TEKNOLOJİ
Malatya Teknokent kapasitesini büyütüyor 20 Nisan 2026 Pazartesi - 17:47:46 İnönü Üniversitesi bünyesinde bulunan Malatya Teknokent’in ek AR-GE binasının temel atma töreni gerçekleştirildi. Törene Malatya Valisi Seddar Yavuz, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli, Teknopark Genel Müdürü Doç. Dr. Hasan Yılmaz, Malatya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Mehmet Beytur ve çok sayıda protokol üyesi katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törenin açılış konuşmasını yapan Malatya Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Hasan Yılmaz, Teknokentin güçlü bir alt yapıya sahip olduğunu söyledi. Doç. Dr. Yılmaz, firma sayısının 100’ü geçtiğini belirterek, "Teknokentimiz bugün itibariyle 14 yılını geride bıraktı. Bundan sonraki dönemde de kaldığı yerden daha da güçlenerek yeni yapılarıyla, verimli, nitelikli AR-GE çalışmaları geliştirerek yoluna devam edecek. Şu an Teknokentimizde 88 firma faaliyet göstermekte ve bunlardan 24’ü akademisyen firmasıdır. Bugüne kadar AR-GE projesini gerçekleştiren sayısı bin 39 olmuş durumda ki bu bölgemiz için önemli bir rakamdır. 21 firmamız ise sıra beklemektedir. Bugün temelini attığımız 42 ofislik yeni binamızla beraber proje ve firma sayımızı 100’ün üzerine taşımış olacağız" dedi. "Türkiye’nin küresel rekabet gücünü her geçen gün daha da arttıracağına inanıyoruz" İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat ise bilginin ekonomik değere dönüşmesi gerektiğini söyledi. Rektör Akpolat, "İçinde bulunduğumuz çağ artık sadece bilgiye sahip olanların değil, bilgiyi üreten, dönüştüren ve ticarileştirenlerin öne çıktığı bir çağ hüviyetindedir. Türkiye’de bugün 114 teknokentimiz var ve bu sayıların mutlaka artması gerektiğine inanıyoruz. Yazılımdan savunma sanayine, biyoteknolojiden yapay zekâya kadar geniş bir yelpazede geliştirilen bu çalışmaların Türkiye’nin küresel rekabet gücünü her geçen gün daha da arttıracağına inanıyoruz. Biz biliyoruz ki güçlü üniversiteler olmadan güçlü teknokentler olamaz aynı şekilde güçlü teknokentler olmadan da sürdürülebilir bir ekonomi söz konusu olamaz. Bu Teknokentin sadece kendi ülkemiz için değil, tüm insanlık için bir katma değer üreteceğine inanıyoruz" şeklinde konuştu. Törende selamlama konuşması yapan Vali Seddar Yavuz da, "Eğer biz hür ve bağımsız, başımız dik bu topraklarda yaşamak istiyorsak bilim, sanayi ve teknoloji yolculuğunda bilgi üreten hale gelmek durumundayız. Başkasının ürettiği sembol, fikir ve teknolojiyi kullananlar özgün olamaz ve öz benliklerini de koruyamazlar. Malatya’yı ‘Doğu’nun incisi cazibe merkezi ve bilim şehri’ olarak tanımlıyoruz. Bu tanımlamanın gerçekleşebilmesi için şehri yeniden imar ve inşa ederken güçlü bir üniversite, güçlü bir teknopark ve altyapısına sahip olmamız gerekir" diye konuştu
20 Nisan 2026 Pazartesi - 12:11 Yüksek hızda internete yüksek güvenlik Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, 5G teknolojisi ile birlikte birçok akıllı cihazın yüksek internet hızıyla çalışacağını söyleyerek, "Hızlı internette siber saldırılar da hızlı olacağı için güvenlik önlemleri üst düzeye çıkarılmalı" dedi. 5G teknolojisi ile yüksek hızlı interneti eşyaların da kullanabileceğini söyleyen Hakan Topuzoğlu, "Aslında 5G’ye geçilmesiyle birlikte büyük bir heyecan oluştu ama tabii ki bu konuda da birçok konuda olduğu gibi yanlış bilgiler de verildi. 5G sadece internetin hızlı kullanılması ya da sadece videonun daha hızlı izlenmesi değil, IOT dediğimiz Internet Of Things, yani nesnelerin interneti alanında daha iyi çalışmalar yapılması için gerekli altyapının adı diyebiliriz. Aslında şöyle bu konuyu açabiliriz. Örnek veriyorum bir ameliyat yapılacak. Uzaktan robotlarla bir ameliyat yapmak istiyorsunuz. Burada daha hızlı internete ihtiyacınız var. Ya da bir şehrin, bir ülkenin trafiğini düzenleyeceksiniz. Burada daha hızlı internete ihtiyacınız var. Çünkü tüm cihazlar birbiriyle haberleşmeye başlıyor ve haliyle de daha hızlı haberleşmeye ihtiyaç oluyor. Öyle olduğu için de işte buralarda 5G’ye çok büyük ihtiyaç duyuyoruz. 5G hayatımızı kolaylaştırıcı bir unsur olarak aslında karşımıza çıkmış durumda. Dediğim gibi, artık sadece internet kullanıcısı deyince aklımıza insanlar gelmiyor, cihazlar da geliyor ve şu anda milyarlarca cihaz internete bağlanır durumda. Buna çamaşır makinesi, buzdolabı, televizyon, dediğim gibi aklınıza gelebilecek tüm o robotik cihazları sayabiliriz. Bu şekilde binlerce, milyonlarca, milyarlarca cihaz artık internete bağlı ve bunun da daha büyük hıza ihtiyacı var. Aynı şekilde bizim internetin akıcı olması gereken yerlerde örnek veriyorum, eskiden canlı yayın dediğimizde bile bir maç yapılırken golü biz herhalde 3-5 saniye ya da 10 saniye sonra görüyorduk. Orada bile canlı dediğimiz yayın canlı olmuyordu ama artık 5G teknolojisiyle ya da buna benzer yeni teknolojilerle artık canlı olarak ameliyat yapıldığı gibi canlı olarak da yine bu işlemleri takip edebiliyoruz" dedi. Topuzoğlu, yüksek hızda internetle birlikte siber saldırıların da hızlı olacağını ve yüksek güvenlik önlemlerinin de alınması gerektiğini söyleyerek, "Aslında tabii ki internette olduğu gibi çok ciddi bir şekilde manyetik alan oluşmakta. Bu manyetik alan