgesi talep edilmeyecek. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi imzasıyla 31 Mart 2026 tarihinde yayımlanan genelgede, basın kartının gazetecilerin mesleki faaliyetlerini yerine getirirken yetki ve kolaylık sağlayan önemli bir belge olduğuna dikkat çekildi. Genelgede, 13 Ekim 2022 tarihinde 5187 Sayılı Basın Kanunu’na eklenen hükümle basın kartının "resmi nitelikte bir kimlik belgesi" olduğunun açıkça düzenlendiği hatırlatıldı. Basın Kartı Yönetmeliği’nde de kartların tüm resmi ve özel kuruluşlar tarafından kabul edilmesi gereken resmi kimlik belgesi olarak tanımlandığına işaret edilen yazıda, bu kapsamda sahadaki uygulamalarda birlik sağlanmasının amaçlandığı vurgulandı. Kimlik tespitinde tek belge olacak Genelgeye göre, geçerli basın kartını ibraz eden gazetecilerden kolluk birimleri tarafından ayrıca nüfus cüzdanı ya da farklı bir kimlik belgesi istenmeyecek. Düzenlemenin, özellikle sahada görev yapan basın mensuplarının iş akışını hızlandırması ve bürokratik engelleri azaltması bekleniyor. Denizli Gazeteciler Cemiyeti (DGC) Başkanı Özkan Tokmak, yayımlanan genelgeye ilişkin yaptığı açıklamada düzenlemeyi memnuniyetle karşıladıklarını belirterek; "İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi tarafından yayımlanan ve basın kartının sahada resmi kimlik olarak esas alınmasını teminat altına alan genelgeyi, Denizli Gazeteciler Cemiyeti olarak memnuniyetle karşılıyoruz. Gazetecilik; hakikatin izini süren bir pusula, kamuoyunu doğru bilgiyle buluşturan hayati bir köprüdür" dedi. Basın kartının uygulamada da güçlü bir kimlik belgesi olarak kabul edilmesinin önemli bir eşik olduğunu vurgulayan Tokmak, düzenlemenin meslektaşların görevlerini daha hızlı ve etkin şekilde yerine getirmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Sahada hız ve kolaylık sağlayacak Uygulamanın çok yönlü pozitif etkisi olacağını belirten Özkan Tokmak, "Atılan bu adım; basın mensuplarımızın yükünü hafifleten, sahadaki akışı hızlandıran ve kamuoyunun doğru bilgiye erişimini kolaylaştıran bir kapı aralamıştır. Güçlü ve ilkeli bir basının, toplumsal hafızayı diri tutan bir omurga olduğu gerçeğinden hareketle, bu yaklaşımı kıymetli buluyoruz" dedi. Denizli basını adına emeği geçenlere teşekkür eden Tokmak, uygulamanın sahada aynı hassasiyetle sürdürülmesi temennisinde bulundu.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 13:20 Uzmanı uyardı: "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" SİVAS (İHA) – Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefer Darıcı, kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğini söyleyerek, "Verileriniz afişe olabilir" dedi. Günümüzde sohbet tabanlı yapay zeka uygulamalarının artmasıyla birlikte bireylerin bu sistemlerle kurduğu iletişim daha kişisel bir boyuta taşınıyor. Yapay zeka ile iletişim kuran kişilerin bu sistemleri zaman zaman bir insan gibi algılayarak daha detaylı ve özel bilgiler paylaştığı görülüyor. Bu durum literatürde ‘anthropomorfize etme’ olarak tanımlanırken, kullanıcıların yapay zekaya insana özgü özellikler atfetmesi anlamına geliyor. Paylaşılan içeriklerin kişisel ve mahrem bilgiler içermesi ise veri güvenliği açısından çeşitli riskleri beraberinde getiriyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, yapay zeka ile kurulan iletişimde dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Darıcı, kullanıcıların farkında olmadan kişisel verilerini paylaşabildiğini ve bunun ilerleyen süreçte çeşitli riskler doğurabileceğini, verilerin pazarlanabileceğini söyleyerek, "Önemli olan kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" ifadelerini kullandı. "Yapay zeka mahrem bilgilerinizle besleniyor" Yapay zekanın insanların mahrem bilgilerinden beslendiğini söyleyen Darıcı, "Günümüzde yapay zeka kullanımının hızla artmasıyla birlikte anthropomorfize etme eyleminin de arttığını görüyoruz. Anthropomorfize, yapay zekaya sanki bir insanmış gibi insana ait özellikler atfetme durumudur. Sanki karşınızda insan varmış gibi algılama eğilimini ifade eden bir kavramdır. Karşımızdakini insan gibi düşündükçe ve o tarzda bir eğilim içerisinde oldukça, onunla olan paylaşımlarımızda insanla olan paylaşımlarımız gibi daha detaycı ve daha mahrem içerikler dahi olabiliyor. Yapay zekanın bir yandan kendi öğrenim yapısı olduğu kadar, aynı zamanda yapay zekayı kullanan kişilerden öğrendiği verilerle birlikte de öğrendiğini görebiliyoruz. Hatta kişinin yapay zekaya geçmişinden, o uygulamayla yapmış olduğu paylaşımlardan yola çıkarak, o kişiye yani müşteriye ilişkin yanıtlar verdiğini de biliyoruz. Doğal olarak yapay zeka bir yandan sizden besleniyor, diğer yandan da algoritma olarak öğrenmiş olduğu diğer kaynaklardan besleniyor. Bu tarz içeriklerin paylaşımını yaptığımızda da yapay zekanın sizin mahrem bilgilerinizle de beslenmesi ve onunla da öğrenmesi anlamına gelmektedir" dedi. "Bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" Paylaşılan verilerin açığa çıkma ihtimali olduğunu belirten Darıcı, "Bu durum, ilerleyen zamanlarda verilerinizin üçüncü kişiler tarafından da kullanılabilmesi riskini de beraberinde getiriyor. Bu durum aynı zamanda sizin profilinizin, duygularınızın, yapay zekayla yapmış olduğunuz paylaşımların, geçmişinizin, merak etmiş olduğunuz ve sorduğunuz şeylerin bu bilgisayar algoritması içerisinde var olması ve onun da bu bilgilere sahip olması anlamına geliyor. Bu tarz içeriklerin paylaşılıyor olması, yarın bir gün verilerle alakalı bir sıkıntı yaşandığı zaman sizin verilerinizin de afişe olması anlamına gelebilir. Yapay zeka uygulamalarında firmaların kendi içlerinde bu verileri belirli şartlar altında kullandıklarını, hatta bazılarının da bu bilgileri üçüncü kişilerle paylaşılabileceğini, yapay zeka kullanmadan önce onayladığımız sözleşmede zaten otomatik olarak kabul etmiş oluyorsunuz. Böylesi bir durumda ilerleyen zamanda reklam, pazarlama, siyasal bir amaçla veya belirli bir profili tahmin etme gibi amaçlarla da kullanılabilir. Bu nedenle yapay zekayla ister istemez o sohbetler yapılırken belirli paylaşımlar yapılmak zorunda, ancak bunun da bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" diye konuştu. "Mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" Kişisel Verileri Koruma Kanunu söz konusu olsa da verilerin sızıntı durumunda ortaya dökülebileceğini unutmamak gerektiğinin altını çizen Darıcı, "Her ne kadar da karşınızdaki firma sizin verilerinizi koruyacağını ifade ediyor olsa dahi veya ‘biz anlaşma yaptığımız üçüncü şahıslara karşı verememe konusunda, reklam pazarlama iş birliği yaparız’ gibi bir içeriği söz konusu olsa da, bunlara dikkat etmek gerekiyor. Sizin atmış olduğunuz herhangi bir veriniz, bu bir fotoğraf olabilir, bir içerik, herhangi bir metin veya doküman olabilir, bu yapay zekayı hem eğiten hem de bunu üçüncü kişilerle pazarlayan bir yapısı söz konusu olabilir. Önemli olan burada kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" şeklinde konuştu.
