TEKNOLOJİ
Siirt’te kayıp kaçak oranı kent merkezinde yüzde 6’ya geriledi 02 Mart 2026 Pazartesi - 10:24:54 Dicle Elektrik, Siirt’te yürüttüğü yoğun altyapı ve saha çalışmalarıyla kayıp-kaçak oranını yüzde 9-10 seviyesindeki Türkiye ortalamasının altına çekti. İl genelinde oran yüzde 8 seviyelerine, kent merkezinde ise yüzde 6’ya kadar geriledi. Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, kaçak elektrikle mücadelede önemli bir eşiği daha aştı. Şirketin sorumluluk alanındaki 6 il arasında yer alan Siirt’te kayıp-kaçak oranı Türkiye ortalamasının da altına çekildi. Dicle Elektrik’in 2013 yılındaki özelleşmeden bu yana bölgeye yaptığı yatırımlar, teknoloji destekli altyapı modernizasyonu ve kararlı saha çalışmalarıyla Siirt adeta örnek bir kent haline geldi. İl genelinde yüzde 8 seviyelerine gerileyen kayıp-kaçak oranı, kent merkezinde ise yüzde 6’ya kadar düştü. Bu sayede Siirt, kayıp kaçak enerjide Türkiye ortalaması olan yaklaşık yüzde 9-10’luk oranın da altına inmiş oldu. Dicle Elektrik Siirt İl Müdürü Ali İhsan Aydın, kentteki başarının tesadüf olmadığını, planlı ve sürdürülebilir çalışmalarla elde edildiğini belirterek "2013’teki özelleşmenin ardından yalnızca Siirt için yaklaşık 5 milyar liralık altyapı yatırımı gerçekleştirdik. Bu rakam, 2026 yatırımlarıyla birlikte 5.5 milyar lirayı bulacak. Bu süreçte akıllı sayaç uygulamalarından teknoloji destekli saha denetimlerine kadar pek çok adım attık. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye ortalamasının altındaki bu başarı, hem arz güvenliğini artırıyor hem de tüm tüketicilerimizin üzerindeki yükü hafifletiyor. Ülke ekonomisine de doğrudan katkı sağlıyoruz. Bu anlamda Siirt’in Türkiye’ye örnek bir il olması hepimizi son derece mutlu etti" dedi. Dicle Elektrik, Siirt’te elde edilen başarının bölge geneline de yayılması için çalışmalarını aralıksız olarak sürdürüyor.
01 Mart 2026 Pazar - 12:05 Bakan Uraloğlu: "60 Gar ve istasyonumuzu hem tarihi kimliğini koruyarak hem de modern ihtiyaçlara uygun hale getirerek yeniledik" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "60 gar ve istasyonumuzu hem tarihi kimliğini koruyarak hem de modern ihtiyaçlara uygun hale getirerek yeniledik. Deprem güvenliğini önceliklendiriyoruz" dedi. Bakan Uraloğlu, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın (TCDD) 2025 yılında yürüttüğü çalışmalar kapsamında yenilenen gar ve istasyonlara ilişkin açıklamada bulundu. Uraloğlu, 2003 yılında demiryollarının devlet politikası haline getirilmesiyle birlikte önemli bir gelişim sürecinin başladığını belirterek yüksek hızlı tren hatlarının devreye alınmasıyla Türkiye’nin Avrupa’da 6’ncı, dünyada ise 8’inci yüksek hızlı tren işletmecisi ülke konumuna yükseldiğini ifade etti. "Yolcu trafiğine, ülke genelindeki 948 gar ve istasyonda hizmet veriyoruz" Gar ve istasyonların demiryolu taşımacılığının en önemli unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Uraloğlu, "Gar ve istasyonlarımız, sadece yolcu indirip bindirilen noktalar değil; aynı zamanda şehirlerimizin hafızasında yer eden kavuşmaların, vedaların ve yeni başlangıçların mekanıdır. Bu yapıları yenilerken tarihi kimliğini koruyor, aynı zamanda vatandaşlarımız için daha konforlu, daha erişilebilir ve daha modern alanlar oluşturuyoruz. Yaptığımız yenileme çalışmaları, sadece ulaşım altyapısını değil, bulunduğu bölgenin görünümünü ve kullanım kalitesini de doğrudan etkiliyor. Yoğun yolcu trafiğine, ülke genelindeki 948 gar ve istasyonda hizmet veriyoruz" açıklamalarında bulundu. Demiryolu uzunluğunun 2003 yılında 10 bin 948 kilometre olduğunu hatırlatan Uraloğlu, bu rakamın bugün 13 bin 919 kilometreye ulaştığını belirtti. Aynı dönemde demiryolu altyapısının teknik kapasitesinin de önemli ölçüde geliştirildiğini kaydeden Uraloğlu, çift hat oranının yüzde 5’lerden yüzde 18’lere çıktığını, sinyalli hat uzunluğunun 2 bin 505 kilometreden 8 bin 419 kilometreye, elektrikli hat uzunluğunun ise 2 bin 122 kilometreden 7 bin 274 kilometreye yükseldiğini söyledi. Tarihi kimlik korunuyor, yapılar güçlendiriliyor Tarihi nitelik taşıyan gar ve istasyonlarda yürütülen çalışmaların, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Koruma Kurullarının onayı doğrultusunda gerçekleştirildiğini belirten Uraloğlu, mimari, statik, elektrik, mekanik ve çevre düzenlemelerini kapsayan projelerin titizlikle uygulandığını söyledi. "60 Gar ve istasyonumuzu hem tarihi kimliğini koruyarak hem de modern ihtiyaçlara uygun hale getirerek yeniledik" Yenileme çalışmalarına ilişkin bilgi veren Uraloğlu, "60 gar ve istasyonumuzu hem tarihi kimliğini koruyarak hem de modern ihtiyaçlara uygun hale getirerek yeniledik. Deprem güvenliğini önceliklendiriyoruz. 16 gar ve istasyonda statik güçlendirme çalışması yaptık. Mekanik ve elektrik sistemleri modern ihtiyaçlara göre yeniledik ve özgün malzeme ve renk tercihleriyle tarihi kimliği koruduk." "Yapılar, demiryolu ulaşımının gelişimine hizmet eden önemli merkezler olmaya devam ediyor" Gar ve istasyonların herkes için daha erişilebilir hale getirilmesi amacıyla önemli düzenlemeler yaptıklarını belirten Uraloğlu, 7 gar ve istasyonda engelli yolcular için bilet satış alanları, bekleme salonları ve peronlarda gerekli düzenlemelerin hayata geçirildiğini söyledi. Uraloğlu, "Yürüttüğümüz çalışmalarla gar ve istasyonlarımızı sadece yenilemiyoruz; aynı zamanda daha güvenli, daha konforlu ve daha kullanışlı hale getiriyoruz. Bu yapılar, geçmiş ile geleceği buluşturan ve demiryolu ulaşımının gelişimine hizmet eden önemli merkezler olmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 10:06 Sanayicinin geleceğine stratejik adımı Denizli Model Fabrika hizmete açıldı Denizli’nin köklü üretim kültürünü verimlilik ve yalın dönüşüm anlayışıyla güçlendirecek olan Denizli Model Fabrika, 1200 metrekarelik alanda ve 1,3 milyon dolarlık yatırımla Denizli Organize Sanayi Bölgesinde hizmete açıldı. Denizli Sanayi Odası’nın öncülüğünde hayata geçirilen, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) iş birliğinde yürütülen bir dijital dönüşüm ve yetkinlik merkezi olan Denizli Model Fabrika’nın resmi açılışı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katıldığı törenle gerçekleştirildi. Törene ayrıca, Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı, UNDP Başkan Yardımcısı ve Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Ivana ivkovi, Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, Birleşmiş Milletler Nezdinde Türkiye Daimi Temsilcisi Ahmet Yıldız, Denizli Sanayi Odası ve Model Fabrika Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, Denizli OSB Başkanı Derya Baltalı, Denizli Ticaret Odası Başkanı Uğur Erdoğan, il protokolü ve üst düzey UNDP yetkilileri katıldı. Denizli sanayisinin geleceğine stratejik bir adım DSO ve Model Fabrika Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, açılışta yaptığı konuşmada Denizli Model Fabrika’nın sıradan bir yatırım değil, uzun vadeli bir vizyon projesi olduğunu vurguladı. Türkiye’nin 11. Model Fabrikası’nın Denizli’de hayata geçirilmesinin şehir sanayisi açısından stratejik bir eşik olduğunu belirten Kasapoğlu, bu merkezin üretim kültürünü daha verimli ve daha rekabetçi bir yapıya taşıyacağını ifade etti. Göreve başladıkları ilk günlerde Model Fabrika projesini öncelikli sorumluluk olarak ele aldıklarını dile getiren Kasapoğlu, "Bu proje bizim için bir yatırım kararından öte, Denizli sanayisinin geleceğine ilişkin bir vizyon meselesiydi" dedi. Denizli’nin ihracat kapasitesi yüksek, girişimci ruhu güçlü ve değişime açık bir sanayi şehri olduğuna dikkat çeken Kasapoğlu, bu dinamizmin verimlilik ve yalın üretim yaklaşımıyla desteklenmesi