da insan üzerinde hem fizyolojik hem sosyolojik, hatta psikolojik şekilde de etkiler bırakmakta. Bundan dolayı bizim teknolojiyi kullanırken daha dikkatli olmamız gerekiyor. Örnek veriyorum, çocuğumuzun eline tablet verip çekilmek yerine belki tableti bir noktaya koyup masadan izlemesini sağlamak gibi ya da belki de böyle bir alışkanlık edindik, telefon hep yastığımızın altında ya da yatarken dahi yanımızda. Bunu yapmayıp daha dikkatli olmamız, işte modemi evin içerisinde her an yaşadığımız bir alanda değil de biraz daha uç köşeye koymamız bile bir önlem olarak karşımıza çıkabilir. Bir de işin güvenlik boyutu var. Güvenlik anlamında da zafiyetler de daha çok artmış durumda. Hacker dediğimiz interneti ele geçiren ya da işte birtakım şifrelerinizi, serverlarınızı ele geçiren insanlar da şifre bulma işlemini ya da bu saldırıları daha hızlı yapabilecekleri için de buradaki güvenlik adımlarının daha güçlü hale getirilmesi ve güvenlik kurallarının, protokollerinin de artık bir kural haline gelmesi, bir standart haline gelmesi de gerekmekte. Hızlı internet yüksek güvenlik gerektirir diyebiliriz. Çünkü artık dediğim gibi daha fazla önlem alınması gereken, daha dikkatli olmamız gereken bir döneme de girmiş durumdayız" ifadelerini kullandı.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 11:48 Zonguldak’tan Yerli Siber Güvenlik Hamlesi: Kuantum Pi Dikkat Çekiyor Türkiye’nin siber güvenlik alanında dışa bağımlılığını azaltmayı hedefleyen yerli ve milli platform Kuantum Pi, Zonguldak Teknopark’tan çıkarak kamu ve özel sektörde dikkatleri üzerine çekti. Türk mühendisler tarafından geliştirilen sistem, özellikle kritik altyapıların korunmasında stratejik bir çözüm olarak öne çıkıyor. Kuantum Siber Güvenlik A.Ş. tarafından geliştirilen platformun, Türkiye’nin "Milli Teknoloji Hamlesi" vizyonu kapsamında önemli bir boşluğu doldurması hedefleniyor. Yetkililer, siber güvenliğin yalnızca teknik bir konu değil, doğrudan milli güvenliğin bir parçası olduğuna dikkat çekiyor. Kuantum Pi’nin geliştirme süreci, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleri kapsamında yaklaşık 400 bin dolarlık hibe ile hayata geçirildi. Proje ayrıca Bilişim Yıldızları ve Yerli & Milli Teknoloji Geliştirme ödüllerine layık görüldü. Uzmanlara göre, Türkiye’de kullanılan siber güvenlik çözümlerinin büyük bölümünün yabancı menşeli olması, hem maliyet hem de veri güvenliği açısından risk oluşturuyor. Yerli çözümlerin yaygınlaşmasıyla bu risklerin minimize edilmesi amaçlanıyor. Kritik Ziyaret Gerçekleşti Kuantum Siber Güvenlik A.Ş. yetkilileri, projeyi ve geldiği noktayı paylaşmak üzere Köksal Toptan ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmede, Kuantum Pi platformunun teknik yapısı ve Türkiye’nin siber güvenlikte bağımsızlık hedeflerine sağlayacağı katkılar detaylı şekilde ele alındı. Görüşmede ayrıca, yerli siber güvenlik çözümlerinin kamu kurumlarında yaygınlaştırılması ve kritik altyapılarda kullanımının artırılması konuları gündeme geldi. Hedef Siber Bağımsızlık Kuantum Pi’nin önümüzdeki süreçte kamu kurumlarında pilot olarak uygulanması, kritik altyapılarda devreye alınması ve KOBİ’lere yaygınlaştırılması planlanıyor. Bu adımların, Türkiye’nin siber güvenlikte dışa bağımlılığını azaltarak stratejik bağımsızlığını güçlendirmesi bekleniyor. Zonguldak Teknopark’tan çıkan proje, Anadolu’da geliştirilen yüksek teknoloji ürünlerinin geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Uzmanlar, bu tür yerli girişimlerin desteklenmesinin Türkiye’nin küresel teknoloji rekabetindeki konumunu güçlendireceğini belirtiyor. Kuantum Pi, yerli mühendislik gücüyle geliştirilen ve Türkiye’nin dijital güvenliğini sağlamayı hedefleyen stratejik bir teknoloji olarak öne çıkmaya devam ediyor.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 10:06 Geleceğin siber güvenlikçileri Çankırı’da yetişecek Çankırı’da 2026 Yılı Türkiye Siber Vatan Programı kapsamında "Beyaz Şapkalı Hacker"ların eğitimi başlıyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) ile Çankırı Karatekin Üniversitesi işbirliğinde yürütülen 2026 Yılı "Türkiye Siber Vatan Programı" kapsamında sınavlarda başarı elde eden 38 öğrenci "Beyaz Şapkalı Hacker (CTF)" eğitime katılacak. Öğrencilerden programa yoğun ilgi 2025 yılının son çeyreğinde başlayan programa Çankırı Karatekin Üniversitesi’nde öğrenim gören toplam 75 öğrenci başvurdu. Başvuruları kabul edilen öğrenciler ilk olarak çevrimiçi platform ile siber güvenlik alanında temel ve teorik eğitimlerini tamamladı. Ardından uygulama üzerinden tanımlanan görevleri yerine getirdiler. Ulusal sınav eğitimleri 20 Nisan’da başlıyor Siber güvenlik alanında uzman olmak isteyen öğrenciler, çevrimiçi eğitimlerin ardından ulusal çapta düzenlenen sınava katıldı. Sınav sonuçlarına göre başarılı bulunan 38 öğrenci yüz yüze eğitimlere katılma hakkı elde etti. Çankırı Karatekin Üniversitesi kütüphane binasında 20 Nisan’da başlayacak yüz yüze eğitimler toplamda 5 gün sürecek. Eğitimlerin ardından öğrenciler çevrimiçi görevleri tamamlayarak Türkiye genelinde yapılacak olan final sınavına katılmaya hak kazanacaklar. Eğitimler sonunda başarılı olan öğrencilerin, siber güvenlik alanında uzmanlaşmaları ve istihdam edilmeleri hedefleniyor.
