Son Dakika
|
Küçükçekmece’de İETT otobüsünden inen yolcuya motosiklet çarptı
Mersin’in Yenişehir Belediyesi’ne yolsuzluk operasyonu:
Mazota Cuma sabahı 13 TL indirim geliyor
İzmir’deki polis merkezi saldırısı davasında ara karar açıklandı
Pezeşkiyan: "Lübnan'a yönelik saldırı, ateşkes anlaşmasının açık bir ihlalidir"
TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan ara seçim açıklaması
Manş Denizi'nde göçmen faciası: 4 ölü
AB Yüksek Temsilcisi Kallas: "Ateşkes Lübnan'ı da kapsamalı"
Yusuf Güney gözaltına alındı
İsrail ordusu: "Hizbullah lideri Naim Kasım'ın yeğeni Beyrut'ta öldürüldü"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
Kastamonulu Hattat Emrullah Demirkaya’nın 73 eseri vefatından 34 yıl sonra ilk defa bir sergide toplandı
Kadıköy’de alkollü sürücü ekiplere zorluk çıkardı
İstanbul’da organize suç örgütü operasyonu: 18 gözaltı
Hizbullah'tan İsrail'e roket saldırısı
İsrail ordusu, Lübnan’da Hizbullah’a ait roketatar sistemlerini hedef aldı
Rusya’dan 1 günlük ateşkes kararı
Silivri’de metan gazı patlaması: Bina tedbir amaçlı tahliye edildi
TEKNOLOJİ
MEB’den "Sarılılar Teoremleri" başvurusuna cevap
10 Nisan 2026 Cuma - 11:14:34
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı, Samsun’un Atakum ilçesinde yaşayan emekli matematik öğretmeni Kerim Sarılar’ın "Sarılılar Teoremleri" başlıklı çalışmasına ilişkin yaptığı başvuruya resmi cevap verdi. Bakanlık, söz konusu dilekçe ve eklerinin incelendiğini, görüş ve önerilerin eğitim alanında yapılacak çalışmalarda değerlendirilmek üzere kayıt altına alındığını bildirdi. Bakanlık tarafından gönderilen yazıda, Sarılar’ın farklı tarihlerde ilettiği dilekçelere atıf yapılarak başvurunun detaylı şekilde incelendiği ifade edildi. Yazıda ayrıca, eğitim konularına gösterilen ilgi ve hassasiyet nedeniyle teşekkür edilerek, başvuru sahibine bilgilendirme yapıldığı kaydedildi. Öte yandan, Sarılar’ın başvurusuna konu olan çalışmada, "Sarılılar Döngesi" olarak adlandırılan matematiksel bir sistemin, asal çember temelli üç ana eşitliğe dayandığı öne sürülüyor. Çalışmada alan oranı, yükseklik oranı ve yay oranı arasında kurulan ilişkiler üzerinden çeşitli teoremler tanımlanırken, bu teoremlerin çember, üçgen ve elips geometrisiyle bağlantılı olduğu ifade ediliyor. Metinde yer alan teoremlerde; alan oranı ile çevre oranı arasındaki bağıntılar, çember yarıçapı üzerinden eksen uzunluğu hesaplamaları ve üçgenlerde açı, yükseklik ile oran ilişkileri matematiksel ifadelerle açıklanıyor. Ayrıca elips yapısının da benzer şekilde alan ve yükseklik oranlarına dayandırıldığı belirtiliyor.
10 Nisan 2026 Cuma - 10:54
Mart ayında Malatya Havalimanı’nda 69 bin yolcuya hizmet verildi
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü, Malatya Havalimanı’nın 2026 yılı Mart ayına ait hava yolu uçak, yolcu ve yük istatistiklerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, Malatya Havalimanı’nda Mart ayında, iç hat yolcu trafiği 68 bin 801, dış hat yolcu trafiği 688 oldu. Mart’ta toplam 69 bin 489 yolcuya hizmet verildi. Mart ayında Malatya Havalimanı’na iniş-kalkış yapan uçak trafiği iç hatlarda 451, dış hatlarda 24 olmak üzere toplamda 475’e ulaştı. Yük trafiği ise Mart ayında toplamda 506 ton oldu. 3 aylık dönemde ise Malatya Havalimanı’nda yolcu trafiği 210 bin 327, uçak trafiği bin 388, yük trafiği ise bin 615 ton olarak gerçekleşti.