gerektiğine inandıklarını belirtti. Kasapoğlu, "Bugün 1,3 milyon dolarlık yatırım büyüklüğüne sahip, 1.200 metrekare kapalı alanı ve 400 kilovat kurulu gücü bulunan bir verimlilik merkezini Denizli’ye kazandırmış bulunuyoruz. Geniş paydaş yapısı ve yetkin profesyonel kadrosuyla hizmet verecek güçlü bir altyapı oluşturduk" ifadelerini kullandı. Üretimin kalbinde uygulamalı dönüşüm Model Fabrika’nın Denizli Organize Sanayi Bölgesi’nin merkezinde, üretimin tam içinde konumlandığını vurgulayan Kasapoğlu, merkezin uygulamalı bir dönüşüm modeli sunduğunu belirtti. "Model Fabrika bir bina ya da yalnızca bir eğitim alanı değildir. Burası verimlilik kültürünün uygulamalı olarak öğretildiği bir dönüşüm merkezidir" diyen Kasapoğlu, Öğren-Dönüş Programlarının ilk fazına tekstil, makine imalatı, kablo ve gıda sektörlerinden firmaların katıldığını aktardı. Pilot uygulamalarda elde edilen sonuçların dikkat çekici olduğunu belirten Kasapoğlu, teslimat sürelerinde yüzde 35’e varan iyileşme, kapasitede yüzde 48’e varan artış ve genel verimlilikte yüzde 56’ya varan kazanımlar sağlandığını açıkladı. Yapılan harcamaların geri dönüş süresinin ise 1 ila 5 ay arasında gerçekleştiğini vurguladı. Yeşil dönüşümle tamamlanan bütüncül yapı Kasapoğlu, aynı kompleks içinde planlanan Güney Ege Yeşil Dönüşüm ve Verimlilik Test Merkezi’nin de sürecin tamamlayıcı unsuru olacağını belirtti. Söz konusu merkezin enerji verimliliği, karbon ayak izi ve kaynak verimliliği alanlarında sanayiye teknik altyapı sağlayacağını ifade eden Kasapoğlu, böylece Denizli’de verimlilik ve sürdürülebilirliği birlikte ele alan bütüncül bir dönüşüm altyapısının kurulacağını söyledi. Konuşmasının sonunda projeye katkı sunan tüm kurum ve paydaşlara teşekkür eden Başkan Kasapoğlu, Model Fabrika kurulum sürecinin en başından itibaren teknik desteklerini ve rehberliklerini esirgemeyen Stratejik Araştırmalar ve Verimlilik Genel Müdürlüğüne teşekkür etti. Denizli Model Fabrika’nın üretimde mükemmeliyete giden yolda sanayiciler için güçlü bir dayanak noktası olacağını belirten Kasapoğlu, "Tüm sorunlara rağmen, üretmeye ve mücadele etmeye devam ediyoruz" ifadelerini kullanarak, merkezin Denizli’ye, bölgeye ve ülke sanayisine hayırlı olmasını temenni etti. ivkovi: "Model fabrikalar yerel sahiplik ve küresel vizyonun buluşma noktası" Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı, UNDP Başkan Yardımcısı ve Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Ivana ivkovi, Denizli Model Fabrika’nın açılışında yaptığı değerlendirmede, merkezin yalnızca bir üretim tesisi değil, uygulayarak öğrenme, sürekli iyileştirme ve sanayi rekabetçiliğini güçlendirmeyi hedefleyen bütüncül bir dönüşüm modeli olduğunu ifade etti. Model Fabrikaların Türkiye’de ulusal sanayi vizyonunu firma düzeyinde somut sonuçlara dönüştüren yenilikçi bir politika aracı haline geldiğini vurgulayan ivkovi, bu başarının Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, UNDP ve yerel paydaşlar arasındaki güçlü iş birliğinin bir yansıması olduğunu belirtti. Model Fabrikaların, dijital ve yeşil dönüşüm sürecinde KOBİ’lerin uyum kapasitesini ve dayanıklılığını artırmada kritik rol üstlendiğine dikkat çeken ivkovi, Denizli Model Fabrika’nın yerel sahiplik ile ulusal vizyonun birleşerek bölgesel ve küresel ölçekte değer üretebileceğini gösteren güçlü bir örnek olduğunu söyledi. Bakan Kacır’dan sanayicilere yeşil dönüşüm ve temiz üretim vurgusu Açılışta konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Model Fabrikalarımızdan ‘öğren-dönüş’ hizmeti alan işletmelerimiz; verimlilikte yüzde 76’ya varan artış, üretim sürelerinde ortalama yüzde 34 kısalma ve üretim miktarında yüzde 140’a ulaşan ilerleme sağladıklarını ifade ediyor." dedi KOSGEB eliyle sektörel gelişim programı kapsamında model fabrikamızın hedeflenen performansı ortaya koyması halinde 10 yıl boyunca yıllık 6,5 milyon lira destek sağlayacaklarını belirten Bakan Kacır, Güney ege yeşil dönüşüm ve verimlilik test merkezi enerji verimliliği ölçümleri, karbon ve su ayak izi hesaplamaları ile temiz üretim uygulamalarında sanayicilere rehberlik edeceklerini söyledi. Model Fabrika açılış konuşmalarının ardından, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve protokol üyeleri tarafından kurdele kesimi gerçekleştirildi. Kurdele töreninin ardından tesis gezilerek yürütülmesi planlanan çalışmalar yerinde incelendi. Denizli’ye, bölge sanayisine ve ülkemize hayırlı olması temenni edilen merkezin açılış programı, hediye takdimi ile sona erdi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 09:58 Bakan Kacır: "Dijital merkez, Denizli’nin üretim gücünü küresel ticaretle entegre edecek önemli bir adım" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Denizli İnceler’de kurulanİnceler’de kurulan dijital merkezin Denizli’nin üretim gücünü küresel ticaretle entegre edecek önemli bir adım olduğunu vurguladı.olduğunu söyledi. Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın teşrifleriyle, Bozkurt ilçesine bağlı İnceler Mahallesi’nde kurulan Dijital Veri Merkezi’nin açılış programına katıldı. Trendyol, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye (UNDP Türkiye) ile Bozkurt Kaymakamlığı iş birliğinde hayata geçirilen "Yarının Köyleri Projesi" kapsamında kurulan İnceler Dijital Merkezi; teknoloji imkânlarının kırsala ulaştırılması, istihdamın artırılması, üretimin güçlendirilmesi ve kültürel değerlerin korunarak kırsal kalkınmanın desteklenmesi amacıyla hizmete açıldı. Açılışta konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İnceler’de kurulan dijital merkezin Denizli’nin üretim gücünü küresel ticaretle entegre edecek önemli bir adım olduğunu vurguladı. Bakan Kacır, merkezin yerel üreticinin emeğini dijital platformlar aracılığıyla dünya pazarlarına taşıyacağını belirterek, ortaya çıkacak her başarı hikâyesinin Türkiye’nin kalkınma sürecine ivme kazandıracağını ifade etti. Anadolu’nun üretim potansiyeline ve insan kaynağına duydukları güveni dile getiren Kacır, Yerel Kalkınma Hamlesi vizyonu doğrultusunda her ilin ve ilçenin özgün potansiyelini harekete geçirmeye devam edeceklerini kaydetti. Vali Köşger: "Denizli başarı çıtasını daha yukarı taşıyacak" Programda konuşan Vali Köşger ise Denizli’nin sanayi, tarım, ticaret ve turizm alanlarında ulaştığı seviyeye dikkat çekti. Denizli’nin potansiyelini etkin kullanan bir şehir olduğunu belirten Köşger, bundan sonraki hedefin bu başarıyı daha ileriye taşımak olduğunu ifade etti. Şehrin tüm dinamikleriyle birlikte çalışarak kalkınma ivmesinin sürdürüleceğini vurguladı. "Türkiye Yüzyılı hedefi topyekun kalkınmayla mümkün" Konuşmasında gelişmiş ülkelerin sahip oldukları potansiyeli doğru planlayıp değerlendiren ülkeler olduğuna işaret eden Vali Köşger, kırsal alanların da ülkenin ulaştığı ekonomik seviyeye uygun şekilde geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye Yüzyılı vizyonunun topyekun kalkınma anlayışına dayandığını belirten Köşger, bu doğrultuda ülkeyi dünyanın saygın ve öncü ülkeleri arasına taşıma iradesinin güçlü şekilde sürdürüldüğünü ifade etti. İnceler’de açılan dijital merkezin bu hedefe katkı sağlayacak örnek projelerden biri olduğunu dile getirdi. Şehirlerin yetiştirdiği insan kaynağının önemine değinen Vali Köşger, başarılı bireylerin kendi memleketlerine katkı sunmasının takdire şayan olduğunu sözlerine ekledi. Birleşmiş Milletler nezdinde Türkiye Daimî Temsilcisi Ahmet Yıldız ile Trendyol CEO’su Çağlayan Çetin’in memleketlerine sundukları katkının örnek bir yaklaşım olduğunu ifade eden Köşger, projede emeği geçen başta Trendyol ve UNDP yetkilileri ve Bozkurt Kaymakamı olmak üzere tüm paydaşlara teşekkür etti.