Ege’nin bilim vitrini: Tabiat Tarihi Koleksiyonu
18 Ağustos 2023 Cuma - 10:34 Ege’nin bilim vitrini: Tabiat Tarihi Koleksiyonu Cumhuriyet’in 50. yılında açılış yapan Ege Üniversitesi (EÜ) Tabiat Tarihi Koleksiyonu, ziyaretçilerini doğa biliminin dünyası ile buluşturuyor. Doğa tarihi hakkında detaylı bilgi edinmek isteyenlere ve doğa tarihi çalışan bilim insanlarına ev sahipliği yapan koleksiyon, yılda ortalama 20 bin ziyaretçiyi ağırlıyor. Ziyaretçiler, altı galeride binlerce fosil, kayaç ve günümüzde yaşayan canlılara ait örnekleri inceleyebiliyor. Koleksiyondaki eserler ile ilgili detaylı bilgi veren Tabiat Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi (UAM) Müdürü Prof. Dr. Kerim Çiçek, “Merkezimizde Türkiye’de yaşayan birçok canlı ve fosil materyal tabiat tarihi koleksiyonunda sergileniyor. Bilim insanları, fosil veya objeyi bulduklarında onun türünü tespit ediyor, nasıl bir yapıya sahip olduğunu inceleyip, geçmişten günümüze jeolojik süreçlerdeki değişimleri hakkında öngörülerde bulunuyor. Sonrasında fosil ve objeler sergiye hazırlanıyor” diye konuştu. “En büyük üniversite doğa tarihi koleksiyonu” Merkezde; at, fil ve gergedan başta olmak üzere, memeli hayvanların fosillerinin çoğunlukta olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kerim Çiçek, “Bununla birlikte omurgalı ve omurgasız hayvanlardan yumuşakçalar, denizkestaneleri, eklembacaklılar, deniz ve tatlısu balıkları, kurbağa ve sürüngenler, kuşlar ve memeli hayvanlara ait farklı canlı türleri de yer alıyor. Koleksiyonumuzda 15 binin üzerinde obje sergileniyor. Çeşitli mineraller, kuvars, ametist; omurgasızlar; atlar, gergedanlar ve etçillere ait fosiller ve 67 milyon yıl önce Amerika’da yaşamış tyrannosaurus rex’in (kral dinozor) polyesterden yapılmış iskeleti bulunuyor. Selçuk’ta 1950’li yıllarda avlanmış ve nesli tükenmekte olan tahnit edilmiş iki Anadolu parsı (panthera pardus tulliana) de yer alıyor” ifadelerini kullandı. “Gençlere yönelik bilimsel aktiviteler de düzenliyoruz” EÜ Tabiat Tarihi UAM ziyaretçilerinin çoğunluğunu gençler ve çocukların oluşturduğunu söyleyen Prof. Dr. Çiçek, “Merkezimizde gençlere yönelik el becerilerini ve hayal güçlerini geliştirmeleri için aktiviteler düzenliyoruz. Koleksiyonumuz, Türkiye’nin zengin paleofauna, paleoflora, kayaç-mineraller ve güncel biyolojik zenginlikleri ile ilgili çalışmalar yaparak bunları çeşitli yayınlarla bilim dünyasına tanıtıyor” dedi. “Karekod uygulamasını hayata geçireceğiz” Ziyaretçiler için karekod uygulamasına geçileceğini belirten Prof. Dr. Çiçek, “Ziyaretçilerimizin eserler hakkında daha fazla bilgi sahibi olabilmesi için karekod uygulamasına geçmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Karekod uygulaması sayesinde ziyaretçilerimiz, eserler hakkında sesli veya metin formatında bilgi alabilecekler. Uygulamaya kısa zamanda geçilmesi planlanıyor. Uygulama ile ziyaretçilerimize daha iyi ve kaliteli bir hizmet sunulabileceğiz” şeklinde konuştu. Ege Üniversitesi Tabiat Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi, en köklü ilk üniversite sergisi olma özelliği taşıyor. Gün geçtikçe koleksiyonuna yeni materyal eklemekte ve farklı yeniliklerle ziyaretçilerinin geçmişten günümüze zaman tünelinde daha keyifli vakit geçirmelerini sağlamaktadır.
Sıcak havalar cep telefonu kullanımını da olumsuz etkiliyor
18 Ağustos 2023 Cuma - 10:32 Sıcak havalar cep telefonu kullanımını da olumsuz etkiliyor Aşırı sıcak havaların seyrettiği yaz aylarında cep telefonlarının uzun süreli şarja bırakılmasının cihazlarda patlamalara neden olabileceği belirtildi. Yaz aylarında hava sıcaklıklarının yüksek seyretmesi nedeniyle cep telefonlarının ısınması maddi hasarlara sebebiyet verebiliyor. Meydana gelen problemlerin sebebi ise vatandaşların şarjdayken cep telefonlarıyla oynaması veya telefonların uzun süreli şarjda tutulması. Diyarbakır’da 10 yıldır cep telefonu teknik servisi işiyle uğraşan Seyfettin Ballı, cep telefonu kullanıcılarını uyararak sıcak havalarda nasıl telefonlarını kullanmaları gerektiği hususunda bilgi verdi. Ballı, vatandaşların cep telefonlarını soğutmak için buzdolabına kesinlikle koymamaları gerektiğini de söyledi. Ballı, "10 yıldır telefon sektörünün içindeyim. Malum Diyarbakır’da hava sıcaklıkları 46-47 derecelere kadar ulaşıyor. Telefon kullanıcılarını uyarmak istiyorum. Vatandaşlarımız telefonlarını şarjdayken kullanmamaya dikkat etsinler, şarjdayken oyun oynamasınlar, bataryanın şarjı yüzde 80’i geçtikten sonra şarj etmesinler. Hem telefonun ömrünü uzatır, hem de telefonlarına zarar vermemiş olurlar. Vatandaşlarımız telefonlarının sıcak ortamdan çok serin klimalı yerlerde şarj etmeyi tercih etsinler. Çünkü bataryanın fazla ısınmasıyla, şişmeler, patlamalar meydana gelebiliyor. Bu da ciddi zararlara sebebiyet verebiliyor. Telefonun fazla ısınması işlemciye zarar verebiliyor. Telefon kullanıcılarımız kesinlikle sıcaktan dolayı cep telefonlarını buzdolabına koymasınlar. Bu konuda çok dikkat etmeleri gerekiyor. Küçük soğutucular kullansınlar. Belki bir nebze de olsun ısısını almış olurlar ama sakın buzdolabına koyup kullanmasınlar” dedi.