09 Nisan 2026 Perşembe - 16:13
Balıkesir’de: "Girişimciler global sahneye hazırlanıyor"
Balıkesir Teknokent’te düzenlenen Uluslararası Girişimcilik Paneli’nde, girişimlerin global pazarlara açılma süreçleri ve Türkiye’den yeni Turcorn’lar çıkarma hedefi ele alındı. Balıkesir Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi Balıkesir Teknokent ev sahipliğinde düzenlenen "Uluslararası Girişimcilik Paneli", akademi, kamu ve iş dünyasını bir araya getirdi. Balıkesir Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Mehmet Şafak, Balıkesir Üniversitesi dekanları, akademisyenler, iş dünyası temsilcileri ve girişimcilerin katılımıyla gerçekleşen panelin açılış konuşmasını Balıkesir Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fatih Satıl gerçekleştirdi. Satıl konuşmasında, Balıkesir Üniversitesi’nin uluslararasılaşma faaliyetlerine değinirken, üniversitelerin girişimcilik ekosistemindeki rolüne ve akademi-sanayi iş birliğinin önemine vurgu yaptı. Ardından Balıkesir Teknokent Genel Müdürü Öğr. Gör. F. Burcu Aydemir konuşmasında, Teknokent bünyesinde gelişen girişimcilik ekosistemine değinerek; global pazarlara açılmanın önemi, yatırım alabilen girişimler oluşturma hedefi ve bu doğrultuda yürütülen uluslararası iş birlikleri hakkında bilgi verdi. Aydemir, Balıkesir’den uluslararası ölçekte değer üreten ve Turcorn seviyesine ulaşabilecek girişimlerin ortaya çıkmasını hedeflediklerini ifade etti. Açılış konuşmalarının ardından panel oturumunda konuşmacı olarak; - Zico Ufuk Batum - Ventures & Mentors League Kurucusu & CEO’su - Dr. Ali Cihan Kurt - Synergia Kurucu Ortağı - Ahmet Acaroğulları - ACA Group CEO’su - Dr. Yılmaz Pekmezcan - Marmara Teknokent Yönetim Danışmanı yer aldı. Panelde; uluslararası girişimcilik, global pazarlara açılma ve yatırım süreçlerine ilişkin kapsamlı değerlendirmeler Marmara Teknokent yürütücülüğünde gerçekleşecek. Startup World Cup Türkiye 2026 organizasyonu hakkında da katılımcılara bilgi verildi. Panelistler, girişimlerin uluslararası pazarlara hazırlanma süreçleri, karşılaşılan zorluklar ve büyüme stratejileri üzerine deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Etkinlik, yoğun katılım ve etkileşimli soru-cevap bölümüyle sona erdi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 12:35
Akıllı telefonlar kamera ve fotoğraf makinesinin pabucunu dama attı
Akıllı telefonların sunduğu kamera özellikleri, basın mensuplarının profesyonel kamera ve fotoğraf makinelerini kullanmalarını ortadan kaldırdı. Haberlere giden gazeteciler, yüksek megapiksel, yapay zeka destekli görüntü işleme gibi çoklu lensler gelişmiş kamera teknolojilerindeki akıllı telefonlarına sahip olunca, ağır kamera ve fotoğraf makinelerini kullanmayı bıraktı. Cepte taşınması, anında haber, görüntü, fotoğraf paylaşım ve üstün yazılım özellikleri basın mensuplarının işini kolaylaştırdı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
07 Nisan 2026 Salı- 10:40
Pirinç kabuklarından yalıtım malzemesi üretti
2
09 Nisan 2026 Perşembe- 12:35
Akıllı telefonlar kamera ve fotoğraf makinesinin pabucunu dama attı
3
09 Nisan 2026 Perşembe- 10:17
Türk Telekom eSIM ile kullanıcılarına çevre dostu iletişim deneyimi sunuyor
4
09 Nisan 2026 Perşembe- 09:03
Emniyetten Uçurtma Şenliği
5
09 Nisan 2026 Perşembe- 11:31
Yapay zeka işletmelerde riskleri azaltıyor
26 Ocak 2024 Cuma - 10:04
Geri dönüşüm malzemelerinden "balistik beton" üretildi
Mermi ve patlayıcılara karşı yüksek darbe direnci sağlamak amacıyla yüzde 25-30 oranında geri dönüşüm malzemesi kullanılarak "balistik beton" üretildi. Laboratuvar ortamında üretilen ancak saha testlerinin henüz yapılmadığı betonun, ilerleyen süreçlerde hem inşaat sektörü hem de savunma sanayisinde kullanılabileceğini ifade eden Doç. Dr. Salih Taner Yıldırım, "Normal betona göre yaklaşık 50 ile 100 kat darbe direnci sağladığını gördük. Bu da bize çok rahatlıkla bir mermiyi karşılayabilir kanaatini verdi" dedi. Kocaeli Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Yapı Malzemeleri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Salih Taner Yıldırım, içinde yüzde 25-30 oranında geri dönüşüm malzemesi bulunan balistik beton üretti. İlerleyen süreçte bu betondan inşa edilecek yapılarla, mermi ve patlayıcılara karşı yüksek darbe direnci sağlanarak, kolluk kuvvetlerinin korunması hedefleniyor. Laboratuvar ortamında yapılan testlerde betonun, normal bir betona göre 50 ile 100 kat darbe direnci sağladığı görüldü. Ürünün belli bir kısmının geri dönüşüm malzemelerinden üretilmesi, maliyetleri de düşürüyor. Savunma sanayisi için öncelikli tasarlanan beton, direnci artırmak için normal binalarda da kullanılabilecek. Ürünün patentini almak için gerekli girişimleri yapacağını söyleyen Doç. Dr. Salih Taner Yıldırım, saha testlerinin de yapılması gerektiğini ifade etti. "Yüzde 25-30 oranında geri dönüşüm malzemesiyle yaptık" Balistik beton konusunda 20 yıldır çalışmalar yaptığını söyleyen Doç. Dr. Salih Taner Yıldırım, "Geliştirdiğimiz malzemelerde çok yüksek darbe direnci sağladık. Mermi atıldığında veya patlayıcı konulduğunda bu malzemenin güçlü kalmasını sağlıyor. Askerlerimizin korunmasını amaçladık. Normal bir betonda aynı işlemi yaptığınızda bir veya iki defada dağılabilen bir beton. Yüzde 25-30 oranında geri dönüşüm malzemesiyle yaptık. Bu tip malzemede yaklaşık 100 civarında darbede ancak kırılabildiğini hatta tam kırılmada