İzmirMeets 2025 Zirvesi başlıyor
07 Kasım 2025 Cuma - 12:14 İzmirMeets 2025 Zirvesi başlıyor "Teknoloji ve İnovasyon" temalı İzmirMeets 2025 Zirvesi’nin basın lansmanı yapıldı. İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, "Kentimizin ekonomisi, 100’ü aşkın Ar-Ge ve tasarım merkeziyle büyüyor. Yapay zekanın kod yazdığı, robotların ürettiği bir çağda bile, o teknolojiye yön veren şey insan aklı. Bu yılki İzmirMeets’in ana felsefesi, teknolojiye anlam katan insanları bir araya getirmek." dedi İzmir Ticaret Odası (İZTO) ve Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı (EGEV) iş birliğinde bu yıl üçüncüsü düzenlenecek olan "İzmirMeets 2025 Zirvesi"nin basın toplantısı İZQ Girişimcilik Merkezi’nde yapıldı. "Teknoloji ve İnovasyon" temasıyla zirvenin tanıtım toplantısına, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı Başkanı Hasan Küçükkurt ve İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener’in yanı sıra çok sayıda gazeteci katıldı. Kent ekonomisine yön veren kurumların iş birliğiyle gerçekleşecek olan İzmirMeets 2025 Zirvesi, 19 Kasım tarihinde Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde düzenlenecek. Basın toplantısında gazetecilere açıklamalarda bulunan İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, "İzmirMeets, bir etkinliğin ötesinde, dünyayı dinleme ve İzmir’in kendini dünyaya anlatma biçimi olacak. Kentimizin aldığımız ilhamı dünyaya yayacak, dünyanın ve ülkemizin önde gelen beyinlerini de İzmir ile buluşturacak. Her yıl farklı bir tema etrafında şekillenecek bu buluşmalar, sadece sektörleri değil, düşünce biçimlerini de dönüştürmeyi hedefliyor. 2025 yılı temamız "Teknoloji ve İnovasyon", İzmir’in bugünkü eğilimlerini değil, gelecekteki yerini de tarif ediyor. 19 Kasım 2025 Çarşamba günü Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde gerçekleşecek etkinliğimizde; geleceğin dünyasını bugünden şekillendiren liderler, girişimciler, akademisyenler ve vizyoner gençler bir araya gelecek." dedi. "İzmirMeets’in her detayı bu kentin ruhundan doğdu" İzmirMeets sahnesine çıkan her konuşmacının, sadece bilgi değil; bir hayal, bir çağrı, bir miras bırakacağını belirten Özgener, şöyle devam etti: "İzmirMeets’in her detayı bu kentin ruhundan doğdu. Logomuzda İzmir’in simgesi "35" rakamı, kentin canlı sokaklarını süsleyen begonvillerin rengiyle buluştu. Kentimizin ekonomisi, 100’ü aşkın Ar-Ge ve tasarım merkeziyle büyüyor. Start-up ekosistemimiz sadece fikir değil, çözüm üretiyor. Üniversitelerimiz gençlerin geleceği inşa ettiği merkezler haline geliyor. Bu tablo, İzmir’in artık sadece bir katılımcı kent değil, bir öncü şehir olduğunun göstergesi. Bugün teknolojiden söz ettiğimizde, sadece makinelerden değil; vizyon, etik ve insanlık değerlerinden de bahsediyoruz. Yapay zekanın kod yazdığı, robotların ürettiği bir çağda bile, o teknolojiye yön veren şey insan aklı. Bu yılki İzmirMeets’in ana felsefesi, teknolojiye anlam katan insanları bir araya getirmek. Organizasyon, gençlerimize, onların özgür düşünebilen ve hayal kurabilen zihinlerine yatırım olacak. Küresel ekonomilerin daraldığı, dönüşümün hızlandığı bu dönemde İzmir bir kez daha yol gösteren şehir rolünü üstlenecek. İzmirMeets, bu vizyonun ilk somut adımı. Bu platformumuz kentimizin ortak aklıyla, paydaşlarımızın iş birliğiyle ve gençlerimizin hayal gücüyle yükselecek. Birlikte düşünmek, üretmek ve paylaşmak amacındayız." "İzmirMeets, İzmir’in gücünü görünür kılan bir platform haline geldi" İzmir’in geleceğine yön veren önemli ve gelenekselleşme yolunda olan İzmirMeets etkinliğimizi bu yıl bir kez daha hayata geçirdiklerini söyleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "19 Kasım’da üçüncüsünü düzenleyeceğimiz İzmirMeets’in bu yılki teması, "Teknoloji ve İnovasyon" olacak. İzmirMeets, her yıl çağın öne çıkan bir başlığını ele alarak İzmir’in potansiyelini, üretkenliğini ve yenilikçi gücünü görünür kılan bir platform haline geldi. İzmir, bugün sadece Türkiye’nin üçüncü büyük kenti değil; aynı zamanda yenilikçi düşüncenin, girişimciliğin ve teknolojik gelişimin güçlü merkezlerinden biri. İzmir Planlama Ajansı ve İzmir Teknoloji ve İnovasyon A.Ş. iş birliğiyle hazırladığımız Yapay Zeka Eylem Planı, kentin dijital dönüşümünü yönlendiren stratejik bir rehber niteliğinde. İzmir’in girişimcileri, gençleri, bilim insanları ve yatırımcıları burada bir araya gelecek. Kentimizin bilgi, teknoloji ve sürdürülebilirlik odaklı geleceğine ışık tutacak; yeni iş birliklerine ve ortak çözümlere zemin hazırlayacak İzmir’i yeniliğin, üretimin ve geleceğin başkenti yapma hedefimiz doğrultusunda, 19 Kasım’da Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezinde gerçekleşecek buluşmamıza tüm İzmirlileri davet ediyorum." diye konuştu. Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı Başkanı Hasan Küçükkurt, etkinliğin İzmir’e katkı sağlayacağını dile getirerek, kendilerinin de projeye destek olmak amacıyla yola çıktıklarını belirtti.
Uyku problemine karşı duyarsız  kalamadı,  Sivas’ın doğal taşları ile radyasyon savar yastık geliştirdi
07 Kasım 2025 Cuma - 11:39 Uyku problemine karşı duyarsız kalamadı, Sivas’ın doğal taşları ile radyasyon savar yastık geliştirdi Sivas’ta yaşayan Yıldıray Aluç, kentte bulunan doğal mineralleri ve bitkileri değerlendirerek elektromanyetik alanı soğuran özel bir yastık geliştirdi. Aluç’un geliştirdiği bu yastık, kullanıcıların daha kaliteli ve rahat bir uyku uyumasına yardımcı olmayı amaçlıyor. Sivas’ta yaşayan Jeoloji Mühendisi Yıldıray Aluç, doğada bulunan minerallerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini araştırırken dikkat çekici bir buluşa imza attı. Sivas’ta bol miktarda bulunan manyetik, barit ve grafit gibi mineralleri, aromatik bitkiler ve doğal koku-nem alıcı tabletlerle bir araya getirerek, elektromanyetik alanı soğuran bir yastık tasarladı. Aluç, bu malzemelerin bir araya getirilmesiyle gün içinde elektromanyetik alana maruz kalan kişilerin dinlenme sürecinde rahatlamasını amaçlıyor. Özellikle cep telefonları, modemler ve diğer elektronik cihazların oluşturduğu radyasyondan insanların daha az etkilenmesini hedefleyen Aluç, yastığın astar kısmına içerisine mineralleri koyduğu özel cepler dikiyor ve cep sayısını talebe göre değiştirilebiliyor. Yıldıray Aluç, deneme amaçlı bir cep telefonu yastığın içine yerleştirilip arandığında ‘aradığınız kişiye ulaşılamıyor’ uyarısı aldığını söyleyerek, "Bu sonuç, yastığın elektromanyetik alanı etkin şekilde engellediğini gösterdi. Yastığı kullananlar ise daha rahat uyuduklarını söylüyorlar" dedi. "İnsanlar uyuyamıyor" İnsanların hizmetine sunmak için böyle bir çalışma yaptıklarını belirten Yıldıray Aluç, "Sivas’ta bulunan bitki ve minareleri insanlar için nasıl kullanırız diye düşündüm. Daha sonra bu mineral ve bitkilerin elektromanyetik alan ve manyetik alan soğurucu özelliği olduğunu fark ettik. Bu sonuca ise yapılmış bilimsel çalışmalar ve kendi denemelerimiz ile anladık. Bunu da insanların hizmetine sunmak için böyle bir çalışma yaptık. İnsanlar, gün içerisinde çalışıyor ve akşam evlerine yorgun bir şekilde dönüyorlar. Gün içerisinde internet ağına, modemlerin ve cep telefonların elektromanyetik alanlarına maruz kalıyorlar. Eve geldikleri zaman uykuya dalamama problemleri oluyor. Uyduklarında ise uykularını alamıyorlar. Bizde bunların önüne geçmek için doğada bulunan minerallerin elektromanyetik alan ve manyetik alan özelliğinden faydalanarak bir yastık yaptık. Yastığın içerisine Sivas’ta bol bulunan manyetit ve barit bulunuyor. Elektromanyetik alanı soğurması içinde özel bir kumaş kullanıyoruz. Ama Sivas’ta bulunan bazı minareler bunu doğal olarak önleyebiliyor" dedi. "Elektromanyetik alandan etkilenmiyorsunuz" Yastığı kullananların rahat uyuduğunu söyleyen Aluç, "Yastığı yaparken ise önce astarımızı diktik. Astarın içerisine ise cepler diktik. Cep sayısı kişiye göre değişebilir. Ceplerin içerisini ise minareler ile doldurduk. İçerisine koku ve nemi alması için de bir ürün koyduk. Bu işlemleri yaptıktan sonra doğal radyasyon emici olan yünümüzde yastığın içerisine doldurduk. Denemek amaçlı telefonumuzu yastığın içerisine koyduk ve telefonla arama yaptığımızda ‘aradığınız kişiye ulaşılamıyor’ dedi. Ek olarak ise madenden yapılan kumaşı astara komple kaplıyoruz. Bu sayede elektromanyetik alandan etkilenmiyorsunuz. Çocuklar radyasyondan etkilenmesin diye beşiklerin üzerine de kullanılabilir. Radyasyona bağlı kalınarak çalışan bazı işlerde, kişiler buna uygun kıyafet dikilebilir. Yastığı kullananlar ise daha rahat uyuduklarını söylüyorlar" diye konuştu.