Amatör telsizciler, 17 Ağustos depreminin yıl dönümünde “Hayatını kaybedenleri anma çevriminde” buluştu
18 Ağustos 2023 Cuma - 09:18 Amatör telsizciler, 17 Ağustos depreminin yıl dönümünde “Hayatını kaybedenleri anma çevriminde” buluştu Türkiye genelindeki amatör telsizciler, 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminin yıl dönümünde hayatını kaybeden vatandaşları anmak için özel bir çevrim düzenledi. Bu anlamlı etkinlik, deprem anında iletişim kopmadan özel bir yazılım ve teknoloji sayesinde gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan amatör telsizci Serhat İbrahim Ünüver, "Biz burada geçmişte Gölcük depremini aratmayan bir olay yaşadık. O zaman teknoloji bu kadar iyi değildi. Mustafa Yüksel’in cihaz desteği ile deprem bölgelerinde istasyon kurmadan birbirimize destek olduk. Tüm arkadaşların depremde işimiz kolaylaştı. Minik bir telsizde iletişim kopmadan birbirimize yardımcı olduk" diye konuştu. Bursa merkezli olarak düzenlenen çevrim hakkında bilgi veren amatör telsizci Mustafa Yüksel ise, "17 Ağustos 1999 depreminin yıl dönümünde, Türkiye genelindeki amatör telsizciler olarak, hayatını kaybeden vatandaşlarımızı anmak ve iletişimin deprem anlarında kopmadan devam etmesini sağlamak amacıyla bir araya geldik. POC adını verdiğimiz özel yazılımımız sayesinde, GSM destekli bas konuş telsizlerimiz ile iletişim hiç kesilmeden, istediğimiz herhangi bir şehir ile sağlıklı bir şekilde iletişim kurabiliyoruz. Bu sistem, konum destekli olarak tasarlanmış olup, enkaz altında mahsur kalan bir vatandaşımızın acil yardım çağrısını iletebilmesine imkan sağlıyor. Bu telsizler özel sim kartlar sayesinde çalışıyor ve deprem anında şebekeler olmasa dahi iletişimi sürdürebiliyor. Biz de bu yıl 17 Ağustos Gölcük depreminin anısına bu çevrimi gerçekleştirdik. Sistem her geçen gün daha da yaygınlaşıyor. Emeği geçen bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" dedi. Yüksel ayrıca, deprem anlarında şebeke olmasa dahi bu telsizlerin en uzak baz istasyonundan dahi alacak küçük bir sinyalle ses ve veri iletimi sağlayabildiğini belirtti.
Atakum Belediyesi’nde dijital dönüşüm
17 Ağustos 2023 Perşembe - 16:14 Atakum Belediyesi’nde dijital dönüşüm Atakum Belediyesi, Atakumlulara daha etkin hizmet sunabilmek için ’e-Belediye Bilgi Sistemi’ni yıl sonunda tam kapasiteyle devreye almayı planlıyor. Samsun’un Atakum Belediyesi’nde İçişleri Bakanlığı tarafından geliştirilen yenilikçi sistemle ilgili belediye personeline özel bir eğitim semineri düzenlendi. Söz konusu sistem, belediye hizmetlerinin daha düzenli, verimli, tüm kurumlarla entegre, şeffaf ve hesap verebilir bir yapıda ilerlemesini temin edecek. Belediye personeli, İçişleri Bakanlığı’nın vizyonu doğrultusunda ortak bir veri platformu oluşturarak, bilgi ve iletişim teknolojilerini maksimum düzeyde kullanmayı hedefleyen e-Belediye Bilgi Sistemi konusunda bilgilendirildi. Seminerde, e-Belediye Koordinatörü Şükrü Çiçek, "Canlı Belediyeler Modüllerine Geçiş" konulu sunumuyla belediye hizmetlerinin verimliliğine katkıda bulunacak süreçler hakkında aydınlatıcı bilgiler sundu. Çiçek, soru-cevap kısmında da katılımcıların merak ettiği konuları detaylı bir şekilde ele aldı. e-Belediye Bilgi Sistemi’nin devreye girmesiyle birlikte Atakum Belediyesi, sadece vatandaşlara değil, kurumsal işlemlerde de önemli bir verimlilik kazancı elde etmeyi öngörüyor. Tüm kurumlarla entegre şekilde çevrimiçi gerçekleşecek işlemler ve sorgulamalar hem vatandaşlara hem de tüzel kişilere hızlı ve verimli hizmet sunulmasında katalizör olacak. Atakum Belediyesi, yeni dijital altyapısı sayesinde e-Devlet Kapısı üzerinden sunduğu hizmet yelpazesini genişletmeyi hedefliyor. Belediyenin şu an e-Devlet üzerinden sunduğu hizmetler arasında "Arsa Metrekare Birim Değeri" sorgulaması bulunmakla birlikte, "Beyan Bilgileri", "Sicil Bilgileri", "Tahakkuk Bilgileri" ve "Tahsilat Bilgileri" gibi özel sorgulamalar da mevcut. Yeni altyapının sağlayacağı kolaylıklarla Atakumluların e-Devlet üzerinden daha hızlı ve kesintisiz hizmet alması, ayrıca hizmet portföyünün de zenginleştirilmesi planlanıyor. Bakanlığın teknolojik imkanlarla geliştirdiği e-Belediye Bilgi Sistemi, vatandaşlara kesintisiz ve güvenceli hizmetin yanı sıra bilgi güvenliği standartlarına da tam uyumluluk sağlıyor. Bu sistem; ortak veri tabanı oluşturma, hızlı entegrasyon, kaynak tasarrufu, bürokrasinin minimize edilmesi, hizmetlerde şeffaflık, yatırımların ivmelendirilmesi ve anlık raporlama gibi birçok avantajı beraberinde getiriyor. Bu yenilikler, belediye hizmetlerinin çok daha etkin ve vatandaş dostu bir şekilde sunulmasını sağlayacak.
Bayraklı’da dijital arşiv dönemi
17 Ağustos 2023 Perşembe - 16:02 Bayraklı’da dijital arşiv dönemi Belediye hizmetlerini daha hızlı ve etkin hale getirmek için çalışmalarını sürdüren Bayraklı Belediyesi, tüm arşivi dijital ortama taşımak için çalışmalara başladı. 8 milyon evrak ve 600 bin metre proje dosyasının elektronik ortama aktarılacağı proje sayesinde evrak güvenliği de sağlanmış olacak. Başkan Serdar Sandal “Proje ile ilçe sakinlerimizin ihtiyacı olan her türlü bilgi ve belgeye daha hızlı ulaşacağız. Belediye hizmetlerimizi dijital ortamda daha etkin sağlayacağız” dedi. İzmir Kalkınma Ajansı’nın “Kamuda Dijital Dönüşüm Mali Destek Programı” çerçevesinde fiziksel arşivin dijital ortama aktarılması projesi ile hibe almaya hak kazanan Bayraklı Belediyesi, tüm belge ve evrakların elektronik ortama aktarılması için çalışmalara başladı. Bu çerçevede, belediyenin bir katı “Dijital Arşiv Birimi” olarak tasarlandı. İlk olarak teknik birimlerin evraklarının ayrıştırılıp taranacağı belirtilirken, toplamda 8 milyon evrak ve 600 bin metre proje dosyasının dijital hale getirileceği belirtildi. 17 ay sürmesi beklenen dijital arşiv projesinin tamamlanmasıyla, vatandaşların ihtiyaç duyduğu bilgi ve evraklara ulaşım hızı artacak. Belediye hizmetlerinin daha etkin olarak sunulması sağlanacak. Kamu hizmetlerinde hem zaman kaybının hem de kağıt israfının önüne geçilecek. "Dijital Arşiv çalışmalarımızı başlattık" Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Sandal, “Belediye hizmetlerini daha hızlı, kolay ulaşılabilir ve güvenli hale getirmek için Dijital Arşiv çalışmalarımızı başlattık. Vatandaşımıza en iyi hizmeti sunmak, aynı zamanda israfın ve zaman kaybının da önüne geçmeyi hedefledik. Bu çerçevede projemizi değerli bulan İzmir Kalkınma Ajansı’na (İZKA) teşekkür ediyoruz. Dijital arşiv projemiz sayesinde artık kamu hizmetlerimizi daha hızlı, güvenli ve etkin hale getirmiş olacağız” dedi.
NASA’nın düzenlediği yarışma için yola çıktı, kanser hastalarına umut oldu
17 Ağustos 2023 Perşembe - 15:57 NASA’nın düzenlediği yarışma için yola çıktı, kanser hastalarına umut oldu Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA)’nın 1 milyon dolar ödüllü başlattığı Türkçe karşılığı ‘Derin uzay gıda yarışması’ olan uzayda uzun süreli beslenebilmeyi sağlayacak yarışma için Aydın’da proje hazırlayan Karya Farma HBX AR-GE tarafından ortaya konan patentli buluş olan HBX-2371RED(AX7/24 ACİL) bağışıklık sistemini arttırdığı gibi ciddi manada bir antikanser ajanı olduğu belirtildi. Adnan Menderes Üniversitesi içerisinde yer alan ADÜTeknokent’te Karya Farma HBX AR-GE (BAP) adıyla Ege’nin endemik bitkileri üzerinde çalışmalarını sürdüren firma yaklaşık 16 yıldır sürdürdüğü çalışmalarında ürünlerine bir yenisini ekledi. Çalışmayı ‘Gök kubbenin altındaki en güzel yer yüzü’ olarak adlandırdığı Aydın ve çevresindeki kıymeti bilinmeyen endemik bitkileri değerlendirmek amacıyla başladığını belirten Karya Farma HBX AR-GE Projeler Koordinatörü Hakan Başlık, Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA)’nın yarışmasına da Aydın’ın adını duyurmak amacıyla hazırlandığını ve son ürünün yapılan laboratuvar sonuçları ile çok mutlu olduklarını söyledi. Yeryüzünde önümüzdeki süreçte insanlığı bekleyen en büyük tehlikenin kirletilen çevre ile birlikte temiz hava, gıda ve su sorunu olduğunu belirten Başlık, “Doğallıktan uzaklaştıkça hastalıklar çoğalmaya özellikle kanser vakaları ciddi derecede artmaya başladı. Bunun da en büyük sebebinin doğal beslenmeden uzaklaşmaya ve hareketsizliğe bağlı olduğunu düşünenlerden biriyim. Bugün tıp ve farmakoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin maalesef pek çok hastalığa çare bulunamıyor. Eskilere dönüp baktığımızda sağlık alanındaki her sorunu doğal ilaçlarla çözmeye çalışmışlar. Günümüzde maalesef vücuttaki bir hasar onarılırken diğer taraftan başka bir hasarın ortaya çıktığı herkesin malumu. Bu nedenle 16 yıldır sürdürdüğüm çalışmalarda hem Aydın’ın endemik bitkilerine dikkat çekmek hem de Aydın’ın adını duyurmak için NASA’nın yarışmasına hazırlandım. Amacım kesinlikle ödül değildi. HBX AR-GE olarak HBX-2371RED(AX7/24 Acil) adlı çalışmamızın da patentini alarak patent sayımızı 18’e yükselttik” diyerek son çalışma ile ortaya çıkan ürünün antibakteriyel, antiviral, antifungal, antiparaziter ve antikanser ajanı olarak kanıtlandığını iddia etti.
Dijital yorgunluk artıyor, tüketici harcadığı zamanı sorguluyor
17 Ağustos 2023 Perşembe - 10:32 Dijital yorgunluk artıyor, tüketici harcadığı zamanı sorguluyor Deloitte’un dünyada 21 ülkede yaptığı Dijital Tüketici Trendleri Araştırması’nın Türkiye sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre, hayatın vazgeçilmez parçası olan akıllı telefonlara erişim oranı yüzde 95’e ulaştı, masaüstü-dizüstü bilgisayar ve tablet erişiminde ise azalma var. Deloitte’un dünyada Türkiye’nin de içinde bulunduğu 21 ülkede gerçekleştirdiği Dijital Tüketici Trendleri Araştırması tüketicilerin dijital ürün ve servislere ilişkin kullanım alışkanlıklarını, deneyimlerini ve satın alma eğilimlerini ölçüyor. Araştırma tüketicilerin akıllı cihaz kullanımıyla ilgili ilginç veriler ortaya koyuyor. Dijital Tüketici Trendleri Araştırması’nın Türkiye sonuçlarına göre, akıllı telefonlar hala hayatımızda vazgeçilmez bir unsur. Dizüstü-masaüstü bilgisayara erişim küçük de olsa gerileme başladı. Akıllı TV ve akıllı saat erişim oranı ise son 5 yılda neredeyse 3 kat arttı. Akıllı ev cihazları kullanımında Türkiye’deki erişim global ortalamaya göre birçok başlıkta hayli yüksek. Özellikle robot süpürge kullanımı yüzde 30 ile dünya ortalamasının (yüzde 14) iki katından fazla. İnternet bağlantılı akıllı ev aletleri (yüzde 23) ve internet bağlantılı dış güvenlik kamerası ve kapı zili (yüzde 20) de en çok erişilen akıllı ev cihazlar arasında yer alıyor. Günlük hayatta kullanılan cihaz sayısı arttıkça sürdürülebilirlik endişeleri de gündeme geliyor. Katılımcıların yarısından fazlası çevre dostu bir cihaz için daha fazla ödemeye istekli. Ancak büyük çoğunluğu şirketlerin sürdürülebilirlik konusunda şeffaf olmadığı düşünüyor. Türkiye’deki sonuçlardan ilgi çeken bazı başlıklar şöyle: 2017’den bu yana gerçekleştirilen araştırma verileri dikkate alındığında akıllı telefona erişim oranının yüzde 95’e ulaştığı görülüyor. Nispeten yeni kategoriler olan akıllı TV ve akıllı saat son 5 yıldır istikrarlı şekilde büyümeye devam etse de büyüme hızında yavaşlama var. Her iki kategori için de 25-34 yaş grubu yüzde 52 ve yüzde 75 oranıyla en yüksek erişime sahip grup oldu. Günlük kullanım oranları incelendiğinde bir önceki yıla göre en yüksek artış gösteren kategoriler arasında sanal gerçeklik gözlüğü (2021’de yüzde 30’dan 2022’de yüzde 39’a) ve kablosuz kulaklık (yüzde 64’ten yüzde 70’e) bulunuyor. Akıllı telefon (yüzde 88) ve akıllı TV (yüzde 78) ise en çok kullanılan cihazlar olarak ilk sıralardaki yerlerini koruyor. Kullanıcıların çoğunluğu sahip oldukları cihazların karbon ayak izi hakkında bilgi sahibi olmak istemesine rağmen sadece yarısından azı şirketlerin doğru bilgiyi açıklayacağına güveniyor. Katılımcıların yüzde 65’i şirketlerin karbon ayak izlerini açıklamalarının zorunlu tutulması gerektiğini düşünüyor. Katılanların yüzde 52’si çevre dostu bir cihaz karşılığında daha fazla ödemeye istekli olduğunu belirtiyor. Dijital yorgunluk artıyor Cihazların kullanıcıların günlük yaşamlarındaki zaman payları giderek artıyor ve bu durum kullanıcıları da rahatsız ediyor. Katılımcıların yüzde 60’ı cihaz kullanımına daha az süre ayırabilmeyi tercih edeceklerini söylüyor (Globalde yüzde 40). Akıllı telefonunu uyanır uyanmaz kullanma (yüzde 70), cihaz kullanımı yüzünden planladığından daha geç uyuyanlar (yüzde 65) ve akıllı telefonu yemek sırasında kullananlar da (yüzde 52) kullanıcıların yarısından fazlasını kapsıyor. Tüm yaş gruplarında akıllı telefonlar çevrimiçi alışveriş ve kısa içerikler için ilk tercih olsa da uzun içerikler için TV ilk sırada gelmeye devam ediyor. 18-24 yaş grubu ise neredeyse tüm aktivitelerde telefonu tercih ediyor. İkinci el pazarına ilgi az Türk kullanıcılarının yüzde 88’i yeni telefon almayı tercih ederken yalnızca yüzde 11’i kullanılmış telefonu tercih edeceğini belirtiyor. Bunda en büyük neden kullanım ömrü (yüzde 36) olurken kullanılmış telefona (yüzde 34) ve satıcılarına (yüzde 33) güvenmeme en önde gelen nedenlerden. Eski cep telefonlarını sattıklarını ya da takas yaptıklarını belirten katılımcıların oranında ise dikkat çekici bir artış var. 2021’de yüzde 25 olan oran 2022’de yüzde 32’ye yükseliyor. Bu oran global ortalamanın yaklaşık 2 katı. 5G beklentisi yüksek Katılımcıların yüzde 75’i 5G özellikli bir cep telefonuna sahip ya da sahip olmayı istiyor. Yüzde 71’i 5G’nin daha iyi ağ bağlantısı sağlayacağını düşünüyor. Yüzde 56’sı mevcut operatörünü 5G kapsamı doğrultusunda değiştirebileceğini belirtiyor. Yüzde 50’si 5G hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını söylüyor. Oyun severlerin yaklaşık yarısı 35 yaş üstü Yaş grubu bazında en yüksek oyun oynama oranı 25-34 yaş aralığı. Oyun oynadığını belirten toplam katılımcı sayısının yüzde 49’u 35 yaş ve üzerinde. Bu sonuç, cinsiyet dağılımı ile klasik bir oyuncu stereotipi olmadığını ve oyuncu profilinin çeşitlendiğini gösteriyor. Oyun oynamak için ilk tercih edilen cihaz akıllı telefon (yüzde 72). Onu masa üstü/diz üstü bilgisayarlar (yüzde 46) ve oyun konsolu (yüzde 32) takip ediyor. Türkiye’deki katılımcıların oyun oynarken akıllı telefonu tercih etmesi, dünya genelindeki yüzde 56 ortalamanın oldukça üstünde yer alıyor. Macera, bulmaca, spor, yarış ve strateji en çok tercih edilen oyun türleri. Bulmaca oyunlarını kadınlar erkeklere oranla 1,7 kat daha fazla tercih ediyor. Türk tüketicisi reklamlı içerik sağlayıcılarını tercih ediyor Abonelik temelli isteğe bağlı video (SVOD) hizmetlerine olan ilgi pandemi sonrasında da artmaya devam ediyor. Türkiye’deki katılımcıların yüzde 77’si en az bir adet SVOD hizmetine üye olduklarını belirtirken abone olunan platform sayısı geçen yıla göre yüzde 18 artış göstererek 2,6’ya ulaştı. Katılımcıların yüzde 50’sinin geçen yıl bir video hizmetine abone olmaları global ortalamanın aksine Türkiye’de SVOD pazarının hala büyüdüğünü gösteriyor. Maliyetle ilgili endişeler SVOD aboneliklerindeki en büyük kayıp. Bu yüzden de kullanıcıların yarısına yakını reklam temelli video hizmeti (AVOD) modelini tercih ediyor. Ekonomik sıkıntılar sonucu artan finansal endişe nedeniyle Türkiye’deki katılımcıların yüzde 34’ü beraber yaşadıkları hane halkı dışındaki bir kişinin ücretli aboneliğini paylaştığını belirtiyor. 18-24 yaş arasındaki kullanıcıların yaklaşık yarısı (yüzde 45) video aboneliğini paylaşıyor. “Hedef pişmanlığı memnuniyete çevirmek” Deloitte Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Lideri Hakan Göl, Dijital Tüketici Trendleri Araştırması’nın hayatımızda yeri giderek artan dijital ürünlere eğilimle ilgili düzenli bilgi verdiğini söyledi. Tüketicilerin daha küçük ekranlı ve daha fazla mobiliteye sahip cihazları giderek artan oranda tercih ettiklerini belirten Göl, buna karşılık hayatlarının bu kadar içinde olmasına rağmen kullanıcıların ekran başında vakit geçirmekten pişman olduklarını kaydetti. “Pandemi dönemi cihaz penetrasyonunun arttığı 2021’den sonraki yatay seyir, hayatın yeniden dışarıya kaydığını gösteriyor. Tüketiciler sosyalleşmek için daha fazla zaman ayırıyor. Bu durum akıllı cihazlara ayrılan zamanı daha önemli hale getirecek. Cihaz ve içerik üreticileri, tüketici ilgisini kaybetmemek ve rekabetçi pazarda öne çıkmak zorunda. Tüketici akıllı cihazıyla geçirdiği zamandan pişmanlık değil memnuniyet duymak isteyecek. Bu nedenle tüketicinin cihazlarda geçirdiği zamanın değerli ve zenginleştirici olmasını sağlamaları gerekecek. Tüketici satın almaya karar verdiği teknoloji için yüksek kalite ve üst düzey deneyim arayacak. Cihazlar günlük yaşamda önemli rol oynamaya devam edecek” dedi.
DPÜ’nün teknolojik yüzü Tasarım Teknokent’e yeni bina
17 Ağustos 2023 Perşembe - 09:43 DPÜ’nün teknolojik yüzü Tasarım Teknokent’e yeni bina Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Rektörlüğünün de ortağı olduğu Dumlupınar Teknoloji Geliştirme Bölgesi Kütahya Tasarım Teknokent Yönetici A.Ş.’nin yeni hizmet bina inşaatı devam ediyor. Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda DPÜ Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, "Teknokentimiz üniversitemiz ve şehrimizin teknoloji üreten parlayan yıldızı. Hızlı bir ivme kat etti, nitelikli projeler ile gelişim ve değişimini devam ettirmek için kapasitesini artıracak yeni binası tamamlanmak üzere, bizde yakından takip ediyor ve destek oluyoruz. Emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum" dedi. Kütahya Tasarım Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Ersan Öz ise, mevcut 50’den fazla aktif Teknokent şirketine ilaveten, 72 şirketin daha yer alacağı yeni bir Teknokent hizmet binası inşaatının hızla devam ettiğini ifade etti. Türkiye genelinde 70 teknokentin endekste yer aldığını ve 3 yıl önce sonuncu sırada yer alan Kütahya Tasarım Teknokent’in 55. sıraya yerleştiğini kaydeden Genel Müdür Öz, "Kütahya Tasarım Teknokent olarak ülkemiz, milletimiz, Türkiye’miz, Kütahya’mız için teknoloji üretiyoruz" diye konuştu. Yeni hizmet binasıyla birlikte Kuluçka şirketleri dahil toplam 125 şirkete laboratuvar ve test merkezi hizmeti de verileceğini belirten Öz, "Teknokentlerin kuruluşu ve süreçlerinin takibi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bağlı, Ar-Ge Teşvikleri Genel Müdürlüğüne bağlı aktif 100 Teknopark var. Teknoloji Geliştirme Bölgesi kanuna tabi kurulup işletiliyorlar. Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin artışı ülkemiz, teknoloji, Ar-Ge inovasyon projelerimiz açısından çok önemli. Ar-Ge harcamalarının artması ekonomik büyümeyi de pozitif yönde etkileyen unsurlardan bir tanesi. Bizde Kütahya Tasarım Teknokent olarak ülkemiz, milletimiz, Türkiye’miz, Kütahya’mız için teknoloji üretiyoruz. Şu anda yakaladığımız ivme bize mutluluk veriyor. Bundan sonra daha da güzel başarılara imza atmayı arzu ediyoruz, planlıyoruz, ümit ediyoruz. Şu anda 100 tane Teknokent içerisinde endekslenen 70 tanesi 70 tane Teknopark içinde 2022 yılı endeksi itibarıyla 55’inci sıradayız. Malumunuz biz 3 yıl önce sonuncu sırada idik ve neredeyse kapatılıyorduk. Bu son 3 yıl içerisinde gelmiş olduğumuz nokta bizim için mutluluk verici. Bundan sonra neler yapacağız? Şu anki Kütahya Tasarım Teknokent 50 den fazla şirketiyle mevcut binası kuluçka merkezi dahil dolu olduğu için bundan 1 yıl önce ek bina inşaatına başladık. Yaklaşık inşaat maliyeti yeni rakamlarla 100 milyon civarında. Burada 53 orada da 72 şirketimiz olacak, laboratuvarları, test merkezleriyle. Ayrıca Almanya merkezli bir şirket ile batarya merkezi kurmayı da planlıyoruz. Bir Amerikan şirketi ile görüşüyoruz, yakında lojistik yazılım uygulamalarını teknokentimizde geliştirmeye başlayacak. Sadece Kütahyalı Ar-Ge firmalarımız değil Türkiye’nin birçok güzel şehrinden girişimcilerimiz var artık. Burada 300 mühendisin çalışmış olduğu bir teknoloji kampüsüne dönüşmeyi planlıyoruz. Bir önceki Rektörümüz Prof. Dr. Kazım Uysal hocamıza çok teşekkür ediyoruz. Şu an ise DPÜ Rektörü ve Yönetim Kurulu Başkanımız Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak ile değerli projeci hocalarımız bizi her zaman desteklemeye devam ediyorlar. Valimizin de desteği her an yanımızda. Belediye Başkamız, İl Özel İdaresi Genel Sekreterimiz, Ticaret Odalarımız, Organize Sanayi Bölgelerimiz hepsi bizim yanımızda. Biz proje ve teknoloji üretmeye devam ediyoruz. Şehrimizi de şehrimizi de arkamıza alarak” diye konuştu.