olmuyor, içine topumuz gömülüyor. Top gömüldükten sonra artık ilerlemiyor. Topu çıkardıktan sonra da numeninin dağılmadan kaldığını görebiliyoruz, bu da çok büyük bir direnç sağladığını gösteriyor. Herhangi bir betonarme duvar yaptığımız zaman askerimizi koruması veya Savunma Bakanlığıyla ilgili proje olduğunda arkasına kim olursa olsun daha koruyucu olması anlamında bir beton geliştirdik" dedi. "Darbe direncini artırmak için normal binalarda da kullanabiliriz" Üretilen balistik betonun kullanılabileceği alanlara değinen Salih Taner Yıldırım, "Sadece askeri alanda değil, darbe direncini artırmak için normal binalarda da kullanabiliriz. Savunma daha öncelikli olduğu için bu yönde bir çalışma yaptık. Hem Türkiye’de hem de dünyada yapılan çalışmalar var fakat genelde akademik düzeyde. Bunlar teknolojik olarak hayata geçmesi gereken projeler. Her hocanın ve her üniversitenin geliştirdiği projeler birbirinden farklı oluyor. Benim geliştirdiğim malzeme bana özel bir malzeme. Bunların farklı farklı testlerden geçmesi gereksiyor. Savunma projesinden bahsediyorsak en iyisinin seçilmesi gerekiyor. Türkiye’de rahatlıkla üretilmesi mümkün. Bekçi, polis ve askeri kulübe gibi yapılarda koruyucu görev üstlenmesini isterim" diye konuştu. "Geri dönüşümün yüksek oranda olması maliyetleri çok azaltacaktır" Üretilen betonda geri dönüşüm malzemesi kullanılmasının önemine vurgu yapan Yıldırım, "Maliyet açısından baktığımız zaman, geri dönüşümün yüksek oranda olması maliyetleri çok azaltacaktır. Bu tür geri dönüştürülmüş ürünleri hibe olarak bile alabiliyorsunuz. Bazen insanlar ’İstediğiniz kadar atık alın’ diyebiliyor. Bazı atıklar da vardır ki geri dönüşüm yapılıyordur ama başka amaçlarla kullanıyordur. Yine uygun fiyatlarla bunları alıp değerlendirirsiniz. Normal bir beton yaptığınızda bunları katıp daha uygun fiyata zaten getirirsiniz. Biz burada kullandığımız hemen hemen her üründe geri dönüşüm düşünüyoruz. Betonun içine koyduğumuz ekstra tüm ürünler için acaba hangi ürünü geri dönüştürebiliriz düşüncesi var" ifadelerini kullandı. "Amacımız, hem merminin durdurulması hem de sekmesinin engellemesini sağlamak" Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Gizlilik açısından içine koyduğum malzemelerden bahsedemiyorum. Darbeye dayanıklılığı sağlayacak. Bir mermi atıldığında içine gömülüp sekmeyecek şekilde üretilmesi önemli. Sadece mermiyi durdurması değil, merminin sekmemesi de istenen bir şey. Bu tip betonlar geliştirilirken 2 amaçlı düşünülmesi gerekiyor. Beton mukavemetlerini çok artırdığınız zaman mermi sekiyor. Bu istediğimiz bir şey değil. Bu sefer de mermi sekmesiyle ölümcül durumlar oluştuğu için amacımız, hem merminin durdurulması hem de sekmesinin engellemesini sağlamak" "50 ile 100 kat darbe direnci sağladığını gördük" Test aşamalarının laboratuvar ortamında gerçekleştiğini ancak saha testlerinin de yapılması gerektiğini söyleyen Yıldırım, "Askeri bölgeye gidip test ettirilmesi gerekiyor. Daha önce teslim ettiğimiz firmalar da yapmamışlar. Dışarıdan alınmış bir sonucumuz yok fakat normal betona göre yaklaşık 50 ile 100 kat darbe direnci sağladığını gördük. Bu da bize çok rahatlıkla bir mermiyi karşılayabilir kanaatini verdi. Bunların direkt sahada test edilmesini istiyoruz" şeklinde konuştu.
25 Ocak 2024 Perşembe - 20:56
İlk Türk astronot Gezeravcı ISS’ten yeni bir fotoğraf paylaştı
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Uluslararası Uzay İstasyonu'nda (ISS) yemek yediği ana ait fotoğrafı sosyal medya hesabı üzerinden paylaştı.
25 Ocak 2024 Perşembe - 11:31
Bakan Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Gezeravcı ile görüşecek
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’ndan yapacağı görüşmeler belirlendi. Gezeravcı, öğrenci, akademisyen ve gazeteciler ile görüşmelerde bulunacak.
25 Ocak 2024 Perşembe - 11:09
Fabrikalar üretim enerjisini GES’ten alıyor
CW Enerji Antalya’da faaliyet gösteren bir fabrikanın çatısına güneş enerji santrali kurulumunu tamamlayarak, sürdürülebilir bir gelecek için bir adım daha atmış oldu. CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz “Güneş enerjisi kullanımıyla çevresel etkiyi minimize etmeyi ve enerji verimliliğini artırmayı amaçlıyoruz. Güneş enerji santralinin kurulumuyla birlikte firmalar da enerji ihtiyacının önemli bir kısmını yenilenebilir bir kaynaktan karşılamış ve çevreye karşı duyarlılığını göstermiş oluyor. Bu çerçevede Antalya’da faaliyet gösteren bir firma ile de el sıkıştık ve firmanın çatısına 2251,2 kWp gücünde güneş enerji santrali kurulumunu tamamladık. GES’ler firmaların karbon ayak izini azaltma ve sürdürülebilirlik hedeflerine doğru ilerleme konusundaki kararlılığını da gösteriyor” dedi. Yıllık 227 ağaç kurtarılacak Güneş enerji santrali yatırımının sadece enerji verimliliğini artırmakla kalmayıp aynı zamanda çevresel sürdürülebilirliği teşvik etmek adına da önemli bir adım olduğunu ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti: “Firma çatılarını güneş panellerimiz ile donatmaya hızla devam ediyoruz. Antalya’da faaliyet gösteren bir firma ile de el sıkıştık ve firmanın çatısına 2251,2 kWp gücünde güneş enerji santrali kurulumunu tamamladık. Santral ile firma yılda yaklaşık 1.505.242 kg karbondioksit eşdeğeri kadar emisyonun önüne geçecek. Aynı zamanda yılda yaklaşık 227 ağacın kurtarılmasını sağlayarak temiz enerjiye de katkı sağlamış olacak.”