Bakan Yardımcısı Boyraz, gençlere milli hızlı treni böyle tanıttı
06 Kasım 2025 Perşembe - 18:12 Bakan Yardımcısı Boyraz, gençlere milli hızlı treni böyle tanıttı Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Osman Boyraz, Kocaeli Üniversitesi’nde gençlere saatte 225 kilometre hıza sahip Türkiye’nin ilk yerli ve milli hızlı treninin videosunu izletti. Boyraz, "Bunu görüp de duygulanmamak, etkilenmemek, heyecan duymamak mümkün değil" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Osman Boyraz, Kocaeli Üniversitesi’nde "UFEST Kocaeli Etkinlikleri" kapsamında düzenlenen "Türkiye Yüzyılında Ulaştırma Vizyonu" konulu söyleşide gençlerle bir araya geldi. Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, açılışta yaptığı konuşmada festivalin haberleşme ve bilişim teknolojilerini aynı çatı altında topladığını belirterek, "Bu festival gençlere ulaştırmanın dinamik ve yenilikçi yanını tanıtmakla kalmıyor, onları bu konuda aktif paydaşlar haline getiriyor" dedi. Boyraz, bakanlığın görev tanımındaki konular ve yürütülen projeler hakkında da gençleri bilgilendirdi. Konuşmasını slayt gösterimiyle destekleyen Boyraz, Kocaeli’deki kent içi ulaşıma ve raylı sistem projelerine değindi. "İkinci metro projesi 5-6 yıl içinde tamamlanacak" Kocaeli’de iki büyük projelerinin olduğunu ifade eden Boyraz, şu bilgileri verdi: "Biri Gebze-Darıca 15.4 kilometre, yüzde 90’ı bitti. İnşallah 2026’nın haziran ayında açılacak. İkincisinin iki ay önce temelini attık, 28 kilometre çift hat, 56 kilometrelik metro hattı yapıyoruz. Şu an için değeri 115 milyar liradır. Orayı da inşallah 5-6 yılda bitireceğiz." Boyraz, önemli demir yolu projelerine ilişkin de bilgi vererek, Marmaray ile günlük 700 bin yolcu taşındığını söyledi. "Bunu görüp de duygulanmamak, etkilenmemek, heyecan duymamak mümkün değil" Yerli ve milli raylı sistem araçları üretiminde gelinen son durumu da anlatan Bakan Yardımcısı Boyraz, Türkiye’nin ilk yerli ve milli hızlı treninin tanıtım videosunu gençlere izletti. Saatte 225 kilometre hıza sahip milli hızlı trenle ilgili Boyraz, "Bunu görüp de duygulanmamak, etkilenmemek, heyecan duymamak mümkün değil. Düşünceniz, inancınız ne olursa olsun bu ülkenin vatandaşıysanız işte eser ortada" dedi. "İnanmadığınız bir şeyin hikayesini yazamazsınız" Gençlik yıllarında gazete dağıtarak eğitimini tamamladığını anlatan Boyraz, "Her sabah 350 tane gazete dağıtıyordum. Babamın para gönderme şansı yoktu. Sivas’ta bir köyde doğdum büyüdüm. Azimle, mücadeleyle, gayretle her şeyi yaparsınız. İnanmadığınız bir şeyin hikayesini yazamazsınız. Başarmak için alın teri ve akıl teri dökmek zorundasınız" diye konuştu.
Batman’da siber güvenlik eğitimi başvuruları başladı
06 Kasım 2025 Perşembe - 16:40 Batman’da siber güvenlik eğitimi başvuruları başladı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Savunma Sanayii Başkanlığı iş birliğiyle Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda kalkınma ajansları tarafından, siber güvenlik uzmanı ihtiyacının karşılanması amacıyla "Siber Vatan Programı 2026 Dönemi" başvuruları başladı. Siber Vatan Programı Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi ve üniversiteler tarafından genç istihdamının sağlanması, teknoloji odaklı genç girişimlerin arttırılması ile siber güvenlik uzmanı ihtiyacının karşılanması amacıyla 2019 yılından beri uygulanıyor. Türkiye’nin siber savunma kapasitesini güçlendirmek ve gençlere fırsat eşitliği sunmak amacıyla, 2025 yılında 23 ilde uygulanan Siber Vatan Programı 2026 yılında yurt genelindeki 81 ilin tamamında uygulanacak. Program ajans bölgesinde 2025 yılında Batman’da başarıyla uygulandı. Siber Vatan Programı üniversite öğrencilerinin başvurularına açık olacak, katılacak öğrencilerin belirlenmesiyle çevrim içi eğitim ve uygulama süreciyle başlayacak. İlk adım olarak her bir il bazında öğrencilerin katılımıyla 30 gün süreyle çevrim içi interaktif eğitimler verilecek. Çevrim içi eğitim sonunda yapılacak CTF (Capture the Flag) sınavında başarılı olan 40 öğrenci yüz-yüze eğitime katılmaya hak kazanacak. Her ilde düzenlenecek beş günlük yüz yüze uygulamalı eğitimle, sızma testi ve web güvenliği alanlarında yetkinlik kazandırılacak. Yüz yüze eğitimlerin ardından öğrencilere Siber Vatan Öğrenci Yönetim Sistemi (ÖYS) üzerinden çevrim içi eğitim verilerek uygulama becerileri geliştirilecek. Eğitimlerin sonunda yapılacak sınavlarla ülke genelindeki 26 kalkınma ajansı bölgesinde en başarılı beş öğrenci seçilerek o bölgenin Siber Vatan Takımı oluşturulacak. Bölgelerinde birinci olan 26 takım Ankara’da gerçekleştirilecek Ulusal Siber Vatan CTF Yarışmasında birbirleriyle yarışacak. Türkiye geneli 81 ilden seçilerek başarılı bulunan 26 kalkınma ajansı bölge birincisi takımlarda bulunan gençlerin staj ve istihdam süreçleri kalkınma ajansları ve Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda yürütülecek. Siber Vatan Programına 15 Kasım 2025 tarihine kadar internet üzerinden başvuru yapılabilecek.