TÜBİTAK projeleri kabul edilen akademisyenlere ziyaret
16 Ağustos 2023 Çarşamba - 16:49 TÜBİTAK projeleri kabul edilen akademisyenlere ziyaret TÜBİTAK-1003 ve TÜBİTAK-1001 Projeleri desteklenen akademisyenlere tebrik ziyareti gerçekleştirildi. Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı’nın tebriklerini iletmek üzere gerçekleşen ziyaretlerde; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Bayrakçeken Yurtcan, Proje Geliştirme ve Koordinasyon Ofisi Koordinatörü Doç. Dr. Serkan Yıldırım ile yardımcıları Prof. Dr. Selda Örs ve Doç. Dr. Bilal Nişancı, başarılı akademisyenlerle bir araya gelerek gelecek projeler hakkında fikir alışverişinde bulundu. TÜBİTAK’ın Öncelikli Alanlar Ar-Ge Projeleri Destekleme Programı (1003) ve Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı (1001) kapsamında kabul edilen projeler, Atatürk Üniversitesinin bilimsel üretkenliğini ve yenilikçi yaklaşımlarını bir kez daha gösterdi. TÜBİTAK-1003 Projesi kapsamında Fen Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Karadayı’nın "Erzurum’dan İzole Edilen PGPR Türlerinden Ticari Mikrobiyal Gübre Formülasyonlarının Geliştirilmesi ve Buğday, Arpa, Tritikale Yetiştiriciliğinde Kullanım İmkanlarının Araştırılması" başlıklı projesi, tarım alanında önemli bir katkı sağlamayı hedefleyerek mikrobiyal gübre formülasyonlarının verimli bir şekilde kullanımını araştırmayı amaçlıyor. Ayrıca, TÜBİTAK-1001 Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında kabul edilen 7 proje, farklı fakültelerden değerli akademisyenler tarafından yürütüldü. "Karadeniz’deki Ticari Balık Türlerinde Mikroplastiklerin Tespiti-Etkileri, Kas Dokusundaki Protein Oksidasyon Süreci ve İnsanlarda Potansiyel Alım Seviyesinin Araştırılması" projesiyle Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gonca Alak, "Lisanslı Depoculuk ve İlgili Politikaların Sürdürülebilir Etkinliği Üzerine Bir Araştırma" projesiyle Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fahri Yavuz, "Tiyoredoksin Redüktaz 1 Hedefli Yeni Vulpinik Asit Türevlerinin Sentezi ve Meme, Akciğer ve Karaciğer Kanser Hücre Hatları Üzerine Antikanser Etkilerinin Araştırılması" projesiyle Fen Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Budak, "Fen Öğretiminde Artırılmış Gerçeklik Destekli Model Tabanlı Öğretim Etkinliklerinin Tasarımı, Uygulanması ve Değerlendirilmesi" projesiyle Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seda Okumuş, "Aminlerin alfa-C(sp3)-H Aktivasyonu İçin Karbon Nitrür Temelli Heterojen Fotoredoks Katalizörlerin Rasyonel Tasarımları" projesiyle Fen Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Haydar Kılıç, "Yerli Ekmeklik Buğday Çeşidi Alparslan’ın Soğuk Stresi Yanıt Mekanizmalarının Karşılaştırmalı Proteogenomik Yaklaşımla Araştırılması" projesiyle Fen Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ögr. Üyesi Gökçe Karadayı ve "Zwitteriyonik Yapıların Azadien ve Orto-Kinonmetitler ile Siklizasyonu" projesiyle Fen Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ferruh Lafzi’nin çalışmaları, Atatürk Üniversitesini ulusal ve uluslararası bilim camiasında ön plana çıkarıyor. Diğer taraftan TUBİTAK 2519 COST Çalışma Grubu Destek Programı kapsamında desteklenen Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Şenol’un ‘Invazif Lobular Karsinoma Hastalarının Hetabolom, Lipidom ve Nglikom Profillerinin Belirlenmesi ve Biyoinformatik Temelli Çoklu Omik Stratejilerinin Gelistirilmesi’ başlıklı projesi de tebrik edildi. Gerçekleştirilen ziyaretlerde bu projelerin Atatürk Üniversitesinin bilimsel araştırmalara olan katkısını ve üniversitenin Ar-Ge alanındaki öncü rolünü gösteren önemli adımlar olduğunu aktaran Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Bayrakçeken Yurtcan, üniversitedeki projelerinin ilgili hocaların liderliğinde gerçekleştiğini ve elde edilen başarıların üniversitenin proje kültürü, Ar-Ge faaliyetleri, girişimci yönelim ve kurum dışı kaynakları değerlendirme konusundaki kararlılığını bir kez daha vurguladığını söyledi.