25 Ocak 2024 Perşembe - 10:37
Alper Gezeravcı Dijital Girişimcilik ve Kuluçka Merkezi Bahçelievler’de açıldı
Bahçelievler Belediyesi ilk Türk astronot Alper Gezeravcı’nın adını verdiği Dijital Girişimcilik ve Kuluçka Merkezi’nin açılışını törenle gerçekleştirdi. Bahçelievler Belediyesi içerisinde pek çok bilimsel atölyenin bulunduğu Dijital Girişimcilik ve Kuluçka Merkezi’nin açılışını düzenlenen törenle gerçekleştirdi. Türkiye’nin ilk astronotu olan Alper Gezeravcı’nın isminin verildiği merkezin açılışına Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, Bahçelievler Kaymakamı Mehmet Boztepe, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda öğrenci katıldı. Düzenlenen açılış töreninin ardından atölyeleri tek tek gezen Başkan Hakan Bahadır ve beraberindeki heyet burada yetkililerden bilgi alarak öğrencilerle sohbet etti. "Merkezin tabelası Alper Gezeravcı’nın yurda döndüğünde kendisinin katılımıyla asılacak" Merkeze ismi verilen Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezervacı’nın yurda dönmesinin ardından kendisinin katılımıyla yeni bir lansman düzenleneceğini belirten Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, “Bir teknoloji üssü açıyoruz Bahçelievler de. Bu merkezimizin adını Alper Gezeravcı koyduk. İlk Türk astronotumuz inşallah dünyaya ve Türkiye’ye geldiğinde belli bir zaman içerisinde ulaşıp buraya davet edip kendisi ile birlikte bir lansman yapacağız. Burada amacımız teknoloji merkezinde bir çok atölyemiz var hem fiziki bilimsel hem de sosyal bilimsel. Burada aynı anda 300 proje üretilebiliyor Burası bir kuluçka merkezi. Biz burada ilçemiz de bulunan iş adamlarımızı sanayicilerimizi buraya getireceğiz. Kuluçka merkezimizden yeni inovatif projeler çıkacak. İnsana dokunan insanın hayatını kolaylaştıran projeler olacak. Burada ki çıkış noktamız da biz sayın Cumhurbaşkanımızın desteklemesi astronotumuz ilk defa 80 yıllık uzay tarihinde gençlerde farkındalık oluşturup bilime uzaya astronomi hakkında motive etmektir. Burası ücretsiz başlarında mentor arkadaşlarımız olacak. Ortaokuldan itibaren tüm arkadaşlarımızı alacağız. İlkokul ve daha altı için de bir gezi yaptıracağız. Çünkü onlar için başka bir yerde ayrı bir bilim merkezimiz var. Bahçelievler Belediyesi teknoloji merkezi, Alper Gezeeravı Teknoloji üssü hayırlı olsun” diye konuştu.
25 Ocak 2024 Perşembe - 10:07
Latin harfleriyle yapılan ilk rubu tahtası Eskişehir’de sergileniyor
Eskişehir Teknik Üniversitesi (ESTÜ) bünyesinde kurulan ‘Matematik Noktası’nda sergilenen Latin harfleriyle yapılan ilk rubu tahtası, ziyaretçilerden büyük ilgi görüyor. Eskişehir Teknik Üniversitesi Fen Fakültesi’nde bulunan Matematik Noktası, 300’den fazla materyalle misafirlerini ağırlamaya devam ediyor. Yaklaşık 13 yıldır hizmet veren müze niteliğindeki Matematik Noktası, matematiği nesne ve modellerle anlatarak misafirlerine sevdirmeyi hedefliyor. Matematik Noktası’nda tarihi kitaplar, yüzyıllar önce kullanılan çeşitli objelerin tasvirleri ve matematiğin sevdirilmesi için çeşitli oyunlar barındıran ‘ispat masası’ sergilenirken, Latin harfleriyle yapılan ilk rubu tahtası ziyaretçilerin dikkatini çekiyor. İslam dünyasında namaz vakitlerinin hesaplanmasında ve çeşitli matematiksel hesapların yapılmasında kullanılan rubu tahtası, Eskişehir koordinatlarına göre hazırlanması ve Latin harfleriyle yapılan ilk rubu tahtası olma özelliğiyle ziyaretçiler tarafından ilgi görüyor. Dönemin Fen Fakültesi öğretim üyeleri Nevin Mahir, Nezahat Çetin, Bünyamin Demir, Taner Büyükköroğlu, Serkan Ali Düzce ve Ali Deniz ile birlikte Matematik Noktası’nın altyapı projesini oluşturan Mehmet Üreyen, ziyaretçilerin sıklıkla merak ettiği rubu tahtası hakkında bilgi verdi. Kökeni 14’üncü yüzyıla dayanan ve 1900’lü yıllara kadar aktif olarak kullanılan rubu tahtalarının özelliklerinden bahseden Üreyen, bu tahtayla hem matematiksel hesaplamaların yapıldığını hem de namaz ve oruç gibi ibadetlerin zaman hesaplamalarının yapıldığını söyledi. Rubu tahtasının güneşe tutularak çeşitli hesapların yapılabildiğini belirten Üreyen, güneşin farklı enlem ve boylamlardaki konumlarına göre hesaplamalar değiştiği için her tahtanın belli bir konumda işlev gösterebileceğini söyledi. "Latin alfabesiyle yazılan, yapılan ilk rubu tahtası budur" Matematik Noktası’nda sergilenen rubu tahtasının Eskişehir koordinatlarına göre yapıldığını ve Latin harfleriyle yapılan ilk rubu tahtası olma özelliğini taşıdığını belirten Mehmet Üreyen, şunları söyledi: “Rubu tahtası İslam dünyasında namaz vakitlerini hesaplamak amacıyla kullanılan bir araçtır. Rubu tahtasının iki yüzü var, bir yüzü rubul-mukantarat, diğer yüzü ise rubul-müceyyeb olarak biliniyor. Mukantarat yüzünde belli bir seviyede erbabı bilir, güneşe tutuyorlar. Şunu söyleyeyim, bu belli enlemlere göre yapılıyor. Mesela biz bunu Eskişehir’e göre yaptırdık. Latin alfabesiyle yazılan, yapılan ilk rubu tahtası budur, daha önce hiç görmedik. Daha önce Osmanlı’da hep Arap alfabesi ile olanlar var. Şimdi güneşe bakılıyor, bununla güneşin yüksekliğini rubul-mukantarat yüzüyle ölçüyorlar. Rubul-müceyyeb yüzü de hesap makinesi kısmıdır. Orada iki sayının çarpımını yapabiliyorsunuz. Bir sayının karesini, karekökünü, küpünü ve küp kökünü yaklaşık olarak hesaplayabiliyorsunuz. Ayrıca bir açının sinüs ve kosinüsünü hesaplayabilirsiniz. Galiba 20’nci yüzyılın başlarına kadar kullanılmış. Hatta ben İnegöl’de bir saatçinin vitrininde gördüm, rica ettim ‘Bunu bana satın, müzeye koyacağım’ dedim ama ‘Vermem‘ dedi. ‘Ne olursun ver, ücreti neyse vereceğim’ dedim, ‘Vallahi vermem, benim babam bununla namaz vakti hesaplardı’ dedi. Yani onun babası bununla namaz vakti hesapladığına göre demek ki 20’nci yüzyılda 50-100 yıl önce bu kullanılmış. Bunu biz yaptırdık, bunları uzmanı çizebiliyor. Latin alfabesiyle bastırdık, daha öncekiler Arap alfabesiyle basıldı. Hatta hangi şehre göre ve hangi ustanın yaptığı üstünde yazıyor.”