İş Bankası’ndan müşteri deneyimini odağına alan konferans: İş CX Türkiye
06 Kasım 2025 Perşembe - 15:14 İş Bankası’ndan müşteri deneyimini odağına alan konferans: İş CX Türkiye Türkiye İş Bankası’nın düzenlediği müşteri deneyiminin geleceğini yapay zekâ, davranış bilimi ve veri analitiği perspektifinden ele alan İş CX Türkiye Konferansı iş dünyası, akademi, teknoloji dünyasından paydaşları bir araya getirdi. İş Bankası’nın düzenlediği müşteri deneyiminin geleceğini yapay zekâ, davranış bilimi ve veri analitiği perspektifinden ele alan İş CX Türkiye Konferansı iş dünyası, akademi, teknoloji dünyasından paydaşları bir araya getirdi. Kurumsal kültürün, iş zekâsının ve sürdürülebilir başarının merkezinde yer alan müşteri deneyimi teknoloji ve özellikle yapay zekâ alanındaki gelişmelerle köklü bir şekilde değişirken, müşteri odaklı dönüşümde teknoloji kullanımı kadar insana dair içgörüler de önemli rol oynuyor. "Beklentiyi değiştirmek için müşterinizle beraber duygusal bir hikaye yazabilmeniz gerekiyor" Banka tarafından müşteri deneyiminin geleceğini ele almak üzere düzenlenen İş CX Türkiye Konferansı’nın açılışında konuşan İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankacılık işlemlerinin yapay zekâyla birleştiği günümüzde müşterilere hız, kolaylık ve güvene dayalı olarak sunulan ürün ve hizmetlerin müşteri deneyiminin temel katmanını oluşturduğunu, ancak bunun yeterli olmadığını söyledi. Asıl farkın müşteri beklentilerinin aşılması durumunda ortaya konulabileceğine dikkat çeken Aran, şöyle devam etti: "Beklenen şeyi yapmak ödeviniz ve göreviniz. Her kurum zaten bunu yapıyor ve bu şekilde bir fark oluştulmuyor. Beklentiyi değiştirmek için sadece finansla sınırlı olmadan, müşterinizin hayatta bıraktığı tüm ayak izlerini değerlendirmeniz; veriden değer oluşturup, o veriyi anlayıp müşterinizle beraber duygusal bir hikâye yazabilmeniz ve müşterinizin hayatında çok daha yakın bir rol üstlenebilmeniz gerekiyor. Bunun için veriyi doğru bir şekilde okuyabilmek, doğru analiz edebilmek ve müşterinize kendisini özel hissettirirken aynı zamanda arka planda teknolojinin tüm imkanlarından yararlanıp bankacılık hizmetlerini en iyi şekilde sunabilmek önemli. " "Çalışan deneyiminin müşteri deneyiminin ayrılmaz bir parçası olduğuna inanıyoruz" Bugün yapay zekânın geldiği noktada fark oluşturan kurumların müşteri deneyimini içselleştirerek uzun dönemli kurum kültürünün bir parçası haline getirenler olduğunun altını çizen Aran, "Eğer çalışan deneyimi, müşteri deneyimi konusunda teknolojiyi doğru, sürdürülebilir bir şekilde konumlandırabilirseniz ve stratejinizin bir parçası haline getirebilirseniz o zaman müşteri deneyiminde de farklılaşabilirsiniz. Bankamızın net tavsiye skorunda geldiği seviyenin, bu yöndeki adımları doğru zamanda doğru biçimde içselleştirilerek ve kurum kültürüne entegre ederek yapmasının sonucu olduğuna inanıyorum" diye konuştu. "Müşteri eskiden büyük bir haritada küçük bir noktaydı, şimdi çerçevenin tam ortasında" Tüketici davranışları konusunda çalışmalarıyla tanınan yazar Ken Hughes ise hızla değişen bir dünyada müşterilerini iyi anlayamayan markaların geride kalacağına işaret ederek, "İnsanlar kolaylık istiyor çünkü şu anda tek kaydırmayla her işin halledilebildiği bir dünyadayız. Müşteriler de bir uygulamayla, bir tıklamayla istediklerini almaya alışkınlar. Önlerine başka bir şey çıkartırsanız o yolu yürümeyeceklerdir. Müşteriler su gibidir. En kolay yolu bulurlar ve oradan giderler" dedi. İnsanları hayatta en mutlu eden şeyin sevdikleri insanlarla, ailesiyle, dostlarıyla kurdukları bağlantılar olduğuna dikkat çeken Hughes, "Dolayısıyla müşteriyle bağlantı kurabilmek her şeydir. Eskiden bizler büyük bir haritanın içinde küçük birer noktaydık. Şimdi ise her müşterinin haritada yeri belli ve çerçevenin tam ortasında. Ben bunu blue dot müşteriler olarak tanımlıyorum. Bir adım sola attıklarında bütün dünya onlarla birlikte sola gidiyor. Bu yüzden mesele artık ürün ya da hizmet değil, müşterinin kendisi. Onlar sürecin sonundaki bir nokta değil, sürecin tam ortasında" diye konuştu. "Yapay zekâyla yapmanız gereken şey müşteriyle derin bağlantıyı sağlamlaştırmak" Hughes, günümüzde müşterilerdeki hiper kişiselleştirme beklentisinin yapay zekâ ile karşılanabileceğini belirterek, her şeyi değiştiren bir sıçrayış oluşturan yapay zekânın geçmişte matbaanın icadı, sanayileşme, bilgisayarın ortaya çıkışı gibi iş tanımlarını tamamen değiştireceğini söyledi. Markalar için işlemsel bir modelden ilişkisel bir modele geçmenin önemine vurgu yapan Ken Hughes, şöyle konuştu: "Müşterinin yaşam boyu değerini gözetmek gerek. Bağlantı, insanlar kendilerini görülmüş, duyulmuş ve değer verilmiş hissettiklerinde ortaya çıkan bir şeydir. Veriyle, yapay zekâyla, teknolojiyle yapmamız gereken şey müşteriyle derin bağlantıyı sağlamlaştırmak. Müşteriniz her şeyin merkezinde olsun. Beklentilerinin ötesine gidin. Yapay zekâ ve veri onları iyi hissettirmek ve iyi bir ilişki kurmak için orada. Bunları yaparsanız bağlantıyı artırırsınız." Veriden davranışa: Yapay zekâ ile deneyimi dönüştürmek İş Bankası Müşteri İlişkileri Bölüm Müdürü Seçil Ünlüsoy Taşarkan, Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Cavit Yantaç, Artiwise Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Tanel Temel’in yer aldığı, Webrazzi Kurucu ve CEO’su Arda Kutsal moderatörlüğünde gerçekleşen "Veriden Davranışa: Yapay Zekâ ile Dönüşmek" adlı panelde müşteri deneyiminin yapay zekâ destekli duygu analizinden çok kanallı satışa uzanan yeni dinamikleri ele alındı. Üretken yapay zekânın müşteri yolculuğunu nasıl tasarladığı, geliştirdiği ve kurumların içgörülerden aksiyona geçmeye ne kadar hazır oldukları üzerine değerlendirmelerde bulunulan panelde verilerin gitgide çoğaldığı ve duygularla iç içe geçtiği yeni dönemde, sürdürülebilir müşteri deneyiminin ancak insanı merkeze alan ve duygulara hitap eden bir yaklaşımla ortaya çıkabileceğinin altı çizildi. İnsan karar vermez, tepki verir: CX’e davranışsal bak Future Bright kurucu ortağı Akan Abdula ise ‘İnsan Karar Vermez, Tepki Verir: CX’e Davranışsal Bakış’ başlıklı sunumunda müşteri deneyimini davranışsal ekonomi ve davranış mimarisi perspektifiyle ele aldı. İnsanların sezgisel ve duygusal tepkilerle hareket ettiğini belirten Abdula, insan davranışlarını anlamanın müşteri deneyimi yönetiminde de temel belirleyici olduğunu vurgulayarak, duyguları doğru yorumlayan markaların başarılı olabileceğini söyledi. Marka deneyimi ve müşteri deneyimi Konferansın ‘Marka Deneyimi ve Müşteri Deneyimi’ başlıklı son paneli, kapsamlı araştırmaları sonrasında her yıl ‘Türkiye’de Müşteri Deneyimi Raporu’nu yayımlayan KPMG Türkiye’nin Şirket Ortağı, İnovasyon ve Teknoloji Lideri Gökhan Mataracı moderatörlüğünde gerçekleşti. Raporda ilk 10’a giren firmalardan Anadolu Sigorta’nın Pazarlama ve Dijital Sigortacılık Koordinatörü Aydın Bozdemir, Arçelik Türkiye’nin Müşteri Deneyimi Tasarımı ve Analitiği Direktörü Melis Sencer, Şişecam’ın Perakende Direktörü Esra Tokel, Türk Hava Yolları’nın Müşteri Deneyimi Başkan Yardımcısı Mustafa Mücahitoğlu müşterilerine sundukları iyi deneyim uygulamalarını paylaştı. Oturumda müşteri odaklılık için çalışanlara yatırım yapmanın, fiziksel ve dijital deneyimlerin doğru şekilde bir araya getirilmesinin, karmaşık süreçleri sadeleştirmenin ve müşteri deneyimini sürdürülebilirlikle ele almanın önemi ele alındı. İşgörü platformu da tanıtıldı Etkinlikte İş Bankası’nın müşteri deneyimine yönelik üretken yapay zekâ destekli analiz ve içgörü platformu ‘İşgörü’ de tanıtıldı. Tüm İş Bankası çalışanlarının hizmetine sunulan İşgörü platformu, bütün temas noktalarında müşterilerden gelen yazılı ve sözlü geri bildirimleri doğal dil işleme teknikleriyle eş zamanlı analiz ederek anlamlı içgörülere dönüştürüyor. Artiwise iş birliğiyle geliştirilen İşgörü müşteri ihtiyaçları, beklentileri, duyguları, eğilimleri ve önceliklerini tespit ederek müşteriyi merkeze alma bakış açısını somutlaştırıyor. Hizmet iyileştirme süreçlerinde müşteri ile birlikte tasarlamayı gerçek kılıyor.