Üretimde teknoloji öne çıkıyor
06 Nisan 2024 Cumartesi - 11:39 Üretimde teknoloji öne çıkıyor Türkiye, son 20 yılda üretimde, ihracatta ve sanayileşmede çok ciddi yol kat etti. Almanya’dan Uzak Doğu’ya kadar olan bölgede en iyi üretici ülkelerden biri olmayı başaran Türkiye, şimdi de teknoloji, otomasyon, dijitalleşme, verimlilik, katma değer, değerli üretim gibi konuları ön çıkararak kademe atlamayı planlıyor. Qlux Genel Müdürü Burak Önder, üreticinin yeni alternatif pazarlarla ihracat kabiliyetlerini artırmaya çalışırken, diğer taraftan veri ve verimlilik çalışmalarına ağırlık verildiğini belirterek, "Geleceğin merkezinde de ‘veri’ ve ‘verimlilik’ var. Dijital kasları güçlendirerek, üretimden ihracata kaliteli verileri oluşturarak, verimliliği artırarak ihracat arttırılabilir. Veri, nakit kadar değerli. Üretimden ihracata her noktada kaliteli veriyi oluşturmak, her alanda verimlilik çalışmaları yapmak büyük önem taşıyor. Tüm sektörlerde dünya ve trendi takip edemezseniz ve müşterilerinize yeni ürün sunamazsanız kaybediyorsunuz. Yeniliğin odağında verimlilik var. Türkiye’de gündem hızlı değişiyor. Bu yüzden yapısal sorunlara tam olarak odaklanamıyoruz. Belirlenen yapısal sorunları ele alıp, hızlıca çözüm yollarını devreye almalıyız. Buradaki en büyük problemlerin başında da verimlilik geliyor. Çünkü verimlilik tam olarak sağlanmadan ne sürdürülebilirliği ne de katma değeri sağlayabiliriz. Son 20 yılda üretimde, ihracatta ve sanayileşmede çok ciddi yol kat ettik. Almanya’da Uzak Doğu’ya kadar olan bölgede en iyi üretici ülkelerden biri olmayı başardık. Şimdi ise kademe atlayacak adımları atmak zorundayız. Bu adımı da ancak teknoloji, otomasyon, dijitalleşme, verimlilik, katma değer, değerli üretim gibi konulara öncelik vererek atabiliriz. Eğer sadece büyümeye değil gelişmeye de odaklanırsak, sanayimizin de ihracatımızın da önü açık. İçinden geçtiğimiz bu dönemlerde yakın çevredeki ülkeler ve dost ülkeler ihracatta ön plana çıkıyor. Dünyada da bu durum ön plana çıkıyor. Ayrıca son dönemlerde dünyada yaşanan çatışmalar, enerji krizleri, ticaret krizleri, uluslararası anlaşmazlıklar ve dünyadaki işleyişi değiştiren salgın hastalıklar gibi nedenlerle ülkeler, tedarik noktasında sorun yaşamamak adına farklı önlemler almaya başladı. Bu kapsamda dünyanın en büyük üretici ülkelerinden biri olan Çin’e bağımlılığını azaltmak isteyen ülkeler Çin’in yanına farklı bir tedarikçi ülke eklemeye çalışıyor. ‘China+1’ olarak adlandırılan bu sistemde ülkemiz ön plana çıkabilir. Çünkü Türkiye bölgesinde önemli bir üretici ve ihracatçı ülke konumunda. Fırsat olarak görülen bu sistemde en iyi şekilde faydalanabilmek için veriye, verimliliğe ve teknolojiye ciddi yatırımlar yapmalıyız. Geleceğe tam olarak hazırlanmalıyız. Tüm bunların dışında üretimde ‘yeşil dönüşüm’ sürecini tamamlamalıyız” dedi.
Tedarik zinciri sürecinde artan maliyetlere son
05 Nisan 2024 Cuma - 11:45 Tedarik zinciri sürecinde artan maliyetlere son Tedarik zincirindeki artan maliyetler, firmaların kâr marjlarını ve operasyonel verimliliğini tehdit ediyor. Getron Services yapay zekâ otomasyonuyla servis seviyesini yüzde 92’ye kadar yükseltiyor. Artan maliyetler tedarik zincirleri süreçlerinde belirleyici bir faktör. Yapay zekâ bu problemleri çözmek ve tedarik zincirlerini daha esnek, dirençli ve sürdürülebilir hale getirmek için kritik bir rol oynuyor. Yapay zekâ, hata oranını düşürerek süreçleri hızlandırarak, maliyetleri düşürerek, görünürlüğü artırarak ve riskleri minimize ederek firmalara yardımcı oluyor. YTÜ Yıldız Teknopark firmalarından Getron 20 yıldan fazladır perakende, sağlık, üretim, otomotiv ve enerji sektörlerine envanter ve tedarik yönetimi, planlama, optimizasyon ve fiyatlandırma çözümleri sunuyor. Sektördeki sorunlara hızla çözüm üreten firma ürün bulunurluğunu artırarak kaçan satışı yüzde 70’e kadar azaltıyor. “Rakiplerimizin aylarca süren işlerini biz günler içinde hallediyoruz” Yapay zekâ otomasyonuyla müşteri ihtiyaçlarına hızlı ve etkili çözümler sunduklarını belirten Getron Kurucu CEO’su Sarven Sıradağ şunları söyledi: “2009’dan beri, işimizin temelini bulut tabanlı çözümler oluşturuyor ve ilk hedefimiz her zaman otomasyon oldu. Çünkü kullanıcıların hayatları zaten karmaşık. Bazen işe gelmek bile bir zorluk olabiliyor ve bu yüzden, kullandıkları çözümlerin hayatlarını kolaylaştırması gerekiyor. Gerçekten işe yarayan bir yazılım sistemi geliştirmek büyük bir zorluk. Bu sebeple, farklı sektördeki bu firmaların kendi yapay zekâ yol haritasını oluşturması gerekiyor. Getron Services platformu da bu amaca hizmet ediyor ve ilk üyesi 2007’de katıldı. İnsanların süreçlere müdahil olması, süreci daha kırılgan hale getiriyor. Bu nedenle, bu durumu en aza indirmeye çalıştık ve tedarik zincirindeki en karmaşık sorunları çözmeye odaklandık. Doğru danışmanlık aldığımızı düşünüyoruz çünkü bu iş sadece yazılım mühendisliği değil; yapay zekâ, makine öğrenimi, kontrol sistemleri ve kullanıcı deneyimi gibi birçok alanda uzmanlık gerektiriyor. Ayrıca, hızlı hareket edebiliyoruz. Rakiplerimizin aylarca süren işlerini biz günler içinde hallediyoruz. Diğer firmalar hala kod yazmakla ve proje yönetmekle uğraşıyorlar. Artık kimsenin uzun süre beklemeye sabrı yok. Firmalar hızla çözüm alıp işlerine devam etmek istiyorlar. Ancak, bazı yazılım sistemleri hızlı başlatma imkânı sunsa da, sektörümüzde verilerin aktarımı ve süreçlerin otomasyonu gibi karmaşık ihtiyaçları karşılamak zorundayız. Bu zorluklara rağmen, müşterilerimize hızlı, etkili ve kaliteli bir hizmet sunuyoruz. Her sektörden ve her ülkeden müşterimiz olduğu için, tek bir versiyonla çalışmak büyük bir avantaj. Bu yaklaşım, tüm müşterilerimizin deneyimlerinden faydalanmamızı ve en iyi çözümleri sunmamızı sağlıyor.” “Tedarik zinciri süreçlerindeki karmaşıklıkları ortadan kaldırıyoruz” Sektördeki tedarik zinciri süreçlerindeki karmaşıklıklara hızlı ve etkili çözümler sunarak müşterilerinin ihtiyaçlarını karşıladıklarını belirten Getron Kurucu CEO’su Sarven Sıradağ "Getron olarak müşterilerimize doğru ürünü, doğru zamanda, doğru miktarda, doğru yerde ve doğru fiyatta bulundurma imkânı sağlayarak tedarik zinciri süreçlerindeki karmaşıklıkları yapay zeka otomasyonuyla ortadan kaldırıyoruz. Böylece müşterilerimizin operasyonlarını daha verimli hale getiriyoruz" şeklinde konuştu. “Ürettiğimiz tek bir versiyon, beş sektörde ve tüm ülkelerde kullanılabilir durumda” Müşterilere özel kod yazarak proje yapmayı içeren çözümler sunmak yerine özelleştirilebilen tek bir versiyon üzerinde odaklandıklarını ve bu sayede müşteri memnuniyetini artırdıklarını belirten Sıradağ, "En temel konu biz çözümü yazılım kiralama hizmeti olarak sunuyoruz. Rakiplerimiz, her müşteri için özel destek ve yazılım ekibi sağlayarak özelleştirme yapıyorlar. Ancak, bizim çözümümüzde özelleştirme katmanı, yazılım ve tanımlarla yapılıyor. Yazılım geliştirme süreci bizim iş süreçlerimizin bir parçası; hem kendi ürünümüzü geliştirmek hem de müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılamak için yazılım geliştiriyoruz. Ürettiğimiz tek bir versiyon, beş sektörde ve tüm ülkelerde kullanılabilir durumda. Kullanıcı deneyimini sürekli gözlemliyoruz ve bu nedenle, kullanıcı ve sistem etkileşimiyle ilgili düzenli danışmanlık alıyoruz. Kullanıcı odaklı olmalıyız; onların hayatlarını kolaylaştırmalıyız" dedi.
Dünyayı etkileyen Güneş patlamalarının bilinmeyen yönleri ortaya çıkıyor
05 Nisan 2024 Cuma - 10:57 Dünyayı etkileyen Güneş patlamalarının bilinmeyen yönleri ortaya çıkıyor Ege Üniversitesi (EÜ) Gözlemevi Müdürü Doç. Dr. Hasan Ali Dal’ın yürütücülüğünü yaptığı “Farklı Kütlelerden Manyetik Aktif Yıldızların Flare Doyum (Saturasyon) Seviyesinin, Yıldız Evrim Sürecinde Dönme Dönemine Göre Değişimi” isimli proje TÜBİTAK-ARDEB 1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında desteklenmeye uygun bulundu. ‘Türkiye Yüzyılı’nda, Türk Uzay Bilim Misyonuna katkı sunacak önemli bir araştırmayı yürüten bilim ekibini makamında ağırlayarak tebrik eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, Ege Üniversitesinin; tam akreditasyona sahip, öğrenci odaklı, bir araştırma üniversitesi olduğunu ve TÜBİTAK’ın farklı programlarında liderliğini sürdürdüğünü vurguladı. Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Üniversitemizde bir kültüre dönüştürerek sürdürülebilir hale getirdiğimiz araştırma ve bilim üretme ekosistemimiz meyvelerini vermeye devam ediyor. Hocalarımız, genç araştırmacılarla birlikte önemli araştırmalar yürütüyorlar. Ülkemizi bilim ve teknolojide daha ileri seviyeye taşımak amacıyla sürdürülen bu çalışmalarımız TÜBİTAK başta olmak üzere hem ulusal hem de uluslararası değerlendirme ve fonlama kuruluşları tarafından destek görüyorlar. Dünyayı etkileyen Güneş patlamalarının gizli kalan birçok yönünü aydınlatacak önemli bir çalışmayı yürüten proje ekibimizi tebrik ediyorum” dedi. “Güneş patlamaları dünyanın farklı bölgelerinde sorunlara neden oldu” Projenin içeriği ile ilgili bilgi veren Doç. Dr. Hasan Ali Dal, “Son 2 yıl içerisinde Güneş’te meydana gelen patlamalar dünyanın çeşitli bölgelerinde sorunlara neden olmuştur. Bu patlamalar, Güneş manyetik aktivitesi ile ilgili olup, Güneş yüzey ve atmosferindeki manyetik alanın ortamdaki plazma ile etkileşiminden kaynaklanmaktadır. Bir kaç saat boyunca devam eden orta şiddette bir patlamada bile sadece bir saniyede salınan enerji, tüm dünyanın bir hafta boyunca kullandığı enerjiye eşittir. Güneş’te bu türden patlamaların şiddeti, zaman zaman çok aşırı düzeylere çıkabilmektedir. Gerçekten 2023 yılı Kasım ayı başlarında yaşanan bir patlama, 5 ve 6 Kasım sabahlarında ülkemizin kuzey bölgelerinde, ülkemizden görülmesi neredeyse imkânsız olan ‘Kuzey Işıkları’nın görülmesine neden olmuştur. Ülkemizde oldukça renkli bir doğa olayı olarak izlenen bu süreç, aslında Dünya’nın kendi manyetik alanında tedirginliklere neden olmuş, Brezilya ve çevre ülkelerde 2 hafta boyunca tüm internet ve radyo televizyon yayınları sekteye uğramıştır. Jeoloji ve jeofizik çalışmaları, dünya tarihinde son 20 bin yıl içerisinde ekosistemde 6 büyük yok oluşun gerçekleştiğini ifade ederken bu yok oluşların nedenleri hakkında bir bulgu ortaya koyamamıştı. Oysa günümüzde ağaç halkalarının genişlikleri ve buzullardaki karbon 14 bolluk değişimleri karşılaştırıldığında tüm bu yok oluşta Güneş’in yüzeyinde gerçekleşen patlamaların neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Burada en büyük soru, böyle bir patlama bir kez daha yaşanır mı sorusudur? 2023 yılı Kasım ayı başlarında yaşanan patlama, son 20 bin yıl içerisindeki patlamalarla karşılaştırılamayacak denli küçük kalmaktadır” diye konuştu. “Güneş patlamalarının sayısı her 11 yılda artıp azalmaktadır” Güneş’in aktivitesinin iyi bilinen bir süreç olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Hasan Ali Dal, “Astrofizikçiler olarak bizler, Güneş manyetik aktivitesinin 11 yıllık bir çevrimsel davranışa sahip olduğunu biliyoruz. Güneş’te ortaya çıkan patlamaların sayısı ve şiddeti her 11 yılda artıp azalmaktadır. Ancak, 2018 yılında Fen Bilimleri Doktora öğrencimiz Ezgi Yoldaş ile birlikte Ege Üniversitesi Gözlemevinde yürütmeye başladığımız ‘OPEA Modeli ile Güneş Aktivitesi X-Işın Flare Davranışı’nın Belirlenmesi’ başlıklı doktora tez çalışmasında ortaya çıkan bulgular, son iki yıldır yaşanan Güneş patlamalarına ışık tutarken; karanlıkta kalan bazı soruların cevabının bulunabilmesi adına sistemli bir ikinci çalışmanın yapılması gündeme getirmiştir. Bu konuda öğrencimizin hazırladığı ve doğrudan yürütücülüğünü yaptığı ‘Güneşte Görülen Plateau Parametresinin Zamanla Değişmesinin Aktif Tek Yıldız V1005 Ori ile Test Edilmesi’ başlıklı bir ön çalışma TÜBİTAK ARDEB 1002 B Hızlı Destek Programı kapsamında desteklenmeye karar verilmiştir. Bu çalışmanın da sonuçları asıl araştırma için zemin hazırlamış ve TÜBİTAK- ARDEB 1001 kapsamında ‘Farklı Kütlelerden Manyetik Aktif Yıldızların Flare Doyum (Saturasyon) Seviyesinin, Yıldız Evrim Sürecinde Dönme Dönemine Göre Değişimi’ başlıklı bir proje için destek başvurusunda bulunulmuş ve proje önerisi 1 milyon 650 bin TL’lik bütçesi ile desteklenmesine karar verilmiştir” dedi. “Uzay Havası’nın tahmininde ülkemizin önde gelen kurumuyuz” Doç. Dr. Hasan Ali Dal, “Gerek yürüttüğümüz doktora tezi, gerekse doktora öğrencimizin yürütücülüğünü yaptığı TÜBİTAK ARDEB 1002B projesi ve asıl kapsamlı çalışmanın yapılacağı TÜBİTAK ARDEB 1001 projesi ile Dünya’yı etkileyen Güneş patlamalarının gizli kalan birçok yönü aydınlatılacaktır. Güneş üzerine yürüttüğümüz bu çalışmalar, Milli Uzay Programı Hedefleri kapsamında ‘Uzay Havası’nın takibi ve belirlenmesi açısından son derece önemlidir. Bizler her ne kadar Güneş aktivitesinin davranışını bilsek de zamanla ortaya çıkan ve hiç beklenmedik anlık aşırı şiddetli patlamaların nedenleri hakkında neredeyse hiçbir bilgi sahibi değiliz. Bunu daha iyi anlamak için şöyle basit bir benzetme yapabiliriz. Bilindiği gibi gezegenimizde dört mevsim vardır. Yaz ayları oldukça sıcak, kış ayları soğuk, bahar ayları ise ara geçiş dönemlerdir. Biz takvimsel olarak ne zaman hava sıcak olacak ne zaman soğuyacak kabaca biliriz. Güneş’te de patlamalar ne zaman artacak ve ne zaman azalacağını biliyoruz. Ancak bazen kışlar öylesine soğuk ve yağışlı geçer ki hiç beklenmedik fırtınalar yaşanabilir. Bunun gibi Güneş’te de benzer bir olay yaşanabiliyor. Mevsimler hakkında az çok ön bir varsayımda bulunulabilirken, Güneş’te hiç bir öngörü yapılamıyor. İşte bizim yapmaya çalıştığımız, Ege Üniversitesi ve Ege Üniversitesi Gözlemevi gibi birikim ve sağlam altyapıya sahip bir araştırma ortamında bu bilinmezliği ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Üniversitemiz, Milli Uzay Programı hedeflerinden ‘Uzay Havası’nın anlaşılması ve tahmini konusunda ülkemizde en önde gelen kurumdur” diye konuştu.
‘Kırmızı besinler kanı temizliyor” sözü laboratuvar ortamında test edildi onaylandı
05 Nisan 2024 Cuma - 10:01 ‘Kırmızı besinler kanı temizliyor” sözü laboratuvar ortamında test edildi onaylandı Adnan Menderes Üniversitesi(ADÜ) Teknokent’te çalışmalarını sürdüren Karya Farma HBX AR-GE (BAP)Bilimsel Araştırmalar Projeleri bu kez kırmızı pancar, kırmızı havuç ve kırmızı soğan üçlüsünü ele aldı. Laboratuvar ortamında yapılan çalışmalarla yeni bir buluşa imza atan Karya Farma “Kırmızı besinler kanı temizliyor” sözünü test edip onayladıklarını belirtti. 18 yıllık Ar-Ge süreci içerisinde 17 spesifik ve stratejik patente imza atan HBX AR-GE Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Başlık; "Kırmızı pancar, içerdiği demir miktarı sayesinde anemiyi önlemeye yardımcı olarak kırmızı kan hücrelerinin yenilenmesini sağlamaktadır. Pancara kırmızı rengini veren betalain önemli etkili bir antioksidandır. İçeriğinde A, B6, B12, C, E ve K vitaminleri bulunmaktadır. Aynı zamanda fosfat ve potasyum gibi birçok mineral içeren pancar kansere karşı koruyucu görevi yapmaktadır. Pancar betalain denilen fitonutrientler içerir. Bu madde kalp damar hastalıkları gibi kronik hastalıkları da engelleyebilir. Antioksidan zengini havuç, serbest radikallerle savaşmada etkili kabul edilir. Serbest radikallerin vücutta uzun vadede kanser ve kardiyovasküler hastalıklar gibi sağlık sorunlarına götüren oksidatif strese yol açtığı bilinir. Özelikle kırmızı soğan, vücuttaki sağlıklı hücrelere zarar veren serbest radikalleri ortadan kaldıran antioksidan maddeleri, kuru ve beyaz soğana göre daha fazla bulundurmaktadır. Ayrıca, soğanın içindeki kuarsetin, alerjik reaksiyonlara yol açan histaminin bağışıklık hücrelerinde salınımını engellemesine yardımcı olur" dedi. Kırmızı havucun da benzer özellikleri olduğunu kaydeden Başlık, önümüzdeki süreç içerisinde kırmızı besinler üzerinde çalışmalarını sürdüreceklerini kaydetti.
Dünyadaki yapay zeka otoriteleri, BAU’daki uluslararası zirvede geleceği konuşacak
04 Nisan 2024 Perşembe - 09:53 Dünyadaki yapay zeka otoriteleri, BAU’daki uluslararası zirvede geleceği konuşacak Son yıllara damgasını vuran yapay zeka teknolojisinin dünyanın geleceğini nasıl etkileyeceği, Bahçeşehir Üniversitesi’nin (BAU) ev sahipliğinde İstanbul’da yapılacak Uluslararası Yapay Zeka Zirvesi’nde konuşulacak. Dünya’da savunma sanayiden tarıma, eğitimden finansa hemen her alanda etkisini hissettiren, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) Bilgisayar Bilimleri laboratuvar yöneticilerinden Edward Fredkin’in kainatın oluşumu ve yaşamın başlangıcından sonra üçüncü büyük olay olarak tanımladığı yapay zekanın otorite isimleri ve uzman akademisyenleri, 16-17 Nisan’da, İstanbul’da düzenlenen zirvede bir araya gelecek. Bahçeşehir Üniversitesi’nin (BAU) Kemerburgaz’daki teknoloji ve girişim merkezi Future Campus’ün ev sahipliğini yapacağı Future Al Summit 24 de, yapay zekanın geleceği mercek altına alınırken, Intel, Adobe, Huawei, Microsoft gibi markaların da yer aldığı 50’nin üzerinde firma stant açacak. 120’ye yakın girişimci ve akademisyenin de katılacağı zirvede, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Yardımcısı Nikhil Seth, TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal ve BAU Global Başkanı Enver Yücel de birer konuşma yapacak. Zirvede, teknolojiyi kullanarak sektörel çözümler üreten yeni girişimciler olan Start-Up’lar da kendilerini tanıtma fırsatı bulacak. 45 oturumda 65 konuşmanın yapılacağı zirveye yaklaşık 3 bin kişinin katılımı bekleniyor. Yeni ürünler tanıtılacak Sponsor firmaların tanıtım stantlarının da yer alacağı zirvede bazı markalar da yeni ürünlerini tanıtacak. Zirve, paneller, sempozyumlar, interaktif deneyim alanları, marka iş birlikleri, girişimci-yatırımcı bağlantıları ve etkileşimli alanlar aracılığıyla katılımcılara eşsiz bir deneyim sunacak. Açılış konuşmasını yapay zeka yapacak Türkiye ve MENA (Orta Doğu ve Kuzey Afrika) bölgesinde yapay zeka alanında en önemli ve kapsamlı etkinliklerden biri olan zirvede, California Üniversitesi’nden Prof. Dr. Leonard Lane, Dünya Bilim ve Sanat Akademisi’nden (World Academy of Art and Science) Prof. Dr. Garry Jacobs, Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin, IBM’de Master Invertor olan Neil Sahota, Google Türkiye CMO’su Serkan Girgin, Amazon Üst Düzey Yöneticisi Tony Lteif’de yer alacak. Ülkemizde yapay zeka konusunda başarılara imza atmış akademisyenlerin de konuşacağı zirvenin açılış konuşmasını ise yapay zeka gerçekleştirecek. Sektörler ve yapay zeka Akademisyenler ve uzman isimlerin yapay zekanın geleceğiyle ilgili sunum ve bilgilendirme yapacağı zirvede; “Sektörlerde yapay zeka dönüşümü” başlığıyla; eğitim, sağlık, finans, pazarlama, mühendislik, yazılım, tarım, savunma sanayi, yenilikci endüstriler, üretim ve lojistik alanlarında yapay zekanın kullanılması ve gelecekte öngörülen tablo konuşulacak. Hızla gelişen teknolojinin toplum ve yönetmelik yönlerinin de ele alınacağı zirvede, start-up’lar için yapay zekanın katkıları da anlatılacak. Yapay zeka hukuka katkı sağlıyor BAU Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kadir Emre Gökyayla, Yapay Zekâ Zirvesi’nin, hukuk alanında önemli bir dönüşüm ve gelişim sürecine işaret ettiğini söyledi. Yapay zekâ teknolojisinin giderek artan etkisiyle, hukuk dünyasında da çeşitli değişiklikler ve fırsatlar ortaya çıktığını belirten Gökyayla, “Bu zirve, yapay zekânın hukuk alanındaki uygulamalarını ve etkilerini ele alarak çalışanların bilgi ve deneyimini artırmayı hedefliyor. Yapay zekâ, hukuk alanında bilgi işleme, analiz ve tahmin yetenekleriyle önemli katkılar sağlamakta. Bu zirve, yapay zekâ teknolojisinin hukuk dünyasına sunabileceği yeni yaklaşımları ve çözümleri tanıtmak, hukukun daha verimli ve erişilebilir olmasını sağlamak için yapılabileceklere ve geleceği ışık tutacaktır.” dedi. Hastaya hızlı teşhis koymaya yardımcı Yapay zeka uygulamalarının sağlık sektöründe teşhisten tedaviye, epidemiyolojik çalışmalardan hasta takibine kadar birçok alanda önemli ilerlemeler sağladığına dikkat çeken BAU Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç ise bu teknolojilerin, tıbbi verilerin işlenmesi ve analizi, hastalıkların erken teşhisi, kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi ve sağlık hizmetlerinin genel olarak iyileştirilmesi konusunda büyük potansiyele sahip olduğunu söyledi. Kılıç, “Yapay zeka, büyük veri setlerinden karmaşık bilgileri ve ilişkileri tanımlayarak, tıbbi araştırma ve uygulamalarda yeni kapılar açmaktadır. Örneğin, kanser teşhisi ve tedavisinde, yapay zeka destekli sistemler, tümörlerin görüntülerini analiz ederek, teşhisin daha hızlı ve doğru bir şekilde konmasına yardımcı olabilir. Aynı zamanda, hastaların genetik bilgileri ve yaşam tarzı verileri kullanılarak, her bireye özel tedavi yöntemleri geliştirilmesine imkan tanır. Tıp Fakültesi olarak, bu konularda farkındalık oluşturmak ve en iyi uygulamaları teşvik etmek amacıyla çalışmalar yürütmekteyiz” diye konuştu. İletişim endüstrisi yapa zeka ile dönüşüyor Üniversitenin İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kemal Suher de iletişim endüstrisinin, yapay zekanın sağladığı araçlar sayesinde önemli bir dönüşüm geçirmekte olduğunu söyledi. Suher, “Yapay zeka tabanlı chatbotlar, müşteri hizmetleri ve destek süreçlerini otomatikleştirerek daha etkili ve verimli bir hale getirmekte; dil işleme teknolojileri ise çok dilli ve kültürlerarası iletişimi kolaylaştırmaktadır. Yenilikci endüstrilerde de yapay zekanın etkisi büyüktür. Yapay zeka, müzikten sanata, edebiyattan film yapımına kadar geniş bir yelpazede üretici süreçlere katkıda bulunmakta ve yeni eserlerin oluşturulmasına imkan tanımaktadır. Bu anlamda Future IA Summit, bu teknolojilerin nasıl çalıştığını, endüstrilere nasıl entegre edilebileceğini ve etik, sosyal, ekonomik etkilerini derinlemesine anlamak için eşsiz bir fırsat sunmaktadır. Şimdiden tüm katılımcılara başarılı ve verimli bir zirve dilerim” dedi.
Vodofone’den sultanlar ligine 5G destekli şahin gözü teknolojisi
03 Nisan 2024 Çarşamba - 18:07 Vodofone’den sultanlar ligine 5G destekli şahin gözü teknolojisi Türkiye Kadın Voleybol Milli Takımlar Ana Sponsoru ve Sultanlar Ligi İsim Sponsoru Vodafone, FIVB ve CEV’in uluslararası voleybol maçlarında kullandığı Şahin Gözü sistemine 5G teknolojisinin entegrasyonu üzerine çalışmalar yürütüyor. Vodafone Sultanlar Ligi Play-Off 1-4 Etabı maçlarında kullanılacak sistem, İstanbul’da 2 farklı salonda 4 takımın maçlarında uygulanacak. Dünyada kadın voleyboluna, Türkiye’de ise kadın sporuna yönelik en yüksek ve kapsamlı sponsorluk anlaşmasına imza atan Vodafone, dijitalleşmenin gücünü kullanarak kadın voleybolcuların yanında durmaya devam ediyor. Vodafone, Volleyball Nations League, Dünya ve Avrupa Şampiyonaları’nda kullanılan Şahin Gözü sistemini Türkiye’de Vodafone Sultanlar Ligi Play-Off 1-4 Etabı maçlarında Vodafone 5G desteğiyle kullanacak. Sistem, lig maçlarında basit kameralarla gerçekleştirilen Görüntülü Değerlendirme Sistemi’ni neredeyse sıfır gecikmeyle hem voleybol salonu LED ekranlarına hem de canlı yayına anlık olarak yansıtmayı mümkün kılacak. Vodafone 5G desteğinin entegrasyonu çalışmaları kapsamında Şahin Gözü uygulaması, Nisan’da başlayacak olan ve yarı finaller, finaller ile üçüncülük/dördüncülük eşleşmelerini kapsayan Vodafone Sultanlar Ligi Play-Off 1-4 Etabı döneminde geçerli olacak. Teknoloji, İstanbul’da Burhan Felek Vestel Voleybol Salonu ve Vakıfbank Spor Sarayı olmak üzere 2 farklı salonda Fenerbahçe Opet, Vakıfbank, Eczacıbaşı Dynavit ve Türk Hava Yolları’nın maçlarında uygulanacak. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin, "Türkiye’de ilk defa şahin gözü teknolojisini Burhan Felek Vestel sahasında müşterilerimiz ve izleyenlerimizle buluşturuyoruz. Burada 5G teknolojisini de kullanarak anlık deneyimi ve maç heyecanını daha fazla artırmayı hedefliyoruz. Arkamızda görmüş olduğunuz gibi smaç hızlarını deneyimleme, en çok kullanılan voleybol sahasının neresinin kullanıldığını ölçümleme ve verilerle ilgili birçok görüntüleme yapmak mümkün. Bu görüntülemeler sahanın etrafında bulunan birçok kamerayla anlık şekilde iletiliyor ve 5G teknolojisiyle beraber hem izleyenlerle hem de ekrandakilerle buluşturuluyor" dedi.
Dicle Elektrik, Şırnak’ta elektrik altyapısını güçlendiriyor
03 Nisan 2024 Çarşamba - 11:11 Dicle Elektrik, Şırnak’ta elektrik altyapısını güçlendiriyor Şırnak’ta yeni bir yatırım yılını hayata geçiren Dicle Elektrik, 2024 yılında 3,1 milyar TL şebeke altyapı yenileme ve güçlendirme çalışmalarını tamamlayacak. Şirket, 10 yılda yaptığı yatırımın 1,5 katını daha bir yılda yaparak şehirdeki toplam yatırımını 5,3 milyar TL’ye çıkaracak. Dağıtım bölgesindeki faaliyetlerini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın gözetiminde ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun düzenlemeleri ile gerçekleştiren Dicle Elektrik, bu sene Şırnak’ta 10 yılda yapmış olduğu yatırımın 1,5 katı büyüklüğünde yatırım gerçekleştirecek. Daha önce gerçekleştirilen yaklaşık 2,2 milyar TL’lik yatırımla en büyük payı şebeke güçlendirmeye ayıran dağıtım şirketi, yapacağı yeni yatırımlarla kesintisiz, kayıpsız ve kaliteli elektrik dağıtımı vizyonunu pekiştirmeyi hedefliyor. Bugüne kadar yapılan yatırımların 1,5 katı Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, yaptığı açıklamada özellikle il ve ilçe merkezlerinde hızlı yapılaşma nedeniyle ciddi bir enerji ihtiyacının ortaya çıktığını vurguladı. 2024 yılı için planlanan 3,1 milyar TL’lik yatırımla birlikte toplam yatırımın 5,3 milyar TL’ye ulaşacağını işaret eden Arvas, oluşan enerji ihtiyacını karşılamak üzere yeni elektrik şebekelerinin kurulacağını söyledi. 30 yıllık talebi karşılayacak Genel Müdür Arvas, “Bu yatırımımızla birlikte şehir ve kırsal bölgelerdeki şebekelerin 30 yıllık talebi karşılayacak seviyeye ulaştıracağız. Planlanan yatırımlar talepleri karşılamakla kalmayacak, aynı zamanda şehir şebekeleri ve enerji nakil hatlarında ring şebekeleri oluşturarak arıza ve kesintilerin azaltılmasını sağlayacak. Böylece, gerçekleştirilecek olan bu yatırımlar ile Şırnak’taki elektrik kalite parametrelerini standartların üstüne çıkartacağız” dedi. Arvas, kırsal alanlardaki yetersiz aydınlatma şebekelerine de dikkat çekerek yapılacak aydınlatma yatırımları ile bu sorunların da giderileceğini ifade etti. Şirketin 2024 yılında 6 ilde 10,9 milyar TL yatırım yapacağını bildiren Yaşar Arvas, "Hedeflenen toplam yatırım tutarının 3,1 milyar TL’si sadece Şırnak’ta planlanan yatırımlar için harcanacak. Bu, ilimiz için ciddi bir kazanımdır. Dicle Elektrik sadece bir enerji dağıtım şirketi değil, bölgenin en büyük yatırımcısı konumundadır. Enerji arz güvenliğini korumak adına gelecekte ihtiyaç duyulacak enerji miktarını ön görerek gerçekleştireceğimiz bu yatırım ile şehirlerimize değer katmayı hedefliyoruz" dedi.
14. Nesil Excalibur G911 Gaming Laptop’un sağladığı 9 yeni teknoloji
03 Nisan 2024 Çarşamba - 10:08 14. Nesil Excalibur G911 Gaming Laptop’un sağladığı 9 yeni teknoloji Oyun ve performans bilgisayarı Excalibur, yenilenen 14. Nesil işlemcisi ve NVIDIA RTX 4090 ekran kartıyla, oyunseverlere ve profesyonellere yepyeni bir deneyim sunuyor. NVIDIA’nın DLSS 3.5, Işın İzleme, Path Tracing teknolojileri ve çok daha fazlasına sahip olan Excalibur G911, gerçek hayatın dokusunu bilgisayar ekranına taşıyor. Teknoloji markası Casper, maksimum performans ve verimlilik sağlayan 14. Nesil Excalibur G911’in kullanıcılara sağladığı 9 yeniliği paylaştı. Son yıllarda oyun bilgisayarları, teknolojideki hızlı ilerlemelerle büyük bir dönüşüm yaşadı. Bu dönüşüm, hem donanım hem de yazılım alanlarında gerçekleşen yeniliklerle şekilleniyor. En yüksek performansa ve hıza sahip olmak isteyen oyun severleri ve profesyoneller için özel olarak tasarlanan Excalibur G911, yenilenen Intel’in 14. Nesil i9 işlemcisi, NVIDIA’nın RTX 4090 serisi ve 240 Hz yenileme hızıyla etkileyici bir deneyim sunuyor. Geliştirdiği yeniliklerle dikkat çeken Excalibur G911, NVIDIA’nın DLSS 3.5, Işın İzleme, Path Tracing teknolojileri ve çok daha fazlasını barındırıyor. Excalibur G911, yenilenen gelişmiş özellikleriyle oyun tutkunlarına ve profesyonellere, daha gerçekçi, akıcı ve rekabetçi bir oyun performansı sunuyor. Türkiye’nin teknoloji markası Casper, maksimum performans ve verimlilik sağlayan 14. Nesil Excalibur G911’in kullanıcılara sağladığı 9 yeniliği paylaşıyor. 14.Nesil Intel Raptor Lake HX Refresh işlemciler 13. Nesildeki H işlemcilere göre daha yüksek TDP değerine sahip HX işlemciler, performans ve verimlilik çekirdeklerinin maksimum verim optimizasyonu ile en etkili CPU performansını hedefliyor. Bu sayede yüksek performans ve güç isteyen programların kullanımında gözle görülür bir performans artışı sağlanabiliyor. Dünyanın en güçlü ekran kartı NVIDIA GeForce RTX 4090 NVIDIA ADA LoveLace Mimarisi ile geliştirilen RTX 4090 ekran kartı, yenilenen yapay zeka destekli DLSS 3 fonksiyonları ile desteklenerek, yüksek FPS ve yüksek grafik performansı ile güçlü bir grafik gücü sağlıyor. Bu sayede iki kata kadar performans ve enerji tasarrufu sağlıyor. 240 Hz’e artırılmış yenileme hızı Yenilenen Excalibur G911, sağladığı 240 Hz yenileme hızı ile en zorlu oyunlarda dahi yüksek FPS değerlerine ulaşabiliyor. Yüksek yenileme hızı ile oyunlarda daha akıcı hareketler ve daha hızlı tepkiler verilmesini sağlayan bilgisayar, bu sayede oyuncuların rekabetçi ortamlarda avantaj elde etmelerini sağlıyor. Özellikle hızlı tempolu oyunlarda, düşmanların hızlıca tespit edilmesi ve tepki verilmesi gerektiğinde 240 Hz yenileme hızı büyük bir fark oluşturuyor. DLSS 3.5 ile yapay zeka temelli ışın oluşturma DLSS 3.5 ile birlikte gelen Işın Oluşturma özelliği, oyunlarda kullanılan gürültü giderici algoritmaları yapay zeka temelli, tek bir algoritmayla değiştiriyor. Bu sayede hem ışın izleme kalitesi iyileşiyor hem de oyun performansı 4-5 kata kadar artıyor. Elle ayarlanan gürültü gidericilere göre daha iyi sonuçlar sağlayan bu özellik, oyun deneyimini optimize ederek akıcı ve gerçekçi görüntülere imkan sağlıyor. Işın izleme ile gerçekçi yansıma ve gölgeler Oyunlarda fotorealistik grafikler elde etmek için kullanılan ışın izleme, ışığın oyun dünyasındaki hareketleri sonucu ortaya çıkan efektleri, gerçeğe çok daha yakın bir şekilde oluşturulan sanal ışınlar ile izleyerek hesaplıyor. Yani ışık ve ışık kaynaklı efektler simüle edilerek, ortaya standart uygulamalara kıyasla çok daha gerçekçi gölgeler, çok daha gerçekçi yansımalar ve çok daha gerçekçi bir aydınlatma (global aydınlatma, çevresel perdeleme) çıkıyor. Detaylı görüntüler oluşturan Path Tracing teknolojisi İsmini simüle edilen ışınların, oyun dünyasında izledikleri patikaların takip edilmesinden alan Path Tracing, ışın izlemeden farklı olarak oyunun tamamını ışın izlemeyle görüntüleyebiliyor. Işığın bir yüzeye çarpması durumunda yansımasını veya kırılmasını simüle eden Path Tracing, sahnedeki gölgelerin, yansımaların ve ışık kaynaklarının oluşturulmasına imkan sağlıyor. Bu sayede oyun tutkunları, daha gerçekçi ve daha detaylı görüntüler deneyimleyebiliyor. Yapay zeka destekli Dynamic Boost 2.0 Yeni yapay zeka destekli Dynamic Boost 2.0, güçlü performans artışı için gerekli gücü GPU, GPU bellek ve CPU arasında otomatik olarak iletiyor. İçerisinde bulunan yapay zeka ağları, gücü her kare için ayrı ayrı yönetiyor. Bu sayede Excalibur G911, oyun sırasında ya da içerik oluştururken en yüksek performans için sürekli optimize ediliyor. Düşük enerji tüketimi sağlayan Mux Switch Yenilenen Excalibur G911’de Mux Switch teknolojisi sayesinde, yüksek grafik veya oyun performansı istenildiğinde harici RTX ekran kartı kullanılabiliyor. Böylece ekran kartına ihtiyaç duyulmadığı zamanlarda, işlemcinin içerisinde bulunan dahili ekran kartından destek alınabiliyor. RTX ekran kartı ile işlemci grafik kartı arasında hızlıca geçiş yapılmasını sağlayan bu teknoloji sayesinde kullanıcılar minimum enerji tüketimiyle, maksimum performans elde ediyor. Profesyonellere üretkenlik sağlayan NVIDIA studio Üretici profesyonellerin ihtiyaçlarına yönelik olarak tasarlanmış bir platform olan NVIDIA Studio, üretici iş akışlarında kullanılan popüler uygulamalarla entegre çalışan, yüksek performanslı donanım ve optimize edilmiş sürücüler sunuyor. Gerçek zamanlı 3D renderlama, video düzenleme, renk düzeltme gibi üretken işlemlerde kullanılabilen NVIDIA Studio, yüksek kaliteli görüntü ve video işleme yetenekleri sunuyor. Bu sayede üretken profesyoneller, iş akışlarını daha verimli ve hızlı bir şekilde tamamlayabiliyor.