25 Ocak 2024 Perşembe - 09:50
100 gramı bin liradan satılıyor
Burdur’da MAKÜ’lü akademisyenler geleceğin projelerinden biri olan mikroalg üretiminde dışa bağımlılığı azaltmak için kurulan laboratuvarda mikroalg üreterek satışına başladı. Proje yöneticisi Doç. Dr. Füsun Akgül, “Kuraklık ve açlık ile önem kazanan mikroalg üretiminde dışarıya bağımlılığı azaltarak kendi ürettiğimiz yerli ve milli mikroalgler sayesinde ülkemizi dünyada söz sahibi yapacağız” dedi. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile YÖK tarafından desteklenen Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı ile gerçekleştirilen “Yenilikçi Gıda ve Yem Katkı Maddesi Olarak Yeşil Bir Kaynak;Mikroalgler (YeYeM)” Projesi çerçevesinde Mikroalg Biyokütle Üretim Laboratuvarı, MAKÜ Fen Edebiyat Fakültesinde kuruldu. Yürütücülüğünü Fen Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Doçent Doktor Füsun Akgül’ün yaptığı projede kanatlı hayvan grupları için yan katkı maddesi üretiliyor. Spirulina Platensis mikroalginin yoğun kitlesel üretimi 20 tonluk kapasiteye sahip laboratuvarda seri olarak üretilmeye başlandı. Yapılan deneylerde mikroalg yem ve yem katkı maddeleri ile beslenen hayvanlarda immün sistemin güçlendiği, büyüme ve gelişmenin arttığı, yumurta, süt ve et kalitesinin iyileştiği gözleniyor. Bu proje ile üretilen mikroalg tabanlı yem katkı maddesi, hayvancılığın yoğun olarak yapıldığı Burdur’da alternatif bir yem katkı maddesi olarak MAKÜ etiketi ile satışa sunulmaya başlandı. MAKÜ’lü bilim insanlarının uzun süren saha çalışmaları sonrası kurulan MAKU-MACC Mikroalg Kültür Koleksiyonu, Dünya Kültür Koleksiyonuna Türkiye’den üye iki merkezden biri olma özelliğine sahip oldu. Strain sayısı ile de 9’uncu sırada yer aldı. Burdur Valisi Türker Öksüz ve İl Emniyet Müdürü Ümit Bitirik’in katılımıyla gerçekleştirilen tanıtım toplantısında üretilen mikro algler ile ilgili bilgilendirme yapıldı. Fen Edebiyat Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Doçent Doktor Füsun Akgül algler hakkında yaptığı sunumda 200 litrelik bir alg kültürünün yaklaşık olarak 10 tane 20-25 yaşında olan ağaçların ürettiği oksijen kadar oksijen ürettiğini belirterek alglerin yıllardır farklı amaçlarda kullanıldığına dikkat çekti. Alglerin besin kaynağı olarak da tüketilebildiğini belirten Akgül, 19’uncu yüzyılda deniz kenarında toplanan algler kurutulup gübre olarak da kullanıldığını, Japonya’da ise plajda kurutulan alglerin yemek olarak tüketildiğini suşilerin içerisinde de alglerin bulunduğunu, yakıt, atık su arıtımı ve pek çok kimyasal maddenin üretiminde kullanıldığını söyledi. Avrupa Mikroalg üretim pazarına bakıldığında 2021 yılında 6 bin 266 ton üretilirken 2031 yılına kadar bunu 9 bin 220 tona çıkacağı düşünülmekte. Toplam bütçeye bakıldığında ise 918 Milyon Dolar’dan 2031 yılının sonunda 1.6 Milyar Dolar’a geleceği düşünülüyor. Bu yönleriyle bakıldığında ciddi bir ekonomik boyutu oluşturuyor. Dünyada en çok üretilen mikroalgin Spirulina olduğunu dile getiren Akgül, bu algin dünya genelinde yılda 15 bin ton üretildiğini bununda 10 bin tonunun Çin’de üretildiğini belirtti. Spirulina alginin içinde bulunan çok önemli bir pigment olan Phycosiyanin’in saflık derecesine göre fiyatı değişiyor. Gıda ürünlerinin içerisinde bulunan formunun 500 gramı 6 bin Lira iken Sigma marka C Fikosilyanin’in 1 gramı ise 250 Euro olduğunu söyledi. Yaklaşık 25 yıldır algler üzerine hem proje ortağı hem de eşi Doçent Doktor Rıza Akgül ile çalışmalarını sürdürdüklerini dile getiren Doç. Dr. Füsun Akgül bu projenin kurgulanma sebebinin mikroalg biyoürünler üretmek, mikroalglerden yem katkı maddesi üretmek, sürdürülebilir tarıma katkı sunmak, ülkenin mikroalgal biyoteknoloji alanındaki gücünü arttırmak olduğunu belirtti. Sunum sonrası üretim laboratuvarını gezen Vali Öksüz ve beraberindekileri üretim aşamalarını anlatan Doç. Dr. Akgül bir havuzdan 2 ayda 200-250 gram yenilebilir alg alabildiklerini anlattı. Proje hakkında açıklamada bulunan Doç. Dr. Füsun Akgül, “Üniversitemiz Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı çerçevesinde yem ve yem katkı maddesi üretme amacıyla yaptığımız bir proje bu. Kanatlı hayvan gruplarında yem katkı maddesi olarak mikroalg tabanlı bir ürün denemeyi planlıyoruz. Bu çerçevede Mikroalg Üretim Laboratvarını kurduk. 