MSKÜ, ÜNİDES 2025’te 8 projesiyle destek almaya hak kazandı
06 Kasım 2025 Perşembe - 14:33 MSKÜ, ÜNİDES 2025’te 8 projesiyle destek almaya hak kazandı MSKÜ’nün 8 topluluk projesi, ÜNİDES 2025 kapsamında açıklanan 5.dönem başvuru sonuçlarına göre hibe almaya hak kazandı. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı (ÜNİDES) kapsamında 2025 5.dönem başvuru sonuçları açıklandı. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinden (MSKÜ) 8 topluluk projesi, destek almaya hak kazanan projeler arasında yer aldı. Bu kapsamda Bölgesel Analiz Topluluğunun "Genç Diplomatlar Atölyesi" projesi, Yönetim ve Organizasyon Topluluğunun "Köy Okulları Yardım" projesi, Metalurji ve Malzeme Topluluğunun "MMT Talkk’s+Teknik Gezi" projesi, IEEE MSKÜ Öğrenci Topluluğunun "CS Peak" projesi, Modelleme ve Simülasyon Topluluğunun "Geleceğin Sürdürülebilir Binaları: ISO 50001Temelli Dijital Enerji Yönetimi Atölyesi" projesi, Turist Rehberleri Topluluğunun (TURET) "Geçmişin İzinde, Doğanın Sesinde: Pisidia’da Turist Rehberleri Adaylarıyla Eko-Kültür Yolculuğu" projesi ve Kültürel Miras Topluluğunun "Dünden Yarına Kültürel Miras" projesi yerel projeler kapsamında desteklenecek. Ziraat Topluluğunun ise "Bölgesel Tarım Gençlik Buluşması" projesi de ulusal projeler kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Gençlerin kişisel ve sosyal gelişimine katkıda bulunulması, gençlik merkezlerine bağlı olarak hizmet veren genç ofislerin üniversite öğrenci kulüpleriyle etkileşimlerinin artırılması ve gençlerin gelişimine yönelik projelerin desteklenmesi amacıyla uygulanan bu programda, MSKÜ, ürettiği projeler ile fark oluşturmaya devam ediyor.
Türkiye Siber Vatan Programı 2026 dönemi tüm ülkede uygulanıyor
06 Kasım 2025 Perşembe - 14:21 Türkiye Siber Vatan Programı 2026 dönemi tüm ülkede uygulanıyor Türkiye’de son yıllarda dijital teknolojiler alanında beşeri sermayenin güçlendirilmesine yönelik çalışmalarla yeni yetenekler ve girişimler ortaya çıkmaya başlamıştır. Temeli nitelikli insan kaynağına dayalı bu alanda özelleştirilmiş eğitim faaliyetleri büyük bir etki oluşturmakta ve özellikle gençlerin bu alanlara yönlenmesine aracılık etmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Savunma Sanayii Başkanlığı iş birliğinde Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda kalkınma ajansları, Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi ve üniversiteler tarafından ülkemizin siber güvenlik uzmanı ihtiyacının karşılanması, genç istihdamının ve teknoloji odaklı genç girişimlerin arttırılması amacıyla 2019 yılından itibaren Siber Vatan Programı uygulanmaktadır. Gençlerin potansiyelini açığa çıkaran ve onları Türkiye’nin dijital geleceğinin aktörleri haline getiren Siber Vatan Programı, Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü’nün yerel kalkınma hamlesi misyonunu doğrudan tamamlayan stratejik bir girişim niteliği taşımaktadır. Siber Vatan Programını diğer benzer eğitim faaliyetlerinden ayıran en önemli nokta çok taraflı ve sistematik işbirlikleri ile uçtan uca koordine edilmiş bileşenler kapsamında kapasite inşa edilmesidir. Siber Vatan Programı kapsamında özellikle üniversite öğrencilerine siber güvenlik alanında derinlemesine teknik eğitimler verilmekte, takımlar halinde görev ve uygulamalar yapılmakta, ulusal ve uluslararası yarışmalara katılım sağlanmakta ve teknoloji odaklı girişim geliştirme çalışmaları yapılmaktadır. 2019 yılından itibaren uygulanan program kapsamında bugüne kadar ulusal ve uluslararası birçok siber güvenlik yarışmasında önemli başarılar elde edilmiş, yaklaşık 380 öğrencinin istihdamına katkı sağlanmış ve 8 genç girişim ortaya çıkmıştır. Türkiye’nin siber savunma kapasitesini güçlendirmek ve gençlere fırsat eşitliği sunmak amacıyla, Siber Vatan Programı 2026 yılında Türkiye’nin 81 ilinde aynı anda uygulanacaktır. Siber Vatan Programı üniversite öğrencilerinin başvurularına açık olacak ve program 81 ilden katılacak öğrencilerin belirlenmesiyle çevrim içi eğitim ve uygulama süreciyle başlayacaktır. İlk adım olarak her bir il bazında öğrencilerin katılımıyla 30 gün süreyle çevrim içi interaktif eğitimler verilecektir. Çevrim içi eğitim sonunda yapılacak çevrimi CTF sınavında başarılı olan 40 öğrenci yüz-yüze eğitimlere katılmaya hak kazanacaktır. Her ilde düzenlenecek 5-7 günlük yüz yüze uygulamalı eğitimlerle sızma testi ve web güvenliği alanlarında yetkinlik kazandırılacaktır. Yüz-yüze eğitimlerin ardından öğrencilere Siber Vatan Öğrenci Yönetim Sistemi üzerinden çevrim içi eğitim verilerek uygulama becerileri geliştirilecektir. Eğitimlerin sonunda gerçekleştirilecek sınavlarla, her kalkınma ajansı bölgesinde en başarılı 5 öğrenci seçilerek o bölgenin Siber Vatan Takımı oluşturulacaktır. Bölgelerinde birinci olan 26 takım Ankara’da gerçekleştirilecek ulusal Siber Vatan CTF Yarışmasında birinci olmak için yarışacaklardır. Öncelikle 26 bölge birincisi takım üyeleri olmak üzere 81 ilde başarılı olan gençlerin staj ve istihdam süreçleri kalkınma ajansları ve Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda yürütülecektir. Serhat Kalkınma Ajansı koordinasyonunda Ağrı İbrahim Çeçen üniversitesi, Ardahan Üniversitesi, Iğdır Üniversitesi ve Kafkas Üniversitesi iş birliğiyle Bölgemizde yürütülecek olan Siber Vatan Programı’na 15 Kasım 2025 tarihine kadar sibervatan.org.tr internet sitesi üzerinden başvuru yapılabilecektir.
Şırnak’ta siber güvenlik eğitimi başvuruları başladı
06 Kasım 2025 Perşembe - 13:54 Şırnak’ta siber güvenlik eğitimi başvuruları başladı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Savunma Sanayii Başkanlığı iş birliğinde, Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen "Siber Vatan Programı 2026 Dönemi" başvuruları başladı. Türkiye’nin siber güvenlik uzmanı ihtiyacının karşılanması, genç istihdamının artırılması ve teknoloji odaklı girişimlerin desteklenmesi amacıyla 2019 yılından bu yana yürütülen program, 2026 döneminde Türkiye genelinde 81 ilde uygulanacak. Program, geçtiğimiz yıl TRC3 Bölgesinde Batman’da başarıyla hayata geçirilmişti. Siber güvenlik alanında farkındalık oluşturmayı ve gençlere fırsat eşitliği sağlamayı amaçlayan program, bu yıl Şırnak’ta da hayata geçiriliyor. Üniversite öğrencilerinin katılımına açık olacak program kapsamında ilk olarak 30 gün sürecek çevrim içi interaktif eğitimler verilecek. Eğitim sürecinin sonunda yapılacak CTF (Capture The Flag) sınavında başarılı olan 40 öğrenci, beş gün sürecek yüz yüze uygulamalı eğitime katılma hakkı kazanacak. Bu eğitimlerde katılımcılara sızma testi ve web güvenliği konularında uygulamalı bilgi ve beceriler kazandırılacak. Eğitimlerin ardından yapılacak değerlendirmeler sonucunda, ülke genelinde 26 kalkınma ajansı bölgesinde en başarılı beş öğrenci seçilerek "Siber Vatan Takımı" oluşturulacak. Bölge birincileri, Ankara’da düzenlenecek Ulusal Siber Vatan CTF Yarışmasında Türkiye birinciliği için yarışacak. Program sonunda başarılı olan öğrencilerin staj ve istihdam süreçleri, Kalkınma Ajansları ve Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda yürütülecek. Siber güvenlik alanında kendini geliştirmek isteyen üniversite öğrencileri, 15 Kasım 2025 tarihine kadar internet üzerinden başvuru yapabilecek.
Mardin’de siber güvenlik eğitimi başvuruları başladı
06 Kasım 2025 Perşembe - 13:48 Mardin’de siber güvenlik eğitimi başvuruları başladı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Savunma Sanayii Başkanlığı iş birliğiyle, Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen "Siber Vatan Programı 2026" başvuruları başladı. Program, Türkiye’nin siber güvenlik uzmanı ihtiyacını karşılamak ve gençlere bu alanda istihdam fırsatı sunmak amacıyla gerçekleştiriliyor. 2019 yılından bu yana uygulanan Siber Vatan Programı, gençlerin teknoloji odaklı girişimlerini desteklemeyi ve nitelikli insan kaynağı yetiştirmeyi hedefliyor. 2025 yılında 23 ilde yürütülen program, 2026 döneminde Türkiye’nin tüm illerinde hayata geçirilecek. Program, geçtiğimiz yıl ajans bölgesinde Batman’da başarıyla tamamlandı. Başvurular üniversite öğrencilerine açık olacak. Süreç, çevrim içi eğitim ve uygulama programı ile başlayacak. İlk aşamada, her ilde 30 gün boyunca çevrim içi interaktif eğitimler düzenlenecek. Eğitimlerin sonunda yapılacak CTF (Capture the Flag) sınavında başarılı olan 40 öğrenci yüz yüze eğitim hakkı elde edecek. Beş gün sürecek yüz yüze eğitimlerde öğrencilerin sızma testi ve web güvenliği alanlarında yetkinlik kazanması hedefleniyor. Bu aşamanın ardından öğrenciler, Siber Vatan Öğrenci Yönetim Sistemi üzerinden destekleyici çevrim içi eğitimlere devam edecek. Program finalinde yapılacak sınavlarla, Türkiye genelindeki 26 kalkınma ajansı bölgesinde en başarılı beş öğrenci seçilerek "Siber Vatan Takımları" oluşturulacak. Bölge birincisi 26 takım, Ankara’da düzenlenecek Ulusal Siber Vatan CTF yarışmasında mücadele edecek. Program kapsamında başarılı öğrencilerin staj ve istihdam süreçleri, kalkınma ajansları ve Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda yürütülecek. Siber Vatan Programı başvuruları, 15 Kasım 2025 tarihine kadar internet sitesi üzerinden yapılabilecek.
CW Enerji HIT-30 Desteğiyle Güneş Hücresi Teknolojisinde Türkiye’yi dünya sahnesine taşıdı
06 Kasım 2025 Perşembe - 12:20 CW Enerji HIT-30 Desteğiyle Güneş Hücresi Teknolojisinde Türkiye’yi dünya sahnesine taşıdı CW Enerji iştiraki CW SolarCell’in geliştirdiği TOPCon High Effiency güneş hücresiyle uluslararası arenada dikkat çeken bir başarı elde etti. Firmanın geliştirdiği güneş hücresi, dünyanın en prestijli fotovoltaik laboratuvarlarından biri olan Fraunhofer ISE tarafından test edilerek yüzde 25,03 verimlilik onayı alma başarısı gösterdi. Testler, IEC 60904 standartlarına uygun olarak, AAA sınıfı solar simülatör ve EA & ILAC uluslararası akreditasyon sistemleri çerçevesinde gerçekleştirildi. Elde edilen bu sonuç, Türkiye’nin güneş enerjisi teknolojilerinde ulaştığı seviyeyi tescillerken, CW Enerji’yi dünya ligine taşıyan önemli bir kilometre taşı oldu. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, bu başarının Türkiye’nin güneş teknolojilerinde geldiği noktayı tüm dünyaya gösterdiğini söyledi. Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen Yüksek Teknoloji Yatırım Programı (HIT-30) kapsamında aldıkları destekle hayata geçirdikleri güneş hücresi üretim tesislerinin Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük tesisi konumunda bulunduğunu belirten Sarvan, "Hücre yatırımımızı aldığımız destekle hızlı bir şekilde devreye almamızın ardından Fraunhofer ISE test sonuçlarına göre %25 üzeri verimliliğe çıkarak Türkiye’yi dünya yarışına soktuk. Bu başarıda yerli üretimi ve teknolojik gelişimi teşvik eden HIT-30 programının büyük katkısı bulunuyor. Sağlanan bu destek yalnızca tesisin hayata geçmesini hızlandırmakla kalmadı, aynı zamanda ülkemizin yenilenebilir enerji alanındaki rekabet gücünü de önemli ölçüde artırdı. Bu sonuç, Cumhurbaşkanlığımızın yüksek teknolojiye dayalı üretim vizyonunun ne kadar güçlü ve yerinde bir strateji olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yürütülen bu vizyoner yaklaşım, Türkiye’nin sadece enerji alanında değil, teknoloji ve sanayi yatırımlarında da dünya sahnesinde söz sahibi bir ülke olmasının önünü açıyor. Bizler de CW Enerji olarak, bu vizyon doğrultusunda üretim gücümüzü artırarak ülkemizin hedeflerine katkı sağlamaktan büyük onur duyuyoruz" dedi. Türkiye’yi güneş hücresi teknolojilerinde resmi olarak dünya ligine taşıdık Sarvan, çalışmalarıyla Türkiye’nin enerji teknolojilerinde küresel ölçekte söz sahibi olmasını hedeflediklerini vurgulayarak, " Fraunhofer testlerindeki onay çabalarımızın uluslararası alanda da karşılık bulduğunun bir kanıtı. Bu başarı, Türkiye’nin yerli mühendislik gücüyle dünya standartlarında ürünler geliştirebileceğini gösteriyor. Bu sonuç ile Türkiye’yi güneş hücresi teknolojilerinde resmi olarak dünya ligine taşıdık. Amacımız ülkemizin enerji alanındaki rekabet gücünü kalıcı şekilde artırmak" diye konuştu. AR-GE çalışmaları kapsamında geliştirilen yeni nesil yüksek verimli güneş hücrelerinde yüzde 25’in üzerinde verim seviyesine ulaştıkları için mutlu ve gururlu olduklarını belirten Sarvan, bu hücreleri önümüzdeki günlerde tekrar Fraunhofer ISE’ye göndererek uluslararası sertifikasyon sürecinin başlatılacağını kaydetti.
Uzmanı açıkladı: "Dijital diyet hayat kalitesinin artırıyor"
06 Kasım 2025 Perşembe - 11:26 Uzmanı açıkladı: "Dijital diyet hayat kalitesinin artırıyor" Dijitalleşmenin hızla arttığı günümüzde bireylerin dijital dünyayla olan ilişkilerini kontrol altına almaları gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tuncay Dilci, dijital diyetin teknoloji kullanımını sınırlayarak dikkat dağınıklığı, uyku bozukluğu ve sosyal ilişki problemlerine karşı koruma sağladığını vurguladı. Günümüzde teknolojinin hayatın her alanına girmesiyle birlikte dijital bağımlılık oranı da giderek artıyor. Sosyal medya, akıllı telefon ve dijital oyunlara aşırı maruz kalmanın bireylerde dikkat dağınıklığı, odaklanma bozukluğu, uyku sorunları ve sosyal ilişkilerde kopukluk gibi problemlere yol açabiliyor. Özellikle yatak odasında telefon ve tablet bulundurmak, melatonin hormonunun yeterince salgılanamamasına neden olarak uyku kalitesini düşürüyor. Ayrıca sürekli bildirimlere maruz kalmak, kişilerin sabırsızlık, acelecilik ve dürtüsel davranışlar sergilemesine yol açabiliyor. Bu durum da dijital farkındalığın önemini daha da artırıyor. Bu sorunların önüne geçebilmek için önerilen ‘dijital diyet’, bireyin dijital temasını sınırlı, bilinçli ve amaçlı bir şekilde yönetmesini sağlayan bir yöntem olarak öne çıkıyor. Dijital diyet ise bireylerin gün içerisinde ne kadar süreyle, hangi amaçla ve kimlerle dijital etkileşimde bulunduğunu fark etmesini hedefliyor. Bu süreç, dijital araçların gereksiz kullanımını azaltarak daha dengeli ve sağlıklı bir yaşam alışkanlığı kazandırmayı amaçlıyor. Bilimsel araştırmalar, dijital diyet uygulayan bireylerde farkındalık seviyesinin yüzde 30 ila 35 oranında arttığını ve buna bağlı olarak yaşam kalitesinin yükseldiğini gösteriyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Dijital Yaşam Enstitüsü Başkanı ve Dijital Bağımlılıkla Mücadele Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Tuncay Dilci, dijital diyetin üç aşaması olduğunu ve ilk olarak haftalık farkındalık çalışması yapılması gerektiğini söyleyerek, dijital yaşam risk haritasının çıkarılması gerektiğini söyledi. "Çeki düzen gerekiyor" Zayıflamak için beslenme ve doğru ilaç kullanımı gibi etkenlere dikkat edildiğini ve dijital nesnenin verebileceği zararlara karşı da diyet yapılması gerektiğini söyleyen Tuncay Dilci, "Yoğun bir dijitalizm çağı içerisindeyiz ve hiç beklemediğimiz yeni bir yaşam dönüşümüyle dijital sosyalizme giden bir boyutun içerisindeyiz. Bu noktada dijital diyet; bireyin yaşamını kontrol altına alabilmek adına dijital temas alışkanlıklarını kontrollü, amaçlı ve bilinçli bir şekilde hareket etmesini sağlayan süreçtir. Bu anlamda sınırlı ve sorumlu davranabilen bir takım uygulama silsilelerini ifade etmektedir. Bir nevi halk arasındaki perhiz yapma gibidir. Nasıl ki zayıflamak veya sağlık için doğru beslenme ve doğru ilaç kullanımı gibi alışkanlıklarımızı kontrol altına almak zorundaysak, aynı şekilde dijital nesnenin verebileceği zararlara karşı kendi yaşamımızı minimalize etmek ve bu minimum uygulamalar içerisinde her türlü temas alışkanlıklarımıza çeki düzen vermek gerekir. Dijital diyetin amacı; dikkat dağınıklığı ve odaklanma problemi gibi sorunlara karşı daha farkında hareket etmek. Bunun dışında sosyal ilişkilerimizi sabote ettiği için bu konuda yine bir farkındalık oluşturmak. En önemlisi de uyku. Özellikle dijital nesnelerin zorunlu kullanımı ve yatak odasında kalmasından dolayı melatonin hormonunun yeterince üretilememesinden kaynaklı sağlıksız bir durumla karşı karşıyayız. Yine zihinsel yorgunluğun ortaya koymuş olduğu bir takım odaklanma problemleri, ilişki, iletişim sorunlarından bahsedebiliriz. Zorunlu dijital nesne kullanımından kaynaklı en büyük sorunlardan bir tanesi de sabırsızlık, acelecilik ve dürtü bozukluğu ile karşı karşıyayız. Dolayısıyla insanların bu hal ve hareketlerine çeki düzen vermesi gerekiyor" dedi. "Farkındalık çalışmaları gerekiyor" Kişi sorun yaşıyorsa profesyonel destek alınması gerektiğini belirten Dilci, "Dijital diyetin üç aşaması var. İlk olarak yapmamız gereken şey haftalık farkındalık çalışması. Bir hafta boyunca nelerle temas halindeyiz, hangi amaçla giriyoruz, ne kadar düzeyde giriyoruz ve kimlerle muhatap oluyoruz? Bunların süresiyle birlikte dijital yaşam risk haritamızı çıkarmamız gerekiyor. İkinci aşama ise sınırlama evresi. Gereksiz ve amaçsız 5 saatin üzerinde temas halindeysek gerçekten ciddi bir dijital yaşam sorunumuz var demektir. Üçüncüsü ise sessiz moda almak. Dijital nesnenin herhangi bir şekilde uyarıcı niteliği olan imge, simge, ses ve mesajları sessize alarak biz istediğimiz zaman bakabileceğimiz moda getirmek. Yani farkındalıktan kurtuluşa doğru evirilen yeni bir yaşam biçimine dönük süreçleri başlatmamız ve bunun bir yaşam kültürü haline gelmesi. Bu konuda başa çıkma sorunu veya dijital diyet dediğimiz uygulamaları aşamalı bir şekilde gerçekleştirmekte sorun yaşıyorsak profesyonel bir destek almak gerekir" diye konuştu. "Yaşam kalitesi artacaktır" Dijital diyetle yaşam kalitesinin arttığını ifade eden Dilci, "Bu konuda yapılan birçok çalışma var. Dijital diyetle ilgili yapılan çalışmalarda yüzde 30 ila yüzde 35 arasında kişinin farkındalığı arttığı ve bu farkındalığa bağlı olarak da yaşam kalitesinin arttığı görülmüştür. Daha mutlu, nezih bir yaşam sürdüğü ve dijital nesneleri de daha sağlıklı ve kontrollü kullanma becerisinin arttığı yönünde sonuçlar bilimsel ve deneysel çalışmalara yansımıştır" şeklinde konuştu.
DTS Tasarım Merkezi yapay zeka destekli tekstil tasarımında Türkiye’nin ön saflarında
06 Kasım 2025 Perşembe - 10:08 DTS Tasarım Merkezi yapay zeka destekli tekstil tasarımında Türkiye’nin ön saflarında Türkiye çapında ihtisaslaşan ilk üniversitelerden biri olan Uşak Üniversitesi’nde kurulan Deri, Tekstil ve Seramik Tasarım Uygulama ve Araştırma Merkezi (DTS Tasarım Merkezi), ürettiği 3 boyutlu (3D tasarım) tasarımlarla da rakiplerinin önüne geçiyor. Uşak Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren DTS Tasarım Merkezi, Türkiye’de dijital tekstil ve yapay zeka tabanlı tasarım alanında öncü projelere imza atıyor. Gelişen teknolojilerle birlikte tekstil sektöründe dönüşüm başlatan merkez, dijitalleşmeyi sadece bir araç değil, üretim süreçlerinin temel unsuru haline getirdi. Yaklaşık 6 yıldır Uşak’ta faaliyetlerini sürdüren merkez, özellikle CLO3D giysi simülasyonları konusunda Türkiye’nin en deneyimli ekiplerinden birine sahip. 2009 yılından beri bu yazılımı profesyonel düzeyde kullanan uzman kadro, fiziksel numune üretimi olmadan sanal ortamda 360 derece gerçekçi kıyafet tasarımları yaparak sektörde fark gösteriyor. Türkiye’nin önde gelen kurumları için tasarımlar hazırladıklarının altını çizen Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Savaş, DTS Tasarım Merkezinin 3 boyutlu tasarım çalışmaları ile ilgili şunları kaydetti: "DTS Tasarım Merkezimiz, özellikle Sağlık Bakanlığı 112 Acil Servis Kıyafetleri Projesi, PTT, Orman Genel Müdürlüğü, UMKE ve AB RescUE Sahra Hastaneleri gibi önemli kurumların kıyafetlerini dijital ortamda başarıyla tasarladı. CLO3D ile geliştirilen 3D sanal numuneler sayesinde üretim öncesi revizyonlar uzaktan yapılabildi, zamandan ve maliyetten ciddi tasarruf sağlandı. Ayrıca bu tasarımlar için insan kullanımına gerek kalmadı. Yaşlı, hasta ya da çocuklarının kullanılmasına gerek olmadan tasarlanan ürünler 3 boyutlu üretilen mankenlerle sunuldu." dedi. Geleneksel olarak günler süren tasarımların 3D tasarım sayesinde artık dakikalar içinde tamamlanabildiğini belirten Rektör Savaş, "Merkez, bu teknolojiyi sadece tekstil değil, endüstriyel tasarım ve otomotiv sektörü gibi farklı alanlarda da aktif şekilde kullanıyor. Bugüne kadar, Baby Cosy, MTN Trade, Cozzy Wolf, Columbus gibi uluslararası markaların ürünlerinin dijitalleştirilmesi ve yapay zeka destekli tasarımları geliştirildi. DTS Tasarım Merkezi’nin dijital kütüphanesinde bugüne dek 20 bin - 30 bin arasında görsel üretildi. Tüm bu çalışmalar; dijital dönüşüm, verimlilik ve kalite artışına somut katkılar sağladı." dedi. DTS Tasarım Merkezinin, yalnızca ürün geliştirme değil, aynı zamanda sektöre yönelik eğitim faaliyetleri de yürüttüğünü belirten Prof. Dr. Ekrem Savaş, "DTS Tasarım Merkezindeki uzmanlarımız tarafından Türkiye’nin önde gelen tekstil firmalarına yapay zeka destekli kalıp ve tasarım eğitimleri de veriliyor. Ayrıca çeşitli firmalar için demo projeler hazırlanıyor." diye konuştu. DTS Tasarım Merkezinde görev yapan Öğr. Gör. Fatih Aytekin konuyla ilgili verdiği bilgide yapay zekanın sosyal medyada yaygın olarak görülen yüzeysel kullanımlarının aksine; mühendislik temelli, üretim süreçlerine entegre ve verimlilik odaklı kullanımına dikkat çekti. Uşak Üniversitesi DTS Tasarım Merkezinin teknolojiyi bilimsel bir zeminde, ölçülebilir ve sürdürülebilir çıktılarla birleştirerek kullanmaya devam ettiğinin altını çizen Aytekin ‘‘DTS Tasarım Merkezi, dijitalleşme ve yapay zeka entegrasyonu konusundaki çalışmalarıyla Türkiye’nin tekstil ve moda sektöründe global rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Kamu kurumları ve özel sektörle yürütülen projeler sayesinde hem ulusal hem uluslararası alanda katma değer üretiliyor.’’ dedi.