20 tonlık kapasite ile havuzlarda özel ışıklar ve havalandırma sistemi ile üretimimize devam ediyoruz. Burada kanatlı hayvan gruplarında özellikle deneyeceğiz ama tüm hayvan gruplarında da kullanılabilir. Bu mikroalglerin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini biliyoruz, yumurta, et ve sğt kalitesini arttırdığını biliyoruz, büyümeyi arttırdığını biliyoruz. Bu yönüyle pek çok kullanım alanı var hayvancılıkta. Tabi bizim burada çıkış noktamız hayvancılık projesi oldu üniversitemiz bu anlamda desteklendiği için ama başka kullanım alanları da var alglerin. Gıda, kozmetik, atık su arıtımı, gübre olarak kullanılabilir. Biz bu çalışmamızda yem katkı maddesi olarak değerlendireceğiz” dedi. Mikroalgleri kendi kültür koleksiyonumuzdan elde ediyoruz Mikroalgleri kendi kültür koleksiyonlarında elde ettiklerini dile getiren Doç. Dr. Akgül; “Geçen yıl itibari ile Dünya Kültür Koleksiyonu Federasyonu’na üye MAKÜ-MAC adıyla bir kültür koleksiyonu kurduk. Bu kültür koleksiyonu çerçevesinde mikroalgler ve bakterilerden oluşan farklı suşlarımız var. Buradan mikroalglerimizi temin ediyoruz. Bunlar 25 yıllık birikimimizin ürünleri. Her birini kendi iç sularımızdan özel olarak toplayıp izole ederek kültüre aldık ve ihtiyaç halinde farklı çalışmalarda kullanıyoruz” şeklinde konuştu. 100 gramı bin lira Alg fiyatlarına değinerek üretilen alglerin ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağını söyleyen Füsun Akgül, “Şu anda tablet haline getirilmiş bir formun 100 gramı bin ile bin 500 TL arasında satışa sunuluyor. Bu anlamda maalesef ülkemiz dışa bağımlı. Gelen ürünlerin birçoğu dışarıdan gelen ithal ürünler. Haliyle bu çalışmalarla ülkemizi hem mikroalg konusunda söz sahibi ülke haline getireceğiz hem de ülkemizin dışa bağımlılığını azaltacağız ve böylelikle döviz kaybımızı da engellemiş olacağız. Kendi sularımızda izole edilmiş, kendi imkanlarımızla üretilmiş yerli ve milli bir ürün elde etmiş olacağız ve bunu da piyasaya sunacağız” dedi. İlk Türk astronot uzayda mikroalg çalışması gerçekleştiriyor 18 Ocak tarihinde Ax-3 misyonunda görev alarak uzaya giden ilk Türk Astronot Alper Gezenavcı’nın uzayda yapacağı 14 deneyden birinin de mikroalgler ile ilgili olduğunu belirten Akgül; “İlk Türk Astronotumuz Alper Gezenavcı mikroalglerin üretilmesi ile ilgili çalışmalar yapıyor. Mikroalgler aynı zamanda astronot yiyeceği olarak lanse edilir. Çünkü içerisinde yüksek oranda protein, vitamin ve mineral var. Yani yetişkin bir insanın günlük protein ihtiyacını karşılayabiliyor düzenli kullanıldığında. Yani astronotlar spirulina tabletleriyle günlük ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilirler” diye konuştu. Açlık ve kuraklık sorunu insanları alternatif kaynaklardan biri olan mikroalglere yönlendirdi Mikroalg çalışmalarının ilk başlarda rağbet görmediğini ancak günümüzde yaşanan kuraklık nedeniyle mikroalglerin önem kazandığını dile getiren Doç. Dr. Füsun Akgül, “2002 yılında Ege Üniversitesi bünyesinde proje çalışanımız Doç. Dr. Rıza Akgül hocamızın da proje çalışanı olduğu bir projeyle Türkiye’de ilk kez Spirulina üretimine başlandı. Fakat hızlı bir şekilde ilerleyemedi. Ama artık günümüzde hepimizin de bildiği üzere ciddi bir açlık ve kuraklık sorunu var. Sağlıklı gıdaya ulaşmakla ilgili sorun var. Bu sorunlar dikkat çekici bir boyuta geldiği için insanlar alternatif gıda kaynaklarına ulaşmak ya da aramak zorunda kaldılar. Bu yönüyle Spirulina ve diğer mikroalgler dikkat çekmeye başladı ve mikroalg biyotekbolojisi ülkemizde de hak ettiği yeri almaya başladı. Biz de bu anlamda çalışmalar yaparak hem bu alanda çalışan insanlara katkı sunmak istiyoruz hem de ülkemizi bu anlamda söz sahibi yapmak istiyoruz.” dedi
24 Ocak 2024 Çarşamba - 18:55
Bakan Kacır: "Meclise Uzay Kanunu götürmek istiyoruz”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Meclise uzay kanunu götürmek istiyoruz” dedi. Milli Uzay Programı çerçevesinde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "İlk defa zannediyorum Türkiye’de bir bilimsel olay bu kadar toplumsallaştı. Tuva Cihangir Atasever de 2-3 ay içerisinde bir yörünge altı uçuş yapacak” ifadelerini kullandı. Gezeravcı ile önümüzdeki günlerde de bağlantı kuracaklarını dile getiren Kacır, “Zaten önümüzdeki günlerde 6-7 bağlantı daha olacak. Cuma günü de biz görüşeceğiz. Bursa’da Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi var. Oradan gençlerle birlikte bağlanacağız. Sonra da birkaç okula Hatay’da, Diyarbakır’da, Samsun’da. Farklı coğrafyalardan mesela Üniversite Samsun’dan seçildi. Bir okul deprem bölgesi Hatay’dan seçildi. Bir fen lisesi olsun dedik TÜBİTAK Fen Lisesi’nde olacak. Ülkenin farklı şehirlerinden, farklı okul tiplerinden olsun diye tercih ettik” diye konuştu. Alper Gezeravcı’nın tecrübelerini öncelikle Türk milletine aktaracağını bildiren Kacır, “Önümüzdeki hafta ve aylarda Türkiye’deki şehirleri gezecek. Sonrasında Türk Devletleri’ne ve diğer ülkelere gidecek. 10 yıl zaten beraber çalışacağız” ifadelerini kullandı. Bakan Kacır ayrıca Gezeravcı’nın uzaydan döndükten sonra birkaç günlük beklemenin ardından Türkiye’ye geleceğini de duyurdu. “Meclise Uzay Kanunu götürmek istiyoruz” Bakan Kacır konuşmasını şöyle sürdürdü: “İnşallah devamını getirelim hep beraber. Bu Türkiye için bir fırsat. Ben inanıyorum ki; 2 şeyin miladı oldu. Evet, biz teknolojiye özellikle işte Teknofestlerle, havacılık projeleriyle ilgiyi arttırmıştık ama o ilgi bir eşiği daha geçti. Bilime de yönelmiş oldu. Bugün ofisteki arkadaşlardan birinin 2 yeğeni tatil olduğu için teyzelerinin yanına gelmişler. Biraz sohbet ettim 7. sınıfa gidiyorlar. İnanın o kadar detaylı biliyorlar ki bütün misyonu. Benim kadar biliyorlar hatta belki fazlaları vardır. İlk kez bu çocuklar bu kadar bilimsel şeylerle meşgul oluyorlar. Bu bir fırsat Türkiye için bunu devam ettirmemiz lazım. 5-10 sene bu hype’ı yüksek tutalım. İkincisi de uzay sanayii. Uzay sanayii için de bu bir milat olacak inşallah. Biz bunun peşinden meclise uzay kanunu götürmek istiyoruz. Taslağımız var. TUA’nın çalışmalarını da daha güçlü şekilde yapmasını sağlayacak bir taslağı hazırlamıştık. Peşinden bir uzay teknoloji gelişme bölgesine Ankara’da kuracağız. Zaten bu milli uzay programları hedefleri içinde olan bir projeydi ve Türkiye inşallah uzay sanayiinde, savunma sanayiindeki gibi bir başlangıç yapacak. Yani biz şimdiye kadar kendi uydularımıza yaptık. Bunlar önemli projeler ama dünyada uzay ekonomisi her yıl yüzde 30-40 büyüyor. 5-6 yıl içerisinde bir trilyon dolara geleceğini görüyoruz. Dolayısıyla bunu kaçırmayalım.”
24 Ocak 2024 Çarşamba - 16:11
Ağrı, TÜBİTAK projelerinde bölgede ikinci, Türkiye’de dokuzuncu oldu
Ağrı İl Milli Eğitim Müdürlüğü, TÜBİTAK 2204-A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışmasında büyük bir başarıya imza attı. Ağrı, 737 proje ile Van bölgesinde ikinci, Türkiye genelinde ise dokuzuncu oldu. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından düzenlenen 2204-A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışmasına Ağrı’dan 737 proje başvurdu. Ağrı, başvuru sayısı ile bölgede ikinci sırada yer alırken, Türkiye genelinde ise dokuzuncu sırada yer aldı. Ağrı, bilim ve araştırma alanında gösterdiği performans ile dikkat çekti. Ağrı İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, yaptığı açıklamada, TÜBİTAK projelerini çok önemsediğini ve Ar-Ge ekibiyle birlikte akademisyenler, projede uzmanlaşmış öğretmenler ile daha nitelikli projelerin ortaya konulması noktasında çeşitli proje yazma eğitimleri verdiklerini ve bu çalışmaları desteklediğini açıkladı. TÜBİTAK’ın gençleri bilimsel araştırmalara yönlendirdiğini ve ülkenin gelecekteki bilim insanlarını yetiştirdiğini belirten Kökrek, "Ağrı İl Milli Eğitim Müdürlüğü olarak TÜBİTAK 2204-A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışmasında büyük bir başarı elde ettik. Bölgede ikinci, Türkiye genelinde ise dokuzuncu olduk. Bu başarı, bize Ağrı’nın bilim ve araştırma potansiyelini gösteriyor. Gençlerimiz, bilimsel meraklarını ve yeteneklerini geliştirerek, bilim dünyasına katkı sağlıyorlar. Bu projeler, gençlerimizin hayal gücünü, yaratıcılığını ve özgüvenini artırıyor. Ağrı, bilimin ışığını daha da parlak kılma yolunda emin adımlarla ilerliyor" dedi. Kökrek, projelerde emeği geçen okul yöneticilerine, öğretmenlere, öğrencilere ve Ar-Ge ekibine teşekkür ederek, başarılarının devamını diledi.
24 Ocak 2024 Çarşamba - 11:08
Sünnetci, TEKNOFET hedeflerini açıkladı
Afyonkarahisar İl Milli Eğitim Müdürü Miraç Sünnetci, bu yıl TEKNOFEST’te daha çok başvuru ve derece beklediklerini ifade etti. 2018 yılından bu yana Türkiye’nin en büyük festivallerinden biri olan Uzay, Havacılık ve Teknoloji Festivali (TEKNOFEST) bu yıl büyük finali Adana’da yapılacak. İl Milli Eğitim Müdürü Miraç Sünnetci’nin başkanlığını yaptığı çevrimiçi toplantıya ilçe Milli Eğitim Müdürleri ve 422 okul müdürü katıldı. Toplantıda Sünnetci, geçen yıl 530 başvuru yapılan yarışmada, 20 proje ile Afyonkarahisar’dan büyük finale katılım sağlandığını kaydetti. Yarışmada Türkiye birinciliği, ikinciliği ve üçüncülüğü kazanılan organizasyondan sonra bu yıl daha çok başvuru ve derece hedeflediklerini dile getirdi. Sünnetçi, yerli ve milli teknolojileri üretecek ve geliştirecek gençlerin okullardan çıkmasını dilediğini, bu amaçla okul yöneticilerinin öğrencilere rehberlik yapmasının önemine değindi.
23 Ocak 2024 Salı - 19:22
Kapsülden 'mutluluk' fotoğrafı!
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı Uluslararası Uzay İstasyonu’na kenetlenme sonrasında çekilmiş bir fotoğraf paylaştı.
23 Ocak 2024 Salı - 12:12
ASO’da “Siber Güvenlik” masaya yatırıldı
Ankara Sanayi Odası’nda (ASO) “Siber Güvenlik” konusunun tüm yönleriyle masaya yatırıldığı “İkinci Yüzyılda Siber Güvenlik Paneli” gerçekleştirildi. Ankara Sanayi Odası’nda “İkinci Yüzyılda Siber Güvenlik Paneli” gerçekleşti. “Siber Güvenlik” konusunun tüm yönlerinin masaya yatırıldığı panelde, alanında uzman isimler birçok sorunun yanıtını verdi. Panelde, siber dünyada artan riskler ve tehditlere karşı hangi önlemlerin alınması gerektiği anlatıldı. Firmaların siber güvenlik politikalarını nasıl oluşturması gerektiğinin cevabı arandığı panele ASO Başkanı Seyit Ardıç, ASO Bilgisayar Yazılım Sanayi Meslek Komite Başkanı Nuray Başar, Savunma Sanayi Başkanlığı Müşaviri Alpaslan Kesici ve çok sayıda akademisyen katıldı. Öte yandan ASO’yu anlatan tanıtım filmi yayınlandı. Film, katılımcılar tarafından beğeniyle seyredildi. ASO Başkanı Ardıç, burada yaptığı konuşmada, dünyadaki gelişmelerin baş döndürdüğünü belirterek, “Dünya artık Endüstri 5.0’ı, ‘fiziksel alan ile siber alanın çok güçlü bir şeklide entegre olmasından doğan süper akıllı toplumu’, yapay zekayı, dijitalleşmeyi, çevreyi ve yeşil ekonomiyi konuşuyor” dedi. Küreselleşme olgusuna dikkati çeken Ardıç, “Küreselleşme olgusunun beraberinde getirdiği kavramlardan biri olan bilgi toplumu, içinde bulunduğumuz çağ itibari ile hayatımızın bir parçası haline gelmiştir. Bilgiye dayalı bu toplumda bilginin üretilip değerlendirilmesi ne kadar önemli ise korunması da bir o kadar önemlidir” ifadelerini kullandı. “Bilgilerimiz dijital ortamlarda gerçekleşen saldırıların tehdidi altındadır” Makineler arası iletişim, yapay zeka, otonom araçlar ve nesnelerin interneti gibi teknolojilerin kullanımının arttıkça siber güvenlik konusunun da giderek daha kritik bir hale geldiğini dile getiren Ardıç, şunları kaydetti: “Bilgilerimiz, finansal verilerimiz ve hatta ulusal güvenliğimiz, dijital ortamlarda gerçekleşen saldırıların tehdidi altındadır. Bu nedenle, siber güvenlik, bireylerden büyük kuruluşlara kadar herkesin dikkate alması gereken kritik bir meseledir. NATO Güvenlik Danışmanının ‘Yakın gelecekte çıkabilecek büyük bir savaşta ilk mermi internette atılacaktır’ sözü ile bilgi güvenliği ve siber güvenlik kavramlarının önemi ve değeri gözler önüne sermektedir.” “Mevcut güvenlik sistemleri sürekli geliştirilmelidir” Dijitalleşme ile üretim süreçlerinin değiştiğini ve akıllı üretim sistemlerinin sanayide yerine aldığını kaydeden Ardıç, şöyle konuştu: “Sanayide Endüstri 4.0 ve Endüstri 5.0 olarak kavramsallaşan bir paradigma değişimi yaşanıyor. Bunlarla gelen geniş ağ ve yüksek oranlı veri paylaşımı, firmaların siber güvenlik ihtiyacını artıracaktır. Ürünlerin, verilerin ve fikri mülkiyetin yetkisiz ve kötü emelli kişilere karşı korunması için mutlaka siber güvenlik önlemleri alınmalı ve Endüstri 4.0 toplum 5.0’a uyum sağlamak amacıyla mevcut güvenlik sistemleri sürekli geliştirilmelidir.” “Yerli ve milli ürünlerin tercih edilmesi” Siber güvenlik noktasında yerli ve milli ürünlerin tercih edilmesi ve geliştirilmesi gerektiğine vurgu yapan ASO Başkanı Ardıç, “Hassas bilgilerimizi ve verilerimizi dış ülkelerle paylaşma riskini azaltarak, ulusal güvenliğimizi daha etkin bir şekilde yönetebiliriz. Yerli ve milli ürünlerin tercih edilmesi yerel şirketlerin büyümesine katkıda bulunarak; sadece istihdam oluşturmakla kalmaz, aynı zamanda siber güvenlik alanında ülkemizi teknolojik olarak daha ileri taşımamıza imkan tanır” diye konuştu. ASO Bilgisayar Yazılım Sanayi Meslek Komite Başkanı Nuray Başar ise yaptığı konuşmada, dijitalleşmenin tüm insanların hayatına girdiğini söyledi. “Günümüz yenilikçi teknolojiler çağı oldu” Dijitalleşme ile her gün yeni teknolojiler ile karşılaştıklarını belirten Başar, “Günümüz artık yenilikçi teknolojiler çağı oldu. Bu sebepten ötürü de siber saldırılar altın çağını yaşıyor. Siber güvenlik çok önemli bir konu olmaktan çıktı, bir ihtiyaç halini aldı. Her geçen gün de daha hayati olmaya devam ediyor” kaydetti. İnsanların kullandığı teknolojik aletlere işaret eden Başar, “Bu aletler bir şekilde bağlantılı hale geliyor ve bu bağlantıların sonucu her bir insan veri üreten fabrika haline geliyor. Bu büyük veri, nesnelerin interneti, bulut ortamı, blok zinciri, dijital ikiz, metaverse gibi yenilikçi teknolojiler önce bizim düşünme yapımızı, sonra davranış şekillerimizi ve en son olarak da iş yapış şeklimizi tamamen değiştirdi” açıklamasında